Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012
5511 Okunma, 8 Yorum

RUH-UL KUDÜS

 

Uzun zamandır yazamadığım bu konuyu benden önce yazmak Üstada nasipmiş. Aramızda fark yok, ben biraz daha vurgulamak istiyorum.

 

Kudüs, Müslümanların ilk Kabesidir. Yüzünü Mescid-i Harama çevir" ayeti gelmeden önce yön birliğini temin edebilmek için Kudüse doğru namaz kılıyorlardı, Müslümanlar. Ayet, namaz esnasında geldiği için namazı bozmadan saflar yön değiştirmişti.

 

Kudüs neresiydi? Burası, Yakup peygamberin yapmış olduğu gece yolculuğunun son gecesinde yattığı ve rüyasında bir takım harikulade olayların kendisine gösterildiği yerdir. Uyandıktan sonra o noktayı işaretlemiş ve bugüne kadar kutsal bir yer olmuştur. Hem Yahudiler, hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlarca mukaddestir, yani kutsaldır. Kudüs kökünden birkaç kelimeye aşinayız. Kudüs, Allah’ın isimlerindendir. Beyt-i Makdis Kudüsteki mabedin adıdır, Mukaddes ise kutsal manasındadır. Türkçede Kut kelimesi, ışık manasındadır. Kudüs’ün ilk hecesindeki KUD ile Türkçedeki KUT benzeş görünüyor. Eğer Kudüs kelimesi bir terkibin kısalmışı ise, mesela Kud-ün Nas; Nas’ın Kudu, yani İnsanlığın Işığı gibi söylenişi zor bir terkibin zamanla yuvarlanmış bir şekli olabilir.

 

Lügatler genellikle temiz manası vermişler ama, bir yerde “…azim bir cebel…” tabirini gördüm. Cebel dağ, dağ silsilesi, sıra dağlar gibi birbirine benzer ve ilk anda, uzaktan ayırt edilmesi zor dağlar demektir. Buradan kinaye ile, organize olmamış topluluk manasındadır.

“…lev enzelna hazel Kurane ala cebelin…” ayetindeki cebelden maksat, yukarıda söylediğim gibi, bir insan topluluğudur. Yoksa gayr-i zi şuur/bilinçsiz bir varlığa Kuran’ın inzali ne mana ifade eder ki...

 

Hâsılı Kudüs, topluluk demektir ki, biz bunu bugün KAMU kelimesi ile karşılıyoruz. MUKADDES, KAMUSAL demektir. MUKADDES-İ TUVA, KAMUSAL ALAN demektir.

RUH-UL KUDÜS üstadın deyimiyle, topluluğun ruhudur. Bunu biraz daha açarsak; topluluğun rüzgârı, topluluğun enerjisidir ki; KAMUOYU BASKISIDIR, KAMUOYU DESTEĞİDİR Bu öyle bir destektir ki, destekleyenleri bir bir ayıramazsınız, topluca kamu, o kişiye, o olaya sahip çıkar, direnir ve siz geri adım atmak zorunda kalırsınız. Halk bir kişiye, bir olaya, bir şeye sahip çıktı mı, siz ona dokunacak olursanız, bunun sonucunda halkın galeyana geleceğini, işlerin çığırından çıkacağını sezersiniz ve böylece o kişi dokunulamaz olur. Halkın sahiplenmesi, Allah’ın sahiplenmesidir. Allah’ın ruh-ül Kudüs’ü”; halk desteğidir, kamu desteğidir.

 

Bu kişiler KARİZMATİKTİR. Bu destek, sadece peygamberlerde tezahür etmez. Sanatçılar, sporcular, siyasi liderler, tarikat liderleri hep bu desteği alırlar. Bu KARİZMA(büyüleyici özellik) nasıl oluşuyor, bilmiyorum. İnsanlar gerekirse bu kişilerin arkasında canlarını verebilirler. Bu destek bu kadar büyük boyutlara da varabilir.

 

Bana göre burada da ruhaniler yoktur veya ruhanilere gerek yoktur. Diyebilirsiniz ki, Allah halkın beynini, kamunun aklını ruhanilerle yönlendirmektedir. Bilemem, belki de öyledir.

 

Sayılarımla.

