Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026
98 Okunma, 0 Yorum

RAHMAN SÛRESİ - 10. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (13)

Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz? (13)

 

Soru cümlesi
Fiil cümlesi

Fâ-u
isti’nâfiye

Fâil

Fiil

Mefûlün bih GS

Mecrur

Cârr

Muzâfun ileyh

Muzâf
İstifhâm
edatı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Muzâfun ileyh

Muzâf

ا

تُكَذِّبَانِ

كُمَا

رَبِّ

آلَاءِ

أَيِّ

بِ

فَ

 

فَ: İsti’nafiyye edatıdır. Buna Fâ-u isti’nâfiye (الْفَاءُ الاِسْتِئْنَافِيَّةُ) denir. Cümle başında bulunur. Arkasından öncesindeki cümle ile i’râb yönünden ilişkisi olmayan yeni bir cümle başlatır. İ’râbsal ilişki olmamasına rağmen öncesindeki cümle ile sonrasındaki cümle arasında anlamsal irtibat vardır. Bu irtibata göre fâ-u isti’nâfiye şu şekilde sınıflandırılır:

  1. Fâ-u ta’liliyye (الفَاءُ التَّعْلِيلِيَّةُ): Öncesi ile sonrasında sebep sonuç ilişkisi vardır. Öncesi sonrasının sebebidir. Türkçeye çevrilirken “bundan dolayı”, “bu sebeple” şeklinde çevrilmelidir.
  2. Fâ-u tafsiliyye (الفَاءُ التَّفْصِيِلِيَّةُ أَوِ التَّفْسِيرِيَّةُ): Öncesindeki cümle kapalı, tam olarak anlaşılmayan bir cümledir (Mücmel bir ifade). Sonrasındaki cümle ise mücmeli açıklayan, kapalılığı gideren bir cümledir (Mufassal bir ifade).
  3. Netice Fâsı (فَاءُ النَّتِيجَةِ): Önceki cümle/cümleler açıklanmış cümle/cümlelerdir. Sonraki cümle ise bu açıklanmış cümle/cümlelerin sonucunu gösteren, bir nevi özetleyen cümledir. Fâ-u tafsiliyyenin tersidir. “Sonuç olarak”, “neticede” şeklinde Türkçeye çevrilir.
  4. İrtibat Fâsı (فَاءُ الْاِرْتِبَاطِ): Öncesindeki cümle ile sonrasındaki cümle arasında zamansal ya da sebepsel ilişki yoktur ama aralarında bağlantı vardır. Cümleler arasındaki fâ tertip ve takip için değil, sebep için değil, tafsil için değil, neticelendirme için değilse ve cümleler arasında konu bağlantısı olduğu zaman gelen fâ irtibât fâsıdır.

Önceki 12 ayette Rahman’ın yaptıkları anlatılmış ve sonrasında bir soru cümlesi gelmiştir. Bu فَ ile önceki 12 ayetteki cümleler ile bu soru cümlesi arasında bir bağ kurulmuştur. Sonraki cümle soru cümlesidir ve öncesi ile arasında sebep-sonuç ilişkisi var mıdır? Buradaki soru cümlesi kendisinden cevap istenen bir soru cümlesi değildir. Bu nedenle öncesi ile sonrası arasında sebep sonuç ilişkisi vardır. Buradaki fâ fâ-u ta’liliyyedir.

بِ: “-ı, -i” demektir. تُكَذِّبَانِ fiilinin mef’ûlü bu harf-i cerden sonra gelir.

أَيِّ: “Hangisi” demektir. Soru ismidir. Mu’râbdır yani cümledeki görevine göre son harekesi değişir (أَيُّ, أَيِّ, أَيَّ). Her zaman muzaftır. Cümlede önüne harf-i cer alarak mef’ûlün bih gayri sarih olabilir. Bu durumda soru edatlarının sadaratu-l kelam özelliği nedeniyle harf-i cer ile beraber cümlenin en önünde yer alır. Bu sadaratu-l kelam özelliği nedeniyle ister mef’ûlün bih olsun ister mef’ûlü mutlak olsun cümlenin en önünde yer alır. Burada da أَيِّ soru ismi önüne harf-i cer alarak (بِأَيِّ) mef’ûlün bih gayri sarih olmuştur ve soru edatlarının sadaratu-l kelam özelliği nedeniyle بِ harf-i ceri ile beraber cümlenin en önünde yer almıştır.

آلَاءِ: “Olgular” demektir. ءلي kökünden isimdir. Tekili إِلًى veya أَلًى dir. Kuran’da tekil geçişi yoktur. İkinci bâbdan (أَلا - يَأْلِي) birisinin bir işi veya bir şeyi titizlikle ve çaba sarf ederek derinlemesine araştırıp etraflıca incelemesi anlamındadır. Bu bâbdan إِلًى veya أَلًى ism-i mef’ûl anlamında camid isimdir. Hakkında araştırma yapılan ve incelenen şeydir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgu veya düşündürücü meseledir. Allah’ın kâinattaki âyetleri (kozmik olgular) إِلًى dir. Kitabında anlattığı tarihsel olgular إِلًى dir. Kuran’da okuyup da anında ne olduğunu anlayamadığımız, anlamak için derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren her türlü olgu إِلًى dir. Sözlüklerin neredeyse tamamında bu kelimeye “nimet” anlamı verilmiştir. Yine nimet anlamını veren sözlüklerde bu köke “çaba sarfetmek” anlamı da verilmiştir. Bu kelime dışında bu köke hiçbir yerde nimet anlamı verilmemiştir. Oysa nimet kelimesi zaten Kuran’da defalarca geçmektedir. Kuran’da eş anlamlı kelime yoktur. Allah kelimeleri de israf etmez. Bir şey, bir iş, gerçekleşen bir durum آلَاءِ dan ise onun olduğunu görürsün ama nasıl olduğunu anlaman için çok derin araştırma yapman, o iş üzerinde kafa yorman, incelemen gerekir.

رَبِّ: “Rab, terbiyeci” demektir. ربب kökünden isimdir. Alemlerin rabbi olan Allah’tır.

كُمَا: “İkiniz” demektir. Eril ve dişil ikinci şahıs ikil mecrur muttasıl zamirdir. Buradaki ikiniz kimdir? Kuran’da muhatap zamirleri sen, siz şeklinde çok geçer. “Sen” dendiğinde Kuran’ı okuyan ilk olarak kendisini anlamalıdır. Kuran, okuyana hitap eder. Eğer Kuran’ı okuyanı direk ilgilendirmeyen bir durumsa o zaman o şarta uyan kimseyi ilgilendirir. Okurken deriz ki bu ayet bana söylüyor veya bu ayetteki durum direk olarak beni ilgilendirmiyor deriz. Bu şekliyle direk olarak Kuran’ın indiği Peygamberi bile ilgilendirmeyen ayetler vardır.

وَقَضَى رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا

Rabbin yalnızca ona ibadet etmenizi ve anne-babaya ihsanı kaza etti. Eğer senin indinde ikisinden biri veya her ikisi yaşlılığa ulaşmışsa ikisine “üf” deme ve ikisini azarlama ve ikisine kerim söz söyle. (İsra 23)

Bu ayetin muhatabı Peygamber değildir. Ne annesi ne de babası onun indinde yaşlanmıştır. Yetim ve öksüz büyümüştür.

Bu nedenle Kuran’da muhatap zamirleri kimi ilgilendirirse o ayet de onu ilgilendirir. Asıl olan ilgilendirmedir. İlgilendirmediğine dair bir karine gereklidir.

İkinci şahıs ikil zamirlerin (كُمَا ve أَنْتُمَا) Kuran’daki kullanımlarını incelediğimizde 55 kere كُمَا ve 1 kere أَنْتُمَا şeklinde, 65 kere de fiilin içinde merfu muttasıl zamir olan tesniye elifi (ا) şeklinde geçtiğini görürüz.

كُمَا geçişleri: 7 kere Adem-Havva’ya hitapta, 9 kere Musa-Harun’a hitapta, 4 kere Yusuf Peygamberin iki zindan arkadaşına hitapta, 1 kere Medyen suyunda Musa’nın ileride birisi eşi olacak olan iki kız kardeşe hitabında, 1 kere genel olarak anne-babaya hitapta, 1 kere Peygamberin iki hanımına hitapta ve 31 kere Rahman suresindeki bu soru cümlesinin tekrarında 1 kere de Rahman suresinde عَلَيْكُمَا şeklinde kullanılmaktadır.

