Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026
1075 Okunma, 0 Yorum

CİN SÛRESİ - 20. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا (23)

Yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak. Kim Allah ve resulüne isyan ederse kesinlikle onun için içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar oldukları Cehennem ateşi vardır. (23)

 

إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ

Yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak.

 

Bu ayetin başlangıcı kendi başına bir cümle değildir. İstisna edatı ile başlamaktadır. Aslında bu ayet 21. ayetin devamıdır. Araya 22. ayet bir parantez cümlesi olarak girmiştir.

Cümlenin devamı

Parantez cümlesi

Cümlenin başlangıcı

إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ

( قُلْ إِنِّي لَنْ يُجِيرَنِي مِنَ اللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا )

قُلْ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

 

Emir fiil cümlesi

Mefûlun bih
Mensuh isim cümlesi

Fâil

Fiil

Haberi
Fiil cümlesi

İsmi

İnne

Mefûlun bih

Mefûlün
bih
GS

Fâil

Fiil

Olum-suzluk
edatı

Müstesna

İstisna
edatı

Parantez
cümlesi

Müstesna
minh

Sıfat

Mevsûf

Mecrur

Cârr

Ma'tûf

Atıf
harfi

Ma'tûfun
aleyh

Muzâfun ileyh

Muzâf

هُ

رِسَالَاتِ

وَ

اللَّهِ

مِنْ

بَلَاغًا

إِلَّا

قُلْ إِنِّي لَنْ يُجِيرَنِي مِنَ اللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا

ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

لَكُمْ

أَنَا

أَمْلِكُ

لَا

ي

إِنَّ

أَنْتَ

قُلْ

 

Bu nedenle bu ayetin başındaki kısmı 21. ayetteki cümlenin devamı olarak değerlendireceğiz.

إِلَّا: “Yalnızca” demektir. İstisna edatıdır. Olumsuzluk edatı ile başlayan fiilde kendisinden sonrasını olumsuzluktan istisna eder.

بَلَاغًا: “Ulaşmak, ulaştırmak” demektir. بلغ kökünden mastardır. Kuran’da bu kök birinci bâbdan 40 kere, if’âl bâbından 5 kere, tef’îl bâbından 6 kere fiil olarak geçer. Birinci bâbdan 9 kere ism-i fâil olarak geçer. Yine birinci bâbdan 1 kere ism-i mekân ve 1 kere mübalağalı ism-i fâil olarak geçer. Mastar olarak 15 kere geçer ve bunların tamamı بَلَاغ dır. Normalde birinci bâbın mastar kalıplarına uyar. Ancak bu kadar çok geçen bir kökün Kuran’da if’âl bâbının kurallı kalıbıyla إِبْلَاغ ve tef’îl bâbının kurallı kalıbı olan تَبْلِيغ şeklinde geçişi yoktur. Bu nedenle بَلَاغ ın hem birinci bâbdan mübalağalı bir mastar olduğu hem de if’âl ve tef’îl bâbının ism-i mastarı olduğu görüşleri vardır. Birinci bâbdan bir şeye, bir yere, bir kimseye, bir sona ulaşmak manasındadır. Birinci bâbdan (بَلَغَ - يَبْلُغُ) bu anlama gelirken if’âl bâbına (أَبْلَغَ - يُبْلِغُ - إِبْلَاغ) tadiye etkisi ile gelir. Ulaştırmak anlamına gelir. Tef’îl bâbında (بَلَّغَ - يُبَلِّغُ - تَبْلِيغ) ise tadiye etkisine ilaveten teksir ve mübalağa etkisi vardır. Çok sayıda ulaştırmak anlamına gelir.

والبلاغ: الاسم من الإبلاغ والتبليغ، وهما: الإيصال

البلاغ (belâğ): الإبلاغ (iblâğ) ve التبليغ (tebliğ)’in ismidir ve ikisi ulaştırmadır. (Tacu-l Arus)

البلوغ والبلاغ: الانتهاء إلى أقصى المقصد والمنتهى، مكانا كان أو زمانا، أو أمرا من الأمور المقدرة

البلوغ والبلاغ (Buluğ ve belâğ): Bir mekân, bir zaman yahut takdir edilmiş işlerden bir iş bakımından maksadın ve nihayetin en uç noktasına varmak demektir. (Müfredat)

بَلَاغًا hangi bâbdan gelirse gelsin hedefe ulaşmanın, ulaştırmanın kesinlikle gerçekleşmesini ifade eder. Burada lâm ve ğayn arasındaki elif mübalağa etkisini sağlamaktadır.

مِنَ: “-den” demektir. Harf-i cerdir.

