AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3307 Okunma
A'LA SURESİ MEALİ

 

87 - ALA SURESİ

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

Sebh : Sebhe, omuzlara atılan, esen rüzgarda kanatlar gibi açılan elbise demektir. Sonraları uçmak ve yüzmek anlamlarında kullanılmıştır. Tesbih etmek yüzdürmek veya uçurmak demektir. Arapça’da mecaz olarak yüceltmek anlamına gelir. Tef’il babından teksir için kullanılır. Türkçe’de tarikatların kullandığı zikir Kur’an’da tesbih olarak geçmektedir. Zikir anlamak, anmak ve düşünmek demektir.

İsm : “Veşm” veya “vesm” damga demektir. Hayvanların veya bir yerin kime ait olduğunu belirtmek için kendilerine vurulan işarettir. “İsm” ise söz olarak bir varlığın damgası yani adıdır.

Rabb : “Ribve”, tümsek demektir. Çöllerde tümseğe benzeyen yer yer serpilmiş ağaçlıklara da rabve kelimesi kullanılmaktadır. Sonra yavaş yavaş gelişme karşılığı kullanılmıştır. Birden oluş “hilkat” ile ifade edilir, evrimle gelişmeler rabvet ile ifade edilir. Rebebe kelimesi de rabveden dönüşmüştür. Terbiye kelimesi bunlardandır. Türkçe olarak “yetiştiren” veya “yetiştirici” olarak tercüme edilir.

Halk : Halk, deri veya bez parçası demektir. Mastar olarak elbise biçmek veya çamurdan bir şey yapmak demektir. ”Rabvet”te tedrici oluşum vardır. “Hilkat”te ise birden oluş vardır. Allah hem haliktir hem de rabdır. Kaderde her şeyi planlamış ve ona göre zaman içinde gelişmeye bırakmıştır. Buna da kaza denir. İlk yarattığı canlıda kıyamete kadar gelecek bütün canlıların bütün özellikleri ilk canlının geninde vardı. Bu kaderdir. Şimdi gerçekleşenler ise kazadır. İlk defa zaman ve mekan içinde öyle atomları yarattı ki, o atomlarda da kainatın oluşması ile ilgili bütün özelikler vardı. O kaderdi.

Seviye : Engebesiz düz yerdir. Eşitlemek için kullanılır. Sıva yapmak, duvarı düzeltmek demektir.  

Ellezi : Za, erkeklere işaret, ta dişilere işaret harfidir. Türkçe’de işaret için bu, şu ve o edatları kullanılır. Bu, dudaktan çıkan sestir, yakın olanlar için kullanılır. O, boğazın en alt tarafından çıkan bir harftir. Şu ise orta harftir, ortada olanlar için kullanılır. T ve z harflerinin mahreci de ş harfinin mahrecidir. Ta ve za işaret edatları, “şu” işaret sesinden dönüştür. Şimdi Arapça’da harf-i tarifler yalnız kökler üzerinde geldiği halde bu işaret isimlerine de gelerek “ellezi” veya “elleti” olmuştur. Ellezi, bir cümleyi ism-i fail veya ism-i meful yapar. İsmi fail ve ismi meful dört şekilde gelmektedir. Nekreli fail sırasında fiil veya fail veya meful nekredir. Harfi tarifli sıgalarda fiil nekre, fail veya meful marifedir. “Ma” ve “men” edatları ile yapılanlarda fail veya meful nekre, fiil ise marifedir. Ellezi ile yapılanlarda fiil, fail veya meful marifedir.

Kadr : Kıdr kazandır. Malzeme ölçüleri kard ile, pişirme süresi ve şekli kaderle anlatılmaktadır. Kard ölçme ve değer anlamlarına da gelir. Kader de plan demektir. Mastar olarak kullanıldığın planlamak anlamı çıkar.

Hedy : Hediye, insanların görüşmeden evvel görüşmek isteklerini belirtmek için gönderdikleri değerli eşyadır. Hacca gitmeden evvel Mekkeye gönderilen kurbanlık hayvanlara da hedy denir. Hediye götürüp haber getiren kimseye hadi denmiştir. Sonraları hidayet yol göstermek veya yola götürmek anlamında mastar olmuştur.

Huruc : Harc duvarın dışına sürülen harçtır. Sonra dışarı anlamı kazanmıştır. Mastar olarak dışarı çıkmak demektir. İhrac ise çıkarmak, kusmak demektir.

Ra’iy : Otlak yerdir. “Ra’iy” etmek, hayvanları otlatmak demektir. Merkezi yönetim “ra’iy”, yerinden yönetim “nezaret”tir.

