Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015
10707 Okunma, 11 Yorum

FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI

(Günün ardından gecenin gelmesi, güneş batar batmaz değil, yavaş yavaş olur.) Güneşin doğmasından önce ve batmasından sonra gökyüzünde görülen yarı aydınlık kuşaklara “ALACAKARANLIK” denir. (Üst atmosferde saçılmış güneş ışığının ürettiği aydınlanmaya alacakaranlık denir. Gündüzü bir hayli uzatabilen bu olay, güneş ışığını yaygın olarak yansıtan yer atmosferinden ileri gelir.) 3 çeşit alacakaranlık kuşağı vardır.

1.      Civil Twilight / Kara Tan’ı / Kent Tan’ı / ElKhayt-ul Ebyad:

Güneşin doğmadan önce, battıktan sonra; ufuk çizgisinin 0 ila 6 derece altında olduğu kuşaktır. Beyaz karekterlidir. (Venüs gibi parlak gezegenler bu sürede görünmeye başlar.)

2.      Nautical Twilight / Deniz Tan’ı / Su Tanı:

Güneşin ufuk çizgisinin 6 ila 12 derece altında olduğu kuşaktır. Hem siyah hem de beyaz karakterlidir. (Denizciler için önemlidir ve bu süre içinde denizciler kendilerine parlak rehber yıldızlar seçerler.)

 

3.       Astronomical Twilight / Hava Tan’ı / ElKhayt-ul Esved:

Güneşin ufuk çizgisinin 12 ila 18 derece altında olduğu kuşaktır. Siyah karakterlidir. (Çıplak gözle çok zayıf yıldızların görülmesine elverişlidir.)

Bizim eski fıkıhçılarımızın isabetle tespit ettiği bu kabuller, bugünkü astronomini de aynen geçerlidir. Her bir derece 4 dakika olup; 6 derece olan her bir Tan da 24 dakika sürer. 3 tan’ın toplam süresi 72 dakika olur.

Ay da dünyanın etrafında her gün 12 derece geri kalarak, 29,6 günde tam bir tur atar ve kendi ekseni etrafındaki dönme süresi de budur. Ay her gün 48 dakika daha geç batar.

Halk arasında “cemre” olarak bilenen olayında temelinde bu alacakaranlık kuşakları olsa gerektir. Dünyanın eğik olan ekseninden dolayı mevsimler meydana gelir. Tahminim (kesin hesapları yapma imkanım olmadığı için) Kuzey yarım küre için en kısa günün geçmesinden sonra günler yavaş uzamaya başlar. İşte bu üç alacakaranlık kuşağı yaklaşık 8 gün arayla ekvator düzleminin üzerine geçer. Halk arasında da Cemre düşmesi denen olay, birer hafta arayla gerçekleşir ve önce havaya (Astronomical twilight olsa gerektir), sonra suya (Nautical twiligth olsa gerektir) ve daha sonra da toprağa (Civil twilight olsa gerektir) düştü denir.

 

 

Bu kısa ansiklopedik bilgiden sonra Kuran’daki ayeti biraz inceleyelim:

Bakara187 ayet:

أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَائِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْ فَالْآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا الصِّيَامَ إِلَى اللَّيْلِ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ (187)

 

Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah’ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.

İşin teknik boyutunu anlatan kısımda şu kelimeler geçmektedir: hattâ, beyan (tebeyyene), leküm, elHAYT, elEBYAD, elESVED, el FECR, TEMEME (etimmu), elLEYL.

Hattâ”; …e kadar manasındadır. Zaman zarfıdır.

beyan” kelimesi; açığa çıkması, bilinmesi manasındadır ve görme demek değildir. Zira görmeyi ifade eden kelimelerden olan rüyet, basar, nazar vb. kullanılmamıştır. Bunun manası hesap ile tebeyyün edecek demektir.

leküm / size” ise; her beldedeki (her enlem ve her boylam derecesindeki) kişiler için bunun farklı olacağına işaret etmektedir.

