AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
Süleyman Karagülle
3601 Okunma
MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ

 

83 - MUTAFFİFİN SURESİ

 

 

Rahman Rahim Allah’ın ismine

 

Taffe : Dere kurak yıllarında kuruduğunda kenarında bıraktığı izdir.  Ölçmede veya tartmada eksik, hileli yapmak anlamında kullanılmıştır. Kaliteyi veya ölçüyü düşük yapanlar demektir.  

Ellezi : Za, erkeklere işaret, ta dişilere işaret harfidir. Türkçe’de işaret için bu, şu ve o edatları kullanılır. Bu, dudaktan çıkan sestir, yakın olanlar için kullanılır. O, boğazın en alt tarafından çıkan bir harftir. Şu ise orta harftir, ortada olanlar için kullanılır. T ve z harflerinin mahreci de ş harfinin mahrecidir. Ta ve za işaret edatları, “şu” işaret sesinden dönüştür. Şimdi Arapça’da harf-i tarifler yalnız kökler üzerinde geldiği halde bu işaret isimlerine de gelerek “ellezi” veya “elleti” olmuştur. Ellezi, bir cümleyi ism-i fail veya ism-i meful yapar. İsmi fail ve ismi meful dört şekilde gelmektedir. Nekreli fail sırasında fiil veya fail veya meful nekredir. Harfi tarifli sıgalarda fiil nekre, fail veya meful marifedir. “Ma” ve “men” edatları ile yapılanlarda fail veya meful nekre, fiil ise marifedir. Ellezi ile yapılanlarda fiil, fail veya meful marifedir.

İza : “İza”, “za” kelimesinin değişik kullanılmasından oluşmuştur. Gelecekte olacakların vaktini bildirir. “İn” gelirse olup olmaması belli olmayan olaya işaret etmiş olur. “İza“ gelirse olacağını da haber vermiş olur. “İz” geçmiş için kullanılır. Fiillerin mazi veya muzari olması bunlarda (iza ve iz) zamanı ifade etmez. İza, ...ince, ...ınca, ...dığında ekleri ile tercüme edilir.

Keyl :Kile ölçü birimidir. Kilenin büyüklüğü ülkelere döre değişmektedir.  

A’la : A’la, gayenin intihası içindir. Fiilin isme etkisi vardır.

Nas : Üns, ok yayının iç tarafı, vahş yayın dış tarafının adıdır. İns kelimesi buradan gelişmiştir. Cins isim olarak da “insan” olarak kullanılmaktadır. İnsin çoğulu ünastır. Sonraları baştaki hemze düşmüş, bağımsız kelime olmuş, çoğulluk manasını korumaktadır. Kişilerin bir arada bulunmasına delalet eder. Kişiliği olmayan toplulukların adıdır. Hitapta mevcut olan halkı veya bütün insanları içine alır. Kur’an’da beş vakit namaz topluluklarına, cuma namazı topluluklarına veya bütün insanlara hitap etmek için kullanılır. Burada bütün insanlar kastedilmektedir ve “herkes” anlamındadır.

Vefa : “Vefyü” düzlük yerde oluşan tümsek yer veya tepecikler arasında oluşan en tümsek tepedir. Ölçerken veya tartarken fazla fazla yapmak demektir. Tepeleme doldurmak anlamında kullanılmaktadır.   

Vezn : Terazi demektir. Tartı anlamındadır. “Mevazinuhu” tartılan şeyler demektir.

Husr : “Hasre" harap olmuş yer demektir. Fiil olarak yıkılmak parçalanmak, çökmek anlamlarında kullanılmaktadır. Çökmüş, çukurlaşmış yer demektir.

Zann :

Ba’s, Bu’sir : Ba’s eşilen yer demektir. Eşmek araştırmak ve ortaya çıkarmak anlamlarında kullanılmıştır.

