Bu yazı Fehmi Koru’nun 15.02.2018 tarihli yazısına yorum olarak kaleme alınmıştır. Yazının linki aşağıda yer almaktadır.
http://fehmikoru.com/basina-kizalim-ama-ozgurlugune-dokunmayalim/
1- Yargıya güvenmek zorundayız. Burası doğru. Yargı itibarını kaybettiği zaman devlet yok olur. En kötü düzen düzensizlikten iyidir. Bir mahkeme bizi mahkum ettiği zaman “Allah izin vermeseydi bu kararı alamazlardı” diyerek mahkemenin kararına uymak gerekir. Sokrat da idamına karar verildiğinde kaçmamış ve ülkesinin kurallarına uymuştur. 1960’tan beri yargı ile karşı karşıya geldim. Hakkımda hassaten mali kısımlarda çok yanlış kararlar aldılar. Yalnız size şunu söyleyebilirim, rüşvet alan hakime hiç rastlamadım. Bütün hakimler eğer baskı altında olmazlarsa adil davranırlar. Hükümetten hassaten MİT’ten gelen baskılara karşı çıkmazlar. Bir de basının ağzına düşmemek için gerekli tedbirleri alırlar. Şunu söyleyebilirim ki yargı, hakimler bağımsız hale getirilirse kararları adil olur. Gerçekten güvenilir yargımızın oluşması için MİT’in ve basının yargı üzerinden baskısının kaldırılması gerekir. MİT’in baskısı sona ermiştir. Basının baskısı devam etmektedir. Basının baskısını çözemezsek yargıdan adil kararlar bekleyemeyiz.
2- Yargının adil olarak çalışması için yargı kararlarına herkes saygılı olmalıdır. Başka çözüm yok. Yargının adil olması için herkes yargıya yardımcı olmalıdır. Çok doğru, hükümetin, meclisin, partilerin ve halkımızın yargı kararlarına saygılı olması gerekir. Ne var ki basın yargıya saygılı değil. Sorun yargı sorunu olduğu kadar basın sorunudur da.
3- Basın yayın bir devletin ve ulusun gözü, kulağı ve ağzıdır. Kör, sağır ve dilsiz nasıl araba sürülemez ise bunun gibi tarafsız basın olmadan da ne devlet yönetilebilir ne de halk yaşayabilir. Uygar topluluklarda hayat basın hayatı yoluyla sürdürülebilir. Tarafsız basın ve yayın organlarına hava kadar ihtiyacımız var. Bu da doğru.
4- Doğru olan başka bir şey daha var. O da cezalarla adil yargı elde edilemez. Yargının işleyiş düzeninin değiştirmeliyiz. Bu mümkün ama hakimleri, savcıları, avukatları, polisleri hapishanelere doldurmakla yargıyı çözemezsiniz. Babam derdi ki “it itin kuyruğunu ısırmaz”. Hakimler hakimleri cezalandıramaz. Hakimi bir başka hakim cezalandıracaktır, polis başka bir polisi yakalayacaktır. Bu mümkün değil. İster istemez onlar birbirlerini korurlar. O halde başka yol bulunmalıdır. Adaleti tesis edeceklerin cezalandırmaları dışında başka yol bulunmamaktadır. Koru’nun örneği, kalemler birçok kamçıdan daha etkindir. Doğru.
5- En büyük sorun basın yayın sorunudur. Yazarları hapishaneye doldurmakla hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Kötü sesler geliyor diye kulakları tıkamak bir şey ifade etmez. Yazarlar göz, kulak gibidirler. Topladıklarını anlatırlar. Hiç kimse gözü net görmüyor diye onu kör etmez, sağlıklı görmenin yolları aranmalıdır. Yazarlar susturulmadan, hapishaneye doldurulmadan sağlıklı olarak hizmet etmelidirler.
6- Koru’nun yazısında eksik bir şey var. Basın ve yayın ancak tarafsız, bağımsız, özgür basın yayını ile düzeltilebilir. Akıllı yöneticiler, bağımsız basın yayın oluştururlar. Buna kendileri de dayanırlar. Bunu sağlamanın yolu yazarlar kooperatifidir. Siyasi partilere aldıkları oy oranında basın yayın tahsisatı yapılır. Partiler bu payları yandaşları olan yazarlara verirler. Böylece Sermaye’nin finanse ettiği yazarların yanında devletin finanse ettiği yazarlar da yazı yazmaya başlarlar. Parti Sermaye’nin emrine girebilir. Dolayısıyla parti Sermaye’nin istediği yazarları destekleyebilir. Bunu ulusça kabullenmemiz gerekir.