Milletvekili aday listelerini okudum. Tek tük tanıdığım isimlere rastladım. Soyadlarında bile tanıdığa rastlamadım.
Bana göre bu seçimi erkene alanlar, erkene almadan listeleri hazırlamışlardı. Aceleye getirilen seçimde parti yöneticilerinin başkanları bile listeleri düzenleme imkânları olmadı. Dolayısıyla hazır listeleri yayınlama dışında bir şey yapmamışlardır. Bu durum sadece bir parti için değil bütün partiler için böyledir.
Peki, erken seçimi kim istedi, dolayısıyla listeleri kim hazırladı?
Erken seçimi önce Sermaye istedi, listeleri de o hazırladı. Ordu bunu görünce kendisi daha da erkene aldı, listeyi de o düzenledi. Böylece Meclis’e meçhullerle gidiyoruz. Kim kazanacak; Ordu mu Sermaye mi, göreceğiz.
Bu vesileyle bir gerçeği de bilmemiz gerekir. Türkler çok saf görünürler, kolayca idare edileceklerini sanırsınız. Ama 18 yaşındaki bir milletvekili bile sonunda ve gerektiğinde kendi oyunu kullanır. Karar veremediği yerlerde esen yele uyar ve oradan oraya savrulur gibi görünür. Ama bir gün karar verdiği zaman çelikleşir ve onu hiç kimse kararından vazgeçiremez. Meclis meçhullerden oluşacaktır. Ama Sermaye istediğini yapamayacak, Erdoğan’ı Yüce Divan’a gönderemeyecektir.
Meclis belki de en demokratik meclis olacaktır. Barajsız bir seçim yapılmaktadır. Tüm halk mecliste temsil edilecektir. Meclis yeni milletvekillerinden oluşacaktır. Parti başkanları mecliste olamayacaklardır. Tam bağımsız bir meclis olacaktır. Yeni meclisin oluşmasında başlangıçta bir curcuna olabilir ama zamanla meclis kişiliğini kazanacak ve yeni anayasayı hazırlayacaklardır.
Meclis’in karışık olması başkanlık sistemi nedeniyle devletin işlerini aksatmayacaktır. Cumhurbaşkanı askerlerle bir olup bürokrasiyi yola koyabilirler.
Bugün insanlığın sorunları içinde en büyük sorun bürokrasidir; bürokratlardı demiyorum, bürokrasidir diyorum. Dün tüm bürokrasi Gülen’in istekleri doğrultusunda bizi ezerken, şimdi de aynı bürokrasi Gülen’e karşı ama yine bizi ezmektedir. Demek ki sorun bürokratlarda değil, sorun bürokrasidedir.
Meclis kendi bağımsızlığı içinde millî yasaları çıkarabilir. Artık Sermaye’nin talimatı ile gece yarılarında yasalar çıkmaz. Hükümet de bürokratları değiştirmeden bürokratları hizmetli hâline getiren bir uygulama ile Türkiye bürokrasi sorununu çözebilir ve böylece yeryüzünde büyük inkılabın başlangıcı olur.
Bürokrasi sorunu demek işçilik-ortaklık sorunu demektir. İşletmeler işçilik sistemi üzerine kurulmuştur. Ortaklık sistemine geçemiyoruz. İflas eden bize geliyor. İşe başlıyor. Eski borçlarını bize ödetiyor. Bizim gücümüz de yetmiyor. Etmeyen de gelmiyor. Akevler’de sorunu çözemiyoruz. Devlette nasıl çözülecek?
- Bürokrasi ve işçilik sisteminden kurtulmak için önce genel sigorta getirmeliyiz. Aidat/prim olmaksızın insanlar sigorta olmalıdır. İnsanlar iş bulmasalar da yaşama imkânına sahip olmalıdır.
- İkinci olarak çalışana kredi vermeliyiz, işvereni borçlandırmalıyız. Böylece herkese aş ve herkese iş temin etmiş oluruz. Bürokratlar da serbest iş bulabilirler. İşçilik sisteminden ortaklık sistemine geçmeden bürokrasiye son veremeyiz.
Akevler 50 senedir ortaklık sistemi üzerinde çalışmaktadır. Faizli-faizsiz hiçbir yerden kredi kullanmamıştır. Hiçbir finansörden destek almamıştır. Ortaklarının cüzi katkıları ile elli senedir yaşamaktadır.
Adil Düzen projesi ile de insanlıkta inkılap yapmıştır.
Adil Düzen Akevler’de hazırlandı, Millî görüş dünyaya yaydı.
Millî Görüş %22’lerden %00 (bindelere) indi.
Akevler varlığını sürdürmekte ve araştırmalarına devam etmektedir.
Sonuç olarak önümüzü karanlık görmemeliyiz. Önümüz açıktır. Yeter ki onu değerlendirmesini bilelim. İç politikada bu imkânlar varken dış politika da iyi durumdadır. Sermaye bütün çabalarına rağmen üçüncü cihan savaşını çıkaramıyor. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Akdeniz konusunda dünyaya meydan okuması ABD’ye ders olmalıdır, İran’a saldırsa Türkiye’yi karşısında bulmalıdır.