Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1341
Rahman Suresi Tefsiri 46-47. Ayetler
17.10.2026
101 Okunma, 0 Yorum

RAHMAN SÛRESİ - 26. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ (46) فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (47)

Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır. Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz? (46-47)

 

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ

Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır.

 

İsim cümlesi

Vâv-u
isti’nâfiye

Mübteda

Haber

Mecrur

Cârr

Sıla cümlesi
Fiil cümlesi

İsm-i
mevsûl

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

جَنَّتَانِ

هُ

رَبِّ

مَقَامَ

هُوَ

خَافَ

مَنْ

لِ

وَ

 

وَ: Vâv-u isti’nâfiyedir. (الْوَاوُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ) Cümle başında bulunur. Kendisinden önce inşa cümlesi (emir, nehiy, istifhâm), sonrasında haber cümlesi olursa veya öncesinde haber cümlesi sonrasında inşa cümlesi olursa bu durumlarda atıf harfi olamayan bu harf isti’nâfiye edatı olur. Kendisinden sonraki cümle yeni cümle olacağından bu edata isti’nâfiye (başlangıç) edatı denir. İsim cümlesi ve fiil cümlesi anlamsal yakınlık durumunda birbirine atfolunabilir. Eğer ilk anda anlaşılamayan anlamsal bir yakınlık varsa bu iki cümle arasındaki vâv harfi isti’nâfiye edatıdır. Fiil cümleleri hem zaman hem de anlam bakımından birbirine uymuyorsa yani mazi ile muzari veya muzari ile mazi fiil cümlesi arasında vâv harfi varsa ve ilk anda anlaşılamayan anlamsal bir yakınlık varsa bu durumda bu vâv harfi isti’nâfiye edatıdır. Zamansal olarak cümleler uysa bile konular arasında uyumsuzluk varsa, yani vâv harfinden sonraki cümle ile önceki cümle arasında anlamsal bakımdan yakın bir irtibat yoksa yine bu durumda vâv harfi isti’nâfiye edatıdır.

Arkasından öncesindeki cümle ile i’râb yönünden ilişkisi olmayan yeni bir cümle başlatır. İ’râbsal ilişki olmamasına rağmen öncekisindeki cümle ile sonrasındaki cümle arasında ilk anda anlaşılamayabilen uzak bir anlamsal irtibat olabilir. Bu irtibat açıklama, karşılaştırma, ek bilgi verme veya bağlamın devamı şeklinde ortaya çıkabilir. İlk anda anlaşılmayan, düşününce arada bağın kurulduğu bir anlamsal ilişki olabilir. “Bununla beraber”, “buna ilaveten” şeklinde anlamlandırılabilir.

Bu ayetten önceki cümle cehennem ve hamîm ân’ı ifade eden fiil cümlesidir. Bu ayet ise isim cümlesidir. İkisi de haber cümlesidir ve atfolunabilir. Öncesinde mücrimlerin durumu ifade edilip burada cennete gidenlerin durumu anlatılmaktadır. İki zıt durum arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Yeni bir konuya bir karşılaştırma yaparak başlanmıştır ve vâv-ı isti’nafiye getirilmiştir.

لِ: “İçin” demektir. Harf-i cerdir.

مَنْ: “Kimse” demektir. Umumi ism-i mevsuldür. Şuurlu varlıklar için kullanılır. Arkasından sıla cümlesi gelir. Sıla cümlesinde bu ism-i mevsule dönen bir aid zamiri vardır. Eril tekil zamir döner. هُوَ veya هُ zamiri döner. Eril zamir dönmesi sadece erkekleri ilgilendirdiği anlamında değildir. Hem erkek hem de kadınları kapsar. Tekil zamir dönmesi de tek bir kişiyi ilgilendirdiği anlamında değildir. Hem tek kişiyi hem iki kişiyi hem de çok kişiyi kapsar. Bu nedenle umumi ism-i mevsuldür. Eril tekil zamir dönmesi gramatik bir kuraldır. Bazen de eril çoğul zamir döner. مَا da مَنْ gibi umumi ism-i mevsuldür, şuursuz varlıklar için kullanılır. Hem şuursuz hem şuurlu varlıklar bir aradaysa مَا kullanılır.

خَافَ: “Korktu” demektir. خوف kökünden dördüncü bâbdan üçüncü şahıs eril tekil mazi malum fiildir. Fâili müstetir هُوَ dir ve مَنْ in aid zamiridir. Bu kök genel korkuyu ifade eden köktür. İki mastarı vardır. Birisi خَوْفًا, diğeri خِيفَةً dir. خَوْفًا korkmak anlamında mastardır. Kur’an’da korku manasına yakın başka kökler de vardır. Bunlar; وجل, رعب, فزز, فزع, شفق, روع ve خشي kökleridir.

KÖK

ANLAM

وجل

Tam olarak anlayamamak, zihnen tatmin olamadığı için tasalanmak

رعب

Panik demektir. Ani olarak gelen ve kişinin mantıklı düşünmesini engelleyen korku halidir. Kuran’da 3 şekilde gelir: ru’bun ilkası, kazfı ve ru’bla dolma. Paniğin geliş hızının en az olanı ilka sonra kazf sonra da meli yani dolmasıdır.