Yevm : “Yemm” durgun akan su demektir. Kabarıp inmesi sebebi ile periyodik çağların adı olmuştur. Sonra bir gün ve geceye isim olmuştur. Kur'an'da “Eyyamen ma'dudat”da olduğu gibi 24 saat için kullanılmaktadır. Veya "tilke eyyamin nudaviluha"da olduğu gibi çağlar için kullanılmaktadır.

Azze : Yağmur suyu ile doymuş topraktır. Ta’ziz etmek güçlendirmek veya yüceltmek anlamına gelir.

Kaim, Kavm : Hayvanların ön ayaklarına denir. Kavm ise ağacın gövdesi demektir. Kıyam etmek, kalkmak veya ayakta durmak anlamındadır. Kayyim ayakta durandır. Mecazi olarak sağlam, bozulmamış veya bozulamayacak anlamındadır.

Rabb : Ribve, tümsek demektir. Çöllerde tümseğe benzeyen yer yer serpilmiş ağaçlıklara da rabve kelimesi kullanılmaktadır. Sonra yavaş yavaş gelişme karşılığı kullanılmıştır. Birden oluş “hilkat” ile ifade edilir, evrimle gelişmeler rabvet ile ifade edilir. Rebebe kelimesi de rabveden dönüşmüştür. Terbiye kelimesi bunlardandır. Türkçe olarak “yetiştiren” veya “yetiştirici” olarak tercüme edilir.

Kella : “Kella”nın aslı “kane la” dır. "Öyle olmadı" "Öyle değil" anlamına gelir.

Ketb : Derinin deri ile dikildiği sırım, iptir. Deriyi deri ile dikiş demektir. Sözleşmelerin yazılmasına kitap denmiştir. Yani kitap sözleşme değeri taşıyan yazıdır. ”Hat“tan farlıdır. “Ehli Kitap” sözleşmeleri olan topluluktur. “Kitab verilenler” ise Yahudiler ve Hıristiyanlardır.

Fecr : Yarık demektir. Gökteki karanlığı yaran aydınlığa da fecr demektir. Pencere kelimesi burada gelmektedir.  

Dery : Diraye saç tarağı veya baştaki saç demektir. Başa düşmek yani anlamak demektir. Kur’an’da zikretmek ve akletmek gibi pek çok kelime bu anlamda kullanılmaktadır. Psikolojik olarak bunlar farklı anlamlardadır. Dirayet “kavramak” kelimesi ile çevrilebilir.

Sicn : Dibi çepeçevre kazılmış hurma ağacı demektir. Ormanlarda mevcut olan meyve ağaçları toplumun malıdır. Kim isterse ondan yararlanır. Ancak ağacın dibi kazılır, budanır ve bakımı yapılırsa kişinin mülkü haline dönüşür. Bu ağaçlara siccin denir. Sonra sicl hapishane anlamında kullanılmıştır. Sicil, le harfi ile kayıtların tutulduğu yazılı evraka denmiştir.

Rakam : Herhangi bir manayı taşıyan işarettir.

Kizb : Kizb, kumaşın boyanmasında kullanılan bir çeşit boya, kumaşın hakiki yapısını saklar. Madenlerin altınla kaplanmasına da kizb denir. Kişinin içini saklayarak inanmadığı şeyi söylemesi kizbdir. Arapça’da yalanla yanlış aynı kelime ile ifade edilmektedir. Ama kizb bildiklerinin ve inandıklarının aksine konuşmaktır.

Din : Dane, inek yavrusuna denir. Anasına meme emmek için yaklaşması haline “dane” denir. Yaklaşmak demektir veya borçlanmak demektir. Deyn kelimesi din kelimesi ile aynı köktendir. Atomlarda da oksijen hidrojene elektron borçlanır borçlu ve alacaklı birbirlerinden ayrılmadıklarından su molekülü oluştururlar. Din de, kişilerin birbirleriyle ayrılamaz şekilde borçlandıkları düzendir. Aynı zamanda borç ve alacak muhasebeye dayandığı için din hesap, muhasebe demektir. Dinar kelimesi de dinden gelir. Burada din düzen demektir. Allah’ın dinine girmek kişi olarak onun şeriatini kabul etmek demektir. Bunun hesabı ahirette görülecektir. Dinin dünyevi manası İslam düzeninde olan bir devletin vatandaşlığını kabul etmek demektir.  