HAYT” kelimesinin Latince karşılığı “TAYF”tır. Türkçede bunu “hüzme, demet” olarak karşılamaktayız. Marife oluşu da, herhangi bir tayfı değil, bilinen (ahd manasında) bir tayfı, burada da gökyüzündeki günlük oluşan tayfı ifade etmektedir.

min el FECR / fecirden” ibaresi ise; bunun gün battıktan sonra oluşan değil, güneş doğmadan önce oluşan alacakaranlığı ifade etmektedir. Zira simetrik olarak güneşin doğumundan önce ve güneşin batımından sonra bu her 3 alacakaranlık kuşağı ortaya çıkmaktadır. Türkçede halk arasında bunlara “tan”, veya “şafak” denmektedir. Eğer “min el FECR” demeseydi, hangisini anlayacağımızı bilemezdik.

elHAYTül EBYAD” ile “elHAYTül ESVED” ise; yine marife oluşlarından da kolayca anlaşıldığı gibi, herhangi bir beyaz tayf ve herhangi bir siyah tayf değildir. Ayetin siyak ve sibakından bunların fecr vaktinde (sabah) gökyüzünde oluşan tayflar olduğu anlaşılmaktadır.

Peki hangi alacakaranlık kuşağı “beyaz tayf (elhaytül ebyad)”, hangisi “siyah tayf (elhaytül esved)”dır? Beyaz tayf, görünen gün ışığına bitişik olarak yayılan; siyah tayf da karanlık geceye bitişik olarak yayılan tayflar olmalıdır. Ortada kalan “Nautical / deniz tayfı ise hem siyah, hem de beyaz demetler ihtiva eder, onun için birine izafe edilemez.

18 dereceden önce gökyüzü tam karanlıktır ve bize siyah görünür. Herhangi bir tayf söz konusu değildir.

18 ile 12. Dereceler arasında bu siyahlıkta çatlamalar, yarılmalar (çok ince beyaz çizgicikler) görülmeye başlar. İşte Kuran buna “elHAYTül ESVED / SİYAH TAYF” demektedir.

12 ile 6. Dereceler arasında siyah çizgilerle beyaz çizgiler hemen hemen eşit kalınlıkta dağılım gösterir.

6 ile 0. Dereceler (gün doğumu) arasında gökyüzü hemen hemen aydınlanmıştır ama bu beyazlığın içinde ince siyah çizgiler vardır. Kuran buna da “elHAYTül EBYAD / BEYAZ TAYF” demektedir.

0. dereceden sonra tam güneş ışığı oluşur, gökyüzü tam aydınlanır ve yine herhangi bir tayf söz konusu değildir.

12. dereceye kadar tek tayf (siyah tayf) görünür. 6. Dereceye kadar hem siyahın, hem de beyazın eşit dağılımlı olduğu (herhangi birinin baskın olmadığı) tayf görünür. Ama 6. Dereceden itibaren beyaz tayf görünmeye başlar. Böylece aralarında 6 derecelik Nautical/deniz tanı da bulunan bu iki tayf net olarak belirir, açığa çıkar (tebeyyün eder).  İmsak vaktinin en uzun zamanı gün doğumundan önceki 6. Derece olmalıdır. Zira siyah tayf (elhaytül esved) ile beyaz tayf (el haytül ebyad) ancak bu andan itibaren görünmeye başlar.

İmsak vaktinin en kısa vakti ise bu iki tayfın aynı anda ve belirgin bir şekilde görülebildiği gün doğumuna en yakın süredir. Gün doğumuyla her tayf da kaybolur.

Bu kabulümüz doğru olursa güneşin doğumuna 24 dakika kalaya kadar yeme ve içme işlem devam edebilir demektir.

