Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020
854 Okunma, 0 Yorum

KUL HAKKI ve MUHASEBE

07.04.2020, COVID-19 günleri, İZMİR

(Bu deneme, Ahmet Yücel ağabeyimizin 13/10/2016 tarihli ricası üzerine kaleme alınmıştır.)

 

GİRİŞ

TANIM

“KUL HAKKI”, bireyin malında, canında ve kişiliğinde başka bireyler tarafından meydana getirilen eksilme demektir.

UYGULAMALAR

KUL HAKKI” kavramı fıkıh, yani hukuk tarafından yeterince inlenememiştir. O günkü fıkıh ve bugünkü ceza kanunları, kul hakkına giren konuları sadece “UKUBAT/SUÇLAR” konusunda incelemişlerdir. Mala, cana ve kişiliğe yapılan saldırıların dünyevi karşılıkları olan cezaları tanımlamışlardır.

Buna karşılık, “TARİKATLAR” ve benzeri kuruluşlar, “İNSAN HAKLARI” gibi kurum ve kuruluşlar da bu konuyu dillendirmişler ve kendi bakış açılarına göre telkin ve tavsiyelerde bulunmuşlardır. Onların fazla bir yaptırım gücü olmamıştır. Halbuki özellikle tarikatlar; kınama, konuşmama, manevi cezalar (oruç tutma, tesbihat, fidye, kamu yararına bedelsiz çalışma, uzaklaştırma/sürme,) ve benzeri pek çok müeyyideyi kendi topluluklarında uygulayabilirler. Bu konuda Taptuk Emre’nin Yunus Emre’ye uyguladığı ceza meşhur örnektir. Alevi toplulukların da haftalık “cem” toplantılarında bu konularda yaptıkları bazı eylemler olduğunu sanıyorum.

Keza meslek teşkilatları olan “AHİ TEŞKİLATLARI” da kendi grupları içinde, esnaflar mala ya da müşterilerine yaptıkları yanlışlar dolayısıyla grup tarafından cezalandırılıyorlardı.

Bütün bunlar dünya düzeninde insanlar arasında olması gereken uyumu sağlamak için yapmamız gerekenlerdir. Bilmeliyiz ki; hiçbir ceza, fiilin yerini tutmaz. Ceza; fiile denk ve eşit değildir. Cezanın birinci ve öncelikli gayesi caydırıcılıktır. Verilen ceza o kadar korkutucu olmalıdır ki, diğer insanlar o eylemi yapmaktan korksunlar. Bu toplumsal faydadır. İkinci gayesi ise o eylem sebebiyle meydana gelen zarar ve eksikliğin telafisidir. Eylem yapılan tarafın durumunun düzeltilmesidir. Bu da bireysel faydadır.

ADALET

Peki, gerçek gerçek karşılık, gerçek adalet nasıl temin edilecektir? İşte inananlar için bu iş “öte dünya”da tamamlanacaktır.

Hadi bu dünyada iken yapılan tecavüz ve haksızlıkları bir şekilde cezalandırdık, peki kişinin hiçbir karşılık beklemeksizin insanlara, hayvanlara, bitkilere kısacası çevresine ve doğaya yaptığı güzel ve olumlu katkıların karşılığı nasıl ölçülecek ve değerlendirilecektir? Vatan için canını veren, bir kötülüğü önlemeye çalışırken canından olan, topluma canı ve malı ile katkıda bulunan kişilerin mükafatı sadece öte dünyada mı olacaktır ve eylemi nasıl ölçülmektedir?

Bu nasıl olacak? Şimdi elimin erdiği, dilimin döndüğü ve aklımın yettiği kadarıyla size bunu açıklamaya çalışacağım.

ÖLÇEK

Metre”, uzunlukları ölçme birimimizdir. “Gram” ağırlıkları ölçme birimimizdir. Diğer birimler de böyledir. Uluslararası standart haline gelen birimler olduğu gibi, her topluluğun da ayrı ölçme ve değerlendirme birimleri vardır. Her şeyin başı, ölçme ve değerlendirmedir.

PARA” ise, mal ve hizmetlerin arz ve talep kanunlarına bağlı olarak, anlık zamanda, değerlerini ölçme birimidir. Her topluluğun kendi parası vardır ve bu para anlık olarak somut/reel olmasına karşılık, an dışında izafidir/itibaridir/değişkendir. Parayı mal olarak tarif etseniz de yine belirsizlik devam eder. Malların miktarı her an değişir, ona olan talep de her an değişir. Böylece malın topluluk nezdindeki itibarı olan değeri de değişir. Üstad Karagülle’nin parayı “toprak” miktarı ile tarif etmesi bu konuda bir parça gerçeklik oluşturur ama onda da toprak tarlaya, tarla arsaya, arsa arsapayına dönüşmeye devam ettiği müddetçe itibarı değişecektir. Az da olsa bu da değişkenliktir. Fakat insanların bir birime, bir ölçeğe ihtiyaçları yok olmaz. Bunlardan en az değişenini bulma çabası sürekli devam eder, Uluslararası standartlar enstitüsünün yaptığı gibi. Artık onlar zamanı, Sezyum atomunun bozunmasıyla, uzaklığı ışığın saniyedeki hızıyla, ağırlığı….., vb. yöntemlerle tarif etmeye çalışıyorlar. Hatanın en az olduğu birimi bulmaya çalışıyorlar. Hatasız (toleransı olamayan, %100 verimli) bir sistem inşa edilemez. Küçücük de olsa bir hata payı bu evrende mutlaka vardır. Olmasa, irrasyonel sayılar olmazdı.

BİRİM

Hepimiz geometri görmüşüzdür. Öğretmen tahtaya/kağıda üçgen çizerken size,

A kenarı 3 “birim”, B kenarı 3 “birim”, C kenarı 5 “birim” olan üçgen hangi üçgendir, diye sorar. Siz de “eşkenar üçgen“diye cevap verirsiniz. Buradaki “birim” izafi, itibari bir değerdir. Bazen metre, bazen milimetre, bazen inch, vs. olur. Ama aralarındaki orantı hep sabit kalır. 3,3,5 gibi.

KIYAMET BİRİMİ/ AHİRET BİRİMİ

Ben de bundan sonraki bölümlerde, ölçeklendirme olarak “BİRİM” ifadesini kullanacağım. Bu birim yeri gelir para cinsinden bir şey olur, mal cinsinden bir şey olur, zaman cinsinden bir şey olur, olur da olur. Birim, soyut bir kavramdır.

Birimin 10 birim, 1000 birim, 1.000.000 birim şeklinde üst katları olduğu gibi, 0,1 birim, 0,025 birim gibi alt katları da olur. Örneğin olumlu bir davranışın karşılığı +3,50 BRM gibi pozitif de olur, olumsuz bir davranışın karşılığı da -18,75 BRM gibi negatif bir değer de olabilir.

Böylece her şeyi eksi ve artı olarak birim ile gösterebiliriz. Birim yerine başka bir sembol da koyabiliriz. Mesela, KYM gibi. Bu kıyamet sözünün sessiz harfleri olur, veya eski tabir olan Kayme’nin kısaltılmışı olur. O zaman +11,05 KYM, -182,15 KYM gibi ifade edilir.

KIYAMET GÜNÜ / YEVM’ÜL KIYAME

Kıyamet günü genel olarak yanlış tercüme edilmektedir. Kıyamet günü dünyanın, kainatın son günü/evresi olarak algılanmaktadır. Halbuki bugün dünyamızda bizim hayatımızda da vardır. Nasıl?

Davaları bilirsiniz, en azından filmlerde görmüşsünüzdür. Davalar devam ederken görüşmelerin yapılabilmesi için günler ve saatler verilir. O günlere “duruşma günü” denir. O duruşmalarda konular müzakere edilir, tanıklar dinlenir, deliller değerlendirilir ve kararın verileceği son duruşma tarihi verilir. Hâkim o gün herkesi ayağa kaldırır ve dava hakkındaki kararını açıklar. İşte o nihai kararın okunduğu gün “yem’ül kıyame”dir.

Kıyam, ayakta belli bir durumda, kunut halinde durmaktır. Ara karalarda da kişiler ayağa kalkar ve hâkimi öyle dinlerler. Aradaki konuşmalarda ayağa kalkılmaz. İbare marifedir/belirlidir. Herhangi bir duruşma değildir. Kararın açıklandığı son duruşmadır. Tüm insanlık için düşündüğümüzde bu gün, ahiretteki son duruşma, yani dünya hayatımızın son kararının bize bildirildiği gündür.

Türkçedeki “Duruşma” kelimesi de kıyam manasından gelir ve ayakta karşılıklı durma demektir. İşte “yevm’ül kıyame” demek, kişilerin bu dünyadaki hesapları sonunda kendileri hakkında verilen hükmün açıklandığı gün/zaman demektir.

SUÇUN KARŞILIĞI

Bildiğiniz gibi; öldürme, yaralama, hırsızlık, gasp, terör, sahtecilik, yolsuzluk, hakaret ve benzeri pek çok suça karşılık hafif bir hapisten, ömür boyu hapis cezalarına, maddi ödemelere, bazı haklardan mahrumiyete ve benzeri pek çok cezalar uygulanmaktadır. Bunlar nasıl ölçeklenmiştir dersiniz?

Kuşkusuz maddi zarar veren suçların karşılığı o malın değeri ve işlenme şekline göre bir miktarda hapis cezası olabilmektedir. Öldürmenin karşılığı olan kısasın dışında öldürülen kişinin kalan ömrünün ekonomik getirisi kadar para cezası da ön görülmektedir. İçtihatlara göre farklılıklar olsa da diyet, kişinin aktif çalışma dönemindeki aylık asgari ücretinin toplamı kadardır. Bu da yaklaşık 40 yıldır. 40*12ay=480 ay eder. Bu da yaklaşık 1.000.000 (bir milyon) TL den fazladır. Öldürmenin cezası ölmek ya da bu kadar büyük bir meblağı ödemek olmalı ki, adam öldürmeler azalabilsin. Kişinin iki uzvunu yok etmek tam kişi diyeti, bir uzvunu yok etmek yarım diyeti diyerek hepsini para cezasına çeviriyoruz.

HÜSN/POZİTİF/OLUMLU ve KUBH/NEGATİF/OLUMSUZ

Yukarıdaki izahtan sonra şunu anlamamız gerekir. Demek ki, her suçu bir para değeri ile ölçebiliriz. Öldürmeyi, yaralamayı, hırsızlığı, sahteciliği, tecavüzleri, hakaretleri vs, hepsini para cinsinden ifade edebiliriz.

Peki iyilikleri de para cinsinden ölçeklendirebilir miyiz? Elbette yapabiliriz. Belki tam ölçemeyiz ama yine de bazı kabuller yapabiliriz. Birisini yoldan karşıya geçirme, yoldaki bir taşı kenara atma, bitkileri hayvanları koruma ve kollama, birisine gülümseme, aklınıza iyilik ve güzellik cinsinden ne gelirse hepsini para cinsinden ifade edebiliriz. Bunun tersi olanları da maddi bir birimle ölçebiliriz.

CARİ HESAP / TİCARİ MUHASEBE

Ticaret yapanlarınız çok bilirler. Yapmayanlar da kısmen bilirler. Bir mal veya hizmet aldığımız zaman, o kişi veya firmaya borçlanır; tam tersine bir mal veya hizmet verdiğimiz zaman da o kişiden veya firmadan alacaklı hale geliriz. Büyüklüğüne göre her firmanın onlarca, yüzlerce, binlerce borçlu ve alacaklı firma olur. Her bir firma ve kişi için bir hesap tutulur. Bu hesaplara cari hesap diyoruz.

Eğer hesaplarda bir hata yoksa, her an kimin ne kadar borçlu, kimin ne kadar alacaklı olduğu bellidir. Cari hesap, adı üstünde cereyan eden hesaptır ama an itibariyle tarafların hesabı bellidir.

Böylece mesela ülkemizde milyarca cari hesap oluşur ve ayrı ayrı takip edilir. Dünyada ise bu rakam 1 trilyondan fazladır. Arada bir, hiç olmazsa yıl sonlarında, karşılıklı hesap mutabakatları yapılır. Varsa hatalar düzeltilir ve her iki tarafta aynı sonuçta mutabık kalır.

MERKEZİ MUHASEBE

1991 öncesi ve hemen sonrasında Sovyetler birliğine ve Türki Cumhuriyetlere gidenler bilirler. Tüm mallar devletin, tüm hizmetler devlet tarafından verilir, tüm insanlar da devletin işçi ve memurlarıdır.

Örneğin, bir mağaza bir fabrikadan bir mal alır. Normal olarak mağazanın o fabrikaya borçlanması, o fabrikanın da o mağazadan alacaklı hale gelmesi gerekir. Fakat Sovyet sisteminde işler böyle olmaz. O mağaza, fabrika yerine devlete borçlanır; fabrika da mağazadan değil, devletten alacaklı hale gelir. Çalışanlar, fabrikaya veya mağazaya değil, devlete çalışırlar ve karşılığını onlardan değil, devletten alırlar. (Sosyolojik manada “Allah” ibaresini “devlet” olarak aldığınız da “hepimiz topluluğa/devlete çalışırız, karşılığını da topluluktan/devletten isteriz” anlayışı ortaya çıkar.)

Böylece cari hesap sayısı, emek/hizmet veren ve tüzel kişiliğe sahip firma sayısı kadar olur. Bu sistemde dünyadaki var olan trilyonlarca olan cari hesap sayısı, dünya nüfusu kadar olur. Herkesin karşılıklı tek tek mutabakat yapmasına da gerek kalmaz. Yoksa örneğin; 100 firmanın 100’er cari hesabı olsa, mutabakat yapılması gereken 10.000 (on bin) hesap var demektir.

Merkezi muhasebe sistemi işleri kolaylaştırır, işlem sayısını en az %1’e indirir. Devlet de her an, herkesin ve her firmanın durumunu, borç ve alacağını, yaptığı tüm işlemleri anında bilir, teftiş ve kontrollere gerek kalmaz. Sadece hukuk dışı, kriminal yani suç oluşturan gizli eylemler varsa onların takibi gerekir.

KUL HAKKI, KİŞİLERİN BORÇ ve ALACAKLARI

KAYIT CİHAZLARI

İnsanın 5 duyusu (alıcısı) vardır. Görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma. Bunu bilmeyenimiz yoktur. Çevremizle bunlarla iletişim kurarız. Bunlar nerede işlenir ve saklanır? Tabii ki; kendisine “beyin” dediğimiz “bilgisayarımızda” bunlar işlenir ve depolanır.

Şimdi size soruyorum: Gizli veya açık, sizin yaptığınız veya size yapılan her türlü fiil, konuşma, dokunma, vs bütün bunlar sizin kayıt cihazlarınız ile beyninize iletilir, değil mi? Ortamı görürsünüz, sesleri duyarsınız, kokuları alırsınız, tatları hissedersiniz ve elinizdeki nesnenin görmeseniz de bıçak mı yoksa ekmek mi olduğunu bilirsiniz. Bütün bunlar beyninizde işlenir ve depolanır. Bu beş alıcı cihazınız ve onları işleyen bir beyniniz yoksa sizin kişiliğiniz de yok demektir. Komadaki insanların bile beyni çalışamaya devam eder.

MÜNKER ve NEKİR

Hepimiz duymuşuzdur değil mi bu iki kelimeyi? Sağımızda ve solumuzda bulunan bu iki melek, bizim yaptığımız ve bize yapılan her şey, ama her şeyi kayıt ederlermiş değil mi? Olumlu olanları, yani bizim lehimize(alacak) olanları biri, olumsuz olanları yani aleyhimize()borç olanları da diğeri kayıt edermiş.

MELEKLER

Daha önceki yazılarımı okuyanlar “melekler” için, bunlar birer programdır, yani yazılımdır, dediğimi hatırlarlar. Bilgisayar ve program keşfedilmeden önce bunları izah etmek çok zordu. Bugün bunları çok kolay anlıyoruz.

“iblis”, bir virüs programıdır. Zararlı bir yazılımdır. İşleyen normal şeyleri bozma amacıyla çalışır. Biyolojik virüsler de böyledir, bilgisayar virüsleri de böyledir.

“melek” ise, faydalı yazılımlardır. Yapıcı ve onarıcı (anti virüs gibi) programlardır. Mesela, Leyle-i Kadirde melekler sizin beyninizde oluşan sıkıntı ve tıkanıklıkları gidermek için inzal olur, yani download olur, gerekli düzletmeleri yapar, yamaları yamar, oluşan virüsleri temizler ve çalışmasını normal hale getirir.

DEPOLAMA ve KAYITLAR

Her şey önce kişinin kendi beyninde depolanır. Fakat beynin bir özelliği var. Gelen verileri tasnif eder. Kişinin önem verdiklerini kalıcı hafızaya atar, diğerlerini geçici hafızaya alır. Bunlara REM ve ROM bellek deniyor. Kalıcı hafızadakileri da zamanla önemini yitirmişse siler, onların yerine yenilerini koyar.

Buraya kadar muhasebe açısından fazla önemli bir şey yok. Fakat, bu kayıtların an be an kablosuz (wireless) bir bağlantı ile ana serverde depolandığını düşünün. Bu ana server ise, “kitabun merkum / rakamlı kitap / dijital kayıtlardır. Allah’ın hard disklerinde sınır yoktur. Herşey ama herşey sürekli kayıt edilmektedir. Hem de bizim elimizle.

YEVM’ÜL HESAB / İYYAKE NA’BUDU ve İYYAKE NESTA’İN

Herkes mahşer günü kitabını (cari hesap defterini) eline alacak ve en son bakiyesini görecek. Alacaklı mı olmuş, yoksa borçlu mu çıkmış?

Hiç kimse, tek tek alacaklarını almak veya borçlarını tek tek ödemek zorunda olmayacak. Doğduğunuzdan ölünceye kadar geçen sürede binlerce insandan alacaklı veya borçlu hale gelmişsinizdir. Bunları tek tek bulmak nasıl mümkün olacak? Herkes bunu yapmaya çalışacak. Kim kimi önce bulacak? Anneniz önce kendi annesini bulmaya çalışacak. Fakat annnesi de kendi annesini bulmaya çalışacak. Demek ki o anda kimse kimseyi yakalayamaz. Mahşer meydanında Trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon…, insan olacak. Kimsenin kimseyi bulması imkansızdır.

Merkezi muhasebe yapıldığı için bu imkansız olan birbirini bulma işlemine gerek yoktur. Çünkü herkes merkezden alacaklı veya merkeze borçludur. Bundan dolayı Allah seri’ul hisaptır / hesabı çabucak görendir. Hesap zaten bitmiştir, sonuç bellidir; yalnızca itiraz edenler olacaktır. “Sadece sana çalışırız ve sadece senden karşılık bekleriz” ifadesinin tecellisi budur.

Hesabına itiraz edenler için ise bir kaçış yolu yoktur. İtiraz ettiği maddeler hemen kendi kamerasının (gözünün), kendi mikrofonunun (kulağının), derisinin (ellerinin ve ayaklarının), dilinin ve burnunun velhasıl duyu organlarının yapmış olduğu kayıtlardan kendisine izlettirilir. Kayıtlar kendi kayıtları olduğu için karşı tarafı da suçlamaya imkan kalmaz. Kişi kendi yaptığı kayıtlara nasıl itiraz edebilir ki? İtirazı, ikrar ve suçunu ifşa olur. Onun için kimse sonuca itiraz da etmez. Kimileri kitabı sağ eline alır ve elindeki + BMK ler ile köşk alır, binek aracı alır, dağ evi alır. BKM’si bitene kadar harcar. Kimileri de kitabı sol koltuğunun altına sıkıştırır ve -BKM’lerini ödemek üzere kapalı, yarı açık ve açık cezaevlerine doğru yola çıkar.

Her an hesap bakiyemiz belli olduğu için oraya varınca da bakiye bellidir. Sonuca itiraz edenlere kendi yapmış olduğu kayıtlar delil olarak gösterilir. Biz bakiyemizi her zaman pozitif/alacaklı yapmaya çalışalım. Her hareketimizin karşılığı, ama az olsun, ama çok olsun bizim carimize işlenmektedir.

Her zaman iyilikte kalın ki, bakiyeniz de müspet kalsın.

Saygılarımla.

H. Kayahan

 






Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12420 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8228 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12942 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4575 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4360 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10604 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4608 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5552 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5511 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4428 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4888 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5334 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3284 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4137 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4975 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5237 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3262 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3238 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3187 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5391 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7028 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1943 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4775 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3512 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4594 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4668 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3307 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4668 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5456 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 3000 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2365 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2148 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 997 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 774 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 735 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 854 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 804 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1881 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 980 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2272 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2536 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2510 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3155 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1192 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2793 Okunma