Reşat Nuri Erol
Prof.Dr.Sabri TEKİR: TÜRKİYE VARLIK FONU
10.02.2017
11027 Okunma, 3 Yorum

 

TÜRKİYE VARLIK FONU

Prof.Dr.Sabri TEKİR

2016 Ağustos'unda TBMM'de kabul edilen bir kanunla Türkiye Varlık Fonu A.Ş. kuruldu. Birkaç gün önce de yöneticileri atandı, böylece Varlık Fonu fiilen göreve başlamış oldu. Fon kurulurken, Mecliste müzakere edilirken yapılmayan tartışmalar, Fonun faaliyete geçmesiyle birlikte yapılmaya başlandı. Tartışmalar yoğunlaşarak uzun süre devam edecek gibi görünmektedir

Varlık Fonuna çeşitli açılardan eleştiriler yöneltilmektedir. Eleştirilerin yoğunlaştığı noktalar şunlar: Fon, Meclis ve Sayıştay denetimi de dahil Sermaye Piyasası, kamu ihale ve devlet memurları mevzuatı gibi hiçbir kamu denetim mekânizmasına tabi değildir, bu milyarlarca dolarlık varlık işlemini denetimden kaçırmaktır; devletin tüm kârlı kurum, kuruluş ve varlıkları (Ziraat ve Halk Bankaları ve diğer bankalardaki devlet hisseleri ve bunların yönetimi dahil) Fonun yönetimine verilmiştir; var olan ve bundan sonra elde edilecek gelirler, devlet tarafından taahhüt edilmiş büyük projelere yöneltilecek ve bu projelerden daha önce müşteri garantisi verilip bu garantinin gerçekleşemediği yerlere ödeme için kullanılabilecek; yeni projeler için finansman kaynağı olarak kullanılacak; zamanla, Osmanlı Devletini malî yönden tutsak hale getiren ve bir tür "paralel bütçe yapılanması" olarak görülen Düyûn-ı Umûmiye İdaresine dönüşecektir. Bu eleştirileri daha da ilerilere götürmek mümkün.

Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Türkiye Varlık Fonu A.Ş.'nin faaliyet konusu ve görevleri de yasada şöyle belirlenmiştir: "Fonların kurulması ve yönetimi yoluyla sermaye piyasalarında araç çeşitliliğine ve derinliğine katkı sağlamak, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek için Türkiye Varlık Fonu ve bu fona bağlı alt fonlar kurmak ve yönetmek."

Türkiye Varlık Fonu'nun kuruluş amaç ve görevlerinin bu şekilde belirlenmiş olması çok önemlidir. Tüm işletmelerde olduğu gibi devletin de kurum, kuruluş ve kaynaklarını  "müdebbir (dikkatli - tedbirli) bir tüccar" gibi verimli, programlı, ülkenin ve milletin geleceğini düşünerek yönetmesi hem siyasî sorumluluk açısından, hem de aklın ve irfanın gereğidir.

Türkiye'nin malî problemlerinden biri de bütçe açıklarıdır. Bütçe açıkları, vergi gelirlerinin yetersizliği ve/veya bu gelirlerin kullanılmasında verimliliğin yeterince sağlanamamasından kaynaklanır. Mükelleflerin kamu hizmetlerinin finansmanı için devlete ( bana göre emaneten ) ödedikleri vergilerin öteden beri  siyasi amaçlı verimsiz kullanıldığı bilinmektedir. Kamu Kesimi Borçlanma Gereğinin özellikle iç finansman amaçlı olanı, verimsiz kamu harcamalarından doğar. Nitekim, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptığım hükumet tarafından, yine benim teklifim ile 1997 yılı başından itibaren yürürlüğe konulan Kamu TEK Hesabı ( çok bilinen ismi ile Havuz Sistemi) vergi gelirlerinde verimliliği sağlamak amaçlı getirilmiş bir sistemdi.

Kamu TEK Hesabı sisteminin etkili şekilde uygulandığı 1997 yılının ilk beş aylık döneminde bütçe önemli miktarda fazlalık vermiş, kamu kesimi borçlanma ihtiyacı tamamen ortadan kalkmıştır. Sanırım kamuoyunun yeterince bilmediği bir  husustur, cumhuriyet döneminde özellikle 1960 sonrasında, halâ etkileri devam eden önemli siyasi çalkantılar yaşanmış olmasına rağmen, ilk defa 1997 yılı Nisan ve Mayıs aylarında Hazine iç borçlanmaya çıkmamış ve borçlanma yapmamıştı, çünkü bütçe yeterli miktarda fazlalık veriyordu. O zaman şöyle bir gerçekle karşılaşılmıştı: Devleti yönetenlerin samimi ve ciddi olarak sahip çıkması halinde mükelleflerin ödedikleri vergiler kamu hizmetlerinin finansmanı için yetiyor ve artıyordu, bütçe harcamaları için borçlanmaya ihtiyaç kalmıyordu. Çok önemli temel devlet yatırımlarının finansmanı dışında, dış borçlanma gereği de ortadan kalkıyordu. Yine, ilk defa hükumet ettiğimiz dönemde bir yıl süreyle IMF'ten hiçbir kredi talep edilmemiş ve alınmamıştı, çünkü kaynak paketleri ile ihtiyacımız olan kaynakları sağlayabilmiş idik.

Şimdi getirilen Varlık Fonu'nu, birilerinin iddia ettiği gibi, o dönemde uygulanan Kamu TEK Hesabı ile karıştırmak ve karşılaştırmak doğru değildir. Kamu TEK Hesabı asla paralel bir bütçe değildi. Tersine var olan devlet bütçesinin, yani genel ve katma bütçeli devlet kuruluşlarının ve kamu iktisadi teşebbüslerinin kaynak ve finansman imkânlarının disipline edilmesi, bütçe denkliğinin sağlanması, vergi gelirlerinin peşkeş çekilmesinin önlenmesi ve bütçenin tam bir denetim altına alınmasına yönelikti. Yani, bu sistem kamu harcamalarında tam anlamıyla tasarruf ve verimliliği sağlıyordu. Son yarım asırlık dönemde, ülkemizde uygulanan ekonomik ve malî politikaların en başarılı ve en parlak olanıydı. Milletin hakkına ve hukukuna siyasi iradenin sahip çıkmasıydı. Bazı çıkar çevrelerini, bu çevreler ile siyasi ve ekonomik çıkarlarını özdeşleştirmiş, birleştirmiş  olanları rahatsız etmesinin nedeni de hükümetin milletin hakkına bu sahip çıkma iradesiydi.

İç ve dış sorunlarımızın katlanarak artmakta olduğu, ülkemizin dörtbir taraftan ekonomik ve siyasi yönden sıkıştırıldığı böyle bir dönemde hükümetin Varlık Fonu ile birlikte Kamu TEK Hesabına benzer bir uygulamayı yürürlüğe koyması ne kadar çok yarar sağlardı.

Bu iki politika birlikte yürütülmediğinde ise, Varlık Fonu uygulamasında zamanla karşılaşılabilecek  temel risklerden biri de şu olacaktır: Fona devredilen kuruluşların önce gelirleri karşılık gösterilerek dış finansman teminine gidilecek, bu da yetmeyince kuruluşların doğrudan kendileri karşılık gösterilme zorunluluğu  doğacak, hatta dış borçların ödenemeyecek düzeye yükselmesi halinde ise alacaklı ülkeler çeşitli baskı yöntem ve araçlarını kullanmak suretiyle Fon yönetiminde bulunan kuruluşların bir kısmının veya Fonun bizzat kendisinin dolaylı ya da doğrudan yönetimini isteyebileceklerdir.

19. y.yılın ikinci yarısında Osmanlı Devletinin karşılaştığı malî ve ekonomik sorunlar buna benzer bir sürecin sonunda yaşanmıştır. Osmanlı Devletinin o dönemde yaşadığı Düyûn-ı Umûmiye deneyimini Türkiye'nin yaşamaması gerekir. Varlık Fonu yönetiminde bulunanların Osmanlı Devletinin 19. y.yılda içinde bulunduğu ekonomik ve malî şartları çok iyi bilmeleri, bilgi, tecrübe ve tarihsel perspektife sahip olmaları, emperyalist devletlerin sömürge metot ve politikalarını bilmeleri gerekir.  Aksi takdirde, tekerrür eden tarihin çarkları arasında ezilip gitmek işten bile değildir.
Testi kırılmadan önce uyarılarımızı yapmak istedik.

10 Şubat 2017

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
10.02.2017
07:57


Türkiye Varlık Fonu ne iş yapar?

26 Ağustos 2016'da kabul edilen yasa uyarınca kurulan Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, ''Özel hukuk hükümlerine tabi''dir.

Kamu varlıklarının toplanarak bir fon kurulması ve bu fonun da özel hukuk hükümlerine tabi olması, dünyada bir ilktir. Bu projenin görünen ve görünmeyen amaçları da kendi kanunu içinde ve bilinmeyenlerle doludur.

Kanunda sayılı olan ve TVF'nin yapacağı işlemler:

1. Her türlü hisse senedi, tahvil ve diğer menkul değerleri alır ve satar.

2. Her türlü para piyasası işlemleri,

(Türkiye'de para piyasası 3 ayrı piyasadan oluşur. Bunlar; Bankalararası Piyasa, Merkez Bankası Piyasası ve Takasbank Piyasasıdır. Ortak özellikleri, kısa vadeli işlemler olması ve teminatların hazine bonosu olmasıdır. Bu piyasalarda paranın yabancı para olması durumunda para piyasası yerini Forex piyasasına bırakır. Fon bu haliyle Merkez Bankası ve bankaların yaptığı işlemleri nasıl yapacak?)

3. Gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı haklar ile her türlü gayrimaddi hakların değerlendirilmesi;

(Gayrimaddi haklar, patent, ticari marka, ticari unvan, tasarım ya da model gibi sınaî varlıkların kullanım hakkı ile edebiyat ve sanatsal eserlerin mülkiyet haklarını, fikri hakları kapsar.)

