Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1125
En'âm Suresi Tefsiri 61-65. Ayetler
17.07.2021
209 Okunma, 0 Yorum

EN’AM SÛRESİ - 11. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ (61) ثُمَّ رُدُّوا إِلَى اللَّهِ مَوْلَاهُمُ الْحَقِّ أَلَا لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ (62) قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ أَنْجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ (63) قُلِ اللَّهُ يُنَجِّيكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنْتُمْ تُشْرِكُونَ (64) قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ أَوْ مِنْ تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍ انْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ (65)

 

***

 

وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ (61)

Va HuVa eLQAVHiRu FavQa GıBAvDiHIy Va YuRSiLu GaLaUKuM XaFaJatun XatTAy EiÜAv CAvEa EaXaDaKuMu eLMaVTu TaVafFATHu RuSuLuNAv Va HuM LAyYuFarRiOUvNa (61)

“Ve O ibadının fevkine kahirdir ve sizin üzerinize hafızlar irsal eder. Hatta ehadınıza mevt ciet ettiğinde onu resullerimiz tefevvüt eder ve onlar tefrit etmezler.”

 

  1. قَاهِرْ kelimesini inceleyiniz.

قَاهِرْ ovalarda yükselen münferit dağlara denir.

Savaşta tepeyi ele geçiren taraf galip gelirdi. Kaleler de buralara yapılırdı.

Mastar olarak “kahretmek” ezmek anlamları kazanmıştır.

ق kuvveti, ه görünmezliği, ر tekrarı ifade eder.

Kur’an’da 10 defa geçer. “Yetime kahretme” ayetinde bir defa geçer. Altı defa “vahidu’l-kahhar” olarak geçer. “Biz onların fevklerine kadiriz” diye geçer. İki defa da yalnız bu surede “O ibadinin fevkinde kahirdir” şeklinde geçmektedir.

Araf Suresi Enam Suresi’nin eş suresidir. Demek ki fevklerinde olmak tebşiri Enam Suresi’nin özelliğidir. Mekke’de nazil olan bu sure sonunda Mekkelilerin yenileceğini haber vermektedir. Bu aynı zamanda şimdi bize bugünkü işçilik düzeninin mağlup olacağını haber vermektedir. Bu cümle 18’inci ayette tekrar etmektedir. Oranın atfedildiği yere atfetmektedir.  Sana bir zarar dokunursa Allah’tan başkası onu gidermez. Allah’a atfedilmektedir.

  1. هُوَ zamiri nereye işaret etmektedir?

17’inci ayette geçen “Allah” kelimesine işaret etmektedir yahut 58’inci ayetteki Allah’a rücu etmektedir.

  1. Burada kahir marife gelmiştir, neden?

Ondan başka ibadına kahir kimsenin olmayacağını beyan etmektedir. Haber marife olunca hasrı ifade eder. Burada هُوَ mübteda, الْقَاهِرُ haberdir.

  1. فَوْقَ عِبَادِهِ ne demektir?

Yalnız bu surede iki defa geçen bu ifade ile ibaddan murat tüm görevlilerdir yani insandır, cindir, melektir, ruhtur. “Fevka” demek onların üzerindedir, herkes O’nun emir ve takdiri ile hareket eder, O’nun düzenini kimse bozamaz demektir.

Özellikle 20’ci yüzyılın azgın insanının yaptıkları da O’nun izni ile olmaktadır, bunu durduracak olan da yalnız O’dur. Fevkten kasıt üstlerdir, son söz O’nundur demektir.

Özellikle bu surede geçmektedir.

Bu sure tebliğ suresidir.

Bakara ve Âli İmran, Nâs ve Maide sureleri şeriatı tanıtan surelerdir. Enam ve Araf sureleri ise Bakara ve Âli İmran’da anlatılanlara nasıl geçileceğini anlatmaktadır. İlk iki sure tebliğ safhasını, Tevbe ve Enfal ise savaş safhasını anlatmaktadır.

  1. وَيُرْسِلُ deki “Vav” neye atfetmektedir?

Bundan önce isim cümlesi gelmişti. Şimdi muzari cümlesi geldi ve ona atfetti. Bu özel mana taşır. Her zaman size irsal etmez.

  1. حفظ ne demektir?

“Hafız” çanta demektir. Korumak, ezberlemek anlamlarına mastar olmuştur.

ح hareketi, ف peş peşe olmayı, ظ karanlıkları ifade eder.

Kur’an’da hafız olarak yalnız burada geçer. Çoğul nekre geçtiğine göre bilinmeyen görevliler gönderilmektedir.

Müminlere düşen vazife yapmaktır. Kendilerine düşeni yapacak, ondan sonra bekleyecekler. Fiillerinde acil olacaklar. Ürün elde etmeyi hemen beklemeyeceklerdir.

Gerektiği zaman irsal eder. Akevler’deki uygulamalarımızda buna benzer pek çok olay olmuştur. Tam kaybederken beklenmedik olaylarla kazanmışızdır.

  1. لَكُمْ demiyor عَلَيْكُمْ diyor, neden?

Burada hitap yalnız müminlere değildir, tüm insanlaradır. Önce Allah müminleri ve kâfirleri beraber bırakır. Mücadele sonunda kâfirler ilahi takdirin dışında galip gelmeye başlarsa görevlendirdiği kimseler gelir ve iş lehe döner. Bunlar görevlendirilmiş insanlar da olabilir. Hafızlar daha çok kötülükleri kayıt etmekle yükümlüdürler. Onun için عَلَيْكُمْ gelmiştir.

  1. حَتَّى nereye taalluk ediyor?

حَتَّى يُرْسِلُ ya taalluk ediyor. حَتَّى son cüzü ifade eder. ‘Sonuna kadar gittim’ deriz, ‘sonuna kadar vardım’ deriz. İnsanların ölümü de melekler tarafından yapılmaktadır. Hiçbir şey yok olmadığı için ruh da yok olmamaktadır. İnsan ölünce melekler tarafından özel yerde korunmaktadır. Ruh zaman dışı mekân dışı mıdır, yoksa beş boyutlu uzayda mekân ve zaman içinde midir? Kur’an’ın anlattığına göre mekân içindedir.

  1. “Mevtin ciet etmesi” ne demektir?

Kur’an’da iki yerde mevtin ciet etmesi geçer. Mevt sekretinin gelmesinden bahseder. Mevtin ecelinin geldiği kast edilmiştir. Her şeyin eceli vardır. Eceli gelen ölür.

Canlılar için ömür biçilmiştir. Her hücrede zaman ölçer vardır. Günü gelince gider. Günü gelmemişse kişi ölmez.

Turgut Özal’a kurşun attılar, kurşun mikrofona çarptı, eli yaralandı. Sardırdığı eli ile konuşmaya devam etti. “Allah’ın verdiği canı kimse alamaz” diyerek dünyaya meydan okudu.

  1. “Resullerimiz” marifedir, kimler kastediliyor?

Ölümle görevli melekler insanın nefsini aldıktan sonra onları onlara ayırdığı yerde bekletir. Evde uyuyan şoför gibi bedenin şoförü de kendisine hazırlanan yerde kıyamete kadar beklemektedir.

  1. “O kahirdir” ifadesinden sonra neden mevtten bahsetmektedir?

“Kahirdir” demek; O’nun takdiri vardır, sizi dünyaya getirdi, size yaşama imkânı sağladı, sonra bekletecek, sonra diriltecek demektir.

Dünyada olan olayların hiçbirisi abes değildir yani kediliğinden olmamaktadır diyor.

  1. وَهُمْ daki وَ ne Vav’ıdır?

Hal وَ ıdır. Resullerin hallerini göstermektedir.

  1. “İfrat” kelimesini inceleyiniz.

ف kopmadan ayrılmayı, ر tekrarı, ط uyumluluğu ifade eder.

Kur’an’da sekiz defa geçer. Biri sülasidir ve عَلَى ile teaddi eder. Dışlamak anlamındadır. Diğerleri ifrat ve tefrit kılındı anlamında kullanılmıştır.

“Tefrit etmek” eksik etmek demektir. “İfrat etmek” de fazla yapmak demektir.

Burada “tefrit etmezler” diyor yani hiç kimseyi sahipsiz bırakmazlar.

Ahirette herkes gelecektir, herkesin nefsi muhafaza edilecektir.

 

  1.  Aşağıdaki kavramları inceleyiniz.
  1. جَاءَ تَوَفَّتْهُ

Eceli gelmeden kimse kimseyi öldüremez. Eceli gelen de kendiliğinden ölmez, görevliler onu öldürür. Ölüm yıpranma ile gelmez, genetiktir, zamanı gelince öldürülür.

  1. يُفَرِّطُونَ - يُرْسِلُ

Resullerin görevi ifrat ve tefriti ortadan kaldırmaktır. Zengin ve fakir olacak, âlim ve cahil olacak ama bunların ifrat ve tefriti olmayacak. Her şeyin vasat olması sağlanacaktır.

  1. الْقَاهِرُ - الْمَوْتُ

Bu dünya hayatına Allah kahirdir ve herkes ölecektir. Kişiler ecelleri gelince ölürler, topluluklar da eceli gelince ölürler. Kişi ve toplulukların hiçbir şeyi yok olmaz.

  1. فَوْقَ - عِبَادِهِ

“İbad” demek görevliler demektir. Birisi ona görev vermiş demektir. Bütün canlılar ve varlıklar görevlidirler. Hepsi görevlerini yaparlar.

  1. أَحَدَكُمُ - رُسُلُنَا

Resuller topluğun her ferdine ayrı ayrı hitap ederler. Kendileri hitap edemezlerse yetkililer hitap ederler. Kooperatifimizde temsilcilik sistemi buna dayanmaktadır. Herkesin onu temsil eden dayanışma sorumluları vardır. Toplulukla ilişkisini onunla kurar.

  1. عَلَيْكُمْ - حَفَظَةً

حَفَظَة insanların yaptıklarını kaydeden meleklerdir. 4 boyutlu uzayda olaylar renklendirilmekte, böylece herkesin ne yaptığına dair filmlerde kayıtlar bulunmaktadır. Ancak filmler miktarları gösterir, değerleri göstermez. Değerler melekler tarafından tespit edilerek deftere yazılırlar. Ahirette herkes o defterle muhakeme edilir.

Buradaki meleklerin kaydı insanların aleyhinde olanların kaydıdır. Lehinde olanlar da kaydedilecektir. Ancak lehinde olanların kaydı on veya daha fazla çoğaltılarak hesaba katılacağı için lehte olanların defteri değil aleyhte olanların defteri önemli olmaktadır. Yani insan ahirete kötülük işleyerek gitmemelidir. Onun hesabını verecektir. Hiç iyilik işlememiş olsa bile yine cennete gidecektir. Derecesi az veya büyük olur.

  1. هُوَ- هُمْ

هُوَ kişiyi, هُمْ de topluluğu ifade der. İnsan هُمْ içinde هُوَ dir

  1. XatTAy EiÜAv/ حَتَّى- إِذَا

حَتَّى ile إِذَا gelecek zamanı ifade eder. إِذَا olayın başladığını, حَتَّى olayın sona erdiğini bildirir. إِذَا da şart var, حَتَّى da şart yoktur.

  1. Va–Lay / وَ- لَا

وَ beraberliği, لَا ayrılığı ifade eder. “Va La” beraber geldiği zaman ayrı ayrıda nefy edilmiş olur. Lâ başta gelip atıf vâvı “La”sız ise atfedilenin ikisinin birden olması nefy edilmiş olur.

  1. Va Va / وَ- وَ

***

 

ثُمَّ رُدُّوا إِلَى اللَّهِ مَوْلَاهُمُ الْحَقِّ أَلَا لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ (62)

ÇümMa RudDUv EiLayelLAHi MaVLAvHuMu eLXaqQı, EaLAv LaHuv eLXuKMu Va HuVa EaSRaGu eLXAvSiBIyNa (62)

 

“Sümme onların mevlası, hak olan Allah’a reddedilirler. Ela hüküm O’nundur. O hasiblerin esraidir.” (62)

 

  1. Buradaki ثُمَّ nereye atfediyor?

Burada رُدُّ, تَوَفَّتْهُ ya atfediyor. Fiili mazidir. Muzariden gelen fiilden sonra ثُمَّ gelmiş ve mazi gelmiştir. Kur’an’ın böyle ifadeleri vardır. Eğer bir şey kesin olarak reddedilecekse muzariyle mazi kullanılır. ثُمَّ gelmesi ile reddedilmesi kıyamet günü olacaktır. Arada bekleme zamanı geçecektir.

  1. Reddolunanlar kimlerdir?  

تَوَفَّتْهُ daki teveffüttekilerdir. Reddetmek gerisin geriye göndermek demektir. Allah onlara emanet etmiştir. Sonra da emanetini almıştır

  1. Mevla ne demektir?

Velayette ve kayyumlukta eşitlik vardır.

“Kayyum” eşya üzerinde görevli olanlardır.

“Veli” ise insan üzerinde görevlidirler.

Veli ile Mevla nedir?

“Veli” feîl vezni üzeredir.  İsmi fail veya ismi meful olabilir. “Mevla” ise ismi zamanın mekân ve mastarı mimidir. İsmi zaman anlamında değildir. İsmi mekân olarak velayetin kendisidir demektir. O kendisi velidir demektir. Veliden daha fazla mübalağalıdır.

Şöyle bir kaide ortaya çıkar. مَفْعَل kalıbı eğer fail veya meful olarak manalandırılıyorsa mübalağalı ismi fâil ve ismi mefûldür.

  1. Hak Mevla ne demektir.

Hak olan demek mecazi olmayan Mevla demektir. Köle ile efendisi arasında mevlalık vardır ama bu mecazi manada mevladır. Asıl veli olan haktır. Ona reddolunacaktır.

“Allah müminlerin mevlasıdır. Kâfirlerin mevlası yoktur.” ayeti ile buradaki ifade tearuz haldedir. Burada her nefis için hak mevlası denmektedir. Allah herkesin rabbidir. Erdoğan cumhurbaşkanıdır ama aynı zamanda partisinin de başkanıdır. Allah’ın mevlalığı da böyledir, herkesin mevlasıdır ama müminlerin daha özel mevlasıdır.

  1. أَلَا ne demektir?

أَ soru edatıdır. Menfi manadadır. لَا da menfidir. İki menfi bir araya gelince müspet olmakta, “değil mi” anlamına gelmektedir. Araplar bunu uyarı anlamında da kullanırlar. Artık kendinize gelin, uyanın, gerçeği kavrayın anlamındadır.

  1. وَهُوَ deki وَ ne وَ sidir?

Hal وَ ıdır. لَهُ deki هُ zamirinin halidir.

  1. Hüküm marife gelmiştir, neden?

Cins için gelebilir. Hükmetme yalnız O’na aittir. Başkalarının hükmetme yetkisi veya gücü yoktur. Görünürde onlar hükmediyor ama gerçek hükmeden yalnız O’dur.

  1. أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ ne demektir?

Ser’ yayın oku attığı yoldur. Sürat Türkçede kullanılmaktadır.

“Hesabı görmek” demek borç ve alacağını itfa etmektir.

Kur’an’da “seriu’l-hisab” geçer, yalnız burada أَسْرَعُ الْحَاسِبِين olarak geçecektir.

  1. Neden burada zikretmiştir.

Hükmünü verir ama hükmün infazı da süratlidir.

Bugün hükümlerin verilmesi yıllar sürer. İnfaz da zaten cezaların tam karşılığı olarak uygulanamamaktadır.

  1. Aşağıdaki kavramları inceleyiniz.
  1. RudDUv- EaSRaGu/رُدُّوا- أَسْرَعُ

Reddetmede de esra’dır.

Milyar yıl sonra kıyamet olacak, bunun neresi esra’dır?

Ölen için milyar değil birkaç saat geçecektir. Yirminci yüzyıla kadar bunun manası bilinmemekteydi. İzafiyet nazariyesi bugün bu soruyu çözmüştür.

  1. elLAHi – eLXAvSiBIyNa/ اللَّهِ- الْحَاسِبِينَ

“Allah” kelimesi “hasibîn” kelimesi ile beraber getirilmiştir. Kurallı erkek çoğul olarak getirilmiştir. Kişiler hesabı topluluğa verirler. Topluluğu hakemler temsil ederler.

  1. eLXaqQı- eLXuKMu  / الْحَقِّ- الْحُكْمُ

Hüküm hakkın tespiti içindir. Dünyada hakem kararları haktır. Zulüm olabilir. Ahirette ise hüküm hak üzerinde olacaktır.

  1. MaVLAvHuMu/ مَوْلَاهُمُ

Eşleştirilmemiştir.

  1. LaHuv –HuVa / لَهُ-هُوَ

هُوَ kişidir. لَهُ da hakkıdır. İnsan yaratılınca haklara sahip olur. Her zaman hak sahibidir, olgunlaşınca vazife sahibi olur.

  1. ÇümMa- EiLay/ ثُمَّ- إِلَى

ثُمَّ sonra demektir. إِلَى kelimesi de son sınırı göstermektedir. إِلَى sınıra varıncaya kadarki alanı ifade eder. ثُمَّ ise إِلَى dan sonra aralık bırakarak yeni olayın başlamasını gösterir.

Öyle olaylar vardır ki olay bittikten sonra zaman geçer sonra yeniden ortaya çıkar. Yani إِلَى nın sınırı uzağa alınmış olur. Buna göre yorumlar yapmamız gerekir.

  1. Va- EaLAv/ وَ- أَلَا

أَلَا uyarma harfidir. وَ de birleşme harfidir. Beraber olma harfidir. أَلَا ile hitap edildiği zaman olay hal ile beraber olmuş olur. Yani وَ ile أَلَا benzer fonksiyonu ifade eder.

***

 

قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ أَنْجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ (63)

QuL MaN YuNacCIyKuM MiN JuLuMAvTı eLBarRi Va eL BaXRi TaDGUvNaHUv TaDarRaGan Va PuFYatan LaEiN EaNCAvNAv MiN HAvÜiHIy LaNaKUvNanNa MiNa elŞAvKiRIyNa (63)

“Kavl et: Bundan bizi inca edersen sana şükredenlerden olacağız diye tadarruan ve hufyeten ona dua etmekte iken berrin ve bahrın zulumatından sizi kim inca eder?” (63)

 

  1. Neden atıf harfi yoktur.

Bundan önceki iki ayette kâinatın yaratılışına ve insanın kâinattaki yerine işaret etti. Bu dünyayı yarış alanı olarak var etti, bizi yarıştırdı, sonra ahirette bizim hesabımızı göreceğini bildirdi. Şimdi de üç defa arka arkaya “Kul” demektedir. Onların cevabının ne olacağı burada anlatılmıyor. Bizim söyleyeceğimizi söylüyoruz. Onlar ne diyecekler? Araplarda diyalog karşılık “Qale Qale” olarak söylenir “Ve” harfi getirilmez. “Ve” getirirseniz diyalog olmaz. Bunun için üç ayette de sadece قُلْ vardır.

  1. مَنْ ile başlamaktadır, neyi ifade eder?

مَنْ soru edatıdır. Şuurlu varlıktan sorduğunuzda “kim” deriz. Şuursuz varlıktan sorduğumuz da “ne” deriz. Şuur demek iradeli hareket yapmak demektir.

Allah bize emrediyor; “onlara söyle, sor, kim” diyor.

Önce insan aklı sebepsiz sonucu kabul etmez. Çevremiz var, şartları vardır. Ancak dar aralıkta yaşarız. Oysa çevre çok geniş aralıkta oluşmaktadır. İlk olarak onlara soracağınız şey şudur. Uygun çevre içinde olmak istersiniz, bu size sağlanmaktadır; bunu kim yapmaktadır, diyor. Dekart/Deckartes: “Düşüyorum, o halde varım” diyor. Yaşıyorum o halde varım diyecektir. İnsan hep yaşayacağı çevrede olmasını ister. İnsan tüm hayatı boyunca hep bunun için vardır.

  1. “Necat” kelimesi ne demektir?

İnsanlar çardakların suyun kenarlarında kurarlar. Sudan yaralansınlar diye yazın çekilen sular kışın kabarmaktadır. Kışın suyun ulaşmadığı yere “Neca” denmektedir.

Fiil olarak “necat” sudan dışarıya çıkma anlamındadır, kurtulma anlamındadır. Tehlikeli yerden tehlikesiz yere geçmedir. “Necva gizli” toplantılar yapma demektir.

ن belirsizliği, ج çekimi, و beraberliği ifade eder.

Kâinat tehlikeli alandan ibarettir. Ondan kurtulmak için özel şartlar söz konusudur. İnsan bu özel şartlara geçmek istemektedir. İnsanın bu isteği de kabul edilmektedir.

Bunu sağlayan kimdir, diyor.

  1. ظُلُمَات ne demektir?

ظلم Alaca demektir. 315 defa geçer. 33 defa ظلل geçer. 348=2*2*3*29

ظ karışıklığı, ل belirliliği, م enginliği ifade eder.

Bir şeyin olması gereken yerde olamaması demektir. Adaletin karşılığıdır. Kâinat insan için zulumattır. Çünkü onun ancak çok dar şartlarında yaşayabilmekteyiz. Biraz soğuk biraz sıcak bizi dondurur yahut yakar.

  1. ظُلُمَات dişi kurallı çoğul gelmiştir, neden?

Kâinat bizim için elverişli olamayan bir ortamdır. Ama kendi içinde düzen içindedir, gereksiz hiçbir şey yoktur, her şey yerli yerindedir.

Bunu beyan etmesi için “zulumat” kurallı çoğul gelmiştir.

  1. مِنْ harfi ne harfidir, neyi ifade eder.

مِنْ başlangıcı ifade eder. Marife üzerine gelirse onun bir parçasını ifade etmiş olur. Biz zulumatın parçasıyız. Kendi çabamızla o zulumattan bizim nura ulaşmış oluruz.

Zulumat da nur da insana göredir, izafidir. Bizim için aydınlıktır veya karanlıktır. Gerçek ise tam düzen içindedir.

  1. بَرّ ve بَحْر ne demektir?

بَرّ kara demektir. بَحْر da deniz demektir. Geniş manada katı ve akışkan demektir. Bizim çevremiz katı ve akışkanlardan oluşur. Bizim onlara etkimiz farklıdır.

Burada “zulumat” kelimesi tekrar edilmiştir. Çünkü onlara kendi zulumatından zikrediliyor. Hepsi birden düzeni oluşturmaktadır. Berrin ayrı düzeni yoktur, bahrin ayrı düzeni yoktur; “zulumatu’l-berri ve zulumutu’l-bahri” denmemiştir.

  1. الْبَرّ ve الْبَحْر marifedir, neyi ifade ediyorlar?

Yeryüzünün berri ve bahri ifade edilmektedir. Cins isim olarak da anlaşılabilir. Güneşe biraz yakın olsaydık yanardık. Güneşten biraz uzakta olsaydık donardık. Dünya biraz çabuk dönseydi daha uykunuzu almadan kalkmak zorunda olurduk. Allah bizi بَرّ ve بَحْر ın zulumatından tenciye etmektedir. Bunu kim yapacaktı? Kimin gücü yeterdi?

  1. Tadarru ve hufya nedir?

“Dar” hayvanın meme ucudur. Yavru ona yapışır ve emer. İnsanlar da doğaya yapışmakta ve onu emmektedir. “Tadarru” insanın yaşaması için çalışmasıdır. Sebepleri işlemedir. Doğanın sütünü emmesidir. Bunu bilinçli yapar, iradesi ile yapar.

Freud insan beyninin çalışmasını ikiye ayırır; şuur altı ve şuur üstü diye. Şuur altını daha çok cinsel isteklerle açıklar. Kur’an’da bu tadarru ile bu manaya yakın kelime olarak beyan edilir. Yaşama arzusu ve insanın bilinçaltında da hep bunu yapmasıdır.

Tadarru açık olanı, hufye ise şuur altı olanını açıklar.

  1. Buradaki هَذِهِ nereyi işaret etmektedir?

Berr ve bahrın zulumatının hufye vasfına işaret etmektedir. Zulumatından kurtulmuyoruz. Berr ve bahrın hufye vasfından kurtuluyoruz. Tadarrudan da kurtulmuyoruz. Bilinmezlik bilinirlik haline dönüşüyor. Karanlıklar aydınlığa dönüşüyor. Zulumat nur oluyor. Onun için هَذِهِ kelimesi getirilmiştir. Dişiye yanı hufyeye işaret ediyor.

  1. “Şakir olmak” ne demektir?

Eğer size sağlanan imkânları aldığınız görevi ifade etmekte kullanırsanız şakir olursunuz. İnsan kendisine sağlanan imkânları kullanır ve kendisine yarar temin eder. Allah öyle bir düzen oluşturmuş ki aynı zamanda doğanın da düzenine hizmet etmiş olur. İnsanlığın uygarlaşmasına hizmet etmiş olur. Sen ciğerinde kanı temizlersin ama aynı zamanda doğaya karbondioksiti iade edersin. Bitki de oksijeni iade eder. Herkes görevini yaparken kendisi yararlanır, doğanın da dengesine hizmet eder.

  1. “Şakir” kelimesi neden kurallı erkek çoğul getirilmiştir?

Çünkü görev tek başına yapılmaz. Üretim topluca anlaşarak yapılır. İnsanlar doğadan yararlanarak yaşarlar. Hepsi ayrı ayrı doğadan yararlanırlar. Ancak üretimi birlikte topluluk halinde yaparlar. Bizim elli yıl önce yazdığımız kitaplarda istihsalde mülkiyet istihlakte şüüiyyet ilkesini anlatmıştık. Kur’an burada bunu anlatıyor.

 

  1. Aşağıdaki kavramları inceleyiniz.
  1. QuL – EaNCAvNAv /  قُلْ- أَنْجَانَا

Eğer birisi ile savaşa girmiş iseniz bunun anlamı şudur. Ya o seni öldürecek yahut sen onu öldüreceksin. Savaşın anlamı budur. Eğer karşı taraf söz verir barışmayı kabul ederse o zaman necat bulursunuz. Siz onu öldürmezseniz o sizi öldürmez. Kur’an burada barışı kabul edenin barış teklifini kabul etmek gerektiğini bildirmektedir. Barışın temeli karşılıklı sözleşmelerdir.

  1. YuNacCIyKuM-TaDGUvNaHUv/  يُنَجِّيكُمْ- تَدْعُونَهُ

Dua etmek necata ermek için yeter sebeptir. Barışın kurallarını anlaşmalar belirler. Savaş biter. Eski savaşlar unutulur.

İstiklal Savaşı sonrasında bizim en yakın dostlarınızdan olmuştur Yunanistan ve Ermenistan. Biz hala barışı bozamıyoruz. Çünkü halklarımızın arasında düşmanlığımız yoktur. Düşmanlık doların peşine düşmüş yöneticiler arasındadır. 15 Temmuz’u da böyle değerlendirmemiz gerekir. Zaferden sonra barış gelir.

  1. NaKUvNanNa- MaN/   نَكُونَنَّ- مَنْ

مَنْ kişiliği ifade eder. Kevn de oluşu ifade eder. Benlik tabiri vardır bizim dilimizde, her insanın benliği yani kişiliği vardır. İnsanlar diğer insanların kişiliğini kabullenmelidir. Kişilik demek onu muhatap almak demektir.

Erdoğan bizimle görüşmüyor, bizim kişiliğimizi kabul etmiyor, büyük günah işliyor.

Herkes herkesle görüşmekle mükelleftir. Sıraya koyar. Temsilcisi ile görüştürür.

  1. TaDarRaGan –PuFYatan/ تَضَرُّعًا- خُفْيَةً

ضرع hayvanın meme ucudur. Dana onu emerek ihtiyacını giderir. İnsan da doğayı emerek yaşar. Bunu bilinçli yapar. Bir de tüm canlılara bilinçsiz bir şekilde çıkarlarına çalışırlar. Bitkilerde bilinç yoktur. Bu da hufyedir. Freud’un bilinç üstü ve bilinçaltı hufyedir.

  1. eLBarRi- eLBaXRi / الْبَرِّ-الْبَحْرِ

Berr kara, bahr denizdir. Berr katıları, bahr akışkanları temsil eder. Katıların kanunları farklıdır. Birlikte iş görürler. Zıt özellikler dengeyi sağlamaktadır. وَ harfi ile atfediyor ve zulumatı tekrar etmiyor. Katı ve sıvıların kanunları farklıdır ama birlikte iş görürler. وَ harfinin özelliğidir.

  1. JuLuMAvTı- elŞAvKiRIyNa / ظُلُمَاتِ - الشَّاكِرِينَ

Zulumat bize görünmemesi, bizim ondan yararlanamayışımızı ifade eder. Koyunun sırtında yün var ama işe yaramamaktadır. Biz onu iplik ve kumaş haline getirir elbise yaparsak işe yaramaktadır. Zulumat bir düzendir. Kurallı dişil çoğul gelmiştir. Biz onu bize yarayışlı hale getiririz. Bu arada doğaya ve topluluğa hizmet ederiz. Zulumat da şükür de birlikte düzen oluşturur.

  1. LaEiN- HAvÜiHIy/ لَئِنْ- هَذِهِ

Bu iki kelime birleşik kelimedir. Ayrı ayrı olarak da eşleşir لَ, هَا, إِنْ de ذ ye tekabül eder. لَئِنْ eğer manasınadır. هَذِهِ de bu manasındadır. Eğer çevrenizdekileri işaretleyip seçersek teker teker ayırırsak o zaman çevremizin karanlığından kurtulmuş oluruz. Artık bize yarayışlı şekle sokmak demek onları teker teker işaretlemek demektir.

  1. MiN- MiN/ مِنْ- مِنْ
  2. Va –Va/ وَ-وَ
  3. La -MiNa / لَ- مِنَ

مِنَ sonundaki fetha, zaiddir manası yoktur. Sonrasında hemze-i vasl olduğu için okunma kolaylığından getirilmiştir. مِنْ sonraki kelimeyi öncekinden ayırıp devam etmiştir. لَ ise var olan yok hale getirir. Benzer zıt manaları taşırlar.

***

 

قُلِ اللَّهُ يُنَجِّيكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنْتُمْ تُشْرِكُونَ (64)

QuvLı elLAHu YunCIyKuM MiNHAv Va MiN KulLi KaRBin ÇumMa eNTuM TuŞRiKUvNa (64)

“Kavl et: Allah sizi ondan ve kerbin küllinden inca eder. Sonra siz işrak ediyor olursunuz.” (64)

 

  1. Ayet neden fasl olarak başlamaktadır?

Beyancılar harfi tarif gelirse vasl, gelmeze fasl ederler. Karşılıklı konuşmada kemali infisal olduğu için fasl olur. Arada “Kalu” deyip onların cevapları beyan edilmiş olur. Onların beyanlarını onlara bırakarak cevap almadan ikinci soruyla devam etmektedir.

Bunun iki sebebi olabilir. Onlar farklı şekilde cevap verebilirler. Yahut onlar susarlar, cevap vermezler. Biz tebliğimizi yaparız. Onlar cevap vermezler ise sormaya devam ederiz. Benzer başka soru sorarız.

  1. Önce sormuş, sonra kendisi cevap vermiştir; neden?

İnsanlar bir şeyleri anlatmak için önce onun üzerinde ona düşünme imkânı vereceksin, soracaksın, düşünecek. Beyni söyleyeceğini anlayacak şekle gelecek. Sonra sen söyleyeceğini söylersin. Allah şeytanı bunun için var etti. Onun işi hep itiraz edip düşündürmek. Ondan sonra insan doğrusunu anlayabilir.

  1. Neden “Allah” kelimesini tekrar etti?

Tebliğe sıfırdan başlamalıyız. Önce Allah’ı tarif etmeliyiz. Sonra Kur’an’ın Allah sözü olduğunu söylemeliyiz. Allah’ın tarifini de tabiatla yapacağız.

Şimdi ateist kâfirler diyorlar ya; tabiat veya dehr yaptı diyorlar. Biz de onlara diyoruz ki; tamam diyoruz, sizin “tabiat” veya “dehr” dediğinize biz “Allah” diyoruz. O önce tektir diyoruz. Çünkü kâinat tek düzene sahiptir, aralarında bir ayrılma yoktur. Sonra bilinçlidir diyoruz. Bunu nerden biliyoruz? Çevremiz düzen içinde olduğundan, bir de bizim ondan yararlanacak bir düzende olduğumuz için diyoruz.

  1. مِنْهَا daki هَا zamiri nereye işaret eder?

Zulumata işaret etmiyor. Hufyeye işaret ediyor.

Çevremizden bizi yararlandıran kimdir? Kim bize kulak verdi de sesleri duyuyoruz. Kim bize göz verdi de çevreyi görüyoruz. Kim bize koklamayı ve tat almayı verdi? İğne battığı zaman bize acıyı veren kim? Bize bunları anlama özellikleri verdi, onlara da bunları anlatma özellikleri verdi. Bu uyumu sağlayan kimdir? İşte o Allah’tır diye biz yine onlara anlatıyoruz.

Bundan dolayıdır ki müspet ilimleri öğrenmemiz farzdır. Günde beş vakit namaz kılarak beşikten mezara kadar öğrenek zorundayız. Kur’an seminerlerinin yanında Arapça seminerlerine ve Matematik seminerlerine başlamak istiyorum. Yalova’da başlamak istiyorum. Eğer bir girişimci bulursam bu seminerler gibi onlar da akşam devam edecektir.

Bu seminerleri Şener Keskin ve arkadaşlarının teklifi ile Reşat Nuri Erol başlattı.

Allah inşallah yeni seminerleri de başlatanları gönderir.

  1. وَمِنْ كَرْبٍ deki وَ nereye atfediyor?

مِنْهَا ya atfediyor. Oradaki هَا ise zulumat’a racidir. Kerb hufyeden faklıdır. Hufye bilemeyişimizden ve farkında olmayışımızdan doğan sıkıntılardır. Kerb ise çevremizden değil içimizdeki fesattan ileri gelen sıkıntılardır. İç yapının bozulmasından kerb olur.

  1. كَرْب kelimesini inceleyiniz.

كرب Kuyudan su çekiminde kullanılan ve suyun kovaya dolmasını kolaylaştıran kovaya bağlı ikinci iptir.

ك kevni oluşu, ر tekrarı, ب geçidi, kapıyı ifade eder.

Kur’an’da dört defa geçer. İkisi Nuh kavminde geçer. Biri Musa ve Harun’un kıssasında geçer. Bir de burada geçecektir. Kerbin anlattığı bozuktur. Kur’an’ın nazil olduğu zamanda da benzer kerb vardı. Kerb kovayı suya batırır. Kerb de topluluğu önce zulumata batırır. Sonra kova ile beraber su da necata erer.

Tohumu önce gömersiniz, çürür, sonra yeşerir. Bugünkü sosyalizm ve kapitalizm kerbdir. Şeriatı batırmaktadır, sonra şeriat hufyeleri ile ortaya çıkacaktır.

  1. كَرْب nekre gelmiştir, كُلِّ ile izafe edilmiştir, neden?

Diğer üç “Kerb” marife gelmiştir. Onların kerbi bilinen kerbdir. Burada bahsedilen kerb sadece Mekkelilerin kerbi değildir, insanlığın kerbidir. Bunun için kerb gelmiştir.

“Külli” kelimesi ile de istiğrak ifade edilmektedir. Diğer üç kerb marifeli gelmiştir. Bu kerb ise nekreli gelmiştir. Çünkü burada bahsedilen herhangi bir kerb değildir.  

  1. ثُمَّ nereye atfediyor?.

يُنَجِّيكُمْ e atfediyor. Hufyeden ve kerbden sizi kurtarmaktadır. Biliyorsunuz ki bunları yapan tek Tanrı’dır. Sonra işrak ediyorsunuz.

  1. “İşrak” ne demektir?

“Şirk etmek” demek kâinat içinde mutlak tek halik ve kudret olan Rabbe, O’nun mülküne ve O’nun kudretine ortak edip insanları onlara ibadet ettirme demektir.

Şeriata dayanmayan tüm kanunlar şirktir. Yani vahye ve ilme dayanmayan tüm kurallar şirktir. Karşılığı olmayan nakitler veya hatır senetleri şirktir. Ekseriyet oyu gibi hiçbir manası olmayan hükümlerin hepsi şirktir. Bunların şirk olduğunu söylemek ilimdir. Bunlara karşı çıkmak veya benimsemek ise siyasettir.

Biz Kur’an’ı böyle anlıyoruz. Anlayışımız yanlış olabilir. Onlar icmalarla hükmetsinler. Bizim söylediğimiz bizim görüşlerimizdir, fiilimiz bile değildir.

 

  1. Aşağıdaki kavramları inceleyiniz.
  1. QuvLı / قُلِ

“Kavl” kelimesi ayette eşleştirilmemiştir.

  1. YunCIyKuM- TuŞRiKUvNa/ يُنَجِّيكُمْ- تُشْرِكُونَ

Bizim hayatımız necattan ibarettir. İnca eden de âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Ama insan beyni hep necatı başka yerlerde aramaktadır. Şirk necat üzerinde olmaktadır.

  1. KulLi- KaRBin/ كُلِّ- كَرْب

كَرْب kelimesi ile كُلِّ kelimesi eşleştirilmiştir. Çünkü bütün kâinat denge üzerinde kurulmuştur. Her yerde كَرْب vardır.

  1. eNTuM -elLAHu / أَنْتُمْ- اللَّهُ

İnsan ile Allah eşleşmişlerdir. Çünkü Allah kâinatı insanlar için yarattı. Tek muhatabı odur. Diğer melek, cin ve ruhlar insana hizmet için varlar. Bu anlayış biraz aşırı anlayıştır. Ancak ayetlerin taşıdığı mana budur. Tevil edilip bu görüşten vazgeçilebilir.

  1. MiN-MiNHAv/ مِنْ- مِنْهَا

مِنْ başlangıcı ifade eder. مِنْهَا daki zamir insan dışı varlıkları ifade eder. Ama insanın hamuru insan dışı varlıktır. İnsanın Tanrı’ya benzediği taraf buradan gelir. O’nda başka varlıkların cüzleri yoktur. Kendiliğinden tüm varlığı vardır. İnsan ise O’ndan ruhtur ama çevre içinde varlığı vardır. O tektir, insanlar çoktur.

  1. Va- ÇumMa / وَ- ثُمَّ

İkisi de harfi atıftır, aynı özellikleri taşırlar, sadece tertip vardır ve sonra vardır.

***

 

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ أَوْ مِنْ تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍ انْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ (65)

QuL HuVaeLQAvDIyRu GaLAy EaN YaBGaÇa GaLaYKuM GaÜAvBan MiN FaVFaVQıKuM EaV MiN TaXTi EaRCuLiKuM EaV aV YaLBiSaKuM ŞiYaGan Va YüÜIyQa BaGWaKuM BaESaBaGWın uNÜur KaYFa TuÖarRaFu eLEAvYAvTı LaGalLaHuM YaFQaHUvNa(65)

“Kavl et: O size fevkinizden veya ercülünüzün tahtından bir azabı ba’s etmeye veya size şiyei lebs etmeye ve bazınızın be’sini bazınıza izaka etmeye kadirdir. Fıkh edesiniz diye ayetleri nasıl tasrif ettiğimize nazar et.” (65)

  1. Üçüncü قُلْ ile neyi emrediyor?

Birinci قُلْ da soru sormuştur; sizi kim kurtardı demiştir.

İkinci قُلْ da sorduğu soruya cevap vermiştir.

Üçüncü قُلْ da ise soru sormadan geleceği hatırlatmaktadır.

Bundan önceki iki قُلْ da geçmişi ve halen olanı anlatıyor. Şimdi ise gelecekte olabileceğini anlatıyor. Biz geçmişle geleceğimizi biliriz.

  1. قُلْ dan sonra gelen هُوَ kime işaret ediyor?

وَهُو الْقَاهِرُ daki وَ nin atfedildiği yere atfediliyor. O kahir olduğu gibi kadir de.  قَاهِرُ kelimesinden sonra onun koruyuculuğundan bahsetmiştir. Burada da kadir kelimesinden sonra azap verici olmasından bahsetmektir. Kahırda rahmet vardı. Kaderde tazib vardır.

İlahi düzen böyle kurulmuştur. Uygarlaşmanın olabilmesi için batılla hakkın çatışması gerekmektedir. Ancak bu çatışma sonunda evrim olabilir. Suyu çekebilmek için kova önce suya batmalıdır. Tohum çimlenmek için çürümelidir.

  1. “Kadir” ne demektir?

“Kadr” kazandır. Malzeme ölçüleri “kadr” ile pişirme süresi ve şekli “kader” ile anlatılmaktadır. “Kadr” değer demektir. “Kader” de plan demektir. Mastar olarak kullanıldığında planlamak anlamı çıkar.

ق kuvveti, د duvarı, ر tekrarı ifade eder.

Allah kâinatı var etmeden önce ceviz büyüklüğünde bir tohum var etmiştir. Bu tohumun içine iki şey koymuştur. Bir çift elektron ile pozitronları yerleştirmiştir. Sonra da bunlara hızlanma kuvveti koymuştur. Bu kuvvet mekân içine girdiği zaman parçacıkları hızlandırır. Bunun birim hızının karesi parçacığın kitlesinin çarpımıdır. Buna “kudret” denir, Batılılar “enerji” diyorlar. Bu kudretin büyüklüğü de sabittir. Artıp eksilmez. Kudret başlangıçta kuvvet*yol halinde idi, buna “potansiyel enerji” denmekledir. Bundan 13.7 milyar yıl önce büyük patlama olunca potansiyel enerji dinamik enerjiye dönüşmektedir. Kâinattaki bütün olaylar bu dönüşmeden elde edilmektedir. Bu ilahi kudrettir. Kadir olan Allah’tır. Kâinat pile bezer, şarj olmuştur. Şimdi aydınlatmaktadır. Bir gün şarjı bitecek ve yeniden şarj edilmesi gerekecek, Allah onu yeniden şarj edecektir. İlkin nasıl şarj ettiyse yeniden şarj edecektir. Allah kadirdir deniyor. Bu kudreti var eden O’dur, onu dinamik enerjiye çeviren de O’dur demektir.

  1. Haber nekre gelir, burada ise marife gelmiştir; neden?

Haber eğer ondan başka onu yapacak kimse yoksa o zaman marife gelir. Kadir olan yalnız Allah’tır. Allah’ın kudreti potansiyelden dinamiğe dönüşmekte ve tüm olaylar bu sayede olmaktadır. Batılılar buna termodinamiğin ikinci kanunu diyorlar. Kadir olan O’dur dendiği zaman bunu ifade etmiş olur.

  1. Buradaki عَلَى neyi ifade ediyor?

Doğada iki çeşit kuvvet vardır; biri harekete geçiren kuvvet faal kuvvet, diğeri ise direnme kuvvetidir. Buna atalet kuvvetleri diyoruz. Sürtünme kuvvetleri bunlardandır. Faal kuvvetler atalet kuvvetlerini yenerler. Atalet kuvvetleri dengeyi sağlarlar. Atalet kuvvetleri olmazsa düzen olmaz, adım atamazdık, lokmaları çiğneyemezdik, arabanız yürümezdi.

Sosyal olaylarda da atalet kuvvetleri var. Halk yeniliklere direnir. Faal kuvvetler onları yenerek düzeni sağlarlar. Batılılar muhalefetsiz demokrasi olmaz diyorlar. Muhalefetsiz topluluk yoktur. İleri topluluk olur veya olmaz ama muhalefetsiz topluluk olmaz.

  1. Azabı ba’s ne demektir?

Kur’an’da “azab” ile “ba’s”ın birlikte zikredildiği yalnız bu surede vardır. Sadece bu ayette azabın ba’sedilmesi zikredilmektedir. Azap burada görevlendirilmektedir. Bir görevi yapması için azab yapılmaktadır. Bu da uyarıdır. Hata yaptığımızı bize anlatmak için azap gelir. Bir azapla karşılaştığımız zaman onun bize bir şeyi bildirdiğini kabul edip ne olduğu üzerinde düşünmemiz gerekir.

  1. فَوْق kelimesini inceleyiniz.

فوق ufuk anlamındadır. Kur’an’da 43 defa geçer. فوهde 13 defa geçer. 56 = 2*2*2*7

ف kopmadan ayrılmayı, و beraberliği, ق kuvveti ifade eder.

“Ufuk” yer ile göğün birleştiği yerdir. “Fevk” hemen üstünde anlamındadır. Alt üst anlamını ifade eder. Allah kulların üstüdür. Son söz O’nun olur.

  1. تَحْتِ أَرْجُل nedir?

تَحْتِ أَرْجُل Kur’an’da iki yerde geçmektedir. Burada azab ba’s edilmekte iken Ankebut’ta ise azabın ğaşyetmesinden bahsetmektedir. Tahteküm dendiğinde yeraltında anlaşılır. Tahte ercüliküm dendiğinde toprağın üzerinde anlaşılır. Toprağın en üstü bizim ricllerin altıdır. Fevk ise; semanın en alt kısmıdır. Alttan gelen azap demektir. Üstten gelen azap demektir. Bize dokunan azap edilir.

  1. Burada atıflar أَوْ ile gelmektedir, neden?

Bu azaplardan her biri ayrı gelebilir, beraber de gelebilir demektir.

  1. لبسْ nedir?

لِبَس” kurulup gerilmiş sert yay, eğilmiş sert ağaç, boşalmaya hazır olan yay demektir. Bir yerden başka bir yere gitmek üzere olan kimsenin gitmeden önceki beklediği zamana “lebs” denmiştir. Dış elbise libastır. İç elbise sevbdir.

Kur’an’da 23 defa geçer, لبث 31 defa geçer  

ل beraberliği, ب geçidi, س mekânda diziyi gösterir.

  1. شِيَع kelimesini inceleyiniz.

Sarmaşık demektir.

ش birden birlikte hareketi, ي kolaylığı sadeliği, ع ise üstünlüğü ifade eder.

Sarmaşıkta gövde başkasının çevresinde dolanır, birlikte gövdeyi yemeye başlarlar. Topluluklarda gruplar oluşur, birbirleriyle yarışırlar, topluluğu sömürürler.

  1. “Şiyei lebs etmek” ne demektir?

Sarmaşık nasıl gövdeye sarar gövdeden bir parça olarak görünürse elbise gibi olur ama vücuda yabancı ise sosyal gruplar topluluğun gövdesini sarmış olurlar.

Sevb ile libas arasında başka bir özelliği de hatırlamamız gerekir.

“Libas” sert, deriye zarar veren rahatsız eden giysidir.

“Sevb” ise ipek pamuk benzeri deriyle uyum sağlayan giysidir.

  1. Neden “Ve” harfi getirilmiştir?

Şiye olma sonunda be’se sebep olur ama şiye be’sin sebebi değildir be’sin şartıdır. Be’s başka sebeplerden ileri gelir, onun için “Fa” getirilmiştir. İlimler sebep-sonuç ilişkilerine dayanır. Bu da atıf harfleri ile ifade edilir. Dolayısıyla manaları çok önemlidir.

  1. ذَوْق kelimesini inceleyiniz?

“Sevik” (Sin) özel bir un çorbasıdır. Sonra sin zel’e dönüşmüş, tat anlamını almıştır.

ذوق Kur’an’da 63 defa geçer. ذيع 1 defa geçer. 64=2*2*2*2*2*2

ذ işaretle birleşmelerdir. و beraberliği, ق kuvveti ifade eder.

  1. بعض kelimesini inceleyiniz.

Türkçede kullanırız. Bazı bir bütünün cüzüdür. Ama organize olmuş cüzüdür. Bazımız dediğimizde birbirimiz demektir. Bazınız dediğiniz de birbiriniz demektir.

  1. بأس kökünü inceleyiniz.

“BiR” kuyu demektir. بَأْس ondan dönüşmüş bir kelimedir. Hapishanedeki insanın taşıdığı sıkıntı anlamındadır. Beden acısı yoktur ama sıkıntısı vardır.

Kur’an’da 73 defa geçer بءر bir defa geçer. 74=2*2*17.

ب geçidi, ء gücü, ر tekrarı ifade eder.

Topluluklar gruplara ayrılır ve birbirlerine zarar vermeye başlarlar. Bugünkü partiler böyledir. İslam’ın evliyaları dayanışma içindedirler. Sonunda tüm dayanışma ortaklıkları da dayanışma içindedirler.

  1. Harfi atıf getirmeden “unzur” dedi, neden?

Kemali ittisal vardır. Daha önceki ifadelerde kemali infisal vardır. Ondan dolayı harfi atıf getirilmedi.

Neden onlara kavl edeceğiz?

Ben siyaset yaptığım zaman konuşmalarımı halka yapıyordum ama öğrenenler benim yanımda dolaşanlardı. Cumhurbaşkanlığına kadar yükselen bu arkadaşlar kendileri de o anlatmalarda öğrenmişlerdir. Adil Düzen’i biz Almanya’daki anlatmalarda keşfettik.

O halde söyleyeceğiz, onlar cevap verecekler ama onların bizim sözlerimizi anlamalarını beklemeyeceğiz, onların bize katılacağını beklemeyeceğiz. Biz onlara söyleyince bize katılanlar birliğimiz içine girerler.

  1. Buradaki كَيْفَ neyi ifade ediyor?

Hangi ayetleri tasrif ettik demiyor, ayetleri nasıl tasrif ettik diyor.

Bizim asıl öğreneceğimiz Allah’ın ayetlerini biz nasıl anlayacağız, onlara nasıl anlatacağızdır. Ayetlerin dediklerini onlar anlayacaklardır. Bütün sorun şudur, ayetler üzerinde düşünmeye başlamalıyız. Bizden ayrı Kur’an çalışanlarını da onun için bizden sayıyoruz. Onlar kendilerini bizden saymasalar da biz onları bizden sayıyoruz.

  1. Biz tasrif ettiririz diyor, neden?

Allah söyle diyor. Ne söyleyeceğimizi söylüyor. Bize söylemiş oluyor.

Bir kimseye bir şeyi anlatmak için ona görev vereceksin, o onu yapacaktır ve o da o zaman öğrenir. Ben beceriksiz olduğum için kendim uygulayamıyorum. O zaman bir arkadaş bulup onu destekliyorum. O yaptığı için benden iyi öğrenir. Allah burada bunu bize öğretiyor.

Yenilik yapmak isteyenler başkalarını desteleyecek, onlara onları anlatacaksınız.

  1. لِيَفْقَهُونَ demiyor da  لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ diyor, neden?

لِيَفْقَهُونَ denseydi onlara fıkıh etmeleri için çalışmamız gerekirdi. Oysa isterlerse fıkıh etsinler diye anlatmalıyız.

  1. İlim etsinler, zikretsinler demiyor da fıkıh etsinler diyor, neden?

İçtihat etsinler demektir. Bizim söylediklerimizi ezberlemeyecekler, bizim söylediklerimizle içtihat etsinler diyor, Allah.

  1. Aşağıdaki kavramları inceleyiniz.
  1. QuL- uNJur,/ قُلْ- اُنْظُرْ

Söyleyeceksin, ondan sonra da beklemeyeceksin. Söylemeden bekleme yoktur. Süleyman Akdemir’in “la ta’cel” demesi bundan dolayı geçersizdir. O hala insanları ikna etmeye ve bize katılmaya ve getirmeye çalışıyor. Biz söyleyeceğiz, kendisi gelecek, biz getirmeyeceğiz. Biz kendimizin anlaması için söyleyeceğiz.

  1. YaBGaÇa –YüÜIyQa / يَبْعَثَ- يُذِيقَ

“Ba’s etmek” görevlendirmek demektir, zevk alması da insanın görevi yaparken zevk almasıdır. İnsanlar mebus olmayı yanız çıkarları için istemezler, hizmet etmeleri zevk verir.

  1. YaFQaHUvNa –YaLBiSaKuM / يَفْقَهُونَ- يَلْبِسَكُمْ

Fıkıh etmek aynı zamanda hata etmek demektir. İlimle fıkıh arasında bu fark vardır. İlim katidir, fıkıh zannidir. Hata yapılır. Kişi içtihattaki hatasından sorumlu değildir. Fiildeki zararı tazmin eder. Onu da dayanışması tazmin eder.

  1. GaÜAvBan- ŞiYaGan / عَذَابًا- شِيَعًا

İnsanlar fırka fırka olurlar, birbirlerine azap ederler. İslam’da ise insanlar fırka fırka olurlar ama birbirlerine yardım ederler. İşbölümü yaparlar.

İslam’da particilik var mı diyorlar.

İslam’da her şey vardır ama yetkili onu kötüye kullanamaz.

  1. BaGWın –TaXTi / بَعْضٍ - تَحْتِ

“Taht” alt demek, dışarısı demektir. “Ba’d” ise içerde demektir. İkisinde de organizasyon vardır.

  1. FaVQıKuM- BaGWaKuM / فَوْقِكُمْ - بَعْضَكُمْ

فَوْقِكُمْ üst demek, بَعْضَكُمْ ise birlikte demektir.

  1. eLEAvYAvTı- eLQAvDIyRu / الْآيَاتِ - الْقَادِرُ

Kudret ayetlerle olur. Her doğa kanunu içinde kudret kullanılır, doğa kanunları ayetlerdir.

  1. BaESa EaRCuLiKuM/ بَأْسَ - أَرْجُلِكُمْ

“Be’s” sıkıntı demektir. Türklerde söz vardır, “akılsız başın cezasını ayaklar çeker.”

Buradaki erculuyü dolaşma olarak anlayacaksınız. Sıkıntı buradan gelir. Semt kooperatifleri dolaşma zorunluğunu ortadan kaldırır, dolayısıyla be’s de kalkar.

  1. KaYFa -GaLaYKuM / كَيْفَ - عَلَيْكُمْ

Keyfiyet niteliktir. İçtihatla hareket etmemiz bizim görevimizdir. İçtihatla hareketimizin keyfiyetini tespit etmektir.

  1. LaGalLaHuM -HuVa/ لَعَلَّهُمْ - هُوَ

هُوَ kişidir, هُمْ cemaattir. Kişiler kendi içlerinde özgür olacaklardır ama başkalarının özgürlüğünü de gözeteceklerdir. İnsanların özgürce hareket etmelerini engellemeyecekler. Bunların sınırını şeriat sözleşmeleri tespit eder. Sözleşmelerin yorumu hakemlere aittir.

  1. GaLAy- GaLAy / عَلَى - عَلَى
  2. EaN –Va /  أَنْ- وَ

أَنْ mastar edatıdır. Cümleyi isme çevirir ve cümlede bir kelime imiş gibi görev verir.

وَ de kelimeyi cümleye bağlar ayrı cümle imiş gibi mana kazandırır.

“Ahmet ve Mehmet geldi” dersem, Ahmet geldi, Mehmet de geldi demiş olurum.

  1. MiN MiN/ مِنْ - مِنْ
  2. EaV EaV / أَوْ – أَوْ

 

 

İstanbul, Yenibosna; 17 TEMMUZ 2021

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yayına Hazırlayan Adil Düzen Çalışanları:

AYŞE AYDIN

REŞAT NURİ EROL

 

 

***

 

 






Son Eklenen Seminerler
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1130
En'âm Suresi Tefsiri 77-79. Ayetler
21.08.2021 770 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1129
En'âm Suresi Tefsiri 74-76. Ayetler
14.08.2021 503 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1128
En'âm Suresi Tefsiri 72-73. Ayetler
7.08.2021 472 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1127
En'âm Suresi Tefsiri 71. Ayet
31.07.2021 142 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1126
En'âm Suresi Tefsiri 66-70. Ayetler
24.07.2021 277 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1125
En'âm Suresi Tefsiri 61-65. Ayetler
17.07.2021 209 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1124
En'âm Suresi Tefsiri 52-55. Ayetler
10.07.2021 192 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1123
En'âm Suresi Tefsiri 45-51. Ayetler
3.07.2021 209 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1122
En'âm Suresi Tefsiri 40-44. Ayetler
26.06.2021 233 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1121
En'âm Suresi Tefsiri 35-39. Ayetler
19.06.2021 260 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1120
En'âm Suresi Tefsiri 31-34. Ayetler
12.06.2021 245 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1119
En'âm Suresi Tefsiri 26-30. Ayetler
5.06.2021 277 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1118
En'âm Suresi Tefsiri 20-25. Ayetler
29.05.2021 307 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1117
En'âm Suresi Tefsiri 13-19. Ayetler
22.05.2021 295 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1116
En'âm Suresi Tefsiri 7-12. Ayetler
15.05.2021 316 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1115
En'âm Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
8.05.2021 292 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1114
Kasas Suresi Tefsiri 86-88. Ayetler
1.05.2021 292 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1113
Kasas Suresi Tefsiri 83-85. Ayetler
24.04.2021 324 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1112
Kasas Suresi Tefsiri 79-82. Ayetler
17.04.2021 349 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1111
Kasas Suresi Tefsiri 76-78. Ayetler
10.04.2021 360 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1110
Kasas Suresi Tefsiri 72-75. Ayetler
3.04.2021 315 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1109
Kasas Suresi Tefsiri 68-71. Ayetler
27.03.2021 688 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1108
Kasas Suresi Tefsiri 61-67. Ayetler
20.03.2021 359 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1107
Kasas Suresi Tefsiri 57-60. Ayetler
13.03.2021 391 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1106
Kasas Suresi Tefsiri 52-56. Ayetler
6.03.2021 428 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1105
Kasas Suresi Tefsiri 47-51. Ayetler
27.02.2021 459 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1104
Kasas Suresi Tefsiri 43-46. Ayetler
20.02.2021 449 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1103
Kasas Suresi Tefsiri 38-42. Ayetler
13.02.2021 471 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1102
Kasas Suresi Tefsiri 33-37. Ayetler
6.02.2021 503 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1101
Kasas Suresi Tefsiri 29-32. Ayetler
30.01.2021 621 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1100
Kasas Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
23.01.2021 1205 Okunma
4 Yorum 28.02.2021 11:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1099
Kasas Suresi Tefsiri 21-25. Ayetler
16.01.2021 640 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1098
Kasas Suresi Tefsiri 16-20. Ayetler
9.01.2021 627 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1097
Kasas Suresi Tefsiri 12-15. Ayetler
2.01.2021 833 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1096
Kasas Suresi Tefsiri 7-11. Ayetler
26.12.2020 888 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1095
Kasas Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
19.12.2020 1220 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1094
Neml Suresi Tefsiri 89-93. Ayetler
12.12.2020 1038 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1093
Neml Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
5.12.2020 719 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1092
Neml Suresi Tefsiri 76-82. Ayetler
28.11.2020 951 Okunma
1 Yorum 29.11.2020 17:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1091
Neml Suresi Tefsiri 67-75. Ayetler
21.11.2020 1062 Okunma
1 Yorum 26.11.2020 17:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1090
Neml Suresi Tefsiri 63-66. Ayetler
14.11.2020 712 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1089
Neml Suresi Tefsiri 59-62. Ayetler
7.11.2020 702 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1088
Neml Suresi Tefsiri 54-58. Ayetler
31.10.2020 942 Okunma
1 Yorum 03.11.2020 17:20
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1087
Neml Suresi Tefsiri 45-53. Ayetler
24.10.2020 986 Okunma
1 Yorum 24.10.2020 22:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1086
Neml Suresi Tefsiri 41-44. Ayetler
17.10.2020 742 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1085
Neml Suresi Tefsiri 36-40. Ayetler
10.10.2020 801 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1084
Neml Suresi Tefsiri 27-35. Ayetler
3.10.2020 1106 Okunma
2 Yorum 11.10.2020 20:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1083
Neml Suresi Tefsiri 20-26. Ayetler
26.09.2020 2078 Okunma
5 Yorum 03.10.2020 19:37
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1082
Neml Suresi Tefsiri 15-19. Ayetler
19.09.2020 1297 Okunma
3 Yorum 03.10.2020 18:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1081
Neml Suresi Tefsiri 12-14. Ayetler
12.09.2020 1194 Okunma
2 Yorum 13.09.2020 15:00