Akşam ise bunun simetrik olarak tersidir. Oruçun Leyle kadar tamamlanması emredilmiştir. Leyl ne zaman başlar? Güneşin batışı ile başlamaz, zira alacakaranlık kuşaklarından dolayı aydınlık devam etmektedir.

Batışı takip eden ilk 24 dakikada (6 derece) sadece “beyaz tayf” vardır.

48. Dakikaya (12. Dereceye) kadar ise “beyaz tayf” ile “karışık tayf / nautical tayf” görülür.

Ama 12. Dereceden itibaren, yani 49. Dakikadan itibaren gökyüzünde “siyah tayf” da görünmeye başlar. Bu geçenin başlamasıdır…?

18. Dereceden, yani 72. Dakikadan sonra sadece karanlık kalır.

Öyleyse oruç; güneşin doğuşundan en geç 24 dakika önce başlar, batışından da en erken 48 dakika sonra sona erer. Böyle midir?

Arkadaşların görüşlerini rica ediyorum.

Saygılarımla.

H.Kayahan

bjoxEAA��b

 


YorumcuYorum
Hüseyin Kayahan
17.07.2015
11:37

Cemre ile ilgili kısmı değerlendirmemenizi rica ederim. Zira alacakaranlık kuşağı; ufuk düzlemine paralel ama ekvator düzlemine 90 derece dik konumda, cemreyi oluşturan ekinokslar hem ufuk düzlemine hem de ekvator düzlemine paraleldir. Sadece süreleri bende bir çağrışım yapmıştı, öylece yazı vermiştim.

 Saygılarımla.

H.Kayahan

Şeyma Yavuz
20.07.2015
13:48


Selamlar,

Allah razı olsun, fikrinize ve emeğinize sağlık. Hayli aydınlatıcı bir makale olmuş.

Şahsi kanaatim, "HAYT” kelimesinin Latince karşılığı “TAYF”tır. " makalenizin/tezinizin kırılma noktası oluyor. Hayt kelimesine TAYF manası verildiği anda ayette bahsi geçen gece ve gündüz oluşumlarının periyodik "dönemler" olduğunu anlıyoruz. Açıkçası ben arapça yetersizliğimden bu kelimeye hangi manalar verilebilir bilmiyorum. Sizin daha iyi bildiğinizi kabul ederek bu manayı kabul ediyorum. 

Öte  yandan "Beyaz tayf, görünen gün ışığına bitişik olarak yayılan; siyah tayf da karanlık geceye bitişik olarak yayılan tayflar olmalıdır.  " savınız ise tabiri caizse siyah iplikle beyaz ipliğin bütün düğümlerini çözüveriyor.  Diyanet ile Bayındır arasında köprü niteliğinde bir tez olmuş. Diyanet 18 derecede geceyi kesiyor ve orucu başlatıp namazı kıldırıyor, sizin içtihadınız ise - şayet anlamamda kusur yoksa- astronomic twilight ın sonuna ve nautical twilightın başına kadar sahur yapabileceğimizi ve sabah namazını astronomic twilighttan sonra kılabileceğimizi söylüyorsunuz. Yani 12 dereceyi referans alıyorsunuz imsak başlangıcı için, zaten Bayındırın kabul ettiği 9 derece astronomik olarak bir tayf başlangıcı belirtmiyor. Süleyman hoca ile bu konuyu konuştuğumuzda, o da 12 derecenin daha musib olduğunu söylemişti. Ben de aynı matematiksel hesaplamaları tekrar yaptığımda sizinle aynı sonuçları elde ediyorum, ama mana kısmını doğrudan sizden kabul ediyorum.  İçtihadınız şimdiye kadar duyduklarım arasında en makul olanı, kabul ediyorum. Teşekkür ederiz. 

Bu dönemsel geçişlere baktığımda Sünnetullahın "evrim methodunu"  yani zaman içinde, birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme sürecini gökteki vak'alar için de kabul edebildiğimizi görüyorum. Göğün günü devirirken ki evrimini gözlemleyebiliyor, hesaplayabiliyoruz.