4. Her türlü proje geliştirme, projeye dayalı kaynak yaratma, dış proje kredisi sağlama ve diğer yöntemlerle kaynak temini işlemleri;

(Üçüncü köprü ve yeni hava limanı projelerinde özel sektörün kredi bulmakta zorlandığı ve bu nedenle Hazine'nin bazı proje kredilere kefil olduğu biliniyor.  Yine Türkiye'nin dış borçları son verilere göre 411 milyar dolardır. Millî Gelire oranı olarak yüksek değil ve fakat Türkiye'nin dış borç ödeme kapasitesi olarak  yüksektir. Çünkü Türkiye döviz yaratamıyor. Ayrıca cari açık veriyor. Dahası son yıllarda gelir de yaratamıyor. Kur artışı da özel sektörün dış borçlarını riske soktu. Ortalama olarak fert başına yıllık Millî Gelir büyümesi de yüzde 1 ile yüzde 2 arasında seyrediyor. Dış borcu ödemek için önce gelir yaratmak, sonra döviz elde etmek gerekir.

Bu şartlarda Türkiye dış borç bulmakta zorlanıyor. Hazinenin borçlanması veya kefaleti de bir yerden sonra etkili olmuyor. Zira bir ülke moratoryuma giderse, alacaklar Hazineyi haciz edemezler. Oysaki şimdi Türkiye Varlık Fonu, elindeki varlıkları teminat olarak gösterecektir. Fona borç verenler alacakları riske girerse, özel hukuk hükümlerine göre fon varlıklarını ve hisseleri haczedebilecektir. Fonun dış borcu Hazine kayıtlarında yer almayacaktır. 

Fonun aldığı dış borç verimli ve gelir getirici yatırımlarda kullanılırsa, borç kendini öder. Ancak yap-işlet devret yatırım modellerinde Hükümet oyunu kurallarına göre oynamıyor. Hem uzun dönemli yatırım gelirinden oluyor. Hem de geçiş garantisi veriyor. Bütçeden para ödüyor. Yetmedi yap-işlet devret müteahhidinin aldığı dış krediye de hazine kefil oluyor.)

5) Her türlü ticari ve finansal faaliyetleri, ulusal ve uluslararası birincil ve ikincil piyasalarda gerçekleştirilir. Şirket tarafından, ulusal yatırımlar ile uluslararası alanlarda diğer devletler ve/veya yabancı şirketlerce yapılacak yatırımlara iştirak edilebilir.

Bir hisse senedinin, Devlet iç borçlanma senetlerinin ilk defa piyasaya sürülmesi birincil piyasa işlemidir. Bu kıymetlerin İlk ihraçtan sonra işlem gördükleri piyasa ikincil piyasadır

Benim düşünceme göre bu fon, kamu varlıklarının özel hukuk hükümlerine tabi tutulup, dış ve iç borçlanmada teminat olarak gösterilmesi ve tıkanma noktasına gelen dış borçlanmanın önünün açılması, yap-işlet devret şeklindeki alt yapı yatırımları için kaynak sağlanması, kamuya ait zarar eden banka ve işletmelerle kâr eden Millî Piyango gibi işletmeleri aynı sepete koyarak , zararların karşılanması, Merkez Bankası yanında ayrıca kurlara, likiditeye ve faize alım-satım yoluyla müdahale etmek için kuruldu.

Doğru mu? Doğru değil... Kamu malı ve özel mal ayırımı ve bu malların toplum açısından fayda ve maliyeti, kamuya ait varlıkların kamu hukukuna göre yönetilmesi insanlık tarihinin bin yıllık tecrübesi ile oluşmuştur. Tüm kamu varlıkları ile özel fon yaratmak belki de bu dünyada bir ilktir.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiye-varlik-fonu-ne-is-yapar-41618yy.htm




Reşat Nuri Erol
12.02.2017
20:06


http://www.milligazete.com.tr/turkiye_varlik_fonu/prof_dr_sabri_tekir/kose_yazisi/33191


Reşat Nuri Erol
12.02.2017
20:52


MİLLÎ GAZETE 

http://www.milligazete.com.tr/turkiye_varlik_fonu/prof_dr_sabri_tekir/kose_yazisi/33191


Prof. Dr. Sabri Tekir

Prof. Dr. Sabri Tekir

12.02.2017@RSS

Sesli Köşe Yazısı


Türkiye varlık fonu

2016 Ağustos’unda TBMM’de kabul edilen bir kanunla Türkiye Varlık Fonu A.Ş. kuruldu. Birkaç gün önce de yöneticileri atandı, böylece Varlık Fonu fiilen göreve başlamış oldu. Fon kurulurken, Meclis’te müzakere edilirken yapılmayan tartışmalar, Fonun faaliyete geçmesiyle birlikte yapılmaya başlandı. Tartışmalar yoğunlaşarak uzun süre devam edecek gibi görünmektedir.
 