C’al : Ca’l ele pisliğin veya sıcaklığın bulaşmaması için tutulan deri veya bez parçası demektir. Sonraları kılmak anlamında kullanılmıştır. Kılma ile yapma arasındaki fark, yapmada yeniden var etme, ca’lde ise var olan bir varlığı yeni bir işe koymak anlamı taşır.

Ğüsa : Suların getirdiği çerçöptür.

Havy : “Hayy”, yılan hareketli olması nedeniyle bu kelimeden “hayat” olmuştur. “Ahva” hayata elverişli hale gelmek anlamına gelir.

Kıraet : Karye, kaynar veya kuyu suyunun bulunduğu, halkın çevresinde gelip iskan ettiği yerdir. Halen köy veya belde anlamında kullanılmaktadır. “Kerae”, insan beyninde birikmiş olan ifadelerin pınarın kaynaması gibi ağızdan çıkmasına yani okumaya denir. “”Tilavet, kitaptan başkasına okumak olduğu halde “kıraat”, ezberden kendi kendine okumak demektir.

Nesy :

İlla : İn ve la dan mürekkeptir. İstisna edatıdır. Bunun dışındakiler sadece şunlar anlamındadır. İki türlü istisna yapılır. Biri daha öncekilerin içinden istisna yapılır. Buna muttasıl istisna denir. Bu takdirde insanların bir kısmı harabe içinde bazısı da harabe dışındadır anlamına gelir. Yahut daha önce geçenlerin dışındaki kimseler onların halinin dışındadır anlamına gelir. Buna munkati’ istisna denir.

Şey : Karaltı, uzaktan görülebilen karaltı demektir. Sonra her varlık için “şey” denmiştir. Var olmasını, ortaya çıkmasını istemeye mastar olmuştur.

Allah : Allah kelimesi “el-ilah”tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. İlah kelimesi Tanrı anlamındadır. İnsanlar, “var edici”yi her zaman bilmişlerdir. Onu en kıymetli veya güçlü gördükleri bir varlık ile ifade etmeye çalışmışlardır. Bu sebepledir ki, birçok dinlerde Tanrı güneş kelimesi ile ifade edilmiştir. Türkçe’deki Tanrı da ışık kelimesinden gelmektedir. Kur’an’da da “Allah göklerin ve yerin nurudur” denmektedir. Bu kelimenin çıkışı “aydınlık” anlamına gelen bir sözden gelmiş olmalıdır. Türkçeye Tanrı diye tercüme edilecektir.

İnne : İnne, kane’den dönüşmüştür. Kaf düşmüş enne olmuştur. Arapça’da vurgu ile ifadelere mana kazandırma yoktur. Bunun yerine diğer dillerdeki vurguyu karşılamak için ek harfler getirilmiştir. Karşı tarafa sadece bilgi vermek için bir cümle söyleniyorsa düz cümle yapılır. Karşı tarafın yanlış bilgisini düzeltmek için bir cümle söyleniyorsa o zaman o cümlenin başına “inne” getirilir.

İlm : Dağın sivri noktası demektir. İnsanlar o tepeye bakarak bulundukları yerleri belirlerler. Sonraları yeryüzü beyler arasında bölüşülünce, her bey hakim olduğu çevrenin tepesine o çevrenin kendisine ait olduğunu belirleyen işaret  koymuştur. Buna alem denir. Bugünkü bayrak o dönemin geleneği olarak devam etmektedir. Arefe, üstü düzlük dağ veya yayla demektir. İnsanlar ilk zamanlarda burada yıllık veya daha kıza zamana ait toplantılar yaparlardı ve birbirleri ile tanışırlardı. Arafat’taki arefe kelimesi buradan gelmektedir. Hala orada toplanılmaktadır. İlim, varlıkları sınırlamak suretiyle tanımlamak ve aralarındaki ilişkileri riyazi bir şekilde belirlemektir. Marifet ise, varlıkları diğerlerinden ayıracak özellikleri ile belirlemektir.  

Cehr : Açık yerdir. Sesin fısıltı üstünde çıkması, sert harfleri çıkarmakla olur.

Hafy : Sık ağaçlı yerdir. Gizli anlamına gelir.

Yüsr :Yüsr” sol kol; “u’sr”, yanın ayna dönüşmesi ile solak anlamı kazanmıştır. “Yüsr“ kolaylık için “u’sr” zorluk için kullanılmıştır. Sol elle bile yapılacak işler olduğu için “yüsr”; sol elle iş yapmak zor olduğu için de “u’sr” olmuştur.

Zikr : Yay görevi gören ağaç dal parçasıdır. Sonraları çelik denmiştir. Yumuşak demire ünsa denir. Bellek tekrar eskiyi hatırlama olduğundan yayın tekrar eski yerine gelmesine benzetilerek zakire denmiştir.

