Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012
4360 Okunma, 9 Yorum

ÖZGÜRLÜKÇÜ OLMAK NASIL ANLAŞILIR?

 

Akevler; benim bildiğim kadarıyla, (bugün ulaştığımız ilmi seviye düşünüldüğünde) olabilecek en DEMOKRATİK, LAİK, ÖZGÜRLÜKCÜ, ÇOK HUKUKLU, vb bir projedir. Geçmiş dönemlerde bunları söylediğimiz ve savunduğumuz için şiddetle aforoz da edilmiştik... Çünkü  (ne ekonomide, ne dinde, ne ilimde ve ne de siyasette) zorlama öngörmez, hatta kesin olarak yasaktır.

 

Tüm topluluğu ilgilendiren emir ve yasaklar ancak, bireyin özgür iradesi ile kendi beğendiği ve seçtiği ve o topluluğa katıldığı için kendisine uygulanır. Bu topluluk; bir dernek, bir apartman, bir işyeri, vb bir oluşum olabilir. Bunun en büyüğü devlet dediğimiz topluluktur.

 

Fakat anlayamadığım bir paradoks var. Bu (Akevler/adil Düzen) böyle olmasına rağmen; herkes bunun çok totaliter, zorlayıcı, en azından çok karmaşık ve anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

 

Sam beyin ilk tepkileri de böyle oldu. Demek ki ya biz yanlış biliyoruz, ya da yanlış ifade ediyoruz. Bu anlatama ve anlaşılama konusunda Sam beyden yardım alabileceğimizi ümit ediyorum. Biz, bundan daha özgürlükçü bir rejim olmaz dememize rağmen; muhataplarımızın, bundan daha zorlayıcı bir sistem  olmaz algısını nasıl aşabiliriz?

Bana inanız, bu inanılmaz derece özgürlükçü bir projedir ve ben, BU KADAR SERBESTİ İLE düzeni nasıl sağlayacağımız konusunda zaman zaman endişe de ederim.

Saygılarımla.

H:Kayahan

 

 


YorumcuYorum
Sam Adian
27.03.2012
19:48

Sayın Üstat

Akevler/Adil Düzen anlamında sizler ene yapıp ne yapmayacağınızı söylemek benim haddim değil. Bu manada eleştiri düzeyinde kalmaya gayret ediyorum. Ancak bir hatırlatma yapmak da istiyorum.

Bir yazımda "Bir TAŞ'ın düşünebileceğini anlamadık" demiştim. Sanırım kimse anlamadı.

Hepimiz bilgisayar veya elektronik aygıtlar kullanıyoruz. Bu bilgisayar veya elektronik aygıtların mikroişlemcileri vardır. Bu mikroişlemciler tümleşik transistör mantıına dayanmakla birlikte çok ilginçtir. Özellikle de yapıldıkları madde açısından çok ilginçtir. KUM'dan yapıldığını biliyor olmalısınız veya araştırırsanız bulabilirsiniz. (Yani SiO2) Bildiğiniz kum. Nano boyutlarda iyon bombardımanına maruz bırakılan ve bakır il birleştirilen yarı iletken yonga levhalar haline gelir. İnanılmaz karmaşık birşeydir. Ama ne işler yaptığını herhalde az çok hepimiz biliyoruz.

Sanırım anahtar burdadır. (Elbette bana göre) Elimizdeki kitap yani Kur'an bunları bize söylüyor. Peki biz ne yapıyoruz?

Vesselam

Hüseyin Kayahan
27.03.2012
22:32

Sayın Adian;

Teşekkür ederim. Mühendisim ama elektronikci değilim. Üstat Karagülle yüksek elektrik mühendisidir. Elektrik ve elektronikle ilgili ondan ve teknik dergilerden biraz bilgi edinmişimdir. Aynı değerli olmasına rağmen canlılarda carbon kullanılmıştır. Çünkü karbondan daha hafiftir, yani daha basittir. Karagülleye göre basitlik, karmaşıklıktan daha önceliklidir. Yaratıcı öyle öngörmüştür. Dört değerli olmasından dolayı dört yöne kolay bağ yapar. Bizler de aynı değerdeki silisyumu mikro işlemcilerde kullanıyoruz. Sanırım Karbon denenmiş ama yeterli olmamış diye biliyorum. Benden bu kadar.

Şimdi esas ilginç olan konuyu siz vurguladınız. Kuran aynı KUran, dil aynı dil, lafızlar aynı lafızlar ama insan sayısı kadar Kuran algısı var. Bu da eorik olarak normal. Madem herkesin aklı var ve Allah bunu vermiştir, herkes kendine göre anlayacaktır. Resmi anlayıcı ve yorumcu yoktur. Sanırım buraya kadar mutabıkızdır. Herkes anladığına göre de amel edecektir, tebliğ edecektir, vb. Peki kiminki doğrudur? Herkesinki kendine göre doğrudur.

Hükümler illetlere göredir. Yani illetsiz hüküm olmaz. Bir hükmün illeti mutlaka Kurandaki bir ibaredir, lafızdır. Hikmetler, sebebi nuzüller, vb, hükme illet olmaz. Ebu hanife buna (ilk bakıldığında kuranda olmayan) ihtihsanı da eklemiştir. Ben de bunu öngörüyorum, siz de böyle yapıyorsunuz. Mutlaka Kurana dayandırıyorsunuz ama iki farklı algı ve sonuca ulaşıyorsak nasıl hareket edeceğiz? Herkes kendisininkiyle amel edecek, eğer tahakküm olmayacaksa. Peki ortak arakesitlerde nasıl yapacağız?

Lokantaya gidince paran var mı diye sormazlar, önce yemek gelir sonra ücret ödenir. Ödeme olmazsa çıkan proplem nasıl çözülecek? Self servis yapan yerde ise önce para ödenir, yemek sonra gelir. Yemek gelmezse problem çıkar. Demişler ki, alan saanın kurallarına göre almış olur. Hasılı, iki kişi bir araya geldi mi, daha önce düşünülmeyen proplemler çıkmaya başlar...

Helaller ve Haramları uzun uzun tartıştınız. Helel ve haramları tplumun hepsinin opluca uyması veya uymaması gerekenler gibi tartıştınız. Halbuki onlar emirler ne nehiylerdir. Helaller ve haramlar bireyseldir; karşılığı günah ve sevaptır ve bana göre hesabı öbür taraftadır. Emir ve nehiyler ise toplumsaldır; karşılığı ceza ve mükafattır ve hesabı bu taraftadır (birazı öbür tarafta da olabilir, henüz bilmiyorum). Kuran iyilikleri mükafatlandırıyor (Kuranda bu da ceza lafzıyladır, arşılık demektir.), kötülükleri ise cezalandırıyor. Cennet ve cehennem ve orada anlatılanlar bu olsa gerek. Biz dünyada yasakları(nehy) yapanları cezalandırıyoruz ama iyilik yapanları ödüllendirmiyoruz (hukuk güvencesiyle). Sistemi böyle kurmalıyız. Diyelim ki içki haramdır ve haramdır, öyleyse bu bireyseldir. İçen hesabını Allaha verir ama sarhoş olmak yasaktır(nehy) ve şarhoş olanı yargılarız bulunduğu birimin ortak hukukuna göre. Birinci filler özel hukuk olmuş olur ve kişi "bana göre bu serbesttir" der, ikinci kısımlar kamu hukuku olur ve kamunun o konuda yasağı varsa yargı süreci başlar.

Mesela Zina. İfadelerdeki uslup için baştan özür dilerim. Zina yasağı kişilerin ferçlerinin bekçiliğini yapmak için değildir. Kimin ne yaptığı da kimseyi ilgilendirmez. Zina yasağı _ki o da o toplulukca yasak kapsamına alınmışsa- cinsel birleşmeden doğması mutemel olan ve topluluğa ait olan küçüğün hukukunun bilinmesi için vardır. Kişi döllenmeden itibaren topluluğa aittir, topluluğun bir üyesidir, doğumu, yaşaması, çalışması, evlenmesi, vb, tüm ihtiyaçları topluluğa aittir. hatta ölümü ve gömülmesi de. Bunun için kişinin bedeni terekeye dahil değildir ve mirasa konu olmaz v mirascılar tarafından kaldırılmaz. topluluk onu kaldırır. Bedeni üserinde vasiyet edemez, bedeni topluluğa aittir ve opluluğun başkanı eğer o anda talep versa bütün organlarını ihtiyaç sahiplerine verir ve kalan kısmı defnettirir. Zaten ölümden bir kaç gün içinde kemikler hariç ceset micro organizmalarca parçalanacak ve co2, metan vs gazlara dönüşecektir. Zina kişi için günahtır. Ama topluluk; hukuku, yani güvenlik ve nafakası kime ait olacağı bilinmeden çocuk doğsun istemez, onun için yasak koyar.

Serbest içtihatlarla aynı sonuçlara ulaşanlar doğal bir grup oluşturmuş olmazlar mı? 7 milyar farklı sonucu nasıl organize edeceğiz eger ortak kara alma mekanizmaları geliştiremezsek?

Konuyu biraz dağıttım. özgürlükcü olmak nasıl bir şeydir, drken nerelere gittim.

Saygılar.

H.Kayahan

Sam Adian
28.03.2012
00:48

Sayın Üstat Basitlik… Karagülle haklıdır, gerçekten de varlığın çok basit açıklamaları var…. Sanırım aramızda bazı farklılıklar var. Anlamdaki farklılıkların da bu sebeple oluştuğu kanaatindeyim. Birincisi sosyo-kültürel farklılıktır. Ben hassasiyetleri olmayan (Kur’an açısından) bir toplumda yaşıyorum. Önceleri, yani benim de hassasiyetlerimin az olduğu dönemlerde bu çok önem taşımıyordu. Ancak sonraları, yani Kur’an ı anlamaya başladıktan sonra bu durum da dikkatimi çekmeye başladı. Çünkü kitapların anlattıkları ile dünya aynı değil. Pek çok neden sayabilirim ama bunun hem gereği yok hem çok uzun sürer. Kısaca, içinde yaşadığım toplum benim hassasiyetlerimi paylaşmıyor olmakla birlikte, Kur’an ın öngördüğü hemen hemen her şeye sahip. Kimse size haksızlık etmiyor, kimse sizi kandırmaya çalışmıyor, güvenliktesiniz, eminsiniz vs. Yani kısaca “insanca yaşamak” için gerekli olan her şey olması gerektiği gibi. Zinadan açtığınız için yine oradan bir örnek verelim: Burada evli insanların birbirlerini aldatmaları meşru sayılmaz. Bu bir haksızlıktır. (Evli olmayanlar için durum farklıdır ama aleni cinsellik yasaktır) Kur’an a bakınca, orda da anlatılan şey tam olarak bu. Fuhuş falan da yoktur. İkincisi psiko-sosyal farklılıktır. Ben üzerimde toplumsal veya siyasal anlamda herhangi bir baskı hissetmiyorum. Hiçbir siyasal angajmanım yok çünkü bir birey olarak bütün haklarıma sonuna kadar sahip olduğumu ve bunları kullanabileceğimi biliyorum. Hiç kimsenin benim inançlarım veya dünyaya bakış tarzım ile beni yargılayamayacağını, buna kimsenin hakkı olmadığını, böyle bir şeyin vuku bulması halinde her şeyden önce devletin buna müdahale edeceğini biliyorum. Eğer siz ibadet etmek istiyor ve bunun için bir camiye ihtiyacınız varsa (doğrudur veya yanlıştır) devlete dersiniz ki “ben müslümanım ve benim camiye ihtiyacım var”, devlet de size “peki bunun için ihtiyaç olan parayı biz verelim ama bir şartımız var: “Başkalarına baskı yapmak, onları zorlamak veya tahakküm etmek yok” Camini yap ve istediğin gibi ibadet et ve yaşa. Aynı şey bir Hıristiyan için de geçerli veya bir Budist için de geçerli. Kur’an a bakınca orada da bunu görüyoruz. Ancak bunu şöyle algılamayın: içinde yaşadığım toplumun etkisiyle yorumlarım da buna göre oluşuyor. Hayır, Kur’an ı anlamaya çalışırken, sadece bir insan olarak yaklaşıyorum. Yani, sanki dünyada benden başka hiç kimse yokmuş gibi onu anlamaya çalışıyorum. Elbette anladıklarımı mukayese ediyorum. Ama etkilenerek hareket etmiyorum. Zaten bunun için bir nedenim de yok. Her ikisi de zannediyorum aramızdaki farklılığın kaynağıdır. Öte yandan, Kur’an ın ortaya koyduğu Helaller, Haramlar, emir ve nehy ler ile benim içinde yaşadığım toplumun kurallarını karşılaştırıyorum. Bu doğal bir reflekstir. Çünkü kitapların söyledikleri, Kur’an ın söyledikleri ve rasyonel verileri karşılaştırmadan bir sonuca varmak mümkün olmuyor. Neticede bakıyorsunuz ki, hayatlarında hiç Kur’an ı görmemiş insanların kuralları da aynı. Burdaki sistemin hataları, yanlışları yok mudur? Mutlaka vardır. Ama o yanlışları da insanlar kapatmaktadırlar. Demek ki yanlışlık insanların aklettiği sistemde değil, insanların kendilerindedir. Yani insani reflekslerle ortaya konulmuş olan düzen ile, Kur’an ın ortaya koyduğu düzen arasında önemli farklılıklar yok. Böyle olunca ister istemez düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Sanırım Nietsche idi, diyor ki “politize olmuş hiçbir düşünce tehlike olamaz” Aslında bu cümle çok doğrudur. Çünkü saflığını, akışkanlığını kaybeder. Kanalize olmuş olur. Realite de böyledir, anarşist guruplar bir yere kanalize olmadan önce farklı şeyler söylerler, ama politize olduktan sonra söylemleri bütünüyle değişir. Çünkü insan fıtratı böyledir. Aslında uzlaşma noktası ile ilgili olarak “Metod ve Uyguluma” başlıklı yazıda bazı önerilerim olmuştu. Özetle, siz kendinize göre anlayın biz de kendimize göre, sonra da buluştuğumuz noktaları ayıklar, buluşamadıklarımız üzerinde yeniden tartışırız. Ama kimse kimseye dayatmada bulunmasın. Herkes kendi yöntemine göre anlasın ve bir sentez ortaya çıksın. Politize etmeye çalışmasın, birbirimizi eleştirelim ancak Kur’an dan anladıklarımızı saf olarak ortaya koyalım demiştim. Birbirimizi tanımıyor olmaktan kaynaklı olacak ki, arkadaşlar herhalde fazla ihtiyatlı davrandılar. Sadece Mete bey idi sanırım, önerilere büyük oranda katıldığını söylemiş idi. Bütün bunlara rağmen, ben sizleri “Karşı” olarak görmüyorum. Farklılıklar zenginliklerdir. Tartıştığımız süre içerisinde anlaşmazlıklarım genel itibariyle yöntemler üzerinde oluştu. Bu benim açımdan son derece önemlidir. Çünkü lafız üzerinde önemli bir anlaşmazlığımız olmadı. Çeşitli farklılıklarımız olmakla birlikte lafızda algı bakımından büyük bir fark yok. Özgürlükçülüğünüzün anlaşılması ile ilgili olarak benim bir şeyler söyleme yetkim yok. Ancak posta adresime bir not gönderirseniz (sam@admira.com.hk) size bazı bilgiler gönderebilirim. Onları burada dillendirmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Vesselam.

Sam Adian
28.03.2012
02:06

Sayın Kandal

Söyledikleriniz ne anlama geldiğini bilmiyorum, ancak ben Hong kong'luyum, burada merkez bankası yoktur, Para "VARLIK SENEDI"dır ve bankalar varlıkları karşılığında basarlar. Devlet ise kendi kamu varlığı karşılığında bütçesi kadar parayı basar ve kullanır.

Saygılar

Hüseyin Kayahan
28.03.2012
07:48

Sayın Adian,

Kuran olmadan da insanların Kuranca bir hayat sürmeleri, böyle sonuçlara ulaşmaları son derece normal. Siz benden daha iyi bilirsiniz sanıyorum; kelamdaki Eş'ari, Mutezile ve Maturidi farklılaşmasını. Eş'ari diyor ki, akıl tek başına hakkı/gerçeği bulamaz, nakil zorunludur. Mutezile Akıl tek başına yeterlidir, nakle ihtiyacı yok diyor. Maturidi ise, akıl tek başına hakkı bilebilir, bulursa geçerlidir ama bulamazsa sorumlu değildir diyor. Sizin anlattıklarınızdan anlıyorum ki, E'şari yanılıyormuş, insanlar nakilsiz de doğruyu bulurlarmış...

Selamlar.

H.Kayahan

Mete Firidin
28.03.2012
14:16

Fatır 37:Orada; «Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim» diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: «Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.»[37]

Lütfi Hocaoğlu
29.03.2012
10:15

Fakat anlayamadığım bir paradoks var. Bu (Akevler/adil Düzen) böyle olmasına rağmen; herkes bunun çok totaliter, zorlayıcı, en azından çok karmaşık ve anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

İnsanların çoğu (Eksere-n nas) sadece sonucunu gördüklerine inanırlar. Sizin anlattığınıza inanmazlar. İstediğiniz kadar anlatın, inanmazlar. Size hemen sorarlar, bunun bir uygulaması var mı, diye. Çünkü eksere-n nası netice ilgilendirir. Günümüzün uygulamaları içinden en iyi olanı seçmek yeterlidir eksere-n nas için.

Eksere-n nas gayba inanmaz. Onlar çok basit bir şekilde düşünüp neticeyi basit uygulamalarla almak isterler. Bu nedenle sizin çözümleriniz onlara hep karmaşık ve hatta yanlış gelir. Örneğin eksere-n nas der ki: Kadınların haklarını koruyalım. Evlendikten sonraki kazanılan paralar erkek ve kadın için eşit paylaşılsın der. Eksere-n nas kafası bunu kanun haline getirir. Aradan iki sene geçmeden Nüfus vatandaşlık işleri müdürü gazeteye açıklar: Varlıklı insanlar artık resmi nikah yapmıyor. Anında istatistiklere yansımıştı bu durum. Ne oldu? Eksere-n nas kafası kadını koruyacağım diye kadına daha çok zarar verdi. Aynı kafa ile katolikler boşanmayı yasakladırlar. Ne oldu? İnsanlar evlenmedi.

Adil Düzeni biz ne kadar anlatırsak anlatalım, insanlara hep karmaşık ve yanlış gelir. Şiddetle karşı çıkarlar. Bunun için bir uygulama yapılmalı ve başarısı gösterilmelidir. Aksi halde eksere-n nas asla ve asla kabul etmeyecektir.

Reşat Nuri Erol
29.03.2012
17:24

SAM ADİAN kardeş diyor ki;

Fakat anlayamadığım bir paradoks var. Bu (Akevler/adil Düzen) böyle olmasına rağmen; herkes bunun çok totaliter, zorlayıcı, en azından çok karmaşık ve anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

LÜTFİ KARDEŞ cevap veriyor;

İnsanların çoğu (Eksere-n nas) sadece sonucunu gördüklerine inanırlar. Sizin anlattığınıza inanmazlar. İstediğiniz kadar anlatın, inanmazlar. Size hemen sorarlar, bunun bir uygulaması var mı, diye. Çünkü eksere-n nası netice ilgilendirir. Günümüzün uygulamaları içinden en iyi olanı seçmek yeterlidir eksere-n nas için.

Eksere-n nas gayba inanmaz. Onlar çok basit bir şekilde düşünüp neticeyi basit uygulamalarla almak isterler. Bu nedenle sizin çözümleriniz onlara hep karmaşık ve hatta yanlış gelir. Örneğin eksere-n nas der ki: Kadınların haklarını koruyalım. Evlendikten sonraki kazanılan paralar erkek ve kadın için eşit paylaşılsın der. Eksere-n nas kafası bunu kanun haline getirir. Aradan iki sene geçmeden Nüfus vatandaşlık işleri müdürü gazeteye açıklar: Varlıklı insanlar artık resmi nikah yapmıyor. Anında istatistiklere yansımıştı bu durum. Ne oldu? Eksere-n nas kafası kadını koruyacağım diye kadına daha çok zarar verdi. Aynı kafa ile katolikler boşanmayı yasakladırlar. Ne oldu? İnsanlar evlenmedi.

Adil Düzeni biz ne kadar anlatırsak anlatalım, insanlara hep karmaşık ve yanlış gelir. Şiddetle karşı çıkarlar. Bunun için bir uygulama yapılmalı ve başarısı gösterilmelidir. Aksi halde eksere-n nas asla ve asla kabul etmeyecektir.

*

bu durumu -maalesef- 40 kusur yıldır ÜSTAD ile yaşıyoruz...

Lütfi kardeşin dediklerine aynen katılıyorum...

yazacak çok ama hiç vaktim yok...

herkese selam ve dua...

reşad

Sam Adian
29.03.2012
17:53

Sayın Erol,

Bahsettiğiniz ifade bana ait değil, o ifade sayın Kayahan'a aittir

vesselam





Çok Yorumlanan Makaleler
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.05.2012 12420 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.07.2012 9347 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.08.2012 8227 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 9948 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.06.2014 6911 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Hüseyin Kayahan
MÜTEŞEBBİSE DAİR / GELECEĞİN MÜTEŞEBBİSİ
21.02.2013 12940 Okunma
13 Yorum 18.03.2013 21:10
Hüseyin Kayahan
ASLAN OĞLUM ve METOD
11.04.2012 4575 Okunma
13 Yorum 13.04.2012 17:42
Hüseyin Kayahan
YENİ BİR PAVLUS ARANIYOR
25.04.2012 4353 Okunma
13 Yorum 04.05.2012 18:47
Hüseyin Kayahan
HARUT ve MARUT, FİRİDİN ve RASYONALİZM
25.03.2012 8145 Okunma
11 Yorum 27.03.2012 08:38
Hüseyin Kayahan
FECR / ALACAKARANLIK ve GÜNEŞ TAYFI
16.07.2015 10706 Okunma
11 Yorum 28.07.2015 00:04
Hüseyin Kayahan
KELİME, MUTASYON; TURAB VE TOPRAK
29.04.2012 5018 Okunma
10 Yorum 01.05.2012 11:38
Hüseyin Kayahan
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK NASIL ANLAŞILIR?
27.03.2012 4360 Okunma
9 Yorum 29.03.2012 17:53
Hüseyin Kayahan
NUH TUFANI (kısa bir özet)
4.10.2013 10603 Okunma
9 Yorum 18.10.2013 14:55
Hüseyin Kayahan
İZLENİMLER-2
25.09.2013 4607 Okunma
8 Yorum 28.09.2013 07:31
Hüseyin Kayahan
ÜSTAD KARAGÜLLEYE AÇIK ARZIMDIR
25.06.2013 4628 Okunma
8 Yorum 02.11.2013 05:43
Hüseyin Kayahan
İLK (ve TEK) SOSYAL/KOLEKTİF KİTAP: KUR’AN
12.06.2016 5551 Okunma
8 Yorum 15.06.2016 23:36
Hüseyin Kayahan
RUH-ÜL KUDÜS
15.05.2012 5511 Okunma
8 Yorum 17.05.2012 00:58
Hüseyin Kayahan
KRAL ÇIPLAK (MI?)
28.01.2013 4428 Okunma
7 Yorum 07.02.2013 17:00
Hüseyin Kayahan
ALLAH ve DEVLET
13.07.2014 4888 Okunma
7 Yorum 09.08.2014 20:59
Hüseyin Kayahan
HUKUK ve TAŞKINLIK; MUSA ve HIZIR
7.05.2014 5334 Okunma
7 Yorum 12.05.2014 20:13
Hüseyin Kayahan
FIKIH ve KELAM
30.10.2016 6388 Okunma
7 Yorum 18.11.2016 04:58
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.07.2020 1310 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE BAŞLARKEN-2
31.07.2013 5238 Okunma
6 Yorum 03.03.2018 15:53
Hüseyin Kayahan
DİLİN CİLVELERİ
27.03.2012 3284 Okunma
6 Yorum 29.03.2012 17:18
Hüseyin Kayahan
YORUMSUZ ve BİR SEZİ ve BİR SORU
17.04.2012 4136 Okunma
5 Yorum 19.06.2012 11:35
Hüseyin Kayahan
KÖLELİK-1
10.03.2013 4903 Okunma
5 Yorum 14.03.2013 19:54
Hüseyin Kayahan
SÖYLEMEK ve YAPMAK
15.11.2013 7657 Okunma
5 Yorum 22.11.2013 21:08
Hüseyin Kayahan
BAŞKANLIK, YARI BAŞKANLIK YA DA...
27.08.2014 4785 Okunma
5 Yorum 01.09.2014 08:02
Hüseyin Kayahan
SESSİZ ve SESLİ NAMAZLAR
13.11.2016 6624 Okunma
5 Yorum 01.08.2017 18:04
Hüseyin Kayahan
HACCIN ZAMANI
23.08.2015 5942 Okunma
4 Yorum 23.08.2015 22:10
Hüseyin Kayahan
DİYET TAŞI
30.01.2016 4975 Okunma
4 Yorum 16.02.2016 18:06
Hüseyin Kayahan
SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR
14.04.2020 1654 Okunma
4 Yorum 14.04.2020 16:25
Hüseyin Kayahan
FATİHA ve YENİ KOMÜNİZM
4.09.2014 5236 Okunma
4 Yorum 24.09.2014 08:17
Hüseyin Kayahan
PARALELE DAİR
18.03.2014 4951 Okunma
4 Yorum 19.03.2014 13:13
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
6.06.2013 5191 Okunma
4 Yorum 09.06.2013 18:33
Hüseyin Kayahan
BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP-2
10.06.2013 4973 Okunma
4 Yorum 25.06.2013 14:51
Hüseyin Kayahan
Suç, Ceza ve Cehennem
21.05.2011 3261 Okunma
4 Yorum 22.05.2011 20:39
Hüseyin Kayahan
YARATILIŞ-DİRİLİŞ ve FELSEFE
6.07.2012 4370 Okunma
4 Yorum 07.07.2012 15:08
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-2, MUCİZELER
29.10.2012 4662 Okunma
3 Yorum 30.10.2012 07:15
Hüseyin Kayahan
KURAN'I TANIMAK-1, KURAN'IN MÜŞKÜLLERİ
7.08.2012 4349 Okunma
3 Yorum 09.08.2012 16:49
Hüseyin Kayahan
EVREN ve NOKTA
23.04.2012 3237 Okunma
3 Yorum 29.04.2012 18:11
Hüseyin Kayahan
MUSA, FETASI ve BULUŞMA YERİ
30.03.2012 3187 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 18:07
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFI YOKTU.!?
24.07.2016 5391 Okunma
3 Yorum 26.07.2016 21:04
Hüseyin Kayahan
İSLAM EKONOMİ SİSTEM,-ZEKAT BANKASI
12.09.2014 7026 Okunma
3 Yorum 14.09.2014 22:42
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019 2156 Okunma
3 Yorum 29.10.2019 11:19
Hüseyin Kayahan
KURANDA METAFORLAR
13.04.2020 1942 Okunma
3 Yorum 15.04.2020 09:19
Hüseyin Kayahan
LİSANE SIDKIN sadık lisan ve İBRAHİM PEYGAMBER
11.02.2018 2882 Okunma
3 Yorum 28.10.2019 21:50
Hüseyin Kayahan
AD SEMUD İREM ve ARAFTAKİLER
11.02.2018 3291 Okunma
2 Yorum 24.02.2018 17:11
Hüseyin Kayahan
HURUF-U MUKATTAA
17.02.2018 2873 Okunma
2 Yorum 21.02.2018 13:02
Hüseyin Kayahan
MÜLK ve MAKAM
23.10.2016 4775 Okunma
2 Yorum 24.10.2016 15:38
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN-ZEKAT BANKASI (ÖZET)
13.09.2014 4970 Okunma
2 Yorum 17.09.2014 15:32
Hüseyin Kayahan
2013-2014 KIŞ DÖNEMİ İLK İZLENİMLER
9.09.2013 4990 Okunma
2 Yorum 09.09.2013 11:39
Hüseyin Kayahan
KARAGÜLLE'YE MUHALEFET NASIL OLMALI?
4.04.2012 3404 Okunma
2 Yorum 05.04.2012 19:58
Hüseyin Kayahan
DÜŞÜNME VE ANLAMA/FIKH ÜZERİNE
23.03.2012 2343 Okunma
2 Yorum 23.03.2012 11:30
Hüseyin Kayahan
SÖZ KESTİK, SÜT DE KESİLDİ...
13.04.2012 3512 Okunma
2 Yorum 14.04.2012 08:56
Hüseyin Kayahan
DİLLER; NELER ANLATIRLAR, NELER...
6.05.2012 3357 Okunma
1 Yorum 07.05.2012 01:01
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-3 KURAN ARKEOLOJİSİ
6.08.2012 3867 Okunma
1 Yorum 07.08.2012 07:50
Hüseyin Kayahan
NAMAZI TANIMAK-1
2.11.2012 4593 Okunma
1 Yorum 03.11.2012 09:33
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ BİR HOŞGELDİNİZ
23.03.2012 1928 Okunma
1 Yorum 23.03.2012 04:08
Hüseyin Kayahan
4x4 ve HIZIR
12.09.2013 4667 Okunma
1 Yorum 17.09.2013 17:13
Hüseyin Kayahan
PARALEL OKUMALAR-MUHKEM ve MÜTEŞABİH
17.04.2014 4693 Okunma
1 Yorum 19.04.2014 09:21
Hüseyin Kayahan
DEVİ YOKETMEK
13.10.2013 3059 Okunma
1 Yorum 14.10.2013 16:22
Hüseyin Kayahan
CEBELLEŞMEK-1
4.08.2013 3307 Okunma
1 Yorum 15.08.2013 12:39
Hüseyin Kayahan
KEVSER
4.08.2013 4575 Okunma
1 Yorum 05.08.2013 05:12
Hüseyin Kayahan
SOSYOLOJİK KURAN MEALİNE GİRİŞ-1
30.07.2013 4661 Okunma
1 Yorum 10.08.2013 17:54
Hüseyin Kayahan
YENİ (TÜRK TİPİ) BAŞKANLIK
18.03.2015 4668 Okunma
1 Yorum 20.03.2015 11:03
Hüseyin Kayahan
ONA ÜFLEDİ - NEFEHA FİHA, NEFEHA FİHİ
14.06.2015 7507 Okunma
1 Yorum 18.06.2015 09:29
Hüseyin Kayahan
HİKMET ve UYGULAMA (PRATİK)
9.07.2015 5456 Okunma
1 Yorum 09.07.2015 12:13
Hüseyin Kayahan
PARA VE BONO
5.02.2017 2999 Okunma
1 Yorum 13.02.2017 08:43
Hüseyin Kayahan
ALFABELER
11.02.2018 2364 Okunma
1 Yorum 18.02.2018 01:19
Hüseyin Kayahan
MUHKEM ve MÜTEŞABİH
20.10.2019 2147 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 14:39
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 1411 Okunma
1 Yorum 18.02.2020 16:07
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİKLER ve STK (sivil toplum kuruluşları)
19.04.2020 1161 Okunma
1 Yorum 19.04.2020 13:16
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.08.2020 997 Okunma
1 Yorum 12.08.2020 15:51
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.05.2020 1098 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.07.2020 947 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.05.2020 615 Okunma
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.05.2020 711 Okunma
Hüseyin Kayahan
METAFOR ≡ ANALOJİ (sistem benzeşimi) ≡≤ MÜTEŞÂBİHAT
15.04.2020 773 Okunma
Hüseyin Kayahan
ABDEST ve TOPLUM SAĞLIĞI
15.04.2020 734 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜZEKKER MÜENNES ve HÜNSA
2.02.2020 1035 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUL HAKKI ve MUHASEBE
8.04.2020 853 Okunma
Hüseyin Kayahan
YENİ DİJİTAL UYGARLIK (“4'üncü ON BİN YIL UYGARLIĞI”)
12.04.2020 803 Okunma
Hüseyin Kayahan
MÜŞRİK ve KAFİR
1.11.2019 1369 Okunma
Hüseyin Kayahan
Hakiki, mecazi, ıstılahi MANALAR
12.02.2018 1881 Okunma
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.07.2019 1067 Okunma
Hüseyin Kayahan
Yeni dünya düzeni
18.07.2019 980 Okunma
Hüseyin Kayahan
KURAN ve SENARYO
20.10.2019 1687 Okunma
Hüseyin Kayahan
ŞURA ve Hz. ALİ'nin YAŞI
5.02.2017 5444 Okunma
Hüseyin Kayahan
BELKİ DE İSTİHBARAT ZAAFİYETİ YOKTU-2
4.08.2016 2607 Okunma
Hüseyin Kayahan
FİTNE ve KATL
23.10.2016 2194 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - RANT ve ÖZEL MÜLKİYET
7.09.2014 2271 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT ve BANKA
7.09.2014 2535 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - ZEKAT SADAK ve FONLAR
7.09.2014 2509 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - XEKAT ve KAVRAMLAR
7.09.2014 2111 Okunma
Hüseyin Kayahan
SAM ADIAN - DUYURU ve DAVET
7.09.2014 2254 Okunma
Hüseyin Kayahan
KUNUT ve HUŞÛ
29.08.2014 3154 Okunma
Hüseyin Kayahan
yorumların çetelesi
26.03.2012 1192 Okunma
Hüseyin Kayahan
Oku kim attı?
23.05.2011 2515 Okunma
Hüseyin Kayahan
1400 yıllık bir öykünme
1.08.2009 2793 Okunma