Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012
4370 Okunma, 4 Yorum

YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE

 

Varlık nedir, nasıldır, niçindir ve buna benzer soruları yüzyıllardır Felsefeciler cevaplamaya çalışmışlardır. Var olmayı ve varlıkların niçin ve nasıl oluştuğu, düşüncenin ana sorunudur. Bunu cevaplamaya çalışırken de salt aklın yeterli olacağını, ulaşılan sonucun test edilmesi veya laboratuarda uygulanmasını, akla hakaret olarak görmüş ve AKIL, HİÇ BİR ŞEYE İHTİYAC DUYMADAN, KENDİ ARGUMANLARIYLA HER ŞEYİ İZAH ETMELİDİR, demiştir.

Fakat zamanla matematik ve dil gelişti, bunlara bağlı olarak da diğer alt bilimler oluştu ve onlar da DENEYLE TEST EDİLEMEYEN ŞEY, İLİM DEĞİLDİR dediler. Böylece felsefe ile ilim(başka bir tabir de söylenebilir), birbirinden usul olarak ayrılmış oldu. Başta Astronomi, Jeoloji, Biyoloji ve diğerleri varlıkların, yanı eşyanın nasıl var olduğunu deneylerle de kanıtlayarak, izah etmeye muvaffak oldu. Artık Felsefe, eşyanın nasılı konusunda söz söyleyemez oldu. İlim ise deneylerle ispatlayamadığı, 5 duyu ile gözlemleyemediği olayları ise METAFİZİK diyerek, şimdilik çalışma alanının dışında bırakmış oldu.

Felsefenin ise, varlığın NEDENi ve NİÇİNi konusunda hala söyleyeceği şeyleri olabilir ama, artık NASILı konusunda söz söylemek ona düşmez. Bu konuda da metafizik dediğimiz konular, fizik içi olana kadar vakti vardır. Artık fizik dışı bir şey kalmayınca o konuda da söyleyecek sözü kalmayacaktır.

İBARELERe gelince, Ademin kıllarını dökmesiyle beraber onlar da tüy döktüler ve çıplak kaldılar. Onlara giysi/anlam giydiren bizleriz. Harun bey; Googlenın genomu varsa, benim de ibarelerim var diyor. Kendisi benim gözümde Felsefenin son asilzadelerindendir ama artık eşyanın NASILINI düşünecekse, adına MÜSPET İLİMLER denen ve matematiğin türevlerinden ibaret olan alet ilimlerinin çıkarımlarına güvenmeye başlasın. Bunlar hala varsayım, icma mı var ki gibi sudan bahaneler bu yaraya merhem olmaz.

Bugün artık; yaklaşık olarak söylersek; evrenin 14 milyar yıl önce bir patlamaya, güneşimizin 5,5 milyar yıl önce bir yoğunlaşma ile dünyamızın 4,5 milyar yıl önce, ilk primitif tek hücreli canlının denizlerde 1,5 milyar yıl önce oluştuğunu, vs, İstanbulun da 1453 yılında Türkler tarafından ele geçirildiğini biliyoruz. Gelecek için de hesaplarımız var elbette. Güneşin kalan ömrünün 4,5 milyar yıl olduğunu, bu tarihten sonra hidrojeninin biteceğini görebiliyoruz. Bir sonraki güneş tutulmasının, bir dahaki Venüs geçişinin ne zaman olacağını saniyesine varıncaya kadar biliyoruz. Evrenin genişlemesinin ne zaman duracağını, hatta durup durmayacağını henüz tam bilmiyoruz ama sürekli gözlemliyoruz ve tahminlerde bulunuyoruz. Felsefe, şimdilik uzak gelecekle de ilgili bir şeyler söyleyebilir. Çünkü ortam henüz tam netleşmedi. Netleşince o konuda da söz kalmayacaktır

Üstad Karagüllenin çok takdir ettiğim bir prensibi vardır: O, uzak geçmişimiz ve uzak geleceğimiz ile fazla ilgilenmez. Bunun günümüze, günümüz problemlerine bir fayda getirmeyeceğini düşünür. O göreceli olarak daha yakın geçmişimiz ve yakın geleceğimiz ile ilgilenir. Onun derdi, önümüzdeki 1000 yıldır. Buna ait çözümler ile uğraşır. Kuran okurken de eğer ayetler uzak geçmişten ve uzak gelecekten bahsediyorsa kısaca ve genel olarak söyler görüşlerini. Bu konuda detayları düşünmek israftır ona göre. Günümüzde ve önümüzde o kadar sorun var ve bu sorunlar bizi eziyorken, geçmişin ve geleceğin detaylarıyla uğraşmak ne kadar doğrudur ben de bilmiyorum. Fakat itiraf etmeliyim ki, uzak geçmiş ve uzak gelecek bana da çok cazip geliyor. Onları düşünmek, ibarelerden kestirimlerde bulunmak çok haz verici. Hasılı, kuram kurmak güzel bir şey.

