Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1153
Ankebut Suresi Tefsiri 24. Ayet
5.02.2022
2886 Okunma, 0 Yorum

ANKEBÛT SÛRESİ - 23. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنْجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ (24)

Kavminin cevabı yalnızca onu öldürün veya onu yakın demeleri oldu. Allah onu ateşten kurtardı. Kesinlikle iman eden bir kavim için ayetler onda vardır. (24)

 

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ

Kavminin cevabı yalnızca onu öldürün veya onu yakın demeleri oldu.

فَ: Atıf harfidir. Kendisinden sonraki cümleyi 17. ayetteki İbrahim’in sözlerine (إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللَّهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ) atfetmektedir. 18-23 ayet aralığı parantez olarak getirilmiştir. İbrahim’in kavmi ile olan ilişkisiyle ilgili olduğu için parantez açılmış ve açıklamalar yapılmış sonra da İbrahim ile kavmi arasındaki konuya bu ayetle geri dönülmüştür. Kuran’da bu üslup yaygın olarak kullanılır. Konudan konuya atlamış gibi görünen ayetler aslında iç içe parantezler nedeniyle bu şekildedir.

مَا: “Değildir” demektir. Olumsuzluk edatıdır. Olumsuzluğu istisna edatı olan إِلَّا ile bozulmaktadır.

كَانَ: “Oldu” demektir. Nakıs fiillerdendir. İsmi ve haberi vardır. İsmi merfu, haberi mensubdur.

جَوَابَ: “Cevap” demektir. Birinci babdan جَابَ - يَجُوبُ şeklinde bir şeyi delmek, oymak, tünel açmak, burgulamak manasındadır. İf’âl bâbında (أَجَابَيُجِيبُ) davete, çağrıya, talebe uymak anlamına gelmiştir. جَوَاب da if’âl bâbından mastar ismidir. Mecazi olarak kendisini çağıranın çağrısına, davet edenin davetine doğru engelleri delerek, tüneller açarak, yolları geçerek gitmek anlamından gelmiş olabilir. Başka bir bâbdan (2.bab gibi) daha gelip ve o sülasi bâbın kullanımı kaybolmuş ve if’âl babı onun yerine geçmiş olabilir.

قَوْمِ: “Kavim” demektir. قوم kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan mastar olarak kalkıp bir hedefe yönelerek dik durmak manasındadır. Bu mastar manasından ortak bir hedefe yönelmiş insan topluluğu manasında ism-i cemdir (topluluk ismidir).

هِ: “O” demektir. Zamirdir. İbrahim’e racidir.

قَوْمِهِ: “Onun kavmi” demektir. İsim tamlamasıdır. İbrahim’in kavmidir.

جَوَابَ قَوْمِهِ: “Kavminin cevabı” demektir. İ’râbı mensub (جَوَابَ) olduğundan kânenin haberidir. Normalde kânenin haberi isminden sonra gelir ve beklenen nekre olmasıdır. Burada isminden önce ve marife olarak gelmiştir.

إِلَّا: “Yalnızca” demektir. İstisna edatıdır.

أَنْ: “-mek” demektir. Mastar-ı müevveldir. Arkasından sıla cümlesi gelir.

قَالُوا: “Dediler” demektir. Söyleyenler İbrahim’in kavmidir.

اقْتُلُوا: “Öldürün” demektir. Emir cümlesidir. “Öldürelim” anlamındadır. Tağlib gereği ben+sen=siz olduğundan dolayı “öldürelim” yerine “öldürün” şeklinde gelmiştir.

هُ: “O” demektir. Mensub muttasıl zamirdir. İbrahim’e racidir.

اقْتُلُوهُ: “Onu öldürün” demektir. İbrahim’i öldürelim demektir.

أَوْ: “Veya” demektir. Atıf harfidir. حَرِّقُوهُ yu اقْتُلُوهُ ya atfetmektedir.

حَرِّقُوا: “Yakın”, “ateşe verin” demektir. Emir cümlesidir. Önceki cümle gibi “yakalım” anlamındadır.

هُ: “O” demektir. Mensub muttasıl zamirdir. İbrahim’e racidir.

حَرِّقُوهُ: “Onu yakın” demektir. İbrahim’i yakalım demektir.

اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ: “Onu öldürün veya onu yakın” demektir.

قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ: “Onu öldürün veya onu yakın dediler” demektir.

أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ: “Onu öldürün veya onu yakın demeleri” demektir.

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ: “Kavminin cevabı yalnızca onu öldürün veya onu yakın demeleri oldu” demektir. Burada إِلَّا istisna edatından önce mahzuf bir قَوْلٌ vardır. Bununla beraber قَوْلٌ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ kânenin ismidir. “Onu öldürün veya onu yakın demeleri dışında bir söz” demektir. Bununla cümle “Kavminin cevabı onu öldürün veya onu yakın demeleri dışında bir söz olmadı” anlamında olup hasr gerçekleştiği için “Kavminin cevabı yalnızca onu öldürün veya onu yakın demeleri oldu” şeklinde Türkçeye çevrilmesi de uygun olmaktadır.

 

فَأَنْجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ

Allah onu ateşten kurtardı.

فَ: Atıf edatıdır. Öncesi ile sonrası arasında sebep sonuç ilişkisi vardır. Kavminin onu öldürün veya yakın demelerinden sonra karar verilmiş ve bu kararla bu atıf edatı sonrası ilişkiyi anlatmaktadır.

أَنْجَى: “Kurtardı” demektir. Birinci babdan نَجَا - يَنْجُو şeklinde tehlikeli ve zararlı bir durumdan emniyetli bir hale geçmek, kurtulmak manasındadır. Birinci bab if’âl bâbına (أَنْجَىيُنْجِي) tadiye etkisi ile gelir. Bâb değişimi ile “kurtuldu” anlamı “kurtardı” anlamına dönüşür.

هُ: “O” demektir. Mensub muttasıl zamirdir. İbrahim’e racidir.

أَنْجَاهُ: “Onu kurtardı” demektir.

اللَّهُ: “Allah” demektir. Alemlerin rabbinin özel ismidir. Kurtarma fiilinin failidir.

مِنَ: “-den” demektir. Harf-i cerdir.

النَّارِ: “Ateş” demektir. نور kökünden gelmiştir. Birinci bâbdan نَوْر mastarı parlamak, ışımak, ışık yaymak, ışık saçmak manasındadır. Bu mastar manasından ışık saçan manasında نَار ıstılahi olarak “ateş” anlamında isimdir. نُور da نور kökünden aynı mastardan gelmiştir. Bu mastar manasından yayılan ışık ve elde edilen görünürlük manasında نُور “aydınlık, ışık” anlamında isimdir. نَار dişil, نُور ise erildir.

مِنَ النَّارِ: “Ateşten” demektir.

فَأَنْجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ: “Allah onu ateşten kurtardı” demektir. Allah İbrahim’i ateşten nasıl kurtarmıştır?

قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ (68) قُلْنَا يَانَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ (69) وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ (70) وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ (71)

Dediler ki onu yakın ve ilahlarınıza yardım edin, eğer yapanlarsanız. Dedi ki ey ateş, İbrahim’e serin ve selam ol ve ona bir tuzak irade ettiler de onları en çok zarara uğrayanlar kıldık ve onu ve Lut’u alemler için içini bereketlendirdiğimiz yere doğru kurtardık. (Enbiya 68-71)

Ateşe “serin ve selam ol” denmesi ne demektir? Ateş nasıl serin olmaktadır? 1810 yılında Sir Humphry Davy bazı tür alevlerin parmaklarını yakmadığını veya bir kibriti ateşlemediğini tespit etmiştir. Soğuk Alev alkol, aldehit, yağ, asit, wax ve metan gibi maddelerde ortaya çıkabilmektedir.

Ateşin serin olması klasik ateş sıcaklıklarında olmadığını, selam olması da zarar vermemesi yani yakmamasını gösterir. İbrahim Peygamberin kurtarılması ateşin soğuk alev vermesi ile olmuştur. Ateşe “serin ve selam ol” demek ne demektir? Nuh tufanının bitişinde de yere ve semaya söylenen emirler vardır. “Biz dedik” denmektedir. Bu da doğa kanunları yani fizik kuralları içinde gerçekleştiğini göstermektedir. Melekler veya özel görevli bazı insanlar yakıtta bir değişiklik yapmışlardır. Hatta Allah İbrahim’i yakmak için ateşin yakıtını hazırlayanlara ilham etmiş ve ateşin yakıtını değiştirmiş olabilirler. Neticede ateş yanmış ama soğuk alev verdiği için İbrahim’i yakmamış, ona zarar vermemiştir.

 

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Kesinlikle iman eden bir kavim için ayetler onda vardır.

إِنَّ: “Kesinlikle” demektir. Hurufu müşebbehe bi-l fiildendir. İsmi ve haberi vardır. Kânenin tersine ismi mensub, haberi merfudur.

فِي: “İçinde” demektir. Harf-i cerdir.

ذَلِكَ: “O” demektir. Uzak ism-i işarettir. Muhatap كَ yani “sen”dir. “Sana söylüyorum, o” anlamına gelmektedir. Bu uzak ism-i işaret İbrahim Peygamberin yakılmaya çalışılması ve ateşten Allah’ın onu kurtarmasını işaret etmektedir. Böyle anlamlara işaret etmede uzak ism-i işaretler kullanılır. Muhatap tekil geldiği için herkesi birey birey ilgilendirmektedir. Eğer ذَلِكُمْ şeklinde gelseydi topluluğu ilgilendirecekti.

فِي ذَلِكَ: “Onda” demektir. İnnenin haberidir. Normalde beklenen İnnenin isminin öne gelmesidir. Burada haber isminden önce gelmiştir.

لَ: Başlama lâmıdır. İsim cümlesinde mübtedanın başına gelen fethalı te’kid lâmı (başlama lâmı=lâmu-l ibtidaiyye) inne cümlesinin hem isminin hem de haberinin başına gelebilir. Burada innenin isminin başına gelmiştir. Te’kîd amacıyla gelir.

آيَاتٍ: “Ayetler” demektir. Tekili آيَة dir. Ayet gösterge demektir. ءيي kökünden gelmiştir. Dördüncü bâbdan mastar olarak bir kimse ya da bir şey hakkında onun bilinmesini sağlayacak bir işaret koymak manasındadır. Bu mastar manasından konulan işaret manasında آيَةٌ “gösterge” anlamında isimdir.

لِ: “İçin” demektir. Harf-i cerdir.

قَوْمٍ: “Kavim” demektir. Ortak bir hedefe yönelmiş insan topluluğunu ifade eden ism-i cemdir.

يُؤْمِنُونَ: “İman ediyorlar”, “güveniyorlar, güven veriyorlar” demektir. İf’âl bâbında harf-i cersiz güven vermek anlamında iken بِ harf-i ceri ile güvenmek anlamına gelir. Burada harf-i cer yoktur ama fiilin mef’ûlü cümlede geçmediği durumlarda da harf-i cer olmaz. يُؤْمِنُونَ بِاللهِ “Allah’a güvenirler” anlamındadır. Ama güvendiğini yani Allah’ı cümlede söylemezseniz بِ harf-i cerini de söyleyemeyeceğiniz için bu harf-i cer söylenmez. Bu nedenle burada iki anlam da geçerlidir. Yani hem çevrelerine güven veriyorlar hem de birisine, birlerine, bir şeye, bir şeylere güveniyorlar anlamına gelir.

قَوْمٍ يُؤْمِنُونَ: “İman eden bir kavim” demektir.

لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ: “İman eden bir kavim için” demektir.

آيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ: “İman eden bir kavim için ayetler” demektir.

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ: “Kesinlikle iman eden bir kavim için ayetler onda vardır” demektir. Ayet değil, ayetler vardır. Hem de ayetler nekredir. Kavim de nekredir. Ayetler çoğuldur ve en az üç tane olması gerekir. Ayetlerin nekre olması ve kavmin de nekre olması bu olaydaki göstergelerin her kavim için her dönem için farklı farklı olmasındandır. Her dönemde, her yüzyılda herhangi bir kavim kendisi için bu olaydan ayetler bulacaktır. Kendi durumlarının göstergeleri olacaktır. Kendimiz için olan ayetleri tespit etmemiz gerekmektedir.

İbrahim kavmine 17. ayette “Yalnızca Allah’tan aşağıda olan kuvvet ve çokluk hedefli topluluklara ibadet ediyorsunuz ve yanlış algı oluşturuyorsunuz. Kesinlikle Allah’tan aşağıda olan ibadet ettikleriniz sizin için hiçbir rızık yönetemezler. Bu sebeple rızkı Allah’ın indinde arayın ve O’na ibadet edin ve O’na şükredin. O’na döndürüleceksiniz.” demiştir. Bunun üzerine kavminin cevabı İbrahim Peygamberi yakmaya çalışmak olmuştur. Buradan kendimiz için ayetleri çıkarmalıyız.

  1. Bulunduğunuz toplulukta vesenler olacaktır. Bunlar çoğunluğu ve gücü eline geçirmeye çalışan topluluklardır.
  2. Bulunduğunuz toplulukta algı operasyonları olacaktır. Her vesen diğerini kötü, kendini iyi ve hatasız göstermek için sürekli algılar oluşturacaktır. Bunun günümüzdeki karşılığı sosyal medyadır. Daha önceden klasik basın ve TV iken bugün ağırlığı sosyal medya almıştır.
  3. Vesenler ekonomik topluluklar değildir. Gelirleri üyelerinden veya dışarıdan gelmektedir.
  4. İnsanlar vesenlerden medet ummakta, onlardan rızık beklemekte ve rızıklarını o vesenlerin vereceğini sanmaktadırlar.
  5. Rızık Allah’tandır. Allah’a ibadet etmeli ve O’nun istediği kurallarla yaşayıp rızkı o şekilde temin etmeliyiz.
  6. Bu yanlışları topluluğunuza söylediğinizde alacağınız cevap İbrahim’in aldığı cevaba benzeyecektir. Bu fiziksel öldürme şeklinde olmayıp sizin topluluğunuzun dağıtılması şeklinde olabilir. Yakılma da topluluğunuza ciddi zarar verme şeklinde olabilir.
  7. Siz hakkı söylemeye ve tebliğe devam edin, onlar sizi ateşe atsa bile ateş sizi yakmayacaktır, size zarar veremeyeceklerdir.
  8. Eğer iman eden bir topluluk iseniz bu ayetler sizi ilgilendirecektir ve onları değerlendireceksiniz demektir.

 

Yalova, Teşvikiye

05 Şubat 2022

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Son Eklenen Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1242
Lokman Suresi Tefsiri 7. Ayet
24.02.2024 45 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1241
Lokman Suresi Tefsiri 6. Ayet
17.02.2024 28 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1240
Lokman Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
10.02.2024 53 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1239
Rum Suresi Tefsiri 60. Ayet
27.01.2024 94 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1238
Rum Suresi Tefsiri 59. Ayet
20.01.2024 91 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1237
Rum Suresi Tefsiri 58. Ayet
6.01.2024 137 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1236
Rum Suresi Tefsiri 57. Ayet
30.12.2023 146 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1235
Rum Suresi Tefsiri 56. Ayet
16.12.2023 189 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1234
Rum Suresi Tefsiri 55. Ayet
25.11.2023 182 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1233
Rum Suresi Tefsiri 54. Ayet
11.11.2023 200 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1232
Rum Suresi Tefsiri 53. Ayet
4.11.2023 166 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1231
Rum Suresi Tefsiri 51-52. Ayetler
21.10.2023 239 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1230
Rum Suresi Tefsiri 50. Ayet
14.10.2023 198 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1229
Rum Suresi Tefsiri 48-49. Ayetler
30.09.2023 200 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1228
Rum Suresi Tefsiri 47. Ayet
16.09.2023 226 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1227
Rum Suresi Tefsiri 46. Ayet
9.09.2023 275 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1226
Rum Suresi Tefsiri 44-45. Ayetler
2.09.2023 177 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1225
Rum Suresi Tefsiri 43. Ayet
19.08.2023 184 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1224
Rum Suresi Tefsiri 42. Ayet
12.08.2023 187 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1223
Rum Suresi Tefsiri 41. Ayet
5.08.2023 233 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1222
Rum Suresi Tefsiri 40. Ayet
29.07.2023 186 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1221
Rum Suresi Tefsiri 39. Ayet
22.07.2023 179 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1220
Rum Suresi Tefsiri 38. Ayet
15.07.2023 175 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1219
Rum Suresi Tefsiri 37. Ayet
17.06.2023 165 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1218
Rum Suresi Tefsiri 36. Ayet
3.06.2023 205 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1217
Rum Suresi Tefsiri 35. Ayet
27.05.2023 204 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1216
Rum Suresi Tefsiri 33-34. Ayetler
20.05.2023 239 Okunma
Lütfi Hocaoğlu