Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014
7029 Okunma, 3 Yorum

Sam Adian'ın; öncelikle Karagülle'nin dikkatine sunduğu "ZEKAT BANKASI" konulu çalışmasını tüm arkadaşların dikkatine sunuyorum. Kopyala-yapıştır olarak kaydettiğim için, özgün çalışmadaki bazı şema, tablo ve resimler kaybolmaktadır. Dileten arkadaşlara e-mail olarak gönderebilirim. Ya da bana bu kayıpların olmaması için yol gösteriniz. Karagüllenin ilk değerlendirme yazısını henüz düzeltemediğim için altına eklemedim.

Saygılarımla. H.Kayahan

 

Sayın Karagülle

 

“ISLAMIC ECONOMIC SYSTEM” başlıklı çalışmamızı değerlendirmeniz için bilginize sunuyoruz. Lütfen inceleyiniz.

Iktisat başlığı altında önemli bir problem teşkil eden bankacılık ve kavramların yerli yerine oturtulması amacını taşıyan bu çalışmamızı, kuşkusuz Sadaka/Vergi sistemi ve mülkiyet sorunları ile ilgili çalışmalarımız izleyecektir.

Ancak, her ne kadar bu çalışmaya katkı sağlayanlar, “İslami endişe taşımıyor ve tarafsız sorumluluk ile hareket ediyor olsalar bile, Meselenin içinde olanlarca nasıl algılanacağı ve anlaşılacağını öngörmek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, görüş, eleştiri veya önerilerinizi bizimle paylaşmanızı arzu ederiz.

Sayın Kayahan ile daha önce bazı notları paylaşmış, ve internet sitenizde yayınlanmıştı. Ne var ki herhangi bir eleştiri veya görüş henüz bize ulaşmış değil. Görünüşe göre bu konu bütün şikayetlere rağmen çokça ilgi çekici değil.

Lütfen inceleyiniz, değerli katkılarınız bizleri yönlendirecektir.

 

Saygılar sunuyoruz

Sam Adian

 

Study of:

ECONOMIC SYSTEM OF ISLAM

Alternative Solutions for Contemporary Banking Practices

Helping Boost (Infaq), Good Loan (Qarz-I Hassen),

Usury (Riba), Land Ownership and Instutional structure

Hong Kong 2014

2

ISLAMIC ECONOMIC SYSTEM

Alternative to traditionalism, Capitalism and Socialism

GİRİŞ:

İktisat teorilerinin ortaya çıkışı Eski Yunanlılardan önceki çağlara kadar uzanır. Ancak bu günkü iktisadi düşüncelerin temelleri öncülüğünü Adam Smith (1773-1970) in yaptığı Klasik İktisatçılar (liberalller) tarafından ortaya atılmıştır. Bu akımın ortaya çıkmasında en önemli etken kuşkusuz Sanayi devrimi olmuştur. 1776 yılında yayımlanan Adam Smithin Ulusların Zenginliği adlı eseri ile doğan klasik düşünce , bu ekole mensup iktisatçılarla zenginleştirilmiştir. Klasik düşüncenin varsayımları şunlardır:

1- Denge açısından : Klasiklere göre denge doğal olarak ve kendiliğinden sağlanır. Otomatik olarak dengeyi sağlayan güç; fiyat mekanizmasıdır.

2- Üretim Faktörlerinin istihdamı açısından : Fiyat mekanizması düzgün şekilde işlediği sürece ekonomi tam istihdam dengesini kendi kendine sağlamaktadır. Tam istihdamın sonucu olarak, ekonomide işsizlik olmayacak ve üretim dolayısıyla milli gelir en yüksek düzeye erişecektir.

3- Devlet Müdahalesi açısından : Klasiklere göre ekonomiyi dengeye getiren koşul rekabettir. Bu nedenle bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler felsefesini benimseyen bu görüş, devletin ekonomiye piyasa mekanizmasını bozacak her türlü müdahalelerini yasaklar. Klasiklere göre devlet , rekabeti sağlayacak düzenlemeleri yapmak ve rekabeti önleyici her türlü engeli ortadan kaldırmak zorundadır.

4- Reel ve Parasal İlişkiler : Klasikler değer teorisini para teorisinden ayırırlar. Bunlara göre para sadece mübadele aracıdır, ekonomik olaylar üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

5- SAY yasası geçerlidir: Her arz kendi talebini yaratır.

1870 yıllardan sonra klasik ekolün revizyonu olarak nitelendirilen Neo-Klasik akım iktisatta büyük devrim yapmıştır. Neo-klasikler, değeri (faydayı) marjinal fadya ile açıklama yoluna gitmişlerdir. Bu yolla makro ekonomiye mikro temellerle bakarak analiz yapmışlardır.

1929lu yıllara kadar dünyada klasik iktisat hüküm sürmüştür. Ancak 1929 lu yıllarda ortaya çıkan büyük buhran bu sisteme güveni sarsmıştı. 1936 yılında J.M. Keynesin, klasiklerin ve neo-klasiklerin çeşitli görüşlerini çürüten istihdam, faiz ve Para hakkında Genel Teori adlı eseriyle keynesyen devrimi başlamış olmaktadır.

Keynesyen görüşün varsayımları şunlardır:

1- Tam istihdam : Piyasa güçleri ekonomide tam istihdamı sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Ekonomi eksik istihdamda da dengeye gelebilir.

2- Parasal Analiz : Para ekonomik analizde çok önemli bir yere sahiptir. Para klasiklerin savunduğu gibi nötr değildir.

3- Devlet müdahalesi açısından: Devlet ekonomiye müdahale etmek zorundadır. Bu müdahale araçları para ve maliye politikası araçlarıdır.

Kısaca Keynes, makro ekonomik akımın kurucusu ve temsilcisi olarak kendi adı ile anılan bir dönem başlatmıştır.

Gerek Klasik anlayış ve gerekse Keynesyen anlayışın günümüz açısından önemli eksikleri olduğu da gözardı edilmemelidir. Her uygulamada olduğu gibi, var olan hataların uygulama esnasında kolaylıkla

3

giderilememesi ve sistemin hantal çalışması, hassasiyetleri nedeniyle verimliliği tartışılır hale getirmektedir.

Yirminci yüzyılda genel kabul gören bir tanıma göre iktisat, kıt kaynakların sınırsız ve rakip kullanımlara tahsis edilmesinin incelenmesidir. Akademik çevrelerde, bireylerin ve toplumların maddi ihtiyaç ve arzularını tatmin için geliştirdikleri yöntemlerle uğraşan bir sosyal bilim olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir çerçevenin başlıca zaafı, depresyon veya toplam talep yetersizliği gibi sorunları kapsamamasıdır. Oysa modern piyasa ekonomilerinin birçoğu büyük miktarlarda kaynağın atıl durduğu dönemlerden geçmektedirler, özellikle emek ve fabrika kapasitesi yönünden. Bu durumda asıl mesele kaynakların hangi yöntemle kullanılacağı değil, kullanılır hale nasıl getirileceğidir. Kaynaklan kullanımlara göre tahsis sorunu ile kaynakların tam kullanımını başarma sorunu arasındaki fark kabaca iktisadın iki temel dalına tekabül etmektedir: Mikro iktisat ve makroiktisat. Ancak, para ve genel fiyat dengesi İle ilgili bazı hususları kapsamasından ötürü, Makro iktisatın da kaynakların tahsisi ile bağı vardır.

Kaynakların alternatif kullanımlara tahsisi en basit biçimiyle bir ailede (hanede) yapılmaktadır; iktisatın özgün anlamı da hane halkı yönetimiyle ilgilidir. Eski Yunan'da bu iş için kutlanılan kelime oikinomikosdur. Ancak bu kelime biçimsel değil aslî (Özsel/sabstantive) bir anlam taşımakladır ve İktisadın modern anlamına karşılık gelmektedir. Elbette biz burada modern iktisadın tanımını yapmaktan çok, Temel başlıkları belirleyerek islam iktisadı” olarak adlandırılabilecek alternative uygulamaların nasıl geliştirileceğine yönelik çözümler ortaya koymayı hedefliyoruz.

Özellikle Geleneksel uygulamalardan bağımsız olarak Kuran da öngörülen yöntemlerin/önerilerin rasyonel bir analizini yapmak ve uygulanabilirliğini tartışmak gerekmektedir. Pek çok açıdan Kuran ın modern iktisadın başaramadığı veya eksik kaldığı uygulamalarda etkili önerilerde bulunduğu açıktır.

Bu manada:

a. Kamu sermaye kurumu olarak Zekat / Yatırım bankası

b. Tasarrufların sermayeye dönüştürülmesi / infak

c. Kredi uygulamaları / Karz

d. Vergi / Sadaka

Başlıkları altında özetleyebileceğimiz genel bir çerçeve ortaya çıkacaktır. Bu süreçte, kavramların yeniden tanımlanması ve eksiklerin ortaya konması da kaçınılmaz olmaktadır. Tarım toplumu ihtiyaçlarına gore düşünülen uygulamaların günümüz dünyasında işlevsel olmadığı gerçeğini Kabul etmek, kitabı anlamadaki yüzeyselliği gözardı etmeden kutsallaştırılmış niteliklerini bir kenara bırakarak rasyonel bir mecrada değerlendirmek daha uygun olacaktır.

Sınırlı kaynakların verimli kanalize edilmesi ekonominin temelini oluşturur. Insanların sahip oldukları sınırsız ihtiyaçların karşılanması ve refah”ın temini açısından da büyük önem taşır. Eğer bir toplumda yaygın verimlilik yoksa, toplumsal barışın tesisi de mümkün olmaz.

Bugün en çok şikayet edilen sermaye tekelciliği karşısında islami anlamda bir alternatifin geliştirilememiş olması, dünya nüfusunun önemli bir bölümünü teşkil eden islam coğrafyasında ekonomik gelişmelerin kapitalizm veya benzeri uygulamalara bağlı kalmasına neden olmuştur. Bu durum Sömürü algısına da neden olmakta ve huzursuzluk yaratmaktadır.

Her türlü mazereti bir kenara bırakarak rasyonel çözümlere yönelmek zorunludur.

4

CHAPTER I

ISLAMIC ECONOMICS

DEFINITION

What is Islamic economics? How does it differ from the conventional capitalist and socialist economic models? What are its axioms and principles? How will Islamic economics replace the dominant economic orders in Muslim societies? One of the first points emphasized by author after author is that Islamic economics is not capitalism minus interest plus zakah or socialism minus state control plus God. It is something unique and different and exclusive to Islam.

Economic activity within the positive parameters is halal (allowed and praiseworthy) and haram (prohibited and blameworthy) which has to be moderated, production which is regulated by the halal-haram code, and distribution which must adhere to the notion of adl (justice).

Collectively, these values and concepts, along with the main injunctions of the Qur'an, provide a framework for a unique, just and contemporary economic system.

İslam Ekonomisi nedir? Kapitalist veya sosyalist modellere alternative olabilir mi? Kuran ne tür prensipler ortaya koymaktadır? Nasıl bir uygulama, müslüman toplumları çağdaş ekonomik sistemlere dominant hale getirebilir? Sermaye gücünün karşısına nasıl bir model ile çıkılabilir? Yoksa sadece Tanrı’nın yardımı mı beklenmelidir?

Helal ve haramlar ekonomik uygulamaların pozitif parametreleri olabilir mi? Özellikle helal ve haram konusu, başlı başına tartışılması gereken ve kuran açısından yeniden ve titizlikle ele alınması gereken önemli bir konudur. Her alanda olduğu gibi, ekonomiyi ilgilendiren kavramların da yeniden tanımlanması, öngörülen system için gerekli ve zorunludur. Çünkü, geleneksel anlayışla ve tarım toplumu beklentilerine gore şekillendirilen bir yapıya gore kimi uygulamaların iktisadi anlamda pozitif sonuçlar doğurmadığı gibi, Kuran açısından da tartışmalı hale gelmiştir. Her ne kadar geçmişte bazı konular tartışılmış ve üzerinde tam bir uzlaşı sağlanamamış olmakla birlikte, genel olarak uygulamaların ihtiyat çerçevesinde kaldığı ve iktisadı ilgilendiren bazı noktaların gözardı edildiği bir vakıadır. Özellikle:

- Alkolün yasaklanmasının tarım ve sanayiye etkileri değerlendirilmelidir. Özellikle tarıma olan etkisi gözden geçirilmelidir. Bu uygulamanın tarımsal üretimin büyük bir bölümünü önemli ölçüde etkilediği açıktır.

- islamilik çerçevesinde ritüelleştirilen uygulamaların ekonominin içe kapanık hale gelmesine neden olduğu ve bu uygulamaların gerekliliği tartışılmalıdır. 1

- Kuran da çekince koyulan ve ekonomik değeri olan materyallerin neden yasaklandığı açıklanmalı ve bunlara ilişkin uygulamaların esasları rasyonel ölçülere gore yeniden belirlenmelidir.2

- Tüketim sınırlaması anlamına gelen uygulamaların gözden geçirilmesi ve ekonomiye etkileri titizlikle gözden geçirilmelidir3.

Kuran ın ortaya koyduğu temel prensipleri ve ekonomik parametreleri tanımlamak ve uygulanabilirliğine yönelik çözümler ortaya koymak gerekmektedir. Zekat, Sadaka, Riba, İnfak, Karz gibi temel kavramların iktisadi anlamda çözümlenmesi, islam ekonomik systemi açıs