AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
4061 Okunma
A'LAK SURESİ MEALİ

 

96 - ALAK SURESİ

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

Kıraet : “Karye”, kaynar veya kuyu suyunun bulunduğu, halkın çevresinde gelip iskan ettiği yerdir. Halen köy veya belde anlamında kullanılmaktadır. “Kerae", insan beyninde birikmiş olan ifadelerin pınarın kaynaması gibi ağızdan çıkmasına yani okumaya denir. “Tilavet”, kitaptan başkasına okumak olduğu halde “kıraat”, ezberden kendi kendine okumak demektir.

 

İsm : “Veşm” veya “vesm” damga demektir. Hayvanların veya bir yerin kime ait olduğunu belirtmek için kendilerine vurulan işarettir. “İsm” ise söz olarak bir varlığın damgası yani adıdır.

 

Rabb : Ribve, tümsek demektir. Çöllerde tümseğe benzeyen yer yer serpilmiş ağaçlıklara da rabve kelimesi kullanılmaktadır. Sonra yavaş yavaş gelişme karşılığı kullanılmıştır. Birden oluş “hilkat” ile ifade edilir, evrimle gelişmeler rabvet ile ifade edilir. Rebebe kelimesi de rabveden dönüşmüştür. Terbiye kelimesi bunlardandır. Türkçe olarak “yetiştiren” veya “yetiştirici” olarak tercüme edilir.

 

Ellezi : Za, erkeklere işaret, ta dişilere işaret harfidir. Türkçe’de işaret için bu, şu ve o edatları kullanılır. Bu, dudaktan çıkan sestir, yakın olanlar için kullanılır. O, boğazın en alt tarafından çıkan bir harftir. Şu ise orta harftir, ortada olanlar için kullanılır. T ve z harflerinin mahreci de ş harfinin mahrecidir. Ta ve za işaret edatları, “şu” işaret sesinden dönüştür. Şimdi Arapça’da harf-i tarifler yalnız kökler üzerinde geldiği halde bu işaret isimlerine de gelerek “ellezi” veya “elleti” olmuştur. Ellezi, bir cümleyi ism-i fail veya ism-i meful yapar. İsmi fail ve ismi meful dört şekilde gelmektedir. Nekreli fail sırasında fiil veya fail veya meful nekredir. Harfi tarifli sıgalarda fiil nekre, fail veya meful marifedir. “Ma” ve “men” edatları ile yapılanlarda fail veya meful nekre, fiil ise marifedir. Ellezi ile yapılanlarda fiil, fail veya meful marifedir.

 

Halk : Halk, deri veya bez parçası demektir. Mastar olarak elbise biçmek veya çamurdan bir şey yapmak demektir. ”Rabvet”te tedrici oluşum vardır. “Hilkat”te ise birden oluş vardır. Allah hem haliktir hem de rabdır. Kaderde her şeyi planlamış ve ona göre zaman içinde gelişmeye bırakmıştır. Buna da kaza denir. İlk yarattığı canlıda kıyamete kadar gelecek bütün canlıların bütün özellikleri ilk canlının geninde vardı. Bu kaderdir. Şimdi gerçekleşenler ise kazadır. İlk defa zaman ve mekan içinde öyle atomları yarattı ki, o atomlarda da kainatın oluşması ile ilgili bütün özelikler vardı. O kaderdi.

 

Alak : Sülük demektir. Mastar olarak yapışmak anlamındadır. Cins isim olarak hücreler topluluğu, alake ise tek hücre demektir.

 

Kürüm : Üzüm salkımıdır. Kerume fiil olarak bol yağmur yağdı, yani iyi üzüm oldu manasında kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra iyi ve güzel oldu anlamı kazanmıştır. “İkram etti de iyilik etti demektir. “İhsan da iyilik ama daha çok manevi, ikram ise daha çok maddi iyiliktir.

 

İlm : Dağın sivri noktası demektir. İnsanlar o tepeye bakarak bulundukları yerleri belirlerler. Sonraları yeryüzü beyler arasında bölüşülünce, her bey hakim olduğu çevrenin tepesine o çevrenin kendisine ait olduğunu belirleyen işaret  koymuştur. Buna alem denir. Bugünkü bayrak o dönemin geleneği olarak devam etmektedir. Arefe, üstü düzlük dağ veya yayla demektir. İnsanlar ilk zamanlarda burada yıllık veya daha kıza zamana ait toplantılar yaparlardı ve birbirleri ile tanışırlardı. Arafat’taki arefe kelimesi buradan gelmektedir. Hala orada toplanılmaktadır. İlim, varlıkları sınırlamak suretiyle tanımlamak ve aralarındaki ilişkileri riyazi bir şekilde belirlemektir. Marifet ise, varlıkları diğerlerinden ayıracak özellikleri ile belirlemektir.  