Şahsen ben geçmişle, bizdeki peygamberler tarihi anlatımlarını, bugünkü müspet ilimlerin kesin sonuçları ile çelişmeyen bir şekle sokmak maksadıyla ilgilenmeye başladım. Doğal olarak gelecekle ilgili anlatılar da, en azından bugünkü ilmi verilerle çelişmemeliydi. Bunların bir kısmını yazabildim ama henüz tamamlayamadım. Yazacaklarım kafamda, yazdıklarım ise henüz tamam değil. İnşallah tamamlayabilirim. Böylece geçmişle ilgili anlatıları masal olmaktan, gelecekle ilgili olanları da ütopik olmaktan kurtarabiliriz diye düşünüyorum. Bunun, bugünkü sorunlarımıza bir katkısı olmayacaktır tabii.

Üstadın tek amacı ekol oluşturmaktır. Bireysel çalışmalar bireylerle beraber çoğunlukla kesilmektedir. Tarikatlarda el vermekle, devam var gibi görünüyor ama ilimde el vererek ilim sürdürülemiyor. Ama tarihte pek çok kere olduğu gibi ekol oluşturulabilirse, o kendi içinde devinir ve gelişir. Bunun için konu birliğine, emek birliğine, hatta mekan birliğine  ihtiyaç var. Birimiz yaradılışı, birimiz cenneti, birimiz ekonomiyi düşünürse elbette bir gelişme olmaz. Üretimi düşünüyorsak hepimiz düşüneceğiz. Şimdi birimiz düşünüyor, kalanlar sadece dinliyoruz. Yönetimi mi düşüneceğiz, hepimi ayrı ayrı düşüneceğiz ve tartışacağız. Vb.

Düşünmek güzeldir ve faydalıdır ama düşünceler bir araya getirilebilirse çözümler o zaman sağlıklı olacaktır. Her birimizin ayrı ayrı hobilerimiz olsa da, ortak hobimiz, önümüzdeki 1000 yıllık yeni medeniyetin sorunlarını, kendi adımıza, çocuklarımız ve torunlarımız adına çözmeye çalışmak olmalıdır. Hiçbir şey olmasa da belki torunlarımız faydalanırlar ve bizlere teşekkür ederler.

Saygılarımla.

H.Kayahan

 

 


YorumcuYorum
Sam Adian
06.07.2012
23:37

Sayın Üstat

Adem'e matuf tezlerini tartışmadan önce yazınızın başlığında kullandığınız YARATILIŞ, DIRILIŞ kelimelerine açıklık getirmeniz yararlı olabilir mi?

Dirilişten kastınız herhalde nihai toplanma olmalı. Ancak Kur'an topraktan diriltmekten veya yeniden üretmekten sözetmiyor. O halde nasıl bir diriliş?

Yaratılış ile ilgili tezlerinizi de takip etmeye çalışıyorum. Özellikle Adem'in Afrika kökenliliği ve Beşerin üretimi için dünyanın yeterli olduğu söyleminiz oldukça ilginç . Acaba bu yaklaşım, yaratıcının öngördüğü ihtişamı bir miktar kafese koymuyor mu?

Felsefenin artık yerini müspet ilimlere bıraktığını söylüyorsunuz ve akabinde de düşünmeye davet ediyorsunuz. Düşünmeyi Felsefeden soyutlamanın nasıl mümkün olacağını da tanımlarsınız diye düşünüyorum.

Tabii Müsbet ilimlere olan itimadınızı da tabii ki saygıyla karşılıyorum. Elbette müsbet ilimlere de güvenmemiz gerekiyor. Ama acaba şöyle bir soru sorabilir miyiz: Mesele daha kısa bir süre öncesine kadar evrenin genişlemesinin duracağı savunuluyordu. Ancak bugün anlıyoruz ki evrendeki bu genişleme ivmesel bir genişlemedir ve durmayacak... Sizce hangisi doğru? Müspet ilimlerin ortaya koyduğu sonuçların kesinliğinden nasıl emin olabiliyorsunuz?