فزز

Korkuyla uzaklaşmak demektir. ف ayrılığı, ز ise titreşim ve gerilimi ifade eder. Kur’an’da İstif’al babında tadiye etkisiyle ‘tedirgin etmek’ manasında gelmiştir.

فزع

Gerçekleşen bir olay sonucunda oluşan korkudur. (Tedirginlik)

شفق

Gerçekleşme ihtimali olan bir olay sonucunda oluşan korkudur. (Kaygı)

روع

Korkunun bedensel tezahürüdür. Dışarıdan bakılınca kişinin korku hissinde olduğu anlaşılmaktadır.

خشي

Çekinme demektir.

خِيفَةً de “korkmak” anlamında mastardır. فِعْلَةً kalıbından mastar-ı bina-i nev’idir. Bu durumda “genel korku” anlamı yerine “bir çeşit korku” anlamı ortaya çıkmaktadır.

مَقَامَ: “Makam” demektir. Üç ayrı anlamı vardır. قوم kökünden birinci bâbdan مَفْعَل kalıbından mimli mastar, ism-i zaman ve ism-i mekândır. Üçü de olabilir. Kalkıp bir hedefe yönelerek dik durmak manasındaki fiilden mimli mastar olduğu zaman “bir hedef için harekete geçmek, bir işi/işleri veya birisini/birilerini gözetme, yürütme, denetleme”, ism-i mekân olduğu zaman “bir hedef için harekete geçme yeri, bir işi/işleri veya birisini/birilerini gözetme, yürütme, denetleme yeri”, ism-i zaman olduğu zaman “bir hedef için harekete geçme zamanı, bir işi/işleri veya birisini/birilerini gözetme, yürütme, denetleme zamanı” manalarına gelmiştir.

رَبِّ: “Rab, terbiyeci” demektir. ربب kökünden isimdir. Alemlerin rabbi olan Allah’tır.

هِ: “O” demektir. Eril tekil üçüncü şahıs mecrur muttasıl zamirdir. Bu da مَنْ in aid zamiridir.

رَبِّهِ: “Onun rabbi” demektir.

مَقَامَ رَبِّهِ: “Onun rabbinin makamı” demektir.

خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ: “Rabbinin makamından korktu” demektir.

مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ: “Rabbinin makamından korkan” demektir.

لِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ: “Rabbinin makamından korkan için” demektir.

جَنَّتَانِ: “İki cennet, iki bahçe” demektir. İkil, nekre, merfu isimdir. Tekili جَنَّة dir. جنن kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan جَنّ mastarı birisini veya bir şeyi görünemeyecek bir yerde saklayıp gizlemek manasındadır. Bu mastar manasından saklayıp gizleyen manasında جَنَّة ıstılahi olarak ağaçları, ağaçlarının yaprakları ile gövdelerini gizleyen olarak “cennet, bahçe” anlamında isimdir. Çoğulu جَنَّات dır. Aynı kökten جِنّ (cin), جُنَّة (kalkan) ve جَنِين (cenin) kelimeleri de gizlenme özelliği nedeniyle gelmektedir.

Kuran’da cennet kelimesi tekil, ikil, çoğul olarak ve izafetlerle toplam 147 kere geçer.

Toplam

Mecrur

Mensub

Merfu

Cennet Kelimesi Geçişleri

9

جَنَّةٍ

5

جَنَّةً

1

جَنَّةٌ

3

Nekre

Tekil

Müfred

52

الْجَنَّةِ

28

الْجَنَّةَ

18

الْجَنَّةُ

6

Marife

5

جَنَّتَيْنِ

1

جَنَّتَيْنِ

1

جَنَّتَانِ

3

Nekre

İkil

2

الْجَنَّتَيْنِ

2

0

0

Marife

48

جَنَّاتٍ

14

جَنَّاتٍ

27

جَنَّاتٌ

7

Nekre

Çoğul

0

0

0

0

Marife

1

الْجَنَّاتِ

1

0

0

Çoğul

Muzafun ileyh

İzafet

9

جَنَّةِ

2

جَنَّةَ

4

جَنَّةُ

3

Tekil

Muzaf

1

0

جَنَّتَيْ

1

0

İkil

20

جَنَّاتِ ...

7

جَنَّاتِ ...

4

جَنَّاتُ ...

9

Çoğul

147

60

56

31

Toplam

 

Burada ikil ve nekre gelmiştir.

Kuran’da جَنَّات yani bahçelerin muzaf olduğu dört durum vardır.