 

Kalem : Koparılmış daldır. Sonraları çizgi çizen araç, daha sonra ise yazı yazan alet anlamı kazanmıştır. Ağaç aşısında kullanılan dala da kalem denmektedir. Dal kesmek veya tırnak kesmek için taklim kelimesi kullanılır. Budamak anlamına gelir.

 

İnsan : Üns, ok yayının iç tarafı, vahş yayın dış tarafının adıdır. İns kelimesi buradan gelişmiştir. Cins isim olarak da “insan” olarak kullanılmaktadır. İnsin çoğulu ünastır. Sonraları baştaki hemze düşmüş, bağımsız kelime olmuş, çoğulluk manasını korumaktadır. Kişilerin bir arada bulunmasına delalet eder. Kişiliği olmayan toplulukların adıdır. Hitapta mevcut olan halkı veya bütün insanları içine alır. Kur’an’da beş vakit namaz topluluklarına, cuma namazı topluluklarına veya bütün insanlara hitap etmek için kullanılır. Burada bütün insanlar kastedilmektedir ve “herkes” anlamındadır. İnsan cins isimdir.

 

Kella : “Kella”nın aslı “kane la” dır. "Öyle olmadı" "Öyle değil" anlamına gelir.

 

Tağy : Köpüktür. Kazan kaynadığı zaman köpüğün taşmasına tuğyan denir. Kabarıp şeriatın veya düzenin dışına çıkmaya mastar olmuştur.

 

Re’y :Raye, uzaktan görülebilen işaret demektir. “Basar” göz demektir. “Nazar” korkuluk demektir. Nazar bakmak, re’y ise görmek anlamındadır. Re’y derinlemesine görmek, nazar genişlemesine görmek, basar uzağı görmek, şuhud ise içinde bulunmak, her yönüyle görmek demektir.

 

Ğaniy : Ğanem, koyun sürüsü demektir. Ğanimet kelimesi buradan gelir. Sonra “m” harfi “y” harfine dönüşmüş ve zenginlik anlamı kazanmıştır. Kurtarmak, savmak anlamında if’al babı kullanılır. Kelime olarak “zengin etti” manasınadır. Ama kullanışta “savdı, kurtardı” anlamlarına gelir.  

 

Reca : Rac, ırmakta akan suyun ters istikamette aktığı yerdir. Sonraları geri dönme anlamı kazanmıştır.

 

Nehy : Nihayet, son demektir. Bir akıntının son bulduğu yere, yani yamacın bitip düzlüğün başladığı yere nihaye denir. Nehy etmek, ileride olacak kötü sonuçları baştan haber vererek yapmamasını istemektir.

 

Abd : Ana kapının önündeki bekçidir. “Abd”in “amel”den farkı, “amil” olan belli bir sureyi başkasına tahsis edendir. Geri kalan zamanlarını ise başkalarına kullandırabilir. Abd ise bütün vaktini birisinin emrine veren kimse demektir. Kişi kendisini satma hakkına sahip olmadığı için abdlik (kölelik) sözleşmesi batıldır. Burada sözleşmeye göre başka insanlara, kafirlere hizmet verilmeyecek anlamında değildir. Bütünü ile yücelterek birine hizmet vermek ibadettir.

 

Sıliy : Sıliye, çölde Arapların güneşte et pişirdikleri taşın adıdır. Sonra pişirmek mastarına dönüşmüştür. “Ateşte pişecektir” denmektedir. Terbiye olacaktır, anlamındadır. Salat kelimesi de buradan gelmektedir. Cehennem dünyada terbiye olmayan insanları ahirette terbiye etmek için vardır. Zaten cehennem de fırın demektir.  

 

Hedy : Hediye, insanların görüşmeden evvel görüşmek isteklerini belirtmek için gönderdikleri değerli eşyadır. Hacca gitmeden evvel Mekkeye gönderilen kurbanlık hayvanlara da hedy denir. Hediye götürüp haber getiren kimseye hadi denmiştir. Sonraları hidayet yol göstermek veya yola götürmek anlamında mastar olmuştur.

 

Emir : “Merve“ yumşak taş demektir. “Emerve“ yumuşattı, demektir. Sonra “vav“ düşmüş sülasiye dönüşmüş, sözünü geçirme anlamında “buyurmak“ manası kazanmıstır. Emirde cebir yoktur. Kişi emredene karşı değil, şeriata karşı sorumludur. Amir hatırlatıcıdır, münzirdir.

 

Vika : Katı kaptır. Via ise yumuşak kaptır. Dağlarda yağmurdan ve vahşi ayvanlardan korunmak için taştan örülen sığınak, kulube demektir. Vikaye etmek bir şeyi korumak için koruyucu kaba koymaktır. İttika kendi kendini korunacak yere koymak, sokmak anlamına gelir. Takva, vikaye mastarının mastar ismidir. Daha çok meçhul fiile mastar olur.

 

Kizb : Kizb, kumaşın boyanmasında kullanılan bir çeşit boya, kumaşın hakiki yapısını saklar. Madenlerin altınla kaplanmasına da kizb denir. Kişinin içini saklayarak inanmadığı şeyi söylemesi kizbdir. Arapça’da yalanla yanlış aynı kelime ile ifade edilmektedir. Ama kizb bildiklerinin ve inandıklarının aksine konuşmaktır.

 

Veliy : Veli arka demektir. Bel kelimesi ile akrabadır. Tevella, sırtını çevirmek, gerisin griye dönmektir. Tevliye arka çıkmaktır.

 

Allah : Allah kelimesi “el-ilah”tan dönüşmüştür. Özel isimdir. Kurallara göre türememiştir. İlah kelimesi Tanrı anlamındadır. İnsanlar, “var edici”yi her zaman bilmişlerdir. Onu en kıymetli veya güçlü gördükleri bir varlık ile ifade etmeye çalışmışlardır. Bu sebepledir ki, birçok dinlerde Tanrı güneş kelimesi ile ifade edilmiştir. Türkçe’deki Tanrı da ışık kelimesinden gelmektedir. Kur’an’da da “Allah göklerin ve yerin nurudur” denmektedir. Bu kelimenin çıkışı “aydınlık” anlamına gelen bir sözden gelmiş olmalıdır. Türkçeye Tanrı diye tercüme edilecektir.

 

Sef :

 

Nasy : Nasiye, alnın üstündeki saçtır. Beyin anlamında da kullanımaktadır. Nasiyenin altındaki şey demektir. Burada birincisi saçı, ikincisi düşünceyi ifade etmektedir.

 

Hata : Hatve, çizgi ve adım anlamına gelir. Hetee, çizginin sağa sola sapması demektir. Konuşulurken harfte değişiklik yapılarak manada da değişiklik sağlanır. Hat düz, hatve ise zikzaklı çizgi demektir. Hata etmek yanlış yapmak demektir. Yanlış da yana kaymaktan gelir.

 

Deav : Dua, gel gel anlamına kalkan eller demektir. Dua davet etmek çağırmak demektir. Aynı zamanda Allahtan bir istekte bulunmaktır.

 

Nida : Nedve halkın toplandığı yerdir. Toplanmadan önce toplantıya yüksek sesle çağırmaya nida denmiiş. Daha sonra çağırma fiilinin mastarı olmuştur.

 

Zübün : Resmi elbise giymiş silahlı korumadır.

 

Tav : Koparılmaya elverişli hale gelmiş hurma tanesi veya olgunlaşmış daldaki meyve demektir. Hayvanı yedmek yani yulara gelmektir. İtaat etmek, dinlemek, uymak demektir.

 

Secde : Sacid, meyvesinin bolluğundan dolayı dalları veya gövdesi yere eğilmiş ağaçtır. Alnı yere koymaya secde denir.

 

Kurba : Suyun içine konduğu kap veya tulum demektir. Daima yanında taşındığı için yakın anlamında kullanılmıştır. Zamanda yakınlık veya nesebte yakınlık anlamına gelir. İktirab yaklaşmak demektir. Kendi kendine yaklaşmak anlamına da gelir.

 

 

Halkeden rabbının ismiyle kıraat et. İnsanı alaktan halk etti. Kırrat et. Kalem ile talim eden rabbin ekremdir. İnsana ilmetmediğini talim etti. Kella, insan kendisini istiğna etmiş reyetmesiyle tuğyan ediyor. Oysa ruca rabbinedir. Tasliye ettiğinde bir abdi nehy eden kimseyi rü’yet ettin mi? Huda üzerinde ise veya takvayı emrediyorsa.. rey ettin mi? Tekzib etmiş ve tevelli etmişse rey ettin mi? Allah’ın rü’yet ettiğini ilm etmiyor mu? Kella, intiha etmezse nasiye ile hati, kazib bir nasiyeyi saf edeceğiz. Nadiyesini davet etsin. Zebanileri davet edeceğiz. Kella, itaat etme ve secde et ve iktirab et.

 

Yaratan kimse olan yetiştiricinin adına, oku! İnsanı gözelerden yarattı. Oku! Yazgı ile öğreten kimse olan yetiştiricin en görkemlidir. İnsana bilmediğini bildirdi. Oysa, insan kendisini eksiksiz görmesiyle taşkınlık yapıyor. Dönüş yetiştiricinedir. Kılarken kulu alıkoyan kimseyi gördün mü? Ya yolda ise veya korunmayı buyuruyorsa.. gördün mü? Ya yalanlamış ve arkasını çevirmişse.. gördün mü? Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu? Oysa bırakmazsa yanılan, yalanlayan bir tutamı tutamla sürükleyeceğiz. Çetesini çağırsın, Biz de korumaları çağıracağız. Öyle değil, onu dinleme, yere kapan ve yakınlaş.

 

AÇIKLAMA : Allah kainatı atomlardan var etti. Atomlara verdiği özelliklerle cansız alem oluştu. Canlı aleme geçme ise bu atomların özel dizilişi ile programlandı ve çoğalarak değişerek ortalığı kapladı. Canlıda evrim meydana geldi. Bu evrim canlının özel yaratılışı ile gerçekleşti. Canlılardaki evrim türler arasında olmuştur. Bunların arasındaki insanın var olması ile evrim bitti. Onun yerine sosyal evrim başladı. Sosyal evrim topluluğun hafızası ile gerçekleşmiştir. Bu hafıza da yazıdır. Bu surede ilk defa yarattı demekle cansız alemi yarattı demektedir. Sonra insanı gözelerden yarattı demekle canlıyı yarattı, sonra “Oku!” demekle insanın sosyal evrimine işaret etti. Bunları harfi atıfsız kullandı. Yani kainatın yaratılış sebebinin insan olduğu belirtildi. Diğer bütün canlıların bilgileri doğuştandır. Oysa insan doğuştan cahildir. Sonra çalışarak öğrenmektedir. İnsanlar ilk yaratılışta geriydiler. Bugünkü medeniyete kalemleri ile ulaştılar. Böylece insanı ve insanın temel görevinin öğrenmek olduğunu bildirdikten sonra evrimin gereği insanlar arasındaki gruplaşmayı ve çekişmeyi anlatmaktadır. Tutucular ile ilericiler arasındaki karşılaşmaya değinmektedir. Tutucuların kötü yerlere götürüleceğine işaret etmektedir. Yalnız bu surede nereye götürüleceği hususunda açıklık yoktur. Bu tutucular ile ilericiler arasındaki savaş, ilericilerin zaferi ile biteceğine işaret etmektedir. Son olarak da insana tutucuları dinlememeleri emr edilmektedir. Bunu için “secde et” diyor. Secde tam teslimiyeti ifade eder. Ruku’ ise belli kurallar içerisinde teslimiyeti ifade eder. Allah’tan başkasına secde etmek küfür, ruku etmek ise haramdır. Bu sureden sonra Kadir Suresi gelmektedir. Kadir Suresi ile ilericiler ile tutucuların birbirlerinden tamamen ayrıldıklarını, ondan sonra gelen Beyyine Suresi açıklamaktadır. Böylece bu üç sure bütünlük içindedir.

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7140 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
5033 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2554 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3637 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3094 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3509 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2660 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2613 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
3104 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2622 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2863 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
3004 Okunma
13-rad suresi meali
3446 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
2945 Okunma
15-hicr suresi meali
3418 Okunma
16-nahl suresi meali
4475 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
4104 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
4005 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2739 Okunma
20-taha suresi meali
4393 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3896 Okunma
22-hacc suresi meali
3428 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3518 Okunma
24-nur suresi meali
3934 Okunma
25-furkan suresi meali
3310 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3743 Okunma
27-neml suresi meali
4045 Okunma
28-kasas suresi meali
3439 Okunma
29-ankebut suresi meali
3639 Okunma
30-rum suresi meali
3307 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3317 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2940 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3335 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3813 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3446 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4581 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4480 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3771 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
3994 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3474 Okunma
41-fussilet suresi meali
3386 Okunma
42-şura suresi meali
2937 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3477 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3482 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2682 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3180 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
3011 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3329 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3504 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3837 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3573 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2846 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2842 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3738 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4277 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4156 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3311 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
3138 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3158 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2635 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2879 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3155 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2813 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2964 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
3062 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
3060 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3635 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3819 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3397 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3303 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3126 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3821 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
4093 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4159 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3339 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3949 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
3086 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3718 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3356 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3597 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3387 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3233 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3739 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
3074 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2722 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
3105 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3503 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3484 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3492 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
3047 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3784 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3694 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3149 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3457 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3753 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
4061 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
4091 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3492 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2382 Okunma
100-adiyat suresi meali
2979 Okunma
101-karia suresi meali
3877 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
4050 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
3159 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3940 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
5089 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
3138 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3460 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5619 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3506 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
3997 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4676 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3727 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
3040 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3332 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
45514 Okunma

© 2026 - Akevler