Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020
997 Okunma, 1 Yorum

7.6.Varsayımlar

7.6.1.Sesli/ünlü sesler hareketlerde yön bildirir. Harfler, seslerin yazımdaki sembolleridir. Aslolan seslerdir, nitekim Avrupa dillerinde bir sesi çıkarabilmek için bazen beş, altı sembol yan yana dizilmektedir.

Türkçeden örnekler vermeye çalışacağım. Diğer dillerde de aynı kuralın geçerli olduğunu sanıyorum. Diğer dilleri iyi bilen arkadaşların örnekler vermesini çok isterim. Üstad Karagülle; “Gürcücenin böyle olduğunu” söylemişti.

“G” sesi (başta C, K olmak üzere birkaç sese daha dönüşür), insan hareketlerinde kullanılır. 

İ: gİt (mek), ileri; İngilizcede “go”;

Ü: gÜt (mek), ileri ve yanlara

E: gEl (mek), geri/beri; İngilizcede “kam (gam’dan dönüşmüş olmalıdır) /come)”;

     gEç (mek), önce yana olan bu eylem, Türkçede “öne geç, yana  geç, arkaya geç şeklinde dört tarafa kaymak manalarında kullanılmaktadır. Orta Asya dillerinde “öt(mek)”, geçmek, yana geçmek olarak kullanılır.

Ö: gÖç (mek), aşağı; dönmemek üzere çok çok ileri bir yere gitmek. Bunun başka bir versiyonu “dÜş(mek)” tir. Başka bir versiyonu da “yAğ(mak) veya yaa(mak”) tır. Yağmak, yıkarıdan aşağıya doğru olan hareketin adı olmuştur. Yukarıdan aşağıya doğru hareket eden nesnelerin genel adı da “yağış” olmuştur.

U: gUç (mek), yukarı (sonraları “g” sesi düşmüş ve “uçmak” olmuş olabilir) şeklinde, ileri, geri, yukarı aşağı, sağ yana ve sol yana olmak 6 yönü de ünlü seslerde ifade etmekteyiz. Bu hecelerdeki 3. Sesin başka anlamları vardır ki, onlar eklenmiştir.

Şu anda bir anlam ifade etmese de her bir 3’lü ses kümesini tüm sesli harflerimizle çekebiliriz.

Gatmak, Getmek, Gıtmak, Gitmek, Gotmak, Götmek, Gutmak, Gütmek;

Galmak, Gelmek, Gılmak, Gilmek, Golmak, gölmek, Gulmak, Gülmek;

Gaçmak, Geçmek, Gıçmak, Giçmek, Goçmak, Göçmek, Guçmak, Güçmek şeklinde. Bazı kelimeler kulağımızı tırmalar. G sesinin dönüştüğü C, K ve diğer seslerle aynı kelimeleri kullanırsak bazıları kulağa hoş gelebilir.

7.6.2.Dillerin birbirlerinden farklı farklı oluşması, coğrafi ve fizyolojik farlılıklardan çok, sosyolojik sebepledir (İLMÎ YÖNSEME).

İklim koşulları dudak ve ağız hareketlerini bir miktar etkiler, bu doğrudur. Sıcak iklim kuşaklarında boğaz harfleri daha baskın olabilir. Zira ağzı uzun süre açık tutmak kolaydır. Soğuk iklim kuşaklarında ise ağzın uzun süre açık olması zordur. Dil, damak ve yutak soğuktan etkilenir. Bu bölgelerde ağzın kısa süreli açık olacağı sesler daha baskın olabilir.

Gerçekte insan bütün sesleri çıkarabilir, bütün yabancı dilleri konuşabilir. Bunun için yeterli zaman ve eğitim gerekir. Her insanda her sesi çıkarabilecek ses donanımı mevcuttur. İnsan büyürken içinde bulunduğu ortamın dilini otomatik olarak öğrenir. Buna “ana dil” diyoruz. Diğer dilleri eğitim alarak öğrenmektedir. Küçükken iki dilli bir ortamda büyürse her ikisini de öğrenir ama yine de biri baskın olur ve mantıksal düşünmeyi onunla yapar.

Peki neden binlerce farklı dil oluşmuştur?

Asimile olmamak, baskın kültür içinde eriyip farklı kimliklerini kaybetmemek için. Her insan Allah’ın ayrı ayrı halifesidir. Kendini “biricik/özgün” hisseder. Bu duygu Allah’ın ondaki “ahad” sıfatının tecellisidir. Fakat bunun yanında onda bir de “ünsiyet” melekesi vardır. Bu meleke de onu başkaları gibi olmaya, onlara benzemeye zorlar.

Önce ailesi gibi olur, ailesi ile övünür. O aileye ait olduğunu, diğerlerinden olmadığını belli edecek davranış kalıpları geliştirilir. Bunun bir sonraki merhalesi mahalleli olmaktır. Köyde yaşayanlar bilirler. Aşağı mahalle ile yukarı mahalle farklıdır. Aralarında her zaman rekabet ve yarışma vardır. Kırsalda bu aşirettir. Ana dil burada öğrenilir. İlk öğretim buradadır ve 3 yıldır.

İşte bu aşamada, farklı olma kaygısı dile de yansır. Lehçe, şive, ağız farklılıkları, kavramları başka seslerle ifade etme, tonlamalar, her türlü dil sanatı devreye girer ve farklı ifade biçimleri ortaya çıkar. Ailede kardeşler arasındaki rekabetle başlayan farklılaşma dürtüsü sonunda farklı dil ile konuşmaya kadar varır. Binlerce dil böylece oluşur. Hatta insanlar yazı dillerini de farklılaştırırlar ki baskın toplulukların baskın kültürlerinden korunabilsinler ve onların içinde eriyip gitmesinler. Roma/Katolikler, Latinceyi ve harflerini kutsamışlardır. İncilin Latinceden başka dile çevrilmesine izin vermemişlerdir. Avrupa toplulukları bu baskı altında konuşma dillerinin farklılıklarını korumuşlar ama yazı dillerindeki harfleri/sembolleri Latinceden almak zorunda kalmışlardır. Öyle ki, Latincede olmayan ama Almanca veya Fransızcada olan bir sesi ifade edebilmek için yan yana 5, 6 sessiz harfi yazmak zorunda kalmışlardır. O ses ancak böylece çıkarılabilmektedir. Onun için Avrupa dillerinin yazılışı ile okunuşu farklıdır ve söyleyiş/telaffuz kılavuzu (prononciation) olmadan o dilleri okuyamazsınız.

7.6.3.Dinlerin, mezheplerin, inançların farklı olması da sosyolojiktir, korunma içgüdüsüyledir (DİNÎ YÖNSEME).

Kuzey Afrika toplulukları dillerini koruyamamış ve kendi dillerini bırakıp Arapça dilini kabul etmişlerdir. İslamiyet’i kabul etmişler ama Hanbeli mezhebini tercih ederek ve farklı hukuk geliştirerek farklılıklarını korumaya çalışmışlardır. İranlılar dillerini korumuşlar ama yazı dilini koruyamamışlar ve Arap harflerini kullanmaya başlamışlardır. İnanç sistemlerini ise “Şiilik”le farklılaştırmışlar ve Arap asimilasyonundan kısmen kurtulmuşlardır. Türkler de yazı dilini almakla beraber mezhepte Hanefi olarak Malikî olan Araplardan ayrılmışlardır. Sonunda hilafeti ele geçirmişler ama hiçbir topluluğa dil, din veya mezhep dayatması yapmamışlardır. Kürtler ise İranlıların baskısından şiî değil, şafiî olarak kurtulmuşlardır. Anadolu’nun kadim halkları ise, Roma ve Bizans dayatmasından sonra, Türklerin ve onlarla beraber bu topraklara giren Hanefi mezhebinin baskın etkisinden kurtulmak için ne Şii ne de Hanefi olmuşlar ama farklı kültürlerini koruyabilmek için adına “Alevilik” dediğimiz inanç sistemini geliştirmişlerdir.

Her devletin içinde farklı dil ve farklı inanç sistemleri ile kendilerini yaşatmaya çalışan topluluklar vardır. Avrupa’da da durum aynıdır. Katoliklerin baskı ve asimilasyonundan kurtulmak için Ortodoks mezhebi, kril alfabesi, Protestan mezhebi gibi ayrı ekoller oluşmuştur. Bu bölünmeler halen devam etmektedir. İfade ve yaşama hürriyeti adı altında tüm farklılıklar açıktan açığa desteklenmektedir. Biz buna “mikroda serbestlik, makroda bütünlük” diyoruz.

7.6.4.Devletlerin ve devletin alt birimlerinin farklı olması sosyolojiktir, korunma içgüdüsüyledir (SİYASÎ YÖNSEME).

Ya devlet olacaksınız ya beylik ya da derebeylik kuracaksınız. Bu tip siyasi organizasyonlar yine kendisini farklı gören ve diğer hâkim yönetimler içinde eriyip gitmek istemeyenlerin kurmaya çalıştıkları kuruluşlardır. Farklılığını yaşayamayan insanlar kendi devletlerini kurmaya çalışırlar.

