Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024
1648 Okunma, 0 Yorum

BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ:

“Yargıya yobazlar ve bölücüler sızmıştır.

Çünkü atama yapılırken güvenlik soruşturması bile yapılmıyor.”

FIKHA GÖRE BU SÖZLERİN YORUMU:

Bir yüksek yargıcın ağzından çıkan sözlere değer vermek gerekir. O sözler o topluluktaki hukuk seviyesini ifade eder. Fıkıh ile Türkiye’nin çağdaş hukuk anlayışını karşılaştırmak için bu sözleri şeriat gözü ile yorumluyoruz.

Ebu Hanife’ye göre; “Resmi görev köleliktir. Kölelerin siyasi içtihatlarına ittiba edilemez. Ben resmi görev kabul edersem içtihatlarım başkaları için uyulur olmaktan çıkar” demiş ve hapse atılmıştır. Her gün birer sopa daha fazla vurularak yetmişinci gün şehit edilmiştir.

Şer’an bu yargıcın fetvaları geçersizdir.

Bölücülüğün hukukta tanımı vardır ve ceza hukukunda yer almıştır. Gericiliğin veya yobazlığın ise hukukta tanımı yoktur ve ceza kanununda yer almaz. Vatandaşları bölücü olanlar ve olamayanlar diye ayırmak bölücülüktür. Bir kamu yetkilisinin yetkilerini bu yönde kullanması suçtur.

Diğer taraftan tüm vatandaşların devlet görevi yüklenmeleri anayasal haklarıdır. Bir anayasal hak ancak kanunla kısıtlanabilir ve ancak mahkeme kararı ile uygulanır. Mahkumiyet kesinleşinceye kadar kimse suçlu değildir. Ve kimse kamu görevi almada kısıtlanamaz. Güvenlik soruşturması ile atamalar yapmak kişilerin haklarını kullanmayı önlemektir ki bu anayasal suçtur. Ceza kanununda cezası konmuştur. Fıkıh gözüyle bakıldığında, yargıcın bu beyanı sebebiyle derhal görcvine son vermeyi gerektirir. Çünkü anayasayı ilgayı hedefliyor ve bunu kamu gücünü kullanarak yapmak istiyor.

Hukuk düzeninde potansiyel suçlu yoktur. Ceza kişiye değil fiile verilmektedir. Mahkum olduktan sonra cezasını çeker ve biter. Artık; “Sen eskiden suç işledin, bir daha işlersin!” diye kimse ikinci sınıf vatandaş yapılamaz. Hukuk düzeninde güvenlik soruşturması yapılamaz. Kişinin kendi beyanı esas alınır. Göreve başlar. Gerçeğe aykırı bir beyanı varsa bu beyanından dolayı görevine son verilir. Doğru beyan etmiş olma şartı ile; eskiden ne düşünmüşse düşünmüş, ne yapmışsa yapmış, ondan kimse sorumlu olmaz. Kişi göreve geldikten sonra sorumlu olur. Suç irsi değildir, kesbidir. Suçun cezası hukuk düzeninde bellidir. Bir suçtan mahkumiyet kamu hizmeti yapmaya mâni ise ona kimsenin bir diyeceği yoktur. Diğer güvenlik soruşturması ancak askerlikte yapılır ve orada geçerlidir. Bakınız, meşrudur diyorum. Askerlikte meşruluk sona erer, orada güç konuşur.

Demek ki yargıç daha hukukun temel kurallarını bilmiyor. ‘Biliyor’ diyecek iseniz; niçin kimse hatırlatmıyor. Bakınız ben burada fıkıhtan bahsederken İslâm fıkhından bahsetmiyorum. Yani ben delil olarak hadis, sünnet, icma ve kıyası almıyorum. Onlar İslâm düzeninde geçerlidir. Türkiye’de lâik düzen olduğuna göre onlar geçersizdir. Ben fıkıh derken cumhuriyet kanunlarını anlama fıkhından bahsediyorum. Gücünüz yetiyorsa bir hukukçu çıksın ve cevap versin.

 

YÖK BAŞKANI DİYOR Kİ:

“Üniversiteleri Nurcular, Süleymancılar, Nakşiler işgal etti.

Bundan böyle atamaları ben yapacağım!”

BU BEYANIN FIKHA GÖRE HÜKMÜ:

Kamu görevi yüklenme anayasal özlük haklarındandır. Bu haklar sadece kanunla düzenlenir. Bu hak hiç bir kimseye ve kuruma devredilemez. Atama yetkisi kanun tarafından üniversiteye verilmişse şimdi ancak kanunla alınabilir. Verilmemişse şimdiye kadar yapılanlar anayasa ihlalidir. Kanunen YÖK’e verilen bir yetkiyi başkasına devretmiştir.

Cumhurbaşkanı Kanun Hükmünde Kararname ile özlük haklarının kısıtlanamadığı için kararnameyi geri çevirmiştir. Başörtüsü yasağı özlük haklarından değil midir? Okumak herkesin hakkı değil midir? Kamu görevi yapmak herkesin hakkı değil midir? Üniversiteler ve kamu görevleri özel bir sektörün çiftliği değildir. Kişiler orada istedikleri yasakları ve cezaları koyamazlar. Koyuyorlarsa suç işliyorlar. Niye cezalanmıyorlar? Çünkü mağdurlar güçsüzdür. Ne var ki, bu gözü dönmüş anayasa suçluları yaptıklarına doymadılar. Halkı ezdikleri yetmedi. Şimdi de bürokratları bürokratlara ezdirmek istiyorlar. Memleketi bölmek istiyorlar. Bölücülerle Müslümanları birleştirip genel kıyam hazırlığını yapıyorlar. Tütrk Milletine sabrı tavsiye ediyorum. Ordu bölünmedikçe bunlar balon gibi sönüp gideceklerdir. Unutmayın, ordu hep sağ gösterip sola vurmuştur. Yine öyle yapacaktır. Başka çıkış yolu yoktur. Bırakın, siz karışmayın. Sorunları yetkililer çözsün.

Bir topluluk canlı gibidir. Kendisini korumak için çeşitli mekanizmaları vardır. Bunlar dört kademede düzenlenir:

  1. Halk mevzuatı bilir ve ona uyar. İhtilaf halinde taraflar oturup görüşür ve uzlaşırlar. Mevzuata herkes uyar. Mevzuatta bir anlaşmazlık olursa bir bilirkişiye danışırlar. Sorun çözülür.
  2. Halkın ahlaki yapısı bozulmuşsa o zaman düzeni kamu görevlileri korurlar. Kamu görevlileri müdahale ederek sarsılan düzeni iade ederler. Burada halk kendi istekleri ile itaat eder.
  3. Kamu görevlilerinin yapısı da bozulmuşsa üçüncü sübap yargıdır. Taraflar yargıya başvurup bozulan halkın ve bürokratların düzelmelerini sağlayacak kararları alır, topluluğu sağlığa kavuşturur ve korurlar.
  4. Eğer yargı da bozulmuş veya halk yargı kararlarını dinlemiyorsa, son sübap silahlı kuvvetlerdir. Sıkı yönetim ilan edilir ve yönetim artık hukuk düzeni ile değil de askeri düzenle yürütülür ve sonunda hukuk düzeni de korunur. Eğer ordu da bozulmuşsa, sen sağ ben selâmet, o devlet çöküp gider.

Ordunun dışarıdan müdahalesi son derece tehlikeli bir olaydır:

  1. Dışarıdan müdahale kimden gelirse gelsin tehlikelidir. Çünkü sorumsuz olan kimselerin karar alması demektir. Bu da sorumluları sorumluluktan çıkarır. Bu rotu çıkmış bir araba demektir. Direksiyon iş görmez olur. Topluluğun nereye yuvarlanacağını bilmek imkansızıdır.
  2. Askeri yönetimle sivil yönetim farklıdır. İkisi birbirine zıttır. Aynı zamanda uygulanamaz, çelişki olur ve felaket getirir.
  3. Ordu sivil işler ile uğraştıkça kendi askeri mantığını kaybeder. Ordu da başı bozuk hâle gelir. O zaman devlet de ordu da gider. Hiç bir ülke yabancı orduları beslemez.
  4. Ordu ülkeyi düşmandan korur. Onun için halkın askerlere büyük sevgisi ve sempatisi vardır. Kendi askerlik eğitimi için komutanından dayak yer ve onu iftiharla anlatır. Kendisini döven komutanını sever. Çünkü bilir ki onun dayağı babanın çocuğuna attığı dayak misalidir. Ordu iç işlere karıştığında bu sevgi ve saygı nefrete dönüşür ve bir panik o orduyu yerle bir eder. Sosyalistlerin orduları hep bu yüzden perişan olmuşlardır. Faşistler bunun için yenilmişlerdir.

 

ORDUYA TAVSİYEM ŞUDUR:

Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan bekliyoruz;

“Biz milletin ordusuyuz. Tek görevimiz vardır. Bu görev Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını muhafaza ve müdafaa etmektir. Yegane dayanağımız Türk halkıdır. Mezhebi, dini, inancı ne olursa olsun; suçlu olabilir, cani olabilir, ama vatan müdafaasına katıldıkça bizim için aynı derecede makbuldür. O suçları cezalandırmak bize ait değildir. Biz ceza ile değil icbar ile işi hallederiz.

Türk ulusunun yegane temsilcileri siyasi partilerdir ve onların oluşturduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclisten çıkan her kanun ve karar milletin kararıdır. Ona itaat etmek bizim yegane vazifemizdir. O meclisin seçtiği devlet başkanına saygılıyız. Ona itaati meclise itaat sayarız. Meclise itaati de millete itaat biliriz.

Ordunun meclis güvenine mazhar olmuş her hükümetin emrinde olması elbette tabiidir. Ne var ki bu güvende şaibe olmamalıdır. Bu güven eskimiş olmamalıdır. Şaibeli veya eskimiş bir güvenoyu ile ayakta duran bir hükümetin milli iradeyi temsil edip etmediği hususunda bizi tereddüde düşürmektedir.

Bunun dışında ordumuz hiçbir iç çekişmenin yanında yer almadığı gibi gerici-ilerici çatışmalarında da ordu taraf değildir. Bölünmez bütünlükte taraftır. Sıkıyönetim ilan edilmedikçe ordu bu hususta hiçbir suretle iç çekişmelerde taraf olmaz.”

Bir gün bir komutan çıkar, hava gibi su gibi tabii olan bu beyanatı verir ve ülke bu cephesiyle huzura kavuşur ümidindeyim. Açıkça ifade ediyorum ki; bu beyanatın gecikmesi orduyu bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bırakır.

Ordu Batı Çalışma Grubu gibi ülkeyi bölen bir teşkilat yerine, benim gibi orduyu uyaran sözleri istihbar edip değerlendirmelidir. Haber vatandaşlardan alınmalıdır. Maaşlı istihbaratçıların haberi tamamen uydurmadır. Saptırmadır.

Ordu iç işlere karışmaz ama ülkenin her bucağında olup bitenlerden tarafsız düzmece olmayan bilgilere sahip olmalıdır. Bu dış sermaye ile pompalanan medyanın haberleri değildir. Vatandaşların şikayetlerine ve sitemlerine kulak veren bir istihbarattır.

İnanıyorum ki ordu bu sözlerimi de duymaktadır.

 

Yazan ve Anlatan: SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yayına Hazırlayan: REŞAT NURİ EROL

 






Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
ADİLDÜZENDE GENELHİZMET-V-ENVANTER MUHASEBE 02.03.2001
12.03.2026 301 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -IV MUHASEBE 23.02.2001
12.03.2026 301 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENELHİZMETLER –III -YAPI KAYDI 16.02.2001
12.03.2026 250 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER EVRAK KAYITLARI-09.02.2001
12.03.2026 233 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -BAŞKAN 02.02.2001
12.03.2026 227 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENE GİRİŞ 26.01.2001
12.03.2026 265 Okunma
Süleyman Karagülle
FATİHA SÛRESİNİN DEMOKRATİK YORUMU 19012001
12.03.2026 307 Okunma
Süleyman Karagülle
KADİR- 3 12.01.2001
12.03.2026 431 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 1816 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLARIN TASFİYESİ KANUNU 22.12.2000
12.02.2025 1341 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR 22.12.2000
12.02.2025 1394 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇ(BAKARA278-279) 22.12.2000
12.02.2025 1410 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP ARALIK ÇALIŞMALARI 15.12.2000
12.02.2025 1554 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL ÇALIŞMA KURALLARI: 15.12.2000
12.02.2025 1540 Okunma
Süleyman Karagülle
MUKASSİMÂT(zariyat4.ayet) 15.12.2000
12.02.2025 1528 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE ÇÖZÜM 08.12.2000
12.02.2025 1585 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ 08.12.2000
12.02.2025 1398 Okunma
Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025 1382 Okunma
Süleyman Karagülle
K Ü R T Ç E 01.12.2000
12.02.2025 1560 Okunma
Süleyman Karagülle
ORUÇ BABA 01.12.2000
12.02.2025 1399 Okunma
Süleyman Karagülle
M E S İ H 01.12.2000
12.02.2025 1567 Okunma
Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025 1512 Okunma
Süleyman Karagülle
“ZÂRİYÂT-1- ÂYETİ”Nİ AÇIKLAYALIM: 24.11.2000
12.02.2025 1414 Okunma
Süleyman Karagülle
TESİR ÇİFTİ 24.11.2000
12.02.2025 1478 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EVE GETİRİLEN YENİLİKLER 18.11.2000
12.02.2025 1497 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 1549 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 1578 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 1857 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN MATEMATİĞİ TARİKATI 11.112000
12.02.2025 1539 Okunma
Süleyman Karagülle
NEFİSTE SABIR(kehf28) 11.11.2000
12.02.2025 1627 Okunma
Süleyman Karagülle
OKUMA/ TİLÂVET EMRİ 04.11.2000
12.02.2025 1552 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 1599 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEN HABERLER 28.10.2000
12.02.2025 1542 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 1563 Okunma
Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025 1556 Okunma
Süleyman Karagülle
ERMENİ KATLİAMI 14.10.2000
12.02.2025 1494 Okunma
Süleyman Karagülle
MARKETTE SELEM UYGULAMASI 14.10.2000
12.02.2025 1379 Okunma
Süleyman Karagülle
FAİZSİZ İŞLETME 14.10.2000
12.02.2025 1452 Okunma
Süleyman Karagülle
BELGRAD OLAYI 07.10.2000
12.02.2025 1497 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 1651 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 1620 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 1650 Okunma
Süleyman Karagülle
Rektör Ethem Ruhi Fığlalıya cevap 23.09.2000
12.02.2025 1318 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 1580 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 1648 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EV ÇALIŞMALARI 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1627 Okunma
Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1693 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1778 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİAT VE MEMUR KARARNAMESİ 02.09.2000
23.03.2024 1549 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 1957 Okunma
Süleyman Karagülle
DEPREMİN FIKHI 26 AĞUSTOS 2000
23.03.2024 1648 Okunma
Süleyman Karagülle
Z E L Z E L E 26 ağustos 2000
23.03.2024 1635 Okunma
Süleyman Karagülle
(AHŞAP)İŞLETME HAKKINDA BİLGİ-19.08.2000
14.03.2024 1472 Okunma
Süleyman Karagülle
Bir ülke hırsıza hapis cezasını vermektedir-12082000
14.03.2024 1582 Okunma
Süleyman Karagülle
MEMUR KARARNAMESİ 12.08.2000
14.03.2024 1551 Okunma
Süleyman Karagülle
HÜKÜMET,REKTÖR ATAMALARI..05.08.2000
14.03.2024 1612 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSANIN GÖREVİ 05.08.2000
14.03.2024 1565 Okunma
Süleyman Karagülle
EKONOMİDE ZELZELE 22.07.2000
14.03.2024 1596 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN ATANMASI 22.07.2000
14.03.2024 1507 Okunma
Süleyman Karagülle
312 inci MADDE 22.07.2000
14.03.2024 1575 Okunma
Süleyman Karagülle
BANDIRMA HATTI 22.07.2000
14.03.2024 1573 Okunma
Süleyman Karagülle
F İ Z İ K 29.07.2000
14.03.2024 1692 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLÂM VE DEMOKRASİ 29.07.2000
14.03.2024 1542 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN SEÇİMİ 22.07.2000
14.03.2024 1462 Okunma
Süleyman Karagülle
ABANT TOPLANTISI 22.07.2000
14.03.2024 1561 Okunma
Süleyman Karagülle
HAK VE KUVVET MEDENİYETLERİ 22.07.2000
14.03.2024 1485 Okunma
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA SİSTEMİ 01.07.2000
14.03.2024 1497 Okunma
Süleyman Karagülle
“HERKESE İŞ - HERKESE AŞ” 24.06.2000
14.03.2024 1531 Okunma
Süleyman Karagülle
KİTLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ 17.06.2000
14.03.2024 1442 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’ÂN VE MANTIK İLE MATEMATİK 17.04.1999
14.03.2024 1606 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI (2)17.04.1999
14.03.2024 1533 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI 17.04.1999
14.03.2024 1547 Okunma
Süleyman Karagülle
Süleyman Karagüllenin girilmeyen MAKALELERİ-17.04.1999
14.03.2024 1523 Okunma
Süleyman Karagülle
MUSA’YA VERİLEN DOKUZ MUCİZENİN GÜNÜMÜZDEKİ MANASI
19.05.2022 4576 Okunma
1 Yorum 20.05.2022 06:41
Süleyman Karagülle
Elveda
21.08.2021 4884 Okunma
2 Yorum 24.08.2021 15:36
Süleyman Karagülle
İÇKİ YASAĞI
3.05.2021 3478 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Dünya
30.04.2021 3156 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ POLİTİKA
29.04.2021 3065 Okunma
Süleyman Karagülle
HEDEF
29.04.2021 3222 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 4963 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve son uyarılarım… (15)
11.04.2021 3288 Okunma
Süleyman Karagülle
SOYLU'NUN BEYANI
7.04.2021 3733 Okunma
Süleyman Karagülle
BUNDAN BÖYLE
6.04.2021 3047 Okunma
Süleyman Karagülle
UYARI
6.04.2021 3092 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜDAHALE
4.04.2021 2975 Okunma
Süleyman Karagülle
Seminerler; kendinize görev vereceksiniz (14)
4.04.2021 3035 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK ÇIKAR YOL
3.04.2021 3411 Okunma
Süleyman Karagülle
PARTİ KAPATMAK
3.04.2021 3235 Okunma
Süleyman Karagülle
ANAYASA MAHKEMESİ
1.04.2021 3380 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve İ Ç T İ H A D (13)
31.03.2021 4459 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:37
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Akevler Usulü (12)
31.03.2021 4312 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:27
Süleyman Karagülle
Muhterem Abdurrahman Dilipak’a Açık Mektup
31.03.2021 3512 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve DAVET… (11)
31.03.2021 4255 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:13
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerlerinin başlangıcı ve (10)
31.03.2021 3046 Okunma
Süleyman Karagülle
EMİN SARAÇ HOCA HAKKINDA
31.03.2021 3651 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni
31.03.2021 4350 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:01
Süleyman Karagülle
Akevler Kur’an Seminerleri ve GÖREV
31.03.2021 4290 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:52
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE TARİH
31.03.2021 4272 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:47
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
31.03.2021 4302 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:37
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
31.03.2021 2854 Okunma


© 2026 - Akevler