AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3966 Okunma
HÜMEZE SURESİ MEALİ

 

 

104 - HÜMEZE SURESİ

 

Rahman Rahim Allah'ın ismine

 

Veyl : "Beyn" kelimesinden dönüşen bir kelimedir. "Beyn" yarık ve uçurum anlamlarına gelir. Veyl de uçurum manasına gelir. Türkçe'ye "vay" olarak geçmiştir.

 

Kül : "Kele" etrafı çevrilmiş çayırlık demektir. Etrafının çevrilmiş olmasından dolayı btün anlamında kullanılmıştır. Marifenin üzerine gelirse birinin bütün cüzleri anlamına gelir. Nekre üzerine gelirse türün bütün fertlerini kapsar. Burada bütün hümeze ve lümeze yapanların hepsine veyl yapmaktadır. Hemz ve lemzin meşru olmadığını anlatmaktadır.

 

Hümez :Dürtmek için kullanılan sivri bizdir. Süvariler ayakkabılarının arkasına atları mahmuzlamak için sivri parçalar takarlar buna mahmuz denir. Konuşurken iğneleyici ve şişleyici sözler söyleyen kimseye hümez denmektedir. Buradaki “te” çoğul “te”sidir.

 

Lemz : Remz özel işaret demektir. Parola gibi tarafların anlayabileceği işaretlerdir. Türkçe’de rumuzlu konuşma deyimi vardır. Kuranda işaretli konuşma remz şeklinde anlatılmıştır. Lümeze, rümezeden dönüşmüş bir kelimedir. İğneli konuşma yanında kapalı konuşma anlamını taşır. Meramını karşı tarafa anlatır ama suçlanmamak için de açıkça ifade etmez. Burada iki sıfat isim yerine geçmiştir. Veyl bu iki sıfatı birden taşıyan kimseyedir. Tek başına iğneli konuşma, tek başına rumuzlu konuşma değil de, ikisini birden yapmak günah sayılmıştır.  Her iki kelime de sıfatı müşebbehedir. Kişinin bu tür konuşmayı sanat haline getirmesidir. Topluluk içinde bu nevi fitne ve fesatlık yapan, yaygara yapan, bozgunculuk yapan tipler vardır. Bunlar açıkça cephe alıp kritik yapmazlar fakat öyle sözler söylerler ki, dinleyici onun sözlerinin etkisinde kalarak kötü görüşlere sahip olur. Örneğin, suç olmayan fiilleri suçmuş gibi konuşurlar. Karşı taraf da bunun etkisinde kalarak hemen savunmaya geçer. Suç işlemiş insanlarla görüşmeyi suç sayarlar ve insanların görüşmesini önlerler. Bir parti üyesinin başka bir parti üyesi ile görüşmesini ahlaksızlık sayarak tecrit etmeye çalışırlar. Oysa bir mü’minin temel görevi herkesle görüşmek, onların görüşlerini almak ve tebliğde bulunmaktır. Türkiye’de böyle hümeze ve lümeze tipi yaygaralar çok yapılır. İnsanların bir kısmı bölücü, komünist, gerici... olmakla suçlanır. Ama komünistliğin, bölücülüğün, gericiliğin ne olduğunu sorsanız bu defa başka bir lümeze ile cevap verirler. Ceza kanununda komünist kelimesi suç değildir. Gericilik de suç değildir. Şeriatçılık da suç değildir, ama bu kavramlar askeri müdahalelerin sebebi sayılmaktadır.

 

Cem’ : Cum’a yumruk demektir. Sonraları toplama ve birleştirme anlamlarında kullanılmıştır. İnsanların ve develerin toplanmaları bu kelime ile ifade edildiği gibi mal stoku da bu kelime ile ifade edilmiştir. Mal ve para bir işte kullanıldığı zaman değerlidir. Onları hapsedip stoklamak kişiye bir fayda vermediği gibi topluluğun haklarını da gasp sayılır. Böylece bu sure bundan sonraki surelerin ortaya koyduğu ekonomik kuralların temelini atmış olmaktadır. Çalışıp kazanmak ve onu harcamak, ne kadar ibadet ise stok yapıp elde tutmak da o kadar günahtır. Bu izahı ile hümeze ile lümezenin manaları daha iyi anlaşılır hale gelmektedir. Malı başkalarına tahakküm için elde etmek isteyenler bu tahakkümlerini hümeze ve lümeze usulleri ile gerçekleştirmek istemektedirler.  

 

Mal : Eğik ağaç anlamındadır. Yönelmek anlamında "meyl etmek" yani insanın o tarafa içini meyletmesi şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. "Mal" da insanların değer verdiği şeylerdir. Bu değer işe yaraması yanında az olması sebebiyle de doğmuş olabilir. Mal piyasada değeri olan eşyadır.

 

Aded : İdad toplayıcılık zamanında meyve toplayanların aşiret reislerine verdikleri paydı. Hala vergi manasını taşımaktadır. Hudud kelimesiyle de akrabalığı vardır.

 

Hadede çizerek sınırlamak, adede sayarak sınırlamak demektir. Başkalarına hükmetmek için servet edinen kimseler, devamlı olarak varlıklarını ve zenginliklerini göstermeye çalışmışlarıdır. Buradaki addede kendi kendine saymak değil, başkalarına gösteriş için saymak demektir.

 

Hesab : Hisbe okun nişangah kısmına denir. Mesafeye göre arpacığın yukarıya veya aşağıya tutulması gerekmektedir. Bunu başaran kimse hedefine ulaşır. Mekanikte hesap ilk olarak top atışlarında uygulanmıştır. İstanbul’un fethinde Fatih havan topları ile Haliç’teki gemileri bombalamıştır. Hesap etmek kesin olarak sonuçları elde etmek anlamına geldiği gibi zannetmek anlamına da gelir. Zan da kanaat anlamına gelir. Kur’an bu iki kelimeyi her iki şekilde de kullanmaktadır. Böylece ilmi sonuçların yaklaşık ve olası olduğuna işaret etmektedir. Burada "zannediyor" anlamında kullanılmıştır.

 

Huld : Parçalanmayan sert kaya demektir. Huld, yağmurun ve karın yıpratıp parçalayamadığı kayalardır. Ölümsüz olmak için kullanılmaya başlanmıştır. Servetin topluluktaki gücünü görenler, servet sahibi olmakla artık yenilmez, hasta olmaz, olsa da servetleri ile kolayca def edeceklerini sanır ve bütün gücünü servet edinmek için harcarlar. Günümüzde de herkes para kazanırsa her sorununu çözeceklerini sanmaktadırlar ve bütün hayatlarını kazanç üzerine kurmaktadırlar. Bugün servet tanrılaştırılmıştır. “Para her kapıyı açar” sözü şirkin alenen itirafıdır.  

 

Kella : “Kella”nın aslı “kane la” dır. "Öyle olmadı" "Öyle değil" anlamına gelir. "Onun serveti onu halid kılmayacak."

 

Nebz : Nebiz köpük demektir. Fiil olarak içkinin oluşurken çıkardığı köpükten dolayı şaraplaşmak için kullanılmıştır. Mayalanmak ve fırlatıp atmak anlamlarına da gelir.

 

Hutame : Kuru ot demektir. Hateb de kuru odun demektir. Buradaki "hutame" kelimesi sonraki ayette tanımlanmıştır. "Bu ateş" anlamına geldiği ifade edilmiştir. Kelime manasını verecek olursak "eskiyip samanlığa atılan" mallar gibi kişinin de çöplüğe atılacağı anlatılmaktadır.

 

Dery : Diraye saç tarağı veya baştaki saç demektir. Başa düşmek yani anlamak demektir. Kur’an’da zikretmek ve akletmek gibi pek çok kelime bu anlamda kullanılmaktadır. Psikolojik olarak bunlar farklı anlamlardadır. Dirayet “kavramak” kelimesi ile çevrilebilir. "Hutame sana ulaşamadı." Veya "Hutameyi sana kim anlattı" demektir.

 

Nar : Ateş demektir. Nur da bu kökten türemiştir.

 

Allah : Allah kelimesi "el-ilah"tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. Harfi tarifle gelen kelimelere "ya" harfi geldiği zaman "eyyuha" harflerini alır. Oysa  "Ya Allah" denir. Yani buradaki" el" harfi tarif değildir. Allah'ın kainatı var ettikten sonraki özel ismidir.  

 

Vekd : Vekud yakıt demektir.

 

Elleti : “Ellezi”nin müennesidir.

 

Tulu' : Tomurcuk demektir. Telea fiil olarak tomurcuklanmak demektir. Güneşin doğması için de kullanılır. İftial babından ittila içinde doğmak bir bilgiye erişmek  anlamlarında kullanılmaktadır.

 

Fuad : Fevd somun ekmek demektir. Beynin adıdır.  

 

Esad : Kapı kapatılıp kilitlenebilen yer demektir. Musede kilitlenmiş ve kapanmış manasına gelir.  

 

Amd : Direk demektir.

 

Meded : Kiriş demektir.