أَنْتُمَا geçişleri: 1 kere Musa-Harun’a hitapta kullanılmaktadır.

Fiilin içinde merfu muttasıl zamir olan tesniye elifi (ا) şeklinde geçişleri: 11 kere Adem-Havva’ya hitapta, 1 kere İbrahim-İsmail Peygamberlere hitapta, 1 kere İsrail Oğullarının Musa ve rabbinin savaşmasını istedikleri hitapta, 13 kere Musa-Harun’a hitapta, 2 kere Yusuf Peygamberin iki zindan arkadaşına hitapta, 1 kere Sema ve arza hitapta, 1 kere genel olarak anne-babaya hitapta, 2 kere inatçı keffarları, Allah’la beraber başka ilah kılanları cehenneme koyan saik ve şehide hitapta, 31 kere Rahman suresindeki bu soru cümlesinin tekrarındaki تُكَذِّبَـانِ fiilinde ve 1 kere yine Rahman suresinde تَنْتَصِرَانِ fiilinde, 1 kere Nuh ve Lut’un karısına cehenneme ikiniz girin denilirken kullanılmaktadır.

Bu suredeki 64 kere geçen ikil zamirlerin hepsi aynı iki kişiye veya aynı iki topluluğa hitap etmektedir. Surenin başından sonuna kadar okunduğunda bu ikil varlığın insan ve cin olduğunu anlamaktayız. 14. ayette insanın yaratılışını, 15. ayette cinlerin yaratılışını anlatır. 31. ayette أَيُّهَا الثَّقَلَانِ (ey iki ağırlık) der, 33. ayette يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ (ey cin ve insan toplulukları) der. 39., 56. ve 74. ayetlerde insan ve cin ifadesi yine birlikte gelir. Bu nedenle bu suredeki ikil hitaplar insanlara ve cinleredir.

Bu sure insan ve cinlere hitap eden bir suredir. Bu sure “ikiler” suresidir. Kuran’da en fazla “ikil” ifade bu surede gelmektedir.

رَبِّكُمَا: “İkinizin rabbi” demektir.

آلَاءِ رَبِّكُمَا: “İkinizin rabbinin olguları” demektir.

أَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا: “İkinizin rabbinin olgularının hangisi” demektir.

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini” demektir.

تُكَذِّبَانِ: “İkiniz yalanlıyorsunuz, ikiniz yanlışlıyorsunuz, ikiniz tekzib ediyorsunuz” demektir. كذب kökünden tef’îl bâbından ikinci şahıs eril ikil merfu muzari malum fiildir. Fâili tesniye elifidir (تُكَذِّبَـانِ) ve insan ve cinlere hitaptır. İkinci bâbdan (كَذَبَ - يَكْذِبُ) “yalan, yanlış söylemek” demektir. Bir şeyi onda olmayan bir şeyle vasıflandırmak veya isimlendirmek manasındadır. Tef’îl bâbına gelince birisinin, birilerinin sözlerinin yalan veya yanlış olduğunu, yaptığı işlerin yanlış olduğunu iddia etmektir. Kasıtlı olarak yapılırsa yalan, kasıtsız olarak yapılırsa yanlış olur. Arapçada ikisi de aynı fiille ifade edilir. كَذِب “yalan, yanlış” demektir. Kuran’da كذب kökü ikinci bâbdan ve tef’îl bâbından gelir. Sadece mazi ve muzari fiil olarak gelir. Emir veya nehiy fiil olarak gelmez. لَا تَكْذِبْ şeklinde gelmez. Çünkü bu kökün anlamı sadece yalan söylemek değildir. Yalan söylemeyi de kapsayan bir anlamı vardır. Yanlış söylemek de bu fiilin kapsamı içindedir. Bu nedenle Kuran’da لَا تَكْذِبْ şeklinde gelmez. Gelseydi kimse yanlış bir şey söyleyemezdi.

كذب kökünün tef’îl bâbından merfu muzari malûm çekimi

Çoğul

İkil

Tekil

كذب

يُكَذِّبُونَ

يُكَذِّبَانِ

يُكَذِّبُ

Eril

3.Şahıs

يُكَذِّبْنَ

تُكَذِّبَانِ

تُكَذِّبُ

Dişil

تُكَذِّبُونَ

تُكَذِّبَانِ

تُكَذِّبُ

Eril

2.Şahıs

تُكَذِّبْنَ

تُكَذِّبَانِ

تُكَذِّبِينَ

Dişil

نُكَذِّبُ

نُكَذِّبُ

أُكَذِّبُ

1.Şahıs

بِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ: “İkinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” demektir.

آلَاءِ ifadesi Kuran’da 34 kere geçmektedir. 31’i Rahman suresinin bu tekrarlayan ayetindedir. Diğer 3’ünden ikisi Araf suresinde biri de Necm suresinde geçmektedir.

وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (65) قَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ إِنَّا لَنَرَاكَ فِي سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِبِينَ (66) قَالَ يَاقَوْمِ لَيْسَ بِي سَفَاهَةٌ وَلَكِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ (67) أُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبِّي وَأَنَا لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ (68) أَوَعَجِبْتُمْ أَنْ جَاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلَى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَاذْكُرُوا إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَاءَ مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِي الْخَلْقِ بَصْطَةً فَاذْكُرُوا آلَاءَ اللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (69)

Âd’a kardeşleri Hûd’u … “Ey kavmim, sizin için O’ndan başka hiçbir ilahın olmadığı Allah’a ibadet edin, ittika etmez misiniz” dedi. Kavminden küfredenlerin ileri gelenleri “kesinlikle biz seni sefahat içinde görüyoruz ve kesinlikle biz seni yalancılardan zannediyoruz” dediler. “Ey kavmim, bende bir sefahat yok ve ancak ben alemlerin rabbinden bir elçiyim, size rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve ben sizin için emin bir nasihat edenim, size rabbinizden sizden bir adamın üzerinde bir zikrin sizi uyarması için gelmesine şaşırıyor musunuz ve zikredin ki sizi Nuh kavminin sonrasında halifeler kılmıştı ve sizi yaradılışça güçlü kılmıştı, öyleyse Allah’ın olgularını zikredin, umulur ki iflah olursunuz” dedi. (Araf 65-69)

Bu ayetlerde Hûd, kavmi olan Âd’a Allah’ın olgularını zikredin demektedir. Öncesinde iki şeyi zikretmelerini istemektedir. Birisi Nuh kavminin halifeleri kılınmaları diğeri bedence güçlü kılınmalarıdır. Bu iki durum Allah’ın alâsındandır. Bir topluluğun yaradılışça güçlü kılınması ve bir topluluğun tarihsel yükselişi, basit birer tesadüf veya “nimet” değil, arkasında biyolojik ve sosyolojik yasaların yattığı, üzerinde kafa yorulması gereken olgulardır. Âd kavmine Hûd “size verilen bu biyolojik ve siyasi gücün mekanizmalarını inceleyin, bunların arkasında yatan düzeni görüp Allah’ın gücünü anlayın ve yalnızca O’na ibadet edin” demektedir.

وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ هَذِهِ نَاقَةُ اللَّهِ لَكُمْ آيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ (73) وَاذْكُرُوا إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمْ فِي الْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتًا فَاذْكُرُوا آلَاءَ اللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ (74)

Semûd’a kardeşleri Salih’i … “Ey kavmim, sizin için ondan başka hiçbir ilahın olmadığı Allah’a ibadet edin, size rabbinizden bir beyyine gelmiştir, bu sizin için bir ayet olan Allah’ın dişi devesidir, onu bırakın, Allah’ın arzında yesin ve sizi elim bir azabın alacak olmasına sebep olacak olmasından dolayı ona kötülükle dokunmayın ve zikredin ki sizi Âd’ın sonrasında halifeler kılmıştı ve sizi arzda barındırdı, ovalardan kasrlar ediniyordunuz ve dağları evler olarak yontuyordunuz, öyleyse Allah’ın olgularını zikredin ve arzda fesat çıkaranlar olarak karışıklık çıkarmayın” dedi. (Araf 73-74)

Bu ayetlerde Salih, kavmi olan Semûd’a Allah’ın olgularını zikredin demektedir. Öncesinde iki şeyi zikretmelerini daha istemektedir. Birisi Âd kavminin halifeleri kılınmaları diğeri yerde yerleştirilmeleridir ki bunun iki şekilde olduğu söylenmektedir: ovalara kasrlar yapıyorlar ve dağlardan evler yontuyorlar. Semûd kavmine Salih “size verilen siyasi gücün mekanizmalarını inceleyin, size verilen bu mimari dehayı Allah’ın koyduğu doğal kanunları kullanarak gerçekleştirdiğinizi düşünün, altında yatan mekanizmayı inceleyin, bunların arkasında yatan düzeni görüp Allah’ın gücünü anlayın ve yalnızca O’na ibadet edin” demektedir.

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكَ تَتَمَارَى

Rabbinin olgularından hangisini şüpheyle tartışırsın? (Necm 55)

Bu ayetin öncesinde ilk Âd kavminin, Semûd’un ve Nuh kavminin başına gelenleri ifade ettikten sonra bu ayette rabbinin âlâsının hangisini şüpheyle tartışıyorsun denmiştir. Onların başlarına gelenlerin her biri bir olgudur. Onların her birinin derinlemesine incelenmesi ve araştırılması gerekir. Yakın zamanda Âd kavminin yıldırım fırtınası ile nasıl yok edildiği bulunmuştur. Bu da ancak derin bir inceleme ve araştırma ile bulunmuştur. Bunlar Allah’ın tarihi olgularıdır. Ancak derin bir analizle nasıl gerçekleştiği anlaşılabilir.

Rahman suresinin bu ayetine kadar 12 ayet geçmiştir ve arkasından bu ayette ikinizin rabbinin olgularından hangisini yalanlıyorsunuz denmiştir? Bu ifade geneldir. Rabbimizin tüm olgularıdır ama bu ayette bu soru sorulduğuna göre önceki ayetlerde rabbimizin olguları olmalıdır.

الرَّحْمَنُ (1) عَلَّمَ الْقُرْآنَ (2) خَلَقَ الْإِنْسَانَ (3) عَلَّمَهُ الْبَيَانَ (4) الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ (5) وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ (6) وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ (7) أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ (8) وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ (9) وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ (10) فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ (11) وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ (12)

(Rahman 1-12)

  • Kuran’ı öğretme olgusu
  • İnsanı yaratma olgusu
  • Beyanı öğretme olgusu
  • Güneş sisteminin ince bir hesapla olması olgusu
  • Yıldız ve ağaçların secde etmesi olgusu
  • Göğün yükseltilmesi olgusu
  • Mizanın konulması olgusu
  • Arzın canlılar için konulması olgusu

Bunların hepsi إِلًى veya أَلًى dir. آلَاءِ رَبِّكُمَا dandırlar. Hakkında araştırma yapılması ve incelenmesi gereken şeylerdir. Araştırmayı, incelemeyi ve titiz sorgulamayı gerektiren kozmik olgular veya düşündürücü meselelerdir. Bunların hepsi derin bir araştırma, bir alt yapı ve bilgi gerektiren olgulardır.

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ cümlesi bir soru cümlesidir? Hangisini yalanlıyorsunuz veya yanlış olduğunu söylüyorsunuz denmektedir. Gerçekten bizden bir cevap mı istenmektedir? Hayır, istenmemektedir.

Soru her zaman cevap almak için gelmez. Burada da cevap almak amacıyla gelmemiştir. Burada ifade edilenler “İkinizin rabbinin hiçbir olgusunu yalanlayamazsınız/yanlışlayamazsınız” veya “İkinizin rabbinin olgularının hepsini inceleyin, araştırın ve nasıl gerçekleştiğini görün, anlayın ve yalanlayanlara da gösterin” veya “İkinizin rabbinin olguları kendiliğinden olmamıştır, tesadüfi değildir, rabbiniz onu gerçekleştirmiştir, bunun kendiliğinden olmadığını anlayın, ‘rabbiniz yapmadı, kendiliğinden oldu’ diye yalanlayanlara gösterin” ifadeleridir.

Rahman suresi 78 ayettir. فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ayeti 31 kere bu surenin içinde geçer. Geçtiği ayet numaralarında bile bir kurala tabidir.

