Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012
6750 Okunma, 16 Yorum

 

Zina - Kavramdan manaya

 

Soru şudur: FHŞ Zina mıdır?

 

Buna göre, her FHŞ olan şey, zina kapsamında mı değerlendirilmelidir, veya Zina FHŞ midir? Eğer FHŞ zina ise, niçin zina olmayan ama FHŞ olan eylemler için ceza takdir edilmiştir?

 

FHŞ (فحش) : Obscenity, Müstechcenlik, utanmazlık, ahlaksızlık.

 

FAHŞA veya FAHIŞE kelimesinin genel olarak lügatlerdeki anlamı “müstehcenlik, utanmazlık, anlaksızlık” olarak geçmektedir. Kur’an’da ise:

 

“İnnemâ ye’murukum bis sûi vel fahşâi ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn” (bakara 169)

“…ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker….” (Nur 21)

 

Şeytanın apaçık bir adv olması sebebiyle onun yöntemleri ve önereceği şeylerin de “iyilik veya iyi şeyler” sınıfında olmadığı açıktır. Buna göre, FHŞ şeytanın kullandığı yöntemlerden biridir.

 

” üzecek ve acı verecek şeyler yapmak anlamına gelmektedir. “FAHŞA” ise bu şekildeki eylemlerin en üst seviyesi, en aleni olanı anlamına gelmektedir.

 

“Ve lûtan iz kâle li kavmihî e te'tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn” (A’raf 80)

 

Normal olmayan, çirkin sayılan bir şeyin daha önce hiç olmadığı kadar alenen ve açıkça meşru bir yol kabul edilmesini anlatmaktadır. Bu aleniyet “ölçüyü aşan” olarak değerlendirilmektedir. (A’raf 82)

 

Ancak Kur’anı kullandığı “FHŞ” kavramı tek bir eylem değildir. Çok çeşitlidir, gizli ve açıkça yapılanı vardır.

 

“Kul innemâ harreme rabbiyel fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batane vel isme vel bagye bi gayril hakkı ve en tuşrikû billâhi mâ lem yunezzil bihî sultânen ve en tekûlû alallâhi mâ lâ ta’lemûn” (A’raf 33)

 

“…ve lâ takrebûl fevâhışe mâ zahere minhâ ve mâ batan…” (En’am 151)

 

Bu ayet, FHŞ kavramının “Zina” ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmaktan çıkaran en önemli delillerden bir tanesidir. Burada Açık ve gizli olanını haramlaştırırken  BAGY de ayrıca ifade edilmektedir.  

 

BAGYE (الْبغي) : Bu kelime, isyan etmek, aşırılık yapmak manasına geldiği gibi marife olarak kullanıldığında “Hayat kadını” manasına da gelmektedir. Nur 33’te “ve lâ tukrihû feteyâtikum alel bigâi” ifadesi bu manayı teyit etmektedir.

 

Demek ki, FHŞ kelimesi, sadece “cinsel” çirkinlikleri kapsayan bir kelime değildir. Bu kelimenin ifade ettiği “aleni çirkinlik, utanmazlık” çok daha geniş bir kavramdır, gizli ve açık olarak yapılabilir. En’am 151’e göre de bu kavram, “Şirk koşmak” ve “Fakirlik endişesiyle çocukları öldürmek” fiilleriyle de benzerdir. A’raf 28 de de topluluğun çirkin işleri olarak tanımlanır.

 

“İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy…” (Nahl 90)

 

“Fahşa munker ve bagy” – “adl, ihsan ve ita”’nın tersidir. Karşıtıdır.Zıddıdır.Buna göre adaletsizlik de bir “FHŞ”dir. Çirkin bir iştir.

 

Kur’an her türlü FHŞ eylemlerini yasaklamaktadır. Nisa 15 ve 16. Ayetler ile de bu eylem için ceza öngörülmekle birlikte, bu eylemden doğan zararın veya hukuksuzluğun giderilebileceği, düzeltilebileceği de anlaşılmaktadır. Çünkü ayet, bu eylemlerden vazgeçme iradesi ortaya konduğunda cezayı düşürmektedir.

 

Bütün bunlar anlaşıldıktan sonra, Nisa 15. Ayette ifade edilen “kadınlarınızdan fuhuş yapanlar” ifadesi sebebiyle bu kavram “zina”ya yorumlanmaktadır. Oysa, Kur’an ın tanımladığı FHŞ eylemlerini yapan kadınlar demekle birlikte bununla sınırlı tutmamış, birden çok erkek veya kadın olabileceğini de ifade ederek genel olarak bir ceza öngörmüştür. Her ne kadar Nisa 16. Ayetteki ifadeler sebebiyle oradaki kastın “homoseksüellik” olduğu düşünülse de, Kur’an “homoseksüelliğin” de “FHŞ” kavramı içinde olduğunu zaten söylemektedir. Bana göre bu ifade, FHŞ kavramını Ceza usulu açısından özelleştirmektedir. Çünkü FHŞ kavramı içine giren ama cezaları başka başka olan fiiller vardır ve bu fiillere FHŞ cezası uygulanamaz, Zina bunlardan biridir.

 

Nisa 15 de kullanılan “fahişete” kelimesi “fahişe” anlamına yorumlanmaktadır. Ancak bu kelime ile kastedilen şeyin “rezil, çok çirkin, çok aşırı” olduğu da anlaşılmaktadır.”zina”yı alışkanlık haline getirmek de FHŞ”dir denirse bu doğrudur ama bunun için alışkanlık olması da şart değildir. Çünkü Kur’an “zina”yı da FHŞ kavramı içinde saymaktadır. (isra 32)

 

Nisa 15 ve 16 da çerçevesi belirlenen cezalandırma, filleri bu tanıma uyanlar “eğer 2 erkek ve 2 kadından fazla” iseler ne olacak? Ayette kullanılan kelimeler sebebiyle 2 kişiden fazla iseler cezalandırılmalarının da mümkün olmaması gerekir. Çünkü kullanılan kelimeler en fazla “2 kişiyi” ifade eder. Çoğul kullanılmamaktadır. Ayete göre, kadılar için kullanılan kelime çoğul olmakla birlikte erkek için kullanılan kelime sınırlandırılmış, en fazla 2 olarak belirlenmiştir. Bu durumu dikkate aldığımız zaman ayetin kasdettiği şey de anlaşılır.

 

“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.” (Nisa 15)

 

Kelime doğru FUHUŞ... Yani PROFESYONEL işi.  Şimdi bazı arkadaşlar benim bu yaklaşımımı eleştireceklerdir. Ancak anlaşılan manada FUHUŞ’un FHŞ kavramı içinde olduğunu zaten Kur’an söylüyor. O halde bu ayete bu açıdan niçin bakmayalım?

 

Dört tanık isteniyor, bir baskın ile tespit edilir ve baskına katılanlar da şahitlik ederlerse? Tabii şahitlikleri geçerli ise, kanıtlanabilirse….

 

Peki ayette geçen “ölüm alıp götürünceye kadar” ifadesini ne yapmalıyız? Bu ömür boyu hapis anlamına mı gelmelidir? Yoksa şöyle midir: AIDS vs.gibi hastalıklardan toplumu koruyabilmek için olabilir mi? Bunu nereden çıkarıyoruz? Şuradan çıkarıyoruz: “yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar”, yani bir çözüm bulununcaya kadar, tedavisi mümkün oluncaya kadar “evlerde tutun”

 

Burada eğer zina kanıtlanmış ise veya zina varsa kadının hamile olup olmadığı da bu arada anlaşılmış olacaktır. (hukuki açıdan)

 

Buradan çıkan sonuç şudur: Eğer “profesyonel” eymlemlerde FHŞ varsa bunun enterne edilmesi gerekir. Ancak bu FHŞ eylemi aynı zamanda cinsel ilişkiyi de kapsıyor ise, bu durumda ev hapsi uygulaması ortaya çıkmaktadır bize göre.

 

“Ve lâ takrebûz zinâ innehu kâne fâhışeten” (İsra 32)

 

Buna göre, “zinayı alışkanlık haline getirenlere fahişe denir” şeklinde bir tanımlama yapmak mümkün değildir.

 

BGY ise FHŞ gibidir ama FHŞ değildir. Öyle olsaydı en azından A’raf 33’te “…..fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batane vel isme vel bagye bi gayril hakkı….” Şeklinde ayrıca tanımlanmaz, İsra 32’de olduğu gibi ifade edilirdi.

 

Kur’an Zina ve FHŞ için ceza tanımlamaktadır. Ancak BGY ayrı tutulmaktadır.  Bu eylem men edilmekle birlikte herhangi bir Ceza öngörülmemiştir. Bunun sebebi basittir. Kur’an böyle bir durumla karşılaşanların maişetlerini, emniyetlerini ve yaşam garantisi sorumluluğunu kamuya vermektedir. Böylece BGY ile yüzyüze kalanların, bu sebeple elde edecekleri veya elde etmeleri muhtemel bir kazanç veya gelir veya benzer bir çıkarın oluşmaması için, onların ihtiyaçlarının Kamu otoritesi tarafından karşılanması zorunluluğu getirilerek eylemin sonuçları ortadan kaldırılmıştır. Çünkü BGY için bir “zorlayıcı sebep” olması gerekmektedir. Bu zorlayıcı sebep başkalarının kişiyi zorlamaları olabileceği gibi, maişet temini gibi sebepler de olabilir.

 

Bazıları Analoji marifetiyle BGY kavramını, Zina veya FHŞ ile aynı değerlendirmeye kalkmakta ve buna bir yaptırım öngörmek istemektedir. Oysa bu durum Kur’an ın öngördüğü mana ile çelişir. Çünkü Kur’an bu kavram için ceza öngörmez. Zaten yasak olan, haram sayılan ve sorumluluk çerçevesi belirlenmiş olan bir eylem için ayrıca ceza ihdas etmek, Kur’an ın ceza usulune uygun değildir. Kimi cezalandırmak gerekir? Topluluğu, veya zorlayıcı sebepleri mi? Burada şöyle bir soru sorulabilir: “BGY’ye zorlayanların durumu ne olacak?” bu basittir, hukuk ihlali sebebiyle cezalandırılabilirler.

 

ZINA kavramına gelirsek:

 

sıkışmak” anlamındaki زنى zny” kökünden türemiş ve müfaale babından mastar kalıbında bir sözcük olarak değerlendirilebilecek “zina” sözcüğünün kelime anlamı, işteşlik olarak; “sıkışmak, karşılıklı olarak dara, sıkıntıya düşmek” demektir. (Lisan ül Arab)

 

Bir başka açıdan

Zina kelimesinin kökü : Zann= İsnad, iddia, ileri sürme, sanma, zannetme...

 

Zina bir ispat değildir! Sadece bir “İddia”dır. Ancak 4 tanığın şehadetiyle Ispat edilmiş olur. ( Arapça da peltek z ve normal z ile yazılanların tüm kökenlerinin aynı olduğu düşünülmektedir )

 

Zıhar=Oidipus kompleksinin Kur'an'daki adıdır. “Eşlerimizi annelerinize benzetmeyin” ayetinde olduğu gibi.. Zıhar bu haliyle incest denen hastalıktır.  Cinsel bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Firavunlar kızkardeşleriyle evlenirlerdi. Nemrut ise annesiyle evlenirdi. İşte bu yüzden cinsel etik yoksunluğunun yelpazesi çok geniştır.

 

Bitmedi elbette, Sayın Mr.Özdemir’in iddialarını gözden geçireceğini umuyorum.  

 

Vesselam

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Lütfi Hocaoğlu
14.07.2012
12:06

Sayın Adian,

Şahit konusunun yanlış anlaşıldığı görüşündeyim. Şahidi hep görgü tanığı gibi anlıyoruz. Oysa Kuran bize şahitin tanımını yapıyor. Yusuf suresinde kadının ehlinden bir şahit şahitlik etti demekte, sonra "eğer gömlek önden yırtıldıysa ..." şeklinde şahitin beyanı gelmektedir. Şahit burada olayı görmemiştir, bilirkişilik yapmaktadır. Bu olayı bize niçin anlatmaktadır? Şahitin tanımını da yapmaktadır böylece. Şahit burada dedektiftir. Kuran'da nerede şahit isteniyorsa dedektif bilirkişilik yapsın anlamındadır.

Sam Adian
14.07.2012
19:16

Sayın Hocaoğlu Bu görüşü okumuş idim, sayın karagüllenin seminerlerinin bazılarında benzer ifadeler vardı. Ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Bunun pek çok sakıncaları vardır. Herşeyden once hukuk dekniği açısından sakıncaları vardır. Bir suçu ispat etmek için onu soruşturmak ayrı şeydir, gerçekleşmiş bir suça tanık istemek ayrı şeydir. Eğer bir suçu veya isnadı ispat için soruşturma yoluyla sonuç almaya çalışıyorsanız, burada tanık üretmek de mümkündür. Şahit aynı zamanda bilirkişidir. Bu konuda bir ihtilaf olacağını sanmıyorum. Ancak bilirkişi olmak iki türlüdür: Birincisi olayı bizzat group tanıklık etmektir, ikincisi olayı görmemiş olmakla birlikte olay hakkında teknik bilgi verebilecek ve böylece ipuçlarının değerlendirilmesini sağlayacak kişidir. Her iki açıdan da şahittir. Ancak, Zina fiili için de şahit istenmektedir. Nasıl bir bilirkişi hangi soruşturma yöntemleri ile böyle bir fiili ispatlayabilir? Yusuf suresinde ise kimse olayı görmemiştir, orada bahsedilen şey olayın teknik detaylarının önerilmesidir ve son derece de normalidir. Ama sadece buna dayanarak kur’an daki ŞAHIT kavramının “Soruşturma bilirkişisi” olarak sınırlandırılması mümkün olmaz. Bu sadece böyle bir yöntemin de uygulanabileceğini gösterir. Saygılar

Lütfi Hocaoğlu
14.07.2012
20:11

Sayın Adian,

Ancak, Zina fiili için de şahit istenmektedir. Nasıl bir bilirkişi hangi soruşturma yöntemleri ile böyle bir fiili ispatlayabilir?

Peki kim dört görgü tanığının önünde ilişkiye girmektedir? Asıl o zaman böyle bir fiil nasıl ispatlanır? Hiç bir zaman ispatlanmaz. O zaman dört şahit getirme boşu boşuna söylenmiş bir söz olmaz mı? Eğer onları gizlice izleyen dört kişi varsa bu sefer bu dört kişiyi casusluk ettiği için cezalandırmamız gerekmez mi? Bu sefer de onlar ceza yiyecekleri için tanık olmazlar. O zaman Kuran dört şahit getirin sözüyle abesle iştigal etmiş olmaz mı? (haşa)

Kuran bu yüzden mübindir. Kendi içinde kendi kurumlarını açıklar. Yusuf suresi bunu hikaye olarak anlatır gibi gösterir ama bize şehadet müessesesini açıklar.

Sam Adian
14.07.2012
20:31

Sayın Hocaoğlu Kur’an ın mübin olduğu konusunda hiç bir tereddütümüz yok. Kur’an açısından bireyin hakları herşeyden once gelir. Zina suçu kanıtlandığı takdirde geri dönülemez sonuçlar ortaya çıkar. Bu sebeple biz dedik ki “zina bir isnattır, ispat değildir”. Bu söylememizin gerekçesi üçüncü taraflarca yapılacak olan bir isnadın ispatının ağır şartlara bağlanıyor olmasıdır. Insanlar hata yaparlar, bazen hatalarından dolayı pişmanlık da duyarlar. Ve itiraf ederler. Bildiğim kadarıyla tarihte de şahitler yoluyla kanıtlanmış bir zina tazyiki yoktur. (ilk dönemler açısından söylüyorum) İtiraf sebebiyle zina cezasının uygulandığı rivayet edilmektedir ki o da tartışılır. Bazı rivayetler “recm” olduğunu söylemektedir ki bu Kur’an ın asla onaylamadığı bir şeydir. Öte yandan “mahrem Alana” müdahale hakkı yoktur. Hiç kimse “ben şüphelendim, bu zina yapıyor olabilir” diyerek onu soruşturamaz, onun arkasından hafiye görevlendiremez. Bunun da gerekçesi, ispat edilemeyen isnadın da suç Kabul ediliyor olmasıdır. Şehadet müessesesine gelince. Modern hukuk uygulamalaarında da vardır bu, bilirkişilik “tanık” mertebesindedir. Yani tanıklığın bir türüdür ama tamamı değildir. Yusuf suresinde bana gore önemli bir ayrıntı vardır. Oradaki tanıklık “zina” fiiline değil, “saldırının” tesbitine yöneliktir. Yani teknik bir tanıklıktır ki bu da modern anlamdaki kriminolojinin karşılığıdır diye düşünüyorum.

Saygılar

Sam Adian
14.07.2012
20:33

Benim Karagüllenin yorumlarından anladığım da bu yöndedir, yani teknik tanıklık yönündedir. Yanlış anlamış isem düzeltiriz.

Ancak bu durum hiç bir şekilde bireylerin sadece basit bir iddia ile soruştrulması veya mahrem alanının dedekte edilmesini meşru kılmaz.

Sam Adian
14.07.2012
21:14

Bir noktanın önemli olduğunu düşünüyorum ki sanırım bu konuda bir itiraz olmayacaktır

Kur'an bize "zinayı ispat edin" demiyor, böyle bir iddia varsa, iddia eden ispatlasın diyor. Ispatlayamıyorsa sussun demektir bu.

Sayfa: 2 / 2 (16 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41400 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24868 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11166 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9112 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14117 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17686 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11035 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8860 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6686 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7711 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8619 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16116 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21752 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6819 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22085 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6545 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7139 Okunma
27 Yorum 04.10.2019 15:50
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8925 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5983 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14240 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8264 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15195 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6530 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17776 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15846 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5543 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16837 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7089 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11289 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6043 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4632 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5952 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4803 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19870 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10937 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 8037 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2684 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33549 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4986 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5918 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10708 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5420 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6750 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7412 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20817 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 10009 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4895 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6147 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2785 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1307 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22