AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3631 Okunma
TİN SURESİ MEALİ

 

95 - TİN SURESİ

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

Tin : İncirdir.

Zeytin : Zeytindir.

Tur : Sina’da bir dağın adıdır.

Sin : “Sin” dişler demektir. “Mesnun” dizilmiş demektir. “Sina”, sıra tepelerin yer aldığı bir bölgeye verilen isimdir. “Tur” bu tepelerin en yükseğidir. “Sinin”, “sina”nın çoğuludur.

Haza : “Ha” tenbih, uyarı edatıdır. “Za” işaret ismidir. “Za” yakına, “zake” ortaya “zalike” ortaya veya gaibe işarettir. Bu, şu o gibi. “Zalike”nin sonundaki “ke” sen demektir. Bu muhatapların durumuna göre zamir alır.

 

Belde : Etrafı çevrili meskun düz yerdir. Karyeden daha geniştir. “Belde” merkeze, “beled” ise çevreye, mücavir alana denmektedir.

 

Emine : Mena karşı karşıya bulunan evlerin arasındaki yer demektir. Eskiden evleri bitiştirerek bir duvar meydana getirirler ve kapılarını orta boşluğa açarlardı. Orta boşluğa bir kapıdan girilirdi. Böylece orası güven altında olurdu. Oraya bir mal koymak veya oraya girmek “emine” kelimesi ile ifade edilirdi. “Amene” emniyet ve güven altına almak demektir. Ellezine amenu: “Ellezine amenu”, “ellezine hadu” gibi ehli Kur’an’ı ifade eder. Kur’an’da bu deyim bunun için geçer. Ama kelime manasıyla da bütün inanmış kimseler kastedilmiş olabilir. Müzekker salim olduğuna göre birlikte iman edenler anlamı çıkmaktadır. O zaman dayanışma ortaklığını kuranlar demektir. O takdirde fiil ifal babından değil mufaale babından gelmiş olur. İnsanların ancak dayanışma ortaklıklarını kurarak topluluk oluşturmalarıyla kurtulacaklarına işaret edilmektedir.

 

Lekad : “Kad”, “kane” veya “kade”den dönüşmüş bir kelimedir. “Kane” “olmak”, “kade” “yaklaşmak” manasınadır. “Kad” ise fiili mazide hem tekid hem de fiilin devam etmekte olduğunu göstermek için kullanılır. Fiili mazi de ise “bazen” anlamına gelir. “Le” tekid harfidir. “Kad cae” “Şimdi geldi”, “Lekad cae” “Muhakkak geldi ve şimdi burada” demektir.

 

Halk : Halk, deri veya bez parçası demektir. Mastar olarak elbise biçmek veya çamurdan bir şey yapmak demektir. ”Rabvet”te tedrici oluşum vardır. “Hilkat”te ise birden oluş vardır. Allah hem haliktir hem de rabdır. Kaderde her şeyi planlamış ve ona göre zaman içinde gelişmeye bırakmıştır. Buna da kaza denir. İlk yarattığı canlıda kıyamete kadar gelecek bütün canlıların bütün özellikleri ilk canlının geninde vardı. Bu kaderdir. Şimdi gerçekleşenler ise kazadır. İlk defa zaman ve mekan içinde öyle atomları yarattı ki, o atomlarda da kainatın oluşması ile ilgili bütün özelikler vardı. O kaderdi.

 

İnsan : Üns, ok yayının iç tarafı, vahş yayın dış tarafının adıdır. İns kelimesi buradan gelişmiştir. Cins isim olarak da “insan” olarak kullanılmaktadır. İnsin çoğulu ünastır. Sonraları baştaki hemze düşmüş, bağımsız kelime olmuş, çoğulluk manasını korumaktadır. Kişilerin bir arada bulunmasına delalet eder. Kişiliği olmayan toplulukların adıdır. Hitapta mevcut olan halkı veya bütün insanları içine alır. Kur’an’da beş vakit namaz topluluklarına, cuma namazı topluluklarına veya bütün insanlara hitap etmek için kullanılır. Burada bütün insanlar kastedilmektedir ve “herkes” anlamındadır. İnsan cins isimdir.