Küll : "Kele" etrafı çevrilmiş çayırlık demektir. Etrafının çevrilmiş olmasından dolayı bütün anlamında kullanılmıştır. Marifenin üzerine gelirse birinin bütün cüzleri anlamına gelir. Nekre üzerine gelirse türün bütün fertlerini kapsar. Burada bütün hümeze ve lümeze yapanların hepsine veyl yapmaktadır. Hemz ve lemzin meşru olmadığını anlatmaktadır.

Adev : Muted, adeveden iftial babından gelmektedir. Udve vadinin bir yakası demektir. “İ’tida kendi kendine düşmanlık yapmaktır. Sigara içmek gibi..  

Esim : Hurmadan yapılan alkollü içkidir. İnsanın kendisine zararlı bir işi yapmasına ism denir.

Telv : Sütten kesilen ve anasının peşinde koşan yavru demektir. Arkasından gitmek anlamındadır. Sonra aksettirme anlamına gelmiş ve başkasına okuma anlamı kazanmıştır.

Ayet :

Kavl : Birlikte bir iş yapan kimselere, belli bir sesle kumanda eden kimsenin adından gelişmiş bir kelimedir. Bu sesten kinaye olunmuştur. Kelamdan farkı bağlayıcı olmasıdır. Türkçe’deki ”söz“ kelimesi de böyledir. O halde “söyle” olarak tercüme edilmelidir.

Saytır : Et satırıdır.  

Reyn : Pas demektir.  

Kalb : Ayak basıldığında toprakta çıkan kalıptır. Sonra tersine çevirmeye kalb etme denmiştir. Toplayıp dağıtan mekeze, yani döndüren merkeze kalp adı verilmiştir. İnsanda kanı devrettiren göğüsteki merkeze kalb, haberleri döndüren baştaki merkeze (beyne) de kalb denmiştir.

Kevn : Kevn, tepe demektir. Beynin karşılığıdır. Bunlara mukabil düz olan yere de “hevn” denir. “Kane” tepe manasından yararlanılarak “olmak” fiilini oluşturur. “Lem yekün” “olmadı” veya “yok” anlamınadır. “Kane” de “oldu” veya “...dır” anlamına gelir.  

Kesb : “Küsbe”, küme, yığın demektir. İnsanlar kazandıkları malları ve değerleri bir yerde yığarlar. Bu faaliyete Türkçe’de “kazanma” denir. “Kesbettiği  şeyler” anlamındadır. “Yaptıkları” anlamında genişlemiştir.

Hicab : Hicab perde, hacib ise kaş demektir.

Cahim : Etin, meyvenin, mısırın kızartıldığı ateş demektir. Cehennem, yemeklerin pişirildiği fırın demektir. Cahim ise kızartıldığı fırının adıdır. Cehennem ve cehim dünyada terbiye olmamış insanların ahirette terbiye edilerek cennete girebilmeleri için yükseltildikleri yerdir.

Berr : Berr kara, beriyye bir kara parça demektir. Burr buğday,birr buğdayın diğer tahıllara olan üstünlüğü esas alınarak iyilik anlamı kazanmıştır.

Dery : Diraye saç tarağı veya baştaki saç demektir. Başa düşmek yani anlamak demektir. Kur’an’da zikretmek ve akletmek gibi pek çok kelime bu anlamda kullanılmaktadır. Psikolojik olarak bunlar farklı anlamlardadır. Dirayet “kavramak” kelimesi ile çevrilebilir.

Şuhud : Petekteki baldır. Bir şey karışmamış ve saf olmasından dolayı kesin bilgilere şuhud denir. Bu nedenle şehadet için görme şartı yoktur. Belgeler yeterlidir.

