Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026
133 Okunma, 0 Yorum

RAHMAN SÛRESİ - 13. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ (17) فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (18)

İki doğunun rabbi ve iki batının rabbi. Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz? (17-18)

 

İsim cümlesi

Haber

Mübteda

Ma'tûf

Atıf
harfi

Ma'tûfun aleyh

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

الْمَغْرِبَيْنِ

رَبُّ

وَ

الْمَشْرِقَيْنِ

رَبُّ

هُوَ

 

Soru cümlesi
Fiil cümlesi

Fâ-u
isti’nâfiye

Fâil

Fiil

Mefûlün bih GS

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf
İstifhâm
edatı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

تُكَذِّبَانِ

كُمَا

رَبِّ

آلَاءِ

أَيِّ

بِ

فَ

 

رَبُّ: “Rab, eğitimci, terbiyeci” demektir. ربب kökünden isimdir. Birisinin veya bir şeyin korunması ve gelişmesiyle ilgilenen onun üzerinde tam bir tasarruf hakkına sahip olan demektir.

الْمَشْرِقَيْنِ: “İki doğu” demektir. Birinci bâbdan شَرَقَ - يَشْرُقُ fiili görünmeyen bir yerden ortaya çıkmak demektir. Kuran’da güneşin doğuşu için kullanılmaz. Güneşin doğuşu için طُلُوع ve bunun mimli mastarı olarak مَطْلَع kullanılır. مَشْرِق Güneş’in bulunulan yerle etkileşime girdiği yer için kullanılır (إِنَّ اللَّهَ يَأْتِي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ). مَشْرِق mimli mastar, ism-i mekân ve ism-i zaman kalıbındandır. Mimli mastar olarak doğuş, ism-i mekân olarak doğuş yeri, ism-i zaman olarak doğuş zamanı anlamındadır.

طُلُوع bir kimsenin veya bir şeyin kendisini gizleyen bir yerden çıkıp görünür hale gelmesi manasındadır. طلع kökünden birinci bâbdan mastardır. مَطْلِع veya مَطْلَع bu kökün doğuş yeri anlamında mimli mastar, ism-i zaman ve ism-i mekânlarıdır. Bu kökten طَلْع ıstılahi olarak bitkinin ilk ortaya çıkan kısmı olarak “tomurcuk” anlamında isimdir. Bu kök ifti’âl bâbında (اطَّلَعَ - يَطَّلِعُ) muttali olmak olarak bir kimseyi veya bir şeyi açıkça görebileceği bir konuma gelmek veya onu açıkça görebileceği bir konuma getirerek gizlilikten çıkarmak demektir.

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ (50) قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٌ (51) يَقُولُ أَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ (52) أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَدِينُونَ (53) قَالَ هَلْ أَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ (54) فَاطَّلَعَ فَرَآهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ (55) قَالَ تَاللَّهِ إِنْ كِدْتَ لَتُرْدِينِ (56) وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرِينَ (57) أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ (58) إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ (59)

(Cennettekilerin) Bazıları bazılarını karşılarına alıp soruşturuyorlar. Onlardan bir söyleyen “Kesinlikle benim bir yakın arkadaşım vardı. Kesinlikle sen doğru söyleyenlerden misin, derdi. Biz toprak ve kemikler olduğumuz zaman yeniden mi düzene sokulanlar olacağız.” dedi. “Siz muttali oldunuz mu?” dedi de muttali oldu da onu Cehîm’in ortasında gördü. “Allah’a yemin olsun, neredeyse beni yuvarlayacaktın ve eğer rabbimin nimeti olmasaydı hazırda bulundurulanlardan olacaktım. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek ve bir daha azap edilmeyecek değil miyiz” dedi. (Saffat 50-59)

Bu ayetlerde cennettekilerden birisi dünya hayatında ahiret hayatının olmayacağını iddia eden arkadaşını görmek istiyor ve ona muttali oluyor. Önce muttali oluyor sonra onu görüyor. Muttali olmak onu görünür hale getirmek demektir. Bu da Cennet’ten Cehîm’e kamera bağlantısı ile olmuştur. Muttali olmakla ona bağlanmış sonra da onu görmüştür. Kuran’da her örnekten verilmiştir. Kamera ile görüşme örneği de burada anlatılmıştır. Bir şeye veya bir kimseye muttali olmak demek onu veya kendisini onu rey etme veya onu basar etme konumuna getirmek demektir.