Makalenizi derginin twitter hesabından çoktan paylaştım bile. Umarım daha çok fikre ulaşabilir, ulaştırabiliriz.

Allah ilminizi ve gayretinizi arttırsın.

Selametle.

Bülent Sungur
20.07.2015
17:33

Merhaba,

Maalesef, Word'den yapıştır fonksiyonu çalışmadığı için yorum metnini buraya aktaramadım. Bu yüzden, yorum için link vermek durumundayım. Aynı şekilde, link fonksiyonu da işlevsiz göründüğünden, onu da buraya düz yazmak zorundayım.

www.twitlonger.com/show/n_1sn43kd

Umarım, bu yoldan yorum metnine ulaşılması mümkün olur?

Selamlarımla,

Bülend Sungur

www.kuranizeka.com

Lütfi Hocaoğlu
20.07.2015
17:46

Bülent Bey merhaba,

Eğer tarayıcı olarak Chrome kullanıyorsanız yapıştırma fonksiyonu inaktif olacaktır. Tarayıcıdan kaynaklanıyor. Chrome güvenlik gerekçesiyle böyle yapıyor. İnterner Explorer'da resim bile yapıştırabilirsiniz.

Selamlar

Lütfi Hocaoğlu
20.07.2015
17:57

Bülent Bey, ben sizin makalenizi buraya yapıştırdım. Chrom'dan link inaktif olsa da yapıştırma tuşu ile yapıştırabilirsiniz.


Sayın Hüseyin Kayahan,

Süleymaniye Vakfı’nın bu konuda öncülük öden çalışmalarını incelemiş bulunuyorum. Bu sitede, daha önce Sn. Mete Firidin tarafından kaleme alınmış iki adet makaleyi de okudum. Son iki senedir, imsak saatinde Süleymaniye Vakfı imsakiyesine uymaktayım. Bunu , sabah namazı vakti için daha çok önemsiyorum. 

الخيط sözcüğü için TAYF tercihinizi değerlendirecek bir lengüistik tetkik imkanım şu sıralar bulunmuyor. Ancak, önceki araştırmalarımda bu kelime için HAT demenin isabetli olduğuna kanaat getirmiştim. Sizin söylediğiniz anlamda SPECTRUM demek ne kadar isabetli olur; şüphedeyim?! 

Burada asıl, FECR sözcüğünün etimolojisini merak etmek icap eder diye hep düşünmüşümdür. Arapçanın bize sunduğu semantik yeterli ve anlamlı görünse de, beyaz ve siyah hatların vurgulandığı Bakara: 187’deki FECR için daha derinlerde bir şey olması gerektiğini hep sanmışımdır. Nitekim, İngilizce transliterasyonu “piJcara” olan Sanskiritçe sözcük पिञ्चर ‘ın reddish-yellow (kızıl sarı) olduğunu görmek bendenizi hiç şaşırtmamıştır. Evet, bu tam fecr kızıllığını tanımlayan bir sıfattır. 

LEYL kavramını gelince… 

Kurân’a bakınca bu konuda derin bir analiz yapılması gerektiği anlaşılıyor. Ancak, ilk elde literatür LEYL için güneşin batmış olmasını yeterli saymış. Bu bana da çok mantıklı ve haklı görünüyor. Çünkü, her ne kadar astronomik olarak güneşin doğmasından önceki fecri karşılayacak bir evre gün batımında bulunsa dahi, bu evreyi LEYL’den ayıran bir Kurânî terimin bulunmadığını görüyorum. Yani, güneş doğmadan önce, LEYL’den olmayan bir evre var ve ismi FECR… Buna mukabil, Kurân’da gün batımından sonra LEYL’den olmadığı belirtilmiş ve adı konulmuş bir ara evre bulunmuyor… 

Diğer taraftan, LEYL’i tam olarak değerlendirebilmek için şu âyetlere, sûre isimlerine dikkat kesilerek bakmak –kanaatimce- bizlere çok şeyler fısıldayacaktır.