Geçiş

Sayı

جَنَّاتُ الْمَأْوَى

1

جَنَّاتُ النَّعِيمِ

7

جَنَّاتُ عَدْنٍ

11

جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ

1

جَنَّاتُ النَّعِيمِ “Nimet bahçeleri” demektir. نَعِيم noksansız ve kesintiye uğramadan sürekli olarak devam eden nimettir. Kuran’da 17 kere geçmekte, sadece bir tanesi dünya hayatıyla ilgiliyken 16 tanesi ahiretle ilgilidir. نَعِيم ism-i cemdir. Birbiriyle sistematik ilişki içindeki nimetler topluluğudur. Bu sistematik ilişki içinde nimetler sürekli ve eksiksiz olarak vardır. جَنَّاتُ النَّعِيمِ izafeti beyaniyye olan izafettir. الْجَنَّاتُ مِنَ النَّعِيمِ (Nimetten olan bahçeler) anlamındadır.

جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ “Firdevs bahçeleri” demektir. فِرْدَوْس yabancı dilden Arapçaya girmiş bir isimdir. Yunanca’daki “Parádeisos” kelimesinden gelmiştir. İngilizceye “Paradise”, Arapçaya “Firdevs” şeklinde girmiştir. Bu kelimeden gelen فَرْدَسَة mastarı bir şeyi yeşilliklerle, bitkilerle, çiçeklerle dolu kılmak manasındadır.

جَنَّاتُ عَدْنٍ “Değerli maden bahçeleri” demektir. İkinci bâbdan عَدَنَ - يَعْدِنُ “bir yeri en değerli madenler, mücevherler ve altınlarla süslemek” demektir. Bu kökten ism-i mekân olan مَعْدِن Türkçede “maden” olarak kullanılmaktadır. İsm-i mekândır ve değerli maden yeri demektir. عَدْن ise özellikle altın gibi değerli madenlerle, mücevherlerle süslenmiş yer demektir. جَنَّات yani bahçelerin muzaf olduğu diğer üç durumda muzafun ileyhler marife gelirken sadece burada muzafun ileyh olan عَدْنٍ nekre gelmiştir. Kuran’daki 11 geçişinde de nekredir. Marife olsaydı جَنَّاتُ الْعَدْنِ şeklinde gelirdi. Bu şekilde marife gelseydi “spesifik, bilinen, özel bir yer” anlamına gelirdi. Nekre gelmesinin bazı sebepleri vardır. Bu değerli madenlerle süslü bahçeler insanın hayal edemeyeceği kadar güzeldir. Marife gelseydi hayal edebilirdik ve gözümüzde canlandırabilirdik. Nekre olduğu için, oranın tam mahiyetini insanların tam olarak anlayamayacağı muazzam bir yer olduğu anlatılmış olmaktadır.

Geçiş

Fonksiyon

جَنَّاتُ الْمَأْوَى

Barınma

جَنَّاتُ النَّعِيمِ

Nimet (besin)

جَنَّاتُ عَدْنٍ

Değerli maden süsü (inorganik süs)

جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ

Yeşillik ve bitki süsü (organik süs)

Bu çoğul geçişler dışında Kuran’da bir kere جَنَّةُ الْخُلْدِ, bir kere جَنَّةُ الْمَأْوَى, bir kere جَنَّةُ نَعِيمٍ, bir kere de جَنَّةِ النَّعِيمِ şeklinde tekil geçişler de vardır.

Kuran’da izafetle gelen çoğul cennetlerin kimler için olduğuna Kuran’dan bakalım.

Bahçeler

Kimler için

Anlam ve geçtiği ayetler

جَنَّاتُ النَّعِيمِ

الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ

İman edip salih amel edenler (Yunus 9, Hac 56, Lokman 8)

الَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّقَوْا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ

Ehli kitaptan iman edip ittika edenler olsaydı (Maide 65)

عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Allah’ın muhlis kulları (Saffat 39-43)

السَّابِقُونَ الْمُقَرَّبُونَ

Yarışanlar, yaklaştırılanlar (Vakıa 10-12)

الْمُتَّقِينَ

Muttakiler (Kalem 34)

جَنَّاتُ عَدْنٍ

الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ

Mümin erkekler ve mümin kadınlar (Tevbe 72)

الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ

İman edip salih amel edenler (Kehf 30-31, Beyyine 7-8)

أُولُو الْأَلْبَابِ الَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْمِيثَاقَ وَالَّذِينَ يَصِلُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوءَ الْحِسَابِ وَالَّذِينَ صَبَرُوا ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَءُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ

Allah’a ahitlerine vefa edip misaklarından dönmeyen ve Allah’ın birleştirmeyi emrettiğini birleştirip rablerine saygı duyup hesabın kötüsünden korkan ve rablerinin vechini arayarak sabredip salatı ikame edip onları rızıklandırdığımızdan gizli ve açık olarak harcayıp kötülüğü iyilikle savan akıl sahipleri (Rad 19-22)

الْمُتَّقِينَ

Muttakiler (Nahl 31, Sad 49-50)

مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا

Tevbe edip iman edip salih amel eden (Meryem 59-61)

عِبَادَ الرَّحْمَنِ

Rahmanın kulları (Meryem 61)

مَنْ يَأْتِهِ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ

Salihatı amel eder haldeyken O’na mümin olarak gelen (Taha 75)

سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِإِذْنِ اللَّهِ

Allah’ın izniyle hayırlarda yarışan (Fatır 32-33)

الَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَ اللهِ

İman edenler, tevbe edip Allah’ın yoluna uyanlar (Mümin 7-8)

الَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَيُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ

İman edenler, Allah ve resulüne iman edip Allah’ın yolunda malları ve canlarıyla cihad edenler (Saff 10-12)

جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ

الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ

İman edip salih amel edenler (Kehf 7)

جَنَّاتُ الْمَأْوَى

الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ

İman edip salih amel edenler (Secde 19)

لِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ: “Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır” demektir.

