Bir milletvekili bana telefon ediyor, lâiklik hakkında bir makale yazar mısın diye rica ediyor. Onu ziyaret eden arkadaşımıza, Başbakanla, lâiklikle ilgili bir çözüm bulamadık diyor.
Ben bugün size lâiklik maddesini yazacağım, yorumlamayacağım.
Yorum isteyenler, Süleyman Akdemir’le yazdığımız kitaplara başvurabilirler.
*
Madde x+1- Hak sahibi görevli yalnız insandır. Yargı ancak kişileri mahkûm edebilir. Kişilerden başkasını borçlu veya alacaklı kılamaz. Ortak olanlara benzer hüküm verilebilirse de herkes kendisi hakkında verilen kararla ilzam ve iltizam edilir.
Madde x+2- Hükümler fiillere göre faillere verilir ve fiiller tedahül etmez. Her fiilin hükmü ayrıdır, faile göre değişmez. Suçun faili vardır, cezasını çeker ama suçlu yoktur. Fiiller failin ehliyetli olup olmadığını tesbitte etkili olur, hükümlerde olmaz.
Madde x+3- İnsan fikir, his, irade ve ünsiyet melekelerini dayanışma ortaklıkları içinde kullanır ve korur. İlmî, dinî, meslekî ve siyasî dayanışma ortaklarından her biri, en az beş en çok yirmi olacak şekilde düzenlenir; bucak, il, ülke ve insanlıkta çoklu sistemde bağımsız olarak faaliyet gösterirler. Zararlar bilgisizlikten doğmuşsa ilmî, beceriksizlikten doğmuşsa meslekî, ihmalden doğmuşsa ahlâkî, kasten iras edilmişse siyasî dayanışma ortaklıkları tazmin eder.
Madde x+4- Hiçbir hüküm mensup olduğu sosyal gruptan dolayı farklı olamaz. Suçsa herkes için suçtur, haksa herkes için haktır. Mevzuatta sosyal gruplara ayrıcalıklı hükümler konmaz.
Madde x+5- İlmî, meslekî, siyasî ve ahlâkî dayanışma ortaklıklarına bütçeden güçlerine göre pay ayrılır. Bu gruplar görevlilere paylaştırılırlar.
Madde x+6- Dayanışma ortaklıkları sorumluları şuraları oluştururlar. Dinî şura ne yapılacağına, ilmî şura nasıl yapacağına, meslekî şura kimin üreteceğine, siyasî şura ürünlerin paylaşılmasına karar verir.
*
Yukarıda arz ettiğim maddelerden de anlaşılmaktadır ki, yasalarda bir din mensubu başka din mensubuna baskı yapmaz hükmü konamaz. Bir kimse diğer kimseye baskı yapamaz denir, varsa istisnalar sayılır.
Bugün Türkiye’de laiklik var mıdır?
Yasalar ve mevzuatta Türkiye laik değildir, fiiliyatta ise laiklikte en ileri ülke hâlindedir. Laiklik dediğimiz zaman kuvvetler ayrılığını anlamalıyız, kuvvetler dengesi olarak düşünmeliyiz. Türkiye’de güçlü siyasiler vardır, güçlü din vardır ama güçlü ekonomi yoktur, güçlü ilim yoktur. Bunlar dışa bağımlıdırlar ve monopoldürler yani tekeldirler. Bunlarda hiçbir yönüyle laiklik yoktur.
Türkiye’de din ve siyaset bakımından tam laiklik vardır. Din resmen tanınmamıştır ama fiilen vardır. Siyaset resmen tanınmıştır, fiilen de vardır, yüksek seçim barajlarına rağmen mecliste dört siyasi grup mevcuttur.
Tarikatlar yasak olmakla beraber Nurcular, Süleymancılar, İskender Paşa cemaati, Sami Efendi cemaati, Menzil cemaati, Nakşiler, Uşşakiler etkin bir şekilde faaliyettedirler. Bunların legalleştirilmesi laikliğin teminatı olur.
O halde sorun anayasal sorun değildir. Bugün mevcut anayasa içinde de pekâlâ laiklik düzenlenebilir ve Türkiye dünyanın en ileri laik ülkesi olur. Çünkü Türk halkı dindar olduğu kadar da laiktir. Kendi işlerinde koyu dindardır. Başkalarına karışmama yönünde ise son derece laiktir.
SÜLEYMAN KARAGÜLLE
Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL
www.akevler.org (0532) 246 68 92