Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025
239 Okunma, 0 Yorum

HÂMİLÂT  (YÜKLER)

 

بسم الله الرحمن الرحيم

فالحاملات  وقرا

ZÂRİYÂT SÛRESİ – İKİNCİ ÂYET

ف Fa: Arapçada ekleme edatı vardır. Buna bağ edatı denir. Türkçede de vardır. Ayrı yazılan “De” harfi ekleme edatıdır. Gelip gitmede ki “P” de ekleme edatıdır, “Ya” da  ekleme edatıdır. Arapçada bunlar 10 kadardır. “Va, Fa, Sümme” bir grup teşkil eder ve kelimelere aynı yükleri yükler. “Ev, Em, Emma” ile “Bel, Lâkin” ve “Lâ”, bir de “Hatta”. “Va, Fa, Sümme” sade ekleme edatıdır. “Va” tertip veya birlikteliği ifade etmez. Sadece fiilde cümledeki mahalde ortaklığı ifade eder. “Fa” tertip ve peşpeşeliği ifade eder. “Sümme” ise tertibi ama arada açıklığı gösterir.

Burada magnetik rüzgarın esmesinden bahsettikten sonra, arkasından yük yüklenenlerden söz etmektedir. Kelamcılarla filozoflar arasında büyük görüş ayrılığı vardır. Filozoflar, “Soba yandığında ortalık ısınır, odayı ateş ısıtır.” diyorlar. Peygamberler, “Odayı ateş değil Allah ısıtır. Ama ateşten sonra ısıtır.” Diyorlar. Yani, peşpeşe yapar. Vagonlar peş peşe çekilirler. Katarı lokomotif çeker. Peş peşe olmak demek, önce gelen sonra geleni var ediyor demek değildir. Kelamcılara göre kainatın lokomotifi Allah’tır. Diğerleri peşpeşe gelen vagonlar gibidir. Anahtarı çevirdiğimizde odamız aydınlanır. Odayı aydınlatan anahtar değil elektriktir. Anahtar sadece elektriğe yol vermelidir. Kainattaki olaylar böyledir. Biz bir şey yaparken biz yapmıyoruz, işlediğimiz sebepler de yapmıyor, hepsini Allah yapıyor; ancak bizim irademize uygun yapıyor. “Rahmân ve Rahîm olan Allah” insanı cüz’i irade sahibi yaptığı için insanın iradesine uygun işler yapmaktadır. Gerçi kul olan insandır; ne var ki, Allah da kulun isteklerine cevap vermektedir. İşte buradaki “Fa” sadece peş peşe gelen olayları tertib etmektedir. Birincisi ikincisinin sebebi değil alâmeti bulunmaktadır. İnsanlar anlasın diye işleri kurallara göre yapmaktadır. Bunun en açık  görünümü “elektrik” ve “magnetik”tedir.

Bir tel alın ve uzatın. İki tarafını toprağa batırın. Sonra bir mıknatısla magnetik rüzgar estirin. Telden akım geçer. Şimdi bir telden akım geçirin, çevrede mıknatıs alanı oluşur. Yani, mıknatıs alanın hareketi ile elektriki alan oluşur. Elektriki alanın hareketi ile mıknatıs alanı oluşur. Karşı karşıya konan iki paradan birine vurursanız diğeri hareket eder, öbürüne vurursanız diğeri hareket eder. Para parayı hareket ettirmez. Siz istediğiniz parayı hareket ettirirsiniz. Elektrikle magnetik de böyledir. Öyleyse elektrik ve magnetik alanları oluşturan başka bir güç vardır. Filozofların hatalı görüşleri böylece fizik tarafından da düzeltilmiş olmaktadır.

حمل Xaml: Yük demektir. Arapçada “Xaml”den başka, “vıkr, sıkl, vizr” vardır. Xıml: Hayvanlara yüklenen yüktür. Vizr: İnsanın yüklendiği yüktür. Sıkl: Asılı yüktür. (Kolla taşınan yük.) Vıkr: Üstüne konan yüktür. (Rüzgarın ve selin alıp götürmemesi için konan taş.) Xamele, yüklenmek demektir.

Kur’an’da: -Zülüm yüklenmek, -Hayvanın sırtında yağ yüklenmesi, -Kadının cenin yüklenmesi, -Sorumluluk yüklenmesi, -Gemiye yüklemek, -Kara ve denizde yüklemek, -Ekmek taşımak, -Techizat yüklenmek, -Köpeğe yüklenmek (korkutmak), -Ağırlıkları taşımak, -Hataları yüklenmek, -Vizri yüklenmek, -Tevrat’ı yüklenmek, -Arşı yüklenmek olarak geçmektedir.

Burada “vıkrı yüklenmek”ten bahsetmektedir. Olayın cereyan şekli şöyledir. Her elektron çekirdek etrafında dönmektedir. Dönme hızı ile merkezkaç kuvvet oluşmaktadır. Elektron ile çekirdek arasında ise çekme kuvveti vardır. Ancak elektronlardan her biri çekirdeğin etrafında bir yerde bulunmaktadır. Buradan alıp götürebilmek için bir güç gerekir. Nasıl bir kattan diğer kata çıkabilmek için yeterli güç gerekiyorsa, elektronların da bir yörüngeden daha uzak yörüngeye gidebilmesi için belli bir güç gereklidir. O güç yoksa elektron yerini terk etmez. Moleküller yüksüz görünürler. Yeter derecede hareketli mıknatıs alanı ile koparılırsa ondan sonra akmaya başlar. Eğer müsbet yük ile menfi yük yan yana ise dışarıya etki etmezler  Hortumun emen ve  salan iki ucu bütün suyu kendi içlerinde akıtıyorlar. Ancak iki uç birbirinden ayrılırlarsa tek başlarına su akıtırlar. Böylece yük yüklenmiş olurlar. Metallerde boşalan yerlere başkaları dolar, böylece elektronlar birbirine yer bırakarak ilerlerler.

حاملات Hâmilât kelimesi “kurallı dişi çoğul”dur. Dağınık halde olan elektronlar şimdi bir yöne doğru yönelirler. Tıpkı rüzgar estiğinde tozların sürüklenmesi gibi. Magnetik alan rüzgar, elektron da tozdur. Bir yöne yönelmiş akan elektronlar etkileri üretmektedir. Yani, entropisi düşük haldedir. Şimdi bunlar bir magnetik alana çarpar da entropileri büyürse bize iş yapmış olurlar. İşte bu düzgünlüğü göstermesi için “hâmilât” kelimesi kullanılmaktadır.

ال Harf-i Tarifi bize yükü taşıyanların yani elektronların kitleleri olduğunu, kitle ve yükün eşit olduğunu göstermektedir. Yine bunların belli bir değer taşıyıp gelişigüzel büyüklükler şeklinde olmamaları kendiliğinden oluş iddialarını reddetmektedir. Klasik kelamcıların “cüz’ün la yetecezza”lara yapışması bunları ifade etmektedir.

Bir şey kendiliğinden 1 olabilir. Ama 5 olamaz. Çünkü biri diğerinden bağımsız olduğuna göre, aynı şey muhtemel olan şeyi nasıl buldular? Çoklular arasındaki benzerlik yaratıcıyı kanıtlar. Çok arasındaki işbölümü yaratıcıyı kanıtlar. Yaşadığımız hayatta hep aynen kabul ediyor ve uyguluyoruz da, makroda neden inkar ediyoruz? Bu bile bile küfür değil midir? İşte bu sebeple o anutlar cehennemliktir. Herkes biliyor ki Mustafa Kemal tanrı değildir. Ama onu tanrı gösterip hata etmez kabul ediyor ve zorla ona taptırmak istiyorlar. İşte küfür budur, putperestlik budur. Yoksa bir kimse Mustafa Kemal’in gerçekten tanrı olduğuna inansa ve ondan sonra da ona tapsa, o kâfir değil inandığının mü’minidir. Kâfir olanlar sahte Kemalcilerdir. Onu istismar edenlerdir.

وقر VıQR: Bir şey uçmasın, rüzgar onu alıp götürmesin diye konmuş ağırlıktır. “Vakar” kelimesi de buradan gelir. “Bu kimse vakurdur” dediğimiz zaman; “Bu kimse ağırbaşlıdır, gelişigüzel sözlere ve kışkırtmalara gelmez” demektir. Bu mânâsıyla “Vıkrı hamletmek” ağır bir şeyi taşımak demektir. Burada elektrik yükünden bahsetmektedir. Yani, madde parçacık elektrik yükü yüklenir. Çekirdek etrafında yükü merkezkaç kuvveti ile dengelenmiştir ve artık yük taşımıyor gibidir. Oysa magnetik alan gelince çekirdekten koparılıyor, başıboş hâle geliyor. Elektron  kitlesi böylece yük yüklenmiş oluyor. Ondan sonra gerekli yere doğru hareket etmektedir. İnsanların vakur olanları da böyledir. Bir istikamete yönelip hedefe doğru gidiş için davranan kimselere “vakur” denmektedir. Değişik istikametlerde gelişigüzel dolaşan insan yerine, hedefe doğru ilerleyen insan “vakur”dur. Burada da hedefe doğru giden yük yüklenen parçacıkların yüküne “vıkr” denmektedir.,

Vıqran” kelimesi nekre gelmiştir. Bunun anlamı, değişik magnetik alanların bir çeşit yük doğurduklarını ifade eder. Gerçekte elektronun yükü kitlesi gibi tektir. Parçalanmaz cüzdür. Burada bir şey sorulabilir. Yüksüz elektron kütlesine eşit parçacık var mıdır? Bu kelimenin nekre gelmiş olması ve yüklenme söz konusu olması nedeniyle demek ki yüksüz kitle parçacıkları da mevcuttur. Batılıların “notrino” dedikleri bu parçacığın varlığına işaret etmektedir. Gerçi batı fizikçileri ışığın sıfır hızda kitlesi olmadığını söylemektedirler. Ancak bu genel tanıma aykırıdır. Yani enerjiyi madde yüklendiği yükle birlikte taşır. Eğer bu böyle değilse ne taşır?

Işık hızındaki parçacığın kitlesi olduğu izafiyet nazariyesi ile ispat edilebilir.

M*c^2+ M*v^2 = (M+DM) * (V+DV) eşitliğini ışığın kitle ihtiva etmesi varsayımına dayanmaktadır. Gerçekten bu formül çözülür ve entegral alınırsa;M= Mo*1/(1-v^2/c^).5 bulunur. İzafiyet nazariyesinin sonucudur. Atom fiziği buna dayanır. Öyleyse ışığın da kitlesi vardır.

Vıkran” kelimesinin nekre gelmesi bir yükten başka yükün olduğunu gösterir ki o da çekirdek yüküdür. Ne var ki, enerji naklinde kullanılan sadece elektron yüküdür. Bunun için Kur’an “Vıkr” kelimesini nekre kullanmıştır.

Bir yere giren akı çizgileri orada çıkan akı çizgileri farkı kadar yük yüklenmelidir. Div F ile gösteriyoruz. Gerçekten giren akı X Y Z ise çıkanlar da (X+dx)   (Y+dy) Z+dZ) ise içeride kalan akıların sayısı  dx*dy alan içinde Xx dx dir. Üç alanı topladığımız zaman  (Xx+Yy +Zz) dv olacaktır. İşte “Fa elXâmilâti Vıkran” âyeti Maxwel’in bu formülünü belirtir.

Burada yüklenen yük aslında yüklenen enerjidir. Atomda mevcut olan enerji elektronu koparmakla yük yüklenmiş oluyor. Onun yerine başka elektron doldurunca atomda bir enerji değişimi olmayacaktır. Elektronu koparmak için magnetik rüzgardan gelen enerji elektrona yüklenmiş olmaktadır. Sonra bu Keban Barajı’ndan Üsküdar’a gelmekte ve şimdi odamızı aydınlatmaktadır.

Elektron çekirdeğin etrafında dönerken  taşıdığı enerji vardır. Dışarıda esen magnetik rüzgarın buna etki edebilmesi için yeter derecede büyük olması gerekmektedir. Yoksa yörüngesinden çıkamaz. Bunu şöyle izah edebiliriz. Sabit merdiveni olmayan bir apartmana seyyar merdivenle çıkabilmemiz için merdivenin boyu sabit kat arasına yetişmesi gerekir. Daha kısa olan merdivenden yukarıya çıkmanız mümkün değildir. Dolayısıyla elektron daha küçük enerjilere karşı yüksüzdür. Yeter derecede magnetik rüzgar estiğinde yörüngeden kopan elektron artık yüklenmiş olur.

Bunu başka bir şekilde şöyle ifade edebiliriz. Bir lastik blokun içinde bir boşluk olsun. İçine basınçlı su dolduralım. Lastik sıkışır ve lastik enerji ile dolmuş olur. Suyun basıncını kaldırırsak lastik boşanır. Bir elektron da çekirdek etrafında dönerken suyu boşaltılmış boşluk gibidir. Magnetik rüzgârla onu kopardığımızda elektrik bütün uzaya basınç yapar ve yük yüklenmiş olur. Kendisine de basınç gelmiş olur. Magnetik rüzgârın esmesiyle elektronun yük yüklenmesi âyeti bir çok atom fiziği ile ilgili olayları aydınlatmış olmaktadır. Elektron bir parçacıktır. Ama yük yüklenince parçacıktan çıkıp tüm uzayı dolduran bar akı olmaktadır.

Su türbinine giren moleküller yukarıdan aşağıya indikleri için kanatlara çarpıp onlara enerji aktarmaktadır. Türbin dönmektedir. Türbine bağlı mıknatıslar bakır tellerdeki elektronları koparıp onları hızlandırmaktadır. Sonra onlar akarak enerjiyi lambamıza kadar getirmektedir. Lambadaki tele çarpıp onu ısıtmaktadırlar. O da ışınlarını yayarak odamızı aydınlatmaktadır. Sonunda odamız biraz ısınmaktadır. Isınan dünya çevreye ısıyı yaymaktadır. Böylece uzay boşluğu ısınmaya başlıyor. Ama mevcut potansiyel enerji de bitiyor. Bittiği zaman kıyamet oluyor. İşte Allah’ın varlığını ispatlayan çok açık delil. Güneş denizi ısıtmasaydı, denizden çıkan su dağlarda yağmur olup barajda tutulmasaydı, biz şimdi varolmazdık. Oysa güneşin içindeki hidrojen helyuma dönüşmekte ve ışık yaymaktadır. Ne var ki, güneşin yağı tükenmektedir. 10 milyar önce dolu yaratılan güneş şimdi yakıtının yarısını bitirmiş durumdadır. Diğer yarısı da 10 milyarda bitecektir, diyebiliriz Kainatın ömrü bu kadardır.

Nereden bakarsak bakalım, müsbet ilim Kur’an’ın âyetlerini doğrulama mekanizmasıdır. Bu sebeple biz Kur’an’ın Allah sözü olduğunu kabul ediyoruz. Biz Kur’an’a kendi varsayımlarımızla mânâlar veriyoruz. Sonra onu müsbet ilim ile kontrol ediyor, böylece varsayımlarımızın doğruluğunu ispatlıyoruz. Aynı varsayımlarımızla fıkhî mânâlar veriyoruz. Onları da HzPeygamber’in uygulaması ile, yani sünneti ile kontrol ediyoruz. Böylece varsayımlarımızı aklen ve naklen ispatladıktan sonra o varsayımlara dayanarak sorunlarımızı çözüyoruz. İçtihat yapıyoruz. Allah’ın emri budur ve bizler bu emri yerine getiriyoruz.

 

İnternette yayınlanan bu yazımıza herkes katılabilir, kritik yapar veya tamamlar. Katılan, kritik eden ve katkıda bulunanlara teşekkürler...

 

 






Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 395 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLARIN TASFİYESİ KANUNU 22.12.2000
12.02.2025 185 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR 22.12.2000
12.02.2025 194 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇ(BAKARA278-279) 22.12.2000
12.02.2025 247 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP ARALIK ÇALIŞMALARI 15.12.2000
12.02.2025 306 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL ÇALIŞMA KURALLARI: 15.12.2000
12.02.2025 209 Okunma
Süleyman Karagülle
MUKASSİMÂT(zariyat4.ayet) 15.12.2000
12.02.2025 240 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE ÇÖZÜM 08.12.2000
12.02.2025 308 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ 08.12.2000
12.02.2025 199 Okunma
Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025 216 Okunma
Süleyman Karagülle
K Ü R T Ç E 01.12.2000
12.02.2025 210 Okunma
Süleyman Karagülle
ORUÇ BABA 01.12.2000
12.02.2025 240 Okunma
Süleyman Karagülle
M E S İ H 01.12.2000
12.02.2025 296 Okunma
Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025 239 Okunma
Süleyman Karagülle
“ZÂRİYÂT-1- ÂYETİ”Nİ AÇIKLAYALIM: 24.11.2000
12.02.2025 227 Okunma
Süleyman Karagülle
TESİR ÇİFTİ 24.11.2000
12.02.2025 240 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EVE GETİRİLEN YENİLİKLER 18.11.2000
12.02.2025 325 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 329 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 291 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 245 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN MATEMATİĞİ TARİKATI 11.112000
12.02.2025 218 Okunma
Süleyman Karagülle
NEFİSTE SABIR(kehf28) 11.11.2000
12.02.2025 230 Okunma
Süleyman Karagülle
OKUMA/ TİLÂVET EMRİ 04.11.2000
12.02.2025 254 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 190 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEN HABERLER 28.10.2000
12.02.2025 226 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 305 Okunma
Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025 320 Okunma
Süleyman Karagülle
ERMENİ KATLİAMI 14.10.2000
12.02.2025 177 Okunma
Süleyman Karagülle
MARKETTE SELEM UYGULAMASI 14.10.2000
12.02.2025 226 Okunma
Süleyman Karagülle
FAİZSİZ İŞLETME 14.10.2000
12.02.2025 256 Okunma
Süleyman Karagülle
BELGRAD OLAYI 07.10.2000
12.02.2025 226 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 434 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 371 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 231 Okunma
Süleyman Karagülle
Rektör Ethem Ruhi Fığlalıya cevap 23.09.2000
12.02.2025 228 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 225 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 598 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EV ÇALIŞMALARI 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 544 Okunma
Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 605 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 484 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİAT VE MEMUR KARARNAMESİ 02.09.2000
23.03.2024 468 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 708 Okunma
Süleyman Karagülle
DEPREMİN FIKHI 26 AĞUSTOS 2000
23.03.2024 505 Okunma
Süleyman Karagülle
Z E L Z E L E 26 ağustos 2000
23.03.2024 437 Okunma
Süleyman Karagülle
(AHŞAP)İŞLETME HAKKINDA BİLGİ-19.08.2000
14.03.2024 473 Okunma
Süleyman Karagülle
Bir ülke hırsıza hapis cezasını vermektedir-12082000
14.03.2024 527 Okunma
Süleyman Karagülle
MEMUR KARARNAMESİ 12.08.2000
14.03.2024 451 Okunma
Süleyman Karagülle
HÜKÜMET,REKTÖR ATAMALARI..05.08.2000
14.03.2024 491 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSANIN GÖREVİ 05.08.2000
14.03.2024 433 Okunma
Süleyman Karagülle
EKONOMİDE ZELZELE 22.07.2000
14.03.2024 481 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN ATANMASI 22.07.2000
14.03.2024 459 Okunma
Süleyman Karagülle
312 inci MADDE 22.07.2000
14.03.2024 398 Okunma
Süleyman Karagülle
BANDIRMA HATTI 22.07.2000
14.03.2024 466 Okunma
Süleyman Karagülle
F İ Z İ K 29.07.2000
14.03.2024 525 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLÂM VE DEMOKRASİ 29.07.2000
14.03.2024 488 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN SEÇİMİ 22.07.2000
14.03.2024 424 Okunma
Süleyman Karagülle
ABANT TOPLANTISI 22.07.2000
14.03.2024 503 Okunma
Süleyman Karagülle
HAK VE KUVVET MEDENİYETLERİ 22.07.2000
14.03.2024 464 Okunma
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA SİSTEMİ 01.07.2000
14.03.2024 418 Okunma
Süleyman Karagülle
“HERKESE İŞ - HERKESE AŞ” 24.06.2000
14.03.2024 488 Okunma
Süleyman Karagülle
KİTLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ 17.06.2000
14.03.2024 496 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’ÂN VE MANTIK İLE MATEMATİK 17.04.1999
14.03.2024 506 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI (2)17.04.1999
14.03.2024 508 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI 17.04.1999
14.03.2024 537 Okunma
Süleyman Karagülle
Süleyman Karagüllenin girilmeyen MAKALELERİ-17.04.1999
14.03.2024 490 Okunma
Süleyman Karagülle
MUSA’YA VERİLEN DOKUZ MUCİZENİN GÜNÜMÜZDEKİ MANASI
19.05.2022 3130 Okunma
1 Yorum 20.05.2022 06:41
Süleyman Karagülle
Elveda
21.08.2021 3152 Okunma
2 Yorum 24.08.2021 15:36
Süleyman Karagülle
İÇKİ YASAĞI
3.05.2021 2419 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Dünya
30.04.2021 2273 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ POLİTİKA
29.04.2021 2135 Okunma
Süleyman Karagülle
HEDEF
29.04.2021 2130 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 3361 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve son uyarılarım… (15)
11.04.2021 2293 Okunma
Süleyman Karagülle
SOYLU'NUN BEYANI
7.04.2021 2833 Okunma
Süleyman Karagülle
BUNDAN BÖYLE
6.04.2021 2066 Okunma
Süleyman Karagülle
UYARI
6.04.2021 2017 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜDAHALE
4.04.2021 2041 Okunma
Süleyman Karagülle
Seminerler; kendinize görev vereceksiniz (14)
4.04.2021 2080 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK ÇIKAR YOL
3.04.2021 2300 Okunma
Süleyman Karagülle
PARTİ KAPATMAK
3.04.2021 2318 Okunma
Süleyman Karagülle
ANAYASA MAHKEMESİ
1.04.2021 2281 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve İ Ç T İ H A D (13)
31.03.2021 3137 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:37
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Akevler Usulü (12)
31.03.2021 2970 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:27
Süleyman Karagülle
Muhterem Abdurrahman Dilipak’a Açık Mektup
31.03.2021 2483 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve DAVET… (11)
31.03.2021 2835 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:13
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerlerinin başlangıcı ve (10)
31.03.2021 2097 Okunma
Süleyman Karagülle
EMİN SARAÇ HOCA HAKKINDA
31.03.2021 2652 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni
31.03.2021 2864 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:01
Süleyman Karagülle
Akevler Kur’an Seminerleri ve GÖREV
31.03.2021 2882 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:52
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE TARİH
31.03.2021 2873 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:47
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
31.03.2021 2871 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:37
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
31.03.2021 1906 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-2
31.03.2021 1850 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ
31.03.2021 2063 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK PROBLEM VE ÇÖZÜM
31.03.2021 2067 Okunma
Süleyman Karagülle
RAKAMLAR
31.03.2021 2062 Okunma
Süleyman Karagülle
YASTIK ALTI
30.03.2021 2181 Okunma
Süleyman Karagülle
TEMİZLİK
29.03.2021 2504 Okunma
Süleyman Karagülle
MEŞGALE
28.03.2021 2263 Okunma
Süleyman Karagülle
BAKAN OLMAK
27.03.2021 2328 Okunma


© 2025 - Akevler