Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1210
Rum Suresi Tefsiri 26. Ayet
1.04.2023
1245 Okunma, 0 Yorum

RÛM SÛRESİ - 17. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ (26)

Ve O’na aittir gökler ve yerde olan şuurlu varlıklar. Hepsi O’na kunut edenlerdir. (26)

 

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ

Ve O’na aittir gökler ve yerde olan şuurlu varlıklar.

 

İsim cümlesi

Mübteda

Haber

Sıla cümlesi
Fiil cümlesi

İsm-i
mevsûl

Mecrur

Cârr

Mefûlun fih

Fâil

Fiil

Mecrur

Cârr

Ma'tûf

Atıf harfi

Ma'tûfun aleyh

الْأَرْضِ

وَ

السَّمَوَاتِ

فِي

هُوَ

اسْتَقَرَّ

مَنْ

هُ

لِ

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. Önceki ayetteki مِنْ آيَاتِهِ أَنْ تَقُومَ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ بِأَمْرِهِ cümlesine لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ cümlesini atfetmektedir.

لِ: “İçin, aittir” demektir. Harf-i cerdir.

هُ: “O” demektir. Mecrur muttasıl zamirdir. 17. ayetteki Allah’a racidir.

لَهُ: “O’na aittir” demektir. “Allah’a aittir” demektir.

مَنْ: “Kimse” demektir. Umumi ism-i mevsuldür. Şuurlu varlıklar için kullanılır. Şuurlu varlıklardan her kimse anlamındadır.

فِي: “İçinde” demektir. Harf-i cerdir.

السَّمَوَاتِ: “Gökler” demektir. سمو kökünden çoğul camid isimdir. Tekili سَمَاء dır.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. السَّمَوَاتِ ye الْأَرْضِ yi atfetmektedir.

الْأَرْضِ: “Yer” demektir. ءرض kökünden gelmiştir. Yerleşme için uygun olan “yer” demektir. “Yeryüzü” manasına da gelir.

السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yer” demektir. İki ayrı varlık değildir. “Kâinat” anlamında terimdir.

فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerde” demektir.

مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerde olan şuurlu varlıklar” demektir. Burada مَنْ ism-i mevsuldür. Sıla cümlesi harf-i cer ve mecrurdan oluşmaktadır. Hazf edilmiş istikrar veya kevn fiili vardır. Fâili de müstetir هُوَ dir ve sıla cümlesinin aid zamiridir. Böyle harf-i cer ve mecrurlara zarf-ı mustakar denir. مَنْ ism-i mevsulü kullanıldığı için “kainatta her ne şuurlu varlık varsa” anlamındadır.

لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “O’na aittir gökler ve yerde olan şuurlu varlıklar” demektir.

 

كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ

Hepsi O’na kunut edenlerdir.

 

İsim cümlesi

Haber

Mübteda

Şibh-i
fiil

Mefûlün
bih GS

Muzâfun
ileyh

Muzâf

Mecrur

Cârr

قَانِتُونَ

هُ

لِ

هُمْ

كُلُّ

كُلٌّ: “Hepsi” demektir. Mutlaka izafetle gelir ve her zaman muzaf olur. Muzafun ileyhi nekre gelirse muzafun ileyhinden olan her şeyi kapsar, marife gelirse muzafun ileyhinin tamamı anlamına gelir. كُلُّ كِتَابٍ derseniz “her kitap” anlamına gelir. كُلُّ الْكِتَابِ derseniz “kitabın tamamı” anlamına gelir. كُلُّ nün muzafun ileyhi hazf edilirse yani cümlede söylenmezse كُلٌّ, كُلًّا, كُلٍّ şeklinde tenvinle gelir. Böyle tenvinlere ivaz tenvini denir. Burada da bu şekilde gelmiştir. Bu tenvinin yerine hazf edilen kelimenin takdir edilmesi gerekir.

كُلٌّ

=

كُلُّهُمْ

Burada hazf edilmiş olan هُمْ (onlar) zamiri مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ye racidir.

لِ: “-e, -a” demektir. قَانِتُونَ nin mef’ûlünün başına bu harf-i cer gelmiştir.

