Sezai Karakoç
Sezai Kaarkoç'u duyardım. Hiçbir şiirini okuyamadım. Bir şiirini aldım ve okumaya çalıştım. Hiç bir şey anlamadım. Sonra, onu dilime çevirmeye çalıştım. Bir şeyler sezdim. Bakın bakalım çevirim uygun mu?
Denizin Kentini Yaktım
Denizin kentini yaktım Beynimde çin çin vizleyen
Vızıldayıp duran kafamın ortasında Denizin kentini yaktım
Denizin kentini yaktım Şırıltılı hurman bilen
Hurma şırıltılarıyla Denizin kentini yaktım
Denizin kentini yaktım Çocukluğumu Koparan
Beni çocukluğumdan koparan Denizin Kentini Yaktım
Denizin kentini yaktım Kadınlarını aparan
Bir kent kadın kabuklarından Denizin Kentini Yaktım
Denizin kentini yaktım Miras kalmış alevlerle
Miras kalmış bir alevle Denizin Kentini Yaktım
Denizin kentini yaktım Ağaçlardan sol Mermerle
Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle Denizin Kentini Yaktım
Tanrıyı anarak kalbi atan Tanrı deyip atan yürek
Cami sütunları boğdu Cami Sütünlü kararmış
Sararmış gözyaşlarıyla Denizi tanrı diyerek
Kararmış denizin kentini Göz yaşları ile sararmış
İstanbul ey sevgili şehir İstanbul sevgili şahır
Dön dön karadan gelen sesime Karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında Dön, dön sen ey koca yatır
Denizden getirilen biçimine Denizden gelen biçime