Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1145
Ankebut Suresi Tefsiri 16. Ayet
4.12.2021
1897 Okunma, 0 Yorum

ANKEBÛT SÛRESİ - 15. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَإِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ (16)

Ve İbrahim’i (kavmine gönderdik), kavmine “Allah’a ibadet edin ve O’na sığının, o sizin için hayırlıdır, eğer biliyorsanız” demişti. (16)

 

Ma'tûf

Atıf
harfi

Ma'tûfun
aleyh

Bedel

Mübd.
minh

Muzâfun ileyh
Fiil cümlesi

Muzâf

Mefûlun bih

Mefûlün
bih
GS

Fâil

Fiil

2. cümle

1. cümle

Şart cümlesi
Mensuh isim cümlesi

Cevap cümlesi
İsim cümlesi

Fiil
cümlesi

إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ

اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ

لِقَوْمِهِ

هُوَ

قَالَ

إِذْ

إِبْرَاهِيمَ

وَ

نُوحًا

 

وَإِبْرَاهِيمَ

Ve İbrahim’i

وَ: Atıf harfidir. 14. Ayetteki لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ “Nuh’u kavmine göndermiştik” cümlesindeki Nuh’a İbrahim’i atfetmektedir. Mana olarak لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ وَإِبْرَاهِيمَ Nuh’u kavmine göndermiştik ve İbrahim’i (kavmine) şeklindedir.

إِبْرَاهِيمَ: “İbrahim” demektir. Peygamberin özel ismidir. Tevrat’a göre babası adını “Abram” olarak koymuştur. Genesis (Yaratılış) 17:5’te Allah onun adını “Abraham” olarak değiştirmiş ve kendisini çok ulusun babası kıldığını söylemiştir.

Genesis 17:5

No longer will you be called Abram[fn]; your name will be Abraham,[fn] for I have made you a father of many nations.

Bundan sonra Abram olarak adlandırılmayacaksın. Seni çok ulusun babası yapmam sebebiyle adın Abraham olacak.

 

masc. proper name, name of the first of the Patriarchs in the Old Testament, from Hebrew Abraham "father of a multitude," from abh "father" + *raham (cognate with Arabic ruham "multitude"); the name he altered from Abram "high father," from second element ram "high, exalted." Related: Abrahamic; Abrahamite.

 

Eril özel isim, Eski Ahit’te Patriarkların* ilkinin ismidir. İbranice Abraham “çokların babası”, abh “baba” + raham (Arapçayla ortak kökten ruham “çokluk”); “yüksek baba” anlamındaki Abram’dan değiştirilmiştir, ikinci eleman olan ram “yüksek, yüceltilmiş” anlamındadır.

*Patriark: Mukaddes Kitabın patrikleri, dar bir şekilde tanımlandıklarında, İbrahim, oğlu İshak ve İshak'ın oğlu Yakup’tan oluşur. Bu üçüne topluca patriarklar denir.

 

Kaynak: https://www.etymonline.com/word/abraham

 

İbrahim’in harfleri

Dil

ם

ה

ר

ב

א

İbranice

m

e

r

b

a

Protosinaitik

م

ه

ر

ب

أ

Arapça

قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ (59) قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ (60)

“Bunu ilahlarımıza kim yaptı? Kesinlikle o zalimlerdendir.” dediler. “Onları anan, ona İbrahim dedikleri bir genç işittik” dediler. (Enbiya 59-60)

Bu iki ayette “adı İbrahim olan bir genç” demiyor. “Ona İbrahim dedikleri bir genç” diyorlar. Bu ayetler de Tevrat’taki ifade ile uyumludur. Babasının koyduğu adı kullanmadığı, İbrahim adını kullandığı anlaşılmaktadır.

İbrahim ismi aslında iki kelimeden oluşmaktadır. İlk kelime أَب yani babadır. İkinci kelimenin kökü رهم dir.

الراء والهاء والميم يدلُّ على خِصْبٍ ونَدىً. فالرِّهْمَة: المَطْرة الصَّغيرةُ القَطْر

Ra, he ve mim. Çokluk ve bir araya gelmeye delalet eder. Rıhmet: küçük damlalı yağmurdur. (Makayisu-l Luga)

Etimolojik olarak رهم yi incelersek ر harfi tekrarı ifade eder. م harfi toplanmayı, özellikle toplanılan yeri ifade eder. Bu şekliyle رمّ bir şeyin küçük parçalarının kendisinden ayrılıp bir yerde toplanması olarak çürüme, bozulma anlamına gelirken zıt anlamlı olarak da küçük parçaların bir şeyde toplanması anlamına da gelir. Hayvanların yedikleri yiyeceklerle semirmeleri için bu fiilin kullanılma sebebi budur. Yer yüzeyi olan seraya الرِّمّ denmesinin sebebi de toprak parçacıklarının orada toplanması nedeniyledir. Ortaya gelen ه harfi hareketi ifade eder. Ortada olduğu için süreçle ilgilidir. Bir araya gelen küçük parçaların hareket halinde olmasını gösterir. Bu nedenle küçük damlalı yağmur bu ismi almıştır. Buradan kinaye çok sayıda insandan meydana gelen topluluk رهيم olmaktadır. إِبْرَاهِيم de أَبُو رَهِيم anlamında “çokların babası” demektir. أَب demek biyolojik baba demek değildir. Ata anlamındadır. Aynı zamanda çok sayıda insanın uyduğu bir işin, bir fikrin, bir topluluğun başı olmak demektir. Kuran’da İbrahim’in bu özelliğini vurgulamak için “İbrahim milleti” ifadesi kullanılır.

فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا

Hanif olan İbrahim’in milletine uyun. (Ali İmran 95)

Millet “büyük topluluğun bağlayıcı ilkesi” demektir. Bu da İbrahim ismi ile uyumludur. “İbrahim’in büyük topluluğunun ilkesi, inancı” demektir.

 

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Kavmine “Allah’a ibadet edin ve O’na sığının, o sizin için hayırlıdır, eğer biliyorsanız” demişti.

إِذْ: Zaman zarfıdır. Geçmiş zaman zarfıdır. Kendisinden sonra gelen cümlenin gerçekleştiği zamanı gösterir.

قَالَ: “Söyledi” demektir. Fâili müstetir (gizli) هُوَ zamiridir. İbrahim’e racidir.

لِ: “-e” demektir. Harf-i cerdir. قَالَ fiiliyle beraber kullanıldığında söylenilen kimseyi gösterir. Kendisinden sonra gelen mecrur haline getirdiği kelime kendisine söylenilendir.

قَوْمِ: “Kavim” demektir. قوم kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan mastar olarak kalkıp bir hedefe yönelerek dik durmak manasındadır. Bu mastar manasından ortak bir hedefe yönelmiş insan topluluğu manasında ism-i cemdir (topluluk ismidir). لِ ile mecrur olmuştur. Kendisine söylenilendir.

هِ: “O” demektir. Zamirdir. İbrahim’e racidir. Aslı هُ dur. قَوْمِ kelimesinin sonundaki kesre nedeniyle هِ şekline dönüşmüştür.

قَوْمِهِ: “Onun kavmi” demektir. İsim tamlamasıdır. İbrahim’in kavmidir.

لِقَوْمِهِ: “Onun kavmine” demektir.

قَالَ لِقَوْمِهِ: “Kavmine söyledi” demektir. Söylenilenler (kavlin mekulu) bundan sonra gelmektedir.

اعْبُدُوا: “İbadet edin” demektir. عِبَادَة ise kulluk demektir. Varlığını ve gücünü kabul edip onun için çalışmak manasındadır. عبد kökünden birinci bâbdan mastardır. عَبْد ise kul demektir.

اللَّهَ: “Allah” demektir. Alemlerin rabbinin özel ismidir.

اعْبُدُوا اللَّهَ: “Allah’a ibadet edin” demektir. Allah’ın dini yani düzeni için çalışın demektir. Allah’ın kurallarının geçerli kurallar olması için çalışın demektir.

مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ إِلَّا أَسْمَاءً سَمَّيْتُمُوهَا أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍ إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

O’nun aşağısında ibadet ettikleriniz yalnızca sizin ve atalarınızın onları isimlendirdiği isimlerdir. Allah onlara hiçbir güç indirmemiştir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Yalnızca kendisine ibadet edilmesini emretti. Bu doğru dindir. Ancak insanların çoğunluğu bilmezler. (Yusuf 40)

Bu ayette Yusuf Peygamber zindan arkadaşlarıyla konuşurken ibadeti tanımlanmaktadır. Önce isimlere ibadetten bahsetmektedir. Sonra hükmün yalnızca ibadet edilmesi gereken Allah’a ait olduğunu söylemektedir. Yani ibadet edilen hükümleri uygulanandır. Allah yalnızca kendisinin hükümlerinin uygulanmasını istemektedir. İşte Allah’ın hükümlerini uygulamak doğru dindir. Doğru olmayan dinler Allah’ın hükümlerinin uygulanmadığı dinlerdir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler. Bazı isimler uydururlar ve o isimlere ibadet ederler. O isimler adlar demek değildir. İsim ad anlamını da kapsar ama burada kurallar demektir. İsim bir varlığın veya bir kavramın o olduğunu gösteren şeylerdir. Allah’ın ismiyle (bismillah) demek Allah’ın kurallarıyla demektir. Kapitalizm bir isimdir. Kuralları vardır ve uygulanmaktadır. Komünizm de bir isimdir. Ekseriyet demokrasisi de bir isimdir, insanlar bunu isimlendirmişlerdir ve buna ibadet etmektedirler. Onun için çalışmakta, onun kurallarını uygulamakta, onun kuralları ile yönetime gelmekte ve onun kuralları ile yönetmektedirler. İsterse alınları secdeden kalkmasın ekseriyet demokrasisi ismi için ibadet etmektedirler. Oysa Allah yalnızca kendisine ibadet edilmesini istemektedir. Yani Allah’ın kuralları için çalışmalı ve Allah’ın dinini yani düzenini getirmek ve uygulamak için çaba göstermeliyiz. İşte o durumda Allah’a ibadet etmiş oluruz.

Kuran’da o kadar çok yerde geçmektedir ki “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” ifadesi. İnsanların en çok yaptığı şeydir Allah’tan başkasına ibadet etmek. Herkes putların karşısında tapınmayı Allah’tan başkasına ibadet etmek sanmaktadır. Putlara ibadet etmek o putlar adına uydurulmuş kurallar koymak ve bu kuralları uygulamak için çalışmak demektir.

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ

Yalnızca Allah’a O’nun için uyumlular olarak dini saflaştırarak ibadet etmekle ve salatı ikame etmekle ve zekâtı vermekle emrolundular ve bu kayyımenin dinidir. (Beyyine 5)

İbadetin nasıl olacağı bu ayette açıklanmaktadır: Allah için dini yani düzeni saflaştırmak. Düzen içinde Allah’ın kuralları dışında hiçbir kural kalmayacak şekilde çalışmaktır. Bu ayette namaz kılmanın da zekât vermenin de ibadet olmadığı gayet açıktır. Günümüzde ibadet denilince insanlar namaz, oruç, hac, zekâttan ibaret sanmaktadırlar. İbadet Allah’ın düzeni için çalışmak demektir. Dinin kayyım olması da Allah’ın kuralları dışında kuralların kalmamasına bağlıdır.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ey iman edenler, rükû edin ve secde edin ve rabbinize ibadet edin ve hayr yapın. Umulur ki iflah olursunuz. (Hac 77)

Bu ayette de rükû, secde ve hayır yapmanın ibadetten farklı olduğu görülmektedir.

قُلْ يَاأَيُّهَا الْكَافِرُونَ (1) لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ (2) وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ (3) وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ (4) وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ (5) لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ (6)

De ki “Ey kâfirler, sizin ibadet ettiğinize ben ibadet etmem ve siz benim ibadet ettiğime ibadet edenler değilsiniz ve ben sizin ibadet ettiğinize ibadet eden değilim ve siz benim ibadet ettiğime ibadet edenler değilsiniz. Size aittir sizin düzeniniz ve bana aittir benim düzenim.” (Kâfirun 1-6)

En son ayet ibadeti özetlemektedir. Benim düzenim banadır, benim düzenim Allah’ın istediği şekildedir, O’nun kuralları geçerlidir. Sizin düzeniniz sizedir. Siz Allah’ı görmezden gelenlersiniz ve düzeniniz Allah’tan başkalarına ibadeti yani onların kurallarını uygulamayı gerektirmektedir. Allah’ın düzeni için çalışmak, O’nun kurallarını geçerli hale getirmek Allah’a ibadet etmektir. Şirk ise Allah’ın kurallarına aykırı kuralları kurallar haline getirmektir.

يَاأَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَ إِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمَنِ عَصِيًّا

Ey babacığım, şeytana ibadet etme. Kesinlikle şeytan Rahman’a asidir. (Meryem 44)

Burada İbrahim Peygamber babasına “şeytana ibadet etme” demektedir. Buna göre babası şeytana ibadet etmektedir. Şeytanın kurallarını geçerli kurallar haline getirmişlerdir. Şeytana ibadet etmek şeytanın istediği düzenin gelmesi ve sürdürülmesi için çalışmaktır.

أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَابَنِي آدَمَ أَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ

Size “şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o sizin için açık bir düşmandır” diye ahdetmedim mi ey Âdem oğulları. (Yasin 60)

Allah bu ayette Âdem oğullarına şeytana ibadet etmemelerini söylemektedir. Şeytanın istedikleri kuralların gerçekleşmesi için çalışmayın demektir. Düzenimiz içinde Allah’ın istediği değil, şeytanın istediği kuralları koyar ve uygularsak şeytana ibadet etmiş oluruz.

Allah’a ibadet etmek Allah’ın kurallarını koymak, korumak ve uygulamaktır. Allah’ın kuralları dışında kuralları getirmek, o kuralları uygulamak, o kuralları korumak, o kuralların iyi olduğunu iddia etmek Allah’tan başkasına ibadet etmektir. Bu kuralları koyan insan ise o insana ibadet etmiş olursunuz. İsterse yaşamış ve ölmüş olsun, o insana ibadet etmiş olursunuz. Haşr gününde o insan “bana ibadet ettiklerinden gafildim” diyecektir. Koyulan ve uygulanan kurallar bir insanı referans göstermiyor olabilir. İsimlendirilmiş özel bir isim olabilir. Kapitalizm, komünizm, ekseriyet demokrasisi gibi isimler olabilir. Bu durumda onlara ibadet etmiş olursunuz. Allah Kuran’da o kadar çok yerde bundan kaçınmamız gerektiğini, yalnızca O’na ibadet etmemiz gerektiğini yani yalnızca O’nun kurallarını geçerli kurallar haline getirmemiz ve o kurallar için çalışmamız gerektiğini söylemektedir.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. اتَّقُوهُ cümlesini اعْبُدُوا اللَّهَ cümlesine atfetmektedir.

اتَّقُوا: “İttika edin” yani “sığının” demektir. وقي kökünden ifti’âl bâbındandır. Sülasi anlamı “korumak” demektir. Emir çekimi i’laller nedeniyle baştaki vâv ve sondaki yâ harfini düşürür. قِ (koru) şekline dönüşür.

قِهِمُ السَّيِّئَات

Onları kötü (amel)lerden koru. (Mümin 9)

قِنَا عَذَابَ النَّارِ

Bizi ateşin azabından koru. (Ali İmran 191)

Sülasi bâb ifti’âl bâbına gelince baştaki vâv te harfine ibdal olur ve اتَّقَى şekline dönüşür. Korumak anlamı sığınmak anlamına dönüşür.

هُ: “O” demektir. Allah’a racidir.

اتَّقُوهُ: “O’na sığının” demektir. Allah’a sığınmak demek Allah’ın koruması altına girmek demektir. Diğer şeylerden korkmamak demektir. Eğer Allah’ın korumasından tam emin olmadan diğer şeylerden korkarsanız hakkıyla sığınmış olmazsınız.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ

Ey iman edenler, Allah’a hakkıyla sığının. (Ali İmran 102)

اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ: “Allah’a ibadet edin ve O’na sığının” demektir. Allah’ın kurallarını getirmek için, uygulamak için çalışın ve O’na sığının. Allah’a ibadet yani Allah’ın düzeni için çalışma sırasında başka şeylerden korkmayın çünkü siz Allah’a sığınanlarsınız.

ذَلِكُمْ: “Size söylüyorum, o” demektir. Uzak ism-i işarettir. Asıl ism-i işaret olan ذَا ve uzaklık lâmı olan لِ ve kâfu-l hitbe olan كُمْ den meydana gelmiştir. Muhatap كُمْ yani “siz”dir. İşaret edilen “o”dur. Burada uzak ism-i işaretle işaret edilen Allah’a ibadet etmek ve O’na sığınmaktır. Muhatap olan كُمْ (siz) İbrahim Peygamberin kavmidir.

خَيْرٌ: “Hayırlı” demektir. Tercih edilen demektir. Sonu, sonucu iyi olan demektir. Başlangıcı kötü de olsa sonuç iyiyse o hayırlıdır.

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Sizin için hoş olmadığı halde size kıtal yazıldı. Sizin için hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyen bir şey olabilir ve sizin için şer olduğu halde hoşunuza giden bir şey olabilir. Allah bilir ve siz bilmezsiniz. (Bakara 216)

Bu ayet hayrın başlangıçta hoşa giden bir durum olamayabileceğini gösteriyor. Şerrin de başlangıçta hoşa giden bir durum olabileceğini gösteriyor. Hayr sonucu iyi olan, şer ise sonucu kötü olandır. Her ikisinden de başlangıçta hoşlanma veya hoşlanmama durumu olabilir.

لِ: “İçin” demektir. Harf-i cerdir.

كُمْ: “Siz” demektir.

لَكُمْ: “Sizin için” demektir.

خَيْرٌ لَكُمْ: “Sizin için hayırlı” demektir.

ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ: “O sizin için hayırlıdır” demektir. Allah’a ibadet etmek ve O’na sığınmak sizin için sonucu iyi olandır. Başlangıçta bu zor olabilir, yalnızca Allah’ın kurallarını uygulamak, o kuralları geçerli kılmak ve bunun için çaba göstermek ve O’na sığınarak başka şeylerden korkmamak ne kadar zor gelirse gelsin sonucu iyi olandır.

إِنْ: “Eğer” demektir. Şart edatıdır.

كُنْتُمْ: “İdiniz” demektir. Nakıs fiil olan kânedir.

تَعْلَمُونَ: “Biliyorsunuz” demektir.

إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ: “Eğer biliyorsanız” demektir.

ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ: “O sizin için hayırlıdır, eğer biliyorsanız” demektir. Burada cümle devriktir. Normalde beklenen şartın önce, cevabın sonra gelmesidir. Burada cevap önce gelmiş, şart sonra gelmiştir. Burada şartın sonra gelmesi bilinen şeyin daha önce söylenmesidir. Bu şekilde söz kısaltılmış olmaktadır. Eğer şart önce gelseydi cümlenin “eğer onun hayırlı olduğunu biliyorsanız o sizin için hayırlıdır” şeklinde gelmesi gerekecekti. Bu şekilde anlatılmak istenen kısa bir şekilde anlatılmıştır.

قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ: “Kavmine ‘Allah’a ibadet edin ve ittika edin, o sizin için hayırlıdır, eğer biliyorsanız’ dedi” demektir.

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ: “Kavmine ‘Allah’a ibadet edin ve ittika edin, o sizin için hayırlıdır, eğer biliyorsanız’ demişti” demektir. إِبْرَاهِيمَ in bedeli olarak gelmiştir. Ayete “ve İbrahim” diyerek başlanmış, İbrahim Nuh’a atfedilmiştir. Sonra İbrahim’in durumu bu إِذْ geçmiş zaman zarfı ile anlatılmıştır. Geçmişte İbrahim’in kavmine söylediği cümleler bu ayette söylenmiştir.

İbrahim’in kavmine söyledikleri bizim de kavmimize söylememiz gerekenlerdir. Günümüz Allah’ın yerine başkalarına ve isimlere ibadet edilme dönemidir. O kadar yaygındır ki bu ibadet edilenler, belki de tarihte hiç bu kadar olmamıştır. Kavmimize söylemeden önce bizim ibadet etmemiz gerekir. Allah’ın kurallarını, Allah’ın istediği sistemi getirmemiz Allah’a ibadettir. Bunun dışında istediğimiz kadar namaz kılalım, oruçlar tutalım, gece gündüz zikirlere boğulalım yine de Allah’a ibadet etmiş olmayız.

Mevcut siyasi partiler içinde asla ve asla Allah’a ibadet edemeyiz. Çünkü partiler ekseriyet demokrasisi ismi için çalışmaktadırlar. Çoğunluğu ele geçirip merkezden hâkim olma derdindedirler. İnsanlara anlatalım, bizi seçsinler, biz çoğunluğu ele alalım, merkezden düzeni değiştiririz düşüncesi geçersizdir. Son 25 yıl bunun olmayacağını bize göstermiştir. Eğer ibadet ettiğiniz Allah değil de atalarımız ve bizim isimlendirdiğimiz ekseriyet demokrasisi gibi bir isim olursa nasıl olacak da Allah’a ibadet edeceksiniz? Bir siyasi partinin Allah’a ibadet etme fonksiyonunu yerine getirmesinin tek yolu vardır: Allah’a ibadet etmeyi ve O’na sığınmayı tebliğ etmek. Seçimi kazanmayı düşünmemelidir. Hatta seçime hiç girmemelidir. Amacı sadece Allah’a ibadeti sağlamak olmalıdır. Bunun için çalışmalı, ekipler kurmalı, bu yolda çalışanlarla yardımlaşmalıdır.

Adil Düzen Allah’a ibadet ve O’na sığınmanın sistemidir. Allah’ın kurallarını ve düzenini ifade eder. Kaynağı Kuran’dır. Adil Düzen için çalışanlar Allah’a ibadet etmektedirler. Çünkü onlar Allah’ın düzeninin gelmesi için çalışmaktadırlar.

 

Yalova, Teşvikiye

04 Aralık 2021

M. Lütfi Hocaoğlu

 

 






Çok Okunan Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1163
Ankebut Suresi Tefsiri 35. Ayet
16.04.2022 8175 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1151
Ankebut Suresi Tefsiri 22. Ayet
22.01.2022 7982 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1172
Ankebut Suresi Tefsiri 44. Ayet
25.06.2022 6172 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1156
Ankebut Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.02.2022 2651 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1137
Ankebut Suresi Tefsiri 8. Ayet
9.10.2021 2634 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1133
Ankebut Suresi Tefsiri 4. Ayet
11.09.2021 2493 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1135
Ankebut Suresi Tefsiri 6. Ayet
25.09.2021 2391 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1140
Ankebut Suresi Tefsiri 11. Ayet
30.10.2021 2304 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1136
Ankebut Suresi Tefsiri 7. Ayet
2.10.2021 2303 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1154
Ankebut Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.02.2022 2283 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1139
Ankebut Suresi Tefsiri 10. Ayet
23.10.2021 2241 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1141
Ankebut Suresi Tefsiri 12. Ayet
6.11.2021 2233 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1142
Ankebut Suresi Tefsiri 13. Ayet
13.11.2021 2191 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1148
Ankebut Suresi Tefsiri 19. Ayet
25.12.2021 2175 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1144
Ankebut Suresi Tefsiri 15. Ayet
27.11.2021 2139 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1147
Ankebut Suresi Tefsiri 18. Ayet
18.12.2021 2125 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1138
Ankebut Suresi Tefsiri 9. Ayet
16.10.2021 2088 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1143
Ankebut Suresi Tefsiri 14. Ayet
20.11.2021 2054 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1149
Ankebut Suresi Tefsiri 20. Ayet
1.01.2022 2034 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1150
Ankebut Suresi Tefsiri 21. Ayet
15.01.2022 2018 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1164
Ankebut Suresi Tefsiri 36. Ayet
23.04.2022 1992 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1173
Ankebut Suresi Tefsiri 45. Ayet
2.07.2022 1955 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1153
Ankebut Suresi Tefsiri 24. Ayet
5.02.2022 1926 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1145
Ankebut Suresi Tefsiri 16. Ayet
4.12.2021 1897 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1162
Ankebut Suresi Tefsiri 34. Ayet
9.04.2022 1893 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1158
Ankebut Suresi Tefsiri 29. Ayet
12.03.2022 1890 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1132
Ankebut Suresi Tefsiri 3. Ayet
4.09.2021 1880 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1152
Ankebut Suresi Tefsiri 23. Ayet
29.01.2022 1837 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1134
Ankebut Suresi Tefsiri 5. Ayet
18.09.2021 1806 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1159
Ankebut Suresi Tefsiri 30-31. Ayetler
19.03.2022 1743 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1146
Ankebut Suresi Tefsiri 17. Ayet
11.12.2021 1705 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1165
Ankebut Suresi Tefsiri 37. Ayet
30.04.2022 1703 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1131
Ankebut Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
28.08.2021 1701 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1161
Ankebut Suresi Tefsiri 33. Ayet
2.04.2022 1678 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1168
Ankebut Suresi Tefsiri 40. Ayet
28.05.2022 1615 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1155
Ankebut Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.02.2022 1584 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1157
Ankebut Suresi Tefsiri 28. Ayet
5.03.2022 1565 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1166
Ankebut Suresi Tefsiri 38. Ayet
7.05.2022 1500 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1160
Ankebut Suresi Tefsiri 32. Ayet
26.03.2022 1437 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1170
Ankebut Suresi Tefsiri 42. Ayet
11.06.2022 1363 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1174
Ankebut Suresi Tefsiri 46. Ayet
16.07.2022 1349 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1167
Ankebut Suresi Tefsiri 39. Ayet
14.05.2022 1313 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1169
Ankebut Suresi Tefsiri 41. Ayet
4.06.2022 1309 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1171
Ankebut Suresi Tefsiri 43. Ayet
18.06.2022 1200 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1176
Ankebut Suresi Tefsiri 48-49. Ayetler
30.07.2022 526 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1175
Ankebut Suresi Tefsiri 47. Ayet
23.07.2022 500 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1177
Ankebut Suresi Tefsiri 50. Ayet
6.08.2022 495 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1178
Ankebut Suresi Tefsiri 51. Ayet
13.08.2022 456 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1179
Ankebut Suresi Tefsiri 52. Ayet
20.08.2022 451 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1180
Ankebut Suresi Tefsiri 53. Ayet
27.08.2022 350 Okunma