 

Hüsn : Sıra dağların yan yana olan iki büyük dağın en büyüğüne “hasen”, ikincisine ise “hüseyn” denir. Sonraları iyilik, güzellik anlamı kazanmıştır.

 

Kaim, Kavm : Hayvanların ön ayaklarına denir. Kavm ise ağacın gövdesi demektir. Kıyam etmek, kalkmak veya ayakta durmak anlamındadır. Kayyim ayakta durandır. Mecazi olarak sağlam, bozulmamış veya bozulamayacak anlamındadır. “Takvim” “kıyam”dan yapılmış bir mastardır.

 

Sümme : “Ve” gibi “bağ” edatıdır. Ancak tertibi ifade ettiği için “fe”ye benzer. “Fe” de peşpeşelik vardır. “Sümme”de ara ara oluşu anlatır.

 

Redd : “Ridde” devenin memesinden doğumdan önce gelen süttür. Hayvanlar hamile kaldıklarında sütleri kesilir. Doğum yaklaşınca yeniden süt toplanmaya başlar. Bu doğumun yaklaştığını gösterir. Bu haldeki deveye “ridde” denmektedir. Eski hale dönmeye “riddet” denir. “Ricat”de “hal”, “riddet”de ise vasıf değişir.

 

Sefil : “Sufla” vadinin alt tarafına, “ulya” ise üst tarafına denir.

 

Ellezi : Za, erkeklere işaret, ta dişilere işaret harfidir. Türkçe’de işaret için bu, şu ve o edatları kullanılır. Bu, dudaktan çıkan sestir, yakın olanlar için kullanılır. O, boğazın en alt tarafından çıkan bir harftir. Şu ise orta harftir, ortada olanlar için kullanılır. T ve z harflerinin mahreci de ş harfinin mahrecidir. Ta ve za işaret edatları, “şu” işaret sesinden dönüştür. Şimdi Arapça’da harf-i tarifler yalnız kökler üzerinde geldiği halde bu işaret isimlerine de gelerek “ellezi” veya “elleti” olmuştur. Ellezi, bir cümleyi ism-i fail veya ism-i meful yapar. İsmi fail ve ismi meful dört şekilde gelmektedir. Nekreli fail sırasında fiil veya fail veya meful nekredir. Harfi tarifli sıgalarda fiil nekre, fail veya meful marifedir. “Ma” ve “men” edatları ile yapılanlarda fail veya meful nekre, fiil ise marifedir. Ellezi ile yapılanlarda fiil, fail veya meful marifedir.

 

Amel : Amele iş yapmaya alıştırılmış deve veya öküz demektir. Abd kelimesi ile de akrabalığı vardır. Amel etmek başkasına iş yapmak demektir.

 

Salah : Sarh köşk, serh (sinle) silah demektir. Bugün bu kelimenin aldığı mana uygunluk anlamındadır. Bir somun civataya geçiyorsa o somun o civataya salihtir deriz. Burada uygun olan işleri yapmak anlamına gelmektedir. Dişi çoğul kullanılmıştır. Bu çoğul sayıca çoğulu değil de, sistematik çoğulu ifade eder. Topluluklarda herkes ayrı ayrı işler yapar, sonunda o işler birbirini tamamlar ve bir bütün olur. Kişiler kendi hür iradeleri ile  iş yapacaklar, kendi çıkarlarını düşünecekler, bunun yanında başkalarının da çıkarlarını ve onlarla uygunluğunu da hesaba katacaklar. Böyle amele salih amel denmektedir. Dayanışma ve işbölümü esasına dayanan çalışmaları yapan topluluklar ancak çöküntüden kurtulmuş olur. Böylece topluluğun temel iki unsuru ifade edilmiş oluyor.

 

Ecr : “Acur” tuğla demektir. Tuğla üretene yapılan ödemeye “ücret” denir. “Ecr”, kira veya ücret demektir.

 

Ğayr : Ğayr dışında demektir.

 

Menn : “Mülle” içi dolu kapatılmış torba demektir. “İmla” torbanın ağzını dikmektir. “İmza” anlamına da gelir. Burada “lam” “nun”a dönüşmüş olabilir ve “dolu dolu vermek” anlamında memnun etmek, verdiğinin ağzını dikip kullandırmamak ise minnet demektir.

 

Kizb : Kizb, kumaşın boyanmasında kullanılan bir çeşit boya, kumaşın hakiki yapısını saklar. Madenlerin altınla kaplanmasına da kizb denir. Kişinin içini saklayarak inanmadığı şeyi söylemesi kizbdir. Arapça’da yalanla yanlış aynı kelime ile ifade edilmektedir. Ama kizb bildiklerinin ve inandıklarının aksine konuşmaktır.

 

Ba’de, buud : Bakıldığı zaman ufka yakın yere “bei‘d“ denir. Eğer bu yer dar bir vadide ise o da “a‘mik“ denir. Sonra zaman için “ba‘de“ zamanda uzak anlamında kullanılmaya başlanmış ve daha sonra “önce“nin karşılığı olarak bir mana kazanmıştır.

 

Din : Dane, inek yavrusuna denir. Anasına meme emmek için yaklaşması haline “dane” denir. Yaklaşmak demektir veya borçlanmak demektir. Deyn kelimesi din kelimesi ile aynı köktendir. Atomlarda da oksijen hidrojene elektron borçlanır borçlu ve alacaklı birbirlerinden ayrılmadıklarından su molekülü oluştururlar. Din de, kişilerin birbirleriyle ayrılamaz şekilde borçlandıkları düzendir. Aynı zamanda borç ve alacak muhasebeye dayandığı için din hesap, muhasebe demektir. Dinar kelimesi de dinden gelir. Burada din düzen demektir. Allah’ın dinine girmek kişi olarak onun şeriatini kabul etmek demektir. Bunun hesabı ahirette görülecektir. Dinin dünyevi manası İslam düzeninde olan bir devletin vatandaşlığını kabul etmek demektir.  

 

Leyse : Bu kelime “late”den dönüşmüştür.  “La” “beyn”den dönüşmüştür. Olmadı veya değildir anlamındadır. Fiildir ama muzarisi yoktur.

 

Allah : Allah kelimesi “el-ilah”tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. İlah kelimesi Tanrı anlamındadır. İnsanlar, “var edici”yi her zaman bilmişlerdir. Onu en kıymetli veya güçlü gördükleri bir varlık ile ifade etmeye çalışmışlardır. Bu sebepledir ki, birçok dinlerde Tanrı güneş kelimesi ile ifade edilmiştir. Türkçe’deki Tanrı da ışık kelimesinden gelmektedir. Kur’an’da da “Allah göklerin ve yerin nurudur” denmektedir. Bu kelimenin çıkışı “aydınlık” anlamına gelen bir sözden gelmiş olmalıdır. Türkçe’ye Tanrı diye tercüme edilecektir.

 

Hüküm : Atı yönlendirmek için ağzına takılan gemidir. Hükmetmek demek iradesini yok edip yönlendirmek demektir. Hidayet ise gemlemeden doğru yolu göstermek demektir. Hükümet kelimesi buradan gelir ve İslamiyet yöneticilere hükmetme yetkisi vermemiştir. Emir iş demek, ulul emr ise iş sahibi, görevli demektir. Başkan hakim değil hadimdir.

 

 

Tin, zeytin, sinin tur ve bu emin belde için... İnsanı takvimin ahseninde halk ettik. Sonra onu safilinin esfeline reddettik. Sadece iman etmiş ve salihatı amel etmiş kimseler bunun dışındadır. Onlara minnetsiz bir ecr vardır. Artık sana dini tekzib edemeyecekler. Allah hakiminin ahkemi değil midir?

 

İncir, zeytin, Sinaların doruğu ve bu güvenli kent için... İnsanı duruşun en güzeli içinde yarattık. Sonra onu alçakların en alçağına çevirdik. Sadece inanmış ve uygun işler yapmış kimseler bunun dışındadır. Onlara kakılmayan bir ödenek vardır. Artık sana düzeni yalanlayamayacaklar. Allah yönetenlerin en etkinidir.

 

AÇIKLAMA : Burada Akdeniz Bölgesi’ni daha doğrusu Doğu Akdeniz Bölgesi’ni temsil eden incir, zeytin, Sina ve Mekke üzerine yemin etmektedir. Tarihte insanlık hidayeti müsbet düşünce ile veya ilham ve vahiy ile bulmuştur. Başlangıçta ilham ile vahiy baskındır. İbrahim(AS)den sonra müsbet ilim hakim olmaya başlar. Ve yeryüzünde Kur’an’ın inmesiyle vahiy biter yerine müsbet düşünce hakim olur. Kur’an’ın indiği dönemlerde dünyada müsbet düşünce yerine mistisizm hakimdi. Gerçi Roma ve Bizans Hıristiyandı ama müsbet düşünceyi bırakmış mistisizmin içine dalmıştı. Kur’an bu ayetlerinde müsbet düşüncenin dünyaya haki olacağını bildirmektedir. Perslerin ve Çinlilerin yenilmesiyle müsbet ilim dünyaya hakim olmuştur. Bu surede insanın en üstün yaratılışla yaratıldığını ama sonra yaptıkları sebebiyle en kötü duruma düşürüldükleri ileride ise iman edip iyi işler işleyenlerin tekrar üst seviyeye ulaşacaklarını bildirmektedir. İnsanın en üstün yaratılışta olmasının hikmeti akıllı olması yani iradesini kullanmasıdır. Kendi kendisini yetiştirmesi ve geliştirmesidir. Bu da müsbet ilimle olmaktadır. Bundan sonra gelen sure “A’lak Suresi” bunun müsbet ilimle olacağını göstermektedir.

 

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7031 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
4894 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2467 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3543 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2995 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3395 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2570 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2529 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
3008 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2528 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2768 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2894 Okunma
13-rad suresi meali
3309 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
2834 Okunma
15-hicr suresi meali
3283 Okunma
16-nahl suresi meali
4332 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
3969 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
3884 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2640 Okunma
20-taha suresi meali
4230 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3779 Okunma
22-hacc suresi meali
3310 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3391 Okunma
24-nur suresi meali
3796 Okunma
25-furkan suresi meali
3176 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3635 Okunma
27-neml suresi meali
3917 Okunma
28-kasas suresi meali
3327 Okunma
29-ankebut suresi meali
3521 Okunma
30-rum suresi meali
3178 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3195 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2821 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3200 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3691 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3305 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4436 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4378 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3639 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
3886 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3376 Okunma
41-fussilet suresi meali
3260 Okunma
42-şura suresi meali
2818 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3372 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3373 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2582 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3075 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
2913 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3223 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3401 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3713 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3466 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2742 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2727 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3589 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4149 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4040 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3216 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
3027 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3038 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2548 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2779 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3051 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2714 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2851 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
2941 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
2943 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3538 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3711 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3270 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3190 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3030 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3708 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
3981 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4046 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3217 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3844 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
2944 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3588 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3246 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3484 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3283 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3133 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3640 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
2981 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2607 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
3013 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3399 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3364 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3324 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
2932 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3658 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3560 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3048 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3344 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3631 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
3937 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
3979 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3365 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2289 Okunma
100-adiyat suresi meali
2875 Okunma
101-karia suresi meali
3763 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
3907 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
3031 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3821 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
4977 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
3026 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3354 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5453 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3394 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
3871 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4565 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3632 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
2936 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3225 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
44144 Okunma

© 2026 - Akevler