Varlık Fonuna çeşitli açılardan eleştiriler yöneltilmektedir. Eleştirilerin yoğunlaştığı noktalar şunlar: Fon, Meclis ve Sayıştay denetimi de dâhil Sermaye Piyasası, kamu ihale ve devlet memurları mevzuatı gibi hiçbir kamu denetim mekanizmasına tabi değildir. Bu milyarlarca dolarlık varlık işlemini denetimden kaçırmaktır; devletin tüm kârlı kurum, kuruluş ve varlıkları (Ziraat ve Halk Bankaları ve diğer bankalardaki devlet hisseleri ve bunların yönetimi dâhil) Fonun yönetimine verilmiştir. Var olan ve bundan sonra elde edilecek gelirler, devlet tarafından taahhüt edilmiş, büyük projelere yöneltilecek ve bu projelerden daha önce müşteri garantisi verilip bu garantinin gerçekleşemediği yerlere ödeme için kullanılabilecek. Yeni projeler için finansman kaynağı olarak kullanılacak; zamanla, Osmanlı Devletini malî yönden tutsak hale getiren ve bir tür “paralel bütçe yapılanması” olarak görülen Düyûn-ı Umûmiye İdaresine dönüşecektir. Bu eleştirileri daha da ilerilere götürmek mümkün!
 
Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Türkiye Varlık Fonu A.Ş.’nin faaliyet konusu ve görevleri de yasada şöyle belirlenmiştir: “Fonların kurulması ve yönetimi yoluyla sermaye piyasalarında araç çeşitliliğine ve derinliğine katkı sağlamak, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek için Türkiye Varlık Fonu ve bu fona bağlı alt fonlar kurmak ve yönetmek.”
 
Türkiye Varlık Fonu’nun kuruluş amaç ve görevlerinin bu şekilde belirlenmiş olması çok önemlidir. Tüm işletmelerde olduğu gibi devletin de kurum, kuruluş ve kaynaklarını “müdebbir (dikkatli - tedbirli) bir tüccar” gibi verimli, programlı, ülkenin ve milletin geleceğini düşünerek yönetmesi hem siyasî sorumluluk açısından, hem de aklın ve irfanın gereğidir.
 
Türkiye’nin malî problemlerinden biri de bütçe açıklarıdır. Bütçe açıkları, vergi gelirlerinin yetersizliği ve/veya bu gelirlerin kullanılmasında verimliliğin yeterince sağlanamamasından kaynaklanır. Mükelleflerin kamu hizmetlerinin finansmanı için devlete (bana göre emaneten) ödedikleri vergilerin öteden beri siyasi amaçlı verimsiz kullanıldığı bilinmektedir. Kamu Kesimi Borçlanma Gereğinin özellikle iç finansman amaçlı olanı, verimsiz kamu harcamalarından doğar. Nitekim Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptığım hükumet tarafından, yine benim teklifim ile 1997 yılı başından itibaren yürürlüğe konulan Kamu TEK Hesabı (çok bilinen ismi ile Havuz Sistemi) vergi gelirlerinde verimliliği sağlamak amaçlı getirilmiş bir sistemdi.
 
Kamu TEK Hesabı sisteminin etkili şekilde uygulandığı 1997 yılının ilk beş aylık döneminde bütçe önemli miktarda fazlalık vermiş, kamu kesimi borçlanma ihtiyacı tamamen ortadan kalkmıştır. Sanırım kamuoyunun yeterince bilmediği bir husustur, cumhuriyet döneminde özellikle 1960 sonrasında, hâlâ etkileri devam eden önemli siyasi çalkantılar yaşanmış olmasına rağmen, ilk defa 1997 yılı Nisan ve Mayıs aylarında Hazine iç borçlanmaya çıkmamış ve borçlanma yapmamıştı, çünkü bütçe yeterli miktarda fazlalık veriyordu. O zaman şöyle bir gerçekle karşılaşılmıştı: Devleti yönetenlerin samimi ve ciddi olarak sahip çıkması halinde mükelleflerin ödedikleri vergiler kamu hizmetlerinin finansmanı için yetiyor ve artıyordu, bütçe harcamaları için borçlanmaya ihtiyaç kalmıyordu. Çok önemli temel devlet yatırımlarının finansmanı dışında, dış borçlanma gereği de ortadan kalkıyordu. Yine, ilk defa hükumet ettiğimiz dönemde bir yıl süreyle IMF’ten hiçbir kredi talep edilmemiş ve alınmamıştı, çünkü kaynak paketleri ile ihtiyacımız olan kaynakları sağlayabilmiş idik.
 