 

Hümeze ve lümezeden sonra ellezi sılası gelmiştir. Nekre ve müennes olduğu için bunun onlara gitmesi gramer bakımından mümkün değildir. O takdirde bu cümleyi bağımsız cümle olarak almamız gerekmektedir. İki cümlenin atıf harfi ile ayrılması ya çok ilişkili olmasından veya hiç ilgisi olmamasındandır. Öyle ise, bu ikinci cümle birinci cümlenin ya bedelidir yahut apayrı şey anlatmaktadır. Birinci cümlenin çoğul ve nekre ikinci cümlenin tekil ve marife ile gelmiş olması bedellik ihtimalini azaltmaktadır. Birbirinden ayrı iki konuyu bir surede toplamış olması, onlar arasında tasnif bakımından bir ilişki olmasını gerektirir. Kimi insan lümeze ve hümeze ile topluluğu ifsad eder, kimi insan da servet yığıp tahakküm etmek suretiyle topluluğu ifsad eder.

 

Son ayetlerde ateşten bahsedilmekte ise de ateşin yürekleri, beyinleri saracağı anlatılmaktadır. Bu şekli ile bu yakmanın mecazi olması gerekir. Eğer ahiret ateşi kastedilip bunun da beyinleri yakacağı kastediliyorsa o zaman cehennem ateşinin yakışının da mecazi olacağı şeklinde yorumlanabilir. Eğer dünya ateşinden bahsediliyorsa malın sonunda sahibinin içini yakacağını anlatmaktadır.

 

"Ma edrake"deki "ma" istifhamiye veya nafiye olabilir. Hutameyi kail söylediğine göre muhataba "bunu sen nereden bileceksin" demesi beliğ değildir. Dolayısıyla biz nafiye olmasını tercih ediyoruz.

 

Lümeze olan hümezelerin küllüne veyl. Mal cem eden ve onu ta’did eden kimse malı kendisini huld eder hesap ediyor. Kella, hutameye nebzediliverecek. Hutamenin ne olduğu sana idra olmadı? Mu’kade olan Allah’ın narı ef’ideye ittila’ eder. O onları mumedde olan amedin içine mu’seddir.

 

Bulandıran kışkırtıcıların tümüne vay. Varlık toplamış ve onu sayadurmuş kimse  varlığı kendisini kalıcı yapacağını sanıyor. Öyle değil! Samanlığa (çöp) atılıverecek. Samanlığın ne olduğunu kavramış değilsin. Tutuşmuş Allah’ın ateşi beyinlere ulaşmıştır.  O onları kirişli direklerin içinde kaplamıştır.

 

AÇIKLAMA : Kur’an’ın son on altı suresi mü’minlerin davet ve tebliğ görevlerini yaptıktan sonra kendilerine dönüp kuracakları düzenin ve yaşayacakları hayatın inanç ve amellerin esaslarını vermektedir. Bu on altı surenin son on suresi bu esasları düzenlemektedir. Son on altı surenin ilk altı suresi ise insanın dünyaya gelişinin esas amacı olan ahiret hakkında bilgi verilmektedir. Hümeze Suresi bu altı surenin sonuncusudur. İnsanın yaşamak istediğini, ölmek istemediğini ama bunu malı ile yapacağını sandığını açıklayarak bu ölümsüzlüğü dünyada yığılıp sayılan mallarla değil, ancak bu Kur’an’ın gösterdiği yolda ibadet edip amel edip yaşamakla mümkün olacağını ifade etmektedir.

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7157 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
5063 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2569 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3654 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3109 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3526 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2681 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2630 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
3122 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2638 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2881 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
3021 Okunma
13-rad suresi meali
3474 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
3042 Okunma
15-hicr suresi meali
3437 Okunma
16-nahl suresi meali
4708 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
4127 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
4030 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2758 Okunma
20-taha suresi meali
4418 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3917 Okunma
22-hacc suresi meali
3452 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3539 Okunma
24-nur suresi meali
3961 Okunma
25-furkan suresi meali
3330 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3772 Okunma
27-neml suresi meali
4063 Okunma
28-kasas suresi meali
3460 Okunma
29-ankebut suresi meali
3760 Okunma
30-rum suresi meali
3333 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3342 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2960 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3361 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3836 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3476 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4602 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4504 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3796 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
4012 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3495 Okunma
41-fussilet suresi meali
3411 Okunma
42-şura suresi meali
2954 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3493 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3502 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2702 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3208 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
3030 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3351 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3526 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3859 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3589 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2860 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2862 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3766 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4300 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4179 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3328 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
3164 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3184 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2653 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2896 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3179 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2829 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2985 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
3088 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
3082 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3653 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3900 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3419 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3321 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3145 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3980 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
4118 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4184 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3360 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3968 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
3112 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3737 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3379 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3617 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3409 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3378 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3752 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
3101 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2739 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
3118 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3522 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3507 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3513 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
3074 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3803 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3725 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3172 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3477 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3772 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
4081 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
4107 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3512 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2404 Okunma
100-adiyat suresi meali
2995 Okunma
101-karia suresi meali
3899 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
4083 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
3181 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3966 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
5113 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
3165 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3482 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5707 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3531 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
4014 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4700 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3755 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
3057 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3348 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
45713 Okunma

© 2026 - Akevler