1323. hafta Kur’an ve İlim seminerimizden… - 4
Sosyal Tufan ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda; çare ve çözüm bu yazılarda…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Günümüz ölçü sistemlerinin değerinin düşürüldüğü dönemdir.
- Paranın karşılığı olmayan şekilde sürekli basılması, fiyatların gerçek maliyet yerine manipülasyonla belirlenmesi, enflasyonun gizlenmesi parayı gerçek bir değer ölçüsü olmaktan çıkarır ve böylece paraya olan güven kaybolur, para değersiz hale gelir ve böylece mizanın değeri düşürülmüş olur.
*
- Aynı suçlara farklı kişiler için farklı cezalar verilirse, hâkim kararları standarda değil kişisel etkiye ve sosyal medyanın etkisine dayanırsa, suçun ispatı yerine suçsuzluğun ispatı istenirse hukuk sistemi adaleti ölçemez hale gelir ve böylece adalete güven kalmaz, hukuk sisteminin değeri düşerek mizanın değeri düşürülmüş olur.
*
- Eğitimde herkes zorla lise mezunu yapılır. Seviyesi düşük olanlar bile zorunluluk nedeniyle liseden mezun olur. Yüzlerce üniversite açılır. Bu üniversitelere ilkokulu bile zorla bitirecek olanlar girer. Çok üniversite olduğu için hoca bulunmakta zorluk başlar. Kapasitesi düşük insanlar hoca olurlar. Kapasitesi düşük öğrenciler bu kapasitesi düşük hocaların eğitimiyle mezun olurlar. Böylece eğitim sistemine güven kaybolur. Üniversite diplomasının ve eğitimin değeri düşerek mizanın değeri düşürülmüş olur.
*
-Medya siyasilerin eline geçer. İlgili medya hangi siyasinin kontrolünde ise onun istediği şekilde haberler üretir veya onun istediği bakış açısından bakar. Bir süre sonra artık kimse duyduğu habere güvenemez olur. Böylece medyanın değeri düşerek mizanın değeri düşürülmüş olur.
*
- Hekimler hastalarını kendi hekimlik sanatları ile değerlendirirken bir gün malpraktis yasası çıkarılır. Artık hekimler kendi düşüncelerine göre değil belirlenmiş uluslararası konvansiyonel tıp standartlarına göre hastalarını değerlendirmek zorunda kalırlar. Aksi halde hasta için iyi olanı yapsalar bile standartlara uymadıkları için cezalandırılabilirler. Bunun sonucunda tüm hekimler aynı tedaviyi uygular hale gelir. Oysa daha tıp fakültesinin hemen başında “hastalık yok, hasta vardır” cümlesi zihinlere yerleştirilmiştir.
Her hasta farklıdır. Ancak hekimin malpraktis cezasından kurtulmasının yolu hastalığı tedavi etmesidir, hastayı değil. Bunun sonucunda hastalar iyileşemez hale gelir. Hekime ve sağlık sistemine olan güven kaybolur. Hasta ile hekim birbirine hasım hale gelir. Hekim artık muayenesi ile değil laboratuvar ve görüntüleme sistemlerinin sonuçları ile hastayı değil hastalığı adlandırır. Kişisel kanaatini kullanamaz hale gelir. Defansif tıp ortaya çıkar, hastanın iyileşmesi önemli değildir, doktorun hukuki olarak kendini koruması önemlidir artık.
Sonunda doktor sayısı, hastane sayısı yetmez hale gelir. Ne kadar çok hastane açılırsa ne kadar çok doktor olursa olsun yetmez hale gelir. Sonuçta sağlık sisteminin değeri düşürülerek mizanın değeri düşürülmüş olur.
***
SONUÇ
Kurallar Allah’ın kurallarına aykırı ise ve Allah’ın kurallarına aykırı olan bu kuralları koyanlar kendi koydukları kurallara bile uymuyor veya işlerine geldiklerinde uyguluyor, işlerine gelmediğinde uygulanmıyorsa, bu kurallar herkese eşit şekilde uygulanmıyorsa, değerlendirme için yapılan ölçümler var ama gerçeği yansıtmıyorsa artık o sisteme güven kalmaz ve değeri düşerek mizanın değeri düşürülmüş olur.