AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
4126 Okunma
NASR SURESİ MEALİ

 

110 - NASR SURESİ

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

İza : “İza”, “za” kelimesinin değişik kullanılmasından oluşmuştur. Gelecekte olacakların vaktini bildirir. “İn” gelirse olup olmaması belli olmayan olaya işaret etmiş olur. İza gelirse olacağını da haber vermiş olur. “İz” geçmiş için kullanılır. Fiillerin mazi veya muzari olması bunlarda (iza ve iz) zamanı ifade etmez. İza, ...ince, ...ınca, ...dığında ekleri ile tercüme edilir.

 

Ciet :Suyun toplandığı çukur demektir. Gelmek anlamındadır. “Etve” kanaldan gelen sudur. Bir yönden gelmesi kastedilirse “eta” kullanılır, yönü belirsizse “cae” ile anlatılır. “Cae” fiili mazi (geçmiş zaman) ise de “iza” dan sonra geldiği için fiili muzari (gelecek) anlamı alır. Bu surenin Mekki veya Medeni olduğu kesin değilse de Medeni olsa bile Mekke’nin fethinden önce geldiği anlaşılmaktadır.

 

Nasr :Bereketli yağmurla sulanmış toprak demektir. Lazım olarak fiil, bir yerin yağmurla sulanarak yeşermesidir. Sonra muteaddi olarak bir yeri sulayarak yeşertmek anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Yeşermiş bir yer susuz kaldığında kurumaya başlar. Su ile desteklemek onu yeşil tutmak demektir. Bir kimseye bir şeyden korunması için destek vermek nusret kelimesi ile anlatılır. “Avn” bir işte yardımdır, nasr ise korunmada yardımdır.

 

Allah : Allah kelimesi “el-ilah”tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. Harfi tarifle gelen kelimelere “ya” harfi geldiği zaman “eyyuha” harflerini alır. Oysa  “Ya Allah” denir. Yani buradaki” el” harfi tarif değildir. Allah’ın kainatı var ettikten sonraki özel ismidir.  

 

Ve : “Ve” atıf harfidir. Bu da yine “beyn” kelimesinden doğmuştur. “Ve”de birlikte veya peş peşe olma şartı yoktur. “Fe”de peş peşe olma şartı vardır. Burada fethi nasra bağlamaktadır. Feth ve nasr birbiriyle ilişkili ama birbirinden ayrı manaları vardır.  Nasrın Fethe sebep olması dolayısıyla burada “fe” harfi ile değil de “ve” harfi ile kullanılması fethten sonra da nusretin devam etmesi anlamına gelir. Bir ülkeyi almak kolay olabilir. Ama o ülkeyi elde tutmak için de Allah’ın yardımına ihtiyaç vardır. İktidar olmak yetmez iktidarda kalmak gerekir.  

 

Feth : Feth, kapının açılması demektir. Başlangıçta kapıyı açmak için kapının üzerine konan ve kapıyı çekmek için kullanılan parçadır. Feth etmek kalelerin kapılarını açma anlamında bir şehre girme manasında kullanılmaktadır. Burada feth, harfi tarifli gelmiştir. Mekke’nin fethi kastedilmiştir. Bununla beraber cümle “Allah’ın nusreti ve fethi her geldiğinde” şeklinde bir manaya gelmek üzere lam cins için olabilir.

 

Ve : “Ve” “reayte” kelimesini “cae” kelimesine atf etmektedir. Fethin olması ile görme bir arada gerçekleştiğinde tesbih ve istiğfar edilmesi emredilmiştir.

 

Re’y :Raye, uzaktan görülebilen işaret demektir. “Basar” göz demektir. “Nazar” korkuluk demektir. Nazar bakmak, re’y ise görmek anlamındadır. Re’y derinlemesine görmek, nazar genişlemesine görmek, basar uzağı görmek, şuhud ise içinde bulunmak, her yönüyle görmek demektir.

 

Nas : Üns, ok yayının iç tarafı, vahş yayın dış tarafının adıdır. İns kelimesi buradan gelişmiştir. Cins isim olarak da “insan” olarak kullanılmaktadır. İnsin çoğulu ünastır. Sonraları baştaki hemze düşmüş, bağımsız kelime olmuş, çoğulluk manasını korumaktadır. Kişilerin bir arada bulunmasına delalet eder. Kişiliği olmayan toplulukların adıdır. Hitapta mevcut olan halkı veya bütün insanları içine alır. Kur’an’da beş vakit namaz topluluklarına, cuma namazı topluluklarına veya bütün insanlara hitap etmek için kullanılır. Burada bütün insanlar kastedilmektedir ve “herkes” anlamındadır.

 

Dahl : Kuytu yer demektir. Sonraları iç anlamına kullanılmış. Daha sonra da “girme” anlamında kullanılmıştır. Burada “nas” topluluk olarak değerlendirilmiş ve kurallı erkek çoğul kullanılmıştır. Fiillerde kurallı erkek çoğullarda ümmet olma şartı yoktur.  

 

Fi : Zarf harfi ceridir. Olayın içinde cereyan ettiği yer ve zamandır. Yerin ve zamanın tamamını kaplaması gerekmez. Burada dinin içine girme şeklinde ifade edilmiştir. Din bir düzendir, çevredir. İnsan o çevrede yaşar. Her tarafta bulunmaz. Kur’an’ın bütün hükümleri herkese ait değildir. Müteşabih ayetler, kimler bir şeyi anlamıyorsa o kişilere müteşabihtir. Dolayısıyla o kişileri bağlamaz.

 

Din : Dane, inek yavrusuna denir. Anasına meme emmek için yaklaşması haline “dane” denir. Yaklaşmak demektir veya borçlanmak demektir. Deyn kelimesi din kelimesi ile aynı köktendir. Atomlarda da oksijen hidrojene elektron borçlanır borçlu ve alacaklı birbirlerinden ayrılmadıklarından su molekülü oluştururlar. Din de, kişilerin birbirleriyle ayrılamaz şekilde borçlandıkları düzendir. Aynı zamanda borç ve alacak muhasebeye dayandığı için din hesap, muhasebe demektir. Dinar kelimesi de dinden gelir. Burada din düzen demektir. Allah’ın dinine girmek kişi olarak onun şeriatini kabul etmek demektir. Bunun hesabı ahirette görülecektir. Dinin dünyevi manası İslam düzeninde olan bir devletin vatandaşlığını kabul etmek demektir.  

 

Fevc : Deve sürüsü su başına getirildiklerinde birden su içemediklerinden gruplara ayırılır. Her grup bir fevcdir. Sıra dağlarda her yüksekliğin arasındaki bölüme de fevc denir.  

 

Fe : İza’nın cevabıdır. Bundan önceki olaylar cereyan ettiğinde o olayların cereyan etmesi sebebiyle yapılacak veya olacak işler için söylenen cümlenin başına gelir.  Surenin İza ile başlamış olması bu olayların olacağını da haber verir. İslamiyet başlangıçta çok yavaş gelişmiştir. İlk 13 senede ancak 100 civarında kişi müslüman olmuştur. Hicretten sonra Medine’de muhacir ve ensar kabilelernden bir kısmı müslüman olmuştu. İslamiyetin bu kadar yavaş gelişmesi Hz. Peygamber dahil mü’minlerin canlarını sıkıyordu. Hatta zaman zaman bu iş olmayacak gibi tereddütler oluyordu, ümitsizlikler oluyordu . İşte bu sure o zamanlarda tereddütleri gidermek için inen suredir. Bu tereddüdünüz günahtır. Ama zafer gelince önce tesbih edin, teredütlerinizden dolayı istiğfar edin, O, tevbelerinizi kabul edecektir, şeklinde bir cevap cümlesi gelmiştir.

 

Sebh : Sebhe, omuzlara atılan, esen rüzgarda kanatlar gibi açılan elbise demektir. Sonraları uçmak ve yüzmek anlamlarında kullanılmıştır. Tesbih etmek yüzdürmek veya uçurmak demektir. Arapça’da mecaz olarak yüceltmek anlamına gelir. Tef’il babından teksir için kullanılır. Türkçe’de tarikatların kullandığı zikir Kur’an’da tesbih olarak geçmektedir. Zikir anlamak, anmak ve düşünmek demektir.

