Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020
1098 Okunma, 1 Yorum

SINAMALAR DİL-12

ZÜNNÛN – bir muamma

17.05.2020, İzmir

Enbiya (21/87)

وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ (87)

Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini aslâ sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde «la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimîn» diye nidâ etti[87]

Makayisu-l luga

(نون)  النون والواو والنون كلمةٌ واحدة. والنُّون: الحُوت

Kitabul ayn

والنّون: الحوت، والجميع: النِّينانُ

أَصْلُه نونان

Leksicon

نَوْنَةٌ ذ The dimple in the chin of a young child

Kalem suresi (68)

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِ إِذْ نَادَى وَهُوَ مَكْظُومٌ (48) لَوْلَا أَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ (49) فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ (50)

O halde sabret rabbının hukmüne de sahibi hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti.[48] Rabbından bir ni’met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.[49] Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı[50]

Saffat (37)

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ (139) إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ (140) فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضِينَ (141) فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ (142) فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحِينَ (143) لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (144) فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ (145) وَأَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطِينٍ (146) وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَى مِائَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ (147) فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ (148)

Şübhesiz Yunüs de o mürselînden[139] Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,[140] kur’a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu[141] Derken kendisi balık yuttu melâmette idi[142] Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi[143] Her halde ba’solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı[144] Hemen biz onu alana attık hasta idi[145] Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik[146] Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı[147] O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik[148]

 

Yunus peygamberin kıssasını hepimiz duymuşuzdur. Saffat suresi 139 ile 148. Ayetlerde başından geçen olay anlatılır. Fakat Enbiya suresi 87. Ayette ise isim verilmeden bir rumuz ile anlatılan kişinin Hz. Yunus olduğu kabul edilir. Bu konuda Alabaş koca ile bir söyleşi yaptım.

-Selamün aleyküm Alabaş Koca.

-Aleyküm selam Kayahan, hoş geldin.

-Hoş bulduk. Hayırdır, beni çağırtmışsınız.

-Geçen ziyaretinde Kuran’daki muammalardan bahsetmiştin. Ben de sana anlatacaklarım var demiştim. Sen gelmekte gecikince seni çağırttım.

-Anladım. Bugün ne anlatacaksın bana?

-Evlat, hep alışılmışın dışında yeni şeyler söylüyorsun. Bu muammayı sana ben anlatayım ki, seni tân etmesinler. Benim için, “ihtiyardır, ne söylerse yeridir” derler geçerler.

-“Zü-n nun”u duydun mu? Enbiya suresinin 87. ayetinin ilk ibaresidir o tanım

-“Balık sahibi” olarak tercüme ediyorlar. “nûn”dan kasıt Hut’tur, yani balıktır diyorlar. Bundan dolayı kastedilen Yunus peygamberdir, yoksa değil mi?

-Kalem (68/48) ayetinde ( Hût’un arkadaşı gibi olma / وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِ ) demiyor mu? Sahabe, arkadaş demektir, Türkçe’deki kullanımındaki gibi onun sahibi manasında değildir. Balığın arkadaşı… Şimdi sadece ibareyi düşün ve analiz et.

-Yani?

-“zü” eki, sahip olunan, malik olunanları gösteren bir takıdır. “Zü-l fadl” dediğimizde, fazilet sahibi olan kişiyi; “zü-l celal” dediğimizde, celalli kişiyi anlarız. “Zü”den sonra gelen isme, vasfa, sahip olunmak gerekir. “zü-s semen” dersem, semeni olan, yani paralı adam anlaşılır. Evet, kast edilen Yunus peygamberdir, burası doğru. Böyle kabul edilir edilmesine de Yunus nasıl balığın sahibi olabiliyor? Eğer Hz. Yunus balığın karnına düşmüşse; o balık sahibi değil, tam tersine; balık insan sahibi olmaz mı? Kim, kime sahip? Balıklı adam mı, adamlı balık mı?

Türkçe’de “zü” ekinin karşılığı “lı, li, lu, lü” gibi ses uyumlu bir ektir. İsimden isim yapan eklerdendir.

Bu ek;

a-Sıfat yapar: anlayış-lı, sayı-lı, gölge-li gibi

b-Bir yere aitlik anlamı katar: Asya-lı, bura-lı, Konya-lı, mahalle-li, gibi

c-Sıfat görevli kelime yapar: acık-lı, alım-lı, paha-lı, us-lu, yer-li gibi

d-İkileme kurar: al-lı yeşil-li, an-lı şan-lı, bel-li baş-lı gibi.

Ben burada bir yere aitlik anlamını yeğliyorum. Tevrat’ta Yunus peygamberin yaşadığı yerin açıkça “Ninova” olduğu belirtilir. Kuran’da yer ismi yoktur ama buna karşılık “zü-n nûn” tabiri vardır.

-Anladım, “zü” sahip olunan şeyleri ifade eder. Peki o zaman “nûn’u” nasıl anlayacağız?

-İşte muamma/bilmece/bulmaca burada. Şimdi bunu sana izah etmeye çalışacağım. Eğer isabet edersek 2 kat sevap varmış bu işin sonunda.

-Umarım çok şaşırtmazsın beni.

-Kayahan, sen demiyor musun, “bu Kuran’da insanın kullandığı dillerin bütün ustalıkları vardır” diye. Tekerleme, bilmece, bulmaca, muamma vb. her türlü dil kullanımının örnekleri de vardır öyleyse.

-İnsan, Allah’ın bilmediği bir kullanım icat etmiş olamaz değil mi?

-Aynen. Kuran lafı ile de icazdır, manası ile de icazdır, mucizedir. Küçük olsun, büyük olsun onda mutlaka bir parça vardır. Dile ait ne varsa onda vardır. Bakmak ve bulmak gerekir.

-“النُّونِ / En-Nûn’a” gelelim, “Nûn’a”. “za/zü”yü anladık ama “النُّونِ / El-nûn” ne demektir?

-Söyleşinin başına lügatların verdiği karşılıkları yazarsın. Arapça lügatlar, hemen “النُّونِ / El-nûn; الحُوت / el-hût” demektir, demişler. Yani nun’dan kasıt, balıktır demişler.

Leksikon ise, “vavı uzatarak değil de cezimli olarak almış”, “en-nevnetün” çocuğun yanağındaki çukurluk, gamzedir, demiş. İşte çıkış noktamız burası olacak.

-Nasıl çıkacağız buradan?

-“En-nûn” Ninova şehrinin kısaltılmış halidir. Bunu Türkçe’de yapıyoruz. Mesela New York’u “NY” olarak, İstanbul’u da uzun yazmak yerine “İst.” olarak yazarız ve bunu yadırgamayız. Nûn, Ninova’nın adıdır, adeta plakadaki sembolüdür. Örneğin, Almanlar taşıtların plakalarında şehirlerinin kısaltılmış harflerini kullanırlar. Biz ise şehirlerimizi rakamlarla ifade ediyoruz.

-İzah eder misin lütfen!

-“N/ن” harfi/sesi; etrafı küçük tepe ve dağlarla çevrili, bu sebeple çukur bir çanak gibi olan geniş düzlüğün adıdır. Türkçe’de böyle ovalara “çukur ova” diyoruz. İki kelimeden oluşur ama ayrı yazmayız, birleşik olarak Çukurova şeklinde yazarız.

-Ninova da böyle iki kelimeden mi oluşmuştur?

-Ninova kelimesinin de bu şekilde olduğunu tahmin ediyorum. Nin+ova veya nun+ova. Nunova daha doğru olmalı, ikisi arasında lehçe farkı gibi sadece okunuş farklılığı var.

-“Ova” eki/tamlaması Türkçe’deki ova kelimesinden mi geliyor sana göre?

-Sümerler, Kuzeyden gelen Türk ırkları ile Yerli Sami ırklarının melezidir. Sümer dilinde çok sayıda Türkçe kelime vardır. Sümerlerin devamı olan kavimlerin dillerinde de Türkçe kelimeler görülür. Asurlularda da vardır.

Bildiğin gibi Hz. İbrahim’in babası Türk ırkındandır. Kuran’da onun sosyal aidiyetine işaret eden ismi Tareh (töreli), Tevrat’ta ise coğrafi aidiyetine işaret eden ismi Azer’dir. İbrahim peygamber Mezopotamya’da yaşamıştır ve Sümerlerle çağdaştır.

-Yunus peygamber nerede yaşamıştı?

-Tevrat’tan ve diğer anlatılardan biliyoruz ki, Yunus peygamber Ninova şehrinde yaşamıştır. Ninova Asurluların başkentidir. Bilinen en eski kütüphanelerden (belki de en eskisi) biri bu şehirde idi. Asurlular zaman zaman Suriye, Filistin ve Mısıra kadar hükümran oldular. Zamanın güçlü devletlerinden biriydiler.

Yunus peygamber burada tebliğ yapmış ama hiç kimseyi imana getiremeyince “bunlar adam olmaz!” diyebileceğimiz bir tepki ile orayı terk etmiştir. Başından geçen o büyük olaydan sonra tekrar Ninova’ya dönmüş ve bu sefer kentin tamamı ihtida etmiştir.

Kuran’da döndüğü şehrin nüfusunun yüz bin veya daha fazla, Tevrat’ta ise 120 bin olduğu yazılıdır. Şehrin nüfusu yaz ve kış değişiyor, dışarıdan göç alıyor ve sürekli artıyordu. Yunus ayrıldığı zaman 100 bin, geri döndüğü zaman ise 120 bin olmuş olabilir. Eskiden hiç kimsenin iman etmediği bu şehirde, şimdi de iman etmeyen kalmamıştır.

-Olağanüstü, önce hiç kimse inanmasın, sonra da inanamayan kimse kalmasın, müthiş.

-Bunları zaten biliyorsun. Ben “Ez-zünnûn” ibaresi biraz daha deşmek istiyorum. Bakarsın altında hazine falan buluruz…

-Daha neresini deşeleyeceğiz ki? Ninova’nın sembolü, kısaltılmışı dedin ya, yetmez mi?

-O zaman çok basit bir muamma olmaz mı, Kayahan?

-Deşmeye devam et o zaman. Bakalım, ne cevherler bulacaksın?

-Kuran’da “N/ن" harfi yazdığım gibi de kullanılır. Kalem suresinin başında okunuşu gibi değil, yazıldığı gibi geçer. Sessiz bir harf olan “n” harfi ancak yanına bir sesli harf, yani hareke gelmesi ile okunabilir. Adı üstünde sessiz harf. N harfini biz “Ne, eN” gibi önüne veya arkasına sesli harflerden birini getirerek okuruz. Araplar ve diğer Sami dillerini konuşanlar ise harfleri isim olarak okurlar.

-Biraz yavaş, ne demek harfleri isim olarak okumak, biraz açar mısın?

-Araplar, “e” harfini “elif” diye olurlar. Elif, öküzün, boğanın, bizonun adıdır. Elf şeklinde tek heceli söylenir. Bu konuyu başka bir söyleşide sana anlatmak istiyorum. Fazla gecikmeden gelirsen iyi olur. Malum yaşlılık var serde. Kim gele, kimi bula…

-Onlar da mı kısaltmalar yapmışlar?

-Bütün insanlar yaparlar bunu. Finikeliler, İshak peygamberin büyük oğlu olan Esav’ın torunlarıdır. Alfabeli yazıyı bulan ve geliştirenler onlardır ve isimleri tek sembole kadar kısaltmışlardır. Bizler şimdi bu alfabeyi kullanıyoruz. Ne kadar sade değil mi; “elf” yerine yalnızca “e”. Diğer harfler de böyledir. Bunu da başka bir söyleşide deşeriz artık…

-Tekrar “nûn’a” gelsek!

-Az önce söyledim. Bir yerde sadece “N” şeklinde, başka yerde “Nûn” şeklinde söylemişse Allah bir şeye işaret ediyordur. Hem de bunu “el” takısı ile “marife/belirli” olarak söyledi. Bütün bunların bir hikmeti, bize anlatmak istediği bir farklılığı yok mudur, sence?

-Ah, ah. Şu Arapçayı öğrenemeden gideceğim bu dünyadan diye korkuyorum. Sahi, öte yaşamda bütün insanlar Arapça mı konuşacaklar?

-Dur şimdi konuyu saptırma. Her şeyi bir anda çözemeyiz ki.

Birinci muammayı anladın değil mi? “Nûn”, Ninova’nın sembolüdür, adıdır. “zü” takısı ile birlikte düşündüğümüzde ise “Nûn’lu, yani Ninova’lı” demek olur. Hz. Yunus’un lakabı, adı “Ninovalı/zü-nûn” olarak bilinir. Araplar, “zü” ekini yer için kullanmazlar demiş Üstad Karagülle; ben burada kullanıldığını düşünüyorum.

Şiirde, arada “V/vav” olmadan, “NN” olarak da söylenirmiş. Böyle bir kullanım da varmış. Fakat burada vav ile kullanılmış. Yani bir nevi “N/ ن” ve “N/ ن” denmiş olur. İki tane “N/ ن” var demektir.

-İki tane “N” olması ne anlama gelir peki?

-Çok anlama gelir.

İlk olarak; Ninova “8” rakamına benzer şekilde iki ovadır. Buna işaret etmiş olur. İkiz ova gibi görünür. N’nin biri birine, diğeri öbürüne işaret eder.

İkinci olarak; Yunus peygamberin terk ettiği şehir başka, yıllar sonra döndüğü ve halkının tamamen değiştiği şehir başkadır. Nun’lar bu iki değişikliğe işaret eder.

Üçüncü olarak; İlk Nun ayrıldığı yere, ikinci Nun da denizden çıktığı yere işaret eder.

-Nasıl yani, denizden çıktığı yer de bir “Çukurova” mı?

-Ninova bir kara şehridir. Oraya en yakın deniz Akdeniz, Basra körfezi ve Hazar denizidir. Bu üç denizden hangisine kaçtığı Kuran’da belirtilmemiştir. “meşhun fülke ebk etmişti/dolu gemiye kaçmıştı” denilmektedir.

Denize bırakıldıktan sonra, (ElHût) onu bir kıyıya fırlatmış ve orada “kotondan/pamuktan yetiştirmiştir. Çıktığı yeri bilebilelim diye bu böyle bir dolaylı tanım yapılmıştır. “enbetnâ” daki “na” takısı bunu doğrudan Allah’ın yapmadığı, bunu insanların yaptığına işaret eder. Burası pamuk tarımının başlatıldığı, belki de burada ilk defa Yunus peygamber vasıtası ile tarıma başlandığı yer olmalıdır. Pamukla ilgili önemli bir özellik olmasaydı burada bahsedilmesi gerekmezdi. Zira israf olurdu. Allah israf etmez.

Pamuğun ilk olarak Hindistan ve Afrika kıyılarında tarıma alındığı, Akdeniz bölgesine ise daha sonra söylenmektedir. Yunus peygamberin gemisi hangi denizde seyrediyordu bilmiyoruz. Bir ihtimal bu olayın, Asurluların Türkiye’nin güneyi, Filistin ve Mısır’a kadar olan bölgeye kontrol altına aldıkları dönemde olmuş olmasıdır. Ne de olsa aynı ülkenin toprağı sayılıyordu bu bölgeler. Yunus peygamber Akdeniz’de seyreden bir gemiye binmiş ve sonra Çukurova veya ona benzer bir ovaya çıkmış olmalıdır.

Başka bir ihtimal ise, gemi ile Hindistan’a gitmiş, orada Pamuk ekimini başlatmış veya öğrenmiş, başına gelen o olay dönüşte başına gelmiş ve fırlatıldığı ovada yanındaki tohumlarla pamuk ziraatını başlatmış olmalıdır. Her neresi olursa olsun, çıktığı ovada pamuk tarımının başlatmış olması kesin görünüyor. Ayetten çıkan mana budur. İster Basra Körfezinden Hindistan’a doğru gitmiş olsun, ister Akdeniz’de bir yolculuğa çıkmış olsun, karaya çıktığı nokta orada pamuk ziraatını başlattığı bir ovadır. Böyle bir ova da pamuk ziraatına en uygun olan çukur bir ova olmalıdır.

“El-arâî” marife/belirli olarak zikredilmiştir. Bu herhangi bir yer değil bilinen, marife bir yerdir. Ahdi haricidir, daha önce zikri geçmemiştir. Ya bildiğimiz bir yer ya da ovalardan belli özelliği olan bir tür ova.

-Nereden nereye savrulduk böyle. Matruşka bebekler gibi, bir Nûn’un içinden kaç tane Nûn çıkardın böyle, sayıyı kaçırdım.

-Muamma bitmedi daha ama zaman bitti. “Müsebbihînden olmasaydı” deniyor. Tesbih edenlerden olmasaydı diye çeviriyorlar, acaba öyle midir? Bütün peygamberler Allah’ı her zaman ve her yerde tesbih ederler. “sebeha” aynı zamanda yüzmek değil midir..?

-Bir dakika, Hz. Yunus iyi bir yüzücüydü mü demek istiyorsun?

-Bunu sen söyledin. Milletten senin de çekeceğin var artık.

Çok konuştuk vakit uzadı, söyleşi uzadı. Bir de bunu okuyacakları düşün. Bu kadar uzun söyleşileri kimse okumuyor artık. Herkes gözle seyretmeyi yeğliyor.

Saygılarımla.

H. Kayahan

 


YorumcuYorum
Ahmet Yücel
21.05.2020
18:19
Allah razı olsun.




Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12419 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4574 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4359 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5510 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4427 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4887 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5333 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3283 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4974 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4369 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3236 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3186 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5390 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4774 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3511 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3306 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4667 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5455 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2999 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 996 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1880 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 979 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1191 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2792 Okunma