Şimdi getirilen Varlık Fonu’nu, birilerinin iddia ettiği gibi, o dönemde uygulanan Kamu TEK Hesabı ile karıştırmak ve karşılaştırmak doğru değildir. Kamu TEK Hesabı asla paralel bir bütçe değildi. Tersine var olan devlet bütçesinin, yani genel ve katma bütçeli devlet kuruluşlarının ve kamu iktisadi teşebbüslerinin kaynak ve finansman imkânlarının disipline edilmesi, bütçe denkliğinin sağlanması, vergi gelirlerinin peşkeş çekilmesinin önlenmesi ve bütçenin tam bir denetim altına alınmasına yönelikti. Yani, bu sistem kamu harcamalarında tam anlamıyla tasarruf ve verimliliği
sağlıyordu. Son yarım asırlık dönemde, ülkemizde uygulanan ekonomik ve malî politikaların en başarılı ve en parlak olanıydı. Milletin hakkına ve hukukuna siyasi iradenin sahip çıkmasıydı. Bazı çıkar çevrelerini, bu çevreler ile siyasi ve ekonomik çıkarlarını özdeşleştirmiş, birleştirmiş olanları rahatsız etmesinin nedeni de hükümetin milletin hakkına bu sahip çıkma iradesiydi.
 
İç ve dış sorunlarımızın katlanarak artmakta olduğu, ülkemizin dört bir taraftan ekonomik ve siyasi yönden sıkıştırıldığı böyle bir dönemde hükümetin Varlık Fonu ile birlikte Kamu TEK Hesabına benzer bir uygulamayı yürürlüğe koyması ne kadar çok yarar sağlardı.
Bu iki politika birlikte yürütülmediğinde ise, Varlık Fonu uygulamasında zamanla karşılaşılabilecek temel risklerden biri de şu olacaktır: Fona devredilen kuruluşların önce gelirleri karşılık gösterilerek dış finansman teminine gidilecek, bu da yetmeyince kuruluşların doğrudan kendileri karşılık gösterilme zorunluluğu doğacak, hatta dış borçların ödenemeyecek düzeye yükselmesi halinde ise alacaklı ülkeler çeşitli baskı yöntem ve araçlarını kullanmak suretiyle Fon yönetiminde bulunan kuruluşların bir kısmının veya Fonun bizzat kendisinin dolaylı ya da doğrudan yönetimini isteyebileceklerdir.
 
19. yy.’ın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin karşılaştığı malî ve ekonomik sorunlar buna benzer bir sürecin sonunda yaşanmıştır. Osmanlı Devleti!nin o dönemde yaşadığı Düyûn-ı Umûmiye deneyimini Türkiye’nin yaşamaması gerekir. Varlık Fonu yönetiminde bulunanların Osmanlı Devletinin 19. yy.’da içinde bulunduğu ekonomik ve malî şartları çok iyi bilmeleri, bilgi, tecrübe ve tarihsel perspektife sahip olmaları, emperyalist devletlerin sömürge metot ve politikalarını bilmeleri gerekir.  Aksi takdirde, tekerrür eden tarihin çarkları arasında ezilip gitmek işten bile değildir.
Testi kırılmadan önce uyarılarımızı yapmak istedik.






Çok Okunan Makaleler
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; 15 Temmuz’a doğru: travmadan kurtulmak…
7.07.2017 133896 Okunma
Reşat Nuri Erol
Süleyman Karagülle - Altın Ekonomisine Geçiş
2.11.2013 35182 Okunma
2 Yorum 30.01.2016 22:15
Reşat Nuri Erol
T. C. 1921 ANAYASASI’nın Temel Maddeleri
22.02.2016 20234 Okunma
1 Yorum 22.02.2016 07:19
Reşat Nuri Erol
Yüz Yıl Önce - Yüz Yıl Sonra; ne değişti?
26.07.2015 18207 Okunma
4 Yorum 03.08.2015 12:51
Reşat Nuri Erol
FAİZ imparatorluğu ve ROTHSCHİLD ailesi
29.03.2016 18185 Okunma
1 Yorum 29.03.2016 01:12
Reşat Nuri Erol
Şeyma Yavuz ve MAKALESİ… İbn Haldun ve “MUKADDİME”Sİ…
1.07.2015 17739 Okunma
2 Yorum 03.07.2015 00:23
Reşat Nuri Erol
Çok önemli hatalar, çok önemli uyarılar ve…
7.10.2018 17713 Okunma
11 Yorum 09.10.2018 00:22
Reşat Nuri Erol
Ekrem Dumanlı, Mümtaz’er Türköne, Ali Bulaç ve İSLÂM/cı
2.07.2015 17108 Okunma
7 Yorum 23.07.2015 19:54
Reşat Nuri Erol
AKP’yi kim kuşa çevirdi, Erdoğan mı Davutoğlu mu?
26.06.2015 15879 Okunma
6 Yorum 08.07.2015 13:24
Reşat Nuri Erol
Tarımda faiz, icra ve iflas
26.04.2010 15841 Okunma
Reşat Nuri Erol
Suriyeliler “sığınmacı/mülteci” mi, “muhacir” mi?
5.09.2015 15839 Okunma
3 Yorum 05.09.2015 17:56
Reşat Nuri Erol
Harun Özdemir’den “İSLÂM-CILIK” yazıları
29.07.2015 15817 Okunma
4 Yorum 30.07.2015 11:51
Reşat Nuri Erol
“Asâ Rabbukum En Yerhamekum…”
16.01.2017 15749 Okunma
9 Yorum 17.01.2017 12:20
Reşat Nuri Erol
Kahramanlarım: Erbakan, Aliya, Muhammed Ali
7.06.2016 15724 Okunma
2 Yorum 07.06.2016 02:58
Reşat Nuri Erol
Hayrettin Karaman; Âdil Düzen Nasıl Olmalıdır?
4.08.2015 15485 Okunma
3 Yorum 04.08.2015 21:11
Reşat Nuri Erol
İkrazatçılık!
9.04.2010 15442 Okunma
Reşat Nuri Erol
Sömürü sermayesi ve kuyrukları tövbe ederse…
16.08.2015 15247 Okunma
4 Yorum 19.08.2015 00:56
Reşat Nuri Erol
İslam Tarihinde Anayasa; Medine Anayasası ve ...
14.10.2011 15188 Okunma
Reşat Nuri Erol
Suruç bombası, sermaye-siyaset çatışması ve IŞİD
24.07.2015 15051 Okunma
2 Yorum 24.07.2015 07:35
Reşat Nuri Erol
Erbakan’ın Türkiye ve dünyadaki inkılâpları
23.02.2015 14840 Okunma
2 Yorum 25.02.2015 11:21
Reşat Nuri Erol
Harun Ö. “İslâmcılk” yazıları-10; SAİD-İ NURSÎ
13.08.2015 14830 Okunma
3 Yorum 15.08.2015 17:32
Reşat Nuri Erol
H. Özdemir’İn İSLÂM-CILIK yazıları-2; ERBAKAN FAKTÖRÜ
29.07.2015 14830 Okunma
5 Yorum 30.07.2015 11:44
Reşat Nuri Erol
Çözüm “Âdil Kur’an Düzeni”dir
22.02.2015 14303 Okunma
5 Yorum 23.02.2015 21:48
Reşat Nuri Erol
‘E LEYSE MİNKÜM RACULÜN REŞÎD’ (âyet)
14.09.2015 14250 Okunma
2 Yorum 14.09.2015 20:56
Reşat Nuri Erol
Erbakan’a göre Adil Ekonomik Düzen’de VERGİ
14.03.2016 14246 Okunma
3 Yorum 14.03.2016 14:05
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen dışında çözüm reçetesi olan var mı?
8.09.2015 14197 Okunma
2 Yorum 08.09.2015 07:11
Reşat Nuri Erol
Ve zekkir fe inne’z-zikrâ tenfeu’l-mü’minîne
10.08.2015 14087 Okunma
2 Yorum 10.08.2015 22:44
Reşat Nuri Erol
R. Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Abdullah Gül
25.06.2015 14060 Okunma
5 Yorum 28.06.2015 13:16
Reşat Nuri Erol
İkrazat yasal tefecilik!
9.04.2010 14024 Okunma
Reşat Nuri Erol
Erbakan’ın “ADİL DÜZEN” Söyleminin Teorisi-1
3.03.2016 13891 Okunma
3 Yorum 06.03.2016 14:53
Reşat Nuri Erol
Harun Özdemir’den “İSLÂM-CILIK” yazıları-9
10.08.2015 13781 Okunma
3 Yorum 11.08.2015 13:47
Reşat Nuri Erol
Sermayeye ve siyasilere önerimiz var
8.08.2015 13636 Okunma
3 Yorum 10.08.2015 20:14
Reşat Nuri Erol
‘Sistem kurmak’ ve ‘hazin (vahim) durum’
9.01.2017 13630 Okunma
8 Yorum 23.01.2017 00:31
Reşat Nuri Erol