T/Ç

Tek

Çift

Tek

Çift

Tek

Ayet

13

16,18

21,23,25

28,30,32,34,36,38,40,42

45,47,49,51,53,55,57,59,61,63,65,67,69,71,73,75,77

Tek ve çift geçişler arasındaki farklar 3 iken (1316, 1821, 2528, 4245) tek ve çift devam ederken aradaki fark hep 2 olarak ardışık çift ve ardışık tek sayı olarak ilerliyor.

Sûrenin sonuna kadar bu tekrarlayan ayetlerin arasındaki ayetlerde sürekli olgular (آلَاء) ifade edilmektedir. Bu sûrenin amacı da budur. Allah’ın olguları üzerinde inceleme yapmaya teşvik etmektir. İnsanı yarattı dediğinde insanın nasıl yaratıldığını araştırın demektir. Göğü yükseltti, yeri koydu dediğinde evrenin yaratılışını araştırın demektir. Güneş sisteminin ince hesabından bahsettiğinde Güneş sisteminin kanunlarını bulun, inceleyin, anlayın demektir.

Bu sûre insanlar ve cinler için ortak sûredir. Bu sûre insan ve cinlerin Allah’ın olgularını düşünmesini, araştırmasını istemektedir. Bu sûreyi anlamak için olguları anlamak gereklidir. Bir olguyu anlamak için yeterince bir alt yapı gereklidir.

  1. Bilgi: Temel kavramların bilinmesi gerekir. Terimlerin anlamı nedir? Olgu hangi alanın içindedir? Fiziksel bir olguyu anlamak için Fizik bilgisi gerekir. Toplumsal bir olgu için Sosyoloji bilgisi gerekir. Canlıların yaratılışıyla ilgili bir olguyu anlamak için biyoloji, genetik bilgisi gereklidir. Bilgi olmadan gözlem anlamsız bir veri olacaktır. Bu konuda bir söz çok manidardır: “Bilen göz görür.”
  2. Gözlem: Olan nedir, değişen nedir, değişkenler nedir, tekrar eden nedir? Bu, derinlemesine bakıştır.
  3. Soru sorma: Neden böyle? Nasıl işliyor? Başka türlü olabilir mi?
  4. Araştırma ve yöntem: Veri toplama, karşılaştırma, deney ve analiz. Burası bilimsel yöntemle ilgilidir.
  5. Akıl yürütme (mantık): Sebep–sonuç kurma, tutarlılık kontrolü ve genelleme yapma.
  6. Eleştirel düşünme: Her görülen doğru olmayabilir. Yanılgıları fark etmek, varsayımları sorgulamak, alternatif açıklamaları değerlendirmek.
  7. Bağlam: Hiçbir olgu tek başına değildir. Tarihî bağlam, kültürel bağlam, sistem içindeki yeri.
  8. Tecrübe: Zamanla oluşur. Benzer durumları tanıma, hızlı kavrama, derin içgörü.

Bir olguyu anlamak için: Bilgi + Gözlem + Soru + Yöntem + Mantık + Eleştiri + Bağlam + Tecrübe

Kuran’da ifade edilen bir olguyu anlamak için bütün bunlara ek olarak Kuran Arapçasını bilmek gereklidir. Kuran Arapçasını bilmeden meallere veya tefsirlere dayanarak Kuran’da ifade edilen olgular tam olarak anlaşılamaz. Diğer bir gereklilik Kuran’ın tamamını inceleme gerekliliğidir. O konudaki tüm ayetler derinlemesine incelenmelidir. Hatta o kadar ilginçtir ki o olguyla hiç ilgisi yokmuş gibi görünen ayetler aslında o olgunun anlaşılmasında büyük önem arz edebilir.

Kuran derinlemesine incelenmelidir. Kuran’da ifade edilen ve şu anda anlamadığımız olgular şu andaki gerekliliklerin en az birini sağlayamadığımız içindir. Cinlerin yaratılışını olgusunu şu anda bilgi yetersizliği nedeniyle anlayamıyoruz. Gün gelecek, yeterli bilgiye sahip olup yukarıdaki şartları sağlayabildiğimizde bu olguyu da anlayacak hale geleceğiz.