Kurba : Suyun içine konduğu kap veya tulum demektir. Daima yanında taşındığı için yakın anlamında kullanılmıştır. Zamanda yakınlık veya nesebte yakınlık anlamına gelir. İktirab yaklaşmak demektir. Kendi kendine yaklaşmak anlamına da gelir.

Ne’im : "Neam" geviş getiren çift parmaklı hayvanların ortak adıdır. Deve, sığır, koyun, keçi. Sonra nimet bütün yiyeceklerin adı olmuştur. Daha sonra da bütün yiyeceklerin adı olmuştur. Rahmet manevi iyilikler, nimet maddi iyilikleri ifade eder.

Nazar : Genişlemesine görmek demektir.

Ereke : Erik ağacıdır. Erike erik ağacından yapılan sedirdir.

Örf :

Vech : Yüz demektir.

Nedr : Taze sebze demektir.

Sakiy : Kaba konmuş sudur. Türkçe’deki su kelimesi buradan gelmiştir. Ma akar veya göldeki su, saky etmek su vermek demektir.

Rahk : Bir tür içkidir.     

Hatem : Mühür mumu demektir. Yüzük anlamında da kullanılmaktadır.

Misk : Koku veren yağdır. İmsak etmek, emip tutmak demektir.

Nefs : Dibağlamada kullanılan palamut, meşenin bir meyvesidir. Boyacılıkta da kullanıldığında eşyayı güzelleştirir, çürümekten ve paslanmaktan korur. Bu şekilde boyanmış veya dibağlanmış eşya veya deriye nefis yani kıymetli ve değerli bir eşya denir. Nefs, ruhun bir boyası, görüntüsü anlamında kişiliği ifade eder. Kimse anlamındadır. Ruh bedenle ilişkisini nefs ile kurar. Beden de ruh ile ilişkisini hayatla kurar. Kainatta herşey çift yaratılmıştır. Çiftlerin birbirleri ile ilişki kurma özellikleri vardır. Ruhla beden arasındaki ilişkiyi de nefs kurar.

Mezc : Acı bademdir. Acılığın bademe karışmasından dolayı yapı, karakter anlamı kazanmıştır. Karışım demektir.

Senem : Selem, yüksek kaya, teslim yüksek yerden dökülen akar su demektir. Lam nuna dönüşmüş tesnim olmuştur.

Ayn : Ayn göz, “evya” göze demektir. Önce pınarların akan gözüne, sonra da insanların gözüne ayn denmiştir. Topluluklarda kelimelerin birbirine aktarılması olduğu gibi, benzetmelerin aktarılması da vardır. Türkler ve Araplar gözü hem pınar için hem de görme aleti için kullanmışlardır.

Şurb :

Cürüm : Buğdaydan veya hurmadan kopup dökülen döküntü veya ağaç kesildikten ve dalları koparıldıktan sonra kalan kütük veya insanın bedeni demektir. Darb insanın bedeninde iz bırakmayan ama eziyet veren etkidir. Cürüm ise insanı parçalayan veya öldüren müessir fiildir.

Dahk : Hurmanın açılmış çiçeği gülmek için kullanulanılmıştır.

Mürr : Ağaç liflerinden bükülerek yapılmış iptir. Tekrar etmek, geçip gitmek manalarında kullanılmıştır.

Ğamze : Yanaktaki çöküntüdür. Dudak veya gözle istihza etmek için işaret etmek anlamında da kulanılmaktadır.  

Ehl : Hayvanların meskun oldukları yerdir.

Fakihe : Elma demektir. Sonra meyve anlamında kullanılmıştır.

Dall :  Dalle kaybolan deve demektir. Şaşırmak anlamına gelir. Yoldan şaşırmak ve kaybolmak demektir.

Resul : ”Risl“ saçak demektir. Salmak anlamına gelir. Sonraları haber salma anlamında elçi gönderme manasinda kullanılmıştır.

Hafız : Çanta demektir. Korumak, ezberlemek anlamlarında mastar olmuştur.

Emine : Mena karşı karşıya bulunan evlerin arasındaki yer demektir. Eskiden evleri bitiştirerek bir duvar meydana getirirler ve kapılarını orta boşluğa açarlardı. Orta boşluğa bir kapıdan girilirdi. Böylece orası güven altında olurdu. Oraya bir mal koymak veya oraya girmek “emine” kelimesi ile ifade edilirdi. “Amene” emniyet ve güven altına almak demektir. Ellezine amenu: “Ellezine amenu”, “ellezine hadu” gibi ehli Kur’an’ı ifade eder. Kur’an’da bu deyim bunun için geçer. Ama kelime manasıyla da bütün inanmış kimseler kastedilmiş olabilir. Müzekker salim olduğuna göre birlikte iman edenler anlamı çıkmaktadır. O zaman dayanışma ortaklığını kuranlar demektir. O takdirde fiil ifal babından değil mufaale babından gelmiş olur. İnsanların ancak dayanışma ortaklıklarını kurarak topluluk oluşturmalarıyla kurtulacaklarına işaret edilmektedir.

Küfür : Hufre, çukur demektir. Ğafere, çukurun dışarı atılmış toprağı demektir. Kefere ise tohumu örten toprağın adıdır. Kafir, çiftçi demektir. Sonraları bu kelime gerçekleri ve hakikatleri kapatan, gizleyen anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Tohumun sonradan yeşermesi gibi hakikatin de bir gün yeşereceğini de bu kelime içermektedir. Kafirun kurallı erkek çoğuldur, muhatap örgütlenmiş bir topluluktur. Böylece İslam düzeninde onların kendi cemaatlerini kurabilecekleri ve diledikleri gibi yaşabilecekleri ifade edilmektedir. Burada kafirler arasında bir fark gözetilmediğinden bunların Ehl-i Kitap olma şartı yoktur. Tarihte de Mecusiler Ehl-i Kitap olmadıkları halde İslam ülkelerinde yaşadılar ve yaşıyorlar. Burada küfredenler belli ama küfür belirsizdir.

Sevb : Özel anlam taşıyan elbise demektir. Toplulukta rütbe verilen kimselerin giydiği özel elbisedir. Sevap, ödüllendirmek demektir.

Fa’l : “Fa’l” “yapmak” demektir. “Amel” bir başkası için çalışmaktır ve maddidir. Fi’l ise maddi ve manevidir. Allah’a fi’l izafe edilir. Burada Allah’ın “Fil halkı”na nasıl yaptığını hatırlatmaktadır. Fa’l, kullanılan aletlerin elle tutulan kısmıdır. Sap gibi.

 

Mütaffiflere veyl. Onlar nasa aleyhine iktal ettiklerinde istivfa ederler. Onlara keyl veya vezn ettiklerinde ihsar ederler. Bunlar azim yevme bas olunacaklarını zannetmiyorlar mı? Nas, o yevm alemlerin rabbine kıyam eder. Kella, fuccarın kitabı siccin içindedir. Siccinin ne olduğu sana idra etmedi. Merkum bir kitaptır. Dinin yevmini tekzib eden kimseler olan mükezziblere veyl var. Onu bütün esim mutedlerden başkası tekzib etmiyor. Ona ayetlerimiz tilavet olunduğunda evvelinin esatiridir, kavleder.  Kella, bel kesbetmiş oldukları kalplerine revnetmiştir. Kella onlar ol yevm rablarinden mahcupturlar. Sonra onlar cahime sali olacaklardır. Sonra tekzib etmiş olduğunuz budur, kavledilecek. Kella, ebrarın kitabı illiyyindedir. Illiyyinin ne olduğu sana idra etmedi. Merkum kitaptır. Ona mukarreb olanlar şehadet eder. Ebrar naim içindedir. Eraik üzerinde nazar etmekteler. Vecihlerinde naimin nadratı örf eder. Mehtum rahikten saky olunurlar. Onun hitamı misktir. Tenafus edenden bunda tenafus etsinler. Mizacı aynen tesnimdendir. Ondan mukarrebunlar şurb eder. İcram eden kimseler iman etmiş kimselerden dahk ediyorlardı. Onlara murur ettiklerinde teğamuz ediyorlardı. Ehillerine inkilab ettiklerinde de fekih olarak inkilab ediyorlardı. Onları rey ettiklerinde de işte bunlar dalalettedirler, diye kavlediyorlardı. Oysa onlar, inananların üzerine hafız olarak irsal olunmamışlardı. Ol yevm, iman etmiş olan kimseler küffardan dolayı dahk ediyorlardı. Eraik üzerinde nazar ediyorlar. Küffar fil etmiş olduklarından dolayı tesvib olundular, değil mi?