Ve’l-leyli iza YESR (Fecr:4)
Ve’l-leyli iza AS’ASE (Tekvîr: 17)
Ve’l-leyli iza YAĞŞÂ (Leyl: 1)
Ve’l-leyli iza SECÂ (Duha: 2)


Dualarımla,

Bülend Sungur
www.kuranizeka.com 

Bülent Sungur
20.07.2015
18:57

Lütfi Bey,

İlginiz için gönülden teşekkürler. 

Evet, Chrome kullanıyorum. Word'den yapıştır simgesini tıklayarak açılan kutucuğa metni yapıştırabiliyoruz. Ancak, sonrasında OK tuşu cevap vermiyor. 

Selam,

Bülend Sungur


Lütfi Hocaoğlu
20.07.2015
20:05

Bülent Bey,

Eğer metninizde resim yoksa Word'dan kopyaladıktan sonra Chrome'da CTRL+V veya SHİFT+INSERT tuşlarına basarsanız yapıştırır.

Eğer metninizde resim varsa İnternet Explorer'da aynı şekilde resimlerle beraber yapıştırabilirsiniz.

Eğer İnternet Explorer'da yorum kutucuğu bozuk geliyorsa bu durumda İnternet Explorer menüsünde uyumluluk modu kısmında akevler.org yazıp ekle derseniz, bundan sonra yorum kutusu düzgün bir şekilde gelecektir.

Selamlar

Lütfi

Bülent Sungur
20.07.2015
20:14

Çok teşekkürler...

Bülend

Lütfi Hocaoğlu
20.07.2015
20:17

Bülent Bey,

Eğer metninizde resim yoksa Word'dan kopyaladıktan sonra Chrome'da CTRL+V veya SHİFT+INSERT tuşlarına basarsanız yapıştırır.

Eğer metninizde resim varsa İnternet Explorer'da aynı şekilde resimlerle beraber yapıştırabilirsiniz.

Eğer İnternet Explorer'da yorum kutucuğu bozuk geliyorsa bu durumda İnternet Explorer menüsünde uyumluluk modu kısmında akevler.org yazıp ekle derseniz, bundan sonra yorum kutusu düzgün bir şekilde gelecektir.

Selamlar

Lütfi

Hüseyin Kayahan
26.07.2015
00:28

Cengiz beyin uyarılarına katılıyorum. Bir endişeden dolayı ayrı makale olarak yayınladım:

Makalelerin okunma sayılarını ve en son yapılan yorumların tarihlerini görüyoruz. Buna rağmen, “eski makalelere yeni bir yorum eklenmiş midir?” diye araştırma yapanların sayısının az olduğunu zannediyorum. Belki de ben yanılıyorum… Yorumlar dolayısıyla çok uzayan makalelerde ilave edilen yorumların da hakkıyla okunmadığı endişesini taşıyorum.

Hayt kelimesinin Tayf kelimesi olması gerektiğini Mete Fridin’e bir hafta sonra söyledim, ilave ek yorum yapacağını bekledim ama yazmayınca yeni bir başlıkla açmayı uygun gördüm. Uyarınızda haklısınız ama uygun bir metot ve reji (sekretarya) aracılığıyla konu konu başlıklar açıp (belki de kitap bölümünde olabilir), o konuda içtihadı olanlar, yeni görüş söyleyenler oraya ilave edebilirler. Site yeni şekli ile dünyadaki herkesin ulaşabileceği bir duruma da kavuştu. Katkı koyanlar da artacaktır. Nitekim Bülent Sungur Bey yeni katılanlardandır herhalde.

