Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024
2207 Okunma, 0 Yorum

KUR’AN - TEFSİR 

Kur’an’da bu sistematik hataya benzer hatalara şu âyette işaret edilmiştir:

بسم الله الرحمن الرحيم

يسئلونك عن الروح قل الروح من امر ربى  و ما اوتيتم من العلم الا قليلا  (اسراء 17-85)

“Sana ruhtan soruyorlar. De ki ruh Rabbim’in emridir. Zaten size ilimden çok az şey ita kılındı.”

(İsra; 17/85)

Buradaki “sen” Allah’a inanmış ve İslâmî ilimlere vâkıf kimselerdir. Yani “müçtehitler”dir. Bunlar “nebilerin varisleri”dir. Emirler ise “resullerin varisleri”dir. Bugün de bu tür soruları İslâmî ilimlere vukufu olanlara soruyorlar. Sizler de bu tür sorulara muhatap olacaksınız.

سهل Sehl, ova demek, düzlük demektir. Yokuşu tırmanıp tepeyi aşmaktansa, düz ovada yürüyüp kolay hedefe varmak isteyenlerin yoludur.

سئل Arapçadaki SaEaLa iki mânâya gelir: Biri istemek yani dilenmek; diğeri ise sormaktır. Kolay yoldan bilgi sahibi olmaktır. Allah bilinmeyen hususlarda soru sorulmasını istemektedir.

Burada da soru sormak yerilmemiş, önce mücmel cevap verilmiş, sonra da “siz bilemezsiniz” denmiştir. Bu eğitim sisteminin esasıdır. Belli seviyede kişiler bir şey sorduklarında önce o hususta bile bildikleri kadar anlatılır sonra da bunları tam bilmeniz için şu şartlar vardır denir.

“Sana sordular” demeyip de “senden sorarlar” demiş olması, bu hususta insan zihninin daima soru içinde olacağı, ruhu hep merak edeceği ve düşüneceği bildirilmiş oluyor.

SeEeLe istenen kimse için, SeEeLe ANH istenen şey için kullanılır. Sual sadece öğrenmek için olursa AN kelimesi gelmez. Ancak sual ispatı ile birlikte olursa o zaman ANH gelmiş olur. Yani ruh nedir, açıkla.

Tarih boyunca felsefenin temel konusu dört şey olmuştur: 1. Kainatın varolması (ALLAH), 2. İnsanın varolması (RUH), 3. İnsanın kainatı bilmesi (İLİM), 4. İnsanın yükümlülüğü (AHLÂK).

İnsanlığı bu dört konu her zaman meşgul etmiştir. Peygamberler bunlara pratik cevaplar vermişlerdir. Sonradan varolan kainat kendiliğinden hep varolan tarafından bilinçli bir şekilde var edilmiştir. Bu bilinç Varedici’nin kendisine muhatap kılmasıdır. İnsanın kendisidir. İnsan kainatı bilecek şekilde var etmiştir. Bu “ilim”dir. İnsan kainatı düzenlemekle yükümlüdür ve sorumludur. Hesabı öldükten sonra verecektir. (ÂHİRET)

Filozoflar konularına tatmin edici cevaplar bulamamışlardır. Yine de peygamberleri tasdik etme yoluna gitmemişler, reybiliği seçmişlerdir.

الروح Ruh burada cins isimdir. Ruhun mahiyeti soruluyor, herhangi bir ruhtan bahsedilmiyor. Ruh kelimesi “rih”ten yani ‘yel’den gelir, ‘nefes’ten gelir. Etkisi olup görünmemesi sebebiyle ruhu rüzgara benzetmiş olarak ifade etmişlerdir. Ruhun bâtıni âlemde cismi, zâhiri âlemde dalgası vardır. Maddenin ise zâhiri âlemde cismi, bâtıni âlemde dalgası vardır. İnsan ruh ve bedenden müteşekkildir. Cinler de insanlara benzer. Ancak onlar ışık hızına yakın atomlar âleminde Güneş gibi sıcak yerlerde yaşıyorlar. Buralara da gelebilmektedirler. Melekler ruhlar gibi bâtın âlemde yaşıyorlar. Onların hızları cinler gibi ışık hızına yakındır.