İbn-i Haldun devleti ırka dayandırır. Devleti bir asabe kurar der. Aralarında asabiyet (kan/ırk) bağı olanlar

her zaman müstakil devlet olmak istemişlerdir. Eyalet, kanton, vilayet ve bucak sistemleri bu farklılıkları koruyarak beraber yaşamayı sağlayan modellerdir.

Bizdeki Alevî toplulukların uyguladıkları “dede” ve “baba” kavramlarının dinî değil, siyasî olduğunu düşünüyorum. Dedelik ve babalık kurumları onları siyasi olarak disipline etmektedir. Diğer devletlerde de bu fonksiyonu sağlayan benzer kurumlar olduğunu sanıyorum.

7.6.5.Ekonomik farklılıklar da sosyolojik temellidir (EKONOMİK YÖNSEME).

Farklı kalma, farklılıklarını koruma güdüsü bazen iştigal edilen ekonomik faaliyetlere kadar yansır. Buna Adil Düzen de “teknik” diyoruz.

Göçerler, yerleşik hayatı benimsemeyen, genellikle hayvancılıkla geçinen ve sürekli göç eden topluluklardır. Grup içinden evlenirler, yerleşik topluluklarla karışmaz ve katışmazlar, bütün zorluklarına rağmen sıcakta ve soğukta bir çadırda yaşarlar ve bundan şikâyetçi de olmazlar, hatta öğünürler. Yörüklük onlar için çok önemlidir, onun korunması ve yaşatılması gerekir. Yörüklük perdesi ile kendi özel kültürlerini korumaya çalışmaktadırlar.

Anadolu’da halen var olan “tahtacılar” vardır. Çok azımız onlarla karşılaşırız. Kadim meslekleri orman ve ağaç işlemeciliğidir. Göçer olarak yaşarlar ve bunu devam ettirmek için direnmektedirler. Bu meslek dolayısıyla diğer topluluklardan izole olarak, onlara karışmadan kendi kültürlerinin bozulmasını önlemeye çalışmaktadırlar.

Eskimolar da böyledir. Zamanın getirdiği bütün olanaklara rağmen, 365 gün buz üstünde yaşamaya devam ediyorlar. Çünkü onlar da kendi özgün kültürlerini bu ekonomik faaliyet perdesi ile korumaya çalışıyorlar.

Dünyanın her yerinde, bütün insanlar, bir şekilde farklı dil, farklı inanç, farklı örf ve farklı meslekler ile kültürlerini korumaya çalışırlar. Çoğu zaman bu farklı kültür etnik farklılıktan kaynaklanır. Birbirine kan bağı ile bağlı olan insanlar yeter büyüklüğe ulaşınca kendilerine özgü örf, dil, inanç ve meslek geliştirirler. Böylece farklı olmayı devam ettirebilirler.

Fakat zaman acımasızdır. Gelişen teknoloji ve iletişim araçları onları her geçen gün kendi özgünlüklerinden koparmakta, özgün yapıları deforme olmakta ve diğer topluluklar gibi olmaya zorlamaktadır. Moda, bu konudaki en acımasız dönüştürücüdür. Moda; din, dil, ırk, örf, meslek tanımaz; herkesi birbiri gibi olmaya zorlar. Yazılı ve görsel yayınlar, müzik, sinema, spor gibi büyük etkinlikler herkesi pençesine alır ve değiştirir.

İnsanlık buna nasıl direnecek bilemiyorum. “Ümmeten vahideten/tek bir topluluk” olmaya zorlanıyoruz. Farklılıkların yok olması entropinin büyümesi demektir ki, sonu ölümdür. İnsanlık bir şekilde farklılıklarını koruyacaktır.

Üstad Karagülle’nin üç dört senedir önermekte olduğu “semt/köy” kooperatifleri buna bir çözüm olabilir.

Köylerde, yani kırsal alanlarda daha şimdiden bu mümkün gözüküyor. Bazı köyler, bazı beldeler belirli tarım ürünlerini üretmekte uzmanlaşmaktadır. Râd suresi 3. Ayette “…Kıtaun mütacâviratün…” ibaresi geçmektedir. Buradaki Kıt’a kelimesi Türkçe’de kullandığımız kıta manasında değildir. Bu ibare, “birbirine bitişik tarım alanları” demektir. “ Kıta”, tarım bölgeleri demektir. Alaşehir, Sarıgöl çekirdeksiz üzüm, Bayındır çiçek, Iğdır kayısı ve kavun, Aydın İncir, Çukurova pamuk, Trakya ayçiçeği, Giresun fındık, Rize çay vb. yetiştirir. Zamanla bu ürünlerin alt türleri geliştirilir ve daha küçük bölgelerde o türler yetiştirilir.

Her bölgede, her iklimde her toprakta yetişebilecek tarım ürünleri farklıdır ve zararlılarla mücadele her ürün için farklılık arz etmektedir. Böylece farklı işle iştigal etme, o topluluğun farklı kültürünü korumada yardımcı bir unsur olur.

Şehirler karmakarışık insan toplulukları ile doludur. Örfler/töreler, dinler/inançlar, meslekler, diller farklı farklıdır. Sosyal disiplin ortadan kalkmıştır. Topluluğun birbirini koruması ve kollaması yok olmuş, bütün fonksiyonlar merkezi otoriteden beklenmektedir. Oto kontrol sistemi çökmüştür. Topluluk kendi kendini disipline edememektedir. Zira her apartman, her mahalle karışık, her iş yeri karışıktır. Farklı farklı insanlar, farklı farklı kültürler yığınlar halindedir.

Siteleşme, semtleşme de şimdilik yetersizdir. Çünkü farklı dil, inanç, farklı meslek ve farklı örf/töre/hukuk sahibi insanlar karışık olarak aynı sitede oluyorlar. Bu da yukarıda izah etmeye çalıştığımız “topluluklar, özgün kültürlerini korumak için farklı dil, örf, teknik ve inanç geliştirirler” varsayımımızı karşılamamaktadır.

7.6.6.Diğer varsayımlar için yazının ilk bölümüne bakınız.

Saygılarımla.

H. Kayahan 

 


YorumcuYorum
Özer Ataç
12.08.2020
15:51

Yazını okudum. Samanlıkta iğne düşüren terzinin niyeti karalık resmen. Doğrudanı kalmadığından dolayımlı eleştrel katkılarımı paylaşıyorum.

1- Bozum, özleme sirayet edemeyince zamanın "müdahalesini" bekliyor.

2- İddialı restorantların mutfaklarında kaplar çok çeşitlidir. Türlü ocaklar ; hızlı, yavaş, ısıtmak için olanlar; hatta fırın gibi kıvam ocakları ile donatılmışttır.


 Sonra soğutucular, tezgâhlar; işlemek için çok ve çeşitli el aletleri.


Her gün sabaha karşı seralardan, tarlalardan , mandralardan, kesimhaneden, balık halinden taze işlenecek gıdalar kasalarla mutfağın arka kapısında üst üste dizilir, içeriye alınmayı bekler.


Temiz önlük, hırslı , icatçı piyanist parmaklı aşçılar içün hazırcefilmiştir o mutfaklar. Orada yamaklık bile mistiğe kabulü andırır.


Hedef aynı: esaslı müşyeriye, cazip sunumlu özel damak tadında porsiyonlar....


Her gün yine, yeniden.


Yorulan şayet mahir ise bir müddet boşluğu hissedilir ; sonra benzeri çıkar piyasaya.


Tüketim işi hiç bitmez, "yarışın" köpüklü tacını taşıyan öndekiler de değişir , bitmez.



Sunulan tabaktan çatal, kaşık ile alınan her lokma, damağın umduğu tat gibi kelimeler dizisinin uyardığı duyumların anlam lezzetleri olan dil, lisan, deyiş; işaret , mimik, tarz, biçim... olarak alıcısına ikram ediliyor sosyalitede.


 Şimdilerde, iri kentlerin yerleşim kazanlarında  

ya Nuhun aşuresine 

 ya da 7×24 sakatat çorbacısının sönmeyen ateşiyle 

  lakırtı porsiyonlarına dönüşmekte.


 Dil, lisan okur yazar kitlesiyle

  yığınla kitaplardan, kuru soğan zarını andıran sayısız ekranlardan

  7 notanın sonsuz ezgilerine kıyasla, halâ ağaçta yaşayan şempaze kıvamında tüketilirken;

  

 İnsanlık haline acı ile ağlayacağına, ortak dilin hülyasına düşmesi; hem de arsız boğazlaşmalar dijitalleşirken.

   

Yine insanlığın bu durumu, umudun , u biçimine takılmış "tekâmülün" açnazını, hızlanarak zıvanadan çıkmasında bulacağı günlerin habercisidir kanımca.

3- Önceki birinci yazında önerdiğim, tümden gelim -Babil Kulesi çözümlemem ağaçtaki şempazeye ulaşmasa da seninkine kıyasla daha umut verici.

4- Ses, sedâ. Sesten sedâya yollar bazen çok karışık ve zordur; bazen ikisi aynılaşacak kadar kısadır.

Basit olanda erginliğe ulaşmak için daha çok kartlar karıştırılırken eskiyecek.

Bu kadar





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5511 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4975 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3512 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2999 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 997 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma