Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012
8949 Okunma, 27 Yorum

 

 

National kollektivizm….

 

Benim komşularım var, bunlar Hıristiyan, Hindu, Budist veya ateist ler. Ben ise Kur’an ın öngördüğü şekilde iman etmeye çalışıyorum. Ancak dışarı çıkıp bisikletime bindiğim zaman herkes selam verir. Birkaç gün ortalıkta görünmesem hemen aramaya başlarlar. Ortak bir ideolojimiz yok. Aynı dinin mensupları değiliz. Dünyadaki hedeflerimiz aynı değil. İnançlarımız aynı değil. Peki biz neyi paylaşıyoruz?

 

“Adil Düzen’in Çağrıştırdıkları” başlıklı yazıda Marx’ın ortaya koyduğu sistemin bir özetini yapmıştık. Özellikle bazı noktalarının altını çizerek. Neydi bunlar?

  1. Ali şeriati’nin “Ben eğer cömert isem, ya da çok gayretli ve kahraman isem, feodalite (derebeylik) düzeni içinde büyüyüp olgunlaştığım içindir. Paragözün biri isem, burjuvazi (kentsoylu düzeni) içinde doğduğum içindir. Ata binip pala sallayan biri isem aşiret (boy) düzeni içinde yaşadığımdan dolayıdır “ Demek ki, suçlu olan insan değil, topluluktur. Insanın kişiliğini belirleyen de topluluktur. Ona göre insan seçebilen bir varlık değildir. (Ali Şeriati’ye göre)
  2. Marxizmin hedeflerini de ortaya koyan Proudhon’un görüşlerine yer vermiştik. Neydi bunlar? " Halk bankasının kurulması, karşılıklı kredi örgütlenmesi, böylece kapitalistlere ödenen faizin kalkması, nakit paraya değil mala çevrilen bonolar çıkartılması özgür ve bağımsız üretici dernekleri olan işçi şirketleri kurulması vb.”  Proudhon, küçük üreticilerin kendi dernekleri tarafından oluşturulan bir özerk komünler federasyonu aracılığıyla bireylerin hak ve isteklerinin birbirini dengeleyeceğini, böylelikle bireyin korunacağını ileri sürmüştür. Buna Marx’ın “köylü bilinci, proleter bilinci, burjuva bilinci” gibi bireyleri mensup oldukları topluluğa göre değerlendiren anlayışı da eklemek gerekir. Marx da bireyi seçebilen bir varlık olarak kabul etmez.
  3. Adil Düzen ne öneriyor? “Kredileşme sisteminin kurulması ve böylece faizin ortadan kaldırılması, Para yerine mal senedinin kullanılması, Emeğin sermayeye katılması/sermayeden pay alması, aynı idealleri paylaşan gurupların bir arada olması (ocak, bucak, vs.),  Komün’ü oluşturan bireylerin tercihine göre değil, yönetenlerin tercihine göre insanların seçilmesi” gibi homojen olmayan sınıflara ayrılmış küçük toplulukların oluşturacağı komünlerde ideal birlikteliği ile çözüm önermektedir.

 

Gerek Ali Şeriati ve gerekse Proudhon’un ortaya koyduğu perspektif hemen hemen aynıdır. Ali Şeriati’nin referansı Islam, Proudhon’unki ise Marx’tır. Aralarındaki tek fark budur. Ali şeriati’nin önerileri denenmeye çalışıldı ancak başarılı olmadı. Marx’ın önerilerinin sonuçlarını ise hepimiz biliyoruz.  Bu manada “Adil Düzen”in de önerdiği şey, Ali Şeriati ve Marx’dan farklı değildir.

 

Marx’ın “tek tip toplum” anlayışı, Heidegger ile birlikte Nazi Almanyası’nı ve Mussolini’nin İtalyası’nı doğurmuştur. Başlangıçta bu “Sermaye’ye karşı girişilen bir hareket”ten başka bir şey değildi.  Fakat ayrıştırılmış toplumların Nation’ları sebebiyle, başka guruplarla çatışma doğurabileceğini de hesaba katmış idiler. Sermayeye karşı girişilen bu hareket, bilinçli bir ayrıştırma operasyonu ile, tek tip topluluk yaratmak, ve temelde Marx’ın önerdiği hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlıyordu.

 

Bugün, “Adil Düzen” de benzer önerilerle komünal bir yapı içerisinde kolektif yaşam öneriyor. Aynı idealleri paylaşan gurupların bir arada olacağı, ayrıştırılmış topluluklar ile sermayeye karşı bir hareket oluşacağı düşünülüyor. Bu durum, Heidegger’in Sermayenin baskısı karşısında duyduğu “nefret” algısıyla ortaya koyduğu “tepki”den farklı bir şey değil.

 

Resulullah Medine’ye hicret ettiği zaman homojen bir yapı vardı. Hicretten önce Yesrib'de (Medine) Kurayza, Kaynukâ' ve Nadîr kabilelerinden oluşan Yahudiler, Güney Arabistan kökenli Evs ve Hazrec Arap kabileleri, Kudâa kabilelerinin ve hatta Amâlika'nın bakiyyelerinden oluşan kabileler ve bunların yanında sayıları az da olsa, daha ziyade köle olan, başka etnik kökenli, meselâ İranlı insanlar bulunuyordu.

 

Medine halkı hadarî, yani yerleşik hayat sürmekle birlikte, yönetimde, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda kabile gelenekleri hâkimdi. Kabilelerin başkanları vardı. Kan davaları yaygındı. Merkezî bir otorite mevcut değildi. Bir başka ifade ile şehrin ortak bir yöneticisi yoktu. Arap ve Yahudi kabileleri birbirinden bağımsız bir şekilde ayrı ayrı mahallelerde yaşıyorlardı. Her topluluk, biri diğerinden birkaç kilometre uzaklıkta bir köy oluşturuyordu. Arap ve Yahudi kabileleri arasında zaman zaman ciddî anlaşmazlıklar çıkıyordu. Bununla birlikte çeşitli siyasal nedenlerle birbiriyle ittifak kurdukları da oluyordu; Arap kabileleri zaman zaman birbirlerine karşı Yahudi kabileleriyle işbirliğine gidiyorlardı. Evs kabilesi, Kurayza ve Nadîr ile, Hazrec kabilesi de Benî Kaynukâ' ile ittifak kurmuştu. Evs ve Hazrec reisleri ortak bir kral etrafında birleşmek için çaba sarfettilerse de bunu başaramamışlardı. Reislik konusunda şiddetli rekabet bu projenin uygulama alanına konulmasını imkansız hâle getirmişti. Ortak bir yol bularak Evs ve Hazrec'den birer başkan seçmeyi ve bunların müştereken, sırayla veya birer yıl dönüşümlü olarak görev yapmasını düşündülerse de bu planlarını da uygulama alanına geçirememişlerdi.

 

Resulullah, Medine'ye hicret ettiği sırada burada bütün şehir halkını kapsayan bir idârî yapı mevcut değildi. Her kabile kendi içinde birlik oluşturuyordu. Hz. Peygamber, kardeşleştirme müessesesi ile Müslümanlar arasında birliği sağlamlaştırdıktan sonra şehre, Müslümanları, gayrı müslim Arapları ve Yahudileri içine alan ve daha önce Medine tarihinde hiç rastlanmayan bir siyâsî-sosyal yapı getirdi. Bu yapı, etnik kökenleri ve dinleri farklı çeşitli gruplardan, federasyonlardan oluşan bir konfederasyon idi. Bu teşebbüs her şeyden evvel şehir halkının barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak gayesini taşıyordu. Müslümanların yanısıra Medine toplumunu oluşturan Yahudileri ve diğer grupları bir şehir devleti halinde teşkilatlanmaya ikna etti. Durumu müzakere etmek üzere Enes b. Mâlik'in evinde bir toplantı yaptı. Bu toplantıya katılanlar Medine toplumunu yeniden düzenleyen bir sistem oluşturmaya karar verdiler; birbirleriyle ve yabancılarla ilişkilerini, idârî ve adlî yapılarını, fertlerin sahip oldukları din ve vicdan hürriyetini, haklarını ve sorumluluklarını belirli esaslara bağlayan bir metin hazırladılar.

 

Bu vesikanın imzalanmasından sonra Resulullah “Başkan” olmuş, topluluğu oluşturanlar arasında da bir “vatandaşlık” bilinci yerleştirilmiş oldu. Homojen bir toplum olmakla birlikte, üzerinde yaşadıkları toprakları paylaşmış olmaktan kaynaklanan hakların korunduğu, bireylerin veya gurupların tercihlerine saygılı bir sosyal devlet ortaya çıkmış oldu. Yani, Muhammed devletin başkanı olmuştu ancak bu başkanlık topluluğun seçimi ile gerçekleşmişti. Üstelik Müslüman guruplar azınlıkta olmalarına rağmen, diğerleri de ikna edilerek bir devlet haline dönüşmüştü. Bu anlaşma aynı zamanda “Sosyal Devlet”in de temellerini atmış oldu.

 

Sonraları anlaşmanın maddelerinden yola çıkarak Medine vesikası farklı yorumlara da neden oldu.  Mü’minlerin kendi aralarında yardımlaşması, (aynı şekilde diğerlerinin de), mali sorumlulukların veya gereksinimlerin toplulukça (devletçe) üstlenilmesi, ama bunları yaparken, gurupların geleneklerinden vazgeçilmemesi önemli ayrıntılardır. Çünkü homojen topluluğun gerekleri de bu idi.  Medine vesikası, kabile, aşiret algısına değil, sosyolojik gerçeklere dayanmaktadır.

 

Medine vesikası, bir anlamda “Demokrasi”yi de tesis ediyordu. Bir arada yaşama kültürü, bireysel özgürlüklerin korunması bunun en önemli göstergeleridir. “Ekseriyet Sistemi”ne karşı çıkabilmek için, Medine vesikasının “ekseriyet” üzerine oluştuğunu unutmuş olmak gerekir. Ancak bunu yaparken, ekseriyetin dışında kalanların haklarının da korunması kaçınılmazdır ve zaten Medine vesikasında bu yapılmıştır. Kimseyi dışlamadan, ortak bir paydada ekseriyetin buluşması ile ortaya çıkmıştır ve topluluğu oluşturanlar hukuk ile bağlanmıştır.

 

Hong Kong, Kapitalizmin gerçek manada uygulandığı bir yerdir. Kapitalizmin bütün argümanları en ince ayrıntılarına kadar vardır ve uygulanmaktadır.

 

Bankalar bireysel ihtiyaçlara değil, üretime veya projeye kredi verirler. Mevduat faizi yoktur. İşsiz olanın hayatını idame ettirme sorumluluğu topluma aittir (devlete) Herkesin insanca yaşama hakkı vardır, eğer burada bir eksiklik varsa, devlet bu eksikliği tamamlamak zorundadır. (eviniz yoksa devlet size ev vermek zorundadır, geliriniz yoksa size çek gönderir). Bütçe fazla verdiği zaman bir sonraki yıl harcamak üzere alıkonulmaz, dönem sonunda halkın parası halka geri dağıtılır.

 

Bütün sistem “Beyan Esasına” göredir. Kişi ne diyorsa o doğrudur (aksi ispat edilene kadar). Sokakta yürürken, gece veya gündüz kimsenin size dokunmayacağını bilirsiniz. Herkes inandığı gibi yaşama hakkına sahiptir. Kiliseler kadar, camiler, tapınaklar meşrudur ve kimse bunlara müdahale etmez. Devlet her inanç gurubuna eşit oranda destek verir. Inanç guruplarının yok olmasını değil, varlıklarını sürdürmeleri için gerekli imkanları oluşturmak devletin görevidir.

 

Bir parkta cüzdanınızı düşürdüğünüz zaman ya biri bulup polise teslim eder ya da siz döner kendiniz bulursunuz. Hangi gerekçeyle olursa olsun başkalarına zarar verilemez.  Kısaca hiçbir şey kısıtlanmaz, hiçbir özgürlük reddedilmez. Buna rağmen insanlar barış içerisinde yaşarlar. Polis gücüyle değil, Refah gücüyle. Anlaşmazlıklarınızı önce kendi aranızda çözersiniz, çözemezseniz devlete/mahkemeye gidersiniz.

 

Elbette bunun da eksik olan, hatalı olan tarafları vardır. Ancak Marx’ın ekonomik önerilerinin bazıları nasıl Kur’an ın da önerisi ise, kapitalizmin önerilerinin büyük çoğunluğu da Kur’an ın önerileridir. Bu zannedildiği gibi silah zoruyla yerine getirilen bir şey değildir. Topluluğun asgari müşterekler üzerine inşa ettikleri “ortak hedefler” ile mümkün olmaktadır. Asgari müşterek ise, “insan olmak”tır. Bu temelde buluşulduğu zaman, bilerek veya bilmeyerek “Kur’an” anlayışında da buluşulmuş olur.

 

Resulullah, herkesi içine alan homojen bir devlet kurmuştu.

 

“siru fil arzi…….”

 

 

Saygılar.

 

 

 

 

 


Yorumcu
Yorum
Zafer Kafkas
23.03.2012
00:49

Aslında malum bir zihniyetin tezahürünü görmek beni gerçekten üzdü. Sam Bey gibi hoşgörüden ,birlikte sorunsuz yaşamaktan, hümanizmden , aşktan , demokrasiden , tartışarak doğruya ulaşmaktan ,adil kapitalist düzen! :)) den bahseden birinin insanların hayat tarzlarına olan tahammülsüz tavrını ve düşüncelerini görmemiz kendisi hakkındaki algılarımızı gözden geçirmemize sebep olacaktır.

Ya benim gibi inanacaksın ya benim gibi düşüneceksin aksi durumda paketlenmişsindir , işte Kuran 'ı referans aldığını söyleyerek kendine meşruiyet kazandırmaya çalışanların hali. Yazık.....

Sam Adian
23.03.2012
00:58

Zafer Bey

Acaba yeniden okusanız daha iyi olur mu?

Eleştirilen şey yaşam tarzı mı yoksa başka bir şey mi?

Sonra bir daha yorum yapın olur mu

Saygılar

Hakan Kandal
23.03.2012
01:12

faşizm mutlaka kendine bir referans noktası almak zorundadır, o sırada geçerliliği olan ne ise ondna güç alarak onu refere ederek bir dünya kurmaya başlarlar. Buradaki tartışma başörtüsü, eğer kutsal metinler revaçta değilse seküler yobazlar seküler kaynakları refere alırlar, kadının özgürlüğü, çağdaşlık, mahalle baskısı...eğer kutsal metinler revaçta ise dinci yobazlar kutsal metinleri kendi rejimlerinin devamı için (aslında güçlerinin devamını sağlayan rejim aracı, kesinlikle dini-inanç ekseninde değil) kullanırlar. Şimdi üçüncü bir yaklaşıma tanık olundu; aslında başörtüsü Kuranı Kerimi yanlış yorumlayanların zorla veya zorsuz dikte ettiği bir safsattadır. Bu bir düşüncedir, ve kişi bunu serbestçe ifade hakkına sahiptir. Lakin, bu eksenden yola çıkıp başörtüsü yasaklanmalıdır denilirse bu bir düşünce değildir, bu bir başka insanın temel hakkı engellensin demektir ve düşünce özgürlüğüne örnek değil düşünce suçuna örnektir. Hatırlatalım hakaret ve şiddete teşvik dışında düşünce suçu yoktur. Bir insanın temel bir hakkı ondan esirgensin demek o kişiye hakarettir. Bu ifade düşüncede faşizmdir, eyleme geçince yani eline güç geçince bunu uygularsa o zaman pure faşist olur. Zaten tüm faşizmlik ruhen eşikyalıktan doğar, bir eşkiya dağa çıksa kuşla böcekle hayatına devam etse yol kesmese, çalıp çırpmasa ona ne diyebiliriz ki? Ama yol kesince, bu dağlar benim derse ona eyvallah sen büyüksün mü diyeceğiz. Kendi hayatının krallığının kendisine ait olduğunu ieri sürüp başka insanların krallıklarını önemsemeyenler öyle ya da böyle bir gün kendilerini faşist olarak bulurlar. Sonuç olarak, insanlar istedikleri tercihlerde bulunurlar yeter ki, başkalarının özgürlük sınırlarını ihlal etmesinler. "banane senin özgür tercihinden, senni bu tercihin işte şu kötülüklere yol açıyor, başörtüsü kadının köleleştirilmesine neden oluyor" gibi kendini tanrılaştıran ifadeleri eline güç geçince kesin uygulayacak olan kişilere söylenecek şudur, insanlar kutsal metinlerin yorumlanmasında istediği kişiyi kendi özgür iradesi ile takip eder, ister yanlış, ister safsata,ister doğru, kimseyi ilgilendirmez, yeter ki bu yorumlar demokrasi dairesi içinde olsun....

Zafer Kafkas
23.03.2012
01:13

Herşey çok açık,

Zihniyetinizden ülkemizde çok var , sizi tanımakta zorlanmıyoruz.

Sam Adian
23.03.2012
01:37

Sayın Cengiz Demirci

Size makale yazmanızı önermiştim, HIRSIZLIK yapmanızı değil

bizim dünyamızda ilim sahibi olanlar erdemli olurlar, mütevazi olurlar

Bizim dünyamızda Hakaret bir hak değildir

Bizim dünyamızda Okuduklarını anlamayanlara bilge denmez

Bizim dünyamızda saygısızlık bir ayrıcalık da değildir.

Elbette sizden yaptığınız şeyin niteliğini tartışacak değilim, bunu hakettiğinizi sanmıyorum.

Yorumlar kısmına bir kere daha bakın ve kendi yorumunuzu kendiniz yapın.

Eğer sizin tartışmadan anladığınız buysa, doğrusu söyleyecek bir sözüm yok.

Çayınızı büyük bir keyifle için ve rahatınıza bakın

Hakemlere gelince, ben dünyanın diğer ucundayım. ve Hakem olarak Sadece ALLAH'I kabul ettim. Başka hakeme ihtiyacım yok.

Bizim dünyamızda, ideoloji bataklığında debelenen fanatik yüzücülere de yer yoktur.

Saygılar

Hakan Kandal
23.03.2012
02:00

Allah tek başına öbür tarafta HAKEM'dir. Hakemliğini hiç kimseyle paylaşmaz. Bu dünyadaki hakemliğini ise Allah insanlarla paylaşır. Aksi takdirde bu dünyayı ve insanları yaratmazdı.

Reşat Nuri Erol
23.03.2012
04:25

SOSYAL KAPİTALİZM...!!!...???

DÜNYAYA "SOSYAL TUFAN" YAŞATAN KAPİTALİZM...

nokta

Sayfa: 3 / 3 (27 Yorum)Prev12[3]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41881 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24075 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11125 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9099 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 13407 Okunma
57 Yorum 15.08.2019 06:44
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11019 Okunma
49 Yorum 24.07.2019 20:30
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17712 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8832 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6692 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7703 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8634 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16163 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21887 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6806 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22082 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6565 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8949 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7034 Okunma
25 Yorum 03.01.2019 21:32
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5978 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14256 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8276 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15393 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6532 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17838 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 16297 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5536 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16138 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7078 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11259 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6041 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4613 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5964 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4799 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19865 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 10968 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 7972 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2682 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33817 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4954 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5904 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10684 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5417 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6690 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7435 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20839 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 9356 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4866 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6104 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2760 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1290 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22