İnsan ruh ile bedenin birleşmesinden oluşur. Uykuda ve ölüm hâlinde ruh ile beden ayrılır. Uykuda aynı bedene geri döner. Ölümden sonra ise eski beden çürümüştür. Onun yerine aynı genetikli yeni beden içine ruh girecektir. Zaman içinde geri gidebilecektir. Beyindeki bilgiler o yeni beyne kopya edilecektir. Unutma artık sözkonusu olmayacaktır.

قل “Söyle” emri müçtehitlere aittir. Nebilerin halefi olan alimlere aittir. Burada “Fa” harfi getirilmeyip “söyle” denmiş olması, soruya cevap ver anlamındadır. Kemali ittisal vardır. Yahut “her zaman söyle”; “sadece sorarlarsa söyle” değil, “sormadan söyle”. Burada da önemli bir eğitim sistemi ortaya konmuştur. Eğer halkta belirmiş bir soru varsa sen onlar sormadan söyleyeceksin. Çünkü senin bildiğini bilemez ve o sebeple sormamış olurlar. Çekingenlikleri sebebiyle de sormamış olurlar. “Yes’elune”nin muzari sığası ile gelmesi ve burada cevap harfi olan “Fa”nın kullanılmaması bunu belirtmek içindir.

Bizim görevimiz Kur’an’dan anladıklarımızı anlatmaktır. Bunu tek başımıza başaramayız. Bunun için cemaat olmalıyız. Sitelerimiz olmalıdır. Orada çalışıp yaşayacağız. Artırdıklarımızla da ilim yapıp dünyaya tebliğ yapacağız. Görevimizi yapmış olacağız. Bizim kurduğumuz kooperatifler bu büyük emri yerine getirmek içindir. Buradaki “Kul” emrini yerine getirmek içindir. İlmi olanlar ilimleri ile bu “söyle” emrini yerine getirecekler, ilmi olmayanlar çalışarak zekât verecekler ve bu faaliyeti destekleyeceklerdir. “Mü’min”, bu emrin yerine gelmesi için yaratıldığını bilen kimsedir.

Ruh burada tekrar edilmiştir. “O Rabbimin emridir” denebilirdi. Cevap yalnız soru sorana ait olsaydı o zaman zamir ile ifade edilirdi. Cevap genel olduğu için ruh kelimesi tekrar edilmiştir. “Qul” emrinin genel olduğu burada teyit edilmektedir. Sonra cins isimler de çap daireyi ikiye böler, alanı çapın karesine eşittir. Cümlesi beliğ değildir. Yani cins isimler zamirden çok zâhir ile belirtilir. Çünkü bağımsız ifadelerdir.

من MiN teb’iz içindir. Yani “Rabbimin çok işleri vardır, bunlardan birisi de ruhtur” denmektedir. Allah’ın kendisine muhatap kıldığı dört çeşit varlık vardır: Melek, ruh, cin ve insan. Bâtın ve zâhir âlemi bunun için var etmiştir. Allah’ın bir beş boyutlu âlemi mi vardır, yoksa başka âlemler de mi vardır? Önce bu âlem kendi kendine yeterdir. Bu âlemin dışarı ile herhangi bir ilişkisi yoktur. Bunu matematiğin mükemmel ilim olmasından biliyoruz. Basitlik ilkesi, gereksizlik ilkesi başka kainatın olmamasını gerekli kılar. Ancak bu bizim kainat içindeki düşüncemiz. Bu kainatın dışına zihnen de çıkamayız. Dolayısıyla onların var olup olmadığı, varsa nasıl bir şey olduğunu düşünsek bile gerçeklerle alakası olmaz. Bu âyetin delâleti Rabbin emrinden çok şey olduğudur.

امر Emr kelimesi iş demektir. Merve yumuşak taştır. Safve sert taştır. Yumuşak taş yontulur. İş yapılır. Emerve, Yonttu anlamında kullanılmaya başlandı. İş yaptı veya sözünü geçirdi mânâları çıkmaktadır. Emr demek buyruk demektir. Emr demek iş demektir. Allah için iş buyurmaktan ibarettir. O “ol” der o da olur. Nitekim hükümdarlar da kendileri iş yapmaz, buyururlar, o da olur. Burada “Ruh Rabbimin işidir”, yahut “buyruğudur” anlamlarına gelir. Allah onu kendisine izafe etmiştir. “Kendi ruhumdan üfledim” dendiğinde de bu kastediliyor. Ruh Allah’ın bir cüz’ü müdür, yoksa mahluku mudur? Mahluku ise diğerlerinden farkı olmaz. Cüz’ü ise Allah’ın parçaları yok ki cüz’ü olsun. Allah’ın cüz’ü değilse o nasıl bilinçli oluyor, kişilik kazanıyor, iradesi yani kısmi yaratıcılığı var. İşte biz burada mekan içinde olmayan, zaman içinde olmayan bir şeyi mekan içinde zaman içinde düşünüyoruz. Bu bakımdan kaytaramıyoruz.

ربى Rabv tümsek demektir. Büyüyen nebat demektir. Terbiye eden, yetiştiren anlamında sıfattır. Hilkat birden var olmalı ve en mükemmeli ile faaliyete geçmelidir. Rebvet ise peyderpey olgunlaşma ve evrimleşme demektir. “Ruh Rabbimin işidir” derken, ruhların da donmuş ve kalıplaşmış varlıklar olmayıp evrimleşen ve olgunlaşan varlıklar olduğu anlaşılıyor. Yoksa “o Allah’ın işidir” derdi. “Benim Rabbimin işidir” demiş de, “Rabbimizin işidir” dememiştir. “Biz kimiz?” sorusunu “siz kimsiniz?” şeklinde sorar. Cevapta “sen” şeklinde verilmez, “siz” şeklinde verilmez, “ben insanım” denir. Yani “sen ve ben insanız” anlamı çıkar. Arapçadaki bu ifadeyi Türkçeye çevirirsek “Ruh Rabbimizin işidir” şeklinde olur. Yoksa “Benim Rabbin işidir, sizin Rabbinizin işi değil” anlaşılmaz.

و Va burada hâliyedir. “Zaten” diye Türkçeye çevirebiliriz. Yukarıda anlatılanların izahıdır. Ama daha genel bir ifadedir. Yani bu iş Rabbimizin işidir. Buradaki “Ûtîtum” “Ûtînâ” anlamında olup “bize verilendir” demektir. “Kul” ifadesi içindedir. O zaman “kul” emrinde “kendi kendine söyle” olur ki o da “yes’elune”ye aykırı düşer. “Size az ilim verildiği için söyle” demek olur yani yerinde olmayan cümle olur. O halde burada ki va-yı hâliye kabul edip muhataplara “biz bunu anlayacak durumda değiliz” mânâsını vereceğiz. Unutmamanız için hatırlatıyoruz.

Ben + Sen: Türkçede “biz”;  Kur’an Arapçasında “siz” olarak ifade edilir.

 اتوETVe su arkıdır. Suyu bir yerden getirir. Gelme bununla ifade edilmiştir. “Câe” ise değişik yönlere veya yönsüz gelen gelişmedir. İtâ vermektir. İ’tâ da vermektir. “İ’tâ”da temlik vardır. “İtâ”da temlik şartı yoktur. “İtâ” insana ait bir fiildir. İnsan olmayanı mef’ul almaz. “Bize verilmedi”. Burada insanın kendisinin bu bilgisizliğini bildiğine de işaret vardır. Onun için “bize verilmedi” diyor. Yani müçtehit muhataba “Bize verilmedi” diyor; “Ben ilmimle biliyorum ki bize verilmedi” diyor.

من  Min teb’iz içindir. İnsana ilimden çok az şey verildi. Şimdi neler verilmedi, sayalım:

  1. Zamanımız beş boyutlu uzay içinde üç boyutlu olarak akıp dördüncü boyutu oluşturmaktadır. Bu beş boyutlu uzay mükemmel uzaydır. Bâtıni ve zâhiri boyutları ile kendi kendine yeterlidir. Bunu Matematikten biliyoruz. Bu bildiğimiz kainattır. Melek, ruh, cin ve insan burada yaşıyor. Ancak bu beş boyutlu uzaydan başka altıncı boyutta başka uzay var mıdır, bunu bilmiyoruz. Bilmemiz de mümkün değildir. Çünkü uzayımız kamil olduğu için dışarıya bir şey vermez ve dışarıdan da bir şey almaz. Yani haberleşeme imkanımız yoktur.
  2. Biz yakın çevremizi çok iyi biliyoruz. Ama uzaklaştıkça bilgilerimiz azalmaktadır. Kendi büyüklüğümüzü kolay görüyoruz, küçüldükçe bilgimiz azalmaktadır. Bizim bildiğimiz çok az şey vardır. Bunu kainatın büyüklüğü ile atomların ince yapılarını bilmekle daha iyi anlıyoruz. Gördüğümüz ışık aralığı elektromanyetik dalgaların çok küçüğüdür. İşittiğimiz ses de öyle. Koku ve tat için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.
  3. Biz hâlimizi biliyoruz. Geçmişe ait bilgilerimiz gittikçe azalır. Geleceğimiz hakkında da fazla bir şey bilmiyoruz.
  4. Biz ancak hesabî ve gayrî iradî olayları bilebiliriz. İhtimalî olayların, iradî olayların cüzlerini bilemeyiz.

 إلاİLLÂ istisnayı bildirir. Bize ilimden çok az şey verildi. İşte bugün ilimlerin ortaya koyduğu bu az bilgimizle ilgili şeyleri Kur’an veciz bir şekilde çok önceleri bildirmiştir. Müsbet ilimleri ne kadar çok bilirsek Kur’an’ı o kadar daha kolay ve çok anlarız. Müteşabih âyetler muhkemata dönüşür. Müsbet ilmin sonu olmadığına göre Kur’an’daki müteşabihlerin muhkemata dönüşmesinin de sonu yoktur. Yunan Filozofu “bir şey öğrendim, oda hiçbir şey bilmediğimdir” diyor. Bugünkü ilimler de bundan başka bir şey söylemiyor. Her yeni bilgi bir meçhulü malum hâle getirir ve yeni meçhulleri bize tanımlar. “Rabbım! İlmimi ziyade et” de bu demektir. Âhirette geçim için çalışma yoktur. İlim için çalışma vardır. Buna göre insanların cennetteki değerleri yükselecektir. Rabbimize daha çok yaklaşacağız. Öğrenilecekler bitmez, Kur’an’ın mânâları da bitmez.

 






Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
ADİLDÜZENDE GENELHİZMET-V-ENVANTER MUHASEBE 02.03.2001
12.03.2026 1271 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -IV MUHASEBE 23.02.2001
12.03.2026 1213 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENELHİZMETLER –III -YAPI KAYDI 16.02.2001
12.03.2026 1380 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER EVRAK KAYITLARI-09.02.2001
12.03.2026 1034 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -BAŞKAN 02.02.2001
12.03.2026 1248 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENE GİRİŞ 26.01.2001
12.03.2026 1494 Okunma
Süleyman Karagülle
FATİHA SÛRESİNİN DEMOKRATİK YORUMU 19012001
12.03.2026 1340 Okunma
Süleyman Karagülle
KADİR- 3 12.01.2001
12.03.2026 1583 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 2654 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLARIN TASFİYESİ KANUNU 22.12.2000
12.02.2025 1984 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR 22.12.2000
12.02.2025 2027 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇ(BAKARA278-279) 22.12.2000
12.02.2025 2071 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP ARALIK ÇALIŞMALARI 15.12.2000
12.02.2025 2138 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL ÇALIŞMA KURALLARI: 15.12.2000
12.02.2025 2270 Okunma
Süleyman Karagülle
MUKASSİMÂT(zariyat4.ayet) 15.12.2000
12.02.2025 2225 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE ÇÖZÜM 08.12.2000
12.02.2025 2414 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ 08.12.2000
12.02.2025 2081 Okunma
Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025 2024 Okunma
Süleyman Karagülle
K Ü R T Ç E 01.12.2000
12.02.2025 2373 Okunma
Süleyman Karagülle
ORUÇ BABA 01.12.2000
12.02.2025 2119 Okunma
Süleyman Karagülle
M E S İ H 01.12.2000
12.02.2025 2453 Okunma
Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025 2222 Okunma
Süleyman Karagülle
“ZÂRİYÂT-1- ÂYETİ”Nİ AÇIKLAYALIM: 24.11.2000
12.02.2025 2043 Okunma
Süleyman Karagülle
TESİR ÇİFTİ 24.11.2000
12.02.2025 2335 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EVE GETİRİLEN YENİLİKLER 18.11.2000
12.02.2025 2468 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 2473 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 2356 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 2650 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN MATEMATİĞİ TARİKATI 11.112000
12.02.2025 2629 Okunma
Süleyman Karagülle
NEFİSTE SABIR(kehf28) 11.11.2000
12.02.2025 2204 Okunma
Süleyman Karagülle
OKUMA/ TİLÂVET EMRİ 04.11.2000
12.02.2025 2319 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 2292 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEN HABERLER 28.10.2000
12.02.2025 2270 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 2437 Okunma
Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025 2431 Okunma
Süleyman Karagülle
ERMENİ KATLİAMI 14.10.2000
12.02.2025 2121 Okunma
Süleyman Karagülle
MARKETTE SELEM UYGULAMASI 14.10.2000
12.02.2025 2100 Okunma
Süleyman Karagülle
FAİZSİZ İŞLETME 14.10.2000
12.02.2025 2256 Okunma
Süleyman Karagülle
BELGRAD OLAYI 07.10.2000
12.02.2025 2294 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 2543 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 2534 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 2486 Okunma
Süleyman Karagülle
Rektör Ethem Ruhi Fığlalıya cevap 23.09.2000
12.02.2025 2050 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 2438 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 2446 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EV ÇALIŞMALARI 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 2260 Okunma
Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 2207 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 2381 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİAT VE MEMUR KARARNAMESİ 02.09.2000
23.03.2024 2262 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 2624 Okunma
Süleyman Karagülle
DEPREMİN FIKHI 26 AĞUSTOS 2000
23.03.2024 2281 Okunma
Süleyman Karagülle
Z E L Z E L E 26 ağustos 2000
23.03.2024 2274 Okunma
Süleyman Karagülle
(AHŞAP)İŞLETME HAKKINDA BİLGİ-19.08.2000
14.03.2024 2213 Okunma
Süleyman Karagülle
Bir ülke hırsıza hapis cezasını vermektedir-12082000
14.03.2024 2229 Okunma
Süleyman Karagülle
MEMUR KARARNAMESİ 12.08.2000
14.03.2024 2231 Okunma
Süleyman Karagülle
HÜKÜMET,REKTÖR ATAMALARI..05.08.2000
14.03.2024 2300 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSANIN GÖREVİ 05.08.2000
14.03.2024 2344 Okunma
Süleyman Karagülle
EKONOMİDE ZELZELE 22.07.2000
14.03.2024 2248 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN ATANMASI 22.07.2000
14.03.2024 2131 Okunma
Süleyman Karagülle
312 inci MADDE 22.07.2000
14.03.2024 2451 Okunma
Süleyman Karagülle
BANDIRMA HATTI 22.07.2000
14.03.2024 2171 Okunma
Süleyman Karagülle
F İ Z İ K 29.07.2000
14.03.2024 2274 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLÂM VE DEMOKRASİ 29.07.2000
14.03.2024 2237 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN SEÇİMİ 22.07.2000
14.03.2024 2179 Okunma
Süleyman Karagülle
ABANT TOPLANTISI 22.07.2000
14.03.2024 2226 Okunma
Süleyman Karagülle
HAK VE KUVVET MEDENİYETLERİ 22.07.2000
14.03.2024 2091 Okunma
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA SİSTEMİ 01.07.2000
14.03.2024 2209 Okunma
Süleyman Karagülle
“HERKESE İŞ - HERKESE AŞ” 24.06.2000
14.03.2024 2266 Okunma
Süleyman Karagülle
KİTLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ 17.06.2000
14.03.2024 2065 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’ÂN VE MANTIK İLE MATEMATİK 17.04.1999
14.03.2024 2314 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI (2)17.04.1999
14.03.2024 2166 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI 17.04.1999
14.03.2024 2111 Okunma
Süleyman Karagülle
Süleyman Karagüllenin girilmeyen MAKALELERİ-17.04.1999
14.03.2024 2218 Okunma
Süleyman Karagülle
MUSA’YA VERİLEN DOKUZ MUCİZENİN GÜNÜMÜZDEKİ MANASI
19.05.2022 5419 Okunma
1 Yorum 20.05.2022 06:41
Süleyman Karagülle
Elveda
21.08.2021 6077 Okunma
2 Yorum 24.08.2021 15:36
Süleyman Karagülle
İÇKİ YASAĞI
3.05.2021 4014 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Dünya
30.04.2021 3727 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ POLİTİKA
29.04.2021 3766 Okunma
Süleyman Karagülle
HEDEF
29.04.2021 3968 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 5927 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve son uyarılarım… (15)
11.04.2021 3862 Okunma
Süleyman Karagülle
SOYLU'NUN BEYANI
7.04.2021 4579 Okunma
Süleyman Karagülle
BUNDAN BÖYLE
6.04.2021 3769 Okunma
Süleyman Karagülle
UYARI
6.04.2021 3851 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜDAHALE
4.04.2021 3934 Okunma
Süleyman Karagülle
Seminerler; kendinize görev vereceksiniz (14)
4.04.2021 3714 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK ÇIKAR YOL
3.04.2021 4275 Okunma
Süleyman Karagülle
PARTİ KAPATMAK
3.04.2021 3945 Okunma
Süleyman Karagülle
ANAYASA MAHKEMESİ
1.04.2021 4135 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve İ Ç T İ H A D (13)
31.03.2021 5241 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:37
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Akevler Usulü (12)
31.03.2021 5098 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:27
Süleyman Karagülle
Muhterem Abdurrahman Dilipak’a Açık Mektup
31.03.2021 4303 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve DAVET… (11)
31.03.2021 5096 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:13
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerlerinin başlangıcı ve (10)
31.03.2021 3757 Okunma
Süleyman Karagülle
EMİN SARAÇ HOCA HAKKINDA
31.03.2021 4468 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni
31.03.2021 5330 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:01
Süleyman Karagülle
Akevler Kur’an Seminerleri ve GÖREV
31.03.2021 5108 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:52
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE TARİH
31.03.2021 5140 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:47
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
31.03.2021 5157 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:37
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
31.03.2021 3680 Okunma


© 2026 - Akevler