AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3780 Okunma
HÜMEZE SURESİ MEALİ

 

 

104 - HÜMEZE SURESİ

 

Rahman Rahim Allah'ın ismine

 

Veyl : "Beyn" kelimesinden dönüşen bir kelimedir. "Beyn" yarık ve uçurum anlamlarına gelir. Veyl de uçurum manasına gelir. Türkçe'ye "vay" olarak geçmiştir.

 

Kül : "Kele" etrafı çevrilmiş çayırlık demektir. Etrafının çevrilmiş olmasından dolayı btün anlamında kullanılmıştır. Marifenin üzerine gelirse birinin bütün cüzleri anlamına gelir. Nekre üzerine gelirse türün bütün fertlerini kapsar. Burada bütün hümeze ve lümeze yapanların hepsine veyl yapmaktadır. Hemz ve lemzin meşru olmadığını anlatmaktadır.

 

Hümez :Dürtmek için kullanılan sivri bizdir. Süvariler ayakkabılarının arkasına atları mahmuzlamak için sivri parçalar takarlar buna mahmuz denir. Konuşurken iğneleyici ve şişleyici sözler söyleyen kimseye hümez denmektedir. Buradaki “te” çoğul “te”sidir.

 

Lemz : Remz özel işaret demektir. Parola gibi tarafların anlayabileceği işaretlerdir. Türkçe’de rumuzlu konuşma deyimi vardır. Kuranda işaretli konuşma remz şeklinde anlatılmıştır. Lümeze, rümezeden dönüşmüş bir kelimedir. İğneli konuşma yanında kapalı konuşma anlamını taşır. Meramını karşı tarafa anlatır ama suçlanmamak için de açıkça ifade etmez. Burada iki sıfat isim yerine geçmiştir. Veyl bu iki sıfatı birden taşıyan kimseyedir. Tek başına iğneli konuşma, tek başına rumuzlu konuşma değil de, ikisini birden yapmak günah sayılmıştır.  Her iki kelime de sıfatı müşebbehedir. Kişinin bu tür konuşmayı sanat haline getirmesidir. Topluluk içinde bu nevi fitne ve fesatlık yapan, yaygara yapan, bozgunculuk yapan tipler vardır. Bunlar açıkça cephe alıp kritik yapmazlar fakat öyle sözler söylerler ki, dinleyici onun sözlerinin etkisinde kalarak kötü görüşlere sahip olur. Örneğin, suç olmayan fiilleri suçmuş gibi konuşurlar. Karşı taraf da bunun etkisinde kalarak hemen savunmaya geçer. Suç işlemiş insanlarla görüşmeyi suç sayarlar ve insanların görüşmesini önlerler. Bir parti üyesinin başka bir parti üyesi ile görüşmesini ahlaksızlık sayarak tecrit etmeye çalışırlar. Oysa bir mü’minin temel görevi herkesle görüşmek, onların görüşlerini almak ve tebliğde bulunmaktır. Türkiye’de böyle hümeze ve lümeze tipi yaygaralar çok yapılır. İnsanların bir kısmı bölücü, komünist, gerici... olmakla suçlanır. Ama komünistliğin, bölücülüğün, gericiliğin ne olduğunu sorsanız bu defa başka bir lümeze ile cevap verirler. Ceza kanununda komünist kelimesi suç değildir. Gericilik de suç değildir. Şeriatçılık da suç değildir, ama bu kavramlar askeri müdahalelerin sebebi sayılmaktadır.

 

Cem’ : Cum’a yumruk demektir. Sonraları toplama ve birleştirme anlamlarında kullanılmıştır. İnsanların ve develerin toplanmaları bu kelime ile ifade edildiği gibi mal stoku da bu kelime ile ifade edilmiştir. Mal ve para bir işte kullanıldığı zaman değerlidir. Onları hapsedip stoklamak kişiye bir fayda vermediği gibi topluluğun haklarını da gasp sayılır. Böylece bu sure bundan sonraki surelerin ortaya koyduğu ekonomik kuralların temelini atmış olmaktadır. Çalışıp kazanmak ve onu harcamak, ne kadar ibadet ise stok yapıp elde tutmak da o kadar günahtır. Bu izahı ile hümeze ile lümezenin manaları daha iyi anlaşılır hale gelmektedir. Malı başkalarına tahakküm için elde etmek isteyenler bu tahakkümlerini hümeze ve lümeze usulleri ile gerçekleştirmek istemektedirler.  

 

Mal : Eğik ağaç anlamındadır. Yönelmek anlamında "meyl etmek" yani insanın o tarafa içini meyletmesi şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. "Mal" da insanların değer verdiği şeylerdir. Bu değer işe yaraması yanında az olması sebebiyle de doğmuş olabilir. Mal piyasada değeri olan eşyadır.