Bu ayet dışında iki ayette daha Allah’ın makamından korkma vardır.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُمْ مِنْ أَرْضِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا فَأَوْحَى إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمِينَ (13) وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ الْأَرْضَ مِنْ بَعْدِهِمْ ذَلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِي وَخَافَ وَعِيدِ (14)

Küfredenler resullerine kesinlikle sizi arzımızdan çıkaracağız veya kesinlikle sizi milletimizin içine döndüreceğiz dedi. Rableri onlara kesinlikle zalimleri helak edeceğiz diye vahyetti. Kesinlikle sizi onlardan sonrasında arzda iskân edeceğiz. Bu makamımdan korkan ve vaîdimden korkan içindir. (İbrahim 13-14)

فَأَمَّا مَنْ طَغَى (37) وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا (38) فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَى (39) وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى (40) فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى (41)

Taşkınlaşan ve dünya hayatını yeğleyene gelince kesinlikle Cehîm, o barınaktır. Rabbinin makamından korkan ve nefsi hevadan nehyedene gelince kesinlikle Cennet, o barınaktır. (Naziat 37-41)

Bu ki ayette de Allah’ın makamından korkma vardır.

فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ

Kuran’ı vaîdimden korkana tezkîr et. (Kaf 45)

Bu ayette Allah’ın vaîdinden korkma vardır.

إِنَّمَا ذَلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَاءَهُ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

O şeytan yalnızca velilerini çokça korkutur da onlardan korkmayın ve benden korkun eğer müminlerseniz. (Ali İmran 175)

لَئِنْ بَسَطْتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي مَا أَنَا بِبَاسِطٍ يَدِيَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ

Eğer beni öldürmek için bana elini uzatırsan ben seni öldürmek için sana elimi uzatan değilim. Kesinlikle ben alemlerin rabbi olan Allah’tan korkarım. (Maide 28)

لِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَخَافُهُ بِالْغَيْبِ

Allah’ın gaybda O’ndan korkanı bilmesi için … (Maide 94)

إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ

Kesinlikle ben Allah’tan korkarım. (Enfal 48)

كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنْسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِنْكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ

Şeytanın örneği gibi … İnsana “küfret” demişti. Küfredince “kesinlikle ben senden uzağım, kesinlikle ben alemlerin rabbi olan Allah’tan korkarım” dedi. (Haşr 16)

Bu ayetlerde direk olarak Allah’tan korkma vardır.

Allah’tan korkma ifadesi zaten Kuran’da varken bu ayette ve başka iki ayette neden Allah’ın makamından korkma ifadesi vardır.

Allah’ın makamından korkma ne demektir? Bu durumda makam kelimesini incelemek gereklidir. Makam Türkçede tek anlamda kullanılmaktadır ama Arapça da hem mimli mastar hem ism-i zaman hem ism-i mekândır.

Burada izafetin türü üzerinde de inceleme yapmak lazımdır.

İzafet sınıflandırması:

1. Manevi izafet: Hakiki izafet de denir. İzafet denince manevi izafet anlaşılır. Muzafun ileyh marife ise muzaf marifedir, nekre ise hususilik kazanmış nekredir. Burada dikkat edilmesi gereken muzafın muzafun ileyhten dolayı marifelik kazanmadığı, zaten marife olduğu ve izafete girdiğinde muzafun ileyhi marife olduğu için marifelik alametini göstermediğidir. Yoksa muzafun ileyh muzafa marifelik kazandırmamıştır. Bu nedenle muzaf hiçbir zaman harf-i tarif ve tenvin almaz. Muzaf tesniye ise veya cem-i müzekkeri sâlim ise sondaki nûn düşer. Muzaf merfu, mensub, mecrur şeklinde i’râblanabilirken muzafun ileyh daima mecrurdur. Manevi izafet temelde üç şekilde olur:

Muzaf ile muzafun ileyh arasındaلِ , مِنْ , فِي harf-i cerlerinden biri var kabul edilir.

a. İzafet-i lâmiye (الإِضَافَةُ بِمَعْنَى اللاَّمِ): Muzaf ile muzafun ileyhin arasında sankiلِ harf-i ceri var da hazf edilmiş kabul edilir. İkiye ayrılır:

- Mülkiyet için izafet (الإِضَافَةُ لِلتَّمْلِيكِ): Muzaf, muzafun ileyhin mülkü, özelliği ya da fiilidir.

فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ

Onların kalplerinde hastalık vardır.

Buradakiقُلُوبِهِمْ manevi izafettir, izafeti lamiyyedir. Mülkiyet için izafettir. القُلُوبِ لَهُمْ (Onlara ait olan kalpler) anlamındadır.

- Tahsis için izafet (الإِضَافَةُ لِلتَّخْصِيصِ): Muzaf, muzafun ileyhe bir yönüyle tahsis edilmiştir.

اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ

Rabbinizden mağfiret isteyin.

Buradakiرَبَّكُمْ manevi izafettir, izafeti lamiyyedir. Tahsis için izafettir. الرَّبَّ لَكُمْ (Sizin için rab) anlamındadır.

b. İzafeti beyâniyye (الإِضَافَةُ لِلْبَيَانِيَّةِ): Muzafun ileyh, muzafın cinsindense veya onun hangi maddeden yapıldığını belirtiyorsa veya bulunduğu topluluğu gösteriyorsa buna izafet-i beyâniyye denir. Muzaf ile muzafun ileyhin arasında sankiمِنْ harf-i ceri var da hazf edilmiş kabul edilir.

اسْتَشْهِدُوا شَهِيدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْ

Adamlarınızdan iki şehid şehid getirin.

Buradakiرِجَالِكُمْ manevi izafettir, izafeti beyaniyyedir. الرِّجَالِ مِنْكُمْ (Sizden olan adamlar) anlamındadır.

c. İzafeti zarfiyye (الإِضَافَةُ لِلظَّرْفِيَّةِ): Muzafun ileyh, muzafın zarfını, yani muzafın yerini veya zamanını bildiriyorsa, buna izafet-i zarfiyye denir. Muzaf ile muzafun ileyhin arasında sanki فِي harf-i ceri var da hazf edilmiş kabul edilir.

جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْأَرْضِ

Sizi yerin halifeleri kıldı.

Buradaki خَلَائِفَ الْأَرْضِ manevi izafettir, izafeti zarfiyyedir. الْخَلَائِفَ فِي الْأَرْضِ (Yerdeki halifeler) anlamındadır.

 

2. Lafzi izafet (الإِضَافَةُ اللَّفْظِيَّةُ)

Daha önceden izafet olmayan iki ismin dilde kolaylık olması için (lafzın hafifliği için) izafet haline gelmeleridir. Bu tür izafette muzafun ileyhin marifeliği muzâfın marife olduğunu göstermez. Muzaf harfi tarfi almazsa nekredir, harf-i tarif alırsa marifedir. Bunun dışında muzaf ve muzafun ileyh için manevi izafetteki kurallar bu tür izafette de geçerlidir.

Dilde hafiflik sağlamak amacıyla şibh-i fiilin muzaf, bu şibh-i fiilin fâilinin veya mef’ûlün bihlerinden birinin veya mef’ûlün fihinin muzafun ileyh haline getirilmesine lafzi izafet denir.

Ancak izafete muzaf olarak giren her müştak isim (ism-i fâil, ism-i mef’ûl, mübalağalı ism-i fâil ...) lafzi izafet için değildir. Manevi izafet için de gelebilir.

Lafzi izafette muzafın tenvini düşürülerek dilde kolaylık sağlandığı gibi cemi müzekker salimin nunu ve müzekker tesniyelerin nunu düşerek dile kolaylık sağlanır.

Muzaf olan şibh-i fiilin mastar olduğu durumlarda muzafun ileyh mef’ûlün bih ise nâib-i fâil olarak da değerlendirilebilir. Mastarlar hem ma’lum hem de meçhul olabildiklerinden dolayı bu şekilde yapılabilir.

يَظُنُّونَ أَنَّهُمْ مُلَاقُو رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Kesinlikle onlar rableriyle karşılaşmayı ve O’na dönenler olmayı zannederler.

Buradaki مُلَاقُو رَبِّهِمْ lafzi izafettir. Şibh-i fiilin mef’ûlün bihine izafetidir. Burada şibh-i fiil ism-i fâildir.

Aslı مُلَاقُونَ رَبَّهُمْ şeklindedir. Dilde hafiflik sağlamak için izafet haline getirilmiş, şibh-i fiil olan ism-i fâilin muzaf olmasından dolayı nunu düşmüştür (مُلَاقُونَ → مُلَاقُو). Bu nedenle nekreliği devam etmektedir. Mef’ûlün bih de muzafun ileyh haline geldiği için mecrur olmuştur (رَبَّهُمْ → رَبِّهِمْ). Böylece lafızda hafiflik sağlanmıştır.

Muzaf lafzen merfu, muzafun ileyh lafzen mecrurdur.

Muzaf nekredir, muzafun ileyh ise marifedir.

بَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ

Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperen saygıyla meyledenleri ve onlara isabet edene sabredenleri ve salatı ikame edenleri müjdele.

Buradaki الْمُقِيمِي الصَّلَاةِ lafzi izafettir. Şibh-i fiilin mef’ûlün bihine izafetidir. Burada şibh-i fiil ism-i fâildir.

Aslı الْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ şeklindedir. Dilde hafiflik sağlamak için izafet haline getirilmiş, şibh-i fiil olan ism-i fâilin muzaf olmasından dolayı nunu düşmüştür (الْمُقِيمِينَ → الْمُقِيمِي). Lafzi izafet olduğu için harf-i tarif düşmemiştir. Mef’ûlün bih de muzafun ileyh haline geldiği için mecrur olmuştur (الصَّلَاةَ → الصَّلَاةِ). Böylece lafızda hafiflik sağlanmıştır.

Muzaf lafzen mensub, muzafun ileyh de lafzen mecrurdur.

Muzaf marifedir, muzafun ileyh de marifedir.

 

Lafzi ve manevi izafetin farkları şu şekildedir:

Lafzi izafet

Manevi izafet

 

M.İleyh

Muzaf

M.İleyh

Muzaf

Mecrur

Merfu

Mensub

Mecrur

Mecrur

Merfu

Mensub

Mecrur

İ’rab

Marife

Nekre

M.ileyhten bağımsız olarak

marife, nekre

Marife

Nekre

M.İleyh marife ise marife,

nekre ise nekre

Marifelik/

Nekrelik

Alır

Alır

Alır

Almaz

Harf-i tarif

Alır

Almaz

Alır

Almaz

Tenvin

 

 

مَقَامَ رَبِّهِ yi bu açıdan değerlendirelim.

مَقَامَ mimli mastar kalıbından olduğu için şibh-i fiil olarak lafzi izafet olmaya uygundur. Manevi izafet olmaya da uygundur.

مَقَامَ رَبِّهِ lafzi izafet olursa “rabbinin kıyam etmesi” anlamındadır.

Manevi izafet olursa

İzafet-i lâmiyye olursa الْمَقَامَ لِرَبِّهِ anlamındadır. İzafet-i beyaniyye ve izafet-i zarfiyye olmaya muzafun ileyhin Allah olmasından dolayı uygun değildir. İzafet-i lâmiyye olduğunda makam kelimesinin üç anlamı üzerinde değerlendirme yapmak lazımdır. Mimli mastar olduğunda anlam rabbine ait kıyam etmek, ism-i mekân olduğunda rabbine ait kıyam yeri, ism-i zaman olduğunda rabbine ait kıyam zamanı anlamındadır.

Allah nasıl kıyam eder?

أَفَمَنْ هُوَ قَائِمٌ عَلَى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ

Her nefsin üzerine kazandığıyla kıyam eden mi? (Rad 33)

Allah her nefis üzerine kıyam eder.

اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ

Allah, O’ndan başka ilah yoktur, hayydır, kayyumdur. (Bakara 255, Ali İmran 2)

Allah’ın kıyam etmesi mübalağalıdır.

Kıyam “bir işi/işleri veya birisini/birilerini gözetme, yürütme, denetleme” demektir.

Bu nedenle “rabbinin kıyam etmesi” şeklinde lafzi izafet en uygunu olmaktadır.

Rahmân suresinin bu ayetindeki مَقَامَ رَبِّهِ izafetindeki مَقَام kelimesinin قِيَام anlamında mimli mastar olması en uygun olanıdır. “Rabbinin kıyam etmesi” şeklinde her nefsi gözetmesi, denetlemesi ve yaptıklarını kuşatmasıdır. Mimli mastarlar normal mastarlardan farklı olarak zaman bakımından sınırsız ve soyut bir eylemi değil, belirli bir zaman aralığında gerçekleşen somut eylemi ifade eder. Normal mastar, fiili zaman kaydından bağımsız biçimde ifade edebilirken mimli mastar, fiilin gerçekleştiği belirli zaman aralığını ifade eder. Türkçede de mimli mastar vardır. Normal mastar -mek, -mak ekiyle sağlanırken mimli mastar -me, -ma ekiyle sağlanır. Normal mastar çoğul hale gelmezken mimli mastar çoğul hale gelebilir. Türkçede “yürümek güzeldir” dersin ama “yürümeklerim güzel oldu” denilmez, “yürümelerim güzel oldu” denilir. “Yürümek” belirli bir zamanı ifade etmezken “yürüme” belirli bir zaman aralığını ifade eder. Arapçada da mimli mastarlar belirli bir zaman aralığını ifade ederken normal mastarlar zaman aralığını ifade etmezler. Böylece mimli mastar olan makamın kullanılması ile مَقَامَ رَبِّهِ, rabbin kıyam etmesi belirli bir zaman dilimi içindedir.

Buna göre خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ “rabbinin kıyam etmesinden korktu” demektir. Buradaki korku, yalnızca Allah’tan genel olarak korkmak değil, kişinin herhangi bir zaman aralığı içinde gerçekleşen herhangi bir fiilinde rabbinin kendisini gözettiğinin bilincinde olması, davranışlarını bu bilinçle değerlendirmesi ve bu gözetimi hiçbir hareketinde göz ardı etmemesidir. Böylece rabbinin makamından korkma ifadesi, kişinin yalnızca belli bir anda duyduğu korkuyu değil, her davranışına eşlik eden sürekli bir gözetilme bilincini ifade eder. Aynı zamanda yanlış bir şey yaptığında rabbinin onun başına bir musibetin gelmesinden korumayacağını da bilmesini ifade eder.

Bu ayetteki iki cennet ifadesine gelelim. Neden iki cennettir ve neden nekredir (جَنَّتَانِ). Rahman suresi insan ve cinler için ortak suredir. İkiller suresidir. 31 kere tekrarlanan ayet “ikinizin rabbi” ifadesiyle ve “ikiniz tekzib ediyorsunuz” fiiliyle ikil olarak süregelmektedir. Buradaki iki cennet de insan ve cinlerin cennetleridir. İnsan ve cinlerin ayrı cennetlerde olduğunu anlıyoruz. Surenin devamında başka iki cennet daha ifade edilmektedir. Sonraki ayetlerde bu cennetlerin özellikleri anlatılmaktadır. Nekre gelmesinin sebebi müfred olarak (izafet olmadan) iki cennet ve cennetler ifadesinin marife gelmemesidir. Harf-i tarifle birisi bu surede olmak üzere iki kere ikil olarak gelmektedir (الْجَنَّتَيْنِ). İkisinde de öncesinde nekre ikil olarak gelen iki cennet (جَنَّتَانِ ve جَنَّتَيْنِ) ifadesinin ahd-i zikrisinden dolayıdır. Yani cümle öncesinde ifade edilen nekre kelimeyi işaret etmek üzere harf-i tarifle tekrar edilmesindendir. Buradaki harf-i tarif marife yapmayıp önceki ifadeyi işaret etmek üzere lafzi bir marifelik yapıp mana olarak nekreliği sürdürmektedir. Kuran’da cennet müfred (izafet dışı) geldiğinde tekil olarak marife gelir. Cennet ahiret yurdu olan cenneti ifade edebildiği gibi dünyadaki bahçeyi de ifade eder.

Cennetin nekre gelmesi bizim için henüz tam olarak bilinmez oluşudur. Onu görmedik, sadece Kuran’daki verilen bilgilerden hayal ediyoruz. Tekil olarak geldiğinde marife gelebilmesi onu bir kavram olarak ifade etmesi, ahd veya cins için olmasından dolayıdır.

Buradaki iki cennet insanlar ve cinler arasından, rablerinin kendilerini sürekli gözettiğinin bilincinde olan, davranışlarını bu bilinçle değerlendiren, bu gözetimin sorumluluğunu hissederek fiillerini O’nun istediği şekilde gerçekleştiren, O’nun istemediği işleri yapmayan ve rızasını kazanmak için gereken amelleri yapanlar içindir.

 

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?

 

Soru cümlesi
Fiil cümlesi

Fâ-u
isti’nâfiye

Fâil

Fiil

Mefûlün bih GS

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf
İstifhâm
edatı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

تُكَذِّبَانِ

كُمَا

رَبِّ

آلَاءِ

أَيِّ

بِ

فَ

 

فَ: İsti’nafiyye edatıdır (الْفَاءُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ).

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” demektir.

Buradaki آلَاءِ “olgular” demektir. ءلي kökünden isimdir. Tekili إِلًى veya أَلًى dir. Kuran’da tekil geçişi yoktur. İkinci bâbdan (أَلا - يَأْلِي) birisinin bir işi veya bir şeyi titizlikle ve çaba sarf ederek derinlemesine araştırıp etraflıca incelemesi anlamındadır. Bu bâbdan إِلًى veya أَلًى ism-i mef’ûl anlamında camid isimdir. Hakkında araştırma yapılan ve incelenen şeydir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgu veya düşündürücü meseledir. Allah’ın kâinattaki âyetleri (kozmik olgular) إِلًى dir. Kitabında anlattığı tarihsel olgular إِلًى dir. Kuran’da okuyup da anında ne olduğunu anlayamadığımız, anlamak için derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren her türlü olgu إِلًى dir. Bir şey, bir iş, gerçekleşen bir durum آلَاءِ dan ise onun olduğunu görürsün ama nasıl olduğunu anlaman için çok derin araştırma yapman, o iş üzerinde kafa yorman, incelemen gerekir. Rahman suresinde 31 kere tekrarlanan bu ayetlerin arasında geçen tüm cümleler derin araştırma yapılması, kafa yorulması ve incelenmesi gereken durumlardır.

Bu ayetten önceki ayette وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ (Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır) denmektedir. Bu da bir olgudur. Makamın ne olduğunu anlamak, makamdan korkmanın ne olduğunu, neden iki cennet dendiğini anlamak, çözmek için derin bir araştırma, bilgi birikimi ve Kuran’ı derinlemesine inceleme gerektirmektedir. Bu nedenle bu da bir olgudur.