اللَّهِ: “Allah” demektir. Alemlerin rabbinin özel ismidir.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. اللَّهِ ye رِسَالَاتِهِ yi atfetmektedir.

رِسَالَاتِ: “Mesajlar” demektir. Tekili رِسَالَة dir. رسل kökünden gelmiştir. Dördüncü bâbdan رَسَل mastarı bir mesajı ulaştırmak, bir görevi yapmak için elçi olmak manasındadır. Bu mastar manasından ulaştırılması amaçlanan manasında رِسَالَة “mesaj” anlamında isimdir.

هِ: “O” demektir. Üçüncü şahıs eril tekil mecrur muttasıl zamirdir. Allah’a racidir.

رِسَالَاتِهِ: “O’nun mesajları” demektir.

اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Allah ve O’nun mesajları” demektir.

مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Allah ve mesajlarından” demektir.

بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Allah ve mesajlarından ulaştırmak” demektir.

إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak” demektir.

لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak dışında sizin için ne zarar vermeyi ne de doğru davrandırmayı yönetme gücüm var” demektir.

إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “Kesinlikle ben, benim sizin için yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak dışında ne zarar vermeyi ne de doğru davrandırmayı yönetme gücüm var” demektir.

قُلْ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ: “‘Kesinlikle ben, benim sizin için yalnızca Allah ve mesajlarından ulaştırmak dışında ne zarar vermeyi ne de doğru davrandırmayı yönetme gücüm var’ de” demektir.

Görüldüğü gibi bu cümle 21. ayetin devamıdır. Kuran’ı okuyana ve ilk olarak da peygambere emredilmektedir. Kimseye zarar vermek ve doğru davrandırma mülküne sahip değilsin diyor. Sadece onlara Allah’ın mesajlarını ulaştıracaksın deniyor.

يَاقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّي

Ey kavmim, yemin olsun size rabbimin mesajını ulaştırmıştım. (Araf 79)

Salih Peygamber kavmine sadece bir mesaj ulaştırmıştır.

يَاقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَاتِ رَبِّي

Ey kavmim, yemin olsun size rabbimin mesajlarını ulaştırmıştım. (Araf 93)

Şuayb Peygamber kavmine mesajlar ulaştırmıştır.

فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ مَا أُرْسِلْتُ بِهِ إِلَيْكُمْ

Eğer dönerseniz size onunla irsal edildiğimi ulaştırmıştım. (Hûd 57)

Hûd Peygamber kendisine ulaştırması için gönderileni ulaştırmıştır.

أُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبِّي

Rabbimin mesajlarını size ulaştırıyorum. (Araf 62)

Nuh Peygamber kavmine mesajlar ulaştırmıştır.

أُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبِّي

Rabbimin mesajlarını size ulaştırıyorum. (Araf 68)

Hûd Peygamber kavmine mesajlar ulaştırmıştır.

أُبَلِّغُكُمْ مَا أُرْسِلْتُ بِهِ

Onunla irsal edildiğimi size ulaştırıyorum. (Ahkaf 23)

Hûd Peygamber kendisine ulaştırması için gönderileni ulaştırmıştır.

يَاأَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ

Ey resul, rabbinden sana indirileni ulaştır ve eğer yapmazsan O’nun mesajını tebliğ etmemişsindir. (Maide 67)

Burada sana indirilen umumi ism-i mevsulle gelmiştir ve bu nedenle her indirileni ulaştırması gerektiği anlaşılmaktadır.

Görüldüğü gibi bu ayetlerdeki resullerin hiçbirisi mevcut yöneticiyi indirip yerine geçmek istememiş, sadece mesajları ulaştırmıştır. Siz inin, ben çıkayım dememiştir. Günümüz vesenler (çoğunluğu ve gücü ele geçirmeye çalışan topluluklar) dönemidir. Vesenleri aralarında sevgi edinenlerin dönemidir. Kendi veseninden olanı sevmekte, karşı vesene düşman olmaktadır. Karşı vesene geçenler ise eski vesenine düşman olmakta, yeni vesenindekilerle dost olmakta, eski vesenindekiler de eski dostlarını artık düşman edinmektedirler. Kişinin kim olduğu, nasıl bir insan olduğu önemli değildir. Kendi veseninden olup olmaması önemlidir. Günümüz bunun sayısız örnekleri ile doludur. Hala vesenlerden medet umanların gözlerinin içine kadar sokulan bu durum maalesef kimseyi akıllandırmamakta, atalarının izinden devam etmektedirler.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ آبَاءَنَا أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ

Onlara “Allah’ın indirdiğine kendiliğinizden uyun” denildiğinde “aksine atalarımızın bize bıraktığına kendiliğimizden uyarız” derler. Ataları hiçbir şeyi akledememiş ve kendilerine rehberlik etmemiş olsalar bile mi? (Bakara 170)

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ آبَاءَنَا أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ

Onlara “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde “atalarımızı üzerinde bulduğumuz bize yeter” derler. Ataları hiçbir şeyi bilememiş ve kendilerine rehberlik etmemiş olsalar bile mi? (Maide 104)

Atalarımız çözümü çoğunluk sisteminde gücü ele geçirmekte gördüler. Biz de bu yoldan gideceğiz, başka bir çözüm yok diyenler için Kuran neden hala hüda olmamaktadır? Çözümün bir vesen içinde çaba göstermek olduğunu sananlar niçin Allah’ın ayetlerine bakmamaktadırlar? Bu sistemi icat edenlerin kimler olduğunu mu bilmemektedirler? Bu sistemleri icat edenleri gayet iyi bilmekte, düşmanımız olarak lanse ettikleri bu kimselerin sistemi içinde başarıyı bulacaklarına nasıl da inanmaktadırlar. Şeytanın hakem olduğu bir maçı nasıl kazanacaklar ki?

Cin suresinin bu ayetinde Kuran’ı okuyan olarak bize de emredilmektedir. Kimseye baskıcı meliklik yapmayın denmektedir. Öyle bir sistem kurun ki referansınız yalnızca Allah ve O’nun mesajları olsun. Bütün kurallarınız bunlara dayansın. Çoğunluğa uymayın, Allah’ın kurallarına uyun. Kimseyi baskıcı bir yönetimle zorlayarak, zarar vererek doğru davranmaya da zorlamayın. Elinizdeki güçlerle kimseye zarar vermeye de kalkmayın. Mülkünüzü yani yönetiminizi Allah’ın mesajlarına dayandırın. O’nun kurallarına aykırı kurallar koymayın, uygulamalar yapmayın. O’nun kurallarına uyarak, O’nun mesajlarına dayandırarak uyguladığınız yönetimle O’nun elçisi yani resulü olursunuz. O’nun mesajlarına dayanmayan, O’nun kurallarına aykırı kurallarla yönetim yaparsanız şerik bir melik olursunuz.

 

وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا

Kim Allah ve resulüne isyan ederse kesinlikle onun için içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar oldukları Cehennem ateşi vardır.

 

Cevap cümlesi
Mensuh isim cümlesi

Şart cümlesi
İsim cümlesi

Vâv-u
isti’nâfiye

Haberi
Mecrur
Hâl

İsmi

Haberi

İnne

Fâ-u
cevabiyye

Haber
Fiil cümlesi

Mübteda
Şart
edatı

Mefûlun
fih

Mefûlun fih

Şibh-i
fiil

Muzâfun
ileyh

Muzâf

Mecrur
Sahibul
hâl

Cârr

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Mecrur

Cârr

Ma'tûf

Atıf
harfi

Ma'tûfun
aleyh

Muzâfun ileyh

Muzâf

أَبَدًا

هَا

فِي

خَالِدِينَ

جَهَنَّمَ

نَارَ

هُ

لِ

إِنَّ

فَ

هُ

رَسُولَ

وَ

اللَّهَ

هُوَ

يَعْصِ

مَنْ

وَ

 

وَ: Vâv-u isti’nâfiyyedir.

مَنْ: “Her kim” demektir. Şart edatıdır. Akıllı varlıklar için kullanılır. Kendisinden sonra şart cümlesi gelir ve sonrasında cevap cümlesi gelir. Kendisinden sonra muzari fiil gelirse onu cezm eder. Mazi fiil gelirse mazi fiiller mebni olduğu için değişmez. Burada kendisinden sonra gelen muzari fiil olan يَعْصِي olduğu için cezm olmuştur (يَعْصِ).

يَعْصِ: “İsyan eder” demektir. عصي kökünden ikinci bâbdan üçüncü şahıs eril tekil meczum muzari malum fiildir. مَنْ şart edatı ile meczum olmuş ve sonundaki ي harfi düşmüştür. İsyan uyman gereken bir emre ya da yetkiliye uymamak, ona karşı direnmek demektir.

يَاأَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَ إِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمَنِ عَصِيًّا

Ey babacığım, Şeytan’a ibadet etme. Kesinlikle Şeytan Rahman’a asidir. (Meryem 44)

Şeytan Allah’ın ona verdiği “Âdem’e secde et” emrine uymayarak, direnerek isyan etmiş ve asi olmuştur.

فَعَصَى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ

Firavun resule isyan etti. (Müzzemmil 16)

Aslında Mısır’da yönetici olan Firavundur. Ama Musa Allah’ın elçisidir. Musa’nın Firavun’a verdiği emirler elçi vasfıyladır. Firavun ona karşı çıkarak, onun emirlerine uymayarak elçi üzerinden Allah’a isyan etmiştir.

وَتِلْكَ عَادٌ جَحَدُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا رُسُلَهُ وَاتَّبَعُوا أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

O Âd, rablerinin ayetlerini önemsizleştirdiler ve O’nun elçilerine isyan ettiler ve her zorba inatçının emrine uydular. (Hud 59)

Burada da Âd kavmi elçilere isyan etmişler, emirlerine uymaması gerekenlerin emirlerine uymuşlardır. Elçilere isyan ederek elçileri olan Allah’a isyan etmişlerdir.

وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَى مَا لَمْ تُحِطْ بِهِ خُبْرًا (68) قَالَ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ صَابِرًا وَلَا أَعْصِي لَكَ أَمْرًا (69)

Onu haber olarak kuşatamadığın şeye nasıl sabredeceksin? (Musa) “Yakında beni eğer Allah isterse sabreden olarak bulacaksın ve sana ait olan hiçbir emre isyan etmeyeceğim” dedi. (Kehf 68-69)

Musa Peygamber ledünden ilmi olan şahsın emirlerine uymak üzere onun yanında gezmektedir. Bu nedenle onun hiçbir emrine isyan etmeyeceğini ifade etmektedir.

قُلْ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

“Kesinlikle ben korkarım eğer rabbime isyan edersem azim günün azabından” de. (En’am 15, Zümer 13)

Rabbinin emirlerine itaat etmeyerek isyan eden herkes için geçerli olan durum budur. Allah’ın emirleri ciddiye alınmalıdır.

قَالَ يَاهَارُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوا (92) أَلَّا تَتَّبِعَنِ أَفَعَصَيْتَ أَمْرِي (93)

“Ey Harun, onları sapmış olarak gördüğün zaman bana uymana sana mani olan nedir? Emrime isyan mı ettin?” dedi. (Taha 92-93)

Musa Harun’a emir vermiştir. Musa yokken İsrail Oğulları buzağı şeklinde bir put yaparak sapmışlardır. Musa da Harun’a “emrime isyan ettin mi” diye sormaktadır.

فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى

 İkisi ondan yedi de ikisine sevetleri açığa çıktı ve ikisi üzerlerine cennet yapraklarından elbise yapmaya başladılar ve Âdem rabbine isyan etti ve saçmaladı. (Taha 121)

Âdem ve Havva yaklaşmamaları gereken ağaçtan yemiş ve Allah’ın “yaklaşmayın” emrine uymamışlardır ama isyan eden Havva değil Âdem’dir. Havva’nın Âdem’im emrine uyduğunu, Âdem’e isyan etmediğini ama Âdem’in Allah’ın emrine uymayarak isyan ettiğini anlıyoruz.

اللَّهَ: “Allah” demektir. Alemlerin rabbinin özel ismidir.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. اللَّهَ ye رَسُولَهُ yu atfetmiştir.

رَسُولَ: “Elçi” demektir. رسل kökünden dördüncü bâbdan sıfat-ı müşebbehedir. Bir mesajı ulaştıran, bir görevi yapan kimsedir. Çoğulu رُسُل dur.

هُ: “O” demektir. Üçüncü şahıs eril tekil mecrur muttasıl zamirdir. Allah’a racidir.

رَسُولَهُ: “O’nun elçisi” demektir.

اللَّهَ وَرَسُولَهُ: “Allah ve O’nun elçisi”, “Allah ve resulü” demektir.

يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ: “Allah ve resulüne isyan eder” demektir.

مَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ: “Kim Allah ve resulüne isyan ederse” demektir.

فَ: Fâ-u cevabiyyedir. Şart cümlesinden sonra cevap cümlesinin başına gelmiştir.

إِنَّ: “Kesinlikle” demektir. Huruf-u müşebbehe bi-l fiildendir.

لِ: “İçin” demektir. Harf-i cerdir.

هُ: “O” demektir. مَنْ şart edatına racidir. Allah ve resulüne isyan eden kimseye racidir.

لَهُ: “Onun için” demektir. “Allah ve resulüne isyan eden kimse için” demektir.

نَارَ: “Ateş” demektir. نور kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan نَوْر mastarı parlamak, ışımak, ışık yaymak, ışık saçmak manasındadır. Bu mastar manasından ışık saçan manasında نَار ıstılahi olarak “ateş” anlamında isimdir. نُور da نور kökünden aynı mastardan gelmiştir. Bu mastar manasından yayılan ışık ve elde edilen görünürlük manasında نُور “aydınlık, ışık” anlamında isimdir. نَار dişil, نُور ise erildir.

جَهَنَّمَ: “Cehennem” demektir. جهنم kökünden gelmiştir. Rubâi babdan جَهْنَمَة mastarı tutuşup alev almak, alevinin şiddetlenmesi ve mümkün olan en yüksek pişirici düzeyde olmak manasındadır. Bu mastar manasından pişirici olan manasında جَهَنَّم “Cehennem” anlamında ism-i fâil manasında camid isimden gelmiş olan özel isimdir. Dişildir.

Bu kelimenin İbranice kökenli olduğu, Arapçaya yabancı dilden geçmiş bir kelime olduğu söylenir. Kudüs’ün güneybatısında bir vadi olduğu ve bu vadinin adının Hinnom olduğu, bu vadinin en derin yerine ise Gehenna dendiği, burada sürekli olarak bir ateşin yandığı ve şehrin yok edilmek istenen çöplerinin buraya boşaltılarak yakılıp yok edildiği söylenir. Buradan Arapçalaşmış bir kelime olarak değerlendirilir. جَهَنَّمَ gayr-i munsariftir.

نَارَ جَهَنَّمَ: “Cehennem ateşi” demektir.

خَالِدِينَ: “Kalıcı olanlar” demektir. Bir mekânda uzun bir süre diri olarak kalmak manasındaki fiilden üçüncü şahıs eril çoğul nekre mensub ism-i fâildir. Bu kalıcılık misafir olmamak anlamındadır. İnsanlar ikamet ettikleri yerde kalıcı olurlar ama orada sürekli bulunmayabilirler. Tatile giderler, başka yerlere giderler ama yine ikamet ettikleri yerde kalıcıdırlar.

فِي: “İçinde” demektir. Harf-i cerdir.

هَا: “O” demektir. Mecrur muttasıl zamirdir. جَهَنَّمَ e veya نَارَ جَهَنَّمَ ye racidir. Her ikisi de dişil kelime olduğu için ikisine de raci olabilir.

فِيهَا: “Onun içinde” demektir. “Cehennemin içinde” veya “Cehennem ateşinin içinde” demektir.

أَبَدًا: “Bölünemez uzun zaman” demektir. Zarftır. Kesintisiz bir zaman dilimini ifade eder. Sonsuz demek değildir.

الأبد: عبارة عن مدة الزمان الممتد الذي لا يتجزأ كما يتجرأ الزمان، وذلك أنه يقال: زمان كذا، ولا يقال: أبد كذا.

El-Ebed: Parçalanabilen zaman gibi parçalara ayrılmayan, uzayıp giden zaman süresini ifade eden bir tabirdir. Bundan dolayı “şu kadar zaman” denilir, fakat “şu kadar ebed” denmez. (El-Müfredat)

Ebed kesintisi olmayan bir zamandır. Sonu bir tarih olarak belli değildir. Bir olay, bir durum, bir şart ile sonlanabilir. O olay, o durum, o şart olmazsa sonlanmadan devam eder.

قَالُوا يَامُوسَى إِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا أَبَدًا مَا دَامُوا فِيهَا فَاذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ (24) قَالَ رَبِّ إِنِّي لَا أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ (25)

“Ya Musa, kesinlikle biz onlar orada devam ettikçe oraya asla ebeden girmeyeceğiz. Sen ve rabbin ikiniz savaşın, kesinlikle biz burada oturanlarız” dediler. (Musa) “Rabbim, kesinlikle benim yalnızca kendimi ve kardeşimi yönetme gücüm var, bizimle fasıklar kavmini ayır” dedi. (Maide 24-25)

Bu ayetlerde أَبَدًا onların orada olmaları ile sınırlandırılmıştır. Onlar orada oldukça kesintisiz süre devam edecektir. Onlar oradan çıkınca veya oraya girmeyen İsrail Oğulları ölünce bu أَبَدًا olan süre bitmiş olacaktır.

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَآءُ مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاءُ أَبَدًا حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِنْ شَيْءٍ

Sizin için İbrahim ve onunla beraber olanlarda iyi bir örnek vardır. Kavimlerine demişlerdi ki “Kesinlikle biz sizden ve Allah’ın dununda ibadet ettiklerinizden uzak olanlarız, sizi görmezden geldik ve bizimle sizin aranızda ebeden siz Allah’a, O’nun birliğine iman edene kadar düşmanlık ve sevmemek başladı.” Yalnızca İbrahim’in babası için “kesinlikle senin için bağışlanma isteyeceğim, sana Allah’tan gelen hiçbir şeye karşı yönetme gücüm olmaz” sözü dışında. (Mümtehine 4)

Bu ayetlerde أَبَدًا Allah’a, O’nun birliğine iman etmeleriyle sınırlandırılmıştır. Onlar iman edince bu kesintisiz süre bitmiş olacaktır.

خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا: “Onun içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar” demektir.

إِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا: “Kesinlikle onun için içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar oldukları Cehennem ateşi vardır” demektir.

مَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا: “Kim Allah ve resulüne isyan ederse kesinlikle onun için içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar oldukları Cehennem ateşi vardır” demektir.

Buradaki en önemli soru “Allah ve resulüne isyan nasıl olur” sorusudur. Allah ve resulü ifadesi Allah’ı ve resulünü ayrı ayrı ifade eden bir atıf mıdır? Yoksa ikisi birlikte bir terim midir?

إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا

Kesinlikle Allah ve resulüne eziyet edenler, Allah onları dünyada ve ahirette lanetledi ve onlar için basitleştiren bir azap hazırladı. (Ahzab 57)

Bu ayetten anlıyoruz ki Allah ve resulünün birbirine atfedilmiş şahısları ifade edilmemektedir. Çünkü kimse Allah’a eziyet edemez. Bu nedenle “Allah ve resulü” ifadesine terim anlamı verilmelidir.

يَحْلِفُونَ بِاللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَقُّ أَنْ يُرْضُوهُ إِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ

Sizi razı etmek için Allah’ın üzerine size yemin ederler. Allah ve resulü, onu razı etmek daha haktır, eğer müminler idiyseniz. (Tevbe 62)

Bu ayette Allah ve resulüne tekil zamir dönmüştür. Bu da bu ifadeye terim anlamı verilmesi gerektiğini göstermektedir.

وَسَيَرَى اللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ

Allah yakında amelinizi görecektir ve resulü. (Tevbe 94)

وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ

“Amel edin, Allah yakında amelinizi görecektir ve resulü ve müminler” de. (Tevbe 105)

Bu ayetlerde Allah ve resulü arasına başka kelimeler girmiştir. Bu nedenle burada Allah ve resulü ayrı ayrıdır ve sadece atfedilmişlerdir. Bu ayetlerde terim anlamı yoktur. Terim anlamı olması için araya başka bir kelime girmeden “Allah ve resulü” şeklinde gelmelidir.

وَإِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ إِلَّا غُرُورًا

Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar “Allah ve resulü bize yalnızca aldatma vadetti” demişti. (Ahzab 12)

وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا

Müminler hizipleri görünce “bu, Allah ve resulünün bize vadettiğidir ve Allah ve resulü doğru söyledi” dediler. Onları yalnızca iman ve teslim olarak artırdı. (Ahzab 22)

Savaşta zor duruma düşen Medinelilerden münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar “Allah ve resulü” ifadesini kullanmışlardır. Allah ve resulünün kendilerini yalnızca aldattığını söylemişlerdir. Aynı durumda olan müminler ise Allah ve resulünün vadettiğinin bu olduğunu söylemişler ardından tekrar Allah ve resulü diye aynı terimi tekrar etmişlerdir. Bu ayetler bize bu kavramı açıklamaktadır. Medine’de Allah’ın dini vardı. Allah’ın kuralları geçerliydi ve Allah’ın elçisi orada başkandı. Allah ve resulü demek Allah’ın kurallarının geçerli olduğu bir düzen içinde Allah’ın kurallarına uygun kurallar koyan bir başkanın olmasıdır. Bu başkan elçidir. Kendi kafasına göre veya bir sonraki seçimde seçilmek için Allah’ın kurallarına aykırı kuralları koyarak meliklik yapan bir şerik değildir. Allah ve resulü bütün kuralların Allah’ın kurallarının referanslığında konulduğu yerdeki kamu demektir. Temsil eden ise Allah’ın kurallarına uygun hareket eden ve bunların dışına çıkmayan resul yani elçi başkandır.

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُبِينًا

Bir mümin erkek için ve bir mümin kadın için Allah ve resulü bir işi kaza ettiğinde onlar için kendi işlerinden bir seçenek olmaz ve kim Allah ve resulüne isyan ederse açık bir şekilde sapmıştır. (Ahzab 36)

Allah’ın kurallarının geçerli olduğu yerde Allah ve resulünü temsil eden elçi başkan bir iş için bir karar vardığında artık mümin erkek veya mümin bir kadının kendilerine göre bir iş seçeneği olmaz. Başkanın dediğini yapmak zorundadırlar. Burada müminler denmemiş, mümin erkek ve mümin kadın denmiştir. Bunun sebebi bireysel olarak başkanın kararına uyulmak zorunda olduğudur. Bu karara uymamak Allah ve resulüne isyandır.

تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ (13) وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُهِينٌ (14)

Bunlar Allah’ın sınırlarıdır ve kim Allah ve resulüne itaat ederse onu altından nehirler akan cennetlere onların içinde kalıcılar olarak girdirir ve bu büyük kurtuluştur ve kim Allah ve resulüne isyan ederse ve O’nun sınırlarını aşarsa onu onun içinde kalıcı olarak bir ateşe girdirir ve onun için basitleştiren bir azap vardır. (Nisa 13-14)

Bu ayetten öncesinde miras ayetleri vardır. Miras ayetleriyle mirasın nasıl paylaşılacağı Allah tarafından vasiyet ile belirlenmiştir. Bunun dışına çıkılamaz. Allah’ın kurallarının geçerli olduğu yerde elçi başkan Allah’ın kurallarına uygun olarak mirası dağıtma kurallarını belirler. Buna uymayanlar Allah ve resulüne isyan etmiş olurlar.

وَإِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ مُعْرِضُونَ

Allah ve resulüne aralarında hükme varması için çağrıldıklarında onlardan bir fırka umursamayanlardır. (Nur 48)

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Müminlerin sözü aralarında hükme varması için Allah ve resulüne çağrıldıklarında yalnızca işittik ve itaat ettik demeleridir. Onlar iflah olanlardır. (Nur 51)

Bu ayetlerde Allah’ın kurallarının geçerli olduğu yerde Allah’ın kuralları ile yapılan yargılama ifade edilmektedir.

Cin suresinin bu ayetinde (مَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا) “Kim Allah ve resulüne isyan ederse kesinlikle onun için içinde kesintisiz bir şekilde kalıcılar oldukları Cehennem ateşi vardır” denmiştir. Bu cümle Allah’ın dininin (düzeninin) geçerli olduğu yani Allah’ın kuralları ile yaşanılan yerde Allah’ın kuralları dışına çıkmayan elçi başkanın emirlerine uymama durumunu ifade etmektedir. Bunu yapanlar için kesintisiz bir şekilde ve belli şartlar sağlanana kadar Cehennem ateşinde kalma durumu vardır. Burada Allah ve resulü kavramının ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Şu anda dünyada Allah ve resulü terimine uyan hiçbir yer yoktur. Dünyada hiçbir yer Allah’ın kuralları ile yaşamamaktadır. Tüm dünyada kurallar ya diktatörler tarafından keyfi olarak konulmakta ya da çoğunluk sistemlerinin olduğu yerlerde vesenler tarafından bir sonraki seçimleri kazanmak adına ya da birilerine menfaat temini amacıyla ya da birilerine zarar vermek amacıyla konulmaktadır. Allah’ın dini nerede oranın dini haline gelirse orada Allah ve resulü olacaktır. Bunun için ya insanlardan bir grup akıllanacak, Allah’ın hüdasına uyacak ve öncü olacaktır ya da Kuran’da defalarca ifade edildiği gibi helaklar olacaktır.

 

 

Teşvikiye, Yalova

10 Ocak 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Tüm Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 1075 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 1670 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 1719 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 1718 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 1719 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 1685 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 1654 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 1639 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 1644 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 1661 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 1609 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 1620 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 1679 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 1528 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 1523 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 1591 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 1477 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 1613 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1163 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1016 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1048 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 920 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 657 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 628 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 594 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 613 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 801 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 663 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 626 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 804 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 746 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 867 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 808 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 809 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1278
Secde Suresi Tefsiri 15. Ayet
5.04.2025 807 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1277
Secde Suresi Tefsiri 14. Ayet
22.03.2025 753 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1276
Secde Suresi Tefsiri 13. Ayet
8.03.2025 890 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1275
Secde Suresi Tefsiri 12. Ayet
1.03.2025 813 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1274
Secde Suresi Tefsiri 11. Ayet
22.02.2025 884 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1273
Secde Suresi Tefsiri 10. Ayet
8.02.2025 932 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1272
Secde Suresi Tefsiri 6-9. Ayetler
1.02.2025 1267 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1271
Secde Suresi Tefsiri 5. Ayet
18.01.2025 1766 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1270
Secde Suresi Tefsiri 4. Ayet
28.12.2024 1352 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1269
Secde Suresi Tefsiri 3. Ayet
14.12.2024 908 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1268
Secde Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
7.12.2024 1014 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1267
Lokman Suresi Tefsiri 34. Ayet
30.11.2024 988 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1266
Lokman Suresi Tefsiri 33. Ayet
16.11.2024 1070 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1265
Lokman Suresi Tefsiri 32. Ayet
9.11.2024 1015 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1264
Lokman Suresi Tefsiri 31. Ayet
26.10.2024 1099 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1263
Lokman Suresi Tefsiri 30. Ayet
12.10.2024 989 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1262
Lokman Suresi Tefsiri 29. Ayet
5.10.2024 1437 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1261
Lokman Suresi Tefsiri 28. Ayet
7.09.2024 1129 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1260
Lokman Suresi Tefsiri 27. Ayet
31.08.2024 1111 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1259
Lokman Suresi Tefsiri 25-26. Ayetler
24.08.2024 1069 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1258
Lokman Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.08.2024 1038 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1257
Lokman Suresi Tefsiri 23. Ayet
3.08.2024 1032 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1256
Lokman Suresi Tefsiri 22. Ayet
27.07.2024 983 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1255
Lokman Suresi Tefsiri 21. Ayet
20.07.2024 1055 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1254
Lokman Suresi Tefsiri 20. Ayet
13.07.2024 1024 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1253
Lokman Suresi Tefsiri 19. Ayet
29.06.2024 1112 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1252
Lokman Suresi Tefsiri 18. Ayet
22.06.2024 986 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1251
Lokman Suresi Tefsiri 17. Ayet
25.05.2024 1124 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1250
Lokman Suresi Tefsiri 16. Ayet
18.05.2024 1066 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1249
Lokman Suresi Tefsiri 15. Ayet
11.05.2024 1011 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1248
Lokman Suresi Tefsiri 14. Ayet
20.04.2024 1155 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1247
Lokman Suresi Tefsiri 13. Ayet
13.04.2024 1179 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1246
Lokman Suresi Tefsiri 12. Ayet
6.04.2024 1015 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1245
Lokman Suresi Tefsiri 11. Ayet
30.03.2024 1107 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1244
Lokman Suresi Tefsiri 10. Ayet
16.03.2024 956 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1243
Lokman Suresi Tefsiri 8-9. Ayetler
9.03.2024 1008 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1242
Lokman Suresi Tefsiri 7. Ayet
24.02.2024 980 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1241
Lokman Suresi Tefsiri 6. Ayet
17.02.2024 943 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1240
Lokman Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
10.02.2024 1194 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1239
Rum Suresi Tefsiri 60. Ayet
27.01.2024 1001 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1238
Rum Suresi Tefsiri 59. Ayet
20.01.2024 998 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1237
Rum Suresi Tefsiri 58. Ayet
6.01.2024 1058 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1236
Rum Suresi Tefsiri 57. Ayet
30.12.2023 979 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1235
Rum Suresi Tefsiri 56. Ayet
16.12.2023 1077 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1234
Rum Suresi Tefsiri 55. Ayet
25.11.2023 1352 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1233
Rum Suresi Tefsiri 54. Ayet
11.11.2023 1226 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1232
Rum Suresi Tefsiri 53. Ayet
4.11.2023 959 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1231
Rum Suresi Tefsiri 51-52. Ayetler
21.10.2023 1172 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1230
Rum Suresi Tefsiri 50. Ayet
14.10.2023 1029 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1229
Rum Suresi Tefsiri 48-49. Ayetler
30.09.2023 1028 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1228
Rum Suresi Tefsiri 47. Ayet
16.09.2023 1017 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1227
Rum Suresi Tefsiri 46. Ayet
9.09.2023 1272 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1226
Rum Suresi Tefsiri 44-45. Ayetler
2.09.2023 989 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1225
Rum Suresi Tefsiri 43. Ayet
19.08.2023 1048 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1224
Rum Suresi Tefsiri 42. Ayet
12.08.2023 1031 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1223
Rum Suresi Tefsiri 41. Ayet
5.08.2023 1185 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1222
Rum Suresi Tefsiri 40. Ayet
29.07.2023 962 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1221
Rum Suresi Tefsiri 39. Ayet
22.07.2023 1007 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1220
Rum Suresi Tefsiri 38. Ayet
15.07.2023 894 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1219
Rum Suresi Tefsiri 37. Ayet
17.06.2023 932 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1218
Rum Suresi Tefsiri 36. Ayet
3.06.2023 974 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1217
Rum Suresi Tefsiri 35. Ayet
27.05.2023 1134 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1216
Rum Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
20.05.2023 947 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1215
Rum Suresi Tefsiri 31-32. Ayetler
13.05.2023 984 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1214
Rum Suresi Tefsiri 30. Ayet
6.05.2023 1220 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1213
Rum Suresi Tefsiri 29. Ayet
29.04.2023 895 Okunma


© 2026 - Akevler