Kuran’da مَشْرِقِ الشَّمْسِ geçmemektedir. Güneş’in doğması için ise 5 kere طلع kökü gelmektedir.

Geçiş

Anlam

Ayetler

إِذَا طَلَعَتْ

Doğduğu zaman

Kehf 17

مَطْلِعَ الشَّمْسِ

Güneş’in doğması

Kehf 90

تَطْلُعُ

Doğar

Kehf 90

طُلُوعِ الشَّمْسِ

Güneş’in doğuşu

Taha 130, Kaf 39

Bu nedenle مَشْرِق ile مَطْلَع birbirinden ayrılmalıdır.

مَطْلَع

Doğuşun / yükselişin gerçekleştiği nokta ve süreç

Güneş için ufuktan belirdiği spesifik çıkış noktası

مَشْرِق

Doğu yönü, doğu tarafı

 

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ: “İki doğunun rabbi” demektir.

وَ: “Ve” demektir. Atıf harfidir. رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ ye رَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ yi atfetmiştir.

رَبُّ: “Rab, eğitimci, terbiyeci” demektir.

الْمَغْرِبَيْنِ: “İki batı” demektir. Birinci bâbdan غَرَبَ - يَغْرُبُ fiili uzaklaşmak, gözden kaybolmak demektir. Kuran’da Güneşin doğuşu için مَطْلِعَ الشَّمْسِ ve طُلُوعِ الشَّمْسِ kullanılır ama “doğu” için ise مَشْرِق kullanılır. İki ayrı köktür. Güneşin batışı için مَغْرِبُ الشَّمْسِ veya غُرُوبُ الشَّمْسِ kullanılır ve “batı” için de مَغْرِب kullanılır. İkisi de aynı köktendir.

رَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ: “İki batının rabbi” demektir.

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ: “İki doğunun rabbi ve iki batının rabbi” demektir. Bu bir cümle değildir. Hazf edilmiş mübtedanın haberidir. Hazf edilen هُوَ (O) zamiridir. İlk ayetteki Rahman’a racidir. (O) iki doğunun rabbi ve iki batının rabbidir.

Buradaki iki doğu ve iki batı ne demektir? Niçin ikidir? Rahman suresi hem insanlara hem de cinlere hitap eder ve 31 kere فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?) diye insan ve cinlere seslenmektedir. Burada da iki doğu ve iki batı ifadesi insanların ve cinlerin doğu ve batısıdır. İnsanlara ait doğu-batı sistemi, cinlere ait doğu-batı sistemidir. Bunu gösteren diğer işaret rab kelimesinin tekrarlanmasıdır. Ayet رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَالْمَغْرِبَيْنِ (iki doğunun ve iki batının rabbi) şeklinde gelmemiş رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ (iki doğunun rabbi ve iki batının rabbi) şeklinde rab kelimesi tekrarlanarak gelmiştir. Kuran’da gereksiz yere söz uzatılmaz. Bunu açıklamak için matematiği kullanalım:

R: Rab

Ş1: İnsanların doğusu

Ş2: Cinlerin doğusu

G1: İnsanların batısı

G2: Cinlerin batısı

 

Son matematiksel ifadenin söz olarak karşılığı “insanların doğusunun ve cinlerin doğusunun rabbi ve insanların batısı ve cinlerin batısının rabbi” şeklindedir. İnsanların doğusu ve cinlerin doğusu “iki doğu”, insanların batısı ve cinlerin batısı “iki batı” şeklinde ifade edilince “iki doğunun rabbi ve iki batının rabbi” şeklinde söylenmiş olur. Bu da insanların doğu-batı sisteminin rabbi ve cinlerin doğu-batı sisteminin rabbinin kısa bir biçimde ifade edilmiş şeklidir. İki sistemin ayrı ayrı rabbidir. Çünkü iki sistem farklı boyutlara sahiptir.

Biz insanlar üç boyutlu varlıklarız ve üç boyutlu uzayda hareket ediyoruz. Cinler dört boyutlu varlıklardır ve dört boyutlu uzayda hareket etmektedirler.

İnsan için doğu güneşin görünür olduğu doğuş yönüdür. Cinler bizim üç boyutumuza ek bir uzaysal boyutta hareket ettikleri için onların “ufuk sistemi” bizimkinden farklıdır.

İki boyutlu bir canlı için sadece sağ-sol ve ileri-geri yönleri vardır. Üçüncü boyutu algılayamaz. Yukarı-aşağı kavramı yoktur. Biz üç boyutlu olduğumuz için yukarı-aşağıyı da biliriz. Biz üç boyutlu olduğumuz için iki boyutlu uzaya bir parçamızı sokar ve çıkarırsak iki boyutlu canlı aniden ortaya çıkan ve görünen iki boyutlu kesitimizi görür ve onun için mucizedir. Çünkü üçüncü boyuttan gelen hareketi algılayamaz.

3 boyutlu bir küre 2 boyutlu canlıların yaşadığı 2 boyut düzleminden geçerse 2 boyutlu canlı önce bir nokta, sonra büyüyen daire, sonra küçülen daire, sonra yok oluş görür. Yani kürenin tamamını değil, sadece kendi düzlemindeki kesitini görür.

3-Küre (3-Sfer) (Hiperküre) dört boyutlu uzaydaki küredir. Bir 3-küre, dört boyutlu Öklid uzayında sabit bir merkez noktasına aynı uzaklıkta bulunan tüm noktaların kümesidir. Alışık olduğumuz normal bir küre (2-küre), 3 boyutlu bir hacmi çevreleyen 2 boyutlu bir yüzeydir. 3-küre ise 4 boyutlu bir hacmi (4-top) çevreleyen 3 boyutlu bir yüzeydir.

Dört boyutlu küre olan hiperkürenin meridyen ve paralellerini gösteren bir tel kafes (wireframe) modeli

İnsan beyni doğrudan 4 boyutu algılayamadığı için bu yapılar stereografik projeksiyon gibi tekniklerle 3 boyutlu “gölgeler” veya “kesitler” olarak gösterilir.

4 boyutlu bir küre 3 boyutlu canlıların yaşadığı 3 boyuttan geçerse 3 boyutlu canlı önce bir nokta, sonra büyüyen küre, sonra küçülen küre, sonra bir nokta ve sonra yok oluş görür. Yani 4 boyutlu kürenin tamamını değil, sadece kendi 3 boyutlu uzayındaki kesitini görür.

Bu nedenle dört boyutlu bir topluluk için bizim doğu-batı sistemimizden farklı olarak ek boyuta göre tanımlanan başka bir “doğu-batı” sistemi vardır. Bu durumda insanların meşriki, cinlerin meşriki farklı olur.

İnsanların doğu ve batıları vardır. Cinlerin de dört boyutlu boyutsal alanlarına ait doğu ve batıları vardır. Bu durumda cinler için meşrik kavramı olduğuna göre cinler için de güneş olmalıdır. Cinlerle aynı ortamda olduğumuza göre cinlerin güneşi de bizim güneşimiz olmalıdır. Biz Güneş’i 3 boyutlu olarak görüyoruz. Bu durumda Güneş gerçekte 4 boyutlu bir hiperküre olup biz her zaman onun 3 boyutlu kesitini görüyoruz, cinler ise dört boyutlu olarak onu görüyor demektir. Yani güneşin gördüğümüz kısmı dört boyutlu Güneş’in
bizim evrenimize düşen üç boyutlu kesitidir.

Bunu anlamak için dünyamız üzerinde iki boyutlu canlıların yaşadığını farz edelim. Onlar için dünyamız küre değil dairedir. Daire üzerinde yaşamaktadırlar. Güneş de küre değil dairedir. Dünya döndükçe bu daire olan Güneş’ten gelen ışık daire şeklindeki Dünya’nın güneşe bakan tarafını aydınlatır, o taraf gündüz olur, diğer taraf gece olur.

Bu durumda insanların doğusu Güneş’in 3 boyutlu kesitine göre oluşan doğu iken cinlerin doğusu aynı yapının 4 boyutlu algısına göre oluşan doğudur.

Bu durumda şu soru sorulabilir: Neden Güneş’i hep aynı büyüklükte küre olarak görüyoruz? Bizim kesitimize giren farklı boyutta küreler olarak görmüyoruz? Bunun nedeni kesit düzlemimizin sabit olmasıdır. Yani biz bu hiperküre olan 4 boyutlu Güneş’in sürekli 3 boyutlu kesitini algılıyoruz. Güneş’i farklı görmemiz için ya bizim 4. boyutta hareket etmemiz ya da 4 boyutlu hiperküre Güneş’in bize göre 4 boyut içinde rotasyon yapması gerekir. 4 boyutta dönüşler 3 boyuttaki dönüşlerden farklıdır. 4 boyutlu bir cisim döndükçe 3 boyutlu kesiti dramatik biçimde değişebilir. Hacmi değişiyor gibi, iç içe geçiyor gibi, fizik kurallarını bozuyor gibi görünebilir. Eğer Güneş aktif biçimde 4 boyutlu rotasyon yapan bir yapı olsaydı biz muhtemelen anormal geometrik değişimler, tuhaf ışık davranışları, fiziksel tutarsızlıklar görürdük. Ama görmüyoruz. Bu da hiperküre olan Güneş’in 4 boyutlu yapısının bize görünen 3 boyutlu kesitinin çok kararlı olmasından kaynaklıdır.

Şimdi doğu ve batı kavramının dört boyutta nasıl olacağını düşünelim.

 

Eksen

Yön

 

3 boyutlu uzay

x ekseni

Doğu-Batı

4 boyutlu uzay

y ekseni

Kuzey-Güney

z ekseni

Yukarı-Aşağı

 

w ekseni

Ana-Kata

1 boyutta sadece tek eksen vardır: sağ-sol. 2 boyutta iki bağımsız eksen oluşur: sağ-sol, ileri-geri. Artık bir “düzlem” vardır. 3 boyutta üçüncü eksen de vardır: sağ-sol, ileri-geri, yukarı-aşağı. Artık bir “hacim” vardır. 4 boyutta diğer üç eksene ilaveten yeni bir eksen daha vardır: w ekseni. Bu eksen ne yukarıdır ne sağdır ne de ileridir. Tamamen yeni bir yön türüdür. Bunu yön olarak biz sezemeyiz. Charles Hinton 1800’lerde bu yöne ana-kata olarak bir isim vermiştir.

Dünya’da doğu-batı genellikle x ekseni, kuzey-güney y ekseni, yukarı-aşağı z ekseni gibi düşünülebilir. Bu üçü 3 boyuttadır. Bu nedenle 4 boyutta “doğu” veya “batı” tek bir çizgisel yön olmaktan çıkar.

3 boyutlu uzayda ufuk bir çizgi iken 4 boyutlu uzayda ufuk bir düzlemdir. Hiperküre olan Güneş bu düzlemi “geçerken” doğmuş olur. Bu nedenle 3 boyutta doğu bir vektör iken dört boyutlu uzayda düzlemdir.

Rahman suresinin bu ayetindeki iki doğuyu buna göre yorumlarsak:

Birinci doğu

(İnsanların doğusu)

3 boyutlu varlıklar (insanlar) için çizgisel ufuk üzerinde bir nokta.

İkinci doğu

(Cinlerin doğusu)

4 boyutlu varlıklar (cinler) için düzlemsel ufuk üzerinde bir yön.

İki batı da aynı şekildedir.

Bu durumda şu soru sorulur: 4 boyutlu hiperküre olan Güneş’in 3 boyutlu kesiti bizim için yaşam kaynağı ise soğuk plazma yapılı bir varlık olan cinler için 4 boyutlu bir hiperküre olarak Güneş doğrudan yaşamsal kaynak olur mu? Bizim için Güneş ısı ve ışık veriyorsa, soğuk plazma varlıklar olan cinler için iyonizasyon ve elektromanyetik alan veriyor demektir. Bir hiperküre olan güneşin 4 boyutlu uzaya yaydığı enerji sadece bizim gördüğümüz 3 boyutlu ışık ve ısıdan ibaret değildir. 4 boyutlu uzayda yayılan elektromanyetik alanın 4 boyutlu bileşenleri, Güneş rüzgarının w eksenindeki yayılımı, iyonize edici radyasyonun hiper-uzaydaki karşılığı cinler için yaşamsal enerji kaynağı olur. Bizim Güneş’in 3 boyutlu kesitinden aldığımız enerjinin gözle görünmeyen 4 boyuttaki katmanı cinler için de yaşamsal öneme haiz olur. Zaten Güneşin dev bir plazma reaktörü olduğunu biliyoruz. Sadece görünür ışık değil, UV, X ışını, manyetik alan, yüklü parçacık akışı, güneş rüzgârı üretir.

Cinlerin plazmatik yapılarından dolayı 4 boyutlu güneş onlar için besleyici, düzenleyici, yön tayin edici, rezonans kaynağı olur. İnsanlar için ışık ve ısı neyse, cinler için elektromanyetik akış ve plazma enerjisi o olur.

Cinler güneşin bizim algılamadığımız alanlarıyla etkileşiyor olabilirler: manyetik alan çizgileri, yüksek enerji parçacıkları, plazma dalgaları, hiperboyutsal rezonanslar. Bu durumda bizim gördüğümüz güneş sadece “optik katman” olurken onların deneyimlediği Güneş daha farklı ve geniş bir olgu olabilir.

Bu durumda aynı güneş iki farklı meşrik ve mağrib sistemi oluşturabilir.

İnsan alanında (3 boyutlu optik sistem) meşrik ışığın görünür geldiği yön (Güneş’in doğuşu), mağrib ışığın görünür kaybolduğu yön (Güneş’in batışı) iken cin alanında (plazma/4 boyutlu enerji sistemi) meşrik enerjinin/alan etkisinin giriş yönü (uyarma, beslenme), mağrib enerjinin çekildiği / söndüğü yön (relaksasyon, boşalma) olabilir.

Allah’ın Rahman ismiyle yönlerin rabbi olması nasıl olmaktadır? Rab, birisinin veya bir şeyin korunması ve gelişmesiyle ilgilenen onun üzerinde tam bir tasarruf hakkına sahip olan kimsedir.

Aşama

Olay

Yönler

Big Bang

Uzay-zaman başlıyor

Henüz yön yok

İlk ayrışma

Madde-antimadde

Simetri kırılıyor, yönelim başlıyor

Galaksilerin oluşumu

Dönme hareketleri

Yerel yön sistemleri doğuyor

Güneş sistemi

Güneş ve gezegenler

Meşrık-mağrib’in fiziksel temeli kuruluyor

Dünya’nın eğimi

Eksen 23.5° yerleşiyor

Mevsimsel yön değişimleri başlıyor

Bugün

Dinamik denge

Yönler sistemi olgunlaşmış halde

Evrenin başlangıcında yönler yoktu. Galaksiler oluştu ve sonra Güneş sistemi ile doğu-batı sistemi başladı. Rab sıfatıyla Allah her aşamada sistemin dağılmamasını sağladı (koruma), bir sonraki aşamaya taşıdı (geliştirme), sürecin yönlendirilmesi O’nun elindeydi (tasarruf). Bu nedenle Allah yönlerin rabbidir. Bunu da Rahman ismiyle yapar. Rahman sıfatını tekrar hatırlayalım.

Rahman Allah’ın en önemli sıfatıdır. Kuran’da Allah gibi özel isim olarak kullanılır. Bu sûrenin de adıdır. Bu sûrede yalnızca bir kere geçmektedir ve sûrenin ilk ayetidir. İsim olarak tek başına bir ayet olması da Rahman isminin bir ayet olmasını göstermektedir.

Rahman sıfatı rahmetin güçlü bir şekilde dışarıya taştığını ve herkesi etkilediğini göstermektedir. Rahmet birisinin birisine karşı yumuşak olup şefkat göstermesi, ona fayda verecek ve zararı ondan giderecek bir yardımla desteklemesi, onun durumunu fark etmesi, onda zarar, acı ve hoşnutsuzluk bulunduğunu görüp bu zararı ve acıyı gidermek için onun lehine bir fiilde bulunmasıdır.

Rahim sıfatında rahmet bir etkileşimle hak edenler için uygulanırken Rahman sıfatında rahmet taşma şeklindedir ve bu rahmet herkese şartsız bir şekilde etki etmektedir. İnsanlar ve cinler için yarattığı her şey Rahman sıfatının yansımasıdır. Bu sûre Rahman sıfatını açan ve açıklayan bir sûredir. İki doğu ve iki batı da Rahman’ın rab olmasıyla hem bizim hem de cinler için mübalağalı şekildeki bir rahmetidir.

فَ: İsti’nafiyye edatıdır (الْفَاءُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ).

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” demektir.

Buradaki آلَاءِ “olgular” demektir. ءلي kökünden isimdir. Tekili إِلًى veya أَلًى dir. Kuran’da tekil geçişi yoktur. İkinci bâbdan (أَلا - يَأْلِي) birisinin bir işi veya bir şeyi titizlikle ve çaba sarf ederek derinlemesine araştırıp etraflıca incelemesi anlamındadır. Bu bâbdan إِلًى veya أَلًى ism-i mef’ûl anlamında camid isimdir. Hakkında araştırma yapılan ve incelenen şeydir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgu veya düşündürücü meseledir. Allah’ın kâinattaki âyetleri (kozmik olgular) إِلًى dir. Kitabında anlattığı tarihsel olgular إِلًى dir. Kuran’da okuyup da anında ne olduğunu anlayamadığımız, anlamak için derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren her türlü olgu إِلًى dir. Bir şey, bir iş, gerçekleşen bir durum آلَاءِ dan ise onun olduğunu görürsün ama nasıl olduğunu anlaman için çok derin araştırma yapman, o iş üzerinde kafa yorman, incelemen gerekir. Rahman suresinde 31 kere tekrarlanan bu ayetlerin arasında geçen tüm cümleler derin araştırma yapılması, kafa yorulması ve incelenmesi gereken durumlardır. Bu ayetten önce iki doğunun ve iki batının rabbi (رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ) denilmiştir. İki doğu ve iki batı kavramını anlamak için boyut kavramını anlamamız gereklidir. Bu da derin bir araştırma yapmayı gerektirir. Ben de bu ayetlerde bu konuda bir araştırma ile yorumlar yaptım ve bir teori ortaya koydum. Ne kadar doğru olduğunu Allah bilir.

 

Teşvikiye, Yalova

13 Haziran 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Son Eklenen Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1328
Rahman Suresi Tefsiri 17-18. Ayetler
13.06.2026 133 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1327
Rahman Suresi Tefsiri 15-16. Ayetler
23.05.2026 2155 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1326
Rahman Suresi Tefsiri 14. Ayet
9.05.2026 2136 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 2162 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 2098 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 2123 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 2501 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 2145 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2263 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2221 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 2560 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 2169 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2406 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2311 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2289 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2266 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2199 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2238 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2321 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2273 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2306 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2303 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2175 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2153 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2229 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2215 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2167 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2200 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2270 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 2022 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 2092 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2278 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 1997 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2137 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1647 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1503 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1534 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1426 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1146 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1139 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1144 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 1123 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1295 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1188 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1141 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1293 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1242 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1411 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1374 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 1481 Okunma


© 2026 - Akevler