 

 

Teşvikiye, Yalova

17 Ekim 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 

 






Tüm Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1341
Rahman Suresi Tefsiri 46-47. Ayetler
17.10.2026 101 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1340
Rahman Suresi Tefsiri 43-45. Ayetler
10.10.2026 293 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1339
Rahman Suresi Tefsiri 41-42. Ayetler
3.10.2026 432 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1338
Rahman Suresi Tefsiri 39-40. Ayetler
29.08.2026 2552 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1337
Rahman Suresi Tefsiri 37-38. Ayetler
22.08.2026 2667 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1336
Rahman Suresi Tefsiri 35-36. Ayetler
15.08.2026 2727 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1335
Rahman Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
9.08.2026 2561 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1334
Rahman Suresi Tefsiri 31-32. Ayetler
1.08.2026 2335 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1333
Rahman Suresi Tefsiri 29-30. Ayetler
25.07.2026 2261 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1332
Rahman Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
18.07.2026 2271 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1331
Rahman Suresi Tefsiri 24-25. Ayetler
11.07.2026 2409 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1330
Rahman Suresi Tefsiri 22-23. Ayetler
4.07.2026 2380 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1329
Rahman Suresi Tefsiri 19-21. Ayetler
20.06.2026 2624 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026 2474 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1327
Rahman Suresi Tefsiri 15-16. Ayetler
23.05.2026 2661 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1326
Rahman Suresi Tefsiri 14. Ayet
9.05.2026 2632 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 2578 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 2538 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 2523 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 3196 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 2526 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2670 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2634 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 3233 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 2554 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2894 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2682 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2627 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2644 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2577 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2595 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2698 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2603 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2761 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2671 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2490 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2536 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2614 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2552 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2585 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2560 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2613 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 2346 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 2455 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2707 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 2330 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2480 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1981 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1817 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1887 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1756 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1471 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1516 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1446 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 1421 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1611 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1492 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1440 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1581 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1530 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1751 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1675 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 1812 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1278
Secde Suresi Tefsiri 15. Ayet
5.04.2025 1609 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1277
Secde Suresi Tefsiri 14. Ayet
22.03.2025 1516 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1276
Secde Suresi Tefsiri 13. Ayet
8.03.2025 1627 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1275
Secde Suresi Tefsiri 12. Ayet
1.03.2025 1531 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1274
Secde Suresi Tefsiri 11. Ayet
22.02.2025 1670 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1273
Secde Suresi Tefsiri 10. Ayet
8.02.2025 1700 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1272
Secde Suresi Tefsiri 6-9. Ayetler
1.02.2025 2092 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1271
Secde Suresi Tefsiri 5. Ayet
18.01.2025 2654 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1270
Secde Suresi Tefsiri 4. Ayet
28.12.2024 2031 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1269
Secde Suresi Tefsiri 3. Ayet
14.12.2024 1534 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1268
Secde Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
7.12.2024 1714 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1267
Lokman Suresi Tefsiri 34. Ayet
30.11.2024 1662 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1266
Lokman Suresi Tefsiri 33. Ayet
16.11.2024 1758 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1265
Lokman Suresi Tefsiri 32. Ayet
9.11.2024 1620 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1264
Lokman Suresi Tefsiri 31. Ayet
26.10.2024 1842 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1263
Lokman Suresi Tefsiri 30. Ayet
12.10.2024 1643 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1262
Lokman Suresi Tefsiri 29. Ayet
5.10.2024 2128 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1261
Lokman Suresi Tefsiri 28. Ayet
7.09.2024 1816 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1260
Lokman Suresi Tefsiri 27. Ayet
31.08.2024 1828 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1259
Lokman Suresi Tefsiri 25-26. Ayetler
24.08.2024 1700 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1258
Lokman Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.08.2024 1715 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1257
Lokman Suresi Tefsiri 23. Ayet
3.08.2024 1607 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1256
Lokman Suresi Tefsiri 22. Ayet
27.07.2024 1652 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1255
Lokman Suresi Tefsiri 21. Ayet
20.07.2024 1639 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1254
Lokman Suresi Tefsiri 20. Ayet
13.07.2024 1605 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1253
Lokman Suresi Tefsiri 19. Ayet
29.06.2024 1923 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1252
Lokman Suresi Tefsiri 18. Ayet
22.06.2024 1560 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1251
Lokman Suresi Tefsiri 17. Ayet
25.05.2024 1777 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1250
Lokman Suresi Tefsiri 16. Ayet
18.05.2024 1704 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1249
Lokman Suresi Tefsiri 15. Ayet
11.05.2024 1608 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1248
Lokman Suresi Tefsiri 14. Ayet
20.04.2024 1861 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1247
Lokman Suresi Tefsiri 13. Ayet
13.04.2024 1783 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1246
Lokman Suresi Tefsiri 12. Ayet
6.04.2024 1554 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1245
Lokman Suresi Tefsiri 11. Ayet
30.03.2024 1657 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1244
Lokman Suresi Tefsiri 10. Ayet
16.03.2024 1520 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1243
Lokman Suresi Tefsiri 8-9. Ayetler
9.03.2024 1656 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1242
Lokman Suresi Tefsiri 7. Ayet
24.02.2024 1522 Okunma


© 2026 - Akevler