Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1335
Rahman Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
9.08.2026
2107 Okunma, 0 Yorum

RAHMAN SÛRESİ - 20. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ (33) فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (34)

Ey cin ve insan ma’şeri gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz nüfuz edin. Yalnızca bir sultanla nüfuz edersiniz. Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz? (33-34)

 

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا

Ey cin ve insan ma’şeri gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz nüfuz edin.

 

Cevap cümlesi

Nida cümlesi
Fiil cümlesi

Cevap cümlesi
Emir cümlesi

Şart cümlesi
Fiil cümlesi

Mefûlun
bih

Fiil

Fâil

Fiil

Fâ-u
ceva-biyye

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Şart
edatı

Münada

Nida
edatı

Sıla cümlesi
Fiil cümlesi

Harf-i
mevsûl

Muzâfun
ileyh

Muzâf

Mefûlün bih GS

Fâil

Fiil

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf

و

انْفُذُوا

فَ

السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ

أَقْطَارِ

مِنْ

و

تَنْفُذُوا

أَنْ

ت

اسْتَطَعْتُمْ

إِنْ

الْجِنِّ وَالْإِنْسِ

مَعْشَرَ

يَا

أُنَادِي

 

يَا: “Ey” demektir. Nida edatıdır. Nida edatından sonra gelen münadalar harf-i tarifle veya has ism-i mevsulle başladığında أَيُّهَا ile beraber gelir. Burada münada olan مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ marifedir ama harf-i tarifle başlamamıştır. Bu nedenle أَيُّهَا gelmemiştir.

مَعْشَرَ: “Ma’şer, birlikte yaşayanlar” demektir. Fertleri birbirleriyle bitişik bir tarzda yaşayan toplulukların cins ismidir. عشر kökünden gelmiştir. Bu kök iki ayrı bâbdan gelir.

Birinci bâbdan عَشَرَ - يَعْشُرُ şeklinde birisinin birisiyle bitişik olması, ona eşlik etmesi, onunla aynı evde yaşaması anlamındadır. “Birlikte bulunmak ve sürekli beraberliği sürdürmek” demektir. مَعْشَر ve عَشِيرَة (aşiret) kelimesi bu bâbdan gelmiştir.

وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ

Onlarla (kadınlarla) birlikte yaşayın. (Nisa 19)

وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Birlikte yaşama tatil edildiğinde… (Tekvir 4)

Müfâele bâbına bu bâbdan gelerek müşareket etkisi ile “birlikte yaşamak” anlamına gelmiştir. عَاشِرُوا müfâele bâbından ikinci çoğul şahıs emir malum fiilken, الْعِشَارُ müfâele bâbının mastarıdır.

İkinci bâbdan عَشَرَ - يَعْشِرُ şeklinde bir şeyi, bir topluluğu on sayısına ulaştırmak, sayısı dokuz olan bir topluluğa katılıp o topluluğu on sayısına ulaştırmak, bir şeyi on eşit parçaya bölüp onuncusuna ulaşmak manasındadır. عَشْر (on) sayısı ve on sayısını içeren sayılar bu bâbdan gelir.

Ma’şer (مَعْشَر) “aynı evi, aynı mekânı, aynı yaşam alanını paylaşan topluluk” demektir.

الْجِنِّ: “Cin” demektir. جنن kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan جَنّ mastarı birisini veya bir şeyi görünemeyecek bir yerde saklayıp gizlemek manasındadır. Bu mastar manasından saklanılıp gizlenilen manasında جِنّ ıstılahi olarak “cin” anlamında ism-i cem-i cinstir. Bu yönüyle إِنْس kelimesi gibidir. جِنّ ism-i cem-i cins kelimesinin sonuna يّ gelerek müfredleşir. Bu şekliyle جِنِّيّ cin cinsinden bir varlığın adı olur جِنَّة ıstılahi olarak “cin topluluğu” anlamında ism-i cemdir. جَانّ “cin türü, bir yılan türü” demektir. Kendini saklayıp gizleyen manasında جَانّ ıstılahi olarak görünmediği için “cin türü”, iyi saklanıp gizlendiği için bir “yılan türü” anlamında isimdir. Cinlerde de yaratılışlarıyla ilgili olan ifadelerde جَانّ kullanılır. Sosyal yönleriyle ilgili olarak جِنّ kullanılır.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. الْجِنِّ ye الْإِنْسِ yi atfetmiştir.

الْإِنْسِ: “İnsan” demektir. ءنس kökünden ism-i cem-i cinstir. أَنَس mastarı birisini sosyal, yakın, arkadaşça hissetmek, tanıdık ve alışık olmak manasındadır. Bu mastar manasından sosyal, yakın, arkadaş olarak hissedilen, tanıdık olan manasında إِنْس ıstılahi olarak “insan” anlamında isimdir. Kuran’da ءنس kökü ile geçen ve ‘insan’ olarak çevrilen kelimelerin aralarında farklar vardır. إِنْس ism-i cem-i cins kelimesinin sonuna يّ gelerek müfredleşir. Bu şekliyle إِنْسِيّ ins cinsinden bir varlığın adı olur ve nekre çoğulu da أُنَاس dır. Marife çoğulu aslında الْأُنَاس dır ancak çok kullanılınca hemze düşmüş ve النَّاس şekline dönüşmüştür.

 

Camid isim müfred

Camid isim cem

İsm-i cem-i cins

İsm-i cem-i cinsten müfred

İsm-i cem-i cins müfredden cem

Nekre

إِنْسَان

أَنَاسِيّ

إِنْس

إِنْسِيّ

أُنَاس

Marife

الْإِنْسَان

-

الْإِنْس

-

النَّاس

إِنْس kelimesi وَحْش kelimesinin zıttı olarak kullanılır. Yayın okçuya yakın olan tarafına إِنْسِيّ, Diğer tarafına ise وَحْشِيّ denir. إِنْس insana yakınlıkla ilişkilendirildiği için sosyal insanı ifade eder.

إِنْسَان kelimesi ise insanın türsel özellikleri, yaratılışsal özellikleriyle ilgilidir. Biyolojik insanı ifade eder. Eğer kastedilen Homo Sapiens ise الْإِنْسَان şeklinde gelir. Eğer kastedilen başka bir insan türü ise nekre olarak إِنْسَان şeklinde gelir. Nekre gelişin çoğulu olan أَنَاسِيّ ise biyolojik insan türlerini ifade eder.

İnsan türünün davranışları türsel özelliği, yaratılışı gereği ise Kuran’da الْإِنْسَان şeklinde gelir.

الْجِنِّ وَالْإِنْسِ: “Cin ve insan” demektir. İki ism-i cem-i cins atfedilmiştir. Bu durumda her ikisi için de ortak olarak ya cins ya da cem anlamının verilmesi gerekmektedir.

مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ: “Cin ve ins ma’şeri” demektir.

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ: “Ey cin ve ins ma’şeri” demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta insan ve cin için مَعْشَرَ in ortak olmasıdır. Yani insanlar ve cinler aynı kozmik yaşam alanını paylaşıyor demektir. Eğer cinlerle bizim yaşam alanlarımız arasında geçişler olmayıp tamamen birbirinden ayrık yaşayan canlılar olsaydık يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَمَعْشَرَ الْإِنْسِ (Ey cin ma’şeri ve insan ma’şeri) şeklinde ma’şer her birimiz için tekrarlanarak gelirdi.

إِنِ: “Eğer” demektir. Şart edatıdır.

اسْتَطَعْتُمْ: “Güç yetirdiniz” demektir. طوع kökünden istif’âl bâbından ikinci şahıs eril çoğul mazi malum fiildir.

اِسْتَطَاعَ - يَسْتَطِيعُ: عَلَى وَزْنِ «اِسْتَفْعَلَ» مِنَ الْفِعْلِ «طَاعَ - يَطُوعُ»: طَلَبَ وَتَمَنَّى وَسَعَى أَنْ يَطُوعَ؛ أَيْ: طَلَبَ وَتَمَنَّى عَلَى نَفْسِهِ وَجِسْمِهِ أَنْ تُطِيعَهُ، فَيُنَفِّذَ عَمَلًا بِرِضًى ذَاتِيٍّ أَوْ خُضُوعًا وَانْقِيَادًا؛ يُحَاوِلُ جُهْدَهُ الْقِيَامَ بِتَنْفِيذِ عَمَلٍ مَا، فَيَسْتَنْفِرُ لِذَلِكَ كُلَّ قُدُرَاتِهِ.

اِسْتَطَاعَيَسْتَطِيعُ , طَاعَيَطُوعُ fiilinden istif’âl (اِسْتَفْعَلَ) veznindedir. يَطُوعَ olmayı talep etti, temenni etti ve çaba gösterdi. Yani kendisinin ve bedeninin kendisine itaat etmesini istedi ve temenni etti; böylece bir işi kendi rızasıyla veya boyun eğme ve teslimiyetle yerine getirir. Herhangi bir işi gerçekleştirmek için var gücüyle gayret eder ve bu uğurda bütün kudretlerini seferber eder. (Kitabuallah)

أَنْ: “-mek, -mak” demektir. Harf-i mevsuldür yani mastar harfidir. Arkasından gelen تَنْفُذُونَ muzari fiilini mensub hale (تَنْفُذُوا) getirmiştir.

تَنْفُذُوا: “Nüfuz edersiniz” demektir. نفذ kökünden birinci bâbdan ikinci çoğul şahıs mensub muzari malum fiildir. Merfu hali تَنْفُذُونَ dir. Öncesindeki أَنْ harf-i mevsulü nedeniyle merfuluk nûnu düşmüş ve تَنْفُذُوا şeklinde mensub hale gelmiştir. Mensub muzari her zaman gelecek zamanı gösterir. Bu kökün temel anlamı bir engelin veya bir şeyin içinden geçerek öte tarafa ulaşmaktır. İçinden geçip etkisini karşı tarafa ulaştırma manasından Türkçede “yürürlüğe koymak, yerine getirmek, uygulamak, icra etmek, geçerli kılmak, gerçekleştirmek” anlamlarında “infaz etmek” şeklinde kullanılır. Emir, engellenmeden muhatabına ulaşıyor ve etkisini gerçekleştiriyor anlamındadır. Hükmün infazı, kararın infazı, vasiyetin infazı şeklinde kullanılır. Nüfuz sahibi olmak demek engelleri kolayca aşma özelliğine sahip olmak demektir. Bunların hepsi ilk manası olan “bir engelin veya bir şeyin içinden geçerek öte tarafa ulaşmak” manasından gelmektedir. Türkçede halk arasında zamanla “idam cezasının infazı” ifadesi kısalmış, sadece “infaz” şekline dönüşmüş ve “mahkeme kararıyla veya yasa dışı olarak öldürme” manasında kullanılmaya başlanmıştır. Bir şeyin içine giren ona nüfuz etmiş olmaz, içine girip karşı tarafa geçmesi gerekmektedir. Türkçede kullanılan menfez (مَنْفَذ) kelimesi de bu kökten gelen ism-i mekândır.

مِنْ: “-den” demektir. Harf-i cerdir.

أَقْطَارِ: “Uzanımlar” demektir. قطر kökünden çoğul isimdir. Tekili قُطْر dur. قطر kökünün “damlanın peş peşe akması, develerin tek düzen hâlinde katar oluşturması, yolun bir doğrultuda devam etmesi” anlamları arasında ortak bir “tek doğrultuda uzanma ve düzenli devam etme” manasının bulunduğu görülmektedir. Buna göre قُطْر bir doğrultu boyunca uzanan yapı veya uzanım olarak anlaşılabilir. Tek sıra halinde ilerleyen develere قِطار (katar) denir. قَطْر tek sıra halinde damladığından “yağmur” anlamındadır, tekili olan قَطْرَة “damla” anlamındadır. Tek sıra halinde damla damla akan erimiş madenlere de قِطْر denir. قطر kökü, bir doğrultu boyunca uzanan ve bu doğrultu üzerinde ardışıklık veya süreklilik gösteren yapıyı ifade eder.

السَّمَوَاتِ: “Gökler” demektir. سمو kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan سُمُوٌّ mastarı bütün seviyelerin üstüne çıkmak, en üst seviyeye yükselmek manasındadır. Bu mastar manasından bütün seviyelerin üstüne çıkan manasında سَمَاءٌ her şeyin en üstü olarak “gök” anlamında camid isimdir. İsm-i cem-i cinstir. Yani hem cinsi ifade eder hem de topluluğu ifade eder. Yani gök cinsi veya gök topluluğu demektir. Cins ifade ettiği zaman eril, cem ifade ettiği zaman dişildir. İsm-i cemi cinsler sonuna ة alarak müfredleşirler. Yani tekili سَمَاوَةٌ veya سَمَاءَةٌ dür. İsm-i cemi cins bu şekilde ة alarak müfredleştikten sonra çoğulu سَمَوَاتٌ dür. Ancak Kuran’da سَمَاوَةٌ veya سَمَاءَةٌ şeklinde kullanımı yoktur. Kuran tekil olarak da yine سَمَاء yı kullanmaktadır.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. السَّمَوَاتِ ye الْأَرْضِ yı atfetmektedir.

الْأَرْضِ: “Yer” demektir. ءرض kökünden gelmiştir. Dördüncü bâbdan أَرَضٌ mastarı bir mekânın bereketli, verimli olması, hayrının çok olması ve yerleşme ve ikamet için uygun olması manasındadır. Bu mastar manasından yerleşme için uygun olan manasında أَرْضٌ “yer” anlamındadır. “Yeryüzü” manasına da gelir.

السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yer” demektir. İki ayrı varlık değildir. “Evren” anlamında terimdir.

أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerin uzanımları” demektir.

مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerin uzanımlarından” demektir.

تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edeceksiniz” demektir.

أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz etmeniz” demektir.

إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ: “Eğer gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz etmeye güç yetirirseniz”, “gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz” demektir. Şart cümlesidir.

فَ: Cevap fâ’sıdır. Şart cümlesinin cevap cümlesinin önüne gelmiştir.

انْفُذُوا: “Nüfuz edin” demektir. نفذ kökünden birinci bâbdan ikinci çoğul şahıs emir malum fiildir.

إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا: “Gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz nüfuz edin” demektir.

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا: “Ey cin ve insan ma’şeri gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz nüfuz edin” demektir.

Buradaki أَقْطَارِ ifadesini (uzanımları, kutrları) anlamak için Kuran’ın başka bir ayetine bakalım.

وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ

Hubuk sahibi semaya yemin olsun. (Zariyat 7)

حِبَاك “dokuma, dokuma parçası” demektir. İkinci bâbdan حَبْك mastarı bir şeyi (elbise, bina vb) birbirine bağlı halde kuvvetli bir şekilde sabit, dayanıklı bir şekilde dokumak manasındadır. Bu mastar manasından sağlam bir şekilde dokunmuş manasında حِبَاك “dokuma” anlamında isimdir. Çoğulu حُبُك dur. Örgü, dokuma, birbirine geçmiş düzenli yapı ve ince desenler bu kelime ile ifade edilir.

(حبك) الحاء والباء والكاف أصل منقاسٌ مطّرِد؛ وهو إحكام الشَّيء في امتدادٍ واطِّراد.

(حبك) Hâ, bâ ve kâf, ölçülebilir ve düzenli şekilde işleyen tek bir kök anlama dayanır. Bu anlam, bir şeyi bir uzanım boyunca ve düzenli bir devamlılıkla sağlam ve kusursuz hâle getirmektir. (Makayisu-l Luga)

حُبُك, göğün birbirine bağlı uzanımlardan oluşan düzenli örgü yapısını ifade eder. قُطْر bu örgüyü oluşturan tek bir uzanımı, أَقْطَار ise bu uzanımların tamamını ifade eder. Böylece Rahman suresinin bu 33. ayetindeki “أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ” ifadesini gökler ve yerin örgü yapısını meydana getiren uzanımlar olarak anlamamızı sağlar.

Kuran semanın örgü sahibi olduğunu ifade ederek “kozmik ağ” kavramını anlatmaktadır.

 

Kozmik ağ (Cosmic Web), modern kozmolojinin ortaya koyduğu en dikkat çekici keşiflerden biridir. Eskiden galaksilerin uzayda rastgele dağıldığı düşünülüyordu. Ancak bugün yapılan gözlemler ve bilgisayar simülasyonları, durumun çok farklı olduğunu göstermektedir.

Evrenin büyük ölçekli yapısına bakıldığında, galaksiler ve galaksi kümeleri rastgele dağılmamıştır. Bunlar, milyarlarca ışık yılı boyunca uzanan ince ve uzun filamentler (ipliksi uzanımlar) üzerinde toplanmıştır. Bu filamentler birbirleriyle birleşerek dev bir ağ (web) meydana getirir. Filamentlerin kesiştiği noktalarda büyük galaksi kümeleri bulunurken, aralarında ise neredeyse tamamen boş sayılabilecek dev kozmik boşluklar (voids) yer alır.

Bu ağın görünmeyen iskeletini büyük ölçüde karanlık madde oluşturur. Karanlık madde ışık yaymadığı için doğrudan görülemez; ancak kütleçekimi sayesinde normal maddeyi kendine çeker. Gaz bulutları, yıldızlar ve galaksiler zamanla bu görünmeyen iskelet boyunca birikerek bugün gözlemlediğimiz kozmik ağı meydana getirir.

Kozmik ağın temel yapı taşları şunlardır:

  • Filamentler: Galaksilerin ve karanlık maddenin yoğunlaştığı uzun uzanımlar.
  • Düğümler (Nodes): Filamentlerin birleştiği bölgeler; en büyük galaksi kümeleri burada bulunur.
  • Boşluklar (Voids): Filamentler arasında kalan, madde yoğunluğu son derece düşük dev alanlar.

Bu yapı, bir örümcek ağına veya düğüm noktalarıyla birbirine bağlanmış dev bir ulaşım ağına benzetilebilir. Bugün görebildiğimiz milyarlarca galaksi, bu görünmeyen ağın üzerine dizilmiş gibidir.

قُطْر lar (أَقْطَار) bu kozmik ağdaki filamentlerdir. Filamentler milyonlarca ışık yılı boyunca uzanır. Filament boyunca madde süreklilik gösterir. Galaksi kümeleri filament boyunca dizilir. Birçok filament birleşerek kozmik ağı oluşturur.

Bir kozmik filamentin (قُطْر السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ) çapı yaklaşık 16 ila 65 milyon ışık yılı arasındadır. Uzunlukları çok daha büyüktür. Birçok kozmik filament 326 milyon-1,63 milyar ışık yılı uzunluğundayken bazıları ise 3,26 milyar ışık yılı veya daha fazla uzunluğa sahip olabilir.

Bu nedenle kozmik ağdaki filamentler, evrenin en büyük yapıları arasında yer alır ve galaksi kümelerini birbirine bağlayan dev “kozmik otoyollar” gibi düşünülebilir. Bu yüzden bunlar evrenin iskeleti (The skeleton of the Universe) olarak da adlandırırlar.

İşte biz de cinler de bu filametlerin (أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ) içindeyiz. Ayet cinlere ve bize bu filamentlerin içinden çıkabileceksek çıkıp gitmemizi ifade ediyor. Çıkmaya gücünüz yetecekse çıkın diyor. Filamentlerden çıkıp void bölgelerine geçin diyor. Voidler boşluklar olarak adlandırılıyor ama tam bir boşluk değillerdir. Voidlerde karanlık enerji vardır, çok seyrek karanlık madde vardır. Yani void aslında yaklaşık %10–20 yoğunluklu bölgelerdir. İşte gökler ve yerin kuturlarından (kozmik filamentlerden) nüfuz edersek bu voidlere geçmiş oluruz.

 

لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ

Yalnızca bir sultanla nüfuz edersiniz.

 

Fiil cümlesi

Fâil

Fiil

Olumsuzluk
edatı

Hâl

Sahibul
hâl

Müstesna

İstisna
edatı

Müstesna
minh

Mecrur

Cârr

سُلْطَانٍ

بِ

إِلَّا

عَلَى كُلِّ حَالٍ

و

تَنْفُذُونَ

لَا

 

لَا: “Değil” demektir. Olumsuzluk edatıdır.

تَنْفُذُونَ: “Nüfuz edersiniz” demektir. نفذ kökünden birinci bâbdan ikinci çoğul şahıs merfu muzari malum fiildir.

لَا تَنْفُذُونَ: “Nüfuz edemezsiniz” demektir.

إِلَّا: “Yalnızca” demektir. İstisna edatıdır. Olumsuzluk edatı ile başlayan fiilde kendisinden sonrasını olumsuzluktan istisna eder.

بِ: “İle” demektir. Harf-i cerdir.

سُلْطَانٍ: “Sultan, üstünlük sağlayan imkân, yetki, yaptırım gücü, otorite veya bunları sağlayan vasıta” demektir. سلط kökünden gelmiştir. Dördüncü bâbdan سَلَاطَة mastarı birisinin veya bir şeyin üzerinde maddi veya manevi güç sahibi olmak manasındadır. Bu mastar manasından gücü ortaya çıkaran araç manasından سُلْطَان “bir kimseye veya şeye başkaları üzerinde üstünlük kurma, hükmünü geçirme veya sonucunu gerçekleştirme imkânı sağlayan yetki, otorite, yaptırım gücü veya bunları sağlayan vasıta” anlamında isimdir. 9. yüzyıldan sonra sultan sahibine sultan denmeye başlanmıştır. Sulta, musallat kelimeleri de bu kökten gelmiştir. Birinin üzerinde yaptırım gücü olan her şey sultandır. Kuran’dan elde ettiğiniz bir delil sizin üzerinizde yaptırım gücü oluşturuyorsa o da sultandır. Sultan neyi gerektiriyorsa onu yaparsınız. Sultan yetkidir, otoritedir, yaptırım gücüdür veya bunları sağlayan araçtır.

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

Kesinlikle kullarım, senin onların üzerinde bir yaptırım gücün yoktur yalnızca sana uyan azanlar dışında. (Hicr 42)

Allah İblis’le konuşmaktadır. Allah’ın kulları üzerinde İblis’in bir yaptırım gücü yoktur. Allah’ın kulları olmayanlar üzerinde etkilidir.

فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ (98) إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ (99) إِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذِينَ هُمْ بِهِ مُشْرِكُونَ (100)

Kuran’ı kıraat ettiğinde taşlanmış şeytandan Allah’a sığınma iste. Kesinlikle o, onun için iman edip rablerine tevekkül edenler üzerine bir yaptırım gücü yoktur. Onun yaptırım gücü yalnızca ona dönenlere ve O’na ortak edenleredir. (Nahl 98-100)

İman edip rablerine tevekkül edenler üzerinde de şeytanın hiçbir yaptırım gücü yoktur. İstediğini onlara yaptıramamaktadır.

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفَى بِرَبِّكَ وَكِيلًا

Kesinlikle kullarım senin için onlar üzerine bir yaptırım gücü yoktur ve rabbin vekil olarak yeter. (İsra 65)

Burada da Allah İblis’le konuşmakta ve kulları üzerinde İblis’in yaptırım gücü olmadığını söylemektedir. Kulu olmayanlara ise yaptırım gücü vardır, onlara istediğini yaptırabilmektedir.

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْأَمْرُ إِنَّ اللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ إِلَّا أَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي فَلَا تَلُومُونِي وَلُومُوا أَنْفُسَكُمْ

Şeytan iş bitirilince “Kesinlikle Allah size hakkın vaadini vadetti ve ben size vadettim de sizden caydım ve sizin üzerinizde davet etmem dışında bana ait hiçbir yaptırım gücü yoktu. Bana cevap verdiniz. Öyleyse beni kınamayın ve kendinizi kınayın” dedi. (İbrahim 22)

Şeytan kıyamet yevminde konuşmaktadır. Kendi yaptırım gücünün olmadığını sadece davet ettiğini ve ona uyduklarını söylemektedir.

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا

Allah’ın haram ettiği nefsi hak olması dışında öldürmeyin ve kim mazlum olarak öldürüldüyse velisi için bir yetki kılmışızdır. Öyleyse öldürmede israf etmesin. Kesinlikle o yardım edilendir. (İsra 33)

Öldürülenin velisine Allah bir yetki kılmıştır. Kısasa ya da diyete karar verme yetkisine sahiptir. Sultan yaptırım gücünü ifade eden yetkidir.

بِسُلْطَانٍ: “Sultanla” demektir.

لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ: “Yalnızca bir sultanla nüfuz edersiniz” demektir. Kozmik ağın filamentlerinden (Evrenin kutr’larından) nüfuz edip boşluklara çıkmak ancak bir sultanla olabilir deniyor. Bu sultan nekre gelmiştir. لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِالسُّلْطَانِ şeklinde marife gelmemiştir. Bu nedenle bu sultan ya şu anda bilemediğimiz bir sultandır ya da herhangi bir sultandır. Herhangi bir sultanla bunu gerçekleştiremeyeceğimiz için buna terim anlamı verilmelidir.

Bu durumda سُلْطَان ın sadece bir “enerji” veya “kuvvet” olarak değil, o yapıyı aşmayı mümkün kılan vasıta olarak anlaşılması uygun görünmektedir. Zaten fiziksel gücü ifade eden kuvvet kelimesi Kuran’da mevcuttur. Sultan kuvvetin kendisi değil gerekli olan kuvveti de sağlayan vasıtadır. Bu vasıta Allah’ın verdiği bir yetki olabilir, üstün bir bilgi olabilir, üstün bir teknoloji olabilir, henüz bilinmeyen bir fizik ilkesi olabilir. Zaten Kuran’da 37 kere geçen sultan kelimesi hiçbir yerde salt “fiziksel kuvvet” anlamında kullanılmamaktadır.

Öncesinde إِنِ اسْتَطَعْتُمْ (güç yetirdiyseniz) denerek şart edatından sonra mazi fiil gelmiştir. إِنْ تَسْتَطِيعُوا (güç yetiriyorsanız) denerek muzari fiille gelmemiştir. Bunun da sebebi sultanın elde edilmesinin tamamlanmasının gerekliliğindendir. Elinizde artık sultan varsa o zaman bunu yapabilirsiniz diyor. Sultan yani gökler ve yerin aktarından nüfuz edecek olan vasıta eksiksiz olarak elimizdeyse o zaman bunu yapabiliriz demektir.

 

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?

 

Soru cümlesi
Fiil cümlesi

Fâ-u
isti’nâfiye

Fâil

Fiil

Mefûlün bih GS

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf
İstifhâm
edatı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

تُكَذِّبَانِ

كُمَا

رَبِّ

آلَاءِ

أَيِّ

بِ

فَ

 

فَ: İsti’nafiyye edatıdır (الْفَاءُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ).

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” demektir.

Buradaki آلَاءِ “olgular” demektir. ءلي kökünden isimdir. Tekili إِلًى veya أَلًى dir. Kuran’da tekil geçişi yoktur. İkinci bâbdan (أَلا - يَأْلِي) birisinin bir işi veya bir şeyi titizlikle ve çaba sarf ederek derinlemesine araştırıp etraflıca incelemesi anlamındadır. Bu bâbdan إِلًى veya أَلًى ism-i mef’ûl anlamında camid isimdir. Hakkında araştırma yapılan ve incelenen şeydir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgu veya düşündürücü meseledir. Allah’ın kâinattaki âyetleri (kozmik olgular) إِلًى dir. Kitabında anlattığı tarihsel olgular إِلًى dir. Kuran’da okuyup da anında ne olduğunu anlayamadığımız, anlamak için derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren her türlü olgu إِلًى dir. Bir şey, bir iş, gerçekleşen bir durum آلَاءِ dan ise onun olduğunu görürsün ama nasıl olduğunu anlaman için çok derin araştırma yapman, o iş üzerinde kafa yorman, incelemen gerekir. Rahman suresinde 31 kere tekrarlanan bu ayetlerin arasında geçen tüm cümleler derin araştırma yapılması, kafa yorulması ve incelenmesi gereken durumlardır.

Bu ayetten önceki ayette يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ (Ey cin ve insan ma’şeri gökler ve yerin uzanımlarından nüfuz edebilirseniz nüfuz edin. Yalnızca bir sultanla nüfuz edersiniz.) denmektedir. Bu da bir olgudur. Uzayda nasıl hareket edilir? Nasıl uzay yolculuğu yapılır? Kozmik ağ nedir? Bunların hepsi derin bir bilgi ve araştırma gerektiren durumlardır. Bu nedenle bunlar da olgudur. Bu tekrarlayan ayet de kendinden öncesindeki olgulara işaret etmektedir.

 

Teşvikiye, Yalova

08 Ağustos 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Tüm Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1337
Rahman Suresi Tefsiri 37-38. Ayetler
22.08.2026 862 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1336
Rahman Suresi Tefsiri 35-36. Ayetler
15.08.2026 2101 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1335
Rahman Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
9.08.2026 2107 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1334
Rahman Suresi Tefsiri 31-32. Ayetler
1.08.2026 2091 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1333
Rahman Suresi Tefsiri 29-30. Ayetler
25.07.2026 2074 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1332
Rahman Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
18.07.2026 2068 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1331
Rahman Suresi Tefsiri 24-25. Ayetler
11.07.2026 2107 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1330
Rahman Suresi Tefsiri 22-23. Ayetler
4.07.2026 2091 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1329
Rahman Suresi Tefsiri 19-21. Ayetler
20.06.2026 2156 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026 2089 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1327
Rahman Suresi Tefsiri 15-16. Ayetler
23.05.2026 2440 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1326
Rahman Suresi Tefsiri 14. Ayet
9.05.2026 2404 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 2376 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 2300 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 2312 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 2783 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 2326 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2456 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2406 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 2831 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 2352 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2642 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2474 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2448 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2428 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2377 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2406 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2486 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2431 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2507 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2487 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2313 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2303 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2393 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2365 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2349 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2367 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2418 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 2178 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 2261 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2486 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 2144 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2297 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1788 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1633 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1694 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1562 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1295 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1325 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1297 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 1273 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1467 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1360 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1296 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1444 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1392 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1573 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1523 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 1653 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1278
Secde Suresi Tefsiri 15. Ayet
5.04.2025 1477 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1277
Secde Suresi Tefsiri 14. Ayet
22.03.2025 1375 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1276
Secde Suresi Tefsiri 13. Ayet
8.03.2025 1488 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1275
Secde Suresi Tefsiri 12. Ayet
1.03.2025 1398 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1274
Secde Suresi Tefsiri 11. Ayet
22.02.2025 1521 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1273
Secde Suresi Tefsiri 10. Ayet
8.02.2025 1575 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1272
Secde Suresi Tefsiri 6-9. Ayetler
1.02.2025 1960 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1271
Secde Suresi Tefsiri 5. Ayet
18.01.2025 2506 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1270
Secde Suresi Tefsiri 4. Ayet
28.12.2024 1905 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1269
Secde Suresi Tefsiri 3. Ayet
14.12.2024 1413 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1268
Secde Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
7.12.2024 1602 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1267
Lokman Suresi Tefsiri 34. Ayet
30.11.2024 1539 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1266
Lokman Suresi Tefsiri 33. Ayet
16.11.2024 1624 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1265
Lokman Suresi Tefsiri 32. Ayet
9.11.2024 1512 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1264
Lokman Suresi Tefsiri 31. Ayet
26.10.2024 1713 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1263
Lokman Suresi Tefsiri 30. Ayet
12.10.2024 1513 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1262
Lokman Suresi Tefsiri 29. Ayet
5.10.2024 1925 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1261
Lokman Suresi Tefsiri 28. Ayet
7.09.2024 1684 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1260
Lokman Suresi Tefsiri 27. Ayet
31.08.2024 1683 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1259
Lokman Suresi Tefsiri 25-26. Ayetler
24.08.2024 1569 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1258
Lokman Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.08.2024 1541 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1257
Lokman Suresi Tefsiri 23. Ayet
3.08.2024 1489 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1256
Lokman Suresi Tefsiri 22. Ayet
27.07.2024 1528 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1255
Lokman Suresi Tefsiri 21. Ayet
20.07.2024 1501 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1254
Lokman Suresi Tefsiri 20. Ayet
13.07.2024 1502 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1253
Lokman Suresi Tefsiri 19. Ayet
29.06.2024 1736 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1252
Lokman Suresi Tefsiri 18. Ayet
22.06.2024 1445 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1251
Lokman Suresi Tefsiri 17. Ayet
25.05.2024 1634 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1250
Lokman Suresi Tefsiri 16. Ayet
18.05.2024 1575 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1249
Lokman Suresi Tefsiri 15. Ayet
11.05.2024 1510 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1248
Lokman Suresi Tefsiri 14. Ayet
20.04.2024 1719 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1247
Lokman Suresi Tefsiri 13. Ayet
13.04.2024 1655 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1246
Lokman Suresi Tefsiri 12. Ayet
6.04.2024 1446 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1245
Lokman Suresi Tefsiri 11. Ayet
30.03.2024 1534 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1244
Lokman Suresi Tefsiri 10. Ayet
16.03.2024 1381 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1243
Lokman Suresi Tefsiri 8-9. Ayetler
9.03.2024 1527 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1242
Lokman Suresi Tefsiri 7. Ayet
24.02.2024 1396 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1241
Lokman Suresi Tefsiri 6. Ayet
17.02.2024 1406 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1240
Lokman Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
10.02.2024 1668 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1239
Rum Suresi Tefsiri 60. Ayet
27.01.2024 1460 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1238
Rum Suresi Tefsiri 59. Ayet
20.01.2024 1471 Okunma


© 2026 - Akevler