AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3097 Okunma
FELAK SURESİ MEALİ

 

113 – FELAK SURESİ

 

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

Kavl : Birlikte bir iş yapan kimselere, belli bir sesle kumanda eden kimsenin adından gelişmiş bir kelimedir. Bu sesten kinaye olunmuştur. Kelamdan farkı bağlayıcı olmasıdır. Türkçedeki ”söz“ kelimesi de böyledir. O halde “söyle” olarak tercüme edilmelidir. Kavl mastarı bir meful alır. Söylenen söz meful olur. Diğer dillerden farklı olarak cümle meful olur. Kendi kendine “söyle” demektir. Muhatap alınacaksa başına “L” harfi getirilir. “Kul lehu...” gibi.   

 

Avz :Uvvez, hayvanın yetişemeyeceği yerdeki otluk yerin ve hayvanların girip korundukları dikenliğin adıdır. Sonra sığınağa istiare edilmiştir. Sığınmak manasında mastar olmuştur. Eğer belli bir olay esnasında sığınma söz konusu ise “sığınıyorum”, genel bir sığınma ise “sığınırım” şeklinde tercüme edilmelidir. Rabba sığınmak demek, Rabbın koymuş olduğu tabii ve sosyal kanunlara uymak ve onun gönderdiği kitaplardaki hükümlere göre hareket etmektir. Allah’ın dışında gizli tabiat üstü kuvvetleri kabul etmemek demektir.  

 

Rabb : Ribve, tümsek demektir. Çöllerde tümseğe benzeyen yer yer serpilmiş ağaçlıklara da rabve kelimesi kullanılmaktadır. Sonra yavaş yavaş gelişme karşılığı kullanılmıştır. Birden oluş “hilkat” ile ifade edilir, evrimle gelişmeler rabvet ile ifade edilir. Rebebe kelimesi de rabveden dönüşmüştür. Terbiye kelimesi bunlardandır. Türkçe olarak “yetiştiren” veya “yetiştirici” olarak tercüme edilir.

 

Açıklama : “Kul euzu bi rabbi” deyimi iki surede tekrar edilmiştir. Aralarına atıf harfi getirilmemiştir. Böylece iki sure arasındaki sıkı bağlılığa işaret edilmiştir. Evrim, zıt şeyler arasındaki  çatışma ve yarışmadan doğar. Bu iki sure insanları yarışma aleminde nasıl davranacaklarını ifade ediliyor.

 

Felak : Kayalıklardan kopan büyük kaya parçasıdır. Ayrılma, bölünme mastarı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Kainat başlangıçta bir nokta iken büyük patlama ile parçalanmıştır. Bulut yığınları olarak kümelenmiştir. Küme yıldızlar olarak parçalanmıştır. Gezegenler de yıldızların parçalanmasından meydana gelmiştir. Canlılar bir hücrenin bölünmesi ile oluşmaktadır. Canlı türleri ilk yaratılan tek hücrenin bölünmesi ve değişmesi ile gelişmişlerdir. Kainatın oluşması, insanın varolması hep bölünüp çoğalmaya dayanmaktadır. Kainatın düzeni bunun üzerine kurulmuştur. İnsanlar bu düzen içinde yine bu düzenin kuralları ile korunmaktadır. Felak “bölünme” veya “üreme” şeklinde Türkçeye çevrilecektir.   

 

Min : “Avz” kelimesi “avd” kelimesinden gelişmiştir. Lazim (geçişsiz) bir fiildir. Bir nevi korunma anlamındadır. Geçişli olması için “min” ve “bi” harfleri kullanılır. “Filandan filana” veya “şuradan şuraya dönerim” demek olur. Yani buradaki “min”, tadiye (geçişli) için gelen bir edattır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

 

Şerr : “Şerare”den gelen bir kelimedir. Ateşten sıçrayan alev parçası anlamındadır. Sonraları “hayr”ın karşılığı olarak “şerr” kelimesi kötülük anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Beklenmedik zararlar şerdir. Kötülük olarak tercüme dilecektir. Allah var ettiği kainatın düzeni içinde her şeye bir şer ve her şeye bir hayır koymuştur. Ateş yakarsa şerdir, ısıtırsa hayırdır. Bu sebepledir ki, hayır ve şer bizim onları kullanmamızla ilgilidir. Eğer usulüne, kuralına, şeriatına göre kullanılırsa hayır olur, gelişi güzel hareket edilirse şer olur. Hayrı da şerri de var eden Allah’tır. Değerlendirmemize göre bizim için hayır veya şer olur. İşte “Rabba sığınırım”ın manası kainat içinde ve topluluk içinde var olan oluşları hayrıma kullanırım, demektir.

 

Ma : “Ma” ve “men”, “beyn” kelimesinden oluşmuştur. Ben, sen ve o kelimeleri buradan gelir. “Men” Arapça’da “kimse” anlamını almıştır. “Nun” düşmüş “ma” şekline dönüşmüştür. Nesne anlamına gelir. İkisi de “ellezi” gibi Türkçedeki “...en, ...an” takısının anlamını taşır. Men, insan, melek, ruh, cin ve Allah için yani akıl sahipleri için kullanılır. Ma ise eşya için kullanılır. Ellezi, fiilin ve fail veya mefulun belli olduğu hallerde kullanılır. Ma ve men fiilin belli olduğu ama fail ve mefulun belli olmadığı hallerde kullanılır. Tekil ve çoğul için kullanılır. Erkek ve dişi ayrımı yoktur. Burada yaratılanlar belirsiz, yaratma ise bellidir. Yani Allah kainatı bir tek sistem ve usul içinde yaratmıştır. Her oluş birbirine benzemektedir. Kur’an’ı da aynı sistem içinde indirmiştir.   

 

Halk : Halk, deri veya bez parçası demektir. Mastar olarak elbise biçmek veya çamurdan bir şey yapmak demektir. ”Rabvet”te tedrici oluşum vardır. “Hilkat”te ise birden oluş vardır. Allah hem haliktir hem de rabdır. Kaderde her şeyi planlamış ve ona göre zaman içinde gelişmeye bırakmıştır. Buna da kaza denir. İlk yarattığı canlıda kıyamete kadar gelecek bütün canlıların bütün özellikleri ilk canlının geninde vardı. Bu kaderdir. Şimdi gerçekleşenler ise kazadır. İlk defa zaman ve mekan içinde öyle atomları yarattı ki, o atomlarda da kainatın oluşması ile ilgili bütün özelikler vardı. O kaderdi. İşte biz o kaderdeki hayır ve şerr müsait oluşları hayra çevirmek için felakın yani bölerek çoğaltanın kanunlarına ve nizamına sığınıyoruz.

 

Ve : Atıf harfidir. Burada “şerr” atıfla tekrar edilmiştir. Nas Suresi’nde ise nas kelimesi atıfsız olarak tekrar edilmiştir. Yani şerler farklıdır, ilah ise aynıdır.

 

Ğasak : Kanlı irin demektir. Akşam karanlığının çökmesine ğasak denmektedir. Hilkat yaratılış, felak oluşma, ğasak ise bozulmadır. Kainatta bir taraftan gelişme var, diğer taraftan ise yaşlanma ve çökme vardır. Bir taraftan kainat genişleyerek doğmakta, bu arada bölünen maddeler bir birlerini etkileyerek yeni oluşumlar olmaktadır. Diğer tarafta yıldızların hidrojenleri tükenmekte ve kainat ölüme gitmektedir. İnsan bu akış içinde kendisini şerlerden koruyarak hayra doğru yol alabilmektedir.

 

İza : “İza”, “za” kelimesinin değişik kullanılmasından oluşmuştur. Gelecekte olacakların vaktini bildirir. “İn” gelirse olup olmaması belli olmayan olaya işaret etmiş olur. İza gelirse olacağını da haber vermiş olur. “İz” geçmiş için kullanılır. Fiillerin mazi veya muzari olması bunlarda (iza ve iz) zamanı ifade etmez. İza, ...ince, ...ınca, ...dığında ekleri ile tercüme edilir.

 

Vekab : “Vekab”, dar ve derin çukur demektir. Düşmek ve çökmek anlamında mastar olmuştur. Ğasık belirsiz olarak kullanılmıştır. “İza vekab” ile çökmesi haber verilmiştir. Her şey bozulmakta ve çökmektedir. Her canlının ömrü olduğu gibi her şeyin de ömrü vardır. Ğasik ismi faildir. Hem çöken belirsiz hem de çöküş belirsizdir. Hilkatin şerri ile ğasakın şerri farklı olduğu için şerr tekrar edilmiştir. Yalnız “min” tekrar edilebilirdi. Ama bura da şerr tekrar edilmiştir. Bu farklılığın büyük olmasından ileri gelmektedir. İkisi de nekreye izafe edilmişti ve ikisi de belirsizdir. İki şerrin farklılığı düşünülerek aradaki fark ortaya konulmalıdır.

 

Nefs : Tükürük demektir. Düğümlere veya sözleşmelere tükürenler tabiri kullanılmıştır. Burada kelime marifedir. Her tüküren değil de, belli tükürenler kastedilmiştir. Neffas mubalağa ismi faildir. Hakiki manada belli tükürenler olmadığına göre mecazi manada kullanılmıştır. Büyü yapanlar veya sözleşmeleri bozanlar anlamında gelmiş olmalıdır. Dişi kurallı çoğul kullanılmıştır. Bu da belli bir teşkilat anlamı taşır. Büyücülerin organize olmaları söz konusu olmayacağına göre buradaki tükürenler sözleşmelere fesat karıştıranlar anlamına gelmiş olması gerekir. Burada “şerrinden sığınılan”, yapılan iş değil de “yapanlar”dır. Bundan sonraki ayette “haset ettiği zaman haset edenin şerrinden” derken orada haset fiili ile zarar verdiği ifade edilmiştir.