Zaman göreceli bir kavram değil midir? Hangi uzak gelecekten söz ediyoruz?

Ne dersiniz, bir eksiklik mi var?

Saygılar

Hüseyin Kayahan
07.07.2012
07:09

Sayın Sam,

Genellikle makaleyi yazıyorum ama karşılıklı tartışmalara girmemeye çalışıyorum. Yazdıklarımı, "Allah Allah bu da nereden çıktı? böyle de düşünülebilir mi?" sorularını oluştursun diye yazmaya çalışıyorum. Arkadaşlar da konu üzerine kendi akıllarına gelenleri yazıyorlar. Bu kadarı bana yetiyor.

Heisenberg'in belirsizlik kuralını bilirsiniz: "DETAYA İNERSENİZ GENELİ, GENELE BAKARSANIZ DETAYI GÖREMEZSİNİZ" Ben genel yazmaya çalışıyorum.

Makale başlıklarına ilginç kelimeler koymazsam okunmadığımı fark ettim. Okuyucu beni takip için okumuyor, adeta büyülü diyebileceğim kelimeleri görünce okumaya karar veriyor. Ruh, nefis, adem, yaratılış, cennet, huri gibi kelimelerin reytingi oldukça fazla. Fakat defalarca yazmasına rağmen 100 dairelik proje yazılarının okunma ve yorumlanma oranlarına bir bakın. Demek ilaç firmaları doğru yapıyor: İçindeki acıyı dışına şeker kapalayarak kamufle etmek işe yarar bir yöntemmiş. Başlıkları biraz da böyle seçiyorum. Fakat sizin sorduğunuz konuları da kapsayan makalemi ileride yazmayı düşünüyorum. Dediğim gibi bu konulara ilgi çok büyük oluyor ve Akevler'in yapmak istediği esas çalışmaları bir nebze de olsa proveke ediyor. Zihnimizi çalıştırıyor, Kurandan yeni şeyler öğreniyoruz ama bu platformun daha öncelikli konuları olması gerektiğini düşünüyorum ve çok ilginç olan bu konuları çok detaylandırmak istemiyorum. Harun bey de sahaya girince kıyısından bdeğindim öylesine.

Felsefe, "AKIL YETERLİDİR, BAŞKA YARDIMCI ŞEY ONA ZUL OLUR" DİYOR, ilim ise, "AKIL YETERLİ DEĞİLDİR, ULAŞTIĞI SONUÇ MUTLAKA DENEMELİ VE AYNI KOŞULLARDA HER ZAMAN AYNI ÇIKMALIDIR" diyor. Kabaca ve kısaca böyle değil mi? Nasıl olduğunu söylediğiniz zaman onun ispatı gerekiyor, ama niçin olduğunu söylediğiniz de laboratuar ispatı gerekmez. bunu akıl yürütmelerle yapabilirsiniz. Felsefenin görevi devam ediyor, sadece sahası daralıyor demeye çalıştım. Elbette her iki yöntemde de düşünme vardır, zorunludur.

Müspet ilimlerde de icma şartını ararız. Sizin icmayı delil olarak görmediğinizi biliyorum. Bu benim için böyledir. Daha önce yazdım: İCMA'I KABUL ETMEZSENİZ TANRININ TANRILIĞINI SORGULAMANIZ GEREKİR". Dolayısıyla, bir konuda o konunun uzmanı kabul edenlerin biribirinden bağımsız olarak vardıkları ortak sonuç o konuda bir İCMAdır, ve beni bağlar. Evreninin giderek hızlanması yeni fark edildi. Çekim kuvvetinin patlama kuvvetini yeneceği ve evrenini kendi üzerine tekrar kapanacağı, sonra tekrar patlayacağı zannediliyordu. Fakat yapılan ölçümler (dikkat edin ölçümler diyorum, feksefedeki düşünceyi nasıl ölçeceğiz?), evrenin gittikce hızlandığını gösteriyor. Henüz bu da kesin değildir. Kesinleşince nereye doğru evrileceğini düşünmeye başlayacağız elbette. Şimdilik de bizi hiç ilgilendirmiyor. Müsebbib olan düşünsün ve uğraşsın dursun...

Zaman göreceli ama ben bu zamanı yaşıyorum ve benim için onlar oldukça uzak. Siz hızlanabiliyorsanız sizin için zaman akmaz ama çok sıkıcı olur herhalde. var olalım, yok olalım tekrar var olalım sanki daha iyi...

Saygılarımla.

H.Kayahan

Reşat Nuri Erol
07.07.2012
08:15

...VE

"SİVİL MEDRESE"

YANİ

"AKEVLER"

yorumsuz...

aynen...

amayazıdaki bazı yerlere/noktalara özellikle dikkat!..

nereleri olduğunu merak ediyorsanız siz bulun...

hadi bakalım, kolay gelsin...

selam ve dua ile..

reşad

*

Ali Bulaç Sivil medrese İmam hatiplerle ilgili tartışma sürüyor. Dün Mümtaz'er Türköne tezini pekiştirici bir yazı daha yazdı, Hayrettin Karaman Hoca da yazılarına devam ediyor. Eğer Batı'dan farklı siyasî çoğulculuk yanında sosyo-kültürel çoğulculuğu da ihtiva eden yeni bir sivil ve kamusal hayat modeli geliştirebileceksek, bu ancak bu üslup ve derinlikteki müzakereci siyaset yoluyla olacaktır. Konuyla ilgili o kadar e-mail geldi ki, ben de bir yazı ile daha fikirlerimi anlatma lüzumunu hissettim. Yakından takip edenler bilir, benim 30 senedir savunduğum tezler özetle şöyledir. 1) İslam siyaset teorisi açısından devletin sadece dört temel fonksiyona sahip olması gerektiğini düşünüyorum: Hükümranlığın/egemenliğin temsili (Cuma); ortak ve bölünemez ihtiyaçlar için vergi toplanıp denetimli ve şeffaf olarak harcanması (fey); adliye ve iç asayişin korunması (hadler) ve dış düşmana karşı ülkenin savunulması (cihad). Bu dört temel alanın dışında kalan bütün toplumsal hizmetler ve fonksiyonlar sivil alana ve din müntesiplerine bırakılmalıdır. Ancak bu sayede Batılı demokrasilerin sosyo-kültürel çoğulculuğa açık olmayan gizli totalitarizmleri aşılabilir. Bu, mahiyetçe modern devleti sahte söylem ve aldatıcı politikalarla daha da azmanlaştıran liberal düşünceden bambaşka şeydir. 2) "Eğitim" esas itibarıyla merkezi ve organize süreç olarak insanı özel bir işlemden geçirdiği için insan onuruna hakarettir. Hayvanlar ve embesiller eğitilir. İnsan için gerekli olan "öğretim"dir. Bu da beşikten mezara kadar sürer. Ancak ister eğitim ister öğretim deyin, bunun tümüyle sivil alana ve sivil topluma bırakılması gerekir. Devletin eğitme, bilgi üretme, bilgiyi denetleme, bilgiyi aktarma, kendinden menkul bilgi otoriteleri belirleme yetkisi yoktur, olmamalıdır. Din müntesipleri ve bir din içindeki farklı mezhepler ve gruplar kendi "eğitim-öğretim işlemleri"ni kendileri yürütürler. 3) İslam tarihinde büyük ilmî, fikrî ve entelektüel uyanış eğitimin sivil ve kurumsal olmayan karakterde sürdüğü dönemdir ki bu Nizamülmülk ve Gazzali'nin ortak projesi Nizamiye Medresesi'nin kuruluşuna kadar sürer. Nizamiye'den sonra fikrî ve ilmî hayat zayıflamış, bilgi-eğitim siyasî iktidarların denetimi altına girmiş ve 12. yüzyıldan sonra başlayan Batı Rönesans ve sonraki Aydınlanma'ya karşı Müslümanlar bu yüzden cevap verememiştir. Büyük İslam filozofları, kelamcıları, fakih ve irfan erbabının hiçbiri nizami bir eğitim kurumunda okumamıştır, ama düzenli bir ilim halkası veya alimin rahle-i tedrisinden geçmişlerdir. 4) Amerika ve Batı, Sudan, Moritanya, Yemen, Suudi Arabistan, Pakistan ve Afganistan'dan ısrarla geleneksel medreseleri kaldırıp yerine modern okul ve üniversite sistemini yerleştirmesini istiyorlar. Zaman zaman medreseleri kasıtlı olarak bombalıyorlar. Çünkü okul dönüştürür. Bugün Müslümanların "okul ve üniversiteyi yüceltmeleri" yanlış ilaç almalarına benzer. Bu ilaç yıkıcı etkilerini göstermeye başladı. Farkında olmadan bu sistemin eğitiminden geçen dindar insanlar, "kalbi mü'min, beyni seküler" yetişmektedirler. 5) Mevcut eğitim sistemi, okul ve üniversite modern ulus devlete hizmet eder. Aydın ve akademisyen yetiştirir ama ulema yetiştirmez. Ülkemizde bunca ilahiyat fakültesi vardır, fetva verebilen, yol gösterebilen tek bir alim zat yetişmiştir, o da şahsî gayretiyle kendini yetiştiren Hayrettin Karaman Hoca'dır. Oysa bizim asıl büyük ihtiyacımız dünyaya eleştirel bakan, ufuk çizen, yeni dünyayı tasarlayan İslamî entelektüel yanında yol gösteren ve fıkıh usulüne göre toplumsal önderlik yapabilecek olan alimlerdir. Bu da ancak "sivil medrese" modelinde yürür, bunun Nizamiye'den de farklı olmalıdır. Sivil öğretim hakkı her din, mezhep ve cemaate tanınmalıdır. 6) Mevcut imam hatiplerin ve ilahiyat fakültelerinin bu fonksiyonu görmedikleri açıktır. Şikâyetlere konu olmaktadırlar. Nihai ve asli çözüm (ideal politik) İslamî bilgi üretme ve aktarma faaliyetinin devletin denetiminden çıkarılmasıdır. Ancak bu sadece imam hatipleri değil, genel olarak eğitimin kendisinin sivilleştirilmesi durumunda düşünülmelidir. Eğitim tekeli devletin elinde oldukça sadece imam hatiplerin sınırlandırılması veya kapatılması adil değildir. Eğitim sivilleştirilinceye kadar (reel politik gereği 5 Temmuz tarihli yazımda belirttiğim gerekçeler muvacehesinde) bu okullar reformlar yaparak varlıklarını sürdürmelidirler. a.bulac@zaman.com.tr 07 Temmuz 2012, Cumartesi