 

Aded : İdad toplayıcılık zamanında meyve toplayanların aşiret reislerine verdikleri paydı. Hala vergi manasını taşımaktadır. Hudud kelimesiyle de akrabalığı vardır.

 

Hadede çizerek sınırlamak, adede sayarak sınırlamak demektir. Başkalarına hükmetmek için servet edinen kimseler, devamlı olarak varlıklarını ve zenginliklerini göstermeye çalışmışlarıdır. Buradaki addede kendi kendine saymak değil, başkalarına gösteriş için saymak demektir.

 

Hesab : Hisbe okun nişangah kısmına denir. Mesafeye göre arpacığın yukarıya veya aşağıya tutulması gerekmektedir. Bunu başaran kimse hedefine ulaşır. Mekanikte hesap ilk olarak top atışlarında uygulanmıştır. İstanbul’un fethinde Fatih havan topları ile Haliç’teki gemileri bombalamıştır. Hesap etmek kesin olarak sonuçları elde etmek anlamına geldiği gibi zannetmek anlamına da gelir. Zan da kanaat anlamına gelir. Kur’an bu iki kelimeyi her iki şekilde de kullanmaktadır. Böylece ilmi sonuçların yaklaşık ve olası olduğuna işaret etmektedir. Burada "zannediyor" anlamında kullanılmıştır.

 

Huld : Parçalanmayan sert kaya demektir. Huld, yağmurun ve karın yıpratıp parçalayamadığı kayalardır. Ölümsüz olmak için kullanılmaya başlanmıştır. Servetin topluluktaki gücünü görenler, servet sahibi olmakla artık yenilmez, hasta olmaz, olsa da servetleri ile kolayca def edeceklerini sanır ve bütün gücünü servet edinmek için harcarlar. Günümüzde de herkes para kazanırsa her sorununu çözeceklerini sanmaktadırlar ve bütün hayatlarını kazanç üzerine kurmaktadırlar. Bugün servet tanrılaştırılmıştır. “Para her kapıyı açar” sözü şirkin alenen itirafıdır.  

 

Kella : “Kella”nın aslı “kane la” dır. "Öyle olmadı" "Öyle değil" anlamına gelir. "Onun serveti onu halid kılmayacak."

 

Nebz : Nebiz köpük demektir. Fiil olarak içkinin oluşurken çıkardığı köpükten dolayı şaraplaşmak için kullanılmıştır. Mayalanmak ve fırlatıp atmak anlamlarına da gelir.

 

Hutame : Kuru ot demektir. Hateb de kuru odun demektir. Buradaki "hutame" kelimesi sonraki ayette tanımlanmıştır. "Bu ateş" anlamına geldiği ifade edilmiştir. Kelime manasını verecek olursak "eskiyip samanlığa atılan" mallar gibi kişinin de çöplüğe atılacağı anlatılmaktadır.

 

Dery : Diraye saç tarağı veya baştaki saç demektir. Başa düşmek yani anlamak demektir. Kur’an’da zikretmek ve akletmek gibi pek çok kelime bu anlamda kullanılmaktadır. Psikolojik olarak bunlar farklı anlamlardadır. Dirayet “kavramak” kelimesi ile çevrilebilir. "Hutame sana ulaşamadı." Veya "Hutameyi sana kim anlattı" demektir.

 

Nar : Ateş demektir. Nur da bu kökten türemiştir.

 

Allah : Allah kelimesi "el-ilah"tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. Harfi tarifle gelen kelimelere "ya" harfi geldiği zaman "eyyuha" harflerini alır. Oysa  "Ya Allah" denir. Yani buradaki" el" harfi tarif değildir. Allah'ın kainatı var ettikten sonraki özel ismidir.  

 

Vekd : Vekud yakıt demektir.

 

Elleti : “Ellezi”nin müennesidir.

 

Tulu' : Tomurcuk demektir. Telea fiil olarak tomurcuklanmak demektir. Güneşin doğması için de kullanılır. İftial babından ittila içinde doğmak bir bilgiye erişmek  anlamlarında kullanılmaktadır.

 

Fuad : Fevd somun ekmek demektir. Beynin adıdır.  

 

Esad : Kapı kapatılıp kilitlenebilen yer demektir. Musede kilitlenmiş ve kapanmış manasına gelir.  

 

Amd : Direk demektir.

 

Meded : Kiriş demektir.

