Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012
6303 Okunma, 30 Yorum

 

(Konuya bazı arkadaşlar açısından tekrarla başlamış olacağım ama devamı tekrar sayılmaz…)

 

Zina, bedeni cezayı gerektiren ağır bir suçtur. O nedenle kimlerle cinsel ilişki kurulursa zina olacağı, şüpheleri giderici bir şekilde Kuran’da tek tek sayılmıştır. Bu kişiler arasında yapılan akitler yok hükmündedir ve batıldır.

 

Cinsel ilişki kurmalarında herhangi bir engel bulunmayan kadın-erkek, akdin diğer şartlarını yerine getirmeden sadece irade ve rızalarıyla ilişkiye girerlerse, bu ilişki zina olmaz. Çünkü zina ile fasit ilişkiler arasındaki çok belirgin bir fark var:

 

Zina hiçbir şekilde düzeltilecek bir ilişki değildir. Ama fasit ilişkiler öyle değildir, eksiklikler giderilebilir, tamamlandığında da sahih akde dönüşebilir. Fasit akitler tamamlanabilir nitelikte olduğundan dolayı zina değildir. Günah mıdır, denecek olursa el-Cevap günahtır diyebiliriz!

Bu tür eksik akitler, taraflara sorulmadan mülki amir tarafından resen tamamlanır. Tarafların görüşünü alıp almamak, mülki amirin yetkisindedir.

 

Ceza kanununda şüphe ile hüküm verilmez ve şüphe haddi düşürür, konusunda sanıyorum her dönemde icma olmuştur.

 

Bazı ibareleri yorumlayan arkadaşlar “akdin ibrazı veya ilanı yapılmamışsa gizli ilişkiler zinadır” demiş olsalar da, bu görüşler ancak bir içtihat olabilir. Kamu hukukunda yer alabilmesi için o mülki idare sınırları içindeki müçtehitlerin icması gerekir.

 

Nikah akdinde kadın-erkek derken önceki yazılarımda bekar-dul ayrımı yapmamıştım. Ama Nûr 32’de “ve aranızdaki bekarları… “ diye çevrilen “eyâmâ”, “kadın - erkek dullar” anlamına gelir. Bu kelime, acaba daha önce bir evlilik tecrübesi yaşamamış bekar kız ve erkeği de kapsar mı, diye bir soru sorulabilir.

 

El-Cevap: Evleviyetle! demekteyim.

 

“Aranızdaki bekarları, köleleri ve cariyeleri evlendirin…” ayetindeki “evlendirin” emri, vucup ifade ediyor mu, neyi ve kimleri kapsıyor?

 

En yakın mülki amire yapılacak yazılı evlenmek istiyorum başvurusu ile emir, vucup ifade eder hale gelir.

 

Mülki amir, kendisi veya görevlendireceği kişiler dilekçe sahibiyle ilgilenirler.

 

Fakirlerse Allah evleneceklere fazlından verir(32)” dendiğinden dolayı mülki amir, bütçeden daha önce öngörülmüş nüfus projeksiyonlarına göre ayrılmış paylardan gerekli konut ve geçim yardımı yapar.

 

Bu ayet, kendi imkanlarıyla evlenemeyen bekar, dul, köle ve cariyelerin evlenmek için mülki idareye başvurabileceklerini ve bütçeden alacakları yardımla da evlenebileceklerini anlatıyor.

 

Mali destek yapılmayacaksa, bütün destek nasihat ise geriye sadece psikolojik bir destek kalıyor ki, bence ayetin konusu psikolojik destek değil; doğrudan eş bulma ve mali destektir.

 

Mülki idare, evlenmek isteyenleri birbirleriyle tanıştırabilir.

 

Nûr-33 de Mülki amire başvurduğu halde evlenecek birini bulamayanlar, “Hah işte aradığım, beğendiğim bu!” diyebilecek birini bulamayanlar için "iffetlerini korumaya devam etsinler", deniyor. Ne zaman evlenecekleri birini bulurlarsa bütçe desteği hazır! Ama bu arada arayış içinde iken de rahat dursunlar, sabırlı olsunlar, zinaya tevessül etmesinler denmektedir, mealen.

 

Nûr-33’ ün anlattığı bir husus da şudur:

Sabrın süresi çok uzun değildir, hele yıllar asla sürmez! Bu en fazla 410 gündür. Bu sürede de sabretsin, deniyor. Evlenmek isteyen ya vecdedebileceği birini bulsun ya da iffetini korumaya devam etsin, deniyor.

 

Diyelim ki, dilekçeden 410’de bir sonuç alamadı. Bu durum, evlenmek isteyen kişiye zina yapma hakkı tanımaz. Yapacağı başka tercihler var: Ya sabra devam eder yada başka bir mülki idareye taşınıp dilekçesini yeniler!

 

Hür kadınla evlenemeyenlerin cariyelerle evlenme imkanı bulmaları, hür kadın bulamamaktan kaynaklanmaktadır. Bu da bir seçenektir ve beğendiği kadın cariye ise onunla evlenebilir. Cinsel ilişki hakkı insan hakkıdır ve zinaya izin verilmediğinden cariyeyle evlenmek bir seçenektir.

 

Ev hapsinde olan bir zaniye ile evlenmek de bu durumlarda mümkün olabilmektedir.  

 

Nûr-32 ve 33. ayetlerden “mali imkanı ve taliplisi” olan bekar ve dulların, veli veya mülki amirinin izniyle evleneceklerine ilişkin bir istidlal yapamıyorum.  

 

Bizim mülki amir teorimiz köle ve cariyelerin sorununu da çözüyor. Efendisi evlendirmiyorsa köle veya cariye, mülki amire dilekçe ile başvurduğunda sorun mülki amir ile efendi arasında bir şekilde çözülüyor. Ve çözüm de mutlaka “cinsel ilişki kurma hakkı” yönünde bulunuyor.

 

Dediğim gibi, cinsel ilişki insan hakkıdır, köle veya cariye de olsa.

 

Müşriklerle yapılan nikaha gelince:

Kuran’ın müşrik dediği kişi “hukuk, sözleşme, idare tanımayan kişidir”. Bu kişilerle yapılan akitler, batıl yani yok hükmündedir. Çünkü ortaya çıkabilecek nizaların nasıl sonuçlanacağını kimse bilmemektedir. Nikah bir akit olduğundan, akdin mümkün olmadığı koşullarda nikah yapılmaz. Kanunun veya idarenin himayesinde olmayan kişilerle hiçbir akit yapılmaz.

 

Son olarak;

Sahi herşeyi tartışan cemaat “ikrahla nikah caizdir” görüşünü tartıştı mı, sonuç ne oldu, biri yardımcı olsa iyi olacak!

 

Selam ve sevgilerimle.

 

 

 


Yorumcu
Yorum
Harun Özdemir
14.07.2012
09:45

Good Morning Mr Adian,

Sabahı şerifleriniz hayırlı olsun!

Umarım uykunuzu almışsınızdır; biz buralarda uykumuzu almadığımızda okuduğumuzu anlayamıyoruz da ondan diyorum.

Tecavüz-ikrah konusunda en açık görüşlü fikirleri ben yazdım! Taa minderin ortasından konuştum. Yazdıklarımı tekrar okuyabilirsiniz!

Tecavüzcüye "kadına ağır diyet öder ve zina yapana hangi ceza gerekiyorsa o uygulanır" dedim.

Tecavüze uğrayan kız veya evli kadın ise "tecavüzcü ağırın ağırı diyeti öder, zina cezası uygulanır ve eziyet edilir" dedim.

Delil olarak da "irade ve rızayla batıl akit yapanlara zina cezası uygulanıyorsa, irade ve rıza yokken ikrahla yapılan cinsel ilişkiye katmerli ceza uygulanması gerekir. Buna zina, fuhuş, teşdid ve kıyas ayetlerini delil gösterdim". Ama biri çıkar teşdid ve kıyas ayeti yok derse o zaman bakarız, var mı yok mu, diye.

Ben bunları yazarken sen komşunun karısının veya zavallı genç kızın duygu dünyasındaki depresyonları ihmal ettiğimi, görmemezlikten geldiğimi yazıyorsunuz!

Hangi kadının tecavüzcüsüyle "EVLENDİRİLMESİNİ" savundum, bu benim için mümkün değildir. Ama insan bu, su misali, bakarsın kadın bir şekilde ikna edilir veya olur! Ama iknayı "ikrahla yapılır!" demişim gibi yazmışsın ki, Mr Adiyan bizim buralarda "el-İnsaf!" derler, siz ne dersiniz bilmiyorum!

Mr. Adiyan gecenin bir vaktinde bunları yazarken hata yapmış olabilirim.

Düzeltmek senin işin!

Sahi sen bana "mindere gel!" diyeceğine Sevgili Hocaoğlu ve Demirci'yi mindere çağırsana! Adamın biri bol keseden atıyor, desene!

Harun Özdemir
14.07.2012
09:56

Hakan Sarılar kardeşim, Sam Adian gibi benim zalim Abdo Ağanın zalim mi zalim oğlu Zülfü'nün köyün en güzel kızı Elif'e yaptıklarına ilşkin senarymu beğenmemiş olmalı ki, konuyu bir de ben anlatayım da siz senaryo görün demiş ve bir güzel de yazmış!

Evvelen, hakkını teslim edivereyim; seneryo güzel! Fetavây-ı Hindiyye kıvamında yazılmış. Anlamayana aşkolsun!

Hep merak ederdim, Brezilya dizileri neden bitmiyor, diye. Bir konu yeter ki, ehlinin eline geçsin! Mevzu, en kısa zamanda "kıssetün la tentehi - bitmeyen hikaye"ye dönüşüverir.

Yine de bazı sorularını en kısa zamanda yanıtlamak istiyorum, Yeşilçam kıvamında...

Allah'a emanet olun sevgili kardeşim.

Hüseyin Kayahan
14.07.2012
17:20

Arkadaşlar ben mi geri kaldım? Nikah bir akittir, yani bir sözleşmedir. Eskiler bunu "icap-kabul ve ilan" olarak iki şarta bağlamışlar. İlan için de asgari iki şahidin bunu duyması (bilmesi) yeterli demişler. Yazılı beyan olsa, hani meşhur ıslak imazal ve aynı sahife üzerinde kendi el yazıları ile, şahide de gerek görülmeyebilir. Sözler uçup gittiği için asgari iki kişinin bu sözü duyası gerekir demişelr ve bizler Türkiyede hala böyle nikah akdi yapıyoruz. İcap ve kabul kısmı birazcık farklılaşsa da asgari iki şahit kısmı deva ediyor.

Sizler, duhul cinsel ilişki, tecavüz, ırza geçme ve benzeri ne varsa; sanki bu fiiller bir akit yapma şekli imiş gibi, bunu tartışıyorsunuz. İkrahla nikah kadına veya erkeğe zorlayarak evet dedirtmek ve en az iki kişinin bunu da duyması demektir. Nikah akdini temin etmeden veya zorla da olsa nikah akdini temin eden tecavüz etse (kadın istemediği halde), veya benzer bir şey yapsa, bunun nikahla ne alakası var?

Sanırım heecandan bazı şeyleri karıştırıyoruz... Malum erkekler bu konulara girdi mi, ağızlarının suları akmaya başalar...

Beyin fırtınası iyidir, iyi.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Harun Özdemir
14.07.2012
21:00

Sevgili Cengiz Demirci tanım eskilerin ifadesiyle "efradını cami ağyarını da mani" olmalıdır. İllet de öyle olmalıdır ki, bir konuda helaller için bir illet aranıyorsa helalliğine fetva verilen bütün helalleri (örneğin içeceklerde) kapsamalı. Haramlığına hükmedilecekse haramlığını illeti de o konudaki bütün haramları kapsamalıdır...

Siz zinayı açıklarken sürekli zani-müşrik kıyasıı referans gösterdiniz.

Sanıyorum, zinanın tanımı yapılırken de, illetini bulurken de efradını mani ve ağyarını mani bir sonuca varmayı düşünmüşsünüzdür. Bu ikrah sorusunu ısrarla sormamın nedeni şuydu: Geçmişte bazı müçtehitlerin "ikrahala nikaha cevaz" vermeleriydi ve ikrahı yapana zina cezası uygulamamalarıydı. Oysa siz ikrahı söz konusu yapmadan "sadece irade ve rızayla yapılan, mehri de verilmiş olabilir, sırf şahitsiz ve ilansız, benim ilave ettiğim beyansız cinsel ilişkileri zina görmektesiniz...

Şimdi sanki sizi anlıyor gibi odum! Umarım gün gelir, beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı demezsiniz!

Tartışma, konunun içinde kalındığı sürece her zaman yararlı sonuçlar verir. Yazışmaya başladığımızda, kimin neyi bildiğini sadece tahmin ediyordum. Devam eden yazışmalar sırasında dikkatimden kaçan birçok konu gündeme geldi. Veya dikkatsizce ifade edilen görüşlerdeki eksiklikler bir bir giderildi.

Bu süreç hala devam ediyor.

Size şu noktada katılmak istiyorum, tartışmanın bir noktasında, ya herkes bunu hissetmeli ya da eprili bir ifadeyle kifayeti müzakere yapmalı..

Sizin "kiyayet-i müzakere" dediğinize biz buralarda "ateş kes!" diyoruz!

Tarflar biraz soluk asın, yaralılar taşınsın, ölüler gömülsün... Yıprananlar geri çekilsin, ihtiyat kuvvetleri öne sürülsün... diye, "Ateşkes!" denir!

Biri ateşkes demediği için de ma'lumu âliniz, konu önce karakola, oradan da hakeme taşındı!

Olsun! Yeter ki, hareket olsun! Böylece sistem çalışmış, dişliler yağlanmış olur.

Sizler 15 milyonluk bir megapolde yaşıyorsunuz! İhtiyat kuvvetiniz boldur, bizim gibi değilsiniz!

Bendeniz İzmir'de şovalye gibi yaşıyorum. Bir saat erken kalkıp 25 saat çalışmak zorunda kalıyorum, bu arada sataşmalara(!) karşı da savunma hazırlıyorum...

Sevgilerimle...

Sam Adian
14.07.2012
21:51

Mr.Ozdemir Siz sabah yazmışsınız ama ben geceyarısından sonra farkettim “Tecavüze uğrayan bir kadın masumdur ve iffetlidir. Tecavüzcüye zina cezası gerekir. Ayrıca ağır mehir ödemek zorunda kalır.” Bu cümle size ait, benim sorularımın dayanağıda bu cümle ve devamıdır. Burada “Tecavüzcüye en ağır ceza uygulanır veya uygulanmalıdır” gibi bir sonuç çıkaramadım kusuruma bakmayınız. Buna karşılık yapmış olduğunuz beyanat ise çok farklıdır, herhalde sabahın hayrı sebebiyle fikrinizi değiştirdiniz. Tecavüzcüye "kadına ağır diyet öder ve zina yapana hangi ceza gerekiyorsa o uygulanır" dedim. Madem bu cümleyi de kurdunuz, o halde hangi ceza gerektiğini de söyleseniz nasıl olur veya hangi kategoride değerlendirilmesi gerektiğini. Sayın Demirci’ye de sormak istiyorum satır arasından Hangi gerekçeyle herhangi bir cinsel ilişkiyi zina sayıyorsunuz? Herhalde bunun için bir deliliniz vardır. Tam da Sayın Kayahan’ın “ne alakası var” cümlesinin üzerine bunu soruyorum. Yahu her şey zina ise biz nasıl sokağa çıkacağız? Ama akabinde Mr.Ozdemirin yorumunu okuyunca sormasam mı diye de düşündüm. Fakat Mr özdemir belagatinize bir kez daha hayran olduğumu ifade etmeme izin verin. Bu kadar dramatik ajitasyonu ben bile yapamam

Vesselam

Sam Adian
14.07.2012
22:00

Sayın Üstatlar Kayahan’ın nikah ile ilgili söyledikleri üzerine meselede anlaşılmayan noktalar olduğunu zannediyorum veya yanlış değerlendirilen. Soru şudur: “Evlilik bir HAK mıdır, yoksa sadece bir TERCIH midir?”

Evlilik bir hak ise, nikahın belirleyiciliği nedir? Nikah belirleyici ise, evlilik sadece bir tercihtir. Böyle değil midir? Galiba nikah meselesini tartışmadan once bu konuyu tartışmak en iyisi. Saygılar

Hüseyin Kayahan
15.07.2012
00:04

Nisa/22: "Ve la tenkihu MA nekeha abaukum min ennisai..." diye geçiyor. Arapça bilmediğime verin buradaki MA'yı MEN olarak mı anlamalıyım? Yoksa "...babalarınızın nikahladığı şekilde nikahlamayın mı demek olur? Bazen ma, zişuurları da kapsar ama niye böyle demektedir? Men deseydi ne fark ederdi?

Sam Adian
15.07.2012
18:28

Sayın Demirci

Tartışma konusu olan meselede öyle zannediyorum ki bakış açılarımız farklı. Herşeyden önce sitenin ortaya koyduğu ilk kural "hakem kararı olmadan müdahale edilemeyeceği" kuralıdır ve bu yönetim içindir. Buna göre Sayın Hocaoğlu hata yapmıştır, Bir makalenin altından yorumlar kaldırılmış olsa bile (silme değil yayından kaldırma, çünkü silme şansı yok) bunu bir hakem kararına dayandırmadan kendi kararı ve tercihiyle almış ve başkasına vermiştir. Bu bir ihlaldir ve siz bunu ihlal olarak görmüyorsunuz.

Ikıncisi, kişisel olarak benim yorumların yayından kaldırılması veya kaldırılmaması hususunda söyleyeceğim bir şey yok, bu kurala bağlıdır. Önceden bir kural belirlenmiş ise ona göre davranır herkes. Burada bir sorun yok. Problem olan şey, sonradan olmayan bir kuralın uygulamaya çalışılmasıdır.

Ikınci problem olan şey, fikir hürriyetinin sınırlarıdır. Benim itirazım fikir hürriyetinin bittiği yerde müdahale edilemeyceği yönündeki argümanlardır. Bana göre fikir hürriyeti "etiik" çerçeveyi aştığı anda biter. Ben burada kendi adıma müdahale ederim.

Üçüncü husus, her ne olursa olsun kişi "etik" çerçeveyi aşan biir yazı veya yorum yapmış olsa bile bu sahibini bağlar. Ancak başkasının mülkiyet alanında yayınlama hakkı olmaz. Mesela benim alanımda yayınlayamaz. Ama eğer isterse bu görüş ve düşüncelerini "kendisine ait olan kısmını" yine hangi uslüpla olursa olsun kendi alanında yayınlayabilir. Bu yapılmıştır, ancak burada da bir sıkıntı vardır, başkasına ait olan görüş düşünce veya yorum izin alınmadan yayınlanmıştır. Yani kastı aşmıştır.

Bunları söylerken özellikle kasdettiğim kimse yoktur. Bana göre yanlış olan şeylerdir. Benim bakışım bu yöndedir.

Saygılar

Sam Adian
15.07.2012
18:30

Tartışma hususunda da bir noktaya değinmek istiyorum

Genellikle hüküm cümlesinden hareket ederek geliştirilen bir tartışma yöntemi oluşuyor. Kavramların tanımı yapılmadan böyle hareket etmek, kimin hangi tanıma göre yorum yaptığının anlaşılmamasına neden oluyor.

Kavramı tanımladıktan sonra hukuki sürecini veya durumunu değerlenirmek daha doğru olur gibi geliyor bana. Böylece hangi tanıma göre hangi yorumun yapılıdğı veya hangi görüşün ağırlık kazandığı da anlaşılmış olacaktır.

Vesselam

Harun Özdemir
18.07.2012
19:12

Sevgili Cengiz Kardeşime yaklaşan Ramazan ayında uzun sıcak günlerde tutmaya niyetli orucunda kolaylıklar diliyorum! Allah kabul etsin!

Sizin NŞA dediğinize bizim buralarda TSE ölçütlerinde denmesi, anlaşmamıza mani değil! Tabii ki, dileğimiz bütün akitlerin hepsi sahih olsun, gönül isterki hiçbirinin en ufar bir eksiği olmasın! Adi sıcaklıkta ve yüksel basınç altında sıvılaştırılan hayat, bir değil birçok yerde gaz kaçağı yapmakta, sıvılaştırılmış hayatlar fırsatını bulduğunda gaza dönüşmektedir. Bu kaçakları da TSE standartları kapsamına almak için merdiven altı yaşamlara bazı önerilerimiz olacaktır. Amacımız her türlü hayat modelini akit serbestliği sınırları içinde kabul edilebilir ve legalize olabilir standartlarda yasalaştırmaktır. O nedenle;

1-Mülki idareye yapılacak ıslak imzalı "beyanları" nikah akdi sayabiliriz.

2-Cep telefonu üzerinden banka kredisi kullanılabilecek kadar "dijital iletişim güvenilir bir haberleşme" ise cep mesajı üzerinden de nikah akdi beyanı yapılabilir.

3-İnternet yoluyla resmi yazışmalar yapılabilir, elektronik imza ve şifrelerle oldukça yüksek para transferleri yapılabiliyorsa nikah da akdedilebilir.

4-Nikah akdi beyan edildikten sonra örneğin 3 ay içinde tarafların birlikte ıslak imzalı "teyit anlamında" tekrar imzaları alınabilir.

5-İstayen tabii ki, akraba-i taallukatın gönlü hoş olsun tarzı davullu zurnalı evlilikler de yapabilir! Bu konuda Muhterem Lütfi Hocaoğlu kardeşimin görüşlerine canı gönülden katıldığımı, yeri midir bilmiyorum ama belirtmek isterim.

6-İnsanların cinsel ilişki kurma haklarını kısıtlayıcı ve zorlaştırıcı örfi veya resmi veya bürokratik SERAMONİLERİ meşru sınırlar içinde azaltalım.

Gerektiğinde bir erkeğin birden fazla eşi olur mu, bu mümkün mü, sınırları veya adedi kaçtır, hürriyet, adalet, musavat nedir... bunları da kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'in ayetleri üzerinden tartışalım... Yüce dinimizin erkeğe tanıdığı hakları ve ödevleri, kadınlara verdiği üstün değeri bir bir tadad edelim...

Bu arada şuna değinmem gerekiyor:

Klasik fıkıhta akit denen kavramı, Türkçeye aktarırken genel olarak sözleşme diye çeviriyoruz. Zina tartışmasında akit veya sözleşme derken "meşru cinsel ilişkiya tanımlayan sözleşme veya akit" şeklinde kullandım, kullanıyorum da. Bundan dolayı anlaşılmayı zorlaştırmış olabilirim. Bilgilerinize arz olunur...

Sevgili kardeşim, Allah yar ve yardımcınız olsun!

Sayfa: 3 / 3 (30 Yorum)Prev12[3]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 40510 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 23624 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 10873 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 8936 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 12902 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17179 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 10664 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8599 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6506 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7549 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8435 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 15708 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21113 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6659 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 21573 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6303 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8768 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 6769 Okunma
25 Yorum 03.01.2019 21:32
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5834 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14017 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8073 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 14140 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6307 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17022 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15304 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5417 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 15705 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 6907 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11056 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 5867 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4479 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5793 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4612 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 18698 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10575 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 7834 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2520 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 31577 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4864 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5792 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10452 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5268 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6517 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7302 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20056 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 9012 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4782 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 5921 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2461 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 945 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22