Süleyman Karagülle
Neden matematik?
16.02.2013
10688 Okunma, 1 Yorum

 

Oturduğunuz çevreye bakınız. Canlı ve cansız çeşitli varlıklar görürsünüz, hattâ hiçbirisi diğerine benzemez. Bunların yapısındaki atomların sayısı yüze yakındır, en çok 118 olabilir. Ama sona doğru gidildikçe ömürleri kısalmakta, saniyeden çok kısa zamanda var olup yok olmaktadır. Bütün varlıklar 100 çeşit tuğladan meydana gelmiştir. Bunlar da suyu oluşturan hidrojen denilen bir maddenin bir araya gelmesi ile çeşitlenmişlerdir. Hidrojen de 1836+1 parçacıktan oluşmuştur. Kâinatta bu parçacıklar vardır. Bunlar ışık hızına çıkar veya bizim hızımıza inerler.

Bütün bunlar birbirleri ile birleşirken, bir araya gelirken hepsi belli sayılarda ve belli güçlerle bir arada olurlar. Yani kâinat ışık kuantumları ile bu kuantumları oluşturan iki veya dört çeşit parçacıklardan oluşur. Diğer bütün oluşlar matematik kuralları içinde birleşmeleri sayesinde gerçekleşir.

Biz kâinattan yararlanarak yaşarız.

Ondan yararlanmamız için onu bilmemiz gerekir. Ateşin yaktığını bilmezsek elimizi ateşe sokunca yanarız. Armudun yararlı olduğunu bilmezsek açlıktan ölürüz yahut zehirli mantarları yersek ölürüz. Oradaki kısmi cehaletimiz bize nelere mâl olmaktadır.

İşte, kâinatı bilmemiz matematikle mümkündür. Fıkhı yani ne yapacağımızı Arapçasız bilemeyiz ama nasıl yapacağımızı da matematiksiz bilemeyiz. Oysa ne yapmak istediğimizi bilmemiz yeterli değildir, nasıl yapacağımızı da bilmemiz gerekir.

Arapça da Matematik de zor öğrenilecek ilimler değildir ama çalışmak ister.

İşte, müçtehit olacak kimse Arapçayı bilen kişi olacak ama Matematiği de bilen kişi olmalıdır. Matematikle tekniği, Arapça ile fıkhı yani hukuku öğrenecektir.

Eskiden yapılacak işler çok azdı, bilinecek şeyler çok azdı. İnsanın müçtehit olması için o zaman bilinen bütün ilimleri öğrenmesi gerekiyordu. Hâlbuki şimdi işler o kadar çoğalmıştır, bilinecek o kadar şey vardır ki, bir insan ömrü boyunca milyonda birini bile öğrenemez. Yapılacak tek şey herkesin kendisine lazım olanları öğrenmesidir. Peki, bize ne lazım olacağını nasıl bileceğiz? Bilemeyiz. Çünkü hayat tesadüflerle yürür. Nerede ne ile karşılaşacağınızı bilemediğiniz gibi, karşılaştığınız şeyin dahi ne olduğunu bilemezsiniz.

Allah bunun için kolaylık sağlamıştır. Bir şeyle karşılaştığınız zaman ne yapacağınızı size fıkıh öğretir, orada o zaman öğretir; nasıl yapacağınızı da size teknik öğretir, orada öğretir. Bunun için yazılmış fıkıh ve teknik kitaplar ve projeler vardır. Onları okuyarak ne yapacağınızı ve nasıl yapacağınızı bilebilirsiniz. Yani siz her şeyi değil sadece size lazım olanları öğrenme imkânına sahipsiniz.

İşte, sizi her şeyi öğrenmekten kurtaran, size nerede ne zaman ne öğreneceğinizi öğreten ilim Matematik ile Usul’dür. Usul ne yapmanız gerektiğini yani fıkhı öğretir. Matematik de nasıl yapacağınızı yani tekniği öğretir.

Nasıl öğretir?

Öğretir çünkü Arapça bilen bütün fıkıh kitaplarını okuyup anlayabilir.

Matematik bilen de bütün teknik kitapları okuyabilir ve projeleri anlayabilir.

İşte bu iki ilim sizi her şeyi bilmekten kurtaracaktır.

Arapçada neler öğreneceğimizi yazmıştık.

Bugün de Matematikte neleri öğreneceğimizi kısaca anlatacağız.

1- Birimleri öğreneceğiz. İnsan bir birimdir. Yumurta bir birimdir. Metre, kilo, sıcaklık derecesi birer birimdir.

2- Saymayı öğreneceğiz. Birimlerden bir yerde kaç tanesi olduğunu bilmek saymaktır. Sepette 15 yumurta vardır diyebilmek saymaktır. Saymak paketlemektir.

3- İşlemleri bilmektir. Toplama, çıkarma, çarpma, bölme, üs alma, kök alma ve logaritmasını bilme işlemleri bilmedir. 5’in 3 ile üssü 125 eder, 5’i 3 defa birbirine çarpma demektir. 125’in üçe göre kökü yani 5’i bulmak kök almadır. 3’ü bulmak ise logaritmasını bulmaktır.

4- Denklemleri oluşturmaktır. 5 ile 7’inin çarpımı ile 15’in toplamı 50 eder dediğimiz zaman burada bir denklem kurmuş oluruz.

5- Değişmeyi incelemektir. Kaç kilo yakıt yakarsam odamı bir gün akşama kadar 15 derece ısıtırım. Yani yakıtın tükenmesi ile odanın ısınması arasında ilişki vardır. Bir şeyin değişmesi, başka bir şeyi nasıl değiştirir? Bunu inceleyen bölüme analiz denir.

6- İhtimaliyat. 100 hastanın başı ağrıyor. İlaç olarak aspirin veriyoruz. İyileşiyor ama hepsi değil de %70’i iyileşiyor. Onları taburcu ediyoruz. 30 hastayı ise hastanede tedavi için yatırmamız lazım. O halde olasılık hesaplarını bilmezsek kaç yatağa ihtiyacımız olduğunu bilemeyiz.

7- Seriler ve diziler. Bir çemberin çapa bölümü hiçbir zaman bir ondalık sayı ile ifade edilemez. Tamı tamına bulmamız mümkün değildir. Ama istediğimiz kadar yaklaşabiliriz. Bu tür sayılar çoktur. Sinüs, kosinüs bu tür serilerdir. Bunun da ilmi vardır.

8- Bilgisayar matematiği var veya yoka dayanır. Sıfır ve 1’i elektrik makinelere öğretir, ondan sonra istediklerimizi yaptırabiliriz. Bunu bilgisayar matematiği ile yapabilmekteyiz yahut mantık matematiği ile yapmaktayız.

Demek ki Fıkıhta ulum-ı semaniye olduğu gibi Matematikte de ulum-ı semaniye vardır. Aslında bunlar analogdur. Biri niteliği inceler, diğeri niceliği inceler.

Bizim müçtehit adaylarına bu 16 ilmi öğreteceğiz.

İnsanlık bu ilimleri en az beş bin yıl çalışarak elde etti. Bunları kendi kendimize öğrenemeyiz. Büyüklerimiz bize öğretti, biz de gençlere öğreteceğiz.

Bu ilimler müçtehit için gereklidir ama yeterli değildir. Bu tarafıyla biz müçtehidi yetiştireceğiz ama asıl müçtehit kabiliyeti olanlar kendiliğinden müçtehit olacaklardır. Olamayanlar da uygulayıcı olacaklardır.

Müçtehit olmak demek, bir işletmenin teknik ve fıkhi projesini yapmak, kitabını yazmak demektir.

 

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL

www.akevler.org (0532) 246 68 92

 

 


YorumcuYorum
Sam Adian
17.02.2013
00:40

Sayın Karagülle, Son seminerinizde ifade ettiğiniz bir cümle dikkatimizi çekti ve bunu sorma gereği duyduk. Ne yazık ki seminerlerin altına yorum yazılamadığı için burada yazmak zorunda kaldık. Bunun için anlayışınıza sığınıyoruz. Seminerinizde diyorsunuz ki: "Tekzib edenler ise; sizin söyledikleriniz yanlıştır, siz Kur’an’ı yorumlamıyorsunuz, siz kendi heva ve heveslerinizi Kur’an diye bize sunuyorsunuz diyorlar. Bunda haklılık tarafları olabilir, biz Kur’an’ı yorumlarken kendi heva ve hevesimizin tesiri altında kalabiliriz. Bunun içindir ki bizimle tartışan herkesle tartışıyor ve yanlışlarımızı düzeltmek istiyoruz. Sam Adian gibilerinin tamamen Kur’an’ı tahrif edici sözlerine de kulak veriyor ve değerlendiriyoruz. Yanlışlarımızı onların söyledikleriyle düzeltmeye çalışıyoruz. Ama dilsiz, sağır ve kör olan çağımızın ulemasından yararlanamıyoruz, dalalette olduklarını söylüyoruz. " Bu açıklamanızda kullandığınız “Tamamen Kur’an’I tahrif edici” ifadenizden ne kasdettiğinizi açıklamanız gerektiğini düşünüyoruz. Bizim Kur’an I tahrif etmek gibi bir gayemiz olmadı. En azından bir böyle bir amaçla hareket etmiyoruz. Ama buna rağmen siz böyle bir iddiada bulunuyorsanız bunu açıklamanız gerekir çünkü bu ciddi bir ithamdır. Hata yapmış olabiliriz, ama zaman zaman tartışmaların sizin seminerlerinize yansıyan taraflarına baktğımız zaman tanımlamalarda ve manada hatalı olmadığımızı da görüyoruz. Buna rağmen böyle bir iddiada bulunuyorsanız bunu açıklamanız herkesin yararına olacaktır çünkü bizim söylediklerimizi değerlendirenlerin de hata yapmalarını önlemiş olursunuz. Eğer ciddi bir dayanağınız varsa. Siz bir seminerinizde “Istılah olmadan Kur’an anlaşılamaz” demiştiniz. Biz ise Istılah’ın tahrif olduğunu söylemiş idik. Her kelimeyi yorumlamak yahut açıklamak zorunda değiliz. Eğer bir kelimenin manasını kavrayamıyor ve açıklayamıyorsak onu geçeriz. Demek ki henüz zamanı gelmemiştir. Ama bunun yerine o kelimeye mana uydurup, ıslah edip kendimize gore bir sonuç üretmeyiz. Ben bir örnek vermek istiyorum izninizle. Mesela “Vahid” kelimesi üzerinde herhangi bir tartışma yoktur. Yahut en azından ben rastlamadım. Ama “Ahad” kelimesi üzerinde çok tartışma vardır. Çünkü bu ifade özellikle “Tevhid” anlayışının temeline dinamit koyabilecek durumdadır. Bu yüzden de tartışma çoktur. Lugatte bu kelime nasıl tarif edilir? “İstiğrak içindir. Birleşme ve ayrılma yoluyla çoğu içerir. Nitekim, “evde bir kimse yok” dendiği zaman, bir ve iki veya daha fazlası topluca veya ayrı olarak yoktur demek istenir.” Devam edelim: Bu anlamda müsbet olarak kullanılması doğru değildir. Çünkü iki zıd şeyin nefyi doğru olur da, isbâtı doğru olmaz. Evde bir kişi vardır denilince burada bir kişinin isbâtı bulunduğu gibi bunun üzerinde olanların da topluca veya ayrı ayrı varlığı isbât edilmiş olur... İsbât için kullanılan bire gelince; bu da üç şekildedir. Birincisi onlar basamağına eklenen birdir; onbir, yirmibir, gibi. İkincisi muzâf veya muzâfün ileyh gibi evvel anlamına kullanılan birdir. Üçüncüsü ise mutlak sıfat olarak kullanılır ve ancak Allah'ın vasfı olarak ifâde edilir. Yapılan tanımda hangi ifadenin “gerçek manayı” hangilerinin ise “Istılah” manayı ifade ettiğini anlamak zor olmasa gerek. Bir kelimenin ifade ettiği mananın bir kısmını alıp bir kısmını almamak Doğru olmayacağı gibi, “Allah” lafzı söz konusu olduğunda kelimenin asıl manasını terketmek de Doğru olmaz. Bu sebeple biz demiştik ki “Ahad” hiçliktir. Aslında bunu söylerken kavramsal olarak tartışılmasını istemiştik. Ne var ki kimse buna yanaşmadı. Buradan kasdettiğimiz şey şu idi ki muhtemelen lafzın da kastı budur: “Allah sizin bir kimseniz değildir, sizin için yoktur, buna dayanarak Allah şöyle Allah böyle demeyin” şeklinde bir mana ihtiva eder. Sizin sıkça başvurduğunuz bir ifade şeklini reddetmiş olur. Geriye kalan kısımları saymak bile gereksizdir. Kur’an da kullanılan kelimelerin “Islah” edilmiş hallerini herhalde bilmeyen yoktur. Bilmeyenler varsa Ragıp El-Isfehani’nin “Kur’an ıstılahları sözlüğü/El-Müfredat” ını alıp incelemeleri yeterli olur sanırım. Tabii, yine aynı müellifin kaleminden çıkmış olan “lisan-ül Arab” sözlüğünün dayanakları ve mana yöntemini de anlamak açısından büyük yarar sağlayacaktır. Her iki eseri karşılaştırıp “güvenilirlik sorgulaması” yapmayan birilerinin olma ihtimalı ne yazık ki çok azdır. En azından mantık çerçevesinde. Kısaca ve özetle biz ne söyledik? Bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

- Salat ile Namaz kavramlarının aynı olmadığını, Namaz’ın bir ritual olduğunu ve Kur’an da karşılığının olmadığını söyledik. (Vaktiyle fukeha’dan biri bu sebeple bana “zındık” demiş idi ancak zaman içinde, bu fakih hazretleri de söz konusu namaz ve oruç eylemlerinin cahiliyeden kopya edildiğini oraya da çeşitli geleneklerden geçtiğini itiraf ettiğini de gördük. İsmi çok da önemli değil.)

- Kur’an ın Riba’yı yasakladığını, Faiz kavramının ise başka bir şey olduğunu ve bunuunla ilgili herhangi bir yasaklamanın olmadığını söyledik. (siz de böyle söylediniz, ama yine de Faiz demekten geri durmadınız)

- Sadaka ve Zekat kavramlarının aynı olmadığını, vergi olanın sadece sadaka olduğunu, zekatın ise kamu finansmanı anlamına geldiğini ve bir borç niteliğinde olduğunu söyledik. Zekatı vergi saymanın “zulüm” olduğunu da eklemiyi ihmaal etmedik çünkü böyle yapıldığında topluluk sermayesiz bırakılmakta ve güçsüz kılınmaktadır. (Üstelik bunu iddia eden sadece biz de değiliz, geleneksel anlayışa sahip olanların önemli bir kısmı da ciddi tartışmalar yapmışlar ve yapmaya da devam ediyorlar.)

- Toprakta ve doğal kaynaklarda “mülkiyet” olmadığını, bunların “miras”a konu edilemeyeceğini söyledik. (bunun üzerine siz de ifadelerinizde bazı değişiklikler veyahut ilaveler yaptınız ama yine de mülkiyet kavramını Kur’an ın önerdiği düzleme oturtmaktan kaçındınız. Çünkü yerleşik nizamın devamını arzuluyor olmalısınız. Sermayeye itirazınız var ama, güçlünün haklılığını da Kabul eder durumdasınız)

- Allah’ın mutlak olduğunu, tanımı ve tahayyülünün mümkün olmadığını, yaratılışın Allah’ın bir işi değil, onun dün’inden rabbin işi olduğunu söyledik. (Aslında bunu söyleyen ilk biz de değildik, paradigmanın içinde bunu ifade eden başkaları da olduğu gibi, rububiyet kavramını geliştiren de biz değiliz) Tabii bunlara bağlı olarak pek çok konuda da doğal olarak farklı sonuçlar ortaya çıktı. Ceza hukukunun anlaşılmasında, Zina, Nikah gibi kavramlarda vs. Ama bütün bu süreç içerisinde “Mana” sebebiyle bir itirazla da karşılaşmadık. Yapılan itirazların hemen tamamı ya “usul” sebebiyle, yahut geleneklere gore. Detayları zaten yazmıştık, yaratılış, evrim, süreç ve sistemin işleyişi, yeryüzü ve gökyüzü gibi kavramlar, usul, icma vs. Eğer atladığımız bir şey varsa lütfen hatırlatınız. Başka bir şey daha söyledik: "Kur’an ın bir metodolojisi zaten var. Sonradan üretilmiş ve kişiselleştirilmiş usullere itibar etmek zorundayız da, neden Kur’an ın metodolojisini kullanmıyoruz?" Üstelik bu konuda da pek çok ihtilaf olmasına rağmen. (Tabii Usul kavramının, usulu ortaya koyan ve uygulayan kişiyi bağlayacağını siz de Kabul etmiş ve zaten bunu söylemiş idiniz) Bütün bunları söylerken, gerek sizin kendi usullüreniz çerçevesinde fıkhın ortaya koyduğu anlayış ve gerekse bizim ayetlerden anladıklarımız çereçevesinde delillerini de ifade ettik. (Bu elbette sizin de bunları Kabul etmenizi gerektirmez, siz dilediğiniz gibi düşünebilirsiniz.) Ve son olarak “kur’an I anlarken, orjinal manaya sadık kalmak gerektiğini” ısrarla vurguladık ve böyle de davrandık. Yani kelimelerin orjinal manalarıyla hareket etmek gerektiğini söyledik ki bunu da ilk ortaya atan biz değiliz. Siz her ne kadar bunu zahiriye, hariciye vs. gibi birtakım mezhep bataklığına çekmeye çalışsanız dahi, ehl-I sünnet olarak tanımladığınız gurup içerisinde de böyle davrananlar çoktur. Bunlar zaten bilinen şeylerdir. Şimdi söyler misiniz, biz nerede “tahrif” ettik? Kendi anlayışınıza gore tahrif sayabilirsiiniz ki zaten pek çok konuda aynı fikirde olmadığımız açık. Ancak, metodoloji çerçevesinde nasıl bir tahrif söz konusudur bunu bilmek isteriz. Sizi okuyanların da bunu bilmeye hakkı olduğunu düşünüyoruz. Vesselam





Çok Yorumlanan Makaleler
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 45878 Okunma
28 Yorum 19.12.2016 21:41
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.04.2017 11572 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Süleyman Karagülle
Kesin Sonuç
7.06.2018 7330 Okunma
12 Yorum 12.06.2018 03:32
Süleyman Karagülle
Görevimiz
22.02.2014 30228 Okunma
12 Yorum 05.02.2016 21:44
Süleyman Karagülle
İnsanlık anayasası - Sam Adian'a cevap
24.02.2016 15080 Okunma
10 Yorum 26.02.2016 00:34
Süleyman Karagülle
Ne değil, Nasıl
26.05.2018 6079 Okunma
10 Yorum 28.05.2018 13:30
Süleyman Karagülle
İstihare; “EVET/HAYIR” manası nedir?
26.02.2017 12473 Okunma
9 Yorum 04.08.2017 21:52
Süleyman Karagülle
Adil Düzen Partisi'nin kuruluş tartışması
6.08.2011 21576 Okunma
9 Yorum 06.02.2016 17:34
Süleyman Karagülle
Çözüm 100 lojmanlı işyerleri
30.03.2013 11757 Okunma
9 Yorum 13.04.2013 08:44
Süleyman Karagülle
Önemli değil
11.05.2019 7078 Okunma
9 Yorum 13.05.2019 08:00
Süleyman Karagülle
Merkezi Yönetim
28.03.2019 5235 Okunma
8 Yorum 29.03.2019 15:10
Süleyman Karagülle
İstişare
2.11.2013 11528 Okunma
8 Yorum 13.11.2013 11:10
Süleyman Karagülle
KABİR AZABI
25.02.2014 32174 Okunma
8 Yorum 05.03.2014 21:24
Süleyman Karagülle
Dershaneler
7.12.2013 12040 Okunma
8 Yorum 08.04.2014 09:25
Süleyman Karagülle
Milli Güvenlik Kurulu
5.06.2018 5526 Okunma
8 Yorum 05.06.2018 19:35
Süleyman Karagülle
İlkeler
12.03.2018 6583 Okunma
8 Yorum 18.03.2018 14:30
Süleyman Karagülle
Hatalarımız
10.03.2018 5929 Okunma
7 Yorum 11.03.2018 21:45
Süleyman Karagülle
Denge
23.04.2018 6226 Okunma
7 Yorum 25.04.2018 13:00
Süleyman Karagülle
Dolar ve Faiz Oyunu
3.06.2018 5605 Okunma
7 Yorum 04.06.2018 03:17
Süleyman Karagülle
Kader
15.06.2013 7834 Okunma
7 Yorum 20.03.2026 23:00
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin sözcüsü
8.03.2019 6377 Okunma
7 Yorum 09.03.2019 00:46
Süleyman Karagülle
Başarının sırrı
16.05.2019 6766 Okunma
7 Yorum 17.05.2019 22:22
Süleyman Karagülle
İleriyi Görmek
4.04.2019 5777 Okunma
6 Yorum 05.04.2019 21:43
Süleyman Karagülle
Çin Virüsü Dünyayı Kurtarabilir!
17.02.2020 7014 Okunma
6 Yorum 23.03.2020 09:49
Süleyman Karagülle
Akevler
14.07.2013 21098 Okunma
6 Yorum 22.07.2017 20:36
Süleyman Karagülle
Davet
25.04.2015 12996 Okunma
6 Yorum 27.04.2015 10:03
Süleyman Karagülle
İdam ve Öcalan
25.06.2016 13460 Okunma
6 Yorum 02.07.2016 12:02
Süleyman Karagülle
Seçim sonuçları
3.06.2018 5439 Okunma
6 Yorum 04.06.2018 12:33
Süleyman Karagülle
Huy
6.05.2018 6429 Okunma
6 Yorum 07.05.2018 15:06
Süleyman Karagülle
Hesaplar yanlış
3.04.2018 6178 Okunma
6 Yorum 03.04.2018 22:20
Süleyman Karagülle
Yapacaklarımız
10.03.2018 5562 Okunma
6 Yorum 12.03.2018 16:33
Süleyman Karagülle
Oyuna Oyun
31.07.2018 6327 Okunma
6 Yorum 01.08.2018 23:59
Süleyman Karagülle
Kaşıkçı hikayesi
1.11.2018 5641 Okunma
6 Yorum 01.11.2018 21:26
Süleyman Karagülle
Ekrem Şama’ya; Seninki Hiç Olmaz!
3.06.2017 7477 Okunma
6 Yorum 30.07.2017 00:29
Süleyman Karagülle
Darbeyi Kim Yaptı?
8.10.2016 13181 Okunma
6 Yorum 11.10.2016 13:15
Süleyman Karagülle
Vergisiz Ekonomi
27.05.2017 7495 Okunma
6 Yorum 31.05.2017 01:20
Süleyman Karagülle
Niçin?
4.07.2018 7059 Okunma
5 Yorum 04.07.2018 22:58
Süleyman Karagülle
Kim yönetiyor?
30.06.2018 6226 Okunma
5 Yorum 01.07.2018 21:57
Süleyman Karagülle
Siyaset ve kurallar
5.04.2018 6562 Okunma
5 Yorum 06.04.2018 08:13
Süleyman Karagülle
Gül Adil Düzen’e sahip çıkmalı
6.04.2018 6166 Okunma
5 Yorum 06.04.2018 23:39
Süleyman Karagülle
İstishab gerek
20.04.2018 6058 Okunma
5 Yorum 21.04.2018 11:30
Süleyman Karagülle
Fıkha Göre Yeni Hükümet
14.06.2015 15775 Okunma
5 Yorum 28.06.2015 16:16
Süleyman Karagülle
Putin Müslüman Oldu
21.03.2015 15720 Okunma
5 Yorum 24.03.2015 11:50
Süleyman Karagülle
Çanlar kimin için çalıyor?
19.07.2014 11280 Okunma
5 Yorum 22.07.2014 09:12
Süleyman Karagülle
Kimse Anlamak mı İstemiyor, ya da Biz mi Anlatamıyoruz!
31.05.2020 5739 Okunma
5 Yorum 01.06.2020 12:20
Süleyman Karagülle
Avrupa Birliği
14.03.2019 6479 Okunma
5 Yorum 16.03.2019 22:33
Süleyman Karagülle
Ekseriyetin marifeti
7.05.2019 6895 Okunma
5 Yorum 08.05.2019 22:07
Süleyman Karagülle
Allah’tan başka melce yoktur
24.04.2019 7185 Okunma
4 Yorum 25.04.2019 19:00
Süleyman Karagülle
Anormal Türkiye
7.02.2019 6158 Okunma
4 Yorum 10.02.2019 10:37
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin oyunu
7.11.2018 6842 Okunma
4 Yorum 08.11.2018 00:13
Süleyman Karagülle
Ne yapmamız gerekiyor?
6.08.2020 5774 Okunma
4 Yorum 08.08.2020 20:00
Süleyman Karagülle
Koronavirüs bahanesiyle intihara gidiliyor!
13.04.2020 5679 Okunma
4 Yorum 29.04.2020 02:01
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve SON DURUM… (16)
18.04.2021 5022 Okunma
4 Yorum 26.05.2021 00:43
Süleyman Karagülle
AK Parti'nin Medine Dönemi!
13.09.2014 8996 Okunma
4 Yorum 16.09.2014 08:43
Süleyman Karagülle
Başkanlık Sisteminin Delilleri
21.05.2016 13448 Okunma
4 Yorum 22.05.2016 18:44
Süleyman Karagülle
Türkiye Cumhuriyeti Devleti
20.09.2015 13247 Okunma
4 Yorum 23.09.2015 18:43
Süleyman Karagülle
Düşen Uçak ve Suriye Meselesi
29.11.2015 13910 Okunma
4 Yorum 08.12.2015 06:11
Süleyman Karagülle
Kur’an ve İki Lider; Putin ve Erdoğan
2.01.2016 11130 Okunma
4 Yorum 08.01.2016 15:13
Süleyman Karagülle
İran'da zelzele ve teklif
20.04.2013 12258 Okunma
4 Yorum 25.04.2013 18:26
Süleyman Karagülle
Aşiret / Ocak
14.04.2012 9118 Okunma
4 Yorum 20.04.2012 17:06
Süleyman Karagülle
Mümin-Müslim Hakkında Sorular
25.05.2010 12219 Okunma
4 Yorum 07.06.2010 22:20
Süleyman Karagülle
Bundan sonra ne yapmalıyız?
17.03.2012 7280 Okunma
4 Yorum 19.03.2012 21:18
Süleyman Karagülle
REJİMLER
21.03.2012 4295 Okunma
4 Yorum 22.03.2012 20:21
Süleyman Karagülle
SÜRME YETKİSİ
1.04.2012 8651 Okunma
4 Yorum 05.04.2012 21:36
Süleyman Karagülle
AKİD VE AHD
2.04.2012 8724 Okunma
4 Yorum 06.04.2012 18:38
Süleyman Karagülle
Hesap Sorma
5.03.2018 5607 Okunma
4 Yorum 07.03.2018 11:58
Süleyman Karagülle
Yenilik
6.03.2018 5239 Okunma
4 Yorum 07.03.2018 23:36
Süleyman Karagülle
VARSAYIM-2
2.05.2018 5719 Okunma
4 Yorum 02.05.2018 23:12
Süleyman Karagülle
Anketler
16.05.2018 4856 Okunma
4 Yorum 16.05.2018 23:37
Süleyman Karagülle
KİM KAZANACAK?
8.06.2018 4988 Okunma
4 Yorum 11.06.2018 00:24
Süleyman Karagülle
Seçim sonrası
21.06.2018 4823 Okunma
4 Yorum 21.06.2018 14:09
Süleyman Karagülle
Mümin Olmak; Mümin Kimdir?
3.06.2017 6722 Okunma
4 Yorum 05.06.2017 10:41
Süleyman Karagülle
Başkanlık Sistemi
26.11.2016 12115 Okunma
4 Yorum 29.11.2016 07:17
Süleyman Karagülle
Kur’an Ekonomisi
3.12.2016 12886 Okunma
3 Yorum 05.12.2016 13:19
Süleyman Karagülle
Kuran'a İman ve Uymamız Gereken Dört İlke
5.11.2016 11421 Okunma
3 Yorum 13.11.2016 13:12
Süleyman Karagülle
Kürtler
10.06.2017 5243 Okunma
3 Yorum 11.06.2017 21:26
Süleyman Karagülle
Savaşa Doğru
25.03.2017 6312 Okunma
3 Yorum 25.03.2017 17:59
Süleyman Karagülle
Vikipedi Sorunu: Önce Yapmak… Sonra…
22.07.2017 6384 Okunma
3 Yorum 28.07.2017 11:03
Süleyman Karagülle
BU BİR ‘DERGİ’ TEKLİFİDİR
26.08.2017 4236 Okunma
3 Yorum 28.08.2017 00:48
Süleyman Karagülle
Nasıl Gelecek?
28.10.2017 4429 Okunma
3 Yorum 31.10.2017 12:02
Süleyman Karagülle
YORUM
10.10.2017 3722 Okunma
3 Yorum 11.10.2017 00:05
Süleyman Karagülle
Fesad
24.11.2017 4949 Okunma
3 Yorum 24.11.2017 20:39
Süleyman Karagülle
KUDÜS İSRAİL’İN MERKEZİDİR
15.05.2018 3715 Okunma
3 Yorum 15.05.2018 23:03
Süleyman Karagülle
İngiltere Ziyareti ve Erdoğan Ne Yapmalı?
20.05.2018 3893 Okunma
3 Yorum 24.05.2018 11:58
Süleyman Karagülle
KİM YÖNETİYOR?
5.05.2018 4215 Okunma
3 Yorum 06.05.2018 00:32
Süleyman Karagülle
Türkiye’de Seçmen
8.04.2018 4341 Okunma
3 Yorum 09.04.2018 00:48
Süleyman Karagülle
Değmez
30.04.2018 3856 Okunma
3 Yorum 30.04.2018 20:00
Süleyman Karagülle
Faiz ve Erdoğan’ın Hataları
8.07.2018 3938 Okunma
3 Yorum 09.07.2018 00:54
Süleyman Karagülle
Kim kazandı?
29.06.2018 4098 Okunma
3 Yorum 29.06.2018 14:41
Süleyman Karagülle
MASONLAR
13.07.2018 4001 Okunma
3 Yorum 14.07.2018 12:05
Süleyman Karagülle
Alternatif
11.08.2018 4747 Okunma
3 Yorum 11.08.2018 20:01
Süleyman Karagülle
AK Parti kazanacak
1.10.2018 5674 Okunma
3 Yorum 02.10.2018 13:39
Süleyman Karagülle
Kanal Projesi-1
29.09.2018 4483 Okunma
3 Yorum 02.10.2018 13:37
Süleyman Karagülle
Kanal Projesi-2
29.09.2018 4518 Okunma
3 Yorum 02.10.2018 13:37
Süleyman Karagülle
100 Daire-2
7.04.2012 7017 Okunma
3 Yorum 08.04.2012 16:45
Süleyman Karagülle
DAYANIŞMA ORTAKLIĞI
11.03.2012 7182 Okunma
3 Yorum 11.03.2012 17:31
Süleyman Karagülle
AB Krizi
19.11.2011 6654 Okunma
3 Yorum 04.12.2011 22:57
Süleyman Karagülle
GİRİŞİM/Cİ (Bir Tartışma Konusu)
31.12.2011 11227 Okunma
3 Yorum 05.01.2012 13:32
Süleyman Karagülle
KÜRT SORUNUNU KİMLER ÇÖZER?
28.03.2012 7892 Okunma
3 Yorum 30.03.2012 13:30
Süleyman Karagülle
TARTIŞMA
25.04.2012 6559 Okunma
3 Yorum 02.05.2012 18:22


© 2026 - Akevler