 

Fi : “İçinde” demektir. Düğümlerin içine tükürmek söz konusu olamayacağına göre buradaki akdin sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. Düğüme tükürmek olsaydı düğüm üzerine tükürme olurdu.

 

Akd : Düğüm demektir. Sonra sözleşmeler anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Sözleşmelerin içine tükürmek demek, sözleşmelerin yorumlarını kötüye doğru yorumlamak demektir. Müteşabih ayetleri muhkemata aykırı yorumlamak gibi, sözleşmeleri, kanunları ve nizamları da ters yorumlamak ve sözleşmelerin gereklerini yerine getirmemektir. Bu hususta bireysel ters yorumlar yetmez, topluluk içinde belli çıkarları olanların ters yorumu benimsemeleri ile mümkün olur. Onun için neffasat kurallı dişi çoğul olarak kullanılmıştır. Erkek kurallı çoğul tüzel kişiliği olan topluluğu, dişi kurallı çoğul tüzel kişiliği olmayan, başkanları olmayan ama belli bir amaçla örgütlenmiş bir topluluğu ifade eder. Bu çoğulda erkekler de yer alırlar. “Vessaffati saffen”deki saflar namaz saflarıdır.  

 

Hased : Hasat biçilen ekin demektir. Dönüşmelerde kalbi fiillere geçilirken kalınlık ve incelik üzerinde değişme olur. Buradaki “sad” “sin”e dönüşerek manevi biçme anlamında “çok görme” manasına dönüşmüştür. İpin bükülmesi, burkulması anlamına da gelir. Bu takdirde “içi burkulan kişiye” hasid demişlerdir. Hasid belirsizdir. Hem fail hem de fiil belirsizdir. “Hased ettiği zaman” tabiri ile kişinin hasedini açığa vurması ona göre davranması kastedilmiştir. İçinde hasedi duyduğu halde bunu iradesi ile saklı tutarsa bunun zararı olmayacağı ifade edilmiştir.

 

Halk ettiklerinin şerinden, vebk ettiğinde ğasıkın şerrinden, akitlere neffasatın şerrinden ve hased ettiğinde hasidin şerrinden felakın rabbine avzederim, kavlet.

 

Yarattıklarının kötülüğünden, çöktüğünde bozulmanın kötülüğünden, sözleşmeleri çarpıtanların kötülüğünden ve kıskandığında kıskananın kötülüğünden üreyenlerin yetiştiricisine sığınırım.

 

 

Açıklama : Bu sureler insanın görevlerini yerine getirdikten sonra olacaklardan tasalanmaması ve endişe duymaması için Allah’ın bize öğrettiği kuralları bildirir. İnsan kendisine emir olunanı yaptıktan sonra artık Allah’a sığınmalı, olacaklar üzerinde bir üzüntü ve sıkıntı duymamalıdır. İnsan yapabildiklerinden sorumludur. Ondan ötesi Allah’ın takdirindedir.

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7200 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
5127 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2598 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3693 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3145 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3566 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2723 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2671 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
3178 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2672 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2919 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
3055 Okunma
13-rad suresi meali
3526 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
3073 Okunma
15-hicr suresi meali
3477 Okunma
16-nahl suresi meali
4758 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
4173 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
4080 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2801 Okunma
20-taha suresi meali
4462 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3964 Okunma
22-hacc suresi meali
3497 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3576 Okunma
24-nur suresi meali
4010 Okunma
25-furkan suresi meali
3367 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3825 Okunma
27-neml suresi meali
4099 Okunma
28-kasas suresi meali
3498 Okunma
29-ankebut suresi meali
3801 Okunma
30-rum suresi meali
3379 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3374 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2998 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3401 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3878 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3533 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4649 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4541 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3841 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
4055 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3525 Okunma
41-fussilet suresi meali
3445 Okunma
42-şura suresi meali
2997 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3539 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3539 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2733 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3254 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
3066 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3392 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3564 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3898 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3623 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2902 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2907 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3820 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4341 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4225 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3365 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
3217 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3235 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2687 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2935 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3228 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2866 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
3025 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
3135 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
3128 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3699 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3948 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3461 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3355 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3185 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
4136 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
4156 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4222 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3399 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
4009 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
3153 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3784 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3413 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3666 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3444 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3415 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3796 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
3138 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2773 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
3152 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3563 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3542 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3557 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
3111 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3856 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3767 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3215 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3520 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3809 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
4119 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
4146 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3556 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2448 Okunma
100-adiyat suresi meali
3039 Okunma
101-karia suresi meali
3938 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
4132 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
3232 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
4006 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
5165 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
3214 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3526 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5796 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3575 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
4055 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4746 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3791 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
3097 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3392 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
46012 Okunma

© 2026 - Akevler