Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013
6882 Okunma, 22 Yorum

Değerli arkadaşlar;

Eski iki makaleye yazdığım gecikmeli iki yorumu; affınıza sığınarak buraya makale olarak tekrar aldım.

A- Dr. Fridin’in "Sarsar, Salsal" makalesine eklenen yorumdur:

Arkadaşlar farkına varmadan, belki de benim işaret etmek istediğim şeyi yapıyorlar ama, bunu birbirlerini tekzib ederek yapıyorlar. Aslında olması gereken benim söylemeye çalıştığımdır. Salsal veya sarsar; yalnızca birinizin dediği gibi sadece biyolojiyi, diğerinizin dediği gibi CPU teknolojisini değil; her ikisini de, hatta mesela, ekonomi ile ilgili bir oluşumu da ve başka şeyleri de anlatıyor olabilir.

Geçmiş binyılda, bazı ayetler astronomi, bazı ayetler biyoloji vb. ile ilgilidir, şeklinde kabul ediliyordu. Giderek gelişen bilgilerimizle görüyoruz ki, daha çok ayet daha çok ilmi ilgilendirmektedir. Bunun sonunda ise, bütün ayetler bütün (ana kategorideki) ilimlere uygulanabilir, bu mümkündür, bunu denemeliyiz; zira artık elimizde bilgisayar denen ve işlemleri ve aramızdaki iletişimi kolaylaştıran bir aletimiz var.

Cansızların (evrenin tamamının) oluşumu, işleyişi, gelişimi ve anatomisini iyi bilen bir arkadaş (veya grup) okuduğu her ayeti kendi konusuyla ilgili düşünecek; canlıların oluşumu, işleyişi, gelişimi ve anatomisini iyi bilen bir arkadaş (veya grup) okuduğu her ayeti bu konu ile ilgili çevirmeye çalışacak; Sosyal ve ekonomik olayların oluşumu, işleyişi, gelişimi ve toplulukların anatomisini iyi bilen (bu konuya ilgi duyan) bir arkadaş ve arkadaş grubu da bütün ayetleri bu konuyla ilgili düşünecek, çevirecek ve Kuranın mucize üstü mucize olduğu bugün sahip olduğumuz ilim ve ayetlerle ortaya konacaktır. Kuran 600 sahifelik ve kendisini değiştiremeyen (oluşumu sıra dışı olsa da) sıradan görünüşlü bir kitap olmasına karşılık mucizeliği sayesinde her ilmin 600 sayfalık ana prensiplerini de ortaya koymaktadır. Bunun için Karagüllenin önerdiği gibi mesela "kalb" kelimesine Türkçe Pompa/çevirici gibi bir karşılık bulursak (bulunan kelime mutlaka işlek ve Türkçe olmalıdır)  ; bu kan dolaşımı için YÜREK, sinir dolaşımı için BEYİN, finans sektörü için BANKA, ulaştırma sektörü için GAR/OTOGAR şeklinde herkesin kullanabileceği ve mekanizmayı tam anlatan ve karşılayan bir çeviri olur. O zaman tek çeviri bütün ilimleri karşılamış olur ki, bu belki de bu binyılda değil, gelecek binyıl da mümkün olacaktır. Zira kıyamete kadar bu basit görünen kitap yepyeni şeyler ortaya koyacaktır. Böylece sosyal evrimin ilham kaynağı olmaya devam edecektir.

Bu konuyu daha etraflı tartışalım ve kanaat getirirsek ve imkan da olursa yardımlaşalım.

Saygılarımla.

H:Kayahan

 

B- Kayahan’ın Nuh Tufanı makalesine eklenen yorumdur.

Yeryüzünde halen tespit edilmiş 3.8 milyon cıvarında canlı türü vardır. Kaybolan ve henüz bulnmamış olanlar da göz önüne alındığında bunun 10 milyon olduğu sanılıyor. Bu rakam "erginlik teorisinde" kabul ettiğimiz metrik sistem mantığıyla da çakışan bir rakamdır.

İnsana yakınlık araştırmalarında hayvanların "alet" kullanıp kullanamadıkları da göz önüne alınmaktadır. Milyonlarca yıllık geçmişleri olan bazı hayvanlar ilk zamanlarından beri alet de kullanabilmektedirler.

İnsanın öncülleri kabul edilen "homonidler" de alet kullanmaktaydılar. Habilislerin aletleri daha ilkel ama dünyanın her yerinde ve her devirde aynı düzeyde idiler. Erectusların aletleri ise onlardan daha gelişmiş olarak her devirde ve rastlanılan her bölgede aynı düzeyde idiler. İki tür arasında bir sıçrama olmuş ama ara formda aletler bulunamamıştır. Bunların yapılmış aletler olduğunda şüphe edilmemektedir. Mesela 1,5 milyon yıl hiç bir geliştirme yapamadan her yerde hep aynı türde aletler kullanmışlardır. Elbette taş aletlerden bahsedebiliyoruz, zira bu kadar uzun zamanda bize taşlardan başka bir şey kalmamıştır. Tahta, deri, kemik vs. gibi malzemelerden de aletler yapmış olabilirler ama onlar 100 binlerce, milyonlarca yıl dayanamadıkları için bize bir şey ulaşmamıştır.

Erectusların son halkası "homo sapiens" lerdir. Bazıları "homo sapiens sapiens" diye bir alt kategori daha tanımlamaya çalışmaktadırlar. Evrimin çıkmaz sokağı kabul edilen "homo Neanderthaller" sapienslerin bir koludur. Bunlardan bize kalan çok fazla malzeme vardır. Çok gelişmiş mağara resimleri, gelişmiş aletler ve yaşadıkları mekanların altlarına ölülerini gömdükleri mezarlar, vs bulunmuştur.  29.000 yıla endekslenen gerçek, figüratif ve stilize resimler bulunmuştur. Bunlar entellektüel seviyelerinin bir göstergesidir. Sadece ölüyü gömme ihtiyacı duymaları bile başlı başına onların insani melekelerinin, öte dünya inancının ne kadar geliştiğinin bir göstergesidir. Bunlardan da bize maalesef daha dayanıksız malzemelerden yapılmış eşyalar (mesela giysiler) ulaşmamıştır.

Yeni evrimciler, bu türlerin yok olmasını "SOSYALLEŞEMEMELERİNE" de bağlamaktadırlar. Bu Kuran'da anlatılan "Kurban" olayıdır. Kendisinin ihtiyacı olan malzemenin bir kısmını ayırıp, topluluğa verme, topluluğa bağlanma ve topluluğun da bunu kabul ederek onu himayesine alması olayı "kurban" misali ile anlatılmaktadır. Kuranda ne kişilerin isimleri, ne de verilen eşyanın isimleri zikredilir. Soyut bir anlatımla anlatılır: "...bir yakınlaştırıcı ile yakınlaştılar..." Hepimiz ve herkes bunun nasıl bir olay olduğunu düşüneceğiz ve anlamaya çalışacağız.

Erginlik Teorisinde hayat hikayesini anlatmaya çalıştığım benim Adem'im, bundan "nominal" olarak 17.000 sene önce, Tuba (Etopya) Cennetindeki dönüşümünü tamamlayarak, çoğalmış olarak yeryüzüne inen Adem(ler)in serüvenidir. Bana göre Neanderthaller bu tarihten (son buzul çağından çok önce) en az 10-15 bin sene önce buradan ayrılmışlar, Tevrat’ın anlatımıyla Kuzeye (Akdeniz’e doğru), sonra Doğuya (Ortadoğu), Anadolu ve Avrupa'ya doğru yayılmışlar ve son buzul çağı başında türleri yok olmuştur. Meteoroloji tarihi ile beraber bu türün maruz kaldığı koşulları aynı anda değerlendirmek gerekir.

Bugün "DNA ARKEOLOJİSİ" daha önemli hale gelmiştir. İnsanın atası Afrikalıdır ve Etopya-Kenya civarındandır. Bu canlının varlığı 160.000 yıl geriye kadar gitmektedir ama DNA onun 160.000 yıl önce yeryüzüne yayıldığını söylememektedir. Yeryüzüne inen (dağılan) Adem, o ilk Adem değildir. Benim kanaatim Cennetteki değişim/dönüşüm ve evrimleşme öyle bir kaç yılda, bir kaç yüzyılda, bir kaç binyılda değil, bir kaç 10.000 yılda oluşmuş olmalıdır. Kuran bu süreyi "SÜMME" kelimesiyle; oldukça soyut ve belirsiz bir sözcükle ifade eder. Sümme çok uzun zamandır ama miktarı belirsizdir. Milyonlarca yıl da olabilir, yüzlerce yıl da olabilir. Biz bunu ulaştığımız bilimsel verilerle ölçeklendirmeğe çalışırız. Ben Cennetten/yemişlikten yeryüzüne inme tarihini milat, başlangıç olarak alıyorum. Kronolojiyi buradan başlatıyorum.

Erginlik teorisinde Tevrat’ta verilen Peygamber ömürlerini de, bir tevil yaparak, bu varsayımla çakıştırıyorum. O zaman bu sayılar da anlamlı hale geliyor. Analojik olarak, insanın 7 yaşında okula, yazıya başlaması gibi; Nuh peygamber dönemi de İnsanlığın derse başlaması, yazıyı öğrenmesi, yazılı kurallar geliştirilmesi, göçer hukukundan yerleşik hukuka geçilmesi dönemidir. Göçerlikte bulduğun av ve meyve senindir. Yerleşik düzende baktığın hayvan ve meyve senindir. Bu geçişe itiraz eden kitlelerin başlarından geçen sosyolojik olay; Nuh peygamber ve etrafındakilerin şahsında bir roman tarzında anlatılmaktadır. Kuranın her yerinde, sosyal olaylar kişilerin şahsında hikaye/kısas formunda anlatılmaktadır.

Sesli anlatımın yanında görsel (yazılı, resimli, heykelli) anlatımlar hep vardır, olmalıdır. Sümerlerin Tabletleri pişirme yöntemini bulmalarına kadarki sürede yazı için kullanılan materyaller bizlere kadar ulaşmamıştır. Bu ulaşmama yok olduğunun delili değildir. Pişirilen tablet bizlere kadar ulaşabilmiştir. Metaller de (bronz ve demir) henüz o tarihlerde bulunmadığı için taşlar üzerine küçük yazıların kazınması da mümkün olmamıştır. Bitkisel boyalarla yazılan yazılar da günümüze kadar ulaşmamıştır.

Kuranın dediği gibi; insanın insan gibi bir varlık olup, insan diye çağrılmasına kadar üzerinden geçen sürenin yanında; insan olduktan sonra geçen süre, adını bile anmaya değmeyecek kadar kısa bir süredir...

Kritikleriniz, uyarılarınız ve katkılarınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla.

H. Kayahan

 

 


Yorumcu
Yorum
Hüseyin Kayahan
18.10.2013
14:16

Ben "gelmek" kelimesine bir yerde "atlamak" manası mı verdim? Israrla soruyu devam ettirnce nerede kullandığımı merak ettim.

Bu konularda soruyu soran, sorulandan daha fazla bilgiye sahiptir, zannediyorum. Ben bir kaç defa medrese, imam hatip okumadığımı belirttim. Sarf, Nahiv, bina, maksut, avamil diye sıralanan eğitimden geçmedim. 35 yaşımda girdiğim ilahiyatta zar zor hazırlığı ve 1. sınıfı geçtim ama Arapçalardan kalarak. Hazırlıkta sarf ve nahiv göstermişlerdi. Beni yakın tanıyanlar ne kadar unutkan olduğumu bilirler. O Arapçadan da eser miktarda birşeyler kaldı, hepsi bu.

Dört tanedir de 4.yü şimdi hatırlayamadım. "Cae", "Eta", "Hacece" ve diğeri. Kuranda geçen gelmek olarak kabaca düşünebileceğimiz 4 kelime vardır. Kural olarak şunu söylemişler: madem ki farklı kelime kullandı, manası; yani karşılığı, işlediği fonksiyonu farklıdır, demişler. Bunu kuralcılar, usulcüler söylemişler, yanlış mı söylemişler. Kelime farklı ise mana da farklı değil midir?

Buradan hareketle, Allah, Rab, Rahman, Rahim, malik farklı varlıklar mıdır diyorsunuz? Siz de usul ve kural kullanıyorsunuz o halde. Belki de kuralı kendiniz koyuyorsunuz veya kurallardan tercihler yapıyorsunuzdur.

Temel olarak bir prensibimi tekrar söylemiş olayım:

BİLGİM ve İLGİM OLMADIĞI KONULARI meskutun anh olarak bırakıyorum, illa da cevaplamam gerektiğini düşünmüyorum. Hani Ebu Hanife olsa gerek bir şey sormuşlar da 40 gün sonra cevap vermiş ya; onun benzeri diyelim. O konuda henüz bilgim yoksa ve o konu benim çalıştığım ve ilgilendiğim konulardan değilse bilgisizce bir şeyler söylemek istemiyorum.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Sam Adian
18.10.2013
15:10

Sayın Kayahan “gelmek” kelimesini “atlamak” manasına kullanmadınız. Yani benim size sormamın mnaksadı, sizing bu kelimeyi böyle bir manada kullanmanız değildi. Tartışmaların içerisinde, “dilin kuralları”na ısrarla atıf yaparak, mananın bu kurallar içerisinde olması gerektiğini söylediniz özetle. Ben de bunun üzerine size bu soruları sordum. Çünkü siz, her fırsatta “dil kurallarına” atıf yapıyorsunuz. Şuradan çıkmıştı, Sözlüklerde kelimelere verilen 10 anlamın yanında bir iki farklı anlama atfen idi. Mesela Fulk kelimesinin anlamlarına bakınız, “gemi” anlamı diğer anlamlarından sadece bir tanesidir ki bunun da bazı illetleri var. İnsan ister istemez düşünmek zorunda kalıyor, “astroloji” nerde “gemi” nerde. Aralarında bir ilişki bile yok, hani gemiler gece yıldızlara bakarak yollarını bulurlar gibi platonic bir yorumdan kaynaklanıyor da olabilir elbette ama ne olursa olsun, dilin böyle bir kuralı yoktur. İkinci bir sebep daha vardı, sizing de belirttiğiniz gibi, birden çok ve farklı kelimelere aynı anlamın verilmesi meselesi idi. Bu yüzden de Gelmek kelimesini kaç farklı kelime ile ifade edebilirsiniz diye sordum. Siz de söylüyorsunuz eğer “cae” ile “eta” aynı manada ise niye iki kelime var? Kur’an açısından söylüyorum elbette, yani “gelmek” kelimesinin karşılığı olarak bir yerde “cae” bir başka yerde “eta” kullandığı zaman bu ne anlama gelir? Böyle bir metin güvenilir olabilir mi? Elbette her kelimenin farklı manası ve hedefi vardır. Kur’an da iki kelime yoktur ki aynı manada kullanılmış olsun. Bunu daha once defaatle ifade ettik. Elbette kurallarımız, metodumuz var. Bizim metodumuz sizinkine uygun olmayabilir. Ama bu kuralsız olduğumuz anlamına gelmez. Elbette bütün kelimeler farklıdır. “Allah” kelimesini irdelemenizi söylerken farklılığından dolayı değil, kelimenin yapısından dolayı idi. Mesela Elmalı’nı bu konuda bazı fikirleri var, hatta sözlüklerde bu kelime ile ilgili pek çok yorum da bulabilirsiniz, özetle “yaratıcı” anlamının dışında ki bu zaten uydurma bir anlamdır bana gore.

Saygılar

Sayfa: 3 / 3 (22 Yorum)Prev12[3]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 40442 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 23576 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 10836 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 8925 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 12852 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17129 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 10640 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8572 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6495 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7533 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8420 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 15669 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21054 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6651 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 21523 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6292 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8758 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 6729 Okunma
25 Yorum 03.01.2019 21:32
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5823 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 13987 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8050 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 14013 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6291 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 16980 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 15262 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5403 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 15669 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 6882 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11043 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 5855 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4466 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5768 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4599 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 18578 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10554 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 7810 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2508 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 31351 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4857 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5781 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10433 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5247 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6462 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7293 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20011 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 8985 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4775 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 5902 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2444 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 911 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22