Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025
1380 Okunma, 0 Yorum

C Â R İ Y Â T

 

بسم الله الرحمن الرحيم 

فالجاريات  يسرا    

ZÂRİYÂT SÛRESİ – 3.  ÂYET

 

ف Fa: Barajdan akan su veya kazandan çıkan buharın yönlendirilmiş zerreleri türbinde kanatlara çarpıyor ve kanatları döndürmeye başlıyor. Kanatlardaki mıknatıslar dönmeye başlıyor. Çevresindeki bobinleri tarıyor. Buraya kadar olan olaylar “Zâriyât Âyeti” ile anlatılıyor. “Fa” harfi getirilerek buradaki koparma olayı “Hâmilât Âyeti” ile anlatılıyor. Bobindeki bakır telin içinde bulunan ve çekirdekleri etrafında dolanan elektronları koparıyor. Böylece yük yüklenmiş oluyor. Burada şimdi bir “Fa” harfi daha getirilerek bundan sonra cereyan edecek olay anlatılacaktır. Trendeki lokomotif, yükseklerde toplanmış sulardır. Bunları buraya güneş enerjisi çıkarmıştır. Yani güneşteki ateş bu işi yapmıştır. Kazandaki buharı da yakıt ısıtmıştır. Onun kaynağı da yine güneştir. Ateşin kuvvet kaynağı olduğu Kur’an’ın başka âyetlerinde anlatılıyor. “Kapattığınız ateşi görüyor musunuz? Onu sizin için ve kuvvet üretenlere yarasın diye Biz mi yaptık, yoksa siz mi?” (Vâkıa, 71-73) deniyor. Baraj enerjiyi depoluyor ve sonra kullandırıyor. Türbin, mıknatıs ve bobin, katarın vagonları gibidir. Peş peşe birbirini çekiyorlar. “Fa” harfi bu çekişi anlatmaktadır. “Fa” bir tür vagonlar arasındaki dingildir.

Burada bir hususa işaret etmek gerekir.

Vıkr” kelimesini incelerken, rüzgarın veya suyun alıp götürmemesi için üzerlerine konan taş ‘ağırlık’ demek idi. “Vıkr”ı alan elektronların yerinde kalmaları, hareket etmemeleri gerekir. Burada Kur’an  aksi olayın ortaya çıktığına işaret ediyor. Vıkr, yük alıyor ama kolayca yürüyor. Bu zıtlık şunu belirtiyor; sebep - sonuç ilişkileri sadece “âdetullah” olup kendiliğinden olan kurallar değildir. Ağırlık bazen tesbit etmek için bazen de yürütmek için kullanılmaktadır. Aslında yerçekimi kuvveti de ağırlıktır. Yük yüklenince alan içinde hareket ortaya çıkar.

جاريات Câriyât: Sandal, denizin akıntısına kapılıp giden gemi, yahut rüzgârın gücü ile giden gemi demektir. Yani çevrenin akıntısı ile giden şey demektir. Su akıntısına da “cereyan” denmektedir. Elektrik için de bu kelime kullanılmaktadır.

Mıknatısın dönmesiyle meydana gelen elektriki rüzgâr alanı vardır. Bu rüzgar çevreye dağılmayıp telin içinde akmaktadır. Nasıl su ırmak içinde akmakta ise, elektrik akışı da telin içinde akmaktadır. Keban Barajı’ndan kalkıp buraya gelmekte olan telin içinden bu rüzgâr gelip ikinci telle tekrar geri dönmektedir. Bazen de ikinci tel olarak toprak kullanılmaktadır. Böyle elektriki bir ırmak bir boru oluşturulmaktadır. Yani bakır tel elektronların su borusudur. Suda nasıl su molekülleri akmakta ise, bakır boruda da elektronlar akmaktadır. Her elektron elektrik alanı içinde bir sandal gibidir.

جاريات Câriyât, “dişi müennes sâlim”dir.  Bu, akışın belli kural ve kaidelerle olduğu, gelişigüzel akmadıkları, sistemleri oluşturdukları, akan şeylerin parçacıklardan oluşturulduğunu ifade etmektedir. “Her şeyin miktar ile yaratıldığı âyeti”ne uygun olarak, her şeyin sayılı ve tane tabiatlı olduğunu bildirmektedir.

Kâinatın oluşmasının temel kanunları vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

-                                              Kâinatta her şey çift yaratılmıştır.

-                                              Kâinatta israf yoktur. Asgari imkânlarla azamisi yapılır.

-                                              Kâinatta her şey tane tabiatlıdır.

-                                              Kâinatta her şey dengededir.

Bir taraftan kâinatta entropi büyüyor, diğer taraftan kâinat genişliyor.

Kelimenin başına harf-i tarif getirilmiştir. Böylece bilinen ve tanınan parçacıklardan bahsedilmektedir. Deredeki çakıl taşlar yerine, hep birbirine benzeyen aynı fabrikadan çıkan belirli parçacıklardan oluşmaktadır. Şimdi bâzı birimleri tanımlayarak bu parçacıkların bulunuş şekillerini ve büyüklüklerini belirtelim:

Temel büyüklükler. Bunlar dört tanedir, (Dörtlü Sistem):

Uzunlukzamankitle ve kuvvet olarak alınmıştır.

Uzunluk olarak “cm”,   zaman olarak “saniye”,   kuvvet olarak “dyn” alınmıştır.

Zaman birimi seçilirken, gün 24’e bölünmüş ve bir birime “saat” denmiştir. Bunu Mezopotamyalılar yapmıştır. Yılın 360 güne yakın olması nedeniyle saati de 360’a bölmüşler ve bir cüz’üne “saniye” denmiştir. Nuh ve İbrahim Peygamberlerin kurduğu bu medeniyetin birimlerini insanlık hâlâ kullanmaktadır.

Uzunluk birimi olarak Avrupalılar ‘onluk sistemi’ Müslümanlardan öğrendikten ve onun kolaylığını gördükten sonra her şeyi ‘onluk sistem’e göre ayarladılar. Zaman nasıl yerin dönmesiyle birimlendirilmiş ise uzunluğu da öyle birimlendirdiler. Yeryüzünün çevresinin 40 milyonda birine “metre” demişlerdir. Metre de Arapçadır. “Mazrea” kelimesinin Lâtince şeklidir. Bu uzunluk insanın bir kulacına çok yakındır. Kur’an’da “zira’” kelimesi geçmektedir. Sağ  baş parmağınızı açıp sol elinizi sol memenize götürdüğünüzde 95 cm  civarında bir ölçü ortaya çıkar.

Kitle olarak da bir onda biri, metreküp içindeki su ile tanımlamıştırlar. Binde biri 1 gramdır.

Kuvvet olarak 1gramın  hızını  saniyede 1 cm artıran kuvvettir.

Batı bu birimleri İslâmiyet’in tesiri ile “onluk sistemi” olarak geliştirmiştir. 

Bu tanımlardan sonra sabit değerler bulunmuştur:

Işık Hızı sabittir.      c= 2.8976 10^10  cm/sn olarak ölçülmüştür.

Hareket Parçacığı     h= 6.0225 10^(-23)  Erg cm =    g cm/sn = h/c=g         

Kitle Çekimi              k= 6.670   10^(-8) dyn  cm^2/g   = ((cm/sn) ^3 cm  = (cm/sn) ^4 cm

                                                                                              k/c^4 = cm)

Kuvvet                       g cm/sn/sn  

Üç sabite dört  birimi birbirine bağlar. Bir sabitenin seçimi ile birimler seçilmiş olur.

Parçacıklar:

Kitle Parçacığı           me= 9.1091  g  

Elektrik Parçacığı     qe = 1.7588  10 ^7 m  e/g 

Parçacıklar onu çeken kuvvetle direnmesi nisbetinde bir hıza sahiptirler. Elektriki kuvvetle çekilmekte ama kütlesi ile direnmektedir. Bu ise 10 milyonda iki gibi çok küçük direnme ile karşılanmış olmaktadır. İşte Allah parçacığı yaratırken tellerden kolayca aksın diye parçacıkları küçük, yükü büyük yapmıştır. Pozitif ve negatif parçacıklar bir araya gelince uzakta etkileri kalmayacaktır. Orada kitle çekimi hâkim olacaktır. Bu sayede güneş sistemi ve yıldızlar oluşmaktadır. Küçük parçacıklarda ise elektriki kuvvetler hâkim olmaktadır. Magnetik alanın da parçacıklar hâlinde estiği Zâriyât Sûresi’nin birinci âyetinde belirlenmiştir. Yüklerin parçacıklardan oluştuğu ikinci âyette belirtilmiş oluyor. Üçüncü âyette hareket miktarının yani hız ile kitle çarpımının sabit olduğu ortaya çıkıyor. Dördüncü âyette işin parçacıklardan oluştuğu sabit oluyor.

Önemli Sonuç:    E= ½ m*v^2

Çarpanlardan biri parçacıklardan oluşmuş olmazsa sonuç parçacıklardan oluşmuş olmaz. Öyleyse parçacıklar tane tabiatlı olduğu gibi hız da tane tabiatlıdır. Yani uzunluk ve zaman da tane tabiatlıdır. Öyleyse, mekan sürekli değil, “cüz’ün lâ yetecezzâ”lardan oluşur. Zaman sürekli değil, “cüz’ün lâ yetecezzâ”lardan oluşur. Beş boyutlu uzay parçalardan oluşmuş büyümez küçülmez bir mekândır. O da sonsuz değildir. Bizim uzay ise devamlı olarak beş boyutlu uzay içinde büyüyüp dördüncü boyutu oluşturmaktadır. Beş boyutlu uzay parçacıklardan oluştuğu için üç boyutlu uzayın zamanı da mekanı da parçacıklardan oluşmak zorundadır.

Mutlak zaman yoktur. Zaman, görünen üç boyutun saniyenin çok kısa zamanında bir kattan diğer kata geçmiş olmasından doğmaktadır. Zamanı bunları saymakla ölçüyoruz. Kaç parçacığı atlamışsak o kadar zamanı yaşamışızdır. Akış da budur.

يسر “Yüsr” sol yan, “Usr” ise sol kol demektir. Sol yanda olanı sağ kol kolay kullanır. Sol kol zor çalışır. Biri kolaylık için, diğeri zorluk için kullanılır. Bununla beraber “yemîn” ve “şimâl” kelimeleri kullanılır. Kur’an’da. “Yüsr” ve “Usr” ise sadece zorluk ve kolaylık için kullanılır. Akışın kolay olmasını belirtiyor.

Bu işte yukarıda anlattığımız kitlenin elektrik yükten çok küçük olmasından ileri gelmektedir. Elektronlar çekirdekteki yörüngelerden kopar kopmaz yük sahibi olmakta, yelkenleri açabilmekte, magnetik rüzgârın oluşturduğu elektriki alanın etkisi ile elektron hızla hareket etmektedir. Bu hız etki bakımından ışık hızı kadar süratlidir. Burada iletkenlik sözkonusudur. Bâzı maddeler iletkendir, bâzı maddeler iletken değildir. İletkenler su borusunun boşluğunu oluşturur. Elektronlar oradan geçerler. İletken olmayan maddeler ise su borusunun çeperlerini oluşturur. Böylece her iki madde de bu iş için geçerlidir. Burada يسرا  “yüsran” kelimesinin nekire olması, değişik “yüsrler”in olduğunu ifade eder. Nitekim maddelerin elektrik akımına karşı direnci değişiktir. Bunlardan sadece çok kolay elektriği enerjiyi taşırlar. Direnç arttıkça verim düşer.

Elektriğin bu akımı Allah tarafından oluşturulmuş bulunan düzenle sağlanmaktadır.

Allah insanlara da bu konuda düzen kurmaları hâlinde çalışmaların normal olması gerekir.

EKONOMİDE de buna benzer sirkülasyon yani;

    “Zâriyât” var, “Hâmilât” var, “Câriyât” var, “Mukassimât” vardır...

EKONOMİDE; Emeğin devreye girmesi “Zâriyât”tır.

    Üretilen mal “Hâmilât”tır. Ekonomik değer yüklenmiş olur, artık ona para verilir.

    Malların nakledilmesi “Câriyât”tır.

    Bankalar ise “Mukkassimât”tır.

 

Kur’an âyetleri genel kuralları ortaya koyar.

Konu, bir misâl alarak orada örnekle açıklanır.

Ama biz  “kıyas kuralı”   ile diğerlerini de anlarız.

 






Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
ADİLDÜZENDE GENELHİZMET-V-ENVANTER MUHASEBE 02.03.2001
12.03.2026 299 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -IV MUHASEBE 23.02.2001
12.03.2026 299 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENELHİZMETLER –III -YAPI KAYDI 16.02.2001
12.03.2026 247 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER EVRAK KAYITLARI-09.02.2001
12.03.2026 232 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -BAŞKAN 02.02.2001
12.03.2026 225 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENE GİRİŞ 26.01.2001
12.03.2026 264 Okunma
Süleyman Karagülle
FATİHA SÛRESİNİN DEMOKRATİK YORUMU 19012001
12.03.2026 306 Okunma
Süleyman Karagülle
KADİR- 3 12.01.2001
12.03.2026 430 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 1813 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLARIN TASFİYESİ KANUNU 22.12.2000
12.02.2025 1339 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR 22.12.2000
12.02.2025 1393 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇ(BAKARA278-279) 22.12.2000
12.02.2025 1408 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP ARALIK ÇALIŞMALARI 15.12.2000
12.02.2025 1554 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL ÇALIŞMA KURALLARI: 15.12.2000
12.02.2025 1537 Okunma
Süleyman Karagülle
MUKASSİMÂT(zariyat4.ayet) 15.12.2000
12.02.2025 1526 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE ÇÖZÜM 08.12.2000
12.02.2025 1583 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ 08.12.2000
12.02.2025 1397 Okunma
Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025 1380 Okunma
Süleyman Karagülle
K Ü R T Ç E 01.12.2000
12.02.2025 1560 Okunma
Süleyman Karagülle
ORUÇ BABA 01.12.2000
12.02.2025 1399 Okunma
Süleyman Karagülle
M E S İ H 01.12.2000
12.02.2025 1566 Okunma
Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025 1510 Okunma
Süleyman Karagülle
“ZÂRİYÂT-1- ÂYETİ”Nİ AÇIKLAYALIM: 24.11.2000
12.02.2025 1412 Okunma
Süleyman Karagülle
TESİR ÇİFTİ 24.11.2000
12.02.2025 1476 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EVE GETİRİLEN YENİLİKLER 18.11.2000
12.02.2025 1495 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 1548 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 1576 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 1855 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN MATEMATİĞİ TARİKATI 11.112000
12.02.2025 1538 Okunma
Süleyman Karagülle
NEFİSTE SABIR(kehf28) 11.11.2000
12.02.2025 1625 Okunma
Süleyman Karagülle
OKUMA/ TİLÂVET EMRİ 04.11.2000
12.02.2025 1551 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 1597 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEN HABERLER 28.10.2000
12.02.2025 1540 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 1561 Okunma
Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025 1556 Okunma
Süleyman Karagülle
ERMENİ KATLİAMI 14.10.2000
12.02.2025 1494 Okunma
Süleyman Karagülle
MARKETTE SELEM UYGULAMASI 14.10.2000
12.02.2025 1378 Okunma
Süleyman Karagülle
FAİZSİZ İŞLETME 14.10.2000
12.02.2025 1450 Okunma
Süleyman Karagülle
BELGRAD OLAYI 07.10.2000
12.02.2025 1496 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 1646 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 1620 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 1648 Okunma
Süleyman Karagülle
Rektör Ethem Ruhi Fığlalıya cevap 23.09.2000
12.02.2025 1317 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 1578 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 1645 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EV ÇALIŞMALARI 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1625 Okunma
Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1691 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1776 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİAT VE MEMUR KARARNAMESİ 02.09.2000
23.03.2024 1548 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 1954 Okunma
Süleyman Karagülle
DEPREMİN FIKHI 26 AĞUSTOS 2000
23.03.2024 1641 Okunma
Süleyman Karagülle
Z E L Z E L E 26 ağustos 2000
23.03.2024 1633 Okunma
Süleyman Karagülle
(AHŞAP)İŞLETME HAKKINDA BİLGİ-19.08.2000
14.03.2024 1471 Okunma
Süleyman Karagülle
Bir ülke hırsıza hapis cezasını vermektedir-12082000
14.03.2024 1581 Okunma
Süleyman Karagülle
MEMUR KARARNAMESİ 12.08.2000
14.03.2024 1550 Okunma
Süleyman Karagülle
HÜKÜMET,REKTÖR ATAMALARI..05.08.2000
14.03.2024 1611 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSANIN GÖREVİ 05.08.2000
14.03.2024 1564 Okunma
Süleyman Karagülle
EKONOMİDE ZELZELE 22.07.2000
14.03.2024 1595 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN ATANMASI 22.07.2000
14.03.2024 1505 Okunma
Süleyman Karagülle
312 inci MADDE 22.07.2000
14.03.2024 1574 Okunma
Süleyman Karagülle
BANDIRMA HATTI 22.07.2000
14.03.2024 1572 Okunma
Süleyman Karagülle
F İ Z İ K 29.07.2000
14.03.2024 1690 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLÂM VE DEMOKRASİ 29.07.2000
14.03.2024 1542 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN SEÇİMİ 22.07.2000
14.03.2024 1460 Okunma
Süleyman Karagülle
ABANT TOPLANTISI 22.07.2000
14.03.2024 1560 Okunma
Süleyman Karagülle
HAK VE KUVVET MEDENİYETLERİ 22.07.2000
14.03.2024 1483 Okunma
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA SİSTEMİ 01.07.2000
14.03.2024 1496 Okunma
Süleyman Karagülle
“HERKESE İŞ - HERKESE AŞ” 24.06.2000
14.03.2024 1531 Okunma
Süleyman Karagülle
KİTLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ 17.06.2000
14.03.2024 1438 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’ÂN VE MANTIK İLE MATEMATİK 17.04.1999
14.03.2024 1605 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI (2)17.04.1999
14.03.2024 1532 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI 17.04.1999
14.03.2024 1546 Okunma
Süleyman Karagülle
Süleyman Karagüllenin girilmeyen MAKALELERİ-17.04.1999
14.03.2024 1522 Okunma
Süleyman Karagülle
MUSA’YA VERİLEN DOKUZ MUCİZENİN GÜNÜMÜZDEKİ MANASI
19.05.2022 4574 Okunma
1 Yorum 20.05.2022 06:41
Süleyman Karagülle
Elveda
21.08.2021 4884 Okunma
2 Yorum 24.08.2021 15:36
Süleyman Karagülle
İÇKİ YASAĞI
3.05.2021 3477 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Dünya
30.04.2021 3154 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ POLİTİKA
29.04.2021 3064 Okunma
Süleyman Karagülle
HEDEF
29.04.2021 3222 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 4961 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve son uyarılarım… (15)
11.04.2021 3286 Okunma
Süleyman Karagülle
SOYLU'NUN BEYANI
7.04.2021 3732 Okunma
Süleyman Karagülle
BUNDAN BÖYLE
6.04.2021 3047 Okunma
Süleyman Karagülle
UYARI
6.04.2021 3091 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜDAHALE
4.04.2021 2974 Okunma
Süleyman Karagülle
Seminerler; kendinize görev vereceksiniz (14)
4.04.2021 3034 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK ÇIKAR YOL
3.04.2021 3410 Okunma
Süleyman Karagülle
PARTİ KAPATMAK
3.04.2021 3235 Okunma
Süleyman Karagülle
ANAYASA MAHKEMESİ
1.04.2021 3379 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve İ Ç T İ H A D (13)
31.03.2021 4457 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:37
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Akevler Usulü (12)
31.03.2021 4308 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:27
Süleyman Karagülle
Muhterem Abdurrahman Dilipak’a Açık Mektup
31.03.2021 3511 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve DAVET… (11)
31.03.2021 4254 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:13
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerlerinin başlangıcı ve (10)
31.03.2021 3044 Okunma
Süleyman Karagülle
EMİN SARAÇ HOCA HAKKINDA
31.03.2021 3649 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni
31.03.2021 4348 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:01
Süleyman Karagülle
Akevler Kur’an Seminerleri ve GÖREV
31.03.2021 4287 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:52
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE TARİH
31.03.2021 4270 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:47
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
31.03.2021 4301 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:37
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
31.03.2021 2853 Okunma


© 2026 - Akevler