Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015
24086 Okunma, 81 Yorum

İnsanlar Allah’ın kendilerine yol göstermesi için indirdiği kitapları göz ardı edip kendi akıllarını tanrılaştırdıkları zaman ortaya çok feci sonuçlar çıkar.

Akıllarını tanrılaştırmada batılıların eline kimse su dökemez. Aklını tanrılaştıran batılılar Allah’ın indirdiklerini yok sayarlar ve akıllarına göre yaşamaya başlarlar. Ancak netice fecaattir. Önce zina normalleştirilir, sonra kutsallaştırılır. Bundan sonra sınır tanımayan tanrılaşmış akılları sapıklıkları normlaştırmaya başlar. Önce erkek eşcinselliğini hoş görmeye başlarlar. Bu hoşgörü otomatikman bunun yaygınlaşmasına sebep olur. İnsanlar toplum tarafından hoş görülen şeylere meylederler. Bu, insanın sosyal bir varlık olmasından dolayıdır. Sonra buna paralel olarak kadın eşcinselliği yani lezbiyenlik hoş görülmeye başlanır. Zaman geçer, bu hoşgörü yetmez. Artık bu sapıklıkların resmi evliliklere dönüşmesi gerekir. Sınır tanımayan tanrılaşmış akıllar bunun da bir tercih olduğunu ve verilmesi gereken bir hak olduğunu rahatlıkla ortaya döker ve bu da gerçekleşir. Sonra bu sapıklıklar ve sapıklıkların normal olduğu fikri yaygınlaştıkça yaygınlaşır.

Gün gelir, batılıların bütün fikirlerini ithal etmeye meraklı olan doğu toplumları bu sapık fikirleri içselleştirmeye başlar. Onların da beyni yıkanmaya başlanır. Zaten bu toplumların içinde serbest fikirli (!) insanlar bunu çoktan kabul ediyorlardır. Ama daha da acısı kendini Kuran ehli olarak tanımlayan insanların da bu sapıklıklara hoşgörü gösterilmesi gerektiğini düşünmeleridir.

Peki, bu durumun altında yatan nedir?

Bunun altında yatan sebepler çok açıktır: Kendilerine Müslüman diyenlerin Kuran’dan bihaber olmalarıdır. Kendilerine Müslüman diyenlerin Kuran’ı hayatlarının dışına çıkarmalarıdır. Kendilerine Müslüman diyenlerin Kuran’a inanıyor gibi görünüp aslında batının tanrılaşmış akıllarına ibadet ediyor olmalarıdır. Kendilerine Müslüman diyenlerin kendilerine Kuran’dan bir ayet söylendiğinde, Kuran’dan bir emir veya nehiy söylendiğinde “öyle ama günümüzde uygulanamaz” diyerek Kuran’ı çağ dışı bir kitap olarak görmeleri ve tarihin tozlu raflarına hapsetmeleridir. En acı durum ise kendilerine Müslüman diyenlerin kendilerine Hıristiyan deyip de İncil ve Tevrat’la ilgilenmeyenlerden aslında hiçbir farklarının olmadığı ve daha da acısı bunun farkında olmamalarıdır.

O zaman biz onlar gibi yapmayalım ve Kuran’a bakalım.

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Bu Kuran’da insanlar için her örnekten anlattık. Umulur ki anlarlar.

Zümer 20

Bu ayet aslında Kuran’da bulamayacağımız hiçbir cevap olmadığını söylemektedir. Bunun için örnekleme yönteminin kullanıldığı ve Kuran’da okuduğumuz hikâye gibi olayların ise aslında birer örnek olduğunu anlamamız beklenmektedir.

Bu durumda günümüzün önemli meselesi olan cinsel sapıklıkların da Kuran’da örneklerini bulmalı ve ne yapacağımızı bilmeliyiz.

O zaman Kuran’da geçen kavramlara bakalım:

 

 

Fahişe ve fahşâ tanımı

 

فَاحِشَةٌ الفَاحِشَةُ (Fahişe): Günümüz Türkçesinde ve Arapçasında hayat kadını anlamında kullanılır. Böyle kullanılmasının sebebi müennes yani dişil ism-i fâil olmasıdır. Yani fuhş yapan kadın manasında kullanılmaktadır. Ancak Kuran bu kelimeyi ism-i fâil olarak kullanmaz. Sanki fuhuş yapan insan değil de bir fiilmiş gibi bu fiile fahişe demektedir. Yani hayâsızlık anlamında kullanmaktadır. فحش kökünden gelmiştir. Beşinci babdan فُحْشٌ mastarı bir fiilin şer’i veya örfi olarak kabul edilebilir, hoş görülebilir fiillerin sınırlarının dışında olması manasındadır. Bu mastar Kuran’da geçmemektedir. Bu mastar manasından gelen فَاحِشَةٌ(fahişe) bu aşırı fiillerden özel olarak cinsel olanlarıdır. “Hayâsızlık” anlamında ism-i fâil manasında ism-i fâilden dönüşmüş camid isimdir. Kuran’da geçen çoğulu فَوَاحِشُ الفَوَاحِشُ dur.

الْفَحْشَاءُ: (Fahşâ) Bu kelime de fahişe kelimesi gibi فحش kökünden ve beşinci babdan فُحْشٌ mastarından gelmiştir. Fahşa ise fahişe gerçekleşmeden fahişenin gerçekleşmesine sebep olan düşünceler, fikirler, sözlerdir. Yani fahişenin gerçekleşmesine götüren bütün yollar fahşâdır. Bazıları fâhiş kelimesinin çoğulu olduğunu söylemelerine rağmen Kuran’da kullanımı tekildir ve çoğul olarak kullanılmaz ama anlamsal olarak hem tekil hem de çoğuldur. Tekil olarak ve harf-i tarifle marife olarak gelir. Fahişeye götüren bütün sözler, fiiller, yolların ortak adı Fahşâdır.

 

Bu yazının ana konusu bu iki kelimedir. Kuran hayâsızlığı bu iki kelime ve bu iki kelime ile beraber kullanılan fiillerle anlatır. Bu kullanımlara göz atalım:

 

 

Fahişeleri haram etmek

تَحْريمُ الْفَوَاحِشَ

 

قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَنْ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَأَنْ تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ (33)

De ki: Yalnızca Rabbim fahişeleri, açık olanını ve gizli olanını ve ism’i ve haksızlıkla olan bağy’i ve sultan indirmediğini Allah’a ortak etmenizi ve Allah’ın üzerine bilemeyeceğinizi söylemenizi haram etti.

Araf 33

 

Burada fahişelerin zahir (açık) ve batın (gizli) olanı haram edilmiştir.

 

 

Fahişelere yaklaşmak

قُرْبُ الْفَوَاحِشَ

 

لَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ

Fahişelere, açık olanına ve gizli olanına yaklaşmayın.

En’am 151

 

Burada fahişe kelimesinin çoğulu الْفَوَاحِشَ olarak gelmiştir. Cem-i mükesser kalıbıdır. Fahişe türlerinin doğrudan birbiri ile bağlantılı olmadığını göstermek için bu şekilde gelmiştir. Eğer الفَاحِشَاتِ şeklinde cem-i müennes salim kalıbıyla gelseydi bir sistem ifade edecekti ve fahişe türleri arasında sistematik bir ilişki olacaktı. Bu sistematik ilişki olmadığı için الْفَوَاحِشَ şeklinde cem-i mükesser kalıbıyla gelmiştir.

Burada fahişeler iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup zahir olan grup, ikinci grup batın olan gruptur. Burada مَا ism-i mevsûlü kullanılmış olması da önemlidir. Zahir olan ve batın olanları belirli fahişeler olsaydı الَّتِي ism-i mevsûlü kullanılırdı. Bu şekilde مَا ism-i mevsûlü kullanılmış olması aynı fahişenin zahir de olabileceği, batın da olabileceğinden dolayıdır.

Zahir olan o fahişenin açıkça yapılanı, batın olanı ise fahişenin gizli olarak yapılanıdır.

Her ikisine de yaklaşmama emredilmiştir. Yaklaşma fiili olan الْقُرْبُ ise الْإِتْيَانُ fiilinin başlangıcıdır. Yani bu gelme fiilinin yani sonunda bir etkileşim olan gelmenin başlangıcı yaklaşmadır. Burada fahişelere yaklaşmayın denerek fahişelere gelmenin başlangıcının bile gerçekleştirilmemesi istenmektedir.

 

 

Fahişelerden kaçınmak

اجْتِنَابُ الْفَوَاحِشَ

 

يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ

İsm’in büyüklerinden ve fahişelerden kaçınırlar.

Şura 37

 

Burada fahişelerden kaçınma (اجْتِنَابُ الْفَوَاحِشَ) ifadesi vardır. Burada uzak durmak için çabalama ifade edilmiştir. Fahişeye gelmede fahişeye yaklaşma, fahişeyi getirmede de fahişeye yaklaştırma vardır. Burada tam tersi bir durum vardır. Fahişe gelebilir diye veya gelen fahişeden uzak durmak için çabalamak, kaçınmak vardır.

 

 

يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ

İsm’in büyüklerinden ve fahişelerden kaçınırlar, küçük toplamalar hariç.

Necm 32

 

Burada da fahişelerden kaçınma (اجْتِنَابُ الْفَوَاحِشَ) ifadesi vardır. Ancak fahişe ve ism’in büyüklerinden kaçınma ifadesinde bir istisna yapılmıştır. Bu da اللَّمَمَ ifadesidir. Bu kelime لَمٌّmastarından gelmiştir. Bu mastar toplayıp yığmak demektir. Küçük, dağınık ve birbirinden uzak parçaları bir araya toplayıp bazısını bazısının üstüne yığmak manasındadır. لممkökünden birinci babdan mastardır. Bu kökten gelen لَمَّةٌ kelimesi toplayıp yığılan küçük suçları ifade etmektedir. Bunun çoğulu لَمَمٌ dür. Buradaki istisna muttasıl değil, munkatı istisnadır. Yani لَمَمٌ ism’in büyüklerinden veya fahişelerden değildir.

 

 

O bir fahişedir

كَانَ فَاحِشَةً

 

لَا تَقْرَبُوا الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبِيلًا

Zinaya yaklaşmayın. O bir fahişedir ve yol olarak ne kötüdür.

İsra 32

Bu ayet bize zinanın bir fahişe olduğunu söylemektedir. Fahişe kelimesi nekre gelmiştir. Bu da bir fahişe olduğunu, yani fahişelerden bir fahişe olduğunu söylemektedir. Buna göre fahişe olarak geçen genel kavramın içinde zina vardır. Yani bütün fahişeler zina kavramı içinde değildir. Zina da fahişelerden bir fahişedir. Eğer zina genel fahişe kavramının karşılığı olsaydı الفَاحِشَةَşeklinde marife gelirdi.

 

 

وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ آبَاؤُكُمْ مِنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًا وَسَاءَ سَبِيلًا

Kadınlardan babalarınızın nikâhladığını nikâhlamayın, geçmişte olan hariç. O bir fahişedir ve çirkindir ve yol olarak ne kötüdür.

Nisa 22

Bu ayet bize babaların nikâhladıkları kadınlarla nikâhlanmanın da bir fahişe olduğunu söylemektedir. Burada da fahişe kelimesi nekre gelmiştir ve bu tür nikâhın da fahişelerden bir fahişe olduğunu söylemektedir.

 

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْأَخِ وَبَنَاتُ الْأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللَّاتِي أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ اللَّاتِي فِي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ اللَّاتِي دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَإِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلَابِكُمْ وَأَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ

Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren anneleriniz, emzirmeden dolayı kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri, ilişkiye girdiğiniz kadınlarınızdan olan korunaklarınızda olan üvey kızlarınız (Eğer onlarla ilişkiye girmemişseniz size cünah yoktur), Sizin soyunuzdan olan oğullarınızın helallikleri, geçmişte olan haricinde iki kız kardeşin arasını cem etmek (Allah mağfiretlidir, merhametlidir) ve kadınlardan muhsen olanlar, cariyeler dışında size haram edildi.

Nisa 23-24

Bu ayette erkekler için cinsel açıdan haram edilen kadınlar açıklanmıştır. Araf 33 ayetinde de fahişelerin haram edildiği belirtilmiştir. Bu ayetle kombine edildiğinde bu ayetteki haramların cinsel haramlık olması nedeniyle bunların her biri ile cinsel ilişki fahişedir.

 

 

Fahişeye gelmek

إِتْيَانُ الفَاحِشَةِ

 

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِنَ الْعَالَمِينَ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَاءِ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

Ve Lut, Kavmine demişti: Âlemlerden hiç kimsenin sizi onunla geçmediği fahişeye mi geliyorsunuz? Siz kadınlardan başka adamlara şehvetle geliyorsunuz. Siz müsrif bir kavimsiniz.

Araf 80-81

 

Bu ayette Lût, kavmine fahişeye geldiklerini söylemektedir (تَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ). Burada gelme fiillerinden إِتْيَانٌ kullanılmıştır. Bir gelme fiili daha vardır. Bu da مَجِيءٌ fiilidir. İki fiil eş anlamlı olarak değerlendirilmektedir. Oysa arada fark vardır. En temel fark إِتْيَانٌ da gelen kişi ile gelinen kişi ya da yer arasında bir etkileşim vardır. مَجِيءٌ fiilinde ise bu yoktur, daha doğrusu fiil yalın halde gelme fiilidir. Gelme fiilinden sonra başka etkileşimler varsa ayrıca ifade edilir. إِتْيَانٌ da ise gelen ile gelinen arasında bir etkileşim vardır. Bu etkileşim başka cümlelerle açıklanabilir. Açıklanmasa da fehmedilebilir. Burada da إِتْيَانٌ kullanılmıştır ve arkasından bu gelme açıklanmıştır. تَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَاءِ ifadesi ile kadınlardan başka adamlara şehvetle geliyorsunuz denmektedir. Burada da إِتْيَانٌ kullanılmıştır ve bu gelmenin sadece gelme olmadığı إِتْيَانُ الفَاحِشَةِ yani fahişeye gelmek ifadesinin bir kavram olduğu ve sadece Lût kavminin yaptığı fiille sınırlı olmadığı gösterilmektedir.

Burada Lût kavminin biseksüel olduğu مِنْ دُونِ النِّسَاءِ (kadınlardan başka) ifadesi ile gösterilmektedir. Buradaki إِتْيَانُ الفَاحِشَةِ kavramı erkekler için biseksüelliktir.

 

 

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَاءِ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

Ve Lut, Kavmine demişti: Göre göre fahişeye mi geliyorsunuz? Siz kadınlardan başka adamlara şehvetle geliyorsunuz. Siz cahillik ediyor olan bir kavimsiniz.

Neml 54-55

 

Bu ayette de aynı durum anlatılmaktadır. Ancak burada bir durum daha vardır. Fahişeye gelmenin görerek olduğu söylenmektedir. وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ (siz görür halde iken) ifadesi haldir. Burada رَأْي fiili değil, إِبْصَارٌ fiili kullanılmıştır. Bu da mecazi değil, hakiki manaya bizi götürmektedir. Yani erkeklere şehvetle gelme herkesin içinde, herkesin gördüğü yerlerde açıkça gerçekleşmektedir.

 

 

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِنَ الْعَالَمِينَ أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنْكَرَ

Ve Lut, Kavmine demişti: Âlemlerden hiç kimsenin sizi onunla geçmediği fahişeye mi geliyorsunuz? Siz adamlara geliyorsunuz ve yolu kesiyorsunuz ve toplantınızda münkere geliyorsunuz.

Ankebut 28-29

 

Burada da fahişeye gelmek kavramı kullanılmaktadır. Ancak burada مِنْ دُونِ النِّسَاءِ (kadınlardan başka) ifadesi kullanılmamakta, doğrudan homoseksüellik fahişeye gelmek kavramının içine sokulmaktadır.

 

 

وَاللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِنْكُمْ فَإِنْ شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّى يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا وَاللَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَآذُوهُمَا فَإِنْ تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَا إِنَّ اللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَحِيمًا

Kadınlarınızdan fahişeye gelen kadınlar, onların aleyhinde sizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse ölüm onları vefat ettirene veya Allah onlar için bir yol kılana kadar onları evlerde tutun. Ona (fahişeye) gelen sizden iki erkek, ikisine eziyet edin. Eğer ikisi tövbe eder ve ikisi ıslah olursa ikisinden vaz geçin. Allah tövbeleri kabul edendir, merhametlidir.

Nisa 15-16

 

Bu iki ayette dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Bu مِنْ نِسَائِكُمْ ifadesidir. Ayetin gelişine bakınca اللَّاتِي ile başlamaktadır ve dişil çoğuldur. Dişil çoğul olduğu için erkekleri kapsamaz ve ism-i mevsulün sıla cümlesinin yalnızca kadınlar için olduğu anlaşılmaktadır. Buna ilaveten يَأْتِينَ fiili de dişil çoğul fiildir ve erkekleri kapsamaz. Burada da zaten ism-i mevsule dönen ait zamiri olan nisve nunu vardır ve bu ikisi uyum içinde bu fahişeye gelmek fiilini işleyenlerin yalnızca kadınlar olduğunu göstermektedir. Peki, bu durumda مِنْ نِسَائِكُمْ yani kadınlarınızdan ifadesi fazladan mı gelmiştir. Nisa kelimesi üç tür kelimeye izafe edilir. Bunlardan birisi tekil erkek şahıs veya zamirdir ve bu erkeğin eşleri anlamına gelir. Diğeri çoğul erkek şahıs ya da zamirdir. Bu durumda iki şey anlaşılır. Bunlardan biri izafe edilen erkeklerin eşleri, diğeri ise izafe edilen erkeklerin topluluğundaki tüm kadınlardır. Hangisinin olduğu karine ile anlaşılır. Bir diğeri çoğul kadın şahıs ya da zamire izafe edilmesidir. Bu da o kadınların topluluğundaki diğer kadınları göstermektedir.

Bu ayetteki مِنْ نِسَائِكُمْ deki kadınlarınız ifadesi sizin toplumunuzdaki kadınlar ya da eşleriniz olan kadınlar anlaşılabilir. İlki ikincisini kapsamaktadır. Topluluğunuzdaki kadınlar anlaşılınca fahişeye gelen kadınlara uygulanacak ceza o kadınların sizin toplumunuzdan olmasıyla ancak sizin verebileceğiniz bir cezadır anlamına gelir. Eşleriniz anlamına gelince bu kadınların nikâhlı kadınlar olduğu anlaşılır. Ancak arkasından gelen sizden dört şahit getirin (فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِنْكُمْ) cümlesindeki sizden (مِنْكُمْ) ifadesi nedeniyle buradaki نِسَائِكُمْ ün “sizin topluluğunuzdan olanlar” manasına geldiğini anlıyoruz.

Şahitlik gerçekleşirse evlerde tutun emri verilmektedir. Burada evlerinde (فِي بُيُوتِهِنَّ) denmemiş, evlerde (فِي الْبُيُوتِ) denmiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki bu evler kadınların yaşadıkları evler değil, nakledildikleri başka evlerdir. Herhangi bir ev olmadığı da, özel bir fonksiyon için yani bu tür kadınların tutulması için ayrılan evler olduğu harf-i tarifle (ال ile) marife olmasından anlaşılmaktadır. Tutulacakları evler herhangi bir ev olsaydı فِي بُيُوتٍ şeklinde nekre gelirdi. Sonrasında bu cezanın bitiş tarihi حَتَّى(-e kadar) ile veriliyor. İki seçenek gösteriliyor:

  • Ölümün onları vefat ettirmesi
  • Allah’ın onlar için bir yol kılması

İlk seçenek gayet açıktır. Ancak ikinci seçenekte kılınacak olan yol olan سَبِيلًاkelimesi nekre olarak gelmektedir. Yani şartlara göre değişecek bir yoldur.

Bundan sonra arkadaki ayet çok ilginç bir şekilde bu ayete “ve” (وَ) atıf harfiyle bağlanıyor. Burada اللَّذَانِ şeklinde ikil erkek ism-i mevsulü kullanılıyor. Sonra bu ism-i mevsul ile uyumlu olarak يَأْتِيَانِ şeklinde ikil erkek sıygasıyla fiil gelmiştir. “İkisi geliyor” anlamındadır. Önceki ayetteki يَأْتِينَ(geliyorlar) dişil çoğul fiilinin eril ikilidir. Fakat bu fiilin mef’ûlü müennes “o” (هَا) zamiridir. Önceki ayetteki يَأْتِينَ fiilinin mef’ûlü olan fahişeye (الْفَاحِشَةَ) işaret etmektedir. Burası çok önemlidir. İlk ayetteki kadınların geldiği fahişe ile ikinci ayetteki iki erkeğin geldiği fahişe aynıdır. Farklı fahişeler olsaydı ikinci ayette هَا zamiri ile gelmezdi yani izmar olmazdı. يَأْتِيَانِ الْفَاحِشَةَ şeklinde tekrarlanırdı yani izhar olurdu.

Burada yapılan fiil birebir olamayacağına göre fahişe olma sebebi aynı olmalıdır. Kadınlar nasıl bir şekilde fahişeye gelmeli ki iki erkeğin geldiği fahişe ile aynı kapsama girmelidir.

Burada diğer önemli konu kadınlar için çoğul kullanması, erkekler için ikil kullanmasıdır. Yani aynı fahişe olmalı ama birisinde çoğul kadın sıygası, diğerinde erkek ikil sıygası ile uyumlu olmalıdır. Aynı zamanda başka ayette cezası yüz kırbaç olan zinadan farklı olmalıdır. Zina da bir fahişedir ama burada bahsedilen fahişeye gelmek ile farklıdır. Çünkü burada farklı bir cezadan bahsetmektedir.

Bunlara ilaveten “fahişeye gelmek” ifadesi de Lut kavminin homoseksüel ilişkileri için kullanılmaktadır.

Burada fahişeye gelmek ile bir fahişe olan zina arasındaki farkı ayırmamız gerekmektedir.

Bunun için zina ayetlerine bakalım:

 

الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ الزَّانِي لَا يَنْكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ

Zâniye ve zâni, ikisinden her birine yüz kırbaç vurun ve ikisine karşı Allah’ın dininde bir acıma sizi almasın, eğer Allah’a ve ahir yevme iman ediyorsanız. İkisinin azabına müminlerden bir taife şahit olsun.

Zâni, yalnızca bir zâniyeyi ya da müşrikeyi nikâhlayabilir. Zâniye, yalnızca bizr zani veya müşrik onu nikâhlayabilir. Müminlere bu haram edildi.

Nur 2-3

Bu ayetlerde konumuzla ilgili olan husus zâni ve zâniyenin birbiri ile nikâhlanması hususudur. Öncelikle zina fiilinin gerçekleştirdiği ile nikâhlanması en doğal olanıdır. Buradan şunu anlıyoruz ki zina bir fahişedir ama zina fiilinin gerçekleştirenler arasında nikâh akdi gerçekleşebilir. Yani aralarında nikâh akdi olabilecek iki kişi arasındaki ilişki zinadır.

Aynı zamanda zina fiilinin homoseksüel bir ilişki olmadığını “الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي” şeklinde dişil ve erkek çekimin birlikte kullanılmasından anlıyoruz. Aynı zamanda nikâhlanabilmeleri de bunu göstermektedir.

Buradan “fahişeye gelmek” ifadesinin “aralarında nikâh akdi gerçekleşemeyecek kimseler arasındaki akitsiz cinsel ilişki” olduğunu anlıyoruz.

Tekrar iki ayetimize dönelim. İlk ayette kadınlar çoğul, ikinci ayette erkekler ikil kullanılmıştır. İkinci ile ilkinde gelinen fahişe aynıdır. Bu fahişe zina değildir. Zina aralarında nikâh akdi olabilecekler arasındaki akitsiz cinsel ilişkidir. Bütün bu veri kümesi bizi “fahişeye gelmek” ifadesinin “aralarında nikâh akdi olamayacaklar arasında cinsel ilişki” olduğu bilgisine ulaştırmaktadır.

İlk ayetteki kadınların çoğul, ikinci ayetteki erkeklerin ikil kullanılmasının sebebini açıklayalım:

الَّتِي تَأْتِي الْفَاحِشَةَ

Fahişeye gelen, yani nikâh akdi olamayacak erkeklerle cinsel ilişkide bulunan kadın anlaşılır. İddet süresini beklemediği için aynı dönemde birden fazla erkekle ilişkiye girmiştir ve bu nedenle nikâh akdi olamaz. Ancak lezbiyen ilişkiler anlaşılmaz.

Fahişeye gelen kadın

اللَّتَانِ تَأْتِيانَ الْفَاحِشَةَ

Fahişeye gelen iki kadın, yani nikâh akdi olamayacak iki kadın anlaşılır. Yalnızca lezbiyen ilişki anlaşılır.

Fahişeye gelen iki kadın

اللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ

Burada yukarıdaki ikisi de anlaşılır. Yani hem nikâh akdi olamayacak erkeklerle cinsel ilişki hem de lezbiyen ilişkiler anlaşılır.

اللَّاتِي = n x الَّتِي + n x اللَّتَانِ

Fahişeye gelen kadınlar

 

Diğer taraftan bu ayette اللَّاتِي has ism-i mevsulünün kullanılması önemlidir. Has ism-i mevsul kullanılması ile bu fiili kadınların organize, örgütlü, bile bile yaptıklarını göstermektedir. Bu nedenle burada “tecavüze uğramış kadınlar” anlaşılamaz.

Burada bizden olmayan kadınların durumu anlatılmamaktadır. Bu da kıyasi olarak tespit edilebilir. Bizden olan kadınlar evlerde tutulmakta ve bu sayede tecrit edilmektedirler. Buna kıyasen bizden olmayan, dışarıdan gelip organize bir şekilde fahişeye gelen kadınlar ise sınır dışı edilebilirler veya başka bir yöntem uygulanabilir.

Sonraki ayette erkekler için ikil sıyga kullanılmıştır. Bu da erkekler arasındaki homoseksüel ilişkidir. Zaten aynı ifade çoğul sıygasıyla Lut kavmi için kullanılmıştır. Bu da “fahişeye gelmek” ile ifade edilmiştir. Çünkü iki erkek arasında nikâh akdi olamayacaktır ve bunun ifadesi de “fahişeye gelmek”tir.

Ayetin devamında bu iki erkeğin bizim toplumumuzdan olduğu “sizden” (مِنْكُمْ) şeklinde ifade edilmiştir. Sonra bu iki erkeğe nasıl bir ceza verileceği söylenmiştir. Erkeklerin evde tutulması istenmemektedir. Erkekler için eziyet cezası vardır. İkisine eziyet edin (آذُوهُمَا) denmiştir. Ancak eziyetin ne seviyede bir eziyet olacağı söylenmemiştir. Ayetin devamından eziyetin amacının ikisinin tövbe etmesi ve ıslah olması ile bu homoseksüellikten vazgeçmeleri olduğu anlaşılmaktadır. “Eğer ikisi tövbe eder ve ıslah olurlarsa ikisini rahat bırakın” (فَإِنْ تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَا) şeklinde gelen ifade onlara verilecek olan eziyetin bırakılmasının şartının tövbe ve ıslah olduğunu göstermektedir. Devamında Allah’ın tövbeleri kabul ettiği ve merhametli olduğu söylenmektedir.

Burada da اللَّذَانِ has ism-i mevsulünün kullanılması fiilin örgütlü, organize, bilinçli bir şekilde gerçekleştiğini, bir tecavüz olmadığını, iki tarafın kontrolü altında yapıldığını göstermektedir.

Diğer önemli bir husus burada erkekler için çoğul ism-i mevsul değil de ikil kullanmasıdır. Çoğul kullanılsaydı kadınları da kapsayabileceğinden başka manalar anlaşılabilirdi. Diğer taraftan erkekler çok eşli olabileceğinden erkek ister birisiyle nikâhlı olsun, isterse olmasın nikâhsız ilişkide bulunduğu kadın evli değilse zaten zina kapsamına girecekti. Evli ise zaten evli kadınların haram edildiği ayette tanımlanmış olmaktadır. Eğer ilişkiye girdiği kadın genelev kadını ise o da bir önceki ayette tanımlanmıştır. Bu nedenle burada ikil kullanılmış ve aslında bütün ayetlere bakınca hiçbir boşluk bırakılmamıştır.

 

Yukarıdaki iki ayette zinanın bir fahişe olduğu ve babaların nikâhladığı kadınlarla nikâhlanmanın da bir fahişe olduğu söylenmişti. Buna göre fahişelerin tanımlanması gerekir.

Fahişe türü

Açıklama

الزِّنَى

Aralarında nikâh akdi olabilecek kimseler arasında nikâhsız cinsel ilişki olması

Zina

النِّكَاحُ مَا نَكَحَ الآبَاءُ مِنَ النِّسَاءِ

Burada babalardan kastedilen baba, babanın babası, babanın erkek kardeşleri ve bu şekilde soyun yukarı doğru gitmesidir.

Bakara 133’de Yakup’un çocukları babaları ölüm döşeğindeyken ona نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهًا وَاحِدًا demektedirler. Senin ve babaların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahına, bir ilaha ibadet ederiz, demişlerdir. İbrahim Yakup’un dedesi, İsmail amcası, İshak babasıdır. Buradaki babaların (آبَائِكَ) kelimesi baba, amca ve dedeyi kapsamaktadır.

Yusuf suresi 6. ayette Yusuf’a hitaben أَتَمَّهَا عَلَى أَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ denmektedir. Yusuf’a senin iki baban (أَبَوَيْكَ) denmekte, sonra bu iki babanın İbrahim ve İshak (إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ) olduğu bedel olarak söylenmektedir. Bu kelime anne-baba manasında da olduğundan bedel olarak İbrahim ve İshak getirilmiş ve kastedilenin anne-baba olmadığı gösterilmiştir. İbrahim Yusuf’un babasının dedesi, İshak ise dedesidir. Buna göre Kuran’da baba (أَب) kelimesi Türkçedeki baba, amca, babanın babası, babanın babasının babası gibi manaları kapsamaktadır.

Eğer yalnızca Türkçedeki baba kastedilseydi وَالِد kelimesi kullanılırdı.

Babaların nikâhladığı kadınları nikâhlamak

أُمَّهَاتُكُمْ

Annelerle ilişki

Anneleriniz

بَنَاتُكُمْ

Kızlarıyla ilişki

Kızlarınız

أَخَوَاتُكُمْ

Kız kardeşlerle ilişki

Kız kardeşleriniz

عَمَّاتُكُمْ

Halalarla ilişki

Halalarınız

خَالَاتُكُمْ

Teyzelerle ilişki

Teyzeleriniz

بَنَاتُ الْأَخِ

Erkek kardeşin kızları ile ilişki

Erkek kardeşin kızları

بَنَاتُ الْأُخْتِ

Kız kardeşin kızları ile ilişki

Kız kardeşin kızları

أُمَّهَاتُكُمُ اللَّاتِي أَرْضَعْنَكُمْ

Süt annelerle ilişki

Sizi emziren anneleriniz

أَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ

Süt kardeşlerle ilişki

Emzirmeden dolayı kardeşleriniz

أُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ

Kayınvalidelerle ilişki

Kadınlarınızın anneleri

رَبَائِبُكُمُ اللَّاتِي فِي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ اللَّاتِي دَخَلْتُمْ بِهِنَّ

Üvey kızlarla ilişki

İlişkiye girmediğiniz kadınlarınızdan olan korunaklarınızdaki üvey kızlarınız

حَلَائِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلَابِكُمْ

Gelinlerle ilişki

Soyunuzdan olan oğullarınızın helallikleri

أَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْأُخْتَيْنِ

İki kız kardeşle aynı dönemde ilişki

İki kız kardeşi cem etmek

الْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ

Evli kadınlarla ilişki

Cariyeler dışında kadınlardan evli olanlar

اللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ

Nikâh akdi olamayacak erkeklerle iddet süresini beklemeden cinsel ilişki (genelev ilişkisi) ve lezbiyen ilişki

Fahişeye gelen kadınlar

اللَّذَانِ يَأْتِيَانِ الْفَاحِشَةَ

Erkeklerde homoseksüel ilişki

Fahişeye gelen iki erkek

 

 

Bir fahişeyi getirmek

الْإِتْيَانُ بِفَاحِشَةٍ

 

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ

Ey iman edenler, kadınlara hoşlanmadıkları halde varis olmanız helal olmaz ve onlara verdiklerinizin bir kısmını götürmek için onlara karşı güç kullanmayın, açıklamış bir fahişeyi getirmeleri hariç.

Nisa 19

 

يَانِسَاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ

Ey nebinin kadınları, sizden kim açık bir fahişeyi getirirse ona azap iki kat katlanır.

Ahzab 30

 

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ

Ey nebi, kadınları boşadığınız zaman onları iddetleri için boşayın ve iddeti sayın ve rabbiniz olan Allah’a sığının. Onları evlerinden çıkarmayın ve onlar da çıkmasınlar, açık bir fahişeyi getirmeleri hariç.

Talak 1

 

Bu ayetlerde الْإِتْيَانُ بِفَاحِشَةٍ kavramı vardır. Burada gelme fiili olarak الْإِتْيَانُ kullanılmıştır. Yine bir etkileşim anlatılmaktadır. Ancak burada بِ harf-i ceri ile “gelme” fiili “getirme” manasına dönüşmüştür. الْإِتْيَانُ kullanıldığı için getirilenle getirildiği yerde bir etkileşim vardır. Yani fahişe eylemi gerçekleşmiştir. Yani evde olmayan bir fahişe eve getirilmiştir. Fahişe nekredir. Bu da herhangi bir fahişe anlamındadır. Yani fahişe tanımına giren herhangi bir fahişedir. Ancak bu nekreliğinin yanında fahişe مُبَيِّنَةٍ ile takyid edilmiştir. Açıklayan, açıklanan anlamındadır. Tef’îl babından geldiği için belirginleşmiş, ayrılmış, ispat edilmiş anlamındadır.

 

 

إِنْ أَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ

Bir fahişe getirirlerse azaptan onların aleyhinde muhsan kadınların üzerine olanın yarısı vardır.

Nisa 25

Bu ayette de الْإِتْيَانُ بِفَاحِشَةٍ kavramı vardır. Ancak köle kadınlar için olduğundan dolayı fahişenin مُبَيِّنَةٍ olması şartı aranmamıştır. Buna karşın cezanın da yarı yarıya olduğu belirtilmiştir.

 

 

Bir fahişe yapmak

الْفِعْلُ فَاحِشَةً

 

إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ

Bir fahişe yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı zikrederler, suçları için istiğfar ederler.

Ali İmran 135

 

Burada “fahişeye gelmek” veya “bir fahişe getirmek” ifadesi kullanılmamış, “bir fahişe yapmak” ifadesi kullanılmıştır. “Bir fahişe yapmak” genel bir ifadedir. Fahişeye gelmek ve getirmek ifadelerini kapsamaktadır.

 

 

إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَا آبَاءَنَا وَاللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ

Bir fahişe yaptıkları zaman derler: Atalarımızı onun üzerinde bulduk ve Allah onu bize emretti. De ki: Allah fahşâyı emretmez.

Araf 28

Burada da “bir fahişe yapmak” ifadesi kullanılmıştır. Burada fahişeyi yapanlar atalarını onun üzerinde bulduklarını ve onu Allah’ın emrettiğini söylemektedirler. Ancak arkasından gelen cevapta Allah’ın fahişeyi emretmediği şeklinde ifade gelmemiş, Allah’ın fahşâyı emretmediği ifade edilmiştir. Çünkü fahşâ nehyedilmiştir.

 

 

Fahşâyı emretmek

الْأَمْرُ بِالْفَحْشَاءِ

 

الشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُمْ بِالْفَحْشَاءِ

Şeytan size fakirliği vaad eder ve size fahşâyı emreder.

Bakara 268

 

إِنَّ اللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ

Allah fahşâyı emretmez.

Araf 28

 

مَنْ يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ

Kim Şeytan’ın adımlarına uyarsa o fahşâyı ve münkeri emreder.

Nur 21

 

 

إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاءِ وَأَنْ تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

O (Şeytan) size kötülüğü ve fahşâyı ve Allah üzerine bilmediğinizi söylemeyi emreder.

Bakara 169

 

Bu ayetlerde fahşânın Şeytan tarafından emredildiği, Allah tarafından emredilmediği belirtilmektedir. Ayetlerde Şeytan tarafından fahişe emredilmiş değil, fahşâ emredilmiştir. Fahşâ, fahişeye giden yoldur. Bu nedenle Şeytan doğrudan fahişeyi emretmemekte, fahşâyı emretmektedir. Zaten fahşâ, fahişeye götürecektir.

 

 

Fahşâyı nehy etmek

النَّهْيُ عَنِ الْفَحْشَاءِ

 

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Allah adli ve ihsanı ve yakınlık sahiplerine vermeyi emreder ve fahşâyı ve münkeri ve bağyı nehy eder. Size öğüt verir. Umulur ki anlarsınız.

Nahl 90

 

Bu ayetlerde de fahşânın Allah tarafından nehyedildiği belirtilmektedir. Fahişe Allah tarafından haram edilmiş, fahşâ nehyedilmiştir.

 

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

Kitaptan sana vahyolunanı tilavet et ve salatı ikame et. Salat fahşâyı ve münkeri nehy eder. Allah’ın zikri daha büyüktür ve Allah ürettiğinizi bilir.

Ankebut 25

 

Bu ayette de salatın fahşâyı nehyettiği söylenmektedir. Salatın fonksiyonlarından biri budur. İkame edilen salat ile fahşâyı nehyeden salat iki farklı fonksiyon nedeniyle izhar edilmiştir. İlki siyasi fonksiyonları olan salat iken, ikincisi ahlaki fonksiyonları olan salattır. Aynı salat olsaydı ikinci salat zamir olarak إِنَّهَا şeklinde gelirdi.

 

 

Fahşâyı geri çevirmek

الصَّرْفُ عَنِ الْفَحْشَاءِ

 

لَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا أَنْ رَأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ

O (kadın) ona meyletti ve o (Yusuf) da ona (kadına) meyletti. Rabbinin burhanını görmeseydi… Bunun gibi ondan kötülüğü ve fahşâyı geri çevirmemiz için…

Yusuf 24

 

Bu ayette kadın Yusuf’a, Yusuf da kadına meyletmiştir. Ancak fahşâ geri çevrilmiştir. Buradan anlıyoruz ki fahşâ fahişeye giden yoldur. Yani cinsel ilişki öncesindeki yapılan ve cinsel ilişki ile sonlanan fiiller fahşâdır. Fahşâya gitmek üzere olan Yusuf’dan fahşâ geri çevrilmiştir.

 

 

Fahişenin yayılması

شُيُوعُالفَاحِشَةِ

إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İman edenler içinde fahişenin yayılmasını sevenler, onlar için dünyada ve ahirette elim azap vardır. Allah bilir ve siz bilmezsiniz.

Nur 19

Burada fahişenin yayılması (شُيُوعُالفَاحِشَةِ) kavramı vardır. Bu çok önemlidir. Fahişe durduğu yerde durmaz. Fahişe, tıpkı bir mikrop gibi, bir kanser gibi yayılmaya meyillidir. Burada fahişe harf-i tarifle marifedir (الْفَاحِشَةُ). Yani ya belirli bir fahişedir (ahd) ya da tüm fahişelerdir (istiğrak).

 

 

Sonuç

 

Bütün bu ayetlerden anlamaktayız ki fahişenin çok çeşidi vardır. Fahişe çeşitlerinden en hafif olanı zinadır. Zina en altta yer alırken diğer fahişeler daha üstte yer almaktadır.

يَانِسَاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ

Ey nebinin kadınları, sizden kim açık bir fahişeyi getirirse ona azap iki kat katlanır.

Ahzab 30

إِنْ أَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ

Bir fahişe getirirlerse azaptan onların aleyhinde muhsan kadınların üzerine olanın yarısı vardır.

Nisa 25

Üstteki ayette nebi hanımları için fahişe getirdiklerinde iki kat ceza olduğu söylenmektedir. Bu çok önemlidir. Çünkü eğer yaparlarsa nebi hanımlarının getirdiği fahişe zina değildir. Çünkü evli oldukları için zina tanımı dışına çıkmaktadır. Bu nedenle uygulanacak olan bir azap vardır ve bunun 200 kırbaç olduğu söylenmemekte, iki kat olduğu söylenmektedir. Bu nedenle burada uygulanacak ceza zina cezasından farklıdır. Çünkü zinadan daha kötü bir fahişe getirmiştir.

Alttaki ayette ise fahişeyi getiren cariyelere uygulanacak cezanın yarım olduğu söylenmektedir. Burada da 50 kırbaç denmemektedir. Bu da zina dışındaki fahişelerinin cezalarının zinadan farklı olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle zina dışındaki fahişelere fahişenin ağırlığına göre bir ceza uygulanmalıdır. Bunlar dışında iki durum için ilave bir cezadan bahsedilmektedir. Bunlar yukarıda izah edildi.

Fahişeye gelmenin diğer bir şekli bir topluluk olarak fahişeye gelmek ve fahişenin o topluluk içinde meşru hale gelmesidir. Bunun Kuran’daki tipik örneği Lut Kavmidir. Lut Kavmi homoseksüellik ve biseksüelliği meşrulaştırmış ve artık toplumun bir normu haline getirmiştir. Topluluk tarafından kanıksanmış bu fiile karşı çıkan Lut, eşi haricinde ailesini alıp götürmüş ve Lut’un kavmi yerle bir edilmiştir.

Burada sorgulanması gereken Lut’un karısının niçin geride bırakılıp helak edildiğidir. Bir peygamber hanımıdır. Ahlaksızlık yapması söz konusu değildir. Ahlaksızlık yaptıysa Lut’un onu nikâhında tutmayacağı açıktır. O halde şu soru sorulur: “Lut’un karısı neden helak edildi?”

Bunun mantıklı tek bir izahı vardır. O da yapmadığı halde o sapıklığı meşru görmesi, hak olarak görmesidir. Bu nedenle eşi tarafından Allah’ın emri ile geride bırakılmış ve kavimle beraber helâk edilmiştir.

Burada helâkın sebebi de düşünülmelidir. Allah’ın bir topluluğu helâk etmesi o topluluğun artık düzelmeyeceğinin kesinleşmesi iledir. Fahişe yayılınca ve artık yerleşince artık o topluluk iflah olmaz. Artık normale dönmesi imkân dışıdır. O noktaya gelen topluluk yok olacaktır.

Günümüzde batı toplulukları bu durumdadır. Ancak daha çirkini kendilerine Müslüman diyenlerin Lut’un karısının pozisyonuna düşmeleridir.

Cinsel sapıklıklar topluluk içinde kabul görmeye başladığı anda tıpkı bir mikrop gibi yayılır. Öyle bir hale gelir ki artık çocuklarınızı koruyamamaya başlarsınız. Çünkü artık o “sapıklık” değil bir “tercih” olarak görülmektedir. Bunun sonucunda da her tür cinsel sapıklık bir sonraki nesil için cinsel tercihlerden bir seçenek olarak çıkacaktır karşılarına.

Kuran ehli olduğunu iddia edenler akıllarını başlarına toplamalı ve sapıklıkları ve sapıkları hoş görmemeli, hor görmeli, ıslah etmeye çalışmalı, ıslah olmaları için cezalarını vermeli ve hiçbir sapıklığa göz yummamalıdır.

Aksi halde topluluğumuz Lut kavmi gibi, sapıklığı meşru görenler de Lut’un karısı gibi olur.

 


Yorumcu
Yorum
Tayibet Erzen
16.09.2015
00:08

“Hem psikolojiden dem vururum, hem kişilik analiz yaparım” diyorsunuz yani. Valla ürktüm kendimden. Hemen bir kamuoyu açıklaması yapma ihtiyacı duyuyorum:

Efendim,

Siz bakmayın Cengiz Bey’in dediklerine, aslında dünyalar tatlısı bir insanım. Tek kusurum doğru olduğuna inandığım şeye fazla sarılmamdır ki, o da beni zatı muhteremin gözünde uzlaşmaz bir şahsiyet yapmaya yetmiş. Kırıldım, gücendim, örselendim valla.

Şaka bir yana, başımız kalabalık bu ara. Şu dava bir bitsin sakin kafa hakemleşiriz, olur mu?

(Herkes rahatlasın, bu kesinlikle bir ŞAKAdır.)

Sayfa: 9 / 9 (81 Yorum)Prev12345678[9]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41913 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24086 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11136 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9104 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 13494 Okunma
57 Yorum 15.08.2019 06:44
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11035 Okunma
49 Yorum 24.07.2019 20:30
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17727 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8842 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6695 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7706 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8638 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16181 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21908 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6812 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22100 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6568 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8955 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7049 Okunma
25 Yorum 03.01.2019 21:32
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5987 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14270 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8291 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15449 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6535 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17854 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 16316 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5540 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16154 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7087 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11267 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6049 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4618 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5972 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4805 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19916 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10981 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 7974 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2685 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33945 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4957 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5914 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10700 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5424 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6698 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7439 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20860 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 9369 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4872 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6107 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2771 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1297 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22