Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 195
‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
***
“Kâle rabbi / ‘Rabbim’ dedi” (Maide 25)
Hz. Musa böyle saygısızca ve korkusuzca cevap veren kavminden ümidini kesmiştir. Hz. Musa sarayda büyümüş, sonra adam öldürmüş, kaçmış ve yirmi yıl sonra Mısır’a dönmüştü. Firavun’la yirmi sene mücadele etmiş ve kavmini alıp denizden geçirmişti. Kendisi büyük başarılara imza atmıştı. Ne var ki kavmi daha hamdı, eğitilmemişti. Hiç beklemediği zamanlarda beklenmedik işler yapıyorlardı. Samiri’nin (Hz. Mûsâ Tûr’a çıktığında İsrailoğulları’nı altından yaptığı buzağıya tapmaya sevk eden kişinin) peşine takılmışlardı.
Şimdi de zayıfız gibi abuk sabuk laflar ediyorlar.
Hz. Musa kavminden ümidini kesmiş, rabbine dönmek istemiştir.
Bizim de ümidimizi kestiğimiz dönemler oldu. Allah saburdur. Belki de Erbakan Hoca dönemindeki gibi Adil Düzen ile ilgilenen Millî Görüş’ü yeniden ortaya çıkaracaktır.
***
“İnniy lâ emlikü illâ nefsiy ve ehiy / Ben nefsim ve ehimden (kardeşimden) başkasına malik değilim” (Maide 25)
Evet, Hazreti Musa’nın yanında kardeşinden başka kimse kalmamıştı. Hepsi birleşmiş ve Hazreti Musa’nın “girin” emrine karşı çıkıyorlardı. O iki adam da karşı çıkmıştı. Evet, doğru sözler söylemişlerdi ama sonunda onlar da diğerlerinin yanında yer almışlardı.
Demek ki asıl olan fiil ve ameldir.
Gidip kardeşlerimizle konuşsak, yaptığınız yanlış veya eksiktir desek. Cari particilik yapıyorsunuz, iktidara ve muhalefete çatmaktan başka bir iş yapmıyorsunuz, ne yapacağınızı söylüyor ama nasıl yapacağınızı söylemiyorsunuz. Bilmemenize rağmen kendinizi bilgili görüp siz oraya gelseniz işlerin hep düzgün gideceğini sanıyorsunuz. Sorunların sadece iktidardakilerin beceriksizliğinden ileri geldiğini sanıyorsunuz. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın anlattığı “Adil Düzen”e gelmelisiniz. Diğer partileri yermek yerine Adil Düzen’e göre nelerin nasıl yapılması gerektiğini anlatmalısınız.
Kavmin durumu işte budur.
O halde eğer bir topluluktan hicret etmeyi göze alamıyorsanız, siz onların dışına çıkamazsınız. Topluluğun içinde ne kadar muhalif olursanız olun, onlara uyarsınız.
O halde ne yapacaksınız, topluluğu nasıl hakka getireceksiniz?
Bunun çözümü hicrettir. O topluluktan ayrılırsınız, yeni topluluk kurarsınız ve orada yenilik yaparsınız.
Bizim bu görüşümüz eski görüşümüzdür. Bu sure görüşümüzü değiştirebilir.
***
Süleyman Karagülle anlatıyor: “Ben 1961’den itibaren İzmir’de önce Remzi Güres ve arkadaşları ile çalışmaya başladım. Son derece başarılı ve etkili faaliyetimiz varken onlar benden soğudular, ben de onları bıraktım. Bırakmayıp sabretseydim bugün Türkiye başka yerde olabilirdi. Sonra Akevler’de çalıştık. Uzun yıllar sonra orasını da bırakıp Kırgızistan’a gittim. Sonra orasını da bırakıp önce İzmir’e sonra İstanbul’a geldim. Önceleri Üsküdar’da sonra Yenibosna’da faaliyet gösterdik. Durmadan cemaat değiştirdim. Eskilerden tamamen kopmadım ama uzak kaldım. Yani Hazreti Musa’nın metodu ve aklıyla hareket ettim.”
Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri, on ikinci veya on üçüncüsü ihanet etmiş, ihbar etmiştir.
Hz. Musa’nın yanında o dönemde kardeşi Harun’dan başkası kalmamıştır.
Birçok zamanlarda böyle yalnız kalabilirsiniz. Herkes size cephe alır, sizin yanlış yolda olduğunuza karar verir. Siz de onlardan ayrılmak ve uzaklaşmak istersiniz.
(Devamı var)