 

Vay aldatanlara. Onlar başkalarından alırken dolu dolu ölçerler. Onlara ölçtüklerinde veya tartarlarında eksik yaparlar. Bunlar büyük güne gönderileceklerini sanmıyorlar mı? Herkes o gün her topluluğun yetiştiricisinin karşısına çıkacak. Öyle değil, taşkınların yazıtı kütüktedir. Kütüğün ne olduğu sana ulaşmadı. Sayılandırılmış bir yazıttır. Vay, düzeltme gününü yalanlayan kimseler olan yalancılara. Onu her yazıklı (bağımlı) alışkından başkası yalanlamıyor. Ona sözlerimiz aktarıldığında eskilerin düzmeceleridir, söyler. Öyle değil, doğrusu kazandıkları görükleri paslanmıştır. Öyle değil, onlar o gün yetişticilerinden uzaklaştırılmışlardır. Sonra onlar tandıra tutulacaklardır. Sonra yalanladıklarınız budur, söylenecek. Öyle değil, yahşilerin yazıtı yücelerdedir. Yücelerin ne olduğu sana ulaşmadı. Sayılandırılmış bir yazıttır. Onu yakın olanlar görürler. İyiler bolluk içindedir. Koltuklar üzerinde bakarlar. Yüzlerinde bolluğun parlaklığını tanırsın. Damgalı içkiden içirilirler. Damgası mumdur. İmreşenler bunda imreşsinler. Katkısı kaynak olarak çağlayandandır. Ondan yakınlar içer. Suçlular inanmış kimselerden dolayı gülyorlardı. Onlara uğradıklarında işmarlaşıyorlardı. Evlerine döndüklerinde de mutlu olarak dönüyorlardı. Onları gördüklerinde de bunlar şaşırmışlardır, söylüyorlardı. Oysa onların üzerine koruma olarak gönderilmemişlerdi. Bugün ise inanmış olan kimseler kapatanlara gülüyorlar. Koltuklar zerinde bakıyorlar. Kapanlara yapmış oldukları giydirildi mi?

 

AÇIKLAMA : Bu surelerde kainatın yaratılışı, insanların yaratılışı, Kur’an’ın indirilişi ve ahiretteki insanların hali anlatılmaktadır. Bu surede kainatın yaratılışı hakında bir bilgi verilmemektedir. İnsanların da gruplar halindeki bölünmelerinden ziyade kişinin çıkarcı halini tasvir etmektedir. Sömürenler ile sömürülen halklar söz konusu edilmektedir. Sömürenler “füccar”, sömürmeye karşı iyilik edenler de “ebrar” olarak anlatılmaktadır. Onların ahiretteki halleri tanımlanmaktadır. Sömürmenin suç olduğu ifade edilerek sömürmeyen ebrarı, füccarın alaya aldığı ve onları zavallı gördükleri belirtilmekte ve onların ahirette cezalandırılacakları ifade edilmektedir. Bundan sonraki surede de yine insan iyi veya kötü insan olarak ele alınmaktadır ve Kur’an ile olan ilişkileri anlatılmaktadır. Bu surede de “onlara ayetlerimiz okunduğunda evvelkilerin esatiridir” ayeti ile Kur’an’a işaret edilmektedir.

 

 

 

 

 


AKEVLER KUR'AN MEÂLİ
1-FATİHA SURESİ-1-
7000 Okunma
2-bakara suresi-meal yok-tefsirden çıkıyor
4856 Okunma
3-ali imran-meal yok-tefsirden çıkacak
2443 Okunma
4-nisa suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
3508 Okunma
5-maide suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2962 Okunma
6-enam suresi-meal yok-tefsir yok-123teberrük
3356 Okunma
7-araf suresi-meal yok-tefsirden çıkacak
2540 Okunma
8-ENFAL SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2504 Okunma
9-TEVBE SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK- TEBERRÜK
2973 Okunma
10-YUNUS SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2497 Okunma
11-HUD SURESİ-MEAL YOK-TEFSİR YOK-TEBERRÜK
2732 Okunma
12-YUSUF SURESİ-MEAL YOK-TEFSİRDEN ÇIKACAK
2847 Okunma
13-rad suresi meali
3274 Okunma
14-İBRAHİM SURESİ MEALİ
2794 Okunma
15-hicr suresi meali
3242 Okunma
16-nahl suresi meali
4265 Okunma
17-İSRA SURESİ MEALİ
3927 Okunma
18-KEHF SURESİ MEALİ
3840 Okunma
19-meryem suresi- meal yok-tefsir yok-teberrük
2607 Okunma
20-taha suresi meali
4176 Okunma
21-ENBİYA SURESİ MEALİ
3753 Okunma
22-hacc suresi meali
3266 Okunma
23-MÜ'MİN'UN SURESİ MEALİ
3357 Okunma
24-nur suresi meali
3753 Okunma
25-furkan suresi meali
3138 Okunma
26-ŞUARA SURESİ MEALİ
3591 Okunma
27-neml suresi meali
3869 Okunma
28-kasas suresi meali
3285 Okunma
29-ankebut suresi meali
3487 Okunma
30-rum suresi meali
3141 Okunma
31-LOKMAN SURESİ MEALİ
3157 Okunma
32-SECDE SURESİ MEALİ
2783 Okunma
33-AHZAB SURESİ MEALİ
3164 Okunma
34-SEBE SURESİ MEALİ
3653 Okunma
35-FATIR SURESİ MEALİ
3257 Okunma
36-YASİN SURESİ MEALİ
4398 Okunma
37-SAFFAT SURESİ MEALİ
4350 Okunma
38-SAD SURESİ MEALİ
3603 Okunma
39-ZÜMER SURESİ meal tefsir yok TEBERRÜK
3851 Okunma
40-MÜ'MİN SURESİ MEAL TEFSİR YOK teberrük
3338 Okunma
41-fussilet suresi meali
3217 Okunma
42-şura suresi meali
2783 Okunma
43-zuhruf suresi meali
3339 Okunma
44-DUHAN SURESİ MEALİ
3338 Okunma
45-CASİYE SURESİ MEALİ
2548 Okunma
46-AHKAF SURESİ MEALİ
3039 Okunma
47-MUHAMMED SURESİ MEALİ
2886 Okunma
48-FETİH SURESİ MEALİ
3180 Okunma
49-HUCURAT SURESİ MEALİ
3364 Okunma
50-KAF SURESİ MEALİ
3674 Okunma
51-ZARİYAT SURESİ MEALİ
3434 Okunma
52-TUR SURESİ TEFSİR MEAL YOK teberrük
2709 Okunma
53-necm suresi tefsir ve meal yok teberrük
2691 Okunma
54-KAMER SURESİ TEFSİ MEAL YOK teberrük
3550 Okunma
55-RAHMAN SURESİ MEALİ
4110 Okunma
56-VAKIA SURESİ MEALİ
4007 Okunma
57-HADİD SURESİ MEALİ
3176 Okunma
58-MÜCADELE SURESİ MEALİ
2987 Okunma
59-HAŞR SURESİ MEALİ
3006 Okunma
60-MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ
2520 Okunma
61-SAF SURESİ MEALİ
2748 Okunma
62-CUMA SURESİ MEALİ
3013 Okunma
63-MÜNAFİKUN SURESİ MEALİ
2677 Okunma
64-TEGABUN SURESİ MEALİ
2808 Okunma
65-TALAK SURESİ MEALİ
2896 Okunma
66-TAHRİM SURESİ MEALİ
2910 Okunma
67-MÜLK SURESİ MEALİ
3495 Okunma
68-KALEM suresi MEALi
3675 Okunma
69-HAKKA SURESİ MEALİ
3230 Okunma
70-MEARİC SURESİ MEALİ
3148 Okunma
71-NUH SURESİ MEALİ
3000 Okunma
72-CİN SURESİ MEALİ
3678 Okunma
73-MÜZZEMMİL SURESİ MEALİ
3945 Okunma
74-MÜDDESSİR SURESİ MEALİ
4007 Okunma
75-KIYAMET SURESİ MEALİ
3173 Okunma
76-İNSAN SURESİ MEALİ
3809 Okunma
77-MÜRSELAT SURESİ MEALİ
2905 Okunma
78-NEBE SURESİ MEALİ
3551 Okunma
79-NAZİAT SURESİ MEALİ
3205 Okunma
80-ABESE SURESİ MEALİ
3449 Okunma
81-TEKVİR SURESİ MEALİ
3243 Okunma
82-İNFİTAR SURESİ MEALİ
3099 Okunma
83-MUTAFFİFİN SURESİ MEALİ
3601 Okunma
84-İNŞİKAK SURESİ MEALİ
2952 Okunma
85-BÜRUC SURESİ MEALİ
2568 Okunma
86-TARIK SURESİ MEALİ
2983 Okunma
87-A'LA SURESİ MEALİ
3357 Okunma
88-ĞAŞİYE SURESİ MEALİ
3325 Okunma
89-FECR SURESİ MEALİ
3280 Okunma
90-BELED SURESİ MEALİ
2888 Okunma
91-ŞEMS SURESİ MEALİ
3616 Okunma
92-LEYL SURESİ MEALİ
3512 Okunma
93-DUHA SURESİ MEALİ
3015 Okunma
94-İNŞİRAH SURESİ MEALİ
3296 Okunma
95-TİN SURESİ MEALİ
3589 Okunma
96-A'LAK SURESİ MEALİ
3898 Okunma
97-KADR SURESİ MEALİ
3947 Okunma
98-BEYYİNE SURESİ MEALİ
3310 Okunma
99-ZİLZAL SURES MEAL TEFSİRYOK teberrük
2264 Okunma
100-adiyat suresi meali
2839 Okunma
101-karia suresi meali
3719 Okunma
102-TEKASÜR SURESİ MEALİ
3864 Okunma
103-ASR SURESİ MEALİ
2976 Okunma
104-HÜMEZE SURESİ MEALİ
3779 Okunma
105-FİL SURESİ MEALİ
4939 Okunma
106-KUREYŞ SURESİ MEALİ
2985 Okunma
107-MAUN SURESİ MEALİ
3321 Okunma
108-KEVSER SURESİ MEALİ
5399 Okunma
109-KAFİRUN SURESİ MEALİ
3355 Okunma
110-NASR SURESİ MEALİ
3833 Okunma
111-TEBBET SURESİ MEALİ
4525 Okunma
112-İHLAS SURESİ MEALİ
3600 Okunma
113-FELAK SURESİ MEALİ
2899 Okunma
114-NAS SURESİ MEALİ
3187 Okunma
115-KURAN KÖK HARFLER LÜGATI-LATİN HARFLERİYLE
43720 Okunma

© 2026 - Akevler