Nef’ :

Haşy : Ayaktaki kuru ottur. Hışırtı, otlardan gelen sestir. Hışırtı sesinden doğan korkudan gelişerek haşiye korku anlamına gelir, yani Rabbinden korkmak demek, onun sözüne kulak vermek demektir. Kulak verilmediği zaman başa gelecekleri hesap etmek demektir.

Cenb :

Şaky : « Şık » yarmaktır. « Kaf »ın biri « vav »a dönüşmüş ve «şakiy » olmuştur. Topluluktan ayrılan anlamında şaki olmuştur.

Sıliy : Sıliye, çölde Arapların güneşte et pişirdikleri taşın adıdır. Sonra pişirmek mastarına dönüşmüştür. “Ateşte pişecektir” denmektedir. Terbiye olacaktır, anlamındadır. Salat kelimesi de buradan gelmektedir. Cehennem dünyada terbiye olmayan insanları ahirette terbiye etmek için vardır. Zaten cehennem de fırın demektir.  

Nar : Ateş demektir. Nur da bu kökten türemiştir.

Kebir : Yaşlı adamdır. Büyük anlamında kullanılmaktadır.

Sümme : “Ve” gibi “bağ” edatıdır. Ancak tertibi ifade ettiği için “fe”ye benzer. “Fe” de peşpeşelik vardır. “Sümme”de ara ara oluşu anlatır.

Mevt : Kış uykusundan uyanmış yılana hayy, kış uykusundaki yılana da mevt denir.

Hayy : Hayy kış uykusundan uyanmış yılan, mevt de kış uykusundaki yılan demektir.

Felah : “Felh” toprağın yarılmışı, çatlak toprak demektir. Tarlayı sürme anlamında “felah” kullanılmıştır. Tarlayı sürmek onu ekin ekilecek hale getirmek demektir. “Felah” bulmak da olgunlaşıp işe yarar hale gelmek demektir.

Zekiy, Zekat : “Zekiyyebol otlaklı arazi demektir. Sonraları canlılık için kullanılmıştır. Canlının temizlik özelliğinden dolayı temizlik; büyüme ve gelişme özelliğinden dolayı da artma anlamı kazanmıştır.

Eser : İz demektir.

Dünya : “Dena” kelimesi ecveften nakısa dönüşmüştür. “Yakın” anlamına gelir. Mekanda ve zamanda kullanılmaktadır. Uzayda birbirinden uzaklaşan yıldız yığınları var. Bu yedinci semadır. Bunun karşısında yıldızlar ve diğer maddeler birbirini çektikleri ve etkiledikleri için “yakınlığı olan sema” anlamında Kur’an’da geçmektedir.

Ahiret : Uhur ense demektir. Uhra diğer demektir. Ahir son, ahiret sonraki hayat demektir.

Hayr : At sürüsü demektir. Hayr servet demektir. Nisaptan fazla mal veya gelir getiren mal anlamındadır. Hayr kelime olarak şerre karşılık tercih edilen şey anlamında da kullanılmıştır.

Bakiy : “Vika” kap demektir. İçine eşya konarak saklanır. Böylece oraya konan eşyanın ömrü uzar. Zamanla “ve” harfi “be”ye dönüşmüş, “baki” devamlı, sürekli ve sonu olmayan, ebed anlamları kazanmıştır.

Sahf : Tepsi demektir. Yaygı. Sonraları üzerinde yazı yazılan uzun rulo olabilen kağıt türü beze denir. Yaprağın bir tarafına sonraları sahife denmiştir.

Ula : Evvelin müennesidir. Evl kaldıraç demektir. Çevirmek ve başa döndermek anlamlarına gelir.

İbrahim : “Berk” şimşek demektir. Şimşek çaktığında karanlıkta olan insan, nasıl çevresini görürü, nerede olduğunu ani bir bilişle bilirse zihinde meydana gelen ani bir ilhamla da kesin olarak isbat edilen şeylerin delillerine burhan denir. İbrahim “burhan”dan oluşmuş bir isimdir. Hz İbrahim insanları burhanla hakka davet ettiği için bu isimle anılmaktadır.

Musa : “Usve” ilaç olarak kullanılan bir maddedir. Sonra tabib anlamında musa olmuştur. “Örnek insan” anlamına da gelir. Kur’an, Hz Muhammed’e Musa’yı örnek göstermektedir.