 

Hümeze ve lümezeden sonra ellezi sılası gelmiştir. Nekre ve müennes olduğu için bunun onlara gitmesi gramer bakımından mümkün değildir. O takdirde bu cümleyi bağımsız cümle olarak almamız gerekmektedir. İki cümlenin atıf harfi ile ayrılması ya çok ilişkili olmasından veya hiç ilgisi olmamasındandır. Öyle ise, bu ikinci cümle birinci cümlenin ya bedelidir yahut apayrı şey anlatmaktadır. Birinci cümlenin çoğul ve nekre ikinci cümlenin tekil ve marife ile gelmiş olması bedellik ihtimalini azaltmaktadır. Birbirinden ayrı iki konuyu bir surede toplamış olması, onlar arasında tasnif bakımından bir ilişki olmasını gerektirir. Kimi insan lümeze ve hümeze ile topluluğu ifsad eder, kimi insan da servet yığıp tahakküm etmek suretiyle topluluğu ifsad eder.

 

Son ayetlerde ateşten bahsedilmekte ise de ateşin yürekleri, beyinleri saracağı anlatılmaktadır. Bu şekli ile bu yakmanın mecazi olması gerekir. Eğer ahiret ateşi kastedilip bunun da beyinleri yakacağı kastediliyorsa o zaman cehennem ateşinin yakışının da mecazi olacağı şeklinde yorumlanabilir. Eğer dünya ateşinden bahsediliyorsa malın sonunda sahibinin içini yakacağını anlatmaktadır.

 

"Ma edrake"deki "ma" istifhamiye veya nafiye olabilir. Hutameyi kail söylediğine göre muhataba "bunu sen nereden bileceksin" demesi beliğ değildir. Dolayısıyla biz nafiye olmasını tercih ediyoruz.

 

Lümeze olan hümezelerin küllüne veyl. Mal cem eden ve onu ta’did eden kimse malı kendisini huld eder hesap ediyor. Kella, hutameye nebzediliverecek. Hutamenin ne olduğu sana idra olmadı? Mu’kade olan Allah’ın narı ef’ideye ittila’ eder. O onları mumedde olan amedin içine mu’seddir.

 

Bulandıran kışkırtıcıların tümüne vay. Varlık toplamış ve onu sayadurmuş kimse  varlığı kendisini kalıcı yapacağını sanıyor. Öyle değil! Samanlığa (çöp) atılıverecek. Samanlığın ne olduğunu kavramış değilsin. Tutuşmuş Allah’ın ateşi beyinlere ulaşmıştır.  O onları kirişli direklerin içinde kaplamıştır.

 

AÇIKLAMA : Kur’an’ın son on altı suresi mü’minlerin davet ve tebliğ görevlerini yaptıktan sonra kendilerine dönüp kuracakları düzenin ve yaşayacakları hayatın inanç ve amellerin esaslarını vermektedir. Bu on altı surenin son on suresi bu esasları düzenlemektedir. Son on altı surenin ilk altı suresi ise insanın dünyaya gelişinin esas amacı olan ahiret hakkında bilgi verilmektedir. Hümeze Suresi bu altı surenin sonuncusudur. İnsanın yaşamak istediğini, ölmek istemediğini ama bunu malı ile yapacağını sandığını açıklayarak bu ölümsüzlüğü dünyada yığılıp sayılan mallarla değil, ancak bu Kur’an’ın gösterdiği yolda ibadet edip amel edip yaşamakla mümkün olacağını ifade etmektedir.

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7000 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
4856 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2443 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3508 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2962 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3356 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2540 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2504 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
2973 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2497 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2732 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2847 Okunma
13-rad suresi meali
3274 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
2794 Okunma
15-hicr suresi meali
3242 Okunma
16-nahl suresi meali
4265 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
3928 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
3840 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2607 Okunma
20-taha suresi meali
4176 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3753 Okunma
22-hacc suresi meali
3266 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3358 Okunma
24-nur suresi meali
3753 Okunma
25-furkan suresi meali
3138 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3592 Okunma
27-neml suresi meali
3869 Okunma
28-kasas suresi meali
3285 Okunma
29-ankebut suresi meali
3487 Okunma
30-rum suresi meali
3141 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3157 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2784 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3164 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3654 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3257 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4398 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4350 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3603 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
3851 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3338 Okunma
41-fussilet suresi meali
3217 Okunma
42-şura suresi meali
2783 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3339 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3339 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2548 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3039 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
2887 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3180 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3365 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3675 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3434 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2709 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2691 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3550 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4111 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4007 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3176 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
2987 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3006 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2520 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2748 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3013 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2677 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2808 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
2896 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
2911 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3495 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3675 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3230 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3149 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3000 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3678 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
3946 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4007 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3173 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3809 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
2906 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3552 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3206 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3449 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3243 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3099 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3601 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
2952 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2568 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
2983 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3357 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3325 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3281 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
2889 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3616 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3512 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3015 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3296 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3589 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
3898 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
3947 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3310 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2264 Okunma
100-adiyat suresi meali
2839 Okunma
101-karia suresi meali
3719 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
3864 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
2976 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3780 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
4939 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
2985 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3321 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5399 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3356 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
3833 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4525 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3600 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
2900 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3187 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
43720 Okunma

© 2026 - Akevler