 

Bi : Bi, harfi cerdir. Alettir. Hamdi vasıta ederek Allah’ı yücelt anlamına gelir. Yani bu yüceltme dahi lafızları tekrar etme ile değil, anlamları ile de yüceltmek demektir.

 

Hamd :Cümle kapısı demektir. Çardak veya çadır hayatı yaşarken beylerin çadırları gösterişli yapılır, kapısına bekçiler konurdu. Sonraları sarayların cümle kapısı, ana kapısının adı “hamd” olmuştur. Orda bekleyen bekçilere de “abd”, direklere de “amd” denmiştir. Bir arzusu olup bir şey talep etmek isteyen, bu kapıya varır hacetinin giderilmesi için arzuda bulunurdu. Kapının güzelliği, içinde olanların değerini temsil etmesi sebebi ile hamd kelimesi meth etmek, şükr etmek, sena etmek anlamlarını taşıyan bir kelime olmuştur. Medh, kendisinde iyilik bulunan, sena başkalarına iyilik yapan, şükür kendisine iyilik yapanı anlatmaktır. Hamd bunların hepsini içine alan bir kelimedir.

 

Rabb : Ribve, tümsek demektir. Çöllerde tümseğe benzeyen yer yer serpilmiş ağaçlıklara da rabve kelimesi kullanılmaktadır. Sonra yavaş yavaş gelişme karşılığı kullanılmıştır. Birden oluş “hilkat” ile ifade edilir, evrimle gelişmeler rabvet ile ifade edilir. Rebebe kelimesi de rabveden dönüşmüştür. Terbiye kelimesi bunlardandır. Türkçe olarak “yetiştiren” veya “yetiştirici” olarak tercüme edilir. Burada rab kelimesini kullanmış olmasının nedeni işlerin yavaş ve sıkıntılı olmasının yani hak yolunda başarının geç gelmesinin nedeni Allah’ın rabvet sıfatının tecellisinden dolayıdır.

 

Ve : Ve, istiğfar etmeyi tesbihe bağlamaktadır. Tesbihte Alllah’ın eksiksiz olduğu ifade edilmektedir. İstiğfarda ise eksikliklerin bizde olduğu belirtilmektedir. Bu kelimeler onun için birbirine bağlanmıştır. Hayatta cereyan eden her şey Allah’ın izni ile olmaktadır. Bizim başımıza gelen bir şeyde suçu veya hatayı başkasına değil kendimizde aramalıyız. “Rabbini hamdinle tesbih et ve istiğfar et” ifadesi ile bütün hayatımızın istikametini ve çalışmamızı tespit ediyor. Zorluklar ve sıkıntılar daha üstün bir mertebeye erişmek için ve yanlışlarımızı düzeltmek için verilmektedir. Bunun için hamd etmeliyiz. Vize verildi, imtihana alındık demektir. Başarı şansımız var. Alınmasaydık şansımız da olmazdı.

 

Ğafere : Hefere kelimesi ile akrabadır. Çukur açmaya hafr etmek, açılan çukurun toprağını yerine koymaya ise ğafr etmek demektir. Hufre çukur, ğufre çukurdan alınan topraktır. Ğubar kelimesiyle de akrabadır. Mağfiret etmek demek, suçu, günahı, hatayı kapatmak, cezasını vermemek, görmemezlikten gelmek demektir. Afv ise suçu tamamen silmek, işlememiş hale getirmek demektir. Burada istif’al babı kullanılmıştır. İstif’al babı, Türkçe’deki “isteme” kelimesinin başa gelmesi gibi bir mana taşır. Allah’tan işlenen kusurların, günahların kapatılmasını, örtülmesini talep etmek anlamı taşır. Afv yerine mağfiretin gelmesi “hepten sil” yerine daha mütevazi bir talepte bulunmak anlamı taşır.

 

İnne : İnne, kane’den dönüşmüştür. Kaf düşmüş enne olmuştur. Hu zamiri Allah’a racidir.

 

Kevn : Kevn, tepe demektir. Beynin karşılığıdır. Bunlara mukabil düz olan yere de “hevn” denir. “Kane” tepe manasından yararlanılarak “olmak” fiilini oluşturur. “Kane” de “oldu” veya “...dır” anlamına gelir.  

 

Tevvab : Tevvab demek, kendisine dönüldüğü zaman o da size döner, demektir. Bu kelimenin aslı “evb”dir. Evvab ile tevvab aynı anlamdadır. Evb kelimesi de yuva kelimesinde dönüşmüştür. Evy yuva demektir. Türkçe’deki ev kelimesi ile yakınlığı vardır. Hayvanların akşam üstü yuvalarına dönüşünden insanların olması gerekene dönmesine tevbe denmiştir. Allah insanlarla adeta kendisi bir insanmış gibi hitap eder. İnsanların birbirleri ile olan ilişkilerinde olduğu gibi bir tutum içinde olduğunu gösterir. Allah insana benzemez, dolayısıyla bütün bu ifadele mecazidir.

 

Allah’ın nusreti ve fethi ciet edip ve nası Allah’ın dinine  efvacen duhul ettiğini re’y edince Rabbini hamd ile tesbih et ve ona istiğfar et. O tevvabdır.

                

Allah’ın kolu gelip alma olunca ve herkesin Allah’ın düzenine bölük bölük girdiğini görünce Yetiştiricini ederi ile arıt ve O’ndan kapatmasını iste. O düzeltendir.

 

Açıklama : İnsan sosyal evrim yapmakta olan bir varlıktır. Sosyal evrimde eski yapının yıkılıp yerine yenisinin getirilmesi gerekmektedir. Bunun için önce evrimi yapacak bir aşiret oluşur. Bu aşiret Mekke’de 7 senede oluşmuştur. Sonra aşiret geliştirdiği projeyi çevreye sunar. Çevre bunu tartışır. Karşı gelir. Aşiretin gücünü yolar. Bu inkılabı yapıp yapamayacağını dener. Bu safha Mekke’de 6 senede oluşmuştur. Kendilerini topluluğa tanıttıktan sonra sitelerini kurarlar. Ve bu sitede iç ve dış mücadele başlar. Bu mücadele sayesinde iki taraf da yeni oluşumu sindire sindire öğrenir. Başlangıçta insanlar inansalar da sosyal baskı olduğu için evrime katılmazlar. Bir gün sosyal baskı tersine döner. O zaman da kitleler halinde evrime uyulmuş olur. Bunun hikmeti eğer baştan kalabalık kitle halinde katılsalar evrim yapanlar hazırlıklı olmadıkları için başaramazlar. Ya evrim yarım kalır veya bozulur. Bu sure bu hususları baştan bildirerek bu yolda yürüyenlere ders ve güven vermektedir.

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7264 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
5210 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2655 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3753 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3209 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3623 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2782 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2748 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
3248 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2744 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2979 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
3117 Okunma
13-rad suresi meali
3590 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
3136 Okunma
15-hicr suresi meali
3534 Okunma
16-nahl suresi meali
4847 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
4274 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
4157 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2862 Okunma
20-taha suresi meali
4547 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
4028 Okunma
22-hacc suresi meali
3579 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3650 Okunma
24-nur suresi meali
4095 Okunma
25-furkan suresi meali
3442 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3909 Okunma
27-neml suresi meali
4172 Okunma
28-kasas suresi meali
3570 Okunma
29-ankebut suresi meali
3870 Okunma
30-rum suresi meali
3452 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3445 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
3052 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3467 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3958 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3593 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4752 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4639 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3911 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
4117 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3586 Okunma
41-fussilet suresi meali
3511 Okunma
42-şura suresi meali
3065 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3604 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3612 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2793 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3317 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
3117 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3457 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3626 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3974 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3680 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2965 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2967 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3904 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4405 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4301 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3432 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
3290 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3327 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2747 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
3006 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3298 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2928 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
3091 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
3199 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
3190 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3793 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
4021 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3525 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3412 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3256 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
4204 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
4221 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4282 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3470 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
4069 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
3222 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3841 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3480 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3740 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3507 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3474 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3882 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
3209 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2831 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
3199 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3630 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3598 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3639 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
3191 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3939 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3847 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3285 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3589 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3875 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
4199 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
4205 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3630 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2506 Okunma
100-adiyat suresi meali
3104 Okunma
101-karia suresi meali
3995 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
4198 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
3316 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
4072 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
5234 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
3279 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3594 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5904 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3631 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
4126 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4821 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3871 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
3156 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3452 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
46328 Okunma

© 2026 - Akevler