 

Hüseyin Kayahan

 

 


YorumcuYorum
Sam Adian
16.05.2012
05:17

Sayın üstat Herşeyden önce “RUH” kelimesini açıklamak gerekmiyor mu? Yani “Ruh” nedir? Bundan sonra diğer tanımlamaları yapmak mümkün olabilir. Mesela Nahl 102’de : “Kul nezzelehu rûhul kudusi min rabbike bil hakkı li yusebbitellezîne âmenû ve huden ve buşrâ lil muslimîn” Diyor. Burada neyi “inzal” etmiş oluyor? Şuara 103’te ise “Nezele bihir rûhul emîn” diyor. Aynı şekilde Meraic 4. Ayette “Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh” Buna göre ruh bir “araç” mıdır? Melekler gibi “meleki” bir şey midir? Nebe 38’de “Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ…” diyor. Burda da yine meleklerle birlikte zikrediyor. Kadr 4. “Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin.”

nasıl bir indirgeme söz konusu? Veya indirgenen nedir? Niçin melekler ve ruh? Öte yandan, “ruh üflendiği zaman” ifadesini de dikkate aldığımız zaman, bunun bir meleki fonksiyon olduğunu söyleyebilir miyiz? Melekler ile aynı şekilde zikrediliyor olması, bunun meleki bir araç olduğunu göstermez mi? Galiba önce tanımları yapmak lazım Öte yandan “ruhani” konusu Kur’an da desteklenmiyor. Bana göre bu tamamen hayal ürünü bir şey. Saygılar

Hüseyin Kayahan
16.05.2012
08:20

Makalenin altına ekleyecektim ama unuttum. Yazıyı bitirinceye kadar insicamı koparmamak mümkün olmuyor, sanırım yaşlanıyorum...

"Mukaddes-i Tuna" 'yı KAMUSAL ALAN olarak alınca, kendi torimle çeliştiğini düşündüğüm bir durum ortaya çıkmaktadır. o da, şudur. Özel alanlar, kişiye veya tüzel kişiye/kuruma ait alanlardır. Dolayısıyla burada özel kıyafet, üniforma, özel...i şeyler istenebilir ve kısıtlayıcı hükümler konabilir. Çünkü özeldir, oraya gitmek isteyen o kurallara uyar. İstemeyen de gitmez. Fakat kamusal alan, adı üstünde tüm kamuya ait, herkesin girebileceği bir alandır. Kamu da bildiğniz gibi; her türlü etnik kimlikteni her türlü dini kimlikten, her türlü cinsi kimlikte, her yaştan vb oluşur. Kamunun bir üyesi olarak herkes hiç bir kısıtlama olmaksızın kamusal alanlardan faydalanabilmelidir. Özel alan da özel kısıtlamalar getirilebilir. Ancak, Kurandaki "... nalınlarını çıkar, sen mukaddesi tuvadasın/sen kamusal alandasın..." ayetini bu açıklamamla çelişir görüyorum. Buradaki "nalınlarını çıkar" ibaresini, kamusal alanlara bazı kıyafetlerle girilemez gibi anlarsak, bugün ülkemizdeki kıyafetlerle ilgili uygulanmaya çalışılan kısıtlamalar doğru gibi görünmektedir. Ama bu sadece temizlik açısından ise, zira nalın arazide her türlü zeminden geçmiştir ve muhtemeldir ki hayvan pisliği de barındırmaktadır (zira İsrail oğulları Hayvancılıkla meşğul idilier ve Hz Musa da yanında hayvanları ile beraber seyahat ediyordu, çobanlık yapıyordu), bunun için ve sadece ayakkabıya yönelik bir kısıtlama da olabilir. Burası sadece bir tören alanı mıdır ve bu yasak yalnızca tören alanlarına mı mahsustur? Mukaddes/Kutsal alanlara hangi kıyafetle girilebilir, hangi kıyafetlerle girilemez?

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
16.05.2012
08:24

düzeltirim, mukaddesi tuna değil, mukaddes-i Tuva olacak. özür dilerim.

Hüseyin Kayahan
16.05.2012
08:36

Sayın Adian, Makalede yazmıştım; bana göre Ruh, Melek, İblis, Kelime, Nefs vb varlıklar birer programdır, bilgisayar programıdır ve VARLIKTIRLAR. Programların da birer varlık olduğunu ERGİNLİK TEORİSİnde (BENİM ANA KİTABIMDA) anlatmıştım. Program nasıl varlık kabul edilebilir konusunu kısaca ve kabaca orada anlattım. Evren var olmadan (burada zaman kavramının Allahın dışındaki varlıklar için olduğunu unutmayınız), herşeyin en başı, fiziikcilerin deyimiyle Higgs parçacığı/yanrı parcaçığı bile olmadan önce bütün bunları murad eden bir ŞUUR/BİLİNÇ olmalıdır ki, ve bunları gerçekleştirmek üzere uygun programlar yazılmalıdır ki, o programlara göre evren oluşsun, işlesin ve işletilsin... Şuur/Bilinç herşeyden öncedir. Bizim cansız dediğimiz, ama bana göre programlı olması gereken ve henüz onların programlarını bilmediğimiz maddeler için bile, bir oluşturma ve işletme programı gerekir. Madde var, Enerji/dalga var, Program var ve 4. olarak da ...... var. Eski yazımı biraz revize ederek, makale yapıp yayınlayayaım bari...

Saygılarımla.

H. Kayahan

Sam Adian
16.05.2012
11:24

Sayın üstat

Anlaştığımız nokta şudur: Program, henüz varlık yokken takdir edilmiştir. Varlık bu programa göre oluşmuştur. Yani evren henüz oluşmadan önce programı yazılmıştır. Buraya kadar sıkıntımız yok.

RUH kavramı ise bu programın içerisindeki bir ayrıntıdır.

Buna göre : Ruh bir varlık mıdır?

Sorusuna nasıl cevap vermeliyiz. Eğer Ruh bir varlık ise –ki en azından Meraic 4, Nebe 38 ve Kadr 4’e göre bir varlık olmalıdır- Nasıl bir varlıktır?

Ruh bir varlık değil ise – ki “ruh üflemek” ile ilgili ayetler, Nahl 102 ve Şuara 103’e göre bir varlık olmamalıdır- nedir?

Ancak genel olarak “RUH” kelimesini bir varlık olarak kabul etitğimiz zaman, şöyle bir problem ortaya çıkıyor: O halde akıllı organizmanın varoluş kaynaığı olmalıdır. Ancak bu durum Kur’an da desteklenmiyor.

Genel anlatıma baktığımız zaman ise, RUH en basit şekliyle bir yöntem veya melekedir ve gerekli olduğunda kullanılan bir araçtır. Mesela Meryem’e ruh gelmiş olması aslında bir varlık olarak değil, bir download şeklinde olmalıdır. “Görünme” görecelidir. İlla gözle olması gerekmez. Hissederek de görme olabilir. Hayali veya holografik bir görüntü de olabilir. Bunlar mümkündür. Dolayısıyla Ruh bir varlık olmaktan farklı bir hale gelmiş olur.

Benim kanaatim, Ruh denilen şeyin bir “PROGRAMLAMA” şekli olduğu ve bunun için birtakım araçların kullanıldığıdır. Kendisi bir Program değil, var olan bir programı aktaran bir araç diye düşünüyorum.

Bunun ötesinde “Melek” kelimesini “Ruh” olarak okumak mümkün değildir çünkü “melek ve ruh” ayrı ayrı ve yan yana zikredilmektedir. İblis ve diğeleri de aynı şekilde. İblis için kötü programlanmış bir cindir diyebiliriz belki. Ama iblis için bir programın kendisidir demek ne kadar mümkün ?

Cebrail de bir kavram olmalıdır. Çünkü bu kelime “Ruh-ul emin” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla Cebrail bir melek olmaktan çok, bir yöntem haline gelmiş olur. Yanılıyor muyum?

Kitabınızı tam olarak okuyamadım, yayınlarsanız iyi olabilir elbette

Vesselam

Sam Adian
16.05.2012
15:27

Sayın Demirci

Genel olarak “melek” ve “Ruh” kavramları iç içe algılandığı için birbirine karıştırılamaz demek istemiştim. Sizin kastınız Kehf suresindeki ayetler ise farklı.

Mesela orada 65. Ayette “ledunnâ ilmâ” ifadesi vardır. Genel olarak bu “gizli ilimler” şeklinde algılanmakta ve böyle yorumlanmaktadır.

Ancak hatırlar mısınız bilmiyorum daha önce bu konuyla ilgili bir makalenin altında yorum yapmıştım. Bu ifade “DNA bilimi, Nükleer tıp veya Nükleer biyoloji” gibi anlamlar taşıyor. Kelimenin anlamlarına bakarsanız yaklaşık olarak bu manayı bulabilirsiniz.

Öte yandan, 74. Ayette “nefs” den bahsediliyor. Yani öldürüldüğü söylenen şey “nefs” dir biyolojik varlık değil. Ayette “gulamen” ifadesi geçiyor olmasına rağmen devamında “fe katelehu kâle e katelte nefsen zekiyyeten bi gayri nefs” demektedir. Eğer “nefs”den kasıt biyolojik varlık olsaydı, o zaman ayrıca nefs demesine gerek yoktu. Şimdi yine arkadaşlar bana itiraz edeceklerdir muhtemelen. Ancak burada öldürülen bir biyolojik varlıktan söz edilmez. Yani ortada öldürülen kimse yoktur.

Bildiğiniz gibi Kur’an da “nefs” ifadesi, biyolojik varlığın işletim sistemi olarak ifade edilmektedir. Ölümü gerçekleşme sebebi de budur. (Genellikle ölüm ile ilgili olarak da “ruh” sebep gösterilir) Nefs’in geri alınması ile ölüm gerçekleşmiş olur. Yani işletim sistemi silinir ve iletişim kesilince biyolojik varlık ölmüş olur. Ama diğer taraftan varlığın asli kısmı hayatiyetini sürdürür. Bununla ilgili ayetleri de daha önce yazmıştım.

Yani kısaca, ortada ne bir melek vardır, ne olağanüstü bir durum söz konusudur, ne de öldürülen bir beden vardır. Bana göre burada yapılan şey, işletim sisteminin değiştirilmesidir. Yeniden programlanmasıdır. Doğal olarak bir işletim sistemini siler başka bir işletim sistemi yüklerseniz, eskisini öldürmüş olursunuz. Yok etmiş olursunuz. Yani ortada Ruh da yoktur.

Vesselam

Sam Adian
16.05.2012
21:38

Sayın Demirci

Haklısınız, "Gulam"a atıftır. Zaten biz de başka bir şey söylemiyoruz. Ancak takdir edersiniz ki, "Gulam'ı öldürdü" demesi de yeterlidir. Ancak böyle yapmıyor ve bir nefsin öldürüldüğünden söz ediyor. Bu nefsin "gulam" a ait bir nefs olmasının bir önemi yok. Mesela Bakara 72. ayette "Ve-iż kateltum nefsen..." bildiğiniz gibi bu ayet Musa kıssası ile ilgilidir ve aynı şekilde zikredilmektedir.

Öte yandan, gerçek bir öldürmeden sözettiği zaman Al-i imran 21 de "veyaktulûne-nnebiyyîne biġayri hakkin veyaktulûne-lleżîne ye/murûne bilkisti mine-nnâsi" demektedir. Nas'ı öldürmekten söz ediyor. Nisa 93'te de "Vemen yaktul mu/minen..." demektedir. Her ne kadar ölümün "nefs" üzerinden olduğunu anlıyor olsak bile, öldürmenin biyolojik varlık üzerinde olduğunu da anlıyoruz.

Yani Eceliyle ölen biri için kimse bedene müdahale etmiyor. Nefs'e müdahale ederek ölüm gerçekleşiyor. ANcak birini öldürmek biyolojik bedene kast etmekle mümkün. Buradan şu sonucu da çıkarıyoruz: Nes'e müdahale de mümkün. Yani kişiye ait programa müdahale ederek onda birtakım değişiklikler yapmanın mümkün olduğu ortadadır.

Netice itibariyle eğer kastedilen şey doğrudan "gulam"ın öldürülmesi olsaydı, ayrıca nefs kelimesi kullanmasına gerek yoktu. Burada açıkça anlaşılıyor ki, "gulam"ın nefsine müdahale edilmiştir.

Saygılar

Sam Adian
17.05.2012
00:58

Sayın Demirci,

Haklısınız, bu bir yorumdur. Fakat ben Bakara 72’yi örnek verirken başka bir noktaya dikkat çekmek istemiştim. Gere kehf 75 teki ifade ile ve nihayetinde olay ile, Bakara 72 deki “diriltme” hadisesinin benzer yanları vardır. Diğer ayetler farklıdır. Diğer ayetlerdeki ifadeleri hukuk diline tercüme edebilirsiniz. Ancak bu iki ayetteki durum bunlardan farklıdır. Çünkü ayetin devamında “..lekad ci’te şey’en nukrâ” demektedir. Ölümün “Akılalmaz” bir tarafı yoktur. Zaten bilinen bir şeydir ve normal bir durumdur. Öldürmek de öyledir çünkü Musa zaten bu tür vakalarla karşılaşmıştır. O halde akılalmaz olan şey nedir? Hikayenin devamında, ifadeleri de dikkatlice incelemek gerekir, mesela, Kehf 81. De bu olay ile ilgili olarak “yubdile” kelimesi kullanılmaktadır. Eğer bir varlık öldürülmüş, ortadan kaldırılmış ise, nasıl değiştirilebilir? Öldürülen bir varlığın yerini ne alabilir? İfade şöyledir “Fe erednâ en yubdilehumâ rabbuhumâ….” Demek ki, bir değiştirme söz konusudur. Bakara 72. Ayet ile olan benzerlik de bununla ilgilidir. Orada da biyolojik varlığa bir müdahale söz konusu değildir. Nefs yani programa müdahale edilmektedir.

“nefsen zekiyyeten bi gayri nefs” Buifade de önemlidir.Çünkü varlığın yaratılışı dikkate alındığı zaman, programlamanın karşılıklı olduğunu anlıyoruz. Buna göre programlamanın normal yöntemlerin dışına çıkılarak yapılması halinde böyle bir ifade ortaya çıkar. Başka nasıl anlatılabilir. Download etmek yerine, programın içine girerek onda bazı değişiklikler yapmak anlamına geliyor. En azından biz böyle anlıyoruz. Bu ifadeyi “en nefse bin nefsi” şeklinde anlamak çok zordur.

Aynı şekilde ayetlerdeki ifedelere baktığımız zaman (Kehf) olayların niçin yapıldığı anlatılırken “biz” demektedir. Öyle ise Musa’nın karşılaştığı şey de biyolojik bir varlık değildir. Tanık olduğu şey, gördüğü şey mekanizmadır, mekanizmanın nasıl çalıştığıdır.

Başka önemli bir nokta daha vardır. Hikayenin başında buluşma yeri anlatılırken ilginç ifadeler kullanılmıştır. Mesela 61. Ayette balıklarını unuttukları ve balığın da denizde bir yol tutup gittiği söylenir. Yani yüzdüğüne işaret edilir yani canlı olduğuna. Oysa uzun süre yürümüşler idi ve bir balığın böyle bir süre suyun dışında canlı kalması mümkün değil. Aynı ifde 63. Ayette de vardır. İfade şöyledir “…vettehaze sebîlehu fîl bahri acebâ” Bir balığın yüzüyor olması kadar normal bir şey yoktur. O halde acaip/şaşılacak olan şey nedir? Denebilir ki, ölü balığın canlı balık gibi yüzüp gitmesi şaşılacak şeydir. Bir kere ölü balık yüzmez, suyun üzerine çıkar ve ters döner. Oysa ayetlerden bunun yüzüp gittiğini anlıyoruz. Asında bu durumu da ayet söylüyor “…hûtehumâ fettehaze sebîlehu fîl bahri serebâ” (Nisa 61) demektedir. Demek ki kıvrıla kıvrıla yüzüp giden bir şey. Tırmanmak gibi bir sağa bir sola dönmek gibi. Tabii bu ifadeleri anlamaya çalışırken “musa’ya ilim ve hikmetin öğretildiğini” de unutmamak gerekir. Netice itibariyle burada anlatılan şeyin gerçekte bir mekanizmaya tanıklık etmek olduğunu düşünmek için önemli nedenler ortaya çıkmaktadır. Kıssayı bütün olarak değerlendirdiğimiz zaman da yine DNA sarmalına benzer bir yapıdan söz edildiğini de görmek mümkün.

Ben aynı zamanda üstat Kayahanın düşüncelerini merak ediyorum bu konuda. Vesselam





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5511 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4974 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3512 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2999 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 996 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma