Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1329
Rahman Suresi Tefsiri 19-21. Ayetler
20.06.2026
934 Okunma, 0 Yorum

RAHMAN SÛRESİ - 14. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ (19) بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ (20) فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (21)

Karşı karşıya gelen, aralarında bir berzah olduğu, sınırı aşmayan halde olan iki denizi merc etti. Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz? (19-21)

 

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ

Karşı karşıya gelen, aralarında bir berzah olduğu, sınırı aşmayan halde olan iki denizi merc etti.

 

Fiil cümlesi

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Hâl
Fiil cümlesi

Hâl
İsim cümlesi

Hâl
Fiil cümlesi

Sahibul
hâl

Fâil

Fiil

Olumsuzluk
edatı

Mübteda

Haber

Fâil

Fiil

Mefûlun fih

Şibh-i
fiil

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

يَبْغِيَانِ

لَا

بَرْزَخٌ

هُمَا

بَيْنَ

مُسْتَقِرٌّ

ا

يَلْتَقِيَانِ

الْبَحْرَيْنِ

هُوَ

مَرَجَ

 

مَرَجَ: “Merc etti, heterojen olarak karıştırdı” demektir. مرج kökünden birinci bâbdan üçüncü şahıs eril tekil mazi malum fiildir. Fâili müstetir هُوَ dir ve Rahman’a racidir. Birbirinden ayrılabilecek şekilde iki şeyi birbirine karıştırmak manasındadır. Heterojen karışımı ifade eder.

الْبَحْرَيْنِ: “İki deniz” demektir. Tekili olan الْبَحْرَ “deniz” demektir. بحر kökünden üçüncü bâbdan mastar olarak genişlemek, alanca büyümek manasındadır. Bu mastar manasından alanı büyük olan şey manasından ıstılahi olarak “deniz” anlamında camid isimdir. Erildir. İkilinin merfu hali بَحْرَانِ dir. الْبَحْرَيْنِ burada mensub isimdir. Çoğulu أَبْحُر ve بِحَار dır.

بَحَرَ - يَبْحَرُ + الكائن أو الشيء أو المكان: يتسع ويعظم في انبساط: يكون الشيء أو المكان واسع المساحة وعظيمها ومنبسطاً وممتداً لا حدود ظاهرة له

بَحْر: على وزن " فـَعـْل" اسم فعل " بَحَرَ - يَبْحَرُ ": وهو أيضاً اسم مكان أو آلة منه: الشيء الواسع العظيم المساحة والممتد: وهو اصطلاحاً البحر المعروف المؤلف من تجمع كبير جداً من المياه

بَحَرَ - يَبْحَرُ + varlık veya şey veya yer: Yayılmayla genişler ve büyür: Bir şey veya yer geniş, büyük, yaygın, düz ve görünür sınırları olmayan bir hale gelir.

بَحْر : بَحَرَ - يَبْحَرُ fiilinden türetilmiş bir isimdir. Ondan yer veya alet ismidir: Geniş, büyük, yaygın, düz bir şeydir. Terim anlamı olarak toplanıp birleşmiş çok büyük miktarda su kütlesi olarak bilinir. (Kitabuallah)

والتَّبَحُّرُ والاستِبْحَارُ: الانبساط والسَّعة.

Tebehhur ve istibhâr: Yayılma ve genişleme (Lisanu-l Arab)

واسْتَبْحَرَ الرجل في العلم والمال وتَبَحَّرَ: اتسع وكثر ماله.

Adam ilimde ve malda istibhâr etti ve tebehhur etti: Onun malı genişledi ve çoğaldı. (Lisanu-l Arab)

وتَبَحَّرَ في العلم: اتسع.

İlimde tebehhur etti: Genişledi. (Lisanu-l Arab)

Görüldüğü gibi bahr kelimesinin ilk manası deniz değildir. Yayılma, genişleme anlamından deniz manası ortaya çıkmıştır. Bahr kelimesini anlamak için berr (kara) kelimesinin de manası bilinmelidir. Birbirine zıt olan bu iki kavram önemlidir. Bahr berr’ler arasında olan büyük ve geniş alandır. Deniz olabileceği gibi gökyüzü de uzay boşluğu da bahrdır. Berr kara parçalarıdır, üzerinde herhangi bir araç olmadan stabil bir şekilde durulabilen yerdir. Bahr ise araç olmadan stabil şekilde, uzun süre durulamayan yerdir. Uzay yolculuğunda Dünya ile Ay’ın arasından boşluk bahr iken Dünya ve Ay’da uzay aracının inebildiği yerler berr olur.

يَلْتَقِيَانِ: “İkisi karşı karşıya gelir” demektir. لقي kökünden ifti’âl bâbından üçüncü şahıs eril ikil merfu muzari malum fiildir. Dördüncü bâbdan لَقِيَ - يَلْقَى - لِقَاء şeklinde birisiyle, bir kimseyle, bir şeyle karşılaşmak, buluşmak manasındadır. Dördüncü bâb ifti’âl bâbına (الْتَقَى - يَلْتَقِي - الْتِقَاء) mutavaat etkisi ile gelir. Karşılaşma fiilini kendi kendine gerçekleştirmektir. Kendi isteğiyle bir hedefe ulaşmak ve onunla karşı karşıya gelmektir.

بَيْنَ: “Arası” demektir. İki anlamı birden barındırır. Hem ayrılma hem de birleşme manalarına sahiptir. Bu nedenle ara manasındadır. Aranın açılması veya birleşmesi bu nedenle bu kelime ile ifade edilir.

البَيْنُ في كلام العرب جاء على وجْهَين: يكون البَينُ الفُرْقةَ، ويكون الوَصْلَ، بانَ يَبِينُ بَيْناً وبَيْنُونةً، وهو من الأَضداد

Beyn Arap kelamında iki yön üzerine gelir: Beyn ayrılma olur ve birleşme olur. بانَ يَبِينُ بَيْناً وبَيْنُونةً. Ve o zıtlardandır. (Lisanu-l Arab)

İkinci bâbdan بَانَ - يَبِينُ şeklinde başkasının ayırması, fark etmesi için bir şeyin çevresinden ayrılacak ve çevresindekilerden farklılaşacak şekilde sınırlarının belli olması, anlaşılır ve açık olması manasındadır.

هُمَا: “İkisi” demektir. Mecrur muttasıl zamirdir. الْبَحْرَيْنِ ye racidir.

بَيْنَهُمَا: “İkisinin arası” demektir.

بَرْزَخٌ: “Ayırıcı engel, berzah” demektir. برزخ kökünden gelmiştir. Rubâi babdan بَرْزَخَة mastarı iki şeyin ya da iki kimsenin arasında olup iki şeyi ayıracak ve aralarında engel oluşturacak bir şekle girip geçişi önlemek manasındadır. بَرْزَخ mekân ve zaman ismidir. İki varlık veya iki olay arasında vuku bulan ve uzanan, böylece ikisinin arasını ayıran mekân veya zamandır. Mekânsal olarak ayırıcı şerit veya yalıtıcı bölge veya zamansal olarak iki olay arasındaki zaman mühleti veya ayırıcı zamandır. İki şeyi birbirinden ayıran sınır, engel veya ara bölgedir.

حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ (99) لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِنْ وَرَائِهِمْ بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (100)

Nihayet onlardan birisine ölüm gediğinde “rabbim, beni geri döndür, belki bıraktıklarımın içinde salih amel ederim” der. Hayır, kesinlikle o onun söylediği bir kelimedir ve onların verasında baas edildikleri döneme kadar bir berzah vardır. (Müminun 99-100)

Berzah mutlak olarak geçişi engellemez. Belli bir zaman içinde engeller. O zaman geldiğinde geçiş gerçekleşir.

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ: “İkisinin arasında bir berzah var” demektir.

لَا: “Değil” demektir. Olumsuzluk edatıdır.

يَبْغِيَانِ: “İkisi arar, araştırır, ikisi sınırı aşar” demektir. Fâili tesniye elifidir (يَبْغِيَانِ) ve الْبَحْرَيْنِ ye (iki denize) racidir. بغي kökünden ikinci bâbdan üçüncü şahıs eril ikil merfu muzari malum fiildir. Bir işin olmasını veya bir şeyin elde edilmesini kendi faydasından dolayı istemek ve onun gerçekleşmesi için yollar aramaktır. Bir şeyin mülk edinilmesini ve kazanılmasını ve elde bulundurulmasını veya kendisinin faydalanacağı bir işin meydana gelmesini istemektir. İnsanlar arasından başkaları değil de kendisi için bir şey elde etmeye ve onu elde bulundurmaya yönelik olarak faal ve etkin bir iş yapmaktır. Elde edilmek istenen şey maddî de olabilir manevî de olabilir (hâkimiyet ve otorite). عَلَى harf-i ceri ile kullanıldığında bu harf-i cerden sonra gelen kimse veya varlığın sınırlarını aşıp onun üzerinde hakimiyet kurmaktır.

لَا يَبْغِيَانِ: “İkisi sınırı aşmaz” demektir.

الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ: “İkisi karşı karşıya gelen, ikisinin arasında bir berzah olan, ikisi sınırı aşmayan iki deniz” demektir.

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ: “Karşı karşıya gelen, aralarında bir berzah olduğu, sınırı aşmayan halde olan iki denizi merc etti” demektir.

Burada merc ifadesi çok önemlidir. Cümlenin fiilidir ve en önemli kelimesidir. Merc heterojen karışım demektir. Buna göre iki deniz keskin bir sınırla birbirinden ayrılıyor anlamında değildir.  İki farklı deniz bir araya gelmiş ama tamamen tek bir homojen yapı olmamış demektir.

İki farklı su kütlesi karşılaştığında (tuzlu deniz suyu, tatlı nehir suyu veya farklı tuzluluk/sıcaklıkta iki deniz akımı) hemen homojen olmazlar. Tuzluluk farkı, yoğunluk farkı ve sıcaklık farkı nedeniyle tabakalaşma oluşur. Arada bir “geçiş zonu” oluşur. Bu bölge yoğunluk farkından oluşuyorsa pycnocline (yoğunluk sınırı), tuzluluk farkından oluşuyorsa halocline (tuzluluk sınırı), sıcaklık farkından oluşuyorsa thermocline (sıcaklık sınırı) denir. Bu bölgede iki su kütlesi tamamen ayrı değiller ama tamamen birleşmiş de değillerdir. Bu nedenle iki su kütlesi keskin bir sınırla ayrılmaz. Aralarında sürekli difüzyon ve türbülansla ilerleyen bir karışım bölgesi bulunur. Bu da “geçişli bir heterojen karışım zonu” olarak “berzah” ve “merc” ile uyumludur. İki su kütlesi karışır fakat arada bir alan vardır ve bu alanda özelliklerini kaybedecek şekilde tamamen tek homojen yapı oluşturmazlar. İki deniz karşılaştığında aralarında bir sınır/ara bölge oluşur. Bu bölgede karışım vardır ancak kısa mesafede tamamen homojen bir yapı oluşmaz. Heterojen bir karışım meydana gelir.

Buradaki لَا يَبْغِيَانِ “ikisi birbirine karşı sınır ihlali yapmaz” anlamındadır. Karışma vardır. Difüzyon ve türbülans olur ama bir taraf diğer tarafı yutmaz, bir su kütlesini diğerini tamamen domine edip tek faza dönüştürmez. İki sistem arasında net bir baskınlaşma ve tek faza dönüşme gerçekleşmez. Sistemler bir denge halinde ara bölgede birlikte var olurlar.

Stratified fluids (tabakalı akış): Yoğunlukları farklı olan akışkan katmanlarının yer çekimi etkisiyle dikey olarak üst üste dizilmesiyle oluşan sistemlerdir. Yoğunluk farkı vardır. Yoğun akışkan altta, daha az yoğun akışkan üstte yer alır. Bu yatay katmanlanma dikey karışımı zorlaştırır ve sistemin durağan (kararlı) kalmasını sağlar. Bu katmanların sınırlarında iç dalgalar (internal waves) oluşur. İstanbul Boğazı dünyadaki en net ve en meşhur “stratified fluid” (tabakalı akışkan) örneklerinden biridir. Akademik literatürde bu yapıya doğrudan iki tabakalı akım sistemi (two-layer stratified flow) denir. İstanbul Boğazı’nda yer çekimi ve tuzluluk farkı nedeniyle birbirine karışmayan, üst üste binmiş ve zıt yönlerde akan iki farklı su katmanı ve ara yüzey (haloklin) bulunur:

  1. Üst Tabaka (Az Yoğun Su)
    1. Kaynak: Karadeniz.
    2. Özelliği: Nehirlerle beslendiği için tuzluluk oranı düşüktür ve bu yüzden daha hafiftir (az yoğundur).
    3. Akıntı Yönü: Karadeniz’deki su seviyesinin Marmara’dan yüksek olması nedeniyle Kuzeyden Güneye (Marmara’ya doğru) akar.
  2. Alt Tabaka (Çok Yoğun Su)
    1. Kaynak: Akdeniz ve Marmara Denizi.
    2. Özelliği: Buharlaşma oranı yüksek olduğu için tuzluluk oranı çok yüksektir ve bu yüzden daha ağırdır (yüksek yoğunlukludur).
    3. Akıntı Yönü: Yoğunluk farkından doğan basınç nedeniyle derinden Güneyden Kuzeye (Karadeniz’e doğru) akar.
  3. Ara Yüzey (Halocline): Üst ve alt tabaka arasında fiziksel özelliklerin hızla değiştiği ve suların birbirine karışmasını engelleyen birkaç metrelik bir geçiş/tampon bölgesi bulunur. Tıpkı zeytinyağı ile suyun üst üste durması gibi, bu iki akıntı da Boğaz içinde adeta “bir yatakta akan iki farklı nehir” gibi birbirinin üzerinden kayarak geçer. İstanbul Boğazındaki bu ara yüzey (halocline) berzahtır.

ResearchGate üzerinde yayınlanan İstanbul Boğazı Tuzluluk Kesiti grafiğinde, Marmara Denizi ile Karadeniz arasındaki dikey tuzluluk değişimi renklerle gösterilmiştir. Üstteki mavi/yeşil tonlar Karadeniz'in az tuzlu suyunu, alttaki kırmızı/turuncu tonlar ise Akdeniz'in çok tuzlu suyunu temsil eder. İkisinin birleştiği, renklerin hızla değiştiği ince şerit Halocline tabakasıdır (berzahtır).

İstanbul Boğazı gibi Cebelitarık Boğazında da berzah vardır. Cebelitarık Boğazı hidrodinamik olarak tıpkı İstanbul Boğazı gibi mükemmel bir iki tabakalı akışkan (two-layer stratified fluid) sistemidir. Her iki boğazda da akıntının başlama mantığı ve iki farklı suyun üst üste binmesi birebir aynı fiziksel kurallara dayanır.

Rahman suresinin bu ayetinde Rahman’ın merc ettiği iki deniz ifade edilmiştir. Bu iki denizin tuzluluk seviyesinden bahsedilmemiştir. Furkan suresinde ise merc edilen iki denizin tuzluluk ve tatlılık durumu da ifade edilmiştir.

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا

O iki denizi merc edendir. Bu tatlı kolay içimli, bu tuzlu zor içimlidir. Ve ikisinin arasında bir berzah ve hicr edilmiş bir hicr kıldı. (Furkan 53)

Dünyada saf tatlı su (nehir ve buzul kaynaklı) ile okyanusun tuzlu suyunun karşılaştığı ve devasa büyüklükte halocline tabakaları oluşturan coğrafi bölgeler vardır. Bu yapılar açık denizlerde veya korunaklı körfezlerde yer aldığı için yüzey alanları on binlerce kilometrekareyi bulabilir.

Baltık Denizi Dünya’nın en büyük halocline (berzah) alanıdır. Baltık Denizi, yüzey alanı yaklaşık 377.000 kilometrekare olan devasa bir iç denizdir ve neredeyse tamamı kalıcı bir halocline tabakası ile kaplıdır. Kuzeydeki İskandinav nehirleri Baltık Denizi’ne sürekli devasa miktarda saf tatlı su boşaltır. Atlas Okyanusu’ndan gelen ağır ve tuzlu su ise Danimarka boğazlarından geçerek tabana çöker. Genellikle yüzeyin 50 ila 80 metre altında jilet gibi keskin, yaklaşık 10-20 metre kalınlığında kalıcı bir keskin halocline tabakası bulunur. Bu tabaka o kadar güçlüdür ki rüzgârlar ve fırtınalar üst katmanı ne kadar çalkalarsa çalkalasın, aşağıdaki tuzlu su ile yukarıdaki tatlı/az tuzlu suyun karışmasını tamamen engeller. Bu nedenle sadece berzah değil aynı zamanda da hicr’dir.

Norveç'in Sognefjord (yüzey alanı yaklaşık 1000 km²) veya Hardangerfjord gibi binlerce kilometrekarelik yüzey alanına sahip devasa fiyortları, berzah ve hicr durumunun en korunaklı ve net örneklerinden biridir. Bahar ve yaz aylarında dağlardaki buzulların erimesiyle oluşan içilebilir nitelikteki saf tatlı su, fiyortların yüzeyini kaplar. Okyanusun ağır tuzlu suyu ise fiyortların derinliklerinde kalır. Fiyortlar, dağlar tarafından rüzgârdan korunduğu için yüzey alanı çok geniş olmasına rağmen dalga azlığı nedeniyle yüzeyin sadece 2-5 metre altında çok keskin bir halocline çizgisi (berzah) oluşur. Bir tekneden eğilip yüzeyden içilebilir tatlı su alabilirken, birkaç metre derinlikte tamamen okyanus suyu yer alır.

Alaska Körfezi ve Büyük Nehir Ağızları (Salt-Wedge Estuaries) da berzah ve hicr durumunun örnekleridir. Amazon, Mississippi, St. Lawrence veya Fraser gibi devasa nehirlerin okyanusa döküldüğü körfezler çok geniş yüzey alanına sahip halocline (berzah) bölgeleridir. Nehrin getirdiği tatlı su, okyanusun üzerinde yüzlerce kilometrekare boyunca yayılır. Okyanusun tuzlu suyu ise bir kama (tuz kaması - salt wedge) şeklinde nehir yatağının altından içeri doğru sokulur. Nehrin denize döküldüğü korunaklı delta içlerinde, nehir akış hızı yüksek okyanus dalgası düşükse, suyun altında metrelerce uzanan jilet gibi net bir halocline (berzah) tabakası gözlemlenebilir.

Rahman suresinin bu ayetleri ile Furkan suresinin 53. ayetini karşılaştıralım.

 

Rahman 19-20

Furkan 53

Ayet

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا

Meali

Karşı karşıya gelen, aralarında bir berzah olduğu, sınırı aşmayan halde olan iki denizi merc etti.

O iki denizi merc edendir. Bu tatlı kolay içimli, bu tuzlu zor içimlidir. Ve ikisinin arasında bir berzah ve hicr edilmiş bir hicr kıldı. (Furkan 53)

Merc (مَرْج)

Var

Var

İltika (الْتِقَاء)

Var

Yok

Aralarında berzah

Var

Var

Aralarında hicr

Yok

Var

Tuzluluk

Tuzlu-Tuzlu

Tatlı-Tuzlu

Aralarında hicr olan tatlı ve tuzlu su karşılaşmasıdır. Bu da tatlı-tuzlu su karışımının çok daha keskin bir şekilde engellendiğini göstermektedir. Furkan suresindeki iki deniz büyük tatlı su ve tuzlu su kütleleridir. Rahman suresinde ise tatlı ve tuzlu su karşılaşması durumu yoktur. Rahman suresindeki iki deniz farklı yoğunlukta büyük tuzlu su kütleleridir.

 

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?

 

Soru cümlesi
Fiil cümlesi

Fâ-u
isti’nâfiye

Fâil

Fiil

Mefûlün bih GS

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf
İstifhâm
edatı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

تُكَذِّبَانِ

كُمَا

رَبِّ

آلَاءِ

أَيِّ

بِ

فَ

 

فَ: İsti’nafiyye edatıdır (الْفَاءُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ).

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” demektir.

Buradaki آلَاءِ “olgular” demektir. ءلي kökünden isimdir. Tekili إِلًى veya أَلًى dir. Kuran’da tekil geçişi yoktur. İkinci bâbdan (أَلا - يَأْلِي) birisinin bir işi veya bir şeyi titizlikle ve çaba sarf ederek derinlemesine araştırıp etraflıca incelemesi anlamındadır. Bu bâbdan إِلًى veya أَلًى ism-i mef’ûl anlamında camid isimdir. Hakkında araştırma yapılan ve incelenen şeydir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgu veya düşündürücü meseledir. Allah’ın kâinattaki âyetleri (kozmik olgular) إِلًى dir. Kitabında anlattığı tarihsel olgular إِلًى dir. Kuran’da okuyup da anında ne olduğunu anlayamadığımız, anlamak için derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren her türlü olgu إِلًى dir. Bir şey, bir iş, gerçekleşen bir durum آلَاءِ dan ise onun olduğunu görürsün ama nasıl olduğunu anlaman için çok derin araştırma yapman, o iş üzerinde kafa yorman, incelemen gerekir. Rahman suresinde 31 kere tekrarlanan bu ayetlerin arasında geçen tüm cümleler derin araştırma yapılması, kafa yorulması ve incelenmesi gereken durumlardır. Bu ayetten önce iki denizin merc olması ve aralarındaki berzah ifade edildi. İki büyük tuzlu su kütlesinin merc edilmesi ve arasındaki berzah ilk bakışta nedenini anlayamayacağımız, derin bir araştırma yapılan bir konu olarak olgudur. Bu konuda günümüz bilimi bu olguyu çözmüştür. Bizim de bu çözümü anlamamız gereklidir ve bu ayet de bunu ifade etmektedir.

 

Teşvikiye, Yalova

20 Haziran 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Son Eklenen Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1329
Rahman Suresi Tefsiri 19-21. Ayetler
20.06.2026 934 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026 243 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1327
Rahman Suresi Tefsiri 15-16. Ayetler
23.05.2026 2165 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1326
Rahman Suresi Tefsiri 14. Ayet
9.05.2026 2139 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 2171 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 2106 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 2132 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 2509 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 2152 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2272 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2230 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 2573 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 2178 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2415 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2321 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2299 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2276 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2211 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2245 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2333 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2281 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2316 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2317 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2186 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2162 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2234 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2226 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2177 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2208 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2277 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 2036 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 2102 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2293 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 2004 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2147 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1657 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1510 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1538 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1432 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1155 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1149 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1154 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 1133 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1303 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1203 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1147 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1300 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1248 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1416 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1381 Okunma


© 2026 - Akevler