 

Ala rabbinin ismini tesbih et. O, halk edip tesviye etmiş kimsedir. Ve O takdir edip hidayet etmiş kimsedir. Ve o merayı ihrac edip onu ehva ğüsa caletmiş kimsedir. Sana ikra edeceğiz de Allah’ın meşieti olanın dışındakini nesy etmeyeceksin. O cehri ve hafiy olanı ilmeder. Sana yusrayı teysir edeceğiz. Zikra nef ediyorsa tezkir et. Haşyet eden yakında tezekkür edecek. Kübra nara sıliy edecek olan eşka ona tecennüb edecek. Sonra orada ne mevt eder, ne de hayy eder. Tezekki etmiş ve rabbinin  ismini zikr edip selat etmiş kimse iflah olmuştur. Oysa ahiret hayr ve ebka iken siz dünya hayatını isar etmektesiniz. Bu ula sahifelerde, İbrahim ve Musanın sahifelerinde var.

 

Yüce Yetiştiricinin adını arıt. O, yaratıp düzeltmiş kimsedir. Ve o ölçülendirip götürmüş kimsedir. Ve o otlağı çıkarıp onu çözülmüş atık yapmıştır. Sana okutacağız da Allah’ın dilediklerinin dışındakini unutmayacaksın. O açığı ve kapalı olanı da bilir. Sana kolaylığı kolaylaştıracağız. Anlatmak yarayacaksa anlat. Çekinen kimse yakında anlayacak. Büyük ateşte tavlanacak kimse olan ayaklanan ise ondan uzaklaşacak. Sonra orada ne ölür, ne de yaşar. Paklanan ve Yetiştiricisinin adını anıp kılmış kimse gelişmiştir. Oysa sonraki daha iyi ve kalıcı iken siz yakın yaşayışı yeğliyorsunuz. Bu önceki yapraklarda, İbrahim’in ve Musa’nın yapraklarında vardır.

 

AÇIKLAMA : Bu surede kainatı var eden ve içinde insanı yaratan Allah, insana akıl vererek onu kavramasına ve doğru yolu bulmasına imkan hazırlamış, ancak bununla yetinmeyerek peygamberler de gönderek doğru yolu teyid etmiş olduğunu anlatmaktadır ve mümine bu Kur’an’ı ondan yararlanacak kimselere anlatmasını emr etmiştir. Ancak kimin yararlanıp kimin yararlanmayacağını mümin bilmeyeceğinden herkese anlatmasını istemektedir. Ondan kimileri yararlanac kimileri de yaralanmayacaktır. Bu Kur’an daha önceki İbrahim ve Musa’nın sahifelerinde vardır. İnsanlar yaratılıştan kıyamete kadar hak ve batıl mücadelesi içinde olacaklardır. Müminler hakkın savunucusu olacaklardır. Burada Kur’an’ı tebliğ etmeyi farz ettikten sonra bundan sonraki surede bu tebliğde zor kullanılmayacağını haber vermektedir. Bundan sonraki surede Kur’an’ın yaşamı nasıl düzenleyici olduğu anlatılmaktadır.   

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
6957 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
4785 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2415 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3471 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2932 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3319 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2507 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2476 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
2937 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2465 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2703 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2815 Okunma
13-rad suresi meali
3226 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
2751 Okunma
15-hicr suresi meali
3200 Okunma
16-nahl suresi meali
4193 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
3873 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
3801 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2576 Okunma
20-taha suresi meali
4100 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3715 Okunma
22-hacc suresi meali
3233 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3303 Okunma
24-nur suresi meali
3702 Okunma
25-furkan suresi meali
3096 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3554 Okunma
27-neml suresi meali
3824 Okunma
28-kasas suresi meali
3242 Okunma
29-ankebut suresi meali
3441 Okunma
30-rum suresi meali
3091 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3106 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2730 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3107 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3602 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3209 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4356 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4304 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3558 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
3814 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3304 Okunma
41-fussilet suresi meali
3173 Okunma
42-şura suresi meali
2734 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3308 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3300 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2513 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
2996 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
2850 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3145 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3329 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3633 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3400 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2674 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2656 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3510 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4073 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
3968 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3134 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
2949 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
2959 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2490 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2716 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
2980 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2638 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2767 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
2850 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
2880 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3454 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3634 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3191 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3095 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
2960 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3639 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
3906 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
3965 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3143 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3768 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
2865 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3509 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3165 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3409 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3195 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3063 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3565 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
2919 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2522 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
2955 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3307 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3287 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3216 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
2848 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3569 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3461 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
2984 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3255 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3556 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
3843 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
3908 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3250 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2234 Okunma
100-adiyat suresi meali
2803 Okunma
101-karia suresi meali
3680 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
3813 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
2937 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3741 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
4900 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
2947 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3268 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5298 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3311 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
3788 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4482 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3559 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
2836 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3145 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
43159 Okunma

© 2026 - Akevler