هُ: “O” demektir. Mecrur muttasıl zamirdir. 17. ayetteki Allah’a racidir.

لَهُ: “O’na” demektir.

قَانِتُونَ: “Kunut edenler” demektir.

لَهُ قَانِتُونَ: “O’na kunut edenler” demektir.

كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ: “Hepsi O’na kunut edenlerdir” demektir.

قَانِتُونَ nin kökünün manasını sözlüklerde incelediğiniz zaman şu anlamların verildiğini görürsünüz:

قَنَتَ - يَقْنُتُ + كائن + لـ ِ كائن: يخضع له بإرادة ذاتية مع سكن نفس ورضا وتسليم واطمئنان

Birisi birisine kunut etti-kunut eder: Ona nefsin sükuneti ve rıza ve teslim ve tatmin olarak zati iradesiyle boyun eğer. (KitabuAllah)

وقَنَت اللهَ يَقْنُتُه: أَطاعه

Allah’a kunut etti, O’na kunut eder: O’na itaat eder. (Lisanu-l Arab)

والقُنُوتُ: الخُشُوعُ والإِقرارُ بالعُبودية، والقيامُ بالطاعة التي ليس معها  مَعْصِيَةٌ

Kunut: Kullukla beraber huşu ve ikrardır ve beraberinde isyan etmenin olmadığı itaatla beraber kıyamdır. (Lisanu-l Arab)

وقيل: إِطالةُ القيام

Denilir ki: kıyamı uzatmak. (Lisanu-l Arab)

والمشهورُ في اللغة أَن القُنوتَ  الدعاءُ

Kunutun dua olması lügatte meşhurdur. (Lisanu-l Arab)

القُنوتُ: الإِمساكُ عن الكلام، وقيل: الدعاءُ في الصلاة.

Kunut: Konuşmayı kesmektir ve denilir ki salattaki duadır. (Lisanu-l Arab)

وقَنَتَ له: ذَلَّ. وقَنَتَتِ المرأَةُ لبَعْلها: أَقَرَّتْ  (* أَي سكنت  وانقادت.). والاقْتِناتُ: الانْقِيادُ

Ona kunut etti: zelil oldu. Ve kadın kocasına kunut etti: ikrar etti (Yani sakin oldu ve kurallara uydu). İktinat: kurallara uymak. (Lisanu-l Arab)

(قنت)  القاف والنون والتاء أصلٌ صحيحٌ يدلُّ على طاعةٍ وخيرٍ في دين، لا يعدو هذا الباب. والأصل فيه الطَّاعة، يقال: قَنَتَ يَقْنُتُ قُنوتاً. ثمَّ سمِّي كلُّ استقامةٍ في طريقِ الدِّين قُنُوتاً، وقيل لطُولِ القِيام في الصَّلاةِ قُنُوت، وسمِّي السُّكوتُ في الصَّلاة والإقبالُ عليها قُنوتاً.

(قنت): Kaf ve nun ve Ta sahih kök itaat ve din içindeki hayra delalet eder. Bu bab daha fazla değildir. İçindeki kök itaattir. Denilir ki: Kunut etti, kunut eder, kunut. Sonra din yolundaki her istikamet kunut olarak isimlendirilmiştir. Salattaki kıyamın uzun olması için kunut denilir. Salattaki susma ve onun üzerine yönelme kunut olarak isimlendirilir. (Makayisu-l Luga)

Görüldüğü gibi kunut kelimesine çok değişik anlamlar verilmiştir. Bunların bazıları da Kuran’daki ayetlerin gelişinden üretilmiş anlamlardır. Bu sözlüklerdeki en uygun anlam Makayiu-l Luga’daki “din yolundaki her istikamet” anlamıdır.

Bu gibi durumlarda anlamı net olarak belirlemek için Kuran’daki bütün geçişlerine bakıp etimolojik değerlendirme yapmak gerekmektedir. Bu açıdan dört kök birbirine benzemektedir.

Kök

Harfler

يقن

ن

ق

ي

قني

ي

ن

ق

تقن

ن

ق

ت

قنت

ت

ن

ق

Bu dört kök için de çıktığı ikili kök قن köküdür. İkili kökün başına ve sonuna harfler eklenerek üçlü kökler meydana gelmiştir.

Önce قن kökünün anlamına bakalım. Kökün ilk harfi ق dır. ق harfinin piktografı ufuktaki güneşin resmidir. Işığın toplanmasını, yoğunlaşmasını ifade eder. ن harfi filizlenmiş tohum demektir. İkisi bir arada ışığın yoğunlaşmasıyla tohumun filizlenmesi demektir. Bir konu üzerinde yoğunlaşarak bir ürün veya bir bilgi elde etmek demektir.

يقن: Başa ي gelmiştir. El demektir. Fonksiyonu, çalışmayı ifade eder. Başa geldiği için başlangıcı, sebebi ifade eder. Bir fonksiyonla başlayarak yoğunlaşmak ve bilgi elde etmekten kesin bilgi ile inanmak manasına gelir.

قني: Sona ي gelmiştir. Bu durumda sonuç fonksiyondur. Yoğunlaşarak elde edilen ürünlerin fonksiyon görür hale gelmesidir. Malların çoğalması ile ve bunların fonksiyon görür hale gelmesiyle kişide meydana gelen göz doygunluğunu ifade eder.

تقن: Başa ت gelmiştir. + şeklinde konmuş iki çubuktur. İşareti, hedefi temsil eder. Başa geldiği için sebep hedeftir. Hedefe ulaşmak için yoğunlaşarak ürün elde etmektir. Teknik demektir.

قنت: Sona ت gelmiştir. Bu durumda sonuçta hedefe varılır. Yoğunlaşarak elde edilen bilgi ile hedefe ulaşmaktır. لِ harf-i ceri ile gelen mef’ûl ise bu bilgi ve yönlendirmeyi yapandır. İtaat anlamına bu nedenle yakındır ama anlamı itaat değildir. İtaat zaten Kuran’da var olan bir kelimedir. Kuran’da aynı anlamda iki kelime olmaz. Kunut eden kimse kunut ettiği kimseye dayanan bilgiyle hareket eder ve hedefini gerçekleştirmek için dayanağı budur. Allah’a kunut etmek Allah’ın ayetlerine yoğunlaşarak bilgiler elde etmek ve bu bilgilerle Allah’ın gösterdiği hedefe taviz vermeden ulaşmaya çabalamak demektir.

Şimdi Kuran’da geçen kunut ayetlerini inceleyelim:

قُلْ أَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ (15) الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (16) الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ (17)

“Ondan daha hayırlısını size haber vereyim mi?” de. İttika edenler için orada kalıcılar olarak rablerinin indinde altından nehirler akan cennetler ve temizlenmiş eşler ve Allah’tan bir rıza vardır. Allah, “Rabbimiz kesinlikle biz iman ettik, bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru” diyen sabreden ve doğru söyleyen ve kunut eden ve seherlerde istiğfar eden kullarını görendir. (Ali İmran 15-17)

Buna göre kunut etmek sabretmek, doğru söylemek, harcamak, istiğfar etmeden farklıdır ama onlarla beraber yapılan bir fiildir. Allah’ın ayetleriyle hedefe ulaşmak için çabalarken bu özelliklerin de beraber olması gereklidir. Allah’ın ayetlerine yoğunlaşarak elde edilen bilgilerle Allah’ın gösterdiği hedefe ulaşmak için sabretmek gereklidir, doğru olmak gereklidir, harcamak gereklidir, seherlerde istiğfar etmek gereklidir.

وَقَالُوا اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَلْ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ

“Allah veled edindi” dediler. O sübhandır. Oysa O’na aittir gökler ve yerde olan. Hepsi O’na kunut ederler. (Bakara 116)

Burada مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ile şuursuz varlıklar ifade edilmektedir. Şuursuz varlıklar Allah’ın ayetlerine dayanan bilgilerle yüklüdürler ve Allah’ın gösterdiği hedefe doğru ilerlerler. Bu nedenle Allah’ın veledinin olduğu iddiasını ifade eden cümleden sonra gelmiştir. Allah’ın velede ihtiyacı yoktur. Zaten kainattaki her şuursuz varlık O’nun istediği hedefe doğru ilerlemektedir.

الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنْفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللَّهُ

Allah’ın bazısını bazısına tafdil etmesinden dolayı ve mallarından harcamalarından dolayı adamlar kadınların üzerine yöneticilerdir. Saliha (uyumlu) kadınlar kunut edenler, Allah’ın korumasından dolayı gaybı koruyanlardır. (Nisa 34)

Bu ayette de saliha kadınların iki vasfı ifade edilmiştir. Birincisi kunut etmeleridir. İkincisi gaybı korumaları yani namuslu olmalarıdır. Kadınlar da kunut etmelidir. Onlar da erkeklerden farklı değildir. Allah’ın ayetlerine yoğunlaşarak elde ettikleri bilgi ile Allah’ın gösterdiği hedefe ulaşmaya çabalamalıdırlar.

يَانِسَاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا (30) وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا (31)

Ey nebinin kadınları sizden kim mübeyyine fahişe getirirse onun için azab iki kat katlanır ve o Allah’a kolaydır ve sizden kim Allah ve resulüne kunut eder ve salih amel ederse ona ecrini iki kere veririz ve onun için cömert bir rızık hazırlarız. (Ahzab 30-31)

Salih amel ve kunut farklıdır ama birbiriyle ilişkilidir. Allah’ın ayetlerine dayanarak hedefe yönelip salih amel yapan nebi hanımlarına iki defa ecir verilecektir.

عَسَى رَبُّهُ إِنْ طَلَّقَكُنَّ أَنْ يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا

Belki rabbi, eğer sizi boşarsa, onun için sizden hayırlı müslim, mümin, kunut eden, tevbe eden, kulluk eden, seyahat eden, dul ve bekar eşleri değiştirir. (Tahrim 5)

Burada da nebi hanımlarının olması gereken vasıfları söyleniyor ve bu vasıflara sahip olmayanları nebinin boşayabileceği ve onların yerine bu vasıflara sahip olan eşler verileceği söyleniyor. Kunut etme de nebi hanımlarının beklenen vasıflarından biridir.

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

Müslim erkekler ve müslim kadınlar ve mümin erkekler ve mümin kadınlar ve kunut eden erkekler ve kunut eden kadınlar ve doğru söyleyen erkekler ve doğru söyleyen kadınlar ve sabreden erkekler ve sabreden kadınlar ve huşu eden erkekler ve huşu eden kadınlar ve tasdik eden erkekler ve tasdik eden kadınlar ve oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar ve ferclerini koruyan erkekler ve koruyan kadınlar ve Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar, Allah onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir hazırladı. (Ahzab 35)

Bu ayette kunut edenin mümin, müslim, sadık, sabreden, huşu eden, tasdik eden, oruç tutan, ferclerini koruyan, Allah’ı çok zikredenden farklı olduğu onlara atıf yapılmasından anlaşılmaktadır.

أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاءَ اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ

Yoksa kunut eden, gecenin anlarında secde eden ve ahiretten sakınıp rabbinin rahmetini umarak kıyam eden kimse mi? (Zümer 9)

Kunut etmek de secde etmek de kıyam etmek de aynı kişinin sıfatı olarak gelmektedir. Birbirlerinden farklı sıfatlardır ama birbirleriyle ilişkilidirler.

وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ آمَنُوا امْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (11) وَمَرْيَمَ ابْنَةَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ (12)

Allah iman edenler için “Rabbim, benim için senin indinde cennette bir ev bina et ve Firavun ve amelinden beni kurtar ve zalimler kavminden beni kurtar” demiş olan Firavunun karısını ve fercini koruyup da onun içine ruhumuzdan üflediğimiz, rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik eden ve kunut edenlerden olan İmran kızı Meryem’i örnek verdi. (Tahrim 11-12)

Burada iki örnekten Firavun’un karısı kunut edenlerden değil, Meryem ise kunut edenlerdendir. Firavunun karısı Allah yolunda hedefe ulaşmak için bir amel yapacak durumda değildir. Sistem baskındır, zulüm hakimdir ve tek başına bir kadın olarak bir güce sahip değildir. Meryem ise Zekeriya’nın himayesinde yetişmiştir. Çok iyi tanınan saygın bir kimsedir. Bu nedenle burada İmran kızı diye vasıfla gelmiştir. Aileden gelen bir itibara sahiptir ve Allah yolunda hedefe ulaşacak imkânlara sahiptir. Kunut edebilir ki etmiştir de.

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَامَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاءِ الْعَالَمِينَ (42) يَامَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ (43)

Melekler “Ey Meryem, kesinlikle Allah seni seçti ve seni temizledi ve seni alemlerin kadınlarının üzerine seçti. Ey Meryem, Rabbine kunut et ve secde et ve rüku edenlerle beraber rüku et” demişti. Ali İmran 42-43

Burada da Meryem’e secde ve rüku emrinden önce rabbine kunut etme emri verilmiştir. Rabbinin ayetlerine yoğunlaşıp onlardan elde ettiği bilgilerle hedefe ulaşmak için çaba göstermesi emredilmektedir.

Rum suresinin bu ayetinde ise gökler ve yerde bulunan şuurlu varlıklar Allah’a kunut etmektedirler. Eğer gökler ve yerde bulunan şuurlu varlıklara yeryüzünde bulunan insanlar dahilse tüm insanların kunut etmesi gerekir ki bunun olmadığını biliyoruz. Ancak مَنْ umumi is-i mevsuldür ve herkesi kapsar. Ancak kunut etme herkesi kapsayamayacağına göre مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ da herkesi kapsamamaktadır. Bu durumda bir terimdir. Semavat ve arzda olan şuurlu varlıkların hepsi istisnasız kunut ettiğine göre onlar melekler ve ruhlardır. Allah’ın gösterdiği hedefe doğru tereddütsüz ilerleyen varlıklardır.

إِنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Kesinlikle İbrahim Allah’a kunut eden, hanif bir ümmetti ve müşriklerden hiç olmadı. (Nahl 120)

İbrahim Peygamber Allah’ın doğa kanunu ayetlerinden elde ettiği bilgilerle Allah’ın gösterdiği hedefleri gerçekleştirmek için çabalamıştır. Ümmet olması mecazi mürseldir. Bir ümmetin imamıdır yani önderidir. Ümmet onunla başlamıştır. Günümüzdeki büyük inançların önderi İbrahim Peygamberdir. Ümmetliğinin iki sıfatı kunut etmesi ve hanif olmasıdır. Ümmetinin imamı olması kunut etmesiyledir. Hanif demek hakka uyumlu ve hakka yatkın demektir.

İbrahim Peygamber kunut eden ve hanif bir önderdi. Allah’a dayanan bilgiler dışında hiçbir bilgiye itibar etmeden ve hakka dayalı olarak hedefine doğru ilerliyordu. Topluluğun, çevresinin, kavminin yanlışları onu hiç etkilemiyordu. Onlarla en ufak bir uyum göstermiyordu ve dışlanıyordu. Günümüzde de durum budur. Allah çoğunluğun sizi Allah yolundan saptıracağını söyler ama nafile. Herkes çoğunluk demokrasisi içinde çözümler arar. İşte bunu yapanlar kunut etmeyenlerdir. İbrahim Peygamber ise vesenlerin içinde büyümüştür, babası vesenlerden birinin başıdır, algı oluşturmalar rutindir ama İbrahim Peygamber onların hiç birisine itibar etmemiştir. Onlara azıcık bir meyil bile gösterseydi kunut eden ve hanif bir önder olmazdı.

حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلَاةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ

Salatları koruyun ve orta salatı da. Allah’a kunut edenler olarak kıyam edin. (Bakara 138)

Burada kıyam etme demek namazda ayakta durmak demek değildir. Kıyam bir şeyi gerçekleştirmenin ilk adımıdır. Bir fiili yapmak için harekete geçmek demektir. Burada Allah’a kunut edenler olarak kıyam edin denmektedir. Bir işe başlamak için harekete geçin ama bunu kunut edenler olarak yapın. Allah’ın ayetlerine dayalı bilgiler üzerinde yoğunlaşarak hedefinize doğru ilerleyin denmektedir. Başka bilgilere, başka yönlendirmelere kapılmadan referansınız Allah olsun ve onunla hedefinize doğru ilerleyin denmektedir. Oysa günümüzde kunut kavramı neredeyse yoktur. İnsanlar kunuttan uzaktırlar. Beş vakit namazlarını kılarlar, haccı, umreyi su yolu yaparlar, zekât verdiklerini sanarak sadaka verirler, oruçlarını tutarlar ama kunut etmezler. Oysa bu ayette salatı koruma emrinden sonra Allah’a kunut edenler olarak kıyam edin diyor. Salatlarda kararlar alınacak ve bu kararlar Allah’ın ayetlerinden elde edilen bilgiler üzerine yoğunlaşarak uygulamaya geçilecektir. Ayetler çok açık bir şekilde çoğunluğa uyma diyor, çoğunluk Allah’ın yolundan saptırır diyor ama çevrenin etkileri, günün şartları içinde çoğunluğun oyunu alıp merkezden Allah’ın istediklerini yapacaklarını düşünüyorlar. İşte bu kunut etmemektir. Kunut eden başka yan yollara sapmaz. Kunut eden asla taviz vermez. Allah’ın ayetlerine aykırı en küçük bir kural koymaz, uygulama yapmaz. İbrahim Peygamber gibi, Muhammed Peygamber gibi doğru ne ise, emredilen ne ise onu uygular. Şirk sistemi içinde yönetime geçeyim, sonra düzeltirim demez. En küçük tavizde bile kunuttan uzaklaşılmış olur. Ama maalesef İslam’ı temsil ettiği izlenimi veren o büyük liderler (!) bile kunuttan çok uzaktadırlar. Kunut olmadan başarı olmaz. Tavizler de kunuttan uzaklaştırır. Kunuttan uzaklaşınca şirk sistemi içinde algı oluşturma yarışı başlar. Sisteme adapte olarak vesen haline gelen topluluk farkında olmadan bu sistem içinde Allah yolundan çok çok uzakta mücadele etmeye başlar. Bu mücadelesini de hak olarak lanse etmeye başlar. Büyük cihad zanneder. Karşı tarafı kötüleyerek ona oy verecek olanları vazgeçirme derdine düşer. Karşı tarafa hakaret etmeyi bile cihad zanneder. Artık referans noktası Allah’ın ayetleri değil çoğunluktur. Alnı secdeden kalkmadığı halde dalalet içindedir. Yaptığı işlerin, koymak istediği kuralların Allah’ın ayetlerine uygun olup olmadığıyla ilgilenmez, çoğunlukta nasıl algı oluşturacağıyla ilgilenir. Kendisinin iyi olduğuna, diğerlerinin kötü olduğuna kendini de inandırarak boş mücadele içinde hayatını sürdürür. Uzun süre galip gelse de bu sistem içinde bir gün mutlaka elenecektir ve kunuttan çok uzak olduğu için ömrünü verdiği mücadele sadece mevcut sistemi beslemekten öteye gitmeyen boş bir mücadele olarak kalacaktır. Çoğunluk sistemi içindeki fırkaların içinde çalışmayı geç, hiç değilse kötünün iyisi gelsin diye bir gün bile olsa onlardan birini desteklemek taviz vermektir, kunuttan uzaklaşmaktır.

 

 

Teşvikiye, Yalova

01 Nisan 2023

M. Lütfi Hocaoğlu

 

 






Tüm Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1335
Rahman Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
9.08.2026 739 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1334
Rahman Suresi Tefsiri 31-32. Ayetler
1.08.2026 2035 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1333
Rahman Suresi Tefsiri 29-30. Ayetler
25.07.2026 2043 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1332
Rahman Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
18.07.2026 2031 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1331
Rahman Suresi Tefsiri 24-25. Ayetler
11.07.2026 2050 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1330
Rahman Suresi Tefsiri 22-23. Ayetler
4.07.2026 2052 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1329
Rahman Suresi Tefsiri 19-21. Ayetler
20.06.2026 2083 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026 2022 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1327
Rahman Suresi Tefsiri 15-16. Ayetler
23.05.2026 2376 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1326
Rahman Suresi Tefsiri 14. Ayet
9.05.2026 2344 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 2346 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 2269 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 2295 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 2735 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 2310 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2434 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2380 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 2787 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 2337 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2611 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2452 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2423 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2408 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2357 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2390 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2464 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2417 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2476 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2465 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2297 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2288 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2371 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2350 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2319 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2348 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2402 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 2159 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 2239 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2443 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 2129 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2270 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1767 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1616 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1671 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1541 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1261 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1299 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1282 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 1253 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1444 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1342 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1276 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1425 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1375 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1553 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1500 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 1628 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1278
Secde Suresi Tefsiri 15. Ayet
5.04.2025 1460 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1277
Secde Suresi Tefsiri 14. Ayet
22.03.2025 1354 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1276
Secde Suresi Tefsiri 13. Ayet
8.03.2025 1462 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1275
Secde Suresi Tefsiri 12. Ayet
1.03.2025 1377 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1274
Secde Suresi Tefsiri 11. Ayet
22.02.2025 1500 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1273
Secde Suresi Tefsiri 10. Ayet
8.02.2025 1553 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1272
Secde Suresi Tefsiri 6-9. Ayetler
1.02.2025 1943 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1271
Secde Suresi Tefsiri 5. Ayet
18.01.2025 2486 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1270
Secde Suresi Tefsiri 4. Ayet
28.12.2024 1887 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1269
Secde Suresi Tefsiri 3. Ayet
14.12.2024 1394 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1268
Secde Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
7.12.2024 1584 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1267
Lokman Suresi Tefsiri 34. Ayet
30.11.2024 1521 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1266
Lokman Suresi Tefsiri 33. Ayet
16.11.2024 1607 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1265
Lokman Suresi Tefsiri 32. Ayet
9.11.2024 1493 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1264
Lokman Suresi Tefsiri 31. Ayet
26.10.2024 1689 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1263
Lokman Suresi Tefsiri 30. Ayet
12.10.2024 1492 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1262
Lokman Suresi Tefsiri 29. Ayet
5.10.2024 1896 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1261
Lokman Suresi Tefsiri 28. Ayet
7.09.2024 1660 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1260
Lokman Suresi Tefsiri 27. Ayet
31.08.2024 1650 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1259
Lokman Suresi Tefsiri 25-26. Ayetler
24.08.2024 1551 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1258
Lokman Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.08.2024 1519 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1257
Lokman Suresi Tefsiri 23. Ayet
3.08.2024 1473 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1256
Lokman Suresi Tefsiri 22. Ayet
27.07.2024 1509 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1255
Lokman Suresi Tefsiri 21. Ayet
20.07.2024 1471 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1254
Lokman Suresi Tefsiri 20. Ayet
13.07.2024 1487 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1253
Lokman Suresi Tefsiri 19. Ayet
29.06.2024 1705 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1252
Lokman Suresi Tefsiri 18. Ayet
22.06.2024 1428 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1251
Lokman Suresi Tefsiri 17. Ayet
25.05.2024 1612 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1250
Lokman Suresi Tefsiri 16. Ayet
18.05.2024 1549 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1249
Lokman Suresi Tefsiri 15. Ayet
11.05.2024 1494 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1248
Lokman Suresi Tefsiri 14. Ayet
20.04.2024 1696 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1247
Lokman Suresi Tefsiri 13. Ayet
13.04.2024 1639 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1246
Lokman Suresi Tefsiri 12. Ayet
6.04.2024 1431 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1245
Lokman Suresi Tefsiri 11. Ayet
30.03.2024 1515 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1244
Lokman Suresi Tefsiri 10. Ayet
16.03.2024 1365 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1243
Lokman Suresi Tefsiri 8-9. Ayetler
9.03.2024 1510 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1242
Lokman Suresi Tefsiri 7. Ayet
24.02.2024 1375 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1241
Lokman Suresi Tefsiri 6. Ayet
17.02.2024 1389 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1240
Lokman Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
10.02.2024 1653 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1239
Rum Suresi Tefsiri 60. Ayet
27.01.2024 1444 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1238
Rum Suresi Tefsiri 59. Ayet
20.01.2024 1453 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1237
Rum Suresi Tefsiri 58. Ayet
6.01.2024 1544 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1236
Rum Suresi Tefsiri 57. Ayet
30.12.2023 1350 Okunma