 

 

Teşvikiye, Yalova

02 Mayıs 2026

M. Lütfi Hocaoğlu

 






Son Eklenen Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1325
Rahman Suresi Tefsiri 13. Ayet
2.05.2026 98 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1324
Rahman Suresi Tefsiri 10-12. Ayetler
25.04.2026 1913 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1323
Rahman Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.04.2026 1993 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1322
Rahman Suresi Tefsiri 7-8. Ayetler
11.04.2026 2120 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1321
Rahman Suresi Tefsiri 6. Ayet
4.04.2026 1983 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1320
Rahman Suresi Tefsiri 5. Ayet
28.03.2026 2106 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1319
Rahman Suresi Tefsiri 4. Ayet
7.03.2026 2092 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1318
Rahman Suresi Tefsiri 3. Ayet
28.02.2026 2246 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1317
Rahman Suresi Tefsiri 2. Ayet
21.02.2026 1999 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1316
Rahman Suresi Tefsiri 1. Ayet
14.02.2026 2211 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1315
Cin Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
7.02.2026 2146 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1314
Cin Suresi Tefsiri 25. Ayet
24.01.2026 2155 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1313
Cin Suresi Tefsiri 24. Ayet
17.01.2026 2139 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1312
Cin Suresi Tefsiri 23. Ayet
10.01.2026 2085 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1311
Cin Suresi Tefsiri 22. Ayet
3.01.2026 2113 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1310
Cin Suresi Tefsiri 21. Ayet
27.12.2025 2211 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1309
Cin Suresi Tefsiri 20. Ayet
20.12.2025 2141 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1308
Cin Suresi Tefsiri 19. Ayet
13.12.2025 2162 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1307
Cin Suresi Tefsiri 18. Ayet
6.12.2025 2158 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1306
Cin Suresi Tefsiri 16-17. Ayetler
29.11.2025 2055 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1305
Cin Suresi Tefsiri 14-15. Ayetler
22.11.2025 2039 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1304
Cin Suresi Tefsiri 13. Ayet
15.11.2025 2079 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1303
Cin Suresi Tefsiri 12. Ayet
8.11.2025 2102 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1302
Cin Suresi Tefsiri 11. Ayet
1.11.2025 2049 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1301
Cin Suresi Tefsiri 10. Ayet
25.10.2025 2073 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1300
Cin Suresi Tefsiri 9. Ayet
18.10.2025 2153 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1299
Cin Suresi Tefsiri 8. Ayet
4.10.2025 1893 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1298
Cin Suresi Tefsiri 7. Ayet
27.09.2025 1938 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1297
Cin Suresi Tefsiri 6. Ayet
20.09.2025 2084 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1296
Cin Suresi Tefsiri 5. Ayet
13.09.2025 1858 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1295
Cin Suresi Tefsiri 4. Ayet
6.09.2025 2012 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1294
Cin Suresi Tefsiri 3. Ayet
30.08.2025 1537 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1293
Cin Suresi Tefsiri 1-2. Ayetler
23.08.2025 1386 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1292
Secde Suresi Tefsiri 30. Ayet
9.08.2025 1415 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1291
Secde Suresi Tefsiri 28-29. Ayetler
2.08.2025 1301 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1290
Secde Suresi Tefsiri 27. Ayet
26.07.2025 1024 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1289
Secde Suresi Tefsiri 26. Ayet
19.07.2025 1005 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1288
Secde Suresi Tefsiri 25. Ayet
12.07.2025 1023 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1287
Secde Suresi Tefsiri 24. Ayet
28.06.2025 990 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1286
Secde Suresi Tefsiri 23. Ayet
14.06.2025 1173 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1285
Secde Suresi Tefsiri 22. Ayet
31.05.2025 1055 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1284
Secde Suresi Tefsiri 21. Ayet
24.05.2025 1008 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1283
Secde Suresi Tefsiri 20. Ayet
10.05.2025 1179 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1282
Secde Suresi Tefsiri 19. Ayet
3.05.2025 1121 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1281
Secde Suresi Tefsiri 18. Ayet
26.04.2025 1255 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1280
Secde Suresi Tefsiri 17. Ayet
19.04.2025 1241 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1279
Secde Suresi Tefsiri 16. Ayet
12.04.2025 1308 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1278
Secde Suresi Tefsiri 15. Ayet
5.04.2025 1222 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1277
Secde Suresi Tefsiri 14. Ayet
22.03.2025 1131 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Kuran Seminerleri II 1276
Secde Suresi Tefsiri 13. Ayet
8.03.2025 1251 Okunma


© 2026 - Akevler