Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013
7657 Okunma, 5 Yorum

SÖYLEMEK ve YAPMAK

 

15.11.2013

 

) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ  SAF 61/2)

 

Üstad Karagülle; neredeyse ben onu bildim bileli, hep yukarıdaki ayeti söyleyerek; bir şey söylüyorsak mutlaka onu uygulamamız gerektiğini, uygulamayacaksak da onunla meşgul olmamız gerektiğini söylemektedir. İstişare makalesi de yine bu konu ile bitmektedir.

 

Her dilde birbirine yakın manada kelimeler vardır. Konuşma dilinde bu manalar dikkate alınmaz, biri diğerinin yerine kullanılabilir. Mesela Türkçede söylemek, demek, aytmak (Orta Asya toplulukları halen bunu kullanırlar, bunun daha eski versiyonu aydur/ayudurdur ve yumuşak olan d sertleşerek tye dönüşmüş görünmektedir) gibi kelimeler vardır. Kuranda da KAVELE ve KELEME kelimeleri vardır(bunlardan başka kelimeler de olabilir). Usulde genel kural; kelime, dizilim farklı ise manası da  farklıdır şeklindedir.

 

Kavl; kendisinden MUKAVELE/SÖZLEŞME türetilen bir kelimedir. Kavilleşmek Türkçede sözleşmek manasındadır. Mukavele, iki kişi arasında olabildiği gibi topluluk arasında da olabilir. Bu takdirde topluluğu ilgilendiren yasa, tüzük, yönetmelik vb. belgelerin hepsi Kavl/mukaveledir. Kavl; hukuki bir karşılığı olan sözdür. Başkanın Cuma ve bayram hutbelerinde irad ettiği konuşmalar da kavldir, topluluğu bağlayıcıdır. Uygulamada esas olan; konunun sözlü olarak ilan edilmesidir. Yazılı olarak basılması sadece arşivlemek maksadı iledir. Bu kabulden olsa gerektir ki; bazı toplulukların hala yazılı bir anayasası yoktur. Kavli olması yeterli görülmüştür.

 

Toplulukların fesada uğramasının başında, (yazılı veya sözlü fark etmez) yürürlükte olan YAPTIRIM ve YASAKLARIN topluluğun fertleri tarafından yerine getirilmeyişi gelir. Bana göre bu şirktir ve küfürden daha tehlikelidir. Tanrı tanımaz/anarşist-devlet tanımaz/teröristlerle mücadele, müşriklerle mücadeleden daha kolaydır. Bunlarda cephe bellidir, kimler oldukları bellidir ama müşriklerde cephe yoktur ve kimini müşrik olduğu belli değildir. Kafirlik aleni, müşriklik ise gizlidir. Kafirler güçleri yeterse belki bir topluluğu yıkabilirler ama müşrikler kesin olarak içinde bulundukları topluluğu fesada uğratırlar. Yürürlükte olan yasakların topluca çiğnenmesi, belv-i umumi/genel bela olarak adlandırılmıştır. Eğer bir kanun, bir yasa, bir yasak, bir emir uygulanmıyorsa; derhal yürürlükten kaldırılmalıdır. Zira onun uygulanmayışı; diğer bütün yasaların da uygulanmayabileceği algısını doğurur ki bu da topluluğun yok olması demektir. Topluluk, karşılıklı hak ve görevler olması halinde var olabilir. Kimsenin kimseye karşı hak ve görevi yok ise bağımsız bireyler olarak yaşıyoruz demektir. Bazı hayvanlar böyle yaşamaktadır.

 

Yukarıdaki ayette bu husus vurgulanmış olup; sözleşmelerinize, tüzüklerinize, yasalarınıza uygulamayacağınız şeyleri yazmayınız demektedir(Kuran bunu KAVLETMEYİNİZ şeklinde ifade etmektedir). Uygulanma imkanı olmayan şeyler yazılmamalı, yazılan şeyler de mutlaka uygulanmalıdır.

 

Diğer yandan, tarih boyunca ilim ile uğraşanlar bildiğim, bulduğum şeyleri mutlaka uygulamalıyım, bunun müteşebbisi ben olmayım dememişler; akılları yettiğince ilmi araştırmalarına devam etmişleridir. Ne bizim mezhep alimleri, ne batının felsefecileri, fizikçileri matematikçileri bundan farklıdır. Bunların ekserisi sadece ilimle meşgul olmuşlardır. Batıda, sadece son asırlarda olmak üzere, buldukları ilmi sonuçları patent alarak korumaya alma ve onunla iktisadi tekel oluşturma modası ortaya çıkmıştır. Eskiler belki sadece; marifet iltifata tabidir sözü gereği, yöneticilerden eserleri karşılığında hediyeler ve ihsanlar almışlardır. Ayette yasaklanan (aslında nehiy cümlesi de değildir ki, bu eylem yasaklanmış olsun!) toplumsal sözleşmelere (bu topluluk bir şirket de olabilir, bir dernek de olabilir) uygulanabilir maddelerin yazılmasıdır. Çünkü yazıp da uygulamazsanız, fesad ortaya çıkar ve topluluğunuz artık yaşayamaz.

 

Ben uygulamayacak olsam da düşünmeye, araştırmaya ve tartışmaya devam edeceğim. Bana göre bu yasaklanmış bir yöntem değildir.

 

Saygılarımla

 

H.Kayahan

 

 


YorumcuYorum
Hüseyin Kayahan
17.11.2013
20:01

Ayet; "ya eyyühellezine amenu..." ibaresiyle başlamaktadır. Çok geniş ve analitik tefsir yapmadan şunu da hatırlatmak isterim.

Mü'minler; devletin iç ve dış güvenliğini, canları ve malları ile üstlenmiş kimselerdir. Bu 15 yaşına geldiklerinde kendi beyanları ile sabit olur. İsteyen görevli olur, istemeyen de bedel karşılığı bu görevi yapmaz ve bu görevden dolayı oluşan haklardan da yararlanmaz, müslim olurlar. Bu hakların başında "SEÇİLME", "YÖNETİCİ OLMA" gelir. Topluluğu yönetecek kimseler sadece bunlar arasından seçilebilirler. Müslimler ise sadece seçme hakkına sahiptirler. Müminler hem seçme hem de seçilme hakkına sahiptirler. Bu benim içtihadımdı, belki bazı müçtehitler bu seçme hakkını da sadece muminlere verebilirler.

Müminlerin içinden de fiilen güvenliği üstlenenlere "ya eyyühelzine amenu" denir. Bütün müminler bilkuvve güvenlikci/askerdir ama ellezine amenu olanlar fiilen bu görevdedir. Mümin olmasına rağmen 63 yaşından büyük olanların askeri göreve gönderilmesi, faydadan çok zarar getirir. Türkiyede reşit olma yaşı 18 olmasına rağmen askere 20 yaşında gidilmektedir. Bizde erginlik, reşit olma yaşı 15 olduğuna göre fiili askerlik görevi ne zaman başlamalıdır? Bu konuda ayrı bir araştırma yapılıp, içtihat yapılması gerekmektedir. Ayrıca hastalık, sakatlık gibi durumlarda ne olacaktır?

Bu ellezine amenu olanlar (buna kısa bir karşılık bulmak gerekiyor. şimdilik güvenlikci yazıyorum ama kulağa çok hoş gelmiyor.) fiilen görevli oldukları sürede fiilen de yöneticidirler. Topluluğu, devleti onlar yönetmektedirler. Dolayısıyla yönetime ait tüm yasa, genelge, karaname ve benzeri tüm mukaveleri (KAVL) BUNLAR HAZIRLAMAKTADIR VE ONLARA UYLAMAYACAĞINIZ, YAPMACAĞINIZ ŞEYLERİ NİÇİN KAVLEDİP, MUKAVELE HALİNE GETİRİYORSUNUZ, denmiş olmaktadır.

Hasılı; ister soru, ister taaccüp, ister yasak ne sayarsanız sayın, ayetin muhatabı "ya eyyühelzine amenu olanlardır" ve onlarda fiilen savunucu ve dolayısıyla yönetici olanlardır.

TOPLUMSAL MUKAVELERDE UYGULANABİLİR VE UYGULANACAK ŞEYLER YAZILMASI GEREKİR.

Buna kıyasla kişinin de gücünün yetttiği şeylere söz vermesi gerekir, kıyası yapılabilir. Hatta lokantaya giden kişi, "bana bir tabak fasulye ver" dediğinde, ifade etmediği halde, zımnen "ben de sana bunun karşılığında 5 TL vereceğim" demiş olur. Parası yoksa bunu baştan belirtmesi gerekir. Bir işyerine giren kimsenin aldığı mal veya hizmet karşılığında bir bedel ödemesi gerektiği, evrensel bir mukaveledir. İçeri giren, bu mukaveleyi yapmış, yani bu kavli söylemiş kabul edilir.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
19.11.2013
22:00

الْمُؤْمِنُ مُؤْمِنًا مُؤْمِنَةٍ الْمُؤْمِنَاتُ الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ مَنْ آمَنَ بِمُؤْمِنٍ بِمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَاءٌ مُؤْمِنَاتٌ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَالْإِيمَانَ Ben, iman (emene kelimesi) ve türevlerini vatandaşlık bağlamında incelemeye çalışıyorum. Herkesçe bilinen manaları zaten bakidir. Ruhul Kurandan bazı ibareleri bulup, yukarıya yapıştırmaya çalıştım. Hepsini yakalayamamış olabilirim.

Oturup da uzun uzun araştırıp, kesin bir sonuca ulaşmış da değilim. Sadece usul açısından –ki, sizler bunları benden daha iyi bilirsiniz- “ibare farklı ise mana da farklıdır” kabulü gereği, “mü’min/elmü’min” ile “men amene”, “ellezine ütul iman” ve ellezine amenu” arasında fark olması gerekir. Ayetlerdeki geçiş konularına göre bunları tasnif etmek gerekir. Henüz çalışmış değilim.

Bugün askerliği 1-2 sene yapıyoruz ama sanırım 45 yaşa kadar her sene yoklama yaptırıyoruz. İlk yıllar bilfiil askeriz, sonraki yıllar ise bilkuvve askeriz. Belirli bir yaştan sonra ise artık bizi asker olarak görmüyorlar. Elbette zaruretler müstesnadır. Buradan yola çıkarak acaba Kur’an’da da böyle olabilir mi, diye düşündüm.

Adil düzende, yine yanılmıyorsam şura/meclis yaşı 31 olsa gerekti. (Akademik kariyerin kazanıldığı yaş.) Bugün bunu askerliğin bittiği yaş olan 21 olarak uyguluyorlar galiba. Şimdi bu seçilme yaşını da seçme yaşı olan 18’e indirmeye çalışıyorlar. Aktif emeklilik yaşı da bildiğiniz gibi 63 tür. Uzatmadan söylemek gerekirse, aktif mü’minlik (güvenlik ve savunma) süresi, yani bana göre “ellezine amenu süresi” belirli bir yaş aralığında olmalıdır. Hak ve görevleri o yaşlarda yapar. Pasif Mü’min olarak yapacağı görevler de 15 yaşından ölünceye kadarki sürede yapılacaktır.

Böyle kabul ettiğinizde pek çok şey değişmiş olur. Mesela, namazların ve oruçların bazıları ölünceye kadar, bazıları da sadece görevli olunan zamanda farz olur. Cuma Namazı ve "EşŞehr (Ramazan) Orucu" “ellezine amenu” olanlara, günlük namazlar ve "eyyamen ma’dudat oruçları" ise mü’minlere ölünceye kadar farz olur, gibi… Detaylara girmiyorum. Sadece basit görünen bir kabul bile, hayatı tamamen değiştirebilir, onu vurgulamaya çalışıyorum. Yeni 1000 YIL da bu tarifler yeniden yapılacaktır.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
21.11.2013
23:56

Öncelikle, katkılarınız için teşekkür ederim.

Hz Peygamberin hadisini bilirsiniz. "Müslim kimdir?" dediler, "elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kimsedir." dedi. Yani barışık olan kimse. "Mü'min kimdir?" dediler, "insanların mallarını ve canlarını emanet ettiği kimsedir." dedi. Yani güvenliği deruhte eden kimse. Ayrıca pek çok ayettede de bu manayı teyit eden ibareler vardır. Sanırım buraya kadar hepimiz mutabıkızdır.

Mü'min ismi;

الْمُؤْمِنُ مُؤْمِنًا مُؤْمِنَةٍ الْمُؤْمِنَاتُ الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ مَنْ آمَنَ بِمُؤْمِنٍ بِمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَاءٌ مُؤْمِنَاتٌ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَالْإِيمَانَ

ayetlerde görüldüğü gibi;

ekil, eril ve marife;

tekil eril ve nekire;

tekil dişil ve nekire;

kurallı çoğul, marife ve hem eril hem de dişil;

ismi mevsul, çoğul ve eril;

çok dikkate şayan bir şekilde; "ellezine utül iman", kendilerine (el)İman ita edilmiş (eril) kimseler şeklinde gelmektedir.

Kurallı erkek çoğul, kurallı dişil çoğulların manalarını biliyorsunuz, yazmıyorum. "Ellezine amenu" olarak gelende ise hem kişiler marifedir, hem de eylemleri marifedir(bilinendir, tanımlıdır).

Ama "kendilerineilim ve iman ita edilenler" kimlerdir? Kitap verilir gibi iman mı veriliyor? Hadi diyelim ki, "ilim verilmek" diploma ve sertifika ile subut etti, (marife olan ve bilinen, tanımlanabilen) iman nasıl subut edecek ve marife olacak? Kitap verilenlerin kitapları bellidir ve kitap müşahhas bir nesne, iman nasıl müşahhas olacak?

Bütün bu sorularda Allah'ın zatına olan imanı sorgulamıyorum, onu başkaları izah ediyor. Benim aradığım dünyevi düzenlemedir. "Kendilerine iman verilen kimseler" (sizin izahlarınızda sorguladığınız) hükmen mü'min kabul edilenler olabilir. Gerçekte mümin değillerdir ama biz onlara mümin hukuku uygularız. Böyle bir şey mümkün müdür? Mantıklı mıdır? Mesela "geçici vatadaşlık" var ve henüz vatandaş olmayanlar "geciçi vatandaşlık numarası" veriyorlar. Böylece sosyal ve hukuki haklardan yararlanabilir hale geliyor kişi.

Allah israf etmeyeceğine ve sadece çeşit olsun, güzellik olsun diye farklı farklı söylemeyeceğine göre; ibareler farklı ise hükmü de farklı olmalıdır. Bu farkları arrıyoruz, eğer gerçekten fark varsa tabii.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
22.11.2013
21:06

"emene" fiilini, çok amatörce de olsa, ruhul kuran porgramından taramaya çalıştım. Yüzlerce kez geçiyor. İsim, isim tamlaması vs şeklinde geçtiği yerleri fark edebildiysem, "kopyala-yapıştır" metodu ile oradan alıp, yoruma ekledim. Bazıları onlarca kez geçiyor, bazısı bir kere geçiyor. Sizde de ruhul kuran veya benzeri bir program varsa isz de tarayabilirsiniz. İlk defa da o akşam taradım ve öylesine göz attım. Daha önce çalışmışlığım yoktur.

Anlattığınız 4'lü yapıyı (ilmi, dini, siyasi ve iktisadi), genel olarak biliyorum. Karagülle İstanbula gitmeden evvel, hatta yıllarca evvel, bizlere defalarca anlatmış ve ayrıca yazılarında da yazmıştır.

İşleyişinin mekanizması henüz benim kafamda bakmakta olduğum bir resim berraklığında değildir. Bilgimin yetersiz ve konu üzerinde yeterince çalışmadığından olsa gerek.

Genel ve kabaca "terimlerle" ilgili sorunlarım var. "Terim farklı ise fonksiyonu da farklıdır", genel kabulünden başka kriterim ve birikmiş bilgimde yok, örneklerim de azdır. Sanırım siz konu üzerinde çalışmış ve hatta Karagülleden farklı içtihatlar da yapmışsınız. Öyle görünüyor. İkişerli, üçerli, vb gruplar halinde çalışılması belki daha fazla kolaylık sağlayabilir.

Saygılarımla.

H.kayahan

Hüseyin Kayahan
22.11.2013
21:08

Bilgimin yetersiz ve konu üzerinde yeterince çalışmadığımdan olsa gerek.





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4627 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5510 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4974 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4369 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2881 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3511 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2998 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1410 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1160 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 996 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1097 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 710 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1686 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma