Sermaye Türkiye’nin ordusunu yıpratmak, Türk siyasileri ile ordunun arasını açmak amacıyla bir tertipte bulunmuştur. Stratejik ortağı olduğunu söyleyerek, dolar babası sermaye gerekli finansı yaparak Türk ordusunda bazı planların yapılmasını sağlamıştır.
Askerlikte kuraldır. Her türlü ihtimal göz önüne alınır ve ona karşı taktik planları hazırlanır. Mesela, bir gün Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ı birleştirip tek Kafkas devletini kurabilir. Kafkas devleti Türkiye’ye saldırır. Bunu önce ABD devleti destekler. Kafkas devleti Doğu Anadolu’yu işgal eder.
Türkiye kendisini koruyabilmek için ABD’den yarım ister. Rusya’ya karşı harekete geçer ve eski hudutlara götürür. Böylece Türkiye bağımsızlığını kaybeder.
Türk ordusu böyle bir saldırıya karşı nasıl bir taktikle karşı koyabilir, Doğu Anadolu’nun işgalini nasıl önler?
İşte, kurmaylar bu hayali saldırıya karşı Türkiye’nin reel imkânları içinde savaş planı hazırlarlar.
Bu plan neye dayanır?
Önce ordunun Kafkas ordusundan daha güçlü olması gerekir. Varsayımda Kafkas ordusu mâlen ve silahla desteklenecek ama askeri destek vermeyecektir. O halde düşman kaç kişilik ordu ile saldırabilir? Bu orduya karşı biz kaç kişilik askerle karşı koyabiliriz. Bu tesbit edilir. Bu kadar askerimiz varsa ona göre plan geliştirilir.
Kurmaylar boş duracaklarına böyle hayali saldırılar kabul eder ve onun üzerinde kafa yorarlar.
Türkiye’de 1960’da, 70’de, 80’de, 97’de böyle müdahaleler oldu. ABD emretti, Türk sivil hükümeti sorunu çözemedi. Askerler kendilerine göre çözdüler.
Böyle bir durumla karşı karşıya kalınırsa Türkiye ne yapacaktır?
Bunun için çeşitli planlar hazırlanır. Bunlardan biri Ergenekon, diğeri Balyoz’dur.
Bu planı Türk ordusuna hazırlatan sermayedir.
Sermayenin bunu hangi mekanizmaya basarak hazırlattığı belli değildir. Bunlar sonra çuval çuval bir ajanın eline geçiyor, bir hahamın eline geçiyor ve bu davalar açılıyor!
Ayrıca baskı yapılır, Türkiye’de askerlerin sivil mahkemelerde muhakemesi sağlanır!
Bu baskı nerden gelmişse, sadece bunun tespiti ile sorunlar çözülür.
Türkiye’de yargı harekete geçiyor.
Bu hareketin kendiliğinden olması mümkün değildir. Hâkimler ve savcılar kendilerini korumak için bu saldırıya boyun eğmişlerdir. Oyuna gelmişlerdir.
AK Parti’nin suçu, bu yargılamaya âlet olması ve ülkenin lehine çevirememesidir.
Askerler de bu saldırıya şöyle cevap verdileri; Orgeneral Başbuğ, “Ben burada (hapishanede) askeri vazifemi yapıyorum.” dedi.
Bütün bunları sermaye yaptığı halde, sanki AK Parti yapıyormuş gibi takdim ediliyor, birçok akılsız kardeşimiz de bu oyunlara inanıyordu.
Başbakan Erdoğan’ın yapacağı ne vardı, ne yapmalıydı?
Ben bunu daha dava başladığı zaman, İzmir’de Harun Özdemir’in yaptığı televizyon programında açıkça söyledim: Genel af çıkararak sorunları bitirmek...
Bugün de yapacağı başka bir şey yoktur.
PKK’lıları affet, onlarla çarpışanları hapset!
Bu yapılan akıl kârı değildir ve sonu devletin yıkılışına götürür.
Başbakan Erdoğan bizi aramıyor, bize sormuyor…
Biz de kendisiyle ilgilenmiyoruz...
Bu durumda onun kapılarını kendi kurtuluşu için aşındıramam...
Biz yazıyoruz, Reşat Nuri Erol yazıyor…
İsteyen yararlanır...
Evet, Başbakan Erdoğan şimdi son derece gerekli bir hareket yaptı, tutuklu orgenerali ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Gül şifalar diledi. Artık bunların aklı başına geldi.
İnşaallah bu ülke batmadan bunlar bu işi hallederler.
Okuyucularımızdan ricamız var: Bu yazdıklarımızı Cumhurbaşkanına, Başbakana ve bakanlara ulaştırınız.
Bir genel af çıkarılacak. Diyelim ki 01.01.2013’den önce işlenmiş tüm suçların cezaları askıya alınacak. Tüm mahkûmlar hapishaneden çıkacak. Tüm cezalar yok sayılacak. Soruşturmalar devam edecek. Ama tutuklanarak değil, karakola çağrılarak değil, ayağına gidilerek soruşturma yapılacak. Bu tüm askerlere ve PKK’lılara uygulanacaktır. Hapiste tutulan askerlere tazminat ödenecektir.
SÜLEYMAN KARAGÜLLE
Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL
www.akevler.org (0532) 246 68 92