Türkiye’de kazanılan zafer yalnız Türklerin zaferi değildir. Bu zafer dünyadaki sermaye ile devletler arasında sürüp gelen savaşın dönüm noktasıdır. Orta Asya’daki Talas zaferi (751), Malazgirt zaferi (1071), Sakarya zaferi mesabesindedir. “Adil Düzen”in zaferidir. Sermaye sömürüsünün son bulamaya başladığı zaferdir. İftiralarla veya şantajlarla zafer elde edilemeyeceğinin herkese duyurulmasıdır.
Ne var ki bu zafer küçük zaferdir.
Büyük zafer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı çıkarmasıdır. Türkiye ve tüm insanlar ancak bu anayasa ile gerçek zafere ulaşırlar. Ancak ve ancak bu anayasa ile zaferlerinin kalıcılığını sağlarlar. Türkiye Devleti bir asra yaklaşan varlığını kendi başarısına değil, uluslararası dengeye dayandırmaktadır. Bu denge barışa döndüğü zaman Türkiye’nin de işi biter. Türkiye Cumhuriyeti Devleti varlığını sürdürmesi için “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı getirmelidir.
*
YENİ ANAYASA NASIL YAPILACAKTIR?
Önce Cemal Gürsel’in ve Kenan Evren’in yaptığı gibi, “ilim adamlarından oluşan bir komisyon” kurulmalıdır. Buraya yani bu komisyona AK Parti 9, CHP 5, MHP 3, BDP 2, SP 1 delege göndermelidir. Bir anaysa için madde başlıkları tesbit edilmelidir. Yani hangi konuların işleneceği belirtilmelidir. Madde başlıklarını ilim adamları kendileri ayrı ayrı tesbit ederler. Bütün teklifler görüşmede yer alır.
Önce Saadet Partisi’ni temsil eden ilim adamı bir maddeyi getirir. Önce Saadet Partisi’nden başlayarak birer madde önerirler ve istişareden sonra öneren ilim adamı son şeklini verir. Diğer ilim adamları itiraz ederlerse hakemlere gidilir. Hakemin verdiği karar kesindir. Sonra Saadet Partisi’nin temsilcisi devreden çıkar ve diğer partiler birer madde görüşürler. Sırasıyla BDP de devreden çıkar. Sonra MHP temsilcileri devreden çıkarlar. Böylece bütün maddeler görüşülünceye kadar devam edilir.
Sonunda âlimler sıralama usulü ile bir başkan seçerler ve tüm anayasaya son şekli verilir. Tenakuzları kaldırırlar. İtiraz edenler hakemlere giderler. Her itiraz için ayrı hakemlere gidilir. Anayasanın son şekli böylece verilmiş olur.
*
Akevler’in hazırladığı “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” vardır. Mesela, AK Parti bir ilim adamını Akevler’den atar; o da “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı önerir. Girebildiği kadar girer veya girmez. Böylece anayasa oluşmuş olur.
O heyet sonunda “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı benimser veya benimsemez. Benimserse, Türkiye ve insanlık kurtulur, benimsemezse “Sosyal Tufan” olur ve ondan sonra “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı benimseyenler gelir.
Bizim önerdiğimiz anayasa sadece ulusal anayasa değildir, tüm insanlığın anayasasıdır. Her ülke, her il, her bucak gerekli değişiklikleri yaparak kendilerine özgü anayasa yaparlar. Her bucakta kendi anayasaları uygulanır. Merkez bucaklarda merkez bucak anayasaları uygulanır. Uluslararası ilişkilerde insanlık, iller arası ilişkilerde ülke, bucaklar arası ilişkilerde il merkez bucaklarının anayasaları uygulanır.
Yani bizim yapacağımız anayasa Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır, Van, Erzurum, Samsun, Bursa, Afyon, Konya ve Kayseri merkez illerinin merkez bucaklarında uygulanır. Diğer bucaklarda o bucakların kendileri buna benzer anayasa yapacaklardır. Yani yerinden yönetim sistemi uygulanacaktır. Merkezi anayasaların taşralarda uygulanma zorunluluğu yoktur. Devlet bir taşra ilin iç düzenine karışmaz. İller de taşra bucaklarının iç düzenlerine karışamazlar.
“Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nın ikinci özelliği bağımsız, tarafsız, etkin ve saygın yargı sistemidir. Bu da ancak yargının tarafların seçeceği hakemlerle bu hakemlerin seçtiği başhakemden oluşacaktır. Hakemlerin verdiği kararlar kesin olacak, temyizi bulunmayacaktır. Hakemlerin kararlarına hakemler nezdinde itiraz yapılabilecektir.
SÜLEYMAN KARAGÜLLE
Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL
www.akevler.org (0532) 246 68 92