İdam, kısas, diyet, anayasa, şeriat, hukuk…
23.11.2012 13602 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ya-pa-ma-dı-lar… YA-PA-MA-YA-CAK-LAR…
1.06.2015 13591 Okunma
5 Yorum 02.06.2015 10:49
Reşat Nuri Erol
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı”…
27.12.2018 13477 Okunma
9 Yorum 28.12.2018 08:15
Reşat Nuri Erol
Şehit MEHMET HİKMETUMUT’u anlatamamak!
10.07.2015 13454 Okunma
2 Yorum 10.07.2015 06:06
Reşat Nuri Erol
Sn. Cumhurbaşkanımıza ve ilgililere açık mektup!
1.08.2015 13380 Okunma
3 Yorum 02.08.2015 08:07
Reşat Nuri Erol
7 Haziran’da oyumuzu bu şuur ile kullanalım
30.05.2015 13340 Okunma
3 Yorum 30.05.2015 16:30
Reşat Nuri Erol
Anlatıp ve nasihat ediyoruz; dinleyip yapsalar…
3.08.2015 13332 Okunma
4 Yorum 03.08.2015 14:50
Reşat Nuri Erol
Seçime kadar “AYG” uyarılarına devam…
20.09.2015 13024 Okunma
4 Yorum 20.09.2015 06:16
Reşat Nuri Erol
Esbaba tevessül eder, sonra tevekkül ederiz...
7.09.2014 13001 Okunma
Reşat Nuri Erol
24. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi
1.12.2015 12907 Okunma
1 Yorum 01.12.2015 06:41
Reşat Nuri Erol
İslâm hukuku, Batı hukuku ve olumsuz etkisi
9.02.2016 12817 Okunma
1 Yorum 09.02.2016 08:10
Reşat Nuri Erol
“İSLÂM DÜZENİ” tüm insanlar içindir
5.05.2013 12796 Okunma
Reşat Nuri Erol
İman, ilim, amel, fıkıh, fikir, zikir ve ekonomi
30.04.2014 12663 Okunma
Reşat Nuri Erol
Cennet karşılığı mal ve can ile cihad etmek
14.04.2013 12642 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Sosyal Tufan’a karşı ‘Adil Düzen Gemisi’ inşa ed
27.12.2014 12639 Okunma
4 Yorum 25.05.2015 09:49
Reşat Nuri Erol
Çağımızın Nuh’un Gemisi “ADİL KUR’AN DÜZENİ”dir
29.05.2015 12624 Okunma
4 Yorum 29.05.2015 18:44
Reşat Nuri Erol
7 Haziran Seçimi sonucundan alınacak dersler
9.06.2015 12616 Okunma
3 Yorum 15.06.2015 03:15
Reşat Nuri Erol
Yine “biz” kazanacağız…
15.08.2015 12516 Okunma
2 Yorum 15.08.2015 15:00
Reşat Nuri Erol
‘Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor?’
3.02.2016 12458 Okunma
1 Yorum 03.02.2016 22:48
Reşat Nuri Erol
Değişim devam ediyor VE LÂ GÂLİBE İLLALLAH
2.04.2016 12432 Okunma
1 Yorum 02.04.2016 12:53
Reşat Nuri Erol
ADİL DÜZEN ‘gönüllü’ mü , ‘zorla’ mı gelsin?
16.01.2016 12411 Okunma
2 Yorum 16.01.2016 22:08
Reşat Nuri Erol
Kur’an Ayında “KUR’AN DÜZENİ” hatırlatmaları-2
5.07.2015 12369 Okunma
2 Yorum 05.07.2015 11:49
Reşat Nuri Erol
Sosyal tufan ve sömürünün çözümü Adil Düzen’dir
10.11.2015 12352 Okunma
2 Yorum 16.11.2015 07:22
Reşat Nuri Erol
Aliya İzzetbegoviç: ‘Kur’an edebiyat değil, hayattır’-4
10.12.2015 12302 Okunma
2 Yorum 10.12.2015 22:22
Reşat Nuri Erol
Mustafa Deniz; Bu düzen adil değil
4.08.2015 12197 Okunma
4 Yorum 04.08.2015 21:06
Reşat Nuri Erol
VakıfBank “FAİZSİZ BANKA” olmalıdır
25.03.2015 12164 Okunma
2 Yorum 05.04.2015 18:14
Reşat Nuri Erol
AK Parti ya “gömlek giyecek” ya da silinecek
28.06.2015 12158 Okunma
3 Yorum 02.07.2015 12:56
Reşat Nuri Erol
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
4.09.2015 12087 Okunma
1 Yorum 04.09.2015 06:00
Reşat Nuri Erol
Soru-yoruma cevap ve bir aileden gelen yorum
12.08.2015 12043 Okunma
4 Yorum 14.08.2015 07:17
Reşat Nuri Erol
IMF’nin alternatifi nedir?
13.03.2010 12027 Okunma
Reşat Nuri Erol
Başkanlık sistemi değil, “Adil Düzen” gelmelidir
20.06.2015 11989 Okunma
3 Yorum 20.06.2015 20:30
Reşat Nuri Erol
Akevler Kooperatifi ve Ortaklık Sistemi Bankaları
22.10.2018 11931 Okunma
4 Yorum 30.11.2018 08:26
Reşat Nuri Erol
HIZIRLA KIRK SAAT
30.12.2015 11892 Okunma
1 Yorum 31.12.2015 13:01
Reşat Nuri Erol
Toprak, tarım ve ‘tarım stratejisi’
26.04.2010 11882 Okunma