hakansarilar
07.07.2012
15:08

Ali Bulaç'ın 1000 yıl önceki gelişmeleri örnek göstererek analoji yapmasını hayretle karşıladım. Yine kendi katolikliğimizin çaresizliğinde dönenip duruyoruz. Batı medeniyetinin yükselişinin altında üniversiteler vardır. Standardizasyon vardır. Bilimsel disiplinler vardır. Kabul edelim veya etmeyelim insan gelişimine ve medeniyete büyük katkıları olmuştur. Özerk üniversite denklik mekanizması geliştirmiştir. Öğle her önüne gelen tıp eğitimi veremez mesela... Verse de denk kabul edilmez ve yok hükmündedir. Eğitimde devletin rolü başka bir mevzudur. İnsanın insan olmasından kaynaklanan eşitliğini temin etmek amacıyla işin içine girer. Bence girmek mecburiyetindedir. Yeni ulema sınıfları yaratmak ve halkı kendi acziyeti içerisine terketmek sonucunu doğuracak uygulamalar Ebuzerleri evlerine hapsetmekle mümkün olabilir.

Eğitimi hayvanlara terketmesini de hayretle karşıladım. Eğitim öğrendiklerimizi uygulama biçimini öğrenmektir. Önce öğrenir sonra eğitimini alır sonra kendi tarzını geliştirirsin. Otomobil kullanmayı öğrenmek başka bir şeydir uygulamak başka bir şey... Mevcut eğitim sisteminin bir ideoloji dayatmasını ve bu ideolojiyi beğenmiyor olmak başka bir şey, çağın ihtiyaçlarına göre yurttaş yetiştirmek için tedbirler almak başka bir şey. Özel okul kapitalizmin sınıflararası geçişi engellemek için icat ettiği aynı zamanda kar amaçlı müesseselerdir. Musa'ya değil, firavuna hizmet ediyor. Lütfen biraz daha özgün ve yaratıcı olmaya çalışalım. Bilgi sadece insan gelişimini sağladığı için değil aynı zamanda eşitleyici olduğu için stratejiktir. Geleceğin toplumunu o şekillendirecek. Tuzu kuru olanlar için karar vermek kolay, Toroslardaki bir dağ köyündeki çocuğu düşünmeyen münevver kendini sorgulamalıdır. Genel eğitimin nasıl olması gerektiği ayrı bir tarışmadır. Onun üzerine inşa edilecek özel eğitimi yapan(akevler gibi platformlar başka şeydir kanaatindeyim.





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5510 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4974 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3511 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2999 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 996 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma