Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012
6682 Okunma, 34 Yorum

Hırsızlık - Kavram ve Tanımlar

 

Konuyla ilgili olarak bir önceki yazıda mümkün olduğunca yorum yapmadan ayetleri olduğu gibi ortaya koymaya çalıştık. Zannettik ki, böylece üzerinde düşünülür ve mananın neye işaret ettiği anlaşılır. Ama görünüşe göre böyle olmamış. Öyle ise meseleye başka bir açıdan bakalım:

 

Kavramlar:

Yed:  kullanışlı; güç, kuvvet, kudret; faydalı eşyalar; cömertlik; elin üst kısmı, kol; (bir aletin) kolu; (kuşun) kanadı

Yed : Kur’an da Ekonomik/Mali Gücü temsil eder.

 

Ceza : Bir şeyin karşılığı, ödül veya ceza, yapılan şeyin benzeri ile karşılık vermek

Kur’an da “Ceza” bir kötülüğün karşılığının benzeri bir kötülük olduğu ifade edilir. ( Yunus 27, Şura 49)

 

Misl : Eşit, müsavi

 

“…fe in kâtelûkum faktulûhum kezâlike cezâul kâfirîn” (Bakara 191)

Sizinle savaşırlarsa / öldürürlerse, siz de savaşın/öldürün….

Savaşa savaş, kısasa kısas, gibi.

 

“Yed” kavramının Kur’an da kullanılışı:

 

“Ve kâletil yehûdu yedullâhi maglûleh, gullet eydîhim ve luınû bimâ kâlû bel yedâhu mebsûtatâni yunfıku keyfe yeşâ, ve leyezîdenne kesîran minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ, ve elkaynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh, kullemâ evkadû nâran lil harbi etfeehallâhu ve yes’avne fîl ardı fesâda, vallâhu lâ yuhıbbul mufsidîn” (Maide 64)

 

“Ve kâletil yehûdu yedullâhi maglûleh” Yahudiler Allah’ın elleri bağlanmış dediler…

“bel yedâhu mebsûtatâni yunfıku keyfe yeşâ” Bilakis onun elleri açıktır, dilediği gibi infak eder…

 

Eli bağlı : Cimri

Eli açık : Cömert

 

“Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb, Mâ agnâ anhu mâluhu ve mâ keseb”

تب (tebbe) : kesmek, kısaltmak; yok olmak; kaybolmak.

 

Eli kurudu : İflas etti, mali gücü yok oldu. Zarar etti, kaybetti.

 

“Fe cealnâhâ nekâlen li mâ beyne yedeyhâ ve mâ halfehâ ve mev’ızaten lil muttakîn” (Bakara 66)

 

Nekale : Örnek

 

“nekâlen li mâ beyne yedeyhâ” (sonradan gelenlerin) Ellerine bir örnek

 

Hırsızlıkta kavramlar ve anlamları:

 

“Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen minallâh…” (Maide 38)

 

faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen” kazandıklarını bir örnek olarak ellerinden alınız…

 

yed: bir el

yedeyn: iki el

eydi:  eller (üç veya daha fazla)

eydiyehum: onların elleri (üç veya daha fazla)

 

Kimi müfessirler ayetteki “eydiyehum” kelimesinin yerine “sağ el” anlamına gelen “eymanehüm” kelimesini kullanmaktadırlar (“Ves sariku ves sarikatü faktau eymanehüma” ibn-i Kesir, Taberi) Çünkü “eydiyehüm” kelimesi “ikiden çok el” manasına gelir. İnsanın sadece iki tane eli vardır, ikiden çok el kesilmesi mümkün değildir.

 

“…vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn” (Nur 2)

Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan azaba şahit olsun

 

Nur 2. Ayette Zina için öngörülen ceza uygulanırken “Azab” kelimesi kullanılmaktadır. (bazıları bu kelimeyi “ibret” olarak algılamaktadırlar) Daha da önemlisi “acıyacağınız tutmasın” denmektedir. Yani, sopa atmak daha mı şiddetli bir cezadır ki acımamak gerektiği yönünde bir uyarı var. El koparmak daha mı hafiftir? Elbette değil, kesilmesi gereken şel, kişinin elleri veya ayakları değil, kişinin kendisi ile fiili arasındaki bağdır. Hırsızlık yapmasını önlemektir.

 

Kaldı ki ayeti olduğu gibi anlamaya kalksak bile büyük bir problem vardır. O da Ayetin devamıdır:

 

“Fe men tâbe min ba’di zulmihî ve aslaha fe innallâhe yetûbu aleyh…” (Maide 39)

Kim  haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder.

 

Diyelim ki hırsızı yakaladık, elini kestik. Ama hırsız pişman oldu ve tövbe etti. Peki tövbesi elini geri getirir mi? Allah “ceza”nın ayrıntılarını tarif etmeyi bilmiyor muydu? (Kullanılan kelimelere ilişkin kur’an da onlarca örnek olmasına rağmen. Kat’a kelimesinin kullanılış örneklerini daha önce vermiştik)

 

Kaldı ki zina ayetinde “azab” kelimesi kullanırken niçin burada “ceza” kelimesi kullanılıyor? Çünkü, Hırsızlıktaki "Azap" tehir edilmiştir. Ahirettedir. Bu yüzden "ceza" kelimesi kullanılır. Zina cezası için ayet detay verirken, eğer maksat “elleri koparmak” ise, niçin burada bir detay yok? Kimileri “e canım isteyen kessin” diyebilecek kadar meseleyi hafife almaktadırlar.  Sabıkalı biri nasıl cezalandırılabilir? Ellerini kaybeden biri beyniyle mi hırsızlık yapar? Öyle ise sonrasında ayaklarını mı kesmek gerekir? Yoksa kafasını mı koparmak gerekir?

 

“Ve in âkabtum fe âkıbû bi misli mâ ûkıbtum bih, ve le in sabertum le huve hayrun lis sâbirîn” (Nahl 126)

Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle/eşitiyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

 

El kesmeyi şiar edinenler, Kur’an daki onca örneğe rağmen ve Nahl 126. Daki apaçık kuralı nereye koyuyorlar? Sınırı aşmamak gerektiğini bizzat Kur’an söylüyor. Ayet gayet açıktır, illa bir ceza verecekseniz, yapılanın misli ile, ona eşit bir karşılık ile ceza vermek gerektiğini söylemektedir. Ama yine ayetten anlaşılan, aslolan ıslah etmektir bunun için de sabretmektir.

 

Karşılaştırma:

 

İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fil ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard, zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm (Maide 33)

 

Kâle âmentum lehu kable en âzene lekum, innehu le kebîrukumullezî allemekumus sihr, fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin ve le usallibennekum fî cuzûın nahli ve le ta’lemunne eyyunâ eşeddu azâben ve ebkâ. (Taha 71)

 

“Kâle âmentum lehu kable en âzene lekum, innehu le kebîrukumullezî allemekumus sıhr, fe le sevfe ta’lemûn, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılâfin ve le usallibennekum ecmaîn” (Şuara 49)

 

Firavn (Taha 71, Şura 49)

 Kur’an (Maide 33)

Elini kesmek

Ayağı kesmek

Asmak (öldürmek)

Kalıcı azap

 Elini kesmek

 Ayağı Kesmek

 Asmak (öldürmek)  

 Pişmanlıkta affetmek

 Ahiret azabı

 

Kur’an Asla “bir zalimin zulmü” ile herhangi bir ceza bildirmez. Her şeyden önce bu prensibi kabul etmek gerekir.  Ancak buna rağmen her iki “ceza” şeklini karşılaştırmak da mümkün.

 

Firavn, Musa’ya iman edenlerin “ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesip idam etmekle, büyük bir azapla tehdit ediyor”

 

Kur’an “Bozgunculuk yapanların ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesip sürmekle, ölümle , ancak pişman olmaları halinde affetmekle ve her halükarda ahiret azabı ile tehdit ediyor” (Lafzen)

 

Kur'an ın tariflerine baktığıız zaman, Firavn'ın ayetin ifade ettiği lafzı olduğu gibi uygulamış olabileceği ihtimali vardır. Ancak böyle anlamak da gerekli değildir. Diğer ayetlerde kullanılan ifadelerden farklı olarak "Hurma ağacına asmak"la tehdit edilmiştir. Yani fiili bir idam söz konusudur. Ayetin geriye kalan kısmını Kur'an ın anlatım usulüne göre anlasak bile bu ifade ayrıştırma için yeterlidir.

 

Öte yandan, Eğer lafzı olduğu gibi anlasak affetmenin mümkün olmaması gerekir. Kaldı ki bozgunculuk yapanları yakalar ellerini ve ayaklarını koparır ve öldürürsek zaten tövbe etme şansı da olmaz. Diyelim bu arada tövbe ettiler, o halde niçin tekrar ahiret azabı var? Bu kur’an ın Ceza Usulu’ne aykırı bir durumdur. Kaldı ki, eli ayağı koparılmış biri pişmanlık duyması halinde bu uzuvlarına yeniden kavuşamayacağına göre “nasıl affedileceği” de üzerinde düşünülmesi gereken bir meseledir.

 

Eğer kavramları Kur’an ın kullandığı gibi anlarsak:

 

ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin” : Bütün imkanlarını elinden almak, kıpırdayamaz hale getirmek

 

ellerini ayaklarını kestiler” : Artık bizlere uğramıyorlar, gelmiyorlar, onlarla ilişkimiz kalmadı

“elden ayaktan kesilmek” : Yaşlılık veya başka sebeplerle yürüyemez hale gelmek, yatalak olmak.

 

yusallebû” : Götürmek, uzaklaştırmak, uzağa götürmek

“fesâden en yukattelû” : Ödürücü tahribat, öldürücü hasar, yıkım

“yunfev minel ard” : Temelden engelleme, izin vermeme, (bulunduğu) yerden çıkartma

 

Uzva karşı kısas; Bir kimseyi bilerek, isteyerek ve haksız olarak öldürmeyecek biçimde yaralayan kimse olanak dahilinde ise aynı biçimde yaralanır. Bu yarayı isterse yaralanan kendisi açabilir. (Fıkıh)

 

Netice itibariyle, Bütün ayetlere ve Kur’an ın cezalandırma ölçülerine baktığımız zaman “Cezada ölçü” olması gerektiğini ve fiilin benzer bir fiille cezalandırılması gerektiğini anlamak zor değildir. Mala karşı işlenen suçlar (hırsızlık gibi) mal ile veya tazyikle cezalandırılabilir. Ancak mala karşı işlenen bir suça “kısas” gerektirecek bir ceza uygulanamaz. Bu ölçüsüz ve dengesiz olacaktır.

 

Firavn uygulaması ile hırsızlık ile ilgili ayetler karşılaştırıldığında da önemli bir ayrıntı dikkat çekmektedir. Kur’an temelde “Islah” etmeyi amaçlar ve kişilerin vazgeçmeleri halinde cezanın sadece mali yaptırımla sınırlı kalacağını da ortaya koyar. Firavn uygulamasında ise fiili bir idam söz konusudur.  Ancak işlenen suçta eğer “ktl” veya uzva yönelik bir şiddet varsa bunlar zaten “kısas” gerektiren durumlardır ve hırsızlık ile ilgili değildir. Örgütlü suçlarda ise, gurubun dağıtılması ve yuvalandıkları bölgeden çıkarılarak irtibatlarının kesilmesi hedeflenmiştir.

 

Ayetlerde geçen kavramlar yerli yerinde değerlendirmek ve eylemin niteliğine uygun manalandırmak gerekir. Kaldı ki ceza uygulamaları genelleştirilemez çünkü “cezanın şahsiliği” temel prensiplerdendir. Kısaca, hırsızlıkta “çaldığı şeyin karşılığı” yani çalınanın yerine konulması esastır. Toplulukların örfi kararları ile de “kanunilik” ilkesi gözetilerek hapis cezaları da uygulanabilir.

 

Burada önemli olan, bireylerin “hırsızlık” gerekçeerini de ortadan kaldımaktır. Fakat “caydırıcılık” gibi birtakım endişelerle sınırları aşmanın imkanı yoktur. Hapis cezasını bir yıl değil üç yıl verebilirsiniz. Ancak kesilen eli veya ayağı geri getirmenizin imkanı yoktur. Tamiri mümkün olmayan bir yaptırım “Ceza” değildir, eğer suçu işleyen tamiri mümkün olmayan bir fiilde bulunmamış ise. (öldürme, fiziksel olarak zarar verme gibi)

 

Yapılabilecek şey, “Adalet ve Misli” ilkeleri çerçevesinde kurallar geliştirmektir. Suç kadar ceza, misliyle ceza kuralları kur’an ın koyduğu kurallardır. Hangi şart ve gerekçeyle olursa olsun bu sınırı aşmak mümkün değildir. Özgürlüğün kısıtlanması, kişinin bedenine zarar vermekten daha hafif bir cezadır. Çünkü özgürlüğün kısıtlanması sürelidir, ancak bir uzvu yok ettiğiniz zaman bir daha geri getirmeniz mümkün olmaz.

 

Buna göre

  • Çalınan mal iade edilir, Tazmin ettirilir
  • Fiili işleyen teşhir edilebilir, böylece bir daha işlememesi sağlanır
  • Mali kaynakarı kesilebilir, yoksun brakılabilir
  • Nihayet “hürriyeti” kısıtlanabilir.

Hırsızlık fiili gerçekleştirilirken başka suçlar da işlenmiş ise, elbette bu başka suçlara yönelik müeyyideler de uygulanabilir. Her suç, her eylem, kendince değerlendirilmeli ve müeyyideler de buna göre uygulanmalıdır.

 

Yusuf 74 ve 75. Ayetler “Hırsızlık” sebebiyle verilebilecek “En fazla” cezayı ifade eder. Bu da hürriyeti kısıtlamaktır. Bunun ötesinde bir ceza şekli uygulamak, kur’an a ilave etmek, uydurmak demektir. (Bize göre bu bir Te’vil değil, Kur’an ın anlatım/teşbih biçimidir)

 

Sürgün de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu kavram (nefy) temelden engelleme manasına gelir. Veya bulunduğu yerden çıkarma, zorla çıkarma anlamlarındadır. Örgütlü suçlarda gurubun merkezinin dağıtılması veya mevzilerinden çıkarılması manasındadır. Ancak bu hiçbir şekilde “Sürgün etme” manasına gelmez. Esasen günümüz dünyasında "sürgün" kavramının manası da yoktur.

 

Aslolan suçu önlemek ise, günümüz dünyasında sürgün ile bir suçu önlemenin imkanı yotur. Geçmişin dünyasında bu belki mümkün olabilirdi, iletişim yaygın değildi. Oysa bugün insanlar arasındaki iletişimi koparmanın imkanı yoktur. Çok kısa sürede iletişim kurabilirler ve yeniden örgütlenebilirler, bunun için bir arada olmak bile gerekmez.

 

Vesselam.

 

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Hüseyin Kayahan
09.04.2012
17:56

Topluluğun verdiği cezalar mutlaka topluluğu ilgilendiren bir sebepten dolayıdır. Mesela fuzili akitler de böyledir. Ben sizin boşta duran bir yerinizi satarım, bana ceza vermezler. Bir malınızı satarım ceza vermezler. Evinizi kiraya veririm ceza vermezler. Bu tip akitlere fuzuli akitler deniyor. Gerçi ben çok uzman değilim ama böyledir.

Hüseyin Kayahan
09.04.2012
18:02

Bugünkü mevzuatta gasba hırsızlıktan daha büyük ceza veriyorlar. Çünkü sebebi/hikmeti farklı koyuyorlar da ondan. Zinada -siz bilirsiniz- çocuk olma ihtimali olmayan duhuller; erkeklik organından başka nesne ile sapılan bir girişim, kadının rahminin dışında bir yere yönelik girişimler, hatta buluğa ermemiş küçük çocukla olan birliktelikler zinadan sayılmamıştır. Zinanın yasaklığı doğacak çocuğun hukukunu korumak içindir. Cinsel ilişkinin önlenmesi değil, doğacak çocuğun hukunun bilinmemesinin önlenmesidir gaye. Hikmeti budur.

Hakan Kandal
10.04.2012
09:10

Gasp suçu zor kullanılarak yapılan hırsızlığı içerir, hırsızlıktan daha kötü olması ve cezanın daha fazla olması gayet normaldir. Gasp yapan kişi zor kullanırken muhatabına fiziki zarar vermemiş olsa bile o kişinin hürriyetini zor kullanarak kısıtlamıştır. Bu açıdan malı tanzim etse bile bu suçun bedelini ödeyecektir. Adamın kafasına silahı dayadı, arabasını gaspetti, sonra yakalandı, arabayı geri verdi ve sallana sallana mahkemeden çıktı gitti, böyle bir şey olamaz.

İslamiyette cezalar ıslah etme değil caydırmak üzerinedir. Islah etmek dini dayanışma gruplarının, tarikatların işidir.

Hakan Kandal
10.04.2012
09:17

Eğer Kurandaki somut cezalar, ıslah etmek amaçlı olsaydı, Allah, idam cezası yerine katillerin müebbet veya 30-40 yıl süreyle "rehabilitasyona" tabi tutulacakaları hapishanelere konmasını emrederdi.Rehabilitasyon bitince de bu katiller rahşan affları ile salıverilirlerdi. Oysa İdam cezasından anlıyoruz ki, bu suçu işlemeyi düşünen kişi bilir ki sonunda ölüm var, ne sermayenin avukatları ne rahşan affları ne de cezaevi müdürleri onları kurtarabilir.Açık ve net bir caydırmadır sözkonusu olan.

Sayfa: 4 / 4 (34 Yorum)Prev123[4]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41375 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24852 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11159 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9107 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14094 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17655 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11008 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8856 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6682 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7706 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8616 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16101 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21727 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6817 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22060 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6542 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7127 Okunma
27 Yorum 04.10.2019 15:50
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8920 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5981 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14234 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8262 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15182 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6525 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17766 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15833 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5541 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16820 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7086 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11286 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6038 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4626 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5949 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4800 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19822 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10931 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 8026 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2667 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33533 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4981 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5916 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10700 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5417 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6740 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7409 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20802 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 10005 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4894 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6142 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2782 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1298 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22