Reşat Nuri Erol
15 Temmuz: Teşhis ve Tedavi; KUR’AN VE İLİM ile
28.08.2016 11862 Okunma
2 Yorum 29.08.2016 20:48
Reşat Nuri Erol
Erbakan’a göre “Selem Senedi Karşılığı Kredi”
13.03.2016 11856 Okunma
1 Yorum 13.03.2016 08:53
Reşat Nuri Erol
Faiz meselesi, bankalar ve çözüm önerileri-3
16.02.2015 11829 Okunma
2 Yorum 16.02.2015 08:34
Reşat Nuri Erol
Prof.S.Tekir: GÜÇLÜ PARA veya PARANIN GÜCÜ
1.09.2016 11766 Okunma
1 Yorum 01.09.2016 09:51
Reşat Nuri Erol
Erbakan’ı anlamak, yapılması gerekenleri yapmaktı
6.03.2015 11630 Okunma
1 Yorum 06.03.2015 07:26
Reşat Nuri Erol
ÇARE VE ÇÖZÜM KUR’AN’DA
31.05.2015 11610 Okunma
2 Yorum 15.07.2015 07:10
Reşat Nuri Erol
Akıllı/âkıl, âlim ve âdil adamlar olmalı
12.04.2013 11606 Okunma
1 Yorum 12.05.2013 12:10
Reşat Nuri Erol
Hukuk Düzeni
21.04.2013 11602 Okunma
Reşat Nuri Erol
KUR’AN ayetleri, Kadıhan, Hülagû ve HALEP!
19.12.2016 11600 Okunma
2 Yorum 19.12.2016 10:27
Reşat Nuri Erol
Çözüm Süreci ve HDP’nin önemli hatası
10.08.2015 11595 Okunma
2 Yorum 11.08.2015 15:48
Reşat Nuri Erol
Harun Özdemir'den Doğu Perinçek yazısı!
25.10.2015 11577 Okunma
1 Yorum 25.10.2015 20:22
Reşat Nuri Erol
Seçime giderken oynanan oyunlara dikkat!
12.09.2015 11563 Okunma
3 Yorum 13.09.2015 06:45
Reşat Nuri Erol
ÜSKÜDAR SOHBETLERİ-2 İSLAM MEDENİYETİ VAKFI
7.04.2016 11483 Okunma
1 Yorum 07.04.2016 23:36
Reşat Nuri Erol
MEHMET HİKMETUMUT ve KUR’AN VE İLİM 819. Hafta Seminer
4.07.2015 11480 Okunma
4 Yorum 05.07.2015 14:31
Reşat Nuri Erol
“SOSYAL TUFAN” dediğimiz, İŞTE BUDUR!
23.05.2016 11430 Okunma
1 Yorum 23.05.2016 08:09
Reşat Nuri Erol
KUR’AN VE İLİM 828. hafta seminer notlarından…
30.08.2015 11409 Okunma
3 Yorum 30.08.2015 11:50
Reşat Nuri Erol
Sermaye dünyayı ne hâle getirdi; ne yapmalıyız?
30.11.2012 11335 Okunma
Reşat Nuri Erol
7 Haziran Seçimi, sorunlar ve mucize Kur’an-1
13.06.2015 11230 Okunma
2 Yorum 14.06.2015 07:41
Reşat Nuri Erol
“Millî Görüş ve Adil Düzen” olmadan bu kadar!
2.10.2015 11187 Okunma
1 Yorum 02.10.2015 07:02
Reşat Nuri Erol
H. Özdemir’in İSLÂMCILIK yazıları: Atatürk İslâmcılığı
18.10.2015 11162 Okunma
1 Yorum 18.10.2015 10:45
Reşat Nuri Erol
S. Karagülle; BİR İLİM ADAMININ ERBAKAN TAHLİLİ...
4.08.2015 11133 Okunma
2 Yorum 04.08.2015 21:35
Reşat Nuri Erol
Kooperatif sistemi ile ‘ortaklık sistemi’ gelmekte
17.11.2018 11124 Okunma
5 Yorum 30.11.2018 11:55
Reşat Nuri Erol
Kapitalizm/sermaye III. dünya savaşı derdinde ama
26.10.2015 11039 Okunma
1 Yorum 26.10.2015 22:44
Reşat Nuri Erol
Prof.Dr.Sabri TEKİR: TÜRKİYE VARLIK FONU
10.02.2017 11027 Okunma
3 Yorum 12.02.2017 20:52
Reşat Nuri Erol
KUR’AN VE İLİM bütün sorunları çözer
19.05.2015 10975 Okunma
1 Yorum 19.05.2015 11:17
Reşat Nuri Erol
Gece, saat üç; bir, iki, üç (yazı)! Ve (dördüncü yazı)
15.12.2016 10883 Okunma
1 Yorum 15.12.2016 02:49
Reşat Nuri Erol
Evet… Asrın idrâkine söyletmeliyiz İSLÂM’ı…
17.03.2018 10813 Okunma
1 Yorum 17.03.2018 07:18
Reşat Nuri Erol
100. yılında İHL ve Medresetü’l-Eimme ve’l-Huteba
6.12.2013 10745 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yargı sorununun çözümü hakemlik sistemidir
19.02.2014 10734 Okunma
Reşat Nuri Erol
Erbakan’ı Adil Düzen’den vazgeçirme raporu (tekrar)
2.12.2018 10631 Okunma
3 Yorum 02.12.2018 12:05
Reşat Nuri Erol
KUR’AN VE İLİM 888. Hafta Seminerinden…
15.11.2016 10555 Okunma
3 Yorum 16.11.2016 12:41
Reşat Nuri Erol
MİLLÎ GAZETE için her gün bir şey yapmak
14.01.2016 10546 Okunma
4 Yorum 24.01.2016 23:20
Reşat Nuri Erol
Şehit MEHMET HİKMETUMUT’u anlatamamak!-2
11.07.2015 10525 Okunma
1 Yorum 11.07.2015 03:53


© 2026 - Akevler