Kanal projesinin unutulduğunu sanmayın; gizli gizli hazırlanmakta, nereden geçeceği dostlara haber verilmekte, satın alınanlar alınmaktadır... Kimlere ihale edilecek, kimlere taşeronluklar verilecek, hepsi planlanmaktadır... Sonra birden ne olduğunu bilmediğimiz bir tarzda istenenlere ihale edilecektir...
Bu böyle olacaktır.
Bu mekanizmayı AK Parti kurmadı. 1950’den beri, hattâ Osmanlılardan beri bu böyledir. Burada aslan paylarını yabancılar veya azınlıklar almaktadır.
Sonuç iyi olmak şartıyla böyle yapılmasında ne zarar vardır?!.
T. Özal’ın felsefesi böyle idi. AK Parti de aynı görüşte. Gerçekten yararlı olacaksa böyle olmasında bir mahzur olmayacağı hususuna ben de katılabilirim.
*
“Yap-İşlet-Devret” usulü ile yapılacak bu ihalenin yararlı olmayacağı kanaatindeyiz. Yanlış hesap yapıyorsak buyurun tartışalım ama tartışamazsınız çünkü yanlış olduğunu siz de biliyorsunuz.
1- Kanal yerleri istimlâk edilecek, kanalda yerleri olanlar gereğinden fazla sermayeye sahip olacaklardır. Bunlar bu serveti üretime değil tüketime yönlendireceklerdir. Ellerine geçen dolarlarla dışarıdan ithalat yapıp tüketeceğiz demektir. Yani İstanbul’u satıp yerine bazı vatandaşlarımızın yaşama standartlarını yükselteceğiz. O kadar!
2- Burada yapılacak işler için işçiler İstanbul piyasasından temin edilecek, dolayısıyla İstanbul üretim sanayisi çökecektir. Çünkü daha fazla ücret bulan halk oralara gidecektir. Türk sanayisi büyük darbe yiyecektir.
3- Bu sefer Anadolu halkı oralardaki işleri bırakıp İstanbul’a taşınacak, Anadolu’daki tarım büsbütün yok olacaktır.
4- İstanbul’a gelen Anadolu halkı yine kaçak gecekondular içinde yaşamaya başlayacak, konut sorunu derinleşecek, trafik büsbütün tıkanacaktır.
5- Sonunda inşaat bittiği zaman işsiz kalan insanlar iş aramak için yurt dışına taşınmak zorunda kalacaklardır. Artvin’e barajlar yapıldı, Artvin’in nüfusu azaldı. Söylediklerimiz sosyal kanundur.
6- Yap-İşlet-Devret modelinde Kanal kendisini on-yirmi sene boyunca amorti etmeyecek yani bize bir şey gelmeyecektir. O zamana kadar zaten Anadolu harap ve bitap olmuş olur.
*
Şimdi Adil Düzene göre İstanbul kanalının nasıl yapılacağını özetleyelim.
1- “İstanbul Kanal Kooperatifi” kurulur. Kooperatif bir anonim şirket kurar. Hisse senetlerini kooperatif alıp satmaya başlar.
2- Kanal projesi yapılır. Projede 5’er dönümlük yüz dairelik arsalar yerleştirilir. Yolları ile on dönüme bir apartman konur. Tek tip apartmanlar projelendirilir. Beş dönüm arsa koyan bir yüz dairelik apartmana sahip olur. O parselde inşaat yapıncaya kadar da oranın maliki olarak devam eder. Aynı haklarla başkalarına devredilir.
3- Kooperatif ortaklardan biner lira karşılığı pay senedi vererek ortak almaya başlar. Bu para ile anonim ortaklık kurar ve anonim ortaklığının hisse senetlerini bu para ile alıp satmaya başlar. Kanalda tüm girdiler bu senetle finanse edilir. Senetler de kooperatifçe para ile alınıp satılır.
4- Kooperatif dünya piyasalarına senetleri pazarladığı gibi dünya emeğinden de yaralanır. Dışarıdan gelen işçiyi istihdam eder. Böylece İstanbul halkı kanalda çalışmaz, Anadolu da boşalmaz.
5- Kamu kanalın beşte birine senet olarak malik olur. Kanal yapıldıkça ona da beşte bir senet verilir. O da satar ve Anadolu’da yüz dairelik tarım kentlerini kurar.
6) Tarım semtlerinde halk işi olduğu zaman tarımda üretim yapar. İşi olmadığı zaman da apartmanın altındaki işyerinde küçük sanayi üretimini yapar. Her türlü konfor köye götürülmüştür.
Sonuç şöyle bölüşülecektir.
1- Toprak sahiplerine 1/5
2- Alt yapı yapanlara 1/5 (İstanbul Belediyesi)
3- Çalışanlara 1/5
4- Malzeme temin edenlere 1/5
5- Kooperatife 1/5
Apartmanların kira gelirlerinden pay verilecektir. Senetler kooperatif tarafından alınıp satılacağına göre sermaye isterse kâr ederek satar, isterse kirasından yararlanır.
SÜLEYMAN KARAGÜLLE
Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL
www.akevler.org (0532) 246 68 92