Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012
3357 Okunma, 1 Yorum

DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER

 

DİLLERİN MATEMATİĞİ İLE MATEMATİĞİN DİLİ AYNIDIR

 

Başlıktaki cümlede soru kelimesi bir tane olsaydı, bu cümle soru cümlesi olacaktı ve sonuna soru işareti koyacaktım. Soru kelimesini tekrarlayınca cümle, düz cümleye dönüştü ve hayret ifadesi de kazandı, sonuna üç nokta koydum. Gelmediğini görmedim cümlesi de iki olumsuzluk eki içermesine rağmen, olumlu bir cümledir. Matematikteki iki negatifin çarpımının pozitif olması kuralı, dilde de geçerlidir.

 

MALZEME BİLİMİ

 

Elinizde toprak varsa, kerpiçten bir ev yaparsınız. Elinizde taş ve tuğla varsa, kagir bir ev yaparsınız. Elinizde demir ve çimento varsa, betonarme bir ev yaparsınız. Elinizde çelik varsa, çelik bir yapı yaparsınız. Yapacağınız yapı, elinizdeki malzemeye göre olur. Elimizde de topu, topu 1700 kelime var. Üstadın dediği de doğruysa 1000 tane de kural var, böylece 1.700.000 kelimemiz olacak demektir. Kelimeleri nasıl tarif ederseniz, yapacağınız yapı da o şekilde olur. Kelimeleri keyfi olarak tarif edenler vardır. Onlar ilhamlarla bunu yaptıklarını söylerler. Eğer sonuçta bir yapı ortaya çıkıyor ve kullanılabiliyorsa kimsenin bir sözü olamaz.

 

YENİ BİR BİNA YAPMAK

 

Yeni bir bina yapmak için yeni malzemelere ihtiyacımız olur. Yepyeni bir bina, bambaşka bir bina yapacaksak, eski tip malzemelerle bunu yapamayız. Yeni tip malzemelere ihtiyacımız vardır. Değişik inşaat malzemeleri üretilmezse, değişik binalar yapılamaz. Yeni bir sistem, yeni bir medeniyet kuracaklar da, önce yeni kelimeler üretmelidirler. Yeni kelimeler, yeni kavramlar demektir, o da yeni oluşumlar demektir. Mevlananın değişiyle; ne varsa dünle gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım. Burada dikkat edilecek husus, Kuranın yuharrifunel kelime an mevadiihi…” uyarısıyla, kelimeleri, vad/vaz edildiği manalarından tahrif etmemektir. Heva ve hevese göre değil, kurallara uygun yapmak gerekir. Bu uyarıya rağmen tersi de serbesttir ama başarma şansı yok gibidir.

 

YENİDEN ANLAMAK

 

Eskiler kendi bilgi düzeylerine göre, kendi ihtiyaçlarını çözecek kadar ve kendileri için doğru anladılar, onunla yaşadılar. Biz de şimdi, kendi bilgi seviyemize göre, kendi ihtiyaçlarımızı çözmek üzere ve kendimiz için yeniden anlayacağız. Başkası başka anlayacak, hele, hele gelecek nesiller daha da başka anlayacak. Bu evrimin/rabvet sıfatının bir tecellisi olarak, kıyamete kadar böyle devam edecek.

 

DİLİN KURALLARI

 

Dillerde kurallar olmasaydı, insanlar anlaşamazdı. Sadece insanlar değil, diğer canlılar da anlaşamazdı. Benim söylediğimi karşımdakinin anlaması aynı kuralları biliyor olmamızdandır. Kuralların yazılı olmaması, onların yazıyla tespit edilmemiş olması dilin kuralsız olduğu anlamına gelmez. Tarihte ilk defa dilin kurallarını araştıran ve vardıkları sonuçları yazıya döken İslam âlimleridir. Başta Ebu Hanife, sonra diğerleri devam etmişlerdir. Şimdi blgisayar çağını yaşıyoruz. Dr Lütfi Bey, bilgisayarda yaptığı program sayesinde, dilcilerin kullanmadıkları veya henüz farkına varmadıkları ama Kuranda olan yeni kurallar/kullanımlar bulduğunu söylüyor. Yakında tamamlayıp, hepsini insanlığa armağan edecek inşallah.

 

TANIMLAR, KAVRAMLAR

 

Üstad Karagüllenin bazı izafet kalıplarını, sosyal müesseseler olarak kabul ettiğini biliyorsunuz. Rasülullahı, yürütme, Allah ve resulü ise yargı, vs olarak alması gibi. Yunus peygamberle ilgili geçen kıssada,zünNuN ibaresi vardır. Yıllar önce ben bu ibarenin, bizim Türkçede kullandığımız; Konyalı, İzmirli gibi bir yere aidiyet kalıbı olduğunu, bunun da Nunlu, yani NİNOVAlı Yunus manasına kullanıldığını söylemiştim, o da Arapça da zü” takısının sıfatlara eklendiğini ama yerlere eklenip eklenmediğini bilmediğini söylemişti. Yunus Ninovalı idi ve ona işaret edilmekteydi. Balık sahibi gibi çeviriler doğru değildi, zaten balığın sahibi de değildi.

Şimdi de RUH, RUHî, RUHUNA terkiplerinin, ruh, ruhum ve ruhumuz manalarının yanında yeni kavramlar ifade edebileceğini sanıyorum. İlerdeki çalışmalar bize yol gösterecektir.

 

DİLLER; NELER SÖYLERLER, NELER

 

Sizler okumasanız da ana kitaptan zaman, zaman alıntılar yapacağım. Aşağıdaki bölüm yıllar önce bir kalp krizi sonunda genç yaşta aramızdan ayrılan, eski çalışma rakadaşlarımızdan ve AKP birici dönem Ağrı milletvekillerinden Melik Özmenin (ruhu şad olsun) çok hoşuna gitmişti.

 

(Erginlik Teorisi, 1998; I. Bölümden)

KAVİMLERİN (IRK), DİL, kısaca KÜLTÜR ERGİNLİĞİ

Bugün genetik olarak da biliyoruz ki, insanlar bir atadan gelmektedirler. Değişik yerlerde ve değişik zamanlarda farklı insanlar oluşmamıştır. Bugünkü insan bir noktadan başlamış ve mevcutların hepsi o kökten çoğalmışlardır. Bugünkü bilimler, bilhassa genetik ilmi bunun böyle olduğunu söylüyor. Hepsi aynı türdendir ve aynı özellikleri gösterirler. Henüz jeoloji ve antropoloji ispatlayamamakla birlikte, nakillerin bize bildirdikleri ve varsayımlarımıza göre Tufandan bu tarafa yaklaşık 9.000-10.000 yıl geçmiştir. Tufandan önce bugün anladığımız manada bir uluslaşma olduğunu sanmıyorum. İkinci çoğalış Nuhun oğullarıyla olmuştur. Bilindiği gibi Nuhun üç oğlu olduğu kabul edilir. Hz. Nuh tufandan sonra eşsiz kaldığına göre ondan türeyen başka yeni nesil olmasa gerektir. Ayrıca Hz. Nuhun tufandan sonra daha ne kadar yaşadığını, nerede yaşadığını, oğullarında birinin yanında mı kaldığını bilmiyoruz. Tufandan sonra Tevrata göre 450 yıl daha yaşayan Hz. Nuh, bu süreyi eşsiz olarak nasıl geçirdi ilginçtir. Bu süre hemen, hemen ömrünün yarısıdır. Başka eşi var mıydı, veya sonra da oldu mu bilinmez. Sonradan olabilmesi için torunları veya onların çocukları ile evlenmesi gerekirdi. Başka çocukları hakkında rivayetler olmadığına göre büyük olasılıkla bir daha hiç evlenmedi. Üç oğulun eşlerinin yanında olduğunu kabul ediyoruz. Onlardan doğan çocukların ne kadarı tufandan önce, ne kadarı tufandan sonra doğmuştur bilinmez ama bugün bildiğimiz dünya üzerinde konuşulan binlerce dilin üç ana grupta toplanabildiğidir. Eğer üç oğul anlatımı doğru olmasaydı, bu dil gruplarının sayısı; mesela iki, dört veya başka bir sayı olabilirdi. Filolojik olarak da üç dil grubu bulduğumuza göre demek ki üç kardeş vardı. Üç kardeş diyorum çünkü temelde ifade edilme şekli birbirine analogtur. Birbirini hiç tanımayan ve ortak bir geçmişe sahip olmayan kimseler tarafından diller geliştirilseydi birbirlerine benzeme olasılığı herhalde çok küçük bir değer olurdu.

Bu üç dilin temel cümle yapısı şöyledir:

a) Özne (eylemi yapan) + Yüklem (yapılan eylem) + Nesne (eylemin etkilediği varlık). Bunun Latin-Cermen dillerinin yapısı olduğunu düşünüyorum. Bu yapıyı kullanan insanlar için en önemli şey öncelikle kendisi, sonra yaptığı eylem ve son olarak da karşısındakidir. Bu yapı, onların sosyal psikolojilerinin dillerine bir yansımasıdır diye düşünüyorum.

b) Yüklem + Özne + Nesne. Bu da Sami dil gruplarının genel çatıdır sanırım. Her şeyden önce yapacağı eylem, sonra kendisi ve son olarak da yine karşısındaki. Bu yapı da onların milli karakterleri konusunda bazı ip uçları verir bizlere. Detaylara girmiyorum.

c) Özne + Nesne + Yüklem. Bu yapı da Ural-Altay dil gruplarının genel yapısıdır. Türk dili bu gruptandır. Önce kendisi, hemen sonra muhatabı (adeta karşılıklı bir eşitlik) ve sonra da aralarında olan ilişki. Türk ırkının diğer ırklarla kolayca karışıp, kaynaşmasının sebebini dilinin yapısındaki bu nüanstan da anlayabilirsiniz.

Elbette her dilde devrik cümleler ve diğer tip cümlelerde vardır. Burada kanımca ilk oluşan kip, geçmiş zaman kipidir ve bu kip bu dillerde bu şekildedir. Diğer kipler sonradan oluşmuştur. Ama bir filologdan öğrenmek isterdim: Hiç Nesneyi önce söyleyen dil var mı? Kendini (özneyi) en sona saklayacak kadar centilmen ırklar var mıdır? Ayrılmazdan önce aynı dili herhalde aynı yapı ile kullanan üç kardeş neden cümle öğelerinin yerlerini değiştirdiler diye düşünmeden edemedim. Bence olsa, olsa bu onların karakterlerinin farklı oluşundan ileri geliyordu. Mesela biri mağrur, biri mütevazi gibi. Bu tip karakter değişikliği sonunda onları ve beraberindekileri karakterlerinin de yansıdığı farklı dillerin oluşmasına götürdü.

Demek ki, önce insanlar üç gruba, sonra da onların torunlarının topluluktan ayrılmasıyla daha çok gruba bölünmüşlerdir. Acaba diğer gruplardan kopmuş olan bir topluluk, ne kadar zamanda kendine özgü, ayrı bir dil, örf, teknik ve sanat yani kısaca kültür oluşturabilir? Varsayımımıza göre ilk defa farklı bir ırk olarak beliren bu kavimlerin üzerinden takriben 7-8000 yıl geçmiş olmalıdır.

Kavimler yaklaşık olarak 1.500 yılda erginliğe ulaşırlar ve 10.000 yıl nominal ömür yaşarlar. Farklı bir dil ancak ortalama 1500 yılda yapısını oluşturur. Çocuk ve küçük ölümlerinde görüldüğü gibi zamanımızdan önce yaşamış ve tarihe karışmış kavimler olduğu gibi, hali hazırda oldukça ihtiyarlamış ve farklı varlığını devam ettirme gücü kalmamış kavimler de vardır. Mesela eskiden yaşamış olan Hititler, Finikeliler, Etiler, Mayalar, Etrüskler ve daha niceleri artık yaşamıyorlar. Onların dilleri de, kültürleri de yok oldu. Halen yaşamakta olan Avrupa ırkları ise iyice yaşlanmış durumdadırlar. Bir taraftan nüfusları giderek azalmakta, diğer taraftan da kendi aralarında birleşerek yeni bir varlık oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ne yazık ki birleşenlerin hepsi de ihtiyar. Halbuki bünyeye katılanın dölleme kabiliyeti olması gerekir. Onları ölümden ancak yeni bir Avrupa ırkı kurtarabilir ve böylece farlılaşarak da olsa nesillerini devam ettirme imkanı bulabilirler. Daha dinamik olan ırklar, mesela Türkler sürekli bünyelerine yeni unsurlar katarak gelişmekte ve değişmektedirler. Kız alıp, kız verme bunun motorudur. Böylece kerhen değil, hakikaten birliktedirler. Fiziksel bir karışım değil, kimyasal bağlar oluşturmaktadırlar. Bu da zindeliğin kaynağı olmaktadır.

 

Saygılarımla.

 

H.Kayahan

 

 


YorumcuYorum
hakansarilar
07.05.2012
01:01

Üstad Türkçe var.

Türkçe, genel yapısı itibarıyla birinci tekil şahıs söz konusu olunca özneyi sona alır. Gizli özne denir ama gizli olduğunu sonunda anlarsın.

Seni seviyor-um.





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4627 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5510 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7656 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4784 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6623 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4974 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4369 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2155 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2880 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2872 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3511 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4574 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7506 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2998 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1410 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1160 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 996 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1097 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 614 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 710 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1686 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2253 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma