Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025
2115 Okunma, 0 Yorum

BOZULMA  (ENTROPİ)

 

Biz irade sahibi varlıkları zihnimizde var etmek isteyelim. Bunun için önce varlıkları birbirinden ayıran mekanizmaları geliştirmemiz gerekir. Tek boyutta yer değiştirmek mümkün değildir, iki boyutlu uzayda yer değiştirmek mümkündür, ancak iki varlık birbirini kesmeden birbirine bir şey verip  alamazlar. Üç boyutlu uzayda birbirini kesmeden halkalar oluşturabilir. Dolayısıyla birbirini kesmeden alışveriş mümkündür. Ancak üç boyutlu uzayda hareketin olabilmesi için dört boyutlu uzaya ihtiyacımız vardır. Dört boyutlu uzayda hareket mümkündür, ama iradeli hareket mümkün değildir. İradeli bir varlığı var etmek istediğimiz için beş boyutluya ihtiyacımız vardır. Bu beş boyutlu uzayın kendi kendine yeterli olması yani başka uzaylara muhtaç olmaması için zâhir âlemin yanında bâtın âlem de olmalıdır. Yani bâtınî sayılar kullanmalıyız.

Hareketin olması için bir sıranın mevcut olması gerekir. Bu da bize zamanın tanımını zorunlu kılar. Zaman, üç boyutlu kainatın beş boyutlu uzay içinde büyüyerek dört boyutlu bir mekanı oluşturması ile tanımlanır. Başlangıç var, üç boyutlu uzay büyümekte ve zamanı oluşturmaktadır.

Bu zaman ve mekan içinde ayrı ayrı varlıkları oluşturmamız için yerin sahiplerini belirtmemiz gerekir. Bu da mekandaki bazı boşluk yerlerinin doldurulması ile olur. Buna “madde parçacıkları” diyoruz. Madde parçacıklarının sayısını sabit tutuyoruz. Yani mekan büyüyor ama parçacıkların sayısı aynı kalıyor. Büyümeyi, boş yerler arttığı halde dolu yerlerin aynı kalması ile tanımlıyoruz. Yani zaman ancak madde ile tanımlanmaktadır. Galaksilerin arası büyüyor, atomların arası sabit kalıyor. Demek ki zaman, galaksiler arası mesafenin atomlar arası mesafelere bölünmesi ile tanımlanmaktadır. Bu sebepledir ki kainat büyüyor diyeceğimize, atomlar küçülüyor da diyebiliriz.  

Beş boyutlu uzayı matematikte altı çift sayı takımlarının oranları ile oluşturmuştuk. Zamanı beş boyutlu uzay içinde üç boyutlu uzayın kayması ile tanımlamıştık. Matematikte bu sıralamanın girmesi ile belirlenmiş oluyordu.

C ışık hızı,   R yarı çap,   T de zaman ise;    C=R7T  sabittir.

İkisi büyümüş veya ikisi küçülmüş olur. Bir şey değişmez. Zamanı büyüme ile tanımlayacağımız gibi küçülme ile de tanımlanabilir. Küçülüyorsa zaman tükenecektir demektir.

Böylece maddeyi tanımladıktan sonra, maddenin birbirinden etkilenip bir oluş meydana getirmesi için hızı tanımlıyoruz. Hızların toplamı sabit olmalı. Belirlenmesi için karelerinin toplamı da sabit olmalı. Bunlar cansız varlığı oluşturur. Ama canlı demek bozuk olarak dağılmış maddeleri bir araya getirerek düzgün hâle sokmasıdır. O halde bozulmayı da tanımlamamız gerekir.

Bir kapalı kapta N kadar molekül olsun. Bunlar eşit hızla hareket etsinler. Biz buna “düzgünlük” diyoruz. Bu zerreler değişik istikamette değişik hızlarla hareket etsinler. Canlılar kendileri enerji var edemezler. Çünkü onlar tanrı değildirler. Öyleyse onların kullanabileceği bir şeyi de var etmemiz gerekir. Bu da bozulmanın artmasıdır. Kainat bozulmaya doğru gidecek. Bu canlıların kullanabileceği enerjiyi ortaya koyacak. O enerjiyi kullanarak canlılar ters işlem yapacaklar.

Denizin içinde bulunan bir borudan su aksın. Su moleküllerinin hızları aynı olacak ve bir istikamette akacaklardır. Su zerreleri borunun dışına çıktıklarında sağa sola dağılacaklar ve zamanla değişik yönlerde ve hızlarda akacaklardır. Bunun aksi olmaz. Denizin içindeki moleküller birleşerek bir araya gelip bir istikamette ve aynı hızla akmaya devam etmezler. Yine taşları ovada bir sıraya dizip bırakınız. Uzun zaman geçtikten sonra bunların sıralarını dağıttıklarını görürsünüz. Hiç bir zaman dağınık taşlar kendiliğinden sıraya gelmezler. İnsanları da sıraya soksanız, kendiliğinden kaldıkça dağılırlar ama kendiliklerinden bir araya gelmezler.

“Kainatta bozulma meyli vardır” denir. Batılılar buna, “entropi (bozulma) artmaktadır” diyorlar. Tropi, düzgünlük demektir. Entropi de düzgünlüğün aksidir. Bunu matematikle şöyle ifade edeceğiz:

Zerreler arasındaki hız farklarını   ile gösterirsek, bunların toplamı kapalı alanda daima sıfırdır. Çünkü moleküllerin kaçı sağa doğru gidiyorsa bir o kadarı da sola gidiyor. O halde bozulmayı hız farkları ile tanımlayamayız. Biz biliyoruz ki, hız karelerinin toplamı da sabittir. Enerji Sakımı Kanunu. O halde hız kareleri arasındaki farkları ele alıp toplayabiliriz.

Molekülleri hızlarına göre sıralayalım. Yani yan yana bulunan moleküllerin hızları arasındaki farkı  dv^2  olarak gösterelim Bunu hıza bölersek hız farkını bulmuş oluruz. Entegre edersek hız farklarını veren bir sayı buluruz. İşte MATEMATİK olarak bunu “BOZULMA” ile tanımlayacağız.

dS= dv^2/v^2   Sıcaklık hızı karelerinin ortalaması ile tanımlanır.

dS=dT/T   S= Ln(T)   bulunur.  

dS >0  bize bozulmanın (entropinin) büyüdüğünü ifade eder.

Şimdi ayrı ayrı sıcaklıkta iki cismi düşünelim.

dT1/T1 + dT2/T2 yani ortak bozulmayı bulalım,

Bunlardan her biri ortak sıcaklığa gelecektir.

Enerji sakımı kanununu kullanalım  d(m1*T1)/(m1T1) +d(m2*T2)/(m2*T2) den m ler sadeleştirilirse  dT1/T1+dT2/T21  entegre ettiğimizde ortak T ler oluşacaktır.  Ln T/T1+Ln T/T2 ortak entropi veya ortak bozulma olacaktır.  Ln (T*T)/(T1*T2) = ln [(T^2/ ((T+DT)*(T-DT))]

Demek ki bölen daha küçüktür.

Sonuç, cisimler farklı sıcaklıklarda iseler birbirine sıcaklıklarını yaklaştırırlar. Soğuk cisim ısınır, sıcak cisim soğur. Benzer düşünce yüksekteki cisimlerin kendi kendilerine düşeceklerini gerilmiş yayın gevşeyeceğini açıklar.

Kainatta bozulma büyümektedir.

Canlının tanımını yapacak olursak:

Entropiyi küçülten mekanizmadır.

Canlı enerjiyi kullanarak dağınıklığı düzgün hâle getirmektedir. Topraktan aldığı maddeleri  canlının yapısına dönüştürmektedir. Ne var ki, canlı kendi mekanizmasında türü değişmedikçe bir evrim meydana getirmektedir. İnsan ise kendisinde bir evrim yapmamakta ama yaptıklarında evrim oluşturmaktadır. İşte buraya kadar madde ile her şeyi açıklıyoruz. Ancak canlıyı meydana getirme ile insanın evrim yapması madde ile açıklanamamaktadır.

Ege Adaları’nın herhangi birinde bir tünel açalım. Tünelin içine çok büyük bir pompa yerleştirelim. Sular tünelin bir ağzından girecek, diğer ağzından çıkacaktır. Tüm Ege Denizi’nde bir su akıntısı oluşacaktır. Şimdi bizim bir kayığımız olsun, herhangi bir adadan diğer adaya gitmek isteyelim. Eğer su akıntısı bizim taraftan o adaya doğru ise dümenimizi ona kırmak suretiyle hiçbir enerjiyi harcamadan istediğimiz adaya varabiliriz. Böylece biz enerji harcamadan yolculuk yapmış oluruz. Ama biz daha ileride isek geriye dönemeyiz. Ama eğer tünelden geçersek istediğimiz yere varabiliriz.

Allah işte böyle bir tünel var etmiştir. Kainatın bütün maddeleri o tünele doğru akıyorlar. Kara delikten giriyorlar, ak delikten çıkıyorlar. Belli zaman devam ettikten sonra yine kara delikten girip yeniden ak delikten çıkıyorlar. Birçok kara delik seri veya paralel bağlanmış olabilir.

Bu durumda canlılar ve insanlar kendileri enerji üretmiyorlar, akan enerjiden yararlanıyorlar. Enerjinin akması entropinin büyümesi ile tanımlanmaktadır. Tüm  canlılar bu entropinin büyümesinden yararlanarak istedikleri yere varabiliyorlar. Entropilerini küçültebiliyorlar.

Madde sınırlı olduğu için yeni canlıların oluşması için eski canlıların ortadan kalkması gerekmektedir. Bu da canlılar arasında bir çatışmayı ve mücadeleyi doğurmaktadır. Kainat bu düzen içinde kurulmuştur. Genel olarak bitkiler canlı için maddeleri üretmekte, hayvanlar ise onu kullanarak yeryüzünü imar etmektedirler. Diğer canlılarda savaş türler arasındadır. Bir örnek verelim:

Afrika’da bol yağmurlar yağmakta, otlaklar oluşmaktadır. Yeni otlakların yetişmesi için eski otların ortadan kalkması gerekir. Allah bunun için keçileri var etmiş, onlar otları tüketmektedir.   Keçileri tüketen aslanları da var etmiştir. Keçiler azsa otlaklar boldur. Kurtlar aç kalmakta, keçiler ise güçlü olmaktadır. Aslan keçiyi kovalarken keçilere yetişemiyor. Aslanlar zayıflıyor ve onların düşmanları onları yok ediyor. Böylece keçiler çoğalıyor. Bu sebeple otlaklar azalmaktadır. Bu sefer ot azaldığı için keçiler zayıflamaktadır. Keçiler çok olduğu için de aslanlar şişmanlamaktadır. Keçiler azalıyor, otlar çoğalıyor, böylece üçlü denge sürüp gidiyor.

Bedenen zayıf olmakla beraber zihnen güçlü olan insan karşısında hiç bir hayvan duramıyor. Artan nüfusun dengelenmesi için birileriyle savaşmaları gerekir. O halde savaş tabii düzenin, ölümlü dünyanın, entropisi büyüyen kainatın tabii sonucudur. Mikropları ortadan kaldırsanız kainat leş yığınına döner. Savaşı kaldırsanız topluluklar da biter ve sosyal leş olurlar. İnsanlık yarım asırdır doğru dürüst savaş görmediği içindir ki sosyal âfetler oluşmuştur.

Bu gerçekleri gördükten sonra her Müslümanın görevi, her işte barışı düşündüğü gibi savaşı da düşünmesidir. Ülke içinde savaş ne kadar gayri meşru ise; ülkeler arası gerektiğinde savaş da o nisbette gayri meşrudur. Halkına saadet getiremeyen, Adil Düzeni kuramayan topluluklar, er-geç içten çökmeseler dış saldırılarla ortadan kalkarlar. Bizi savaştan uzaklaştırıp tiksindirmek isteyenler dünyanın en güçlü ordularını besliyorlar. Yani, biz ordumuzu dağıtacağız, savaştan nefret edeceğiz, onlar gelip topraklarımızı işgal edecekler. Savaş mukaddestir, ordu mukaddestir. Ordu düşmanlığını bu ülkede yaymak isteyenler bize işte bu iyiliği yapmak istiyorlar!..

Kur’an’da pek çok âyet bize savaşa karşı hazırlıklı olmamızı emretmektedir:

“Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, siz saldırmayın.”

“Gücünüz yettiği kadar onlara karşı gücünüzü hazırlayın.”

“Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın.”

 






Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
ADİLDÜZENDE GENELHİZMET-V-ENVANTER MUHASEBE 02.03.2001
12.03.2026 955 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -IV MUHASEBE 23.02.2001
12.03.2026 932 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENELHİZMETLER –III -YAPI KAYDI 16.02.2001
12.03.2026 997 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER EVRAK KAYITLARI-09.02.2001
12.03.2026 808 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -BAŞKAN 02.02.2001
12.03.2026 892 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENE GİRİŞ 26.01.2001
12.03.2026 1193 Okunma
Süleyman Karagülle
FATİHA SÛRESİNİN DEMOKRATİK YORUMU 19012001
12.03.2026 1102 Okunma
Süleyman Karagülle
KADİR- 3 12.01.2001
12.03.2026 1284 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 2384 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLARIN TASFİYESİ KANUNU 22.12.2000
12.02.2025 1714 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR 22.12.2000
12.02.2025 1791 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇ(BAKARA278-279) 22.12.2000
12.02.2025 1770 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP ARALIK ÇALIŞMALARI 15.12.2000
12.02.2025 1894 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL ÇALIŞMA KURALLARI: 15.12.2000
12.02.2025 2001 Okunma
Süleyman Karagülle
MUKASSİMÂT(zariyat4.ayet) 15.12.2000
12.02.2025 1963 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE ÇÖZÜM 08.12.2000
12.02.2025 2087 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ 08.12.2000
12.02.2025 1823 Okunma
Süleyman Karagülle
C Â R İ Y Â T (ZARİYAT3.AYET) 08.12.2000
12.02.2025 1788 Okunma
Süleyman Karagülle
K Ü R T Ç E 01.12.2000
12.02.2025 2051 Okunma
Süleyman Karagülle
ORUÇ BABA 01.12.2000
12.02.2025 1836 Okunma
Süleyman Karagülle
M E S İ H 01.12.2000
12.02.2025 2111 Okunma
Süleyman Karagülle
HÂMİLÂT (YÜKLER) 01.12.2000
12.02.2025 1960 Okunma
Süleyman Karagülle
“ZÂRİYÂT-1- ÂYETİ”Nİ AÇIKLAYALIM: 24.11.2000
12.02.2025 1782 Okunma
Süleyman Karagülle
TESİR ÇİFTİ 24.11.2000
12.02.2025 2005 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EVE GETİRİLEN YENİLİKLER 18.11.2000
12.02.2025 2094 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 2123 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 2112 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 2368 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN MATEMATİĞİ TARİKATI 11.112000
12.02.2025 2241 Okunma
Süleyman Karagülle
NEFİSTE SABIR(kehf28) 11.11.2000
12.02.2025 1948 Okunma
Süleyman Karagülle
OKUMA/ TİLÂVET EMRİ 04.11.2000
12.02.2025 1991 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 2061 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEN HABERLER 28.10.2000
12.02.2025 2010 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 2114 Okunma
Süleyman Karagülle
BOZULMA (ENTROPİ) 28.10.2000
12.02.2025 2115 Okunma
Süleyman Karagülle
ERMENİ KATLİAMI 14.10.2000
12.02.2025 1873 Okunma
Süleyman Karagülle
MARKETTE SELEM UYGULAMASI 14.10.2000
12.02.2025 1860 Okunma
Süleyman Karagülle
FAİZSİZ İŞLETME 14.10.2000
12.02.2025 1975 Okunma
Süleyman Karagülle
BELGRAD OLAYI 07.10.2000
12.02.2025 2022 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 2236 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 2260 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 2136 Okunma
Süleyman Karagülle
Rektör Ethem Ruhi Fığlalıya cevap 23.09.2000
12.02.2025 1778 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 2109 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 2138 Okunma
Süleyman Karagülle
AHŞAP EV ÇALIŞMALARI 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 2021 Okunma
Süleyman Karagülle
Sana ruhtan soruyorlar 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1997 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 2154 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİAT VE MEMUR KARARNAMESİ 02.09.2000
23.03.2024 1969 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 2376 Okunma
Süleyman Karagülle
DEPREMİN FIKHI 26 AĞUSTOS 2000
23.03.2024 2056 Okunma
Süleyman Karagülle
Z E L Z E L E 26 ağustos 2000
23.03.2024 2048 Okunma
Süleyman Karagülle
(AHŞAP)İŞLETME HAKKINDA BİLGİ-19.08.2000
14.03.2024 1945 Okunma
Süleyman Karagülle
Bir ülke hırsıza hapis cezasını vermektedir-12082000
14.03.2024 1978 Okunma
Süleyman Karagülle
MEMUR KARARNAMESİ 12.08.2000
14.03.2024 2011 Okunma
Süleyman Karagülle
HÜKÜMET,REKTÖR ATAMALARI..05.08.2000
14.03.2024 2011 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSANIN GÖREVİ 05.08.2000
14.03.2024 2048 Okunma
Süleyman Karagülle
EKONOMİDE ZELZELE 22.07.2000
14.03.2024 1967 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN ATANMASI 22.07.2000
14.03.2024 1898 Okunma
Süleyman Karagülle
312 inci MADDE 22.07.2000
14.03.2024 2075 Okunma
Süleyman Karagülle
BANDIRMA HATTI 22.07.2000
14.03.2024 1953 Okunma
Süleyman Karagülle
F İ Z İ K 29.07.2000
14.03.2024 2039 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLÂM VE DEMOKRASİ 29.07.2000
14.03.2024 1968 Okunma
Süleyman Karagülle
REKTÖRLERİN SEÇİMİ 22.07.2000
14.03.2024 1940 Okunma
Süleyman Karagülle
ABANT TOPLANTISI 22.07.2000
14.03.2024 1987 Okunma
Süleyman Karagülle
HAK VE KUVVET MEDENİYETLERİ 22.07.2000
14.03.2024 1881 Okunma
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA SİSTEMİ 01.07.2000
14.03.2024 1901 Okunma
Süleyman Karagülle
“HERKESE İŞ - HERKESE AŞ” 24.06.2000
14.03.2024 2012 Okunma
Süleyman Karagülle
KİTLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ 17.06.2000
14.03.2024 1819 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’ÂN VE MANTIK İLE MATEMATİK 17.04.1999
14.03.2024 2026 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI (2)17.04.1999
14.03.2024 1896 Okunma
Süleyman Karagülle
“ADİL DÜZEN” DERGİ PLANI 17.04.1999
14.03.2024 1853 Okunma
Süleyman Karagülle
Süleyman Karagüllenin girilmeyen MAKALELERİ-17.04.1999
14.03.2024 1893 Okunma
Süleyman Karagülle
MUSA’YA VERİLEN DOKUZ MUCİZENİN GÜNÜMÜZDEKİ MANASI
19.05.2022 5064 Okunma
1 Yorum 20.05.2022 06:41
Süleyman Karagülle
Elveda
21.08.2021 5583 Okunma
2 Yorum 24.08.2021 15:36
Süleyman Karagülle
İÇKİ YASAĞI
3.05.2021 3802 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Dünya
30.04.2021 3478 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ POLİTİKA
29.04.2021 3537 Okunma
Süleyman Karagülle
HEDEF
29.04.2021 3693 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 5545 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve son uyarılarım… (15)
11.04.2021 3615 Okunma
Süleyman Karagülle
SOYLU'NUN BEYANI
7.04.2021 4197 Okunma
Süleyman Karagülle
BUNDAN BÖYLE
6.04.2021 3550 Okunma
Süleyman Karagülle
UYARI
6.04.2021 3535 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜDAHALE
4.04.2021 3518 Okunma
Süleyman Karagülle
Seminerler; kendinize görev vereceksiniz (14)
4.04.2021 3499 Okunma
Süleyman Karagülle
TEK ÇIKAR YOL
3.04.2021 3873 Okunma
Süleyman Karagülle
PARTİ KAPATMAK
3.04.2021 3639 Okunma
Süleyman Karagülle
ANAYASA MAHKEMESİ
1.04.2021 3799 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve İ Ç T İ H A D (13)
31.03.2021 4956 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:37
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Akevler Usulü (12)
31.03.2021 4793 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:27
Süleyman Karagülle
Muhterem Abdurrahman Dilipak’a Açık Mektup
31.03.2021 3983 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve DAVET… (11)
31.03.2021 4771 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:13
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerlerinin başlangıcı ve (10)
31.03.2021 3503 Okunma
Süleyman Karagülle
EMİN SARAÇ HOCA HAKKINDA
31.03.2021 4138 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni
31.03.2021 4895 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 22:01
Süleyman Karagülle
Akevler Kur’an Seminerleri ve GÖREV
31.03.2021 4786 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:52
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE TARİH
31.03.2021 4745 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:47
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
31.03.2021 4835 Okunma
1 Yorum 02.04.2021 21:37
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
31.03.2021 3317 Okunma


© 2026 - Akevler