Savaşı kazanmanın en ucuz ve kolayı savaşı önlemektir. Savaşa girmemek için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Diyelim ki İran bize saldırdı biz de savaşa kadar çekildik ama savaş bitti biz üçüncü cihan savaşını çıkaramadık. İran ülkesine döner Sermaye’yi yenmiş oluruz. Ülkesine döner çünkü bu saldırı İran halkının savaşı olmaz. İran siyasilerinin savaşı olmaz. Bu savaş Sermaye ajanlarının savaşı olur. Yatsıya kadar sürer ama biz direnirsek onları öldürmeye başlarız onlar da bizi öldürmeye başlar. Bu yıllarca sürer ve sonunda iki ulus da yok olur. Tarihte Selçuklular Moğollar’a yenildi ama şimdi varız. Osmanlılar Timur’a yenildi ama şimdi biz varız. Geçici yenilmelerin fazla önemi yoktur. Ulus yenilmemelidir. Demek ki birinci önerimiz her türlü tavizi vererek üçüncü cihan savaşına katılmamaktır.
Savaşın çıkmaması için ikinci silah, güçlü olmaktır. Eğer güçlü iseniz düşman size saldırmaya güç yetiremez ve üçüncü cihan savaşı çıkmaz. Bu güç komşularla ve etkin güçlerle iyi geçinmedir. Tarafsız, adil olmadır. Onlar bize düşmanlık yapsalar bile biz yapmamalıyız. Sınırı Rusya ihlal etse bile “Bizim için önemli değil” demeli ve ses çıkarmamalıyız. ABD’nin yaptıkları ABD halkının değil, Sermaye’nin ve yönetimin yaptıklarıdır. Er geç sorunlar çözülür. Dolaysıyla tepkiler vermemeliyiz.
Güçlü olmanın üçüncü etkeni iç barıştır. Eğer içerde adil bir düzen kurabilseniz savaş çıkmaz. Ülkede zulüm varsa halk devletine sahip çıkmaz ve “bu gitsin de kim gelirse gelsin” der düşmanlara teslim olur, direnmez. O hadle ne yapıp edip ülkede bir gün bile kaybetmeden adil yargıyı kurmamız gerekir. Gruplar arasındaki anlaşmazlıkları hakemlerden oluşan adil yargıya çözdürmeliyiz. Yerinden yönetimler ile bölünmeyi önlemeliyiz.
Güçlü olmanın başka bir sırrı da dışa bağımlı olmayan, istikrarlı ekonomiyi kurmadır. Bunun için merkez bankası doğrudan cumhurbaşkanının emrinde olmalı. Devlet planlama teşkilatı ve ordu söz sahibi olmalı. Karşılıksız para yerine karşılıklı para çıkarılmalı. Faizsiz kredi uygulaması ile ülkede işi olmayan, aşı olmayan, eşi olmayan kalmamalıdır.
Güçlü olmak için hiç şüphesiz en başta güçlü ordu bulundurulmalıdır. Türkiye’de 12 ordu oluşturulmalıdır. Her bölge bir ordu komutanı ile korunmalıdır. Her ordu tamamen bağımsız olmalı. Halk istediği orduda asker olmalıdır. Astlar üstlerini seçebilmelidir ama üstleri için de ölmelidirler. Ordu komutanları istedikleri subayları göreve geri çağırabilmelidir.
Ordunun bütçesi de genel bütçeden ayrılmalıdır. Ülke kamu gelirlerinin beşte biri, bedellilerin bedelleri, gümrüklerin gelirleri, güveni gerektiren işletmelerden elde edilen gelir ordu bütçesini oluşturmalıdır. Kendi iç denetimini kendisi yapmalıdır. Siviller askere, askerler de sivillere karışmamalıdırlar. Bedelli olmak isteyenlerden bedel alınmalıdır ama onların seçme ve seçilme hakları olmalıdır.
Emekli orgenerallerin dokunulmazlıkları olmalıdır. Cumhurbaşkanının onayı olmadan bir orgeneral aleyhine dava açılamamalıdır. Onun da davacı olabilmesi karara bağlanmalıdır. Askerlerin sivil mahkemelerde muhakeme edilmeleri son derece yanlıştır. Askeri vakalarda veya askeri görevde işlenen fiiller ancak askeri mahkemelerde muhakeme edilmelidir.
Türkiye saldırı savaşlarında değil savunma savaşlarında başarılı olabilir. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi esas alınmalı başka devletlerin iç işlerine karışılmamalıdır. Sermaye’nin ‘böl, çatıştır’ oyununa gelinmemelidir.