Karagülle’ninkinden farkı, daha doğrusu, yeni olabilecek hususlar şunlardır:

Bu konuda Şeyma hanıma teşekkür ederim, farklılıkları benden iyi vurgulamış. Kısaca ben de tekrar bazılarına değineyim.

Hayt kelimesine verilen yeni karşılık: Tayf;

Beyaz iplik ve siyah iplik kavramlarının şimdiye kadar kabullenile geldiği gibi, beyaz ve siyah dikiş ipliği

değil, alacakaranlıkta oluşan siyah ve beyaz tayflar olduğu, (bunların marife kullanılması ile zaten herhangi bir iplik manasına gelemeyeceği açıktır);

“Min el fecr” diyerek, başka siyah ve beyaz tayflardan herhangi biri değil, fecr vakti olanın kasdedildiği, böylece bizim simetrik olarak oluşan akşam tayflarını da dikkate almamız gerektiği (min’i izah etmiyorum, zira siz benden çok iyi bilmektesiniz, “bi” dememiş, “fi” dememiş de, “min” demiş);

Akevler İzmir mealine baktığımda orada “min el fecr” ibaresini sadece en yakın olan “siyah tahfa/elhaytül esvede” izafe etmişiz. Fecr’i hem beyaz, hem de siyaha değil, yalnızca siyaha göndermişiz. Böyle kabul edilirse yine bazı farklılıklar çıkmaz mı? Fecr, her üç kuşağı da kapsamaz mı?

“İla el leyl” ile gecenin de tarif edilmesi gerektiğini, zira günün yarısı gece yarısı gündüz değildir. Her iki tarafta alacakaranlık kuşakları vardır ve bunlar oruçta gündüze eklenmiştir;

Esas üzerinde mümkünse ittifak etmemiz gereken “tebeyyün” vaktidir. Bir şey ne zaman tebeyyün eder, beyan olunur?

Beyn; (sözlüğüm yanımda değil bakamadım ama) etrafı/sınırları ve muhtevası rahatça görünebilen küçük ova/koyak/çukur benzeri yerlerdir, (yarık değildir). Uçsuz bucaksız değil, çok küçük de değildir. Beyan, tebeyyün vb. manaları buradan hareketle sınırlarına kadar her şeyine vakıf olunan hal demektir. Bu sadece rüyeti/görmeyi kapsamaz herhalde. Zira, bulut olmasa bile; havadaki nem oranı, yüksek ve alçak basınç durumu vb. sebeplerle görüntü değişik tezahür edebilir. Esas olan hesaptır. Ya Karagülle ve Metenin dediği gibi 9. Dereceyi (sonunu) alacağız, ya da 12. Derecenin sonunu alacağız.

Sayın Bülent Sungur bey;

katkı ve uyarılarınız için öncelikle teşekkür ederim. En son söyleyeceğimi başta söyleyeyim ki; önemine vurgu yapılmış olsun:

Kuran’da 1700 cıvarında kök ve bunlardan türemiş 85.000 (köklerin 50 katı) civarında kelime vardır. Bu 1700 kök, ya 1600 (16*100)dür ve yabancı kelimelerle çoğalmıştır. Ya da tekli ve ikili harflerin de ilavesiyle 100.000 olur, metrik sisteme uygun olur. Zamanla bunlar da araştırılır.

Bu girişi şunun için yaptım. Leyl kelimesi için beraber kullanıldığı 4 kelime vermişsiniz, “bunlara da bakarak leyl tarif edilmelidir”, demişsiniz. Kurandaki tüm kökler, evleviyetle birer doktora konusudur. Umulur ki ileride sadece kökler değil, tüm kelimeler doktora konusu olacaktır. Her sene ilahiyat fakültelerine binlerce yeni öğrenci girmekte ve eskiler de mezun olmaktadır. Murad edilse en azından bitirme tezi olarak 10 yıl içinde 100.000 kelime aynı usul ve formatta araştırılmış olur. Bu konuda Harun Özdemir beyin “şeriat/ŞR’(ayn)” üzerine yazılmış özgün bir kitabı vardır. Diğer kelimeler de bu şekilde ele alınmalıdır.

Cengiz beye de dediğim gibi; ister yalnızca Esved Hayt/Siyah Tayf, isterse de her ikisi Fecr’e izafe edilsin, demek ki başka siyah (ve Beyaz) hayt da vardır. Zaten akşam vaktinde de bu açıkça görülmektedir. Hatta sabah herkes uyanık olmadığı için, akşamkini hemen herkes görmektedir. Gurubu seyredenler, şafağı setredenlerden her zaman fazladır…

Fecr’in zıddı/simetriği olan kelime (ben de bakmadım ama) vardır diye düşünüyorum. Vitr kelimesi olabilir; her ne kadar şu anda sabaha yakın düşünülüyor olsa da) bana, bu uygun görünüyor.

Gece, gün batımı ile başlamamaktadır. En azından astronomlar böyle saymıyorlar. Sanırım Diyanet gün batımından 6 derece, yani 24 dakika sonra geceyi başlatmakta ve akşam ezanını okumaktadır. Sabah 18 derece önce başlattığı halde, akşam sadece 6 derece ötelemektedir. Diyanet sabah  (zira sabah, herkese çok zor gelen uyku meşakkati vardır) uzun bir süre eklemekte; ama akşam ise (çok kolay olduğu halde) kısa bir süre eklemektedir. Benim kanaatim sabah güneş doğumundan 6 derece (24 dakika) öncesinden; akşam güneş battıktan 12 derece (48 dakika) sonrasına kadar süreyi almak gerekir. Her iki haytın//tayfın gözle görülebilecek pozisyona gelmesi ancak bu derecelerdedir. Bu anı biz hesapla tespit ederiz. Zira göz kısıtlı imkanlar sahiptir.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
28.07.2015
00:04

Kainatta her şey yuvarlaktır. Atom da böyledir, Yıldızlar da böyledir. Hata gökadalar da yuvarlaktır. Bu çekim kuvvetinden dolayı böyledir. Dönmeden ve birbirini çekmeden dolayı tam yuvarlak olmaz, biraz elipsoit olurlar.

Kendi ekseninde dönmeyen gezegenlerde gündüz ve gece oluşmaz. Dünya da her 24 saatte bir gece ve gündüz döngüsü oluşur. Ayın gündüz ve gecesi ancak 29,6 günde birdir.

Dünyanın güneş düzlemi ile ekvator düzlemi 23,5 derece eğiktir (ekliptik). Bundan dolayı mevsimler meydana gelir, günler ve geceler yıl boyunca uzar ve kısalır.

Eğer bu eğiklik olmasaydı, gündüz ve gece her zaman aynı uzunlukta olur; uzayıp, kısalmazdı. Güneş ışınları ekvatorda dik, her iki kutupta ise ufka paralel olurdu, aralarda ise 0’dan 90 dereceye kadar dağılım gösterirdi.

Gündüz ve gece arasında “alacakaranlık/(fecr ve vitr)” kuşakları vardır. Dünya üzerindeki herhangi bir nokta üzerine güneşin doğumundan önce ve batımından sonra oluşur. Bu kuşaklar adeta karpuzun (boylam) çizgileri gibi, ekvator düzlemine dik oluşur.

Alacakaranlığın sebebi, atmosfer ve hidrosfer tabakalarıdır. Boşlukta ilerleyen ışık, henüz ufuk düzlemimize çakışmadığı halde, atmosfere değince kırılır ve de saçılır, dönme devam edince hidrosfere de değer ve bir daha kırılır ve daha fazla saçılır. Gezegenin etrafında atmosfer yoksa alacakaranlık yok sayılır, zira sadece kırılma olmadığı gibi saçılma da yok seviyesinde olur.

Oluşan alacakaranlığın açısı/süresi, gezegenin çapı ve atmosferinin kalınlığına bağlıdır. Dünyanın çapı kabaca 13000km ve atmosferin kalınlığı da yine kabaca 10km’dir. Bunlara bağlı olarak 6 derecelik kuşaklar oluşur.

Kuzey ve güneye doğru gidildikçe gün ve geceler kısalır ve uzar; bunlarla beraber alacakaranlık kuşakları da uzar ve kısalır.

+66,5 ve -66,5 derece enlemlerin üzerinde tam gece, tam gündüz oluşmaz, günün büyük bölümü alacakaranlık kuşakları halinde cereyan eder. Buralarda “namaz” ve “oruç” uygulamaları kendi enlemlerine göre yapılmaz. Nereye kıyas edileceği konusunda farklı içtihatlar vardır.

Cengiz beyin dil, matematik konusundaki melekeleri her türlü takdire şayandır. Yalnızca Arapçaya değil, Türkçe ve diğer batı dillerine vakıftır. Matematikteki türev ve entegrali ise her yere uygulayabiliyor. 2500 yıldır Eski Yunan Filozoflarının tespit ettiği iki akıl yürütme metoduna iki metot daha ekleyecek kadar felsefeye de hakimdir. Fıkhı ve özellikle zaruretler fıkhını iyi bilmektedir. Batı ekonomisini iyi bilmekte ve İslam ekonomisine de yeni tarifler getirebilmektedir.

Cengiz beyin makalelerle yetinmeyip, bu konularda kitaplar yazması gerekiyor. Bunu tavsiye etmek benim haddim değildir, lütfen beni bağışlasın ama bence buna ihtiyacımız var.

“Hayt” kelimesi “ip” değildir, Mete beyin de dikkat çektiği gibi, “habl” kelimesi “ip”tir.

Hidayet batı dillerine “huda” ve “god” olarak girdi; demişsiniz. Slav dillerinde “h” yerine “g” kullanılır ve mesela Rusçada “gid” rehber, yol gösteren demektir, “god” ile aynı olsa gerektir.

Benim bulunamadığım (bugün okuduğum) son seminerde Karagülle tebeyyün/beyan kelimesinin karşılığını “kanıtlamak/kanıt” olarak vermektedir. Eskiden buna ispat deniyordu. Tebeyyün etek demenin ilimdeki/hukuktaki karşılığı ispatlanması/kanıtlanması demektir, delillendirilmesi demektir. Bu da (görgü) şahitlerinin değil, (bilgi) şehitlerinin yapacağı işlerdir.

“min” ya cinsinin ondan olduğunu, ya da onun sebebiyle, ondan dolayı meydana geldiğini gösterir. Burada bana göre, “fecirden dolayı meydana gelen hayt” demektir.

Kuranda her şey ikili sistem gereği çift ve katları olduğundan haytın çifti vitirdir, zannediyorum. Arapçam yeterli olmadığı için tüm ilgili kelimeleri tasnif edemiyorum.

Katkılarınızı her zaman bekliyorum. Bilgimin yeterli olduğu konularda varsa itirazlarımı yaparım.

Saygılarımla.

H.Kayahan

x�FhF���V2




Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12420 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9348 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8228 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9949 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6912 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12942 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4575 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10707 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5019 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4360 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10604 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4608 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5552 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5511 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4428 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4888 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5334 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6389 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1311 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3284 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4137 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4904 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5943 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4975 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1655 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5237 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4952 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4974 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3262 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4663 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3239 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3187 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5391 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7029 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1943 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4775 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4971 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4991 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3405 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3512 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4594 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4668 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4694 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3060 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3307 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4662 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4668 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5456 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 3000 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2365 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2148 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 997 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 774 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 735 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 854 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 804 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1881 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1068 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 980 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5445 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2195 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2272 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2536 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2510 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2112 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3